zaman tüneli

bazı aktrollere sakin ol şampuan demek lazım gelen başlık. herifin tükürükler buraya kadar geldi ya.
bak bu olayın sorumlusu akpnin cadı avına dönen hukuksuzluk zinciri. iki gün önce şikayetçi olanlar, teker teker ifadelerinin akp baskısıyla, zorla alındığını söyleyip ifadelerini geri çekiyor. bu olayda tek bir mağdur yok. ama zalim tek. sen de zalimin koluna girip mağdurlara parmak sallamış oluyorsun.
ek: bu uzay da bayılıyo akp yalasın. valla mhp gibi komple akpye ve apoya monte olmadığı sürece bireysel garezler için chpye yüklenmek gayet anlamsız. onların da akp gidince düzgün hukuksal düzlemde sorgulaması yapılır. akp varken mümkün olmadığını görüyoruz. bu yüzden chpnin oy oranı da her seçimde akpye tepki oyları olarak yükseliyor. çünkü mantıklı olan bu, akpye (ve akpye geçince yırtabileceğini sananlara) bir sonraki seçimin garanti olmayacağını hatırlatmak. herkes hukuksuzluğun farkında, işte bi siz 3-5 kişiye anlatmaya çalışıyorum da sanki kapı sanki duvar.

ek: burada takılmamız gereken asıl olay bir haltlar karıştırmış birinin chpde tutunamayacağını, akpye geçerse yırtacağını anlamaktır. ne chp ne seçmeni müneccim değil. hangi dava arkadaşlarının ileride gerek isteyerek gerek tehditle sırtından bıçaklayacağını bilemez. aktroller sırtından bıçaklananı suçlayıp parmak sallıyor, demagoji yapıp asıl problem olan akp hukuksuzluğunu gizliyor.
devamını gör...

sadece woman demeyeceksin g.tün yiyorsa şu şarkıyı söyleyeceksin.

devamını gör...

kendim icin istedigim.
huzurlu huzurlu takılmak istiyorum sadece.
kalp.
devamını gör...

aslen baba ve anne tarafından arnavut kökenlidir.
devamını gör...

kraliçe. seviyorum.
devamını gör...

konuşmayı beceremeyenlere...

devamını gör...

yarın akpye geçeceğini açıklamış afyon b.b.
herifler eski grup başkan vekilinizi ve koca şehrin b.başkanını çektiler aldılar elinizden.
zorunuza gitmiyor mu hiç?
ıyi niyetli ve düzgün insanları hakaretle, iftirayla partiden uzaklaştırdınız.
yerel seçimlerde dendi ki:
al sana fırsat kendini göster iktidarı al!
ne yaptınız?
ne yaptınız ulan ne yaptınız?!
insanların üç gün uyumadan koruduğu, adliyelerin kapısında titreyerek beklediği, bir tanesi için bile kavga ettiğim oyları gittiniz akpye taşıdınız ulan siz!
bunu bizim gözümüze baka baka yapıyorsunuz!
ve hala gelip beni suçluyorsunuz
hala bizi suçluyorsunuz
sütte leke var ama sizde hala yok öyle mi?
suratınıza tükürsem onu bile koştura koştura akpye taşırsınız ulan siz!
rüyanızda chp'nin seçim kazandığını görseniz salavat getirirsiniz!
o kadar tıynetsiz o kadar karaktersizsiniz!
devamını gör...

dünya döner ben kebap. vurmayın öldüm.
devamını gör...

devamını gör...

sessizce hastane odasına baktı. tam dokuz aydır burada mı yatıyordu?

ne zaman başladığını düşünmeye çalışırken dışarıdan gelen rüzgârın uğultusunu duydu. pencereden baktığında, karşıdaki koca çınarın dallarının kopup gidecekmiş gibi savrulduğunu gördü. kendini ona benzetti. o da içten içe kırılmış ve yalnızdı..
dalgın gözlerini camdan ayırmadı.
“aslı… aslı… kızım kalk artık. teyzene gideceğiz. baban hazırlanmış bile. senin bu ağırkanlılığına yine sinirlenecek.”
annesinin sesi hâlâ kulağında yankılanıyordu.
o gün arabaya bindiklerinde yağmur deli gibi yağıyordu. camlara vuran damlalar görüşü neredeyse tamamen kapatmıştı. babası radyoyu açtı. o sıralar genç kızlar arasında hızla ünlenen atlas kaan' nın şarkısı çalmaya başladı.
aslı hafifçe gülümsedi.
tam o sırada önlerine çıkan köpeğe çarpmamak için babası ani bir hareketle direksiyonu kırdı.

araba kontrolden çıktı.
şarampole yuvarlandılar.
gözlerini açtığında hastanedeydi.
kolunda ve ayağında kırıklar vardı ama yaşıyordu. annesiyle babasının öldüğünü söylediklerinde ise hiçbir şey hissedemedi. ağlayamadı bile.
sanki içine bir boşluk açılmıştı.

o günden sonra abisi murat onu yanına aldı.
aslı giderek sessizleşti. uzun uzun boşluğa bakıyor, saatlerce odasından çıkmıyordu. sürekli müzik dinliyordu. özellikle de atlas kaan…
şarkılar, acısını unutturan tek sığınaktı.
kazanın üzerinden tam bir yıl geçmişti.
murat, kardeşinin biraz olsun toparlanması için ona sürpriz yaptı. atlas kaan konserine en önden bilet almıştı.
o gece hava yine yağmurluydu.
aslı büyük bir heyecanla hazırlandı. gözlerinin içi uzun zaman sonra ilk kez ışıldıyordu.
konser alanına geldiklerinde kalabalığı yara yara en öne geçti. atlas sahneye çıktığında çığlıklar yükseldi.
aslı nefesini tuttu.
atlas şarkı söylerken bir an göz göze geldiler. kalbi deli gibi çarpmaya başladı.
sonra atlas mikrofonu kaldırdı.
“aramızda çok özel biri var,” dedi gülümseyerek. “aslı… bu şarkı senin için.”
aslı’nın gözleri karardı.

“aslı! aç gözlerini, hadi biraz su iç.”
gözlerini araladığında murat’ın korku dolu bakışlarıyla karşılaştı.
“abi…” dedi nefes nefese. “atlas benim adımı söyledi…”
murat kısa bir sessizlikten sonra başını eğdi.
“aslı… sen baygınlık geçirdin. atlas böyle bir şey söylemedi.”
o geceden sonra her şey daha da kötüleşti.
aslı televizyonda atlas’i gördüğünde onunla konuşmaya başladı. atlas’in de ona karşılık verdiğini söylüyordu.
“beni tanıyor.” “bana âşık.” “yakında yanıma gelecek.”
başta kimse önemsemedi.
ama zaman geçtikçe aslı gerçeklikten kopmaya başladı. her hafta atlas'a mailler atıyor, birlikte yaşayacakları hayatı anlatıyordu.
bir gün murat, bilgisayar açık kaldığında o mailleri gördü.
sayfalarca yazılmıştı.

murat’ın elleri titredi.
ve kısa süre sonra aslı’yı bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi’ne yatırdılar.

aslı yeniden pencereye baktı.
demek bugün çıkacaktı.
dokuz ay…
dokuz koca ay boyunca burada yaşamıştı.
atlas’i düşündü.
canı acıdı.
kapı birden açıldı.
içeri murat ve teyzesi girdi. ikisi de ona sıkıca sarıldı.
“hazır mısın?” diye sordu murat gülümsemeye çalışarak.
aslı sessizce başını salladı.
arabaya bindiklerinde hava yine yağmurluydu.
aslı camdan dışarı bakıyordu.
içinde garip bir boşluk vardı.
atlas…
aralarında hiçbir bağ yoktu
bunu sadece kendi zihninde yaratmıştı.
“ben sevdim,” diye fısıldadı kendi kendine.
“sadece ben…”
yağmur damlaları cama çarparken gözlerini kapattı.
“tüm ruhum eriyene kadar…”
eve geldiklerinde doğruca odasına çıktı.
hastanede aynaları bile kaldırmışlardı. kendine zarar verebilir diye hiçbir keskin eşya vermemişlerdi.
aylar sonra ilk kez aynaya bakacaktı.
kapıyı kapattı.
yavaşça aynanın karşısına geçti.
yüzü solgundu. göz altları morarmış, yanakları çökmüştü. tam o sırada pencere sert bir rüzgârla açıldı. perdeler savruldu. aslı geri çekilmek istedi ama yapamadı. sankş görünmez bir güç onu aynaya doğru çekiyordu.
her şey karardı.
gözlerini açtığında kendini tanımadığı bir salonda buldu. eskitilmiş ama zarif mobilyalar, ağır kadife perdeler, tavandan sarkan kristal avize…
yan odadan tabak sesleri geliyordu. korkuyla mutfağa yöneldi.
ocakta yemek karıştıran bir kadın birden döndü.
aynı yüz.
aynı gözler.
aynı aslı.
kadının elindeki tencere yere düştü.
tam o sırada mutfağa bir adam girdi.
“ne oluyor aşkım?” dedi telaşla.
adam iki aslı’yı görünce olduğu yerde dondu. yüzündeki renk çekildi.

aslı titreyen sesiyle fısıldadı:

“atlas…?”
devamını gör...

hocalı, hocasız, başkanlı, başkansız, bazen hem hoca hem başkansız gibi çeşitli varyantlarla 2. olma challengelarına forvetsiz ikinci olma challenge ekleyen enteresan kulüp. üst üste 5 kez 2. olarak rekor kırmışlar.
sebebine yapı derler. biz 13. olurken de 2. oldular. bizle ne alakası var.

biz 14 sene üst üste şampiyon olamadığımızda en çok puan toplayan 2. takımmışız. buna karşın tek şampiyonluk yok. bjk, fb, ts 4-5'er şampiyonlukları var. bu normal ama aynısı fenere olunca yapı.

ama yeni sezon farklı olacak ümidi kesmesinler. o sene bu sene..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bence güzel. *
devamını gör...

emirdağlı aile bakanı aracılığı ile bayraktar savunma sanayi için iş işbirliği ve ihale bağlantısı için geldi sanırım.vakti zamanında ana kraliçe elizabeth de ingiliz bmc kamyon fabrikası için gelmişti.
devamını gör...

karanlıkta yanabilirim, boşlukta durabilirim,
düşmem ben, kanatlarım var ruhumda.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem samimi hem vefalı...

şeboistim.
devamını gör...

serbest piyasa koşulları sadakati imkansızlaştırıyor. şöyle ki; bu hafta saç boyama ve keratin bakımı için biri 15 bin fiyat verirken, diğeri 6-8 bin arası, bir diğeri 9 bin fiyat çekiyor. n'apsın bu müşteri..? bazen aramaya inanmayı seçiyoruz mecburen.
devamını gör...

insanlara güvenilmez diyorum matilde, intikam da iyi bir şey değil. iyi kalmak önemli matilda.
devamını gör...

camları ayna gibi karşıdaki görüntüyü yansıtan güneş gözlüklerine verilen ad. bunları çocukken ilk keşfettiğimde çok şaşırmıştım. yani filmlerde falan görüyorumdur muhakkak ama takıp karşıyı görünce şaşırmıştım. çocukluk işte. yani karşıdaki gözlerinizi göremiyorsa siz de karşıyı göremezsinizdir diye düşünüyordum.

kendimi de konu mankeni yapayım dedim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bugün tantrum (yazar) ile takıldık [#3974675] ve kendisinin aynalı güneş gözlüğünü denedim. bu arada hava atmak için demiyorum da bana gözlüklerin %99'u falan yakışıyor ya. yani bülent ersoy'un takabileceği absürtlükte gözlükler bile bana yakışıyor cidden. bunu başkaları söylüyor tabii genelde. yoksa kendi kendime gelin güven olmuyorum. haha.
devamını gör...

geçenlerde abd, belçika’da amraam füzelerinin üretim tesisini kurmayı amaçladığını açıkladı. zannediyorum biz “al gülüm-ver gülüm”lerle iyiden iyiye nato’nun tedarikçisi olmayı planlıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ormanın içinden geçen toprak yolları severim ben. böyle hafif bozuk, yer yer çamurlu olur ya… sanki insan eli değmiş ama doğa tamamen teslim olmamış gibi. asfalt yollarda bir resmiyet var; seni bir yere yetiştirmeye çalışıyorlar. toprak yolun öyle bir derdi yok. istediğin kadar yavaş yürü..

bir de garip şekilde düşündürüyor insanı. o yolu kimler geçti acaba diye bakıyorsun bazen. yıllar önce odun taşıyan biri mi, canı sıkkın olduğu için yürüyen biri mi, yoksa sadece kaybolmak isteyen biri mi..? çünkü toprak yol biraz kaybolmaya uygun bir şey. insan orada yön duygusundan çok kafasının içini dinliyor.

aslında doğada hiçbir şey dümdüz değil ama insanlar yaptığı her şeyi cetvelle çizmek istiyor. toprak yollar ise mecburen eğiliyor, kıvrılıyor, ağacın kökünden kaçıyor. belki de bu yüzden daha samimi geliyor bana. kusurlu olduğu için gerçek duruyor.

bir de çocukluk anıları hep biraz böyle yolları çağrıştırıyor bana. tozlu ayakkabılar, uzaktan gelen köpek sesi, akşam olmadan eve dönme telaşı… insan büyüyünce birçok şeyi unutuyor ama nedense o yolların hissi kalıyor. belki hafıza da biraz toprak gibi çalışıyordur kimbilir.. üstü kapanıyor ama tamamen silinmiyor hiçbir şey.

bazen sadece yürümek için bile öyle bir yol lazım insana. bir yere varmak için değil de biraz kendi sesini duymak için.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim