zaman tüneli

yazarların duymaktan nefret ettikleri, kapatın şunu dedikleri, bir saniye bile maruz kaldıklarında sinirden alev topuna dönmelerine yeten seslerdir.

şimdilik aklıma gelenler,

1- irem derici
2- tuğçe kandemir
3- gökhan türkmen
4- mabel matiz
5- cem adrian
6- bilal sonses

edit, bi de son zamanlarda kankaaa mankaaa diye rap yapan, aksi gibi her yerde karşıma çıkan bi karga ses var. kim olduğunu bilmiyorum. elime verseler bir kaşık suda boğarım. o nasıl dayanılmaz bir sestir allahım!
devamını gör...

şu olayı üniversite tercihi yapacak gençlere oturup adam akıllı anlatmak lazım. her şehirde üniversite var diye okumak zorunda değilsin kardeşim madem okudun devlet vs sana iş bulmak zorunda da değil. bölüm bitirip atanamayan bilmem neler grevinde ömür bitirmenize gerek yok.
ya tıpla ya da bilişimle alakalı -yazilim falan değil dijital oyun geliştirme gibi bölümleri kast ediyorum- bir bölüm okuyacaksin ya da çok daha aşağı segment bir bölüm okuyup okula bile gitmeyip yabancı dil, güvenlikten tut türlü iş sertifikaları ile cv'ni dolduracaksin. yukarıda bahsedildiği gibi inanılmaz bir zaman sağlıyor insana. asla boş geçilmemeli.

bir de ailesinin mesleği, işi, dükkanı olup okumaya çalışanlar var. ben sizin ayrıca kafanızı s.. gidin ailenizin işini yapın. yıllar boyunca oturttukları işten paranızı kazanıp kendinize harcamaya bakın işte.

türkiye'de adam akıllı bir üniversite yok arkadaşlar. illa ben okuyacağım büyük projelerim var diyorsanız da yurt dışı ajanslarla görüşün derim.
ama bilin ki okumayıp hayata atılan insanlar hayata sizden önce 4 yıl sonra sermayeleri ile 8 yıl öne geçiyorlar.
adam askerliğini yapıyor, çalışıyor, para biriktiriyor, kendi işini kuruyor, evleniyor, altınları bozup araba alıyor, çocuk yapıyor, üç sene içinde ev almak için kredi seçeneklerini araştırmaya başlıyor sen daha yeni mezun olup iş bulana kadar baba parası yemeye devam ediyorsun.
devamını gör...

adam millete parmağını göstere göstere milyonları götürdü, şimdi malum partinin tüccarlığını yapıyor. bu eski türkiye daltaraklarının dönmesine şaşırmayan bir ben miyim acaba?
devamını gör...

o tenagerlikten çıktı tam bir kadın oldu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şüphesiz ki türkiye cumhuriyetinde ilk defa olarak 1959 yılında düzenlenmiştir.
devamını gör...

endamım yetsin
devamını gör...

biz de "atatürk düşmanlarıyla bu muhalefete muhalif tayfa her zaman asıl sorumlu akpye toz konduramayıp chpye sallamak için her boşlukta birleşir" derken yine haklı çıkmanın burukluğunu yaşarız.
zaten 25 yıldır sandığa gitmeyenler, sandığa gidenlere diyor ki aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemeyin. e sen de sandığa gitmiyom diyerek aynı şeyi yapıp farklı sonuç bekliyorsun. bense diyorum ki partiler arası rekabeti kızıştırmak her zaman halk lehinedir. kimse koltuğunu garanti göremesin ki kendini tek adam ilan edip saltanat süremesin. bu muhalefete muhalif arkadaşlar da saltanat süreni korumak için "öbürü de yapar yea" gevşek argümanıyla muhalefete sallıyor. sonra aktrol diyince kızıyorlar.

bu arada karpuza noldu yahu? çatladı sonunda galiba. atatürk düşmanı uçkur emmi bak hep senin yüzünden. gittin buna arka çıktın, dayanamadı gitti sonunda çatladı heralde.

ek: valla ayı kardeş senin karışmış kafanla ne olduğunla zerre ilgilenmiyorum. hiç bana kendini kanıtlamaya çalışma. ama düzelteyim ümitin salıverilmesi pek de zafercilerin mücadelesiyle olmadı. malesef özdağın artık akp için bir tehdit olamayacağına ikna olununca bırakıldı.
ekremi haksız yere içeri attıklarında zaferliler "bizimkini de suçsuz yere içerde tutuyolar niye sokağa çıkalım" diyerek evlerinde oturuyorlardı. chp için sokağa çıkanlar dedi ki "e siz de ümit özdağ için çıkın". ille çıkmam diyip muhalefet bölmeye çalışanlara da "sen gelme lan ayı" dendi. neyse öyle ya da böyle sonuç olarak çıkarıldı, buna en çok chpliler sevindi. inanmayan ümit özdağa sorsun.

ek: karpuz da gelip taze taze çatlamış, sağolsun. her zamanki gibi sorularının ve itham ettiği şeylerin hepsi kafasındaki hayali birine yönelik, bana değil. yazmadığım şeyler için savunma yapmamı beklemiş, tekrar ediyorum sizin neye inandığınız falan zerre umrumda değil, oy vermek zorundasınız falan da asla demedim çünkü bence siz zaten vermeseniz vatana millete daha hayırlı olur. benim, "sizin gibilerin kendini önemli görüp üzerine alındığı" yazılarımın hepsi kararsız seçmen, özellikle de genç seçmen umutsuzluğa düşmesin, demokrasi için mücadelesinde yalnız olmadığını hissettirmek içindir. yoksa gidin seçim günü evde ağlayın banane.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok tatlı bi hatun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trt 1 sunucusu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"gençler bilmez evlât zamanında böyle bir haber çıkmıştı lakin sonu nedir hatırlayamıyorum "

dediydi rahmetli muşlettin amca kahvede.
devamını gör...

chp akp nin gizli metresi dediğimiz zaman piro aşağı piro yukarı millete ağzında salyalarla saldıran aveller şimdi de aynı boku özgür özel üzerinden yiyor millete ağzında salyalarla saldırıyor.

seçim zamanı geldiğinde geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi aynı aveller oyları bölmeyin diye kafa açacaklar sürekli aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek aptallıktır.

özgür reis gitsin demli/pkk lılardan alsın bu sefer oyunu. eğer yeni bir siyasi oluşum çıkmazsa ve bu siyaset ve parti eskileri ile devam edilirse ben zaten sandığa gitmeyeceğim çünkü kimin kazanacağının önemi yok hepsi sorunun bir parçası çözümün bir parçası olamayacaklar.

şimdi canım kardeşlerim seçim sonrası özgür akpliymiş sövmelerinizi beklemek için bekliyorum.

edit: sonra bunlara ben gerizekalı diyince kızıyorlar. adam beni muhafazakar sanıyor dümdüz ateistim, adam beni mhp li sanıyor keskin türkçü kanattanım (mhp yada vb... nin kapısından girmedim.) , adam beni sağcı sanıyor halbuki keskin atatürkçüyüm. işte bu okumaktan aciz adamlar chp sempatizanı karşısındakinden haberi yok gelmiş sağa sola saldırıyor kuduz köpek gibi. sonra da gelip ekrem tutuklandı, şu oldu bu oldu diyorlar oğlum kitle belli bu işte ne olacaktı? bak zaferlilere nasıl aldılar başkanlarını geri.
devamını gör...

ben bu müzeyi baştan sona gezen hiç kimseyle tanışmadım - fransızlar da dahil-... artık "la giconda (mona lisa)" nın olduğu galerie ' lere girmiyorum bile. ama tiziano vecello, velasquez gibi ustaların da koleksiyonları var orada...modern klasikler, empresyonistler...cezanne, matisse...heykellere hiç girmiyorum. bi boşluk bulup, iki ay da kalacak bi yer bulup, paris' e gitmek lazım...paris ' i boşver sırf louvre 'u iki ayda gezip bitirmenin mümkün olduğundan bile emin değilim.

louvre' u mona lisa' dan ibaret sananlar, dehşet bir yanılgı içindeler.
devamını gör...

arkadaşlar geç kalmış biri olarak 2026 kpss’ye başladım matematik şu an iyi gidiyor gibi şans dileyin :)))
devamını gör...

...ve ölürler. tıpkı diğer tüm canlılar gibi...
devamını gör...

dostoyevski edebiyat alanında büyük bir deha olmasına rağmen, toplumsal ve siyasal düşünceleri son derece tutarsız, tutucu bir yazardır. kendisi manevi babası olarak adlandırdığı rus çarının sıkı bir hayranı, ortodoksluğa ve slavlığa aşırı tutkulu, yaşadığı devrim öncesi rusya'da aydınları ve öğrencileri etkileyen marksizm, anarşizm gibi kitle ideolojilerine, nihilizm gibi ahlakı reddeden ideolojilere tamamiyle karşı, karamazov kardeşler'i yazmadan önce nihilistlere büyük bir ders vereceğini söyleyen sıkı bir ahlakçıydı.

dostoyevski insan ruhunun derinliklerini, modernizmin yarattığı sorunları önceden gören büyük bir yazardı. kahramanlarının bir çoğu, bir düşünceyi, ideolojiyi temsil eden, evrensel ülkülerin peşinden koşan karakterler değildir. tersine iç güdüleri ve takıntılarıyla ile hareket eden, kendi dünyasında yaşayan, dışlanmış, yanlız, umutsuz ve her zaman kaybetmeye mahküm karakterlerdir. sürekli bir tren istasyonunda bekleyen ve istasyona gelen hiçbir trene binmeyen karakterlerdir. bu karakterler sosyalleşmeye, dış dünyayla ilişki kurmaya çalıştığı ölçüde toplum tarafından dışlanır ve kendi iç dünyalarına geri itilirler (bkz: yeraltından notlar.) gerçeklik dostoyevski karakterlerinin kafasında kurguladığı ve kendisinin yaşadığı bir kurmacadır. (yeraltından notlar'da ve beyaz geceler'de yaşanan her şeyin, kahramanın kafasında geçtiği ve gerçekleşmediğine yönelik bir çok eleştiri yazısı var)

dostoyevski'nin yapıtlarında kahramanlar sürekli başarısızlıktan, hastalıktan ve hayattan korkarlar ve hayattan çok ölüme yakındırlar. bu temalar varoluşçuların en çok sorunsallaştırdığı konular olduğu için, dostoyevski bir çok eleştirmen tarafından "hristiyan varoluşçu" yazar olarak adlandırılır. o yüzden yeraltından notlar'ın nietzsche'nin baş ucu kitaplarından birisi olmamasına şaşırmamak lazım.

dostoyevski inançlı bir hristiyandı. hristiyan inancına göre herkes doğuştan suçlu olduğu ve vaftizle günahlarından arındırıldığı için hayatı boyunca bu suçluluk düşüncesini üzerinden atamamış, karamazov kardeşler'de belirttiği gibi bir dönem manastıra dahi kapanmıştır. bunda kronik bir sara hastası olması ve onun yarattığı tuhaf duygu durumunu da eklemek lazım.

aslında dostoyevski gençliğinde rusya'da etkili olan devrimci düşüncelerden etkilenmiş ve devrimci bir gruba katılmıştı ama çar tarafından yakalanıp ölüme mahkum edilmiş ve tam infaz edileceği sırada çar onu affetmiş ve cezasını çekmek için sibirya'ya sürülmüştü. ama bu olay dostoyevski'nin devrimci-sosyalist düşüncelerden uzaklaşıp muhafazakarlığa ve mistizime kaymasına neden olacaktır.

suç ve ceza'ya gelince, acaba dünya edebiyatı'nın bu baş yapıtının dostoyevski'nin kumar borcu yüzünden yazıldığını kaç kişi bilir? dostoyevski kumar oynamak için yayın evinden borç para alır ve karşılık olarak onlara roman yazacağını söyler. çünkü beş kuruş parası yoktur. tüm parasını kumarda kaybedince oturup suç ve ceza'yı yazar. hayat işte :)

dostoyevski büyük bir balzac hayranıydı. balzac'ın goriot baba'sını rusça'dan çevirmiştir. bir çok eleştirmen raskolnikov'u çağının rastignac'ı (goriot bab'daki baş karakter) olarak tabir ederi. dostoyevski, hayranı olduğu balzac'ın goriot baba daki kahramanların, para karşılığı birisini zevk için öldürüp öldürmeyeceği tartışmasını, suç ve ceza'da merkeze koyar. suç ve ceza'da raskolnikov'un hiç bir plan yapmadan işlediği tefeci cinayetinden sonra, işlediği suçu nasıl karşıladığı işlenir. raskolnikov tefeciyi öldürdükten sonra, üzerinde artan ahlaki baskıyı kaldıramaz ve cinayeti işlediği yere geri dönerek olayın baş şüphelisi konumuna düşer.

çünkü dostoyevski'ye göre insanı yargılayan en büyük merci, mahkeme değil, insanın kendi vicdanıdır.
devamını gör...

aslında yoğun bölümler hariç size muhteşem bir zaman tanıyor, aynı zamanda network imkanı. yalnız büyük oranda şansın yanınızda olması lazım. öyle öküz gibide çalışsan şans lazım eğer tıp okumuyorsan. rekabet fazla kızıştı, ortalık kurtlarla dolu. herhangi bir sektöre giriş bile zor. dünya genelinde de bir daralma mevcut.
devamını gör...

muşlettin amca ne kadar entelektüel bir adammış, takdir ettim.
devamını gör...

genç marx'ın komünizm'le ilk buluşması. marx'ın paris'ye yazdığı kitap, hegel'in felsefi anlamda genelleştirdiği yabancılaşma kavramını iktisat bilimi içerisinde inceleyerek ekonomi politiğe bir giriş yapıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dostoyevski rus edebiyatı için ne ise mellville amerikan edebiyatı için odur. kaptan ahab'ın savaşını merak ediyorsanız okuyun. ahab sadece moby dick'le değil, denizle birleşmiş olan kötülükle de mücadele ediyor. moby dick beyazlığı ve lekesizliği ile saflığı ve masumluğu da simgeliyor. mutlaka okuyun.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim