zaman tüneli
instagram'a fotoğraf atmayı yanlış bulup sözlüğe atmak
instagram hesabımı kedilere özel olarak ayırdım, kedi dışında hiçbir bok paylaşmıyorum.
buraya fotoğraf atmaya ise o kadar alıştım ki artık geri dönüp silme gereksiniminde bile bulunmuyorum. tüm galerimi buraya boşaltıyorum da denilebilir.
üstelik artık toplum içinde bile foti çekebiliyorum* bu da demek oluyor ki bana daha fazla maruz kalacaksınız.
üzgünüm bu konuda.
buraya fotoğraf atmaya ise o kadar alıştım ki artık geri dönüp silme gereksiniminde bile bulunmuyorum. tüm galerimi buraya boşaltıyorum da denilebilir.
üstelik artık toplum içinde bile foti çekebiliyorum* bu da demek oluyor ki bana daha fazla maruz kalacaksınız.
üzgünüm bu konuda.
devamını gör...
ruh eşin nerede
aynı evrende. nerede olacak? nankör olmayın.
devamını gör...
tantuni sultan süleyman (yazar)
bayramda peruda alpaka kurban eden gezgin yazarımız. iyi bayramlar kardeşim
devamını gör...
adolf hitler
tarihteki berbat kötü insanlardan biridir
devamını gör...
sunjay kapurun ağzına giren wu tang arısı (yazar)
gece gece bana sunjay kapur kimdir wu tang arısı bizim de ağzımıza girer mi diye araştırma yaptıran nick
devamını gör...
instagram'a fotoğraf atmayı yanlış bulup sözlüğe atmak
anlamsız davranış
devamını gör...
müzik kutusu (kısa film)
senaryosu tolga taş tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 13 dakikalık kısa film; oyuncu kadrosunda, aziz ali uyar, şahin kavsara, furkan kasalak, berkecan karatepe gibi isimler yer almakta iken geçtiğimiz ocak ayında yayınlanmıştır.

bedelini alın teriyle ödemediğin hiçbir şey tam anlamıyla sana ait değildir, emek vermeden sahip olduğun hiçbir şey sana gerçek bir mutluluk veremez ana fikrinin çıkarılabileceği bir kısa filmdi.
müzik mağazasında görmüş olduğu müzik kutusuna sahip olmak isteyen bir çocuğun hayalleri üzerinden insanın kendi hayallerini sorgulamasını sağlayan bir kısa filmdi benim için.
çocuğun evsiz olduğu ve dilenmekten başka çaresinin olmadığı görülüyor, o müzik kutusunu sık sık ziyâret ediyor, hayaline dokunuyor ama ona erişemiyor, bu durum da insanın hayallerinin aynı anda hem ne kadar yakın hem de ne kadar uzak olabildiğini hatırlatıyor, üstelik hissettiriyor.
mutluluğunu o müzik kutusunun varlığı üzerine temellendirmiş olduğunu hissettiriyor, o müzik kutusu bence bir metafordu da, gerçekleşmesi imkânsız görünen bir hayalin simgesi niteliğindeydi bence biraz da, olmasa da yaşayabileceğin ama yokluğu seni üzen bir insan, bir varlık olabilirdi, yitirmek istemediğin herhangi bir insan ya da nesne.
çocuğun bu müzik kutusuna emek vermeden sahip olmak istemediği görülüyor, ona sahip olmak için mendil satıyor, bir gün hırsızlık yapmayı bile aklından geçiriyor, az daha müzik kutusunu alıp mağazadan çıkacaktı ama vicdanı onu durduruyor.
sonrasında ise müzik kutusu hayalinin gerçek olup olmadığını görmemiz ile filmin sonuna doğru yaklaşıyoruz...
konu açısından fazla kapsamlı bir kısa film değildi belki ama hayal ve emek üzerine düşündüren bir yanı da yok değildi neticede.
ana fikir ise bence şöyleydi;
emek vermeden sahip olduğun hiçbir şeyin bir değeri yoktur, olamaz, yalnızca uğruna bedel ödediğin, emek verdiğin şeyler sana ait olabilir, hayal kurmak çok güzeldir ama her hayal gerçekleşemez dünyada, gerçekleşmemesi dünyanı yıkmasın.
hayallerin hayal olarak kalmaması için emek vermekten başka çare yok...

bedelini alın teriyle ödemediğin hiçbir şey tam anlamıyla sana ait değildir, emek vermeden sahip olduğun hiçbir şey sana gerçek bir mutluluk veremez ana fikrinin çıkarılabileceği bir kısa filmdi.
müzik mağazasında görmüş olduğu müzik kutusuna sahip olmak isteyen bir çocuğun hayalleri üzerinden insanın kendi hayallerini sorgulamasını sağlayan bir kısa filmdi benim için.
çocuğun evsiz olduğu ve dilenmekten başka çaresinin olmadığı görülüyor, o müzik kutusunu sık sık ziyâret ediyor, hayaline dokunuyor ama ona erişemiyor, bu durum da insanın hayallerinin aynı anda hem ne kadar yakın hem de ne kadar uzak olabildiğini hatırlatıyor, üstelik hissettiriyor.
mutluluğunu o müzik kutusunun varlığı üzerine temellendirmiş olduğunu hissettiriyor, o müzik kutusu bence bir metafordu da, gerçekleşmesi imkânsız görünen bir hayalin simgesi niteliğindeydi bence biraz da, olmasa da yaşayabileceğin ama yokluğu seni üzen bir insan, bir varlık olabilirdi, yitirmek istemediğin herhangi bir insan ya da nesne.
çocuğun bu müzik kutusuna emek vermeden sahip olmak istemediği görülüyor, ona sahip olmak için mendil satıyor, bir gün hırsızlık yapmayı bile aklından geçiriyor, az daha müzik kutusunu alıp mağazadan çıkacaktı ama vicdanı onu durduruyor.
sonrasında ise müzik kutusu hayalinin gerçek olup olmadığını görmemiz ile filmin sonuna doğru yaklaşıyoruz...
konu açısından fazla kapsamlı bir kısa film değildi belki ama hayal ve emek üzerine düşündüren bir yanı da yok değildi neticede.
ana fikir ise bence şöyleydi;
emek vermeden sahip olduğun hiçbir şeyin bir değeri yoktur, olamaz, yalnızca uğruna bedel ödediğin, emek verdiğin şeyler sana ait olabilir, hayal kurmak çok güzeldir ama her hayal gerçekleşemez dünyada, gerçekleşmemesi dünyanı yıkmasın.
hayallerin hayal olarak kalmaması için emek vermekten başka çare yok...
devamını gör...
adolf hitler
devasa bir savaş atlatmış dünyaya, özellikle de o dünyanın en ileri sayılabilecek olan batı avrupa ülkelerine yatıştırma politikasının yeni bir savaşı engellemeye yetmeyeceğini, yayılmacı bir ülkeye tıpkı açgözlü bir çocuk gibi yatıştırıldıkça, istenilen verildikçe daha fazlasını isteyeceğini çok ama çok acı bir şekilde öğretmiş olan kişidir.
başta churchill olmak üzere 20. yüzyılın batı liderleri bunu zor yoldan öğrendi öğrenmesine de, 21. yüzyılın liderlerine öğretememiş olsalar gerek ki bugün maalesef orta doğu'da yatıştırılmaya çalışılan bir başka devlet var. halbuki savaş her zaman en son çare olmasına rağmen, yayılmacı olduğu kanıtlanmış kötüler ancak silahla durdurulabilir.
başta churchill olmak üzere 20. yüzyılın batı liderleri bunu zor yoldan öğrendi öğrenmesine de, 21. yüzyılın liderlerine öğretememiş olsalar gerek ki bugün maalesef orta doğu'da yatıştırılmaya çalışılan bir başka devlet var. halbuki savaş her zaman en son çare olmasına rağmen, yayılmacı olduğu kanıtlanmış kötüler ancak silahla durdurulabilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
üç buçuk aylık yeğenimle imtihan halindeyiz. annesi babası sağlıkçı derdini çözemiyor. tek sakinleştiği şey halay havaları. kültürümüzde halay da yok. ama bu çocuk halay havasıyla mutlu. le hanım ha hanım ey
sormisen heç halım ey diye diye, halay çekiyoruz * allahım evde iyiki kamera yok.
sormisen heç halım ey diye diye, halay çekiyoruz * allahım evde iyiki kamera yok.
devamını gör...
ruh eşin nerede
an itibarıyla karşımda.
devamını gör...
sözlüksss
sanki sözlüğü daha yazamamışlar gibi duran bir sözlük platformu
devamını gör...
28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
akpnin kendisine oy vermeyen toplumsal kesimlerle ilişkisinin nasıl olduğunu ilk kez çıplak biçimde gösteren olay. bu olay halk için ilk şok olması nedeniyle önemlidir.
gezi sonrasında muhaliflerdeki "abd güdümlü akp" algısını güçlendiren bir başka unsur da şu oldu: bazı insanlar gezi protestolarına karşı kullanılan sert güvenlik politikaları, iktidarın ayrıştırıcı dili, halkı terörize etmeye çalışması ile dış politikadaki pragmatik ilişkiler arasındaki çelişkiyi sorguladı.
geziye kadar halk, akpyi demokrasi için sineye çekiyordu. fakat geziden sonra dış kaynaklı ellerin halka düşman hukuku uyguladığını düşünmeye başladı.
gezi, sadece bir park protestosu değil, çok sayıda insanın devlet, demokrasi ve iktidar hakkındaki temel kanaatlerini değiştiren bir kırılma anı olarak hafızada kaldı.
gezi sonrasında muhaliflerdeki "abd güdümlü akp" algısını güçlendiren bir başka unsur da şu oldu: bazı insanlar gezi protestolarına karşı kullanılan sert güvenlik politikaları, iktidarın ayrıştırıcı dili, halkı terörize etmeye çalışması ile dış politikadaki pragmatik ilişkiler arasındaki çelişkiyi sorguladı.
geziye kadar halk, akpyi demokrasi için sineye çekiyordu. fakat geziden sonra dış kaynaklı ellerin halka düşman hukuku uyguladığını düşünmeye başladı.
gezi, sadece bir park protestosu değil, çok sayıda insanın devlet, demokrasi ve iktidar hakkındaki temel kanaatlerini değiştiren bir kırılma anı olarak hafızada kaldı.
devamını gör...
tüm zamanların en iyi sporcusu
spordan spora göre değişir benim için boksta muhammed ali futbolda drogba
devamını gör...
ruh eşin nerede
şu saatten sonra isterse burnumun dibinde olsun, inan hiç halim yok sözlük.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en iyi futbol takımı
en iyilerinden birkaç tane eklemek isterim;
2002 brezilya: *

2006/2009 barcelona: rijkaard teknik direktörlüğünde ronaldinho'nun dünya yıldızı olduğu, eto'o ve genç yetenek messi'nin sahneye çıkması, daha sonra da guardiola'nın takımın başına geçmesiyle kadroya eklenen henry ve orta sahada makine olan xavi-iniesta ikilisiyle birlikte hem tiki taka futbolunun hem de ispanya milli takımının iskeletini oluşturdular. bu takım o dönem çocuk olan benim abimle birlikte sıkı şekilde barcelona maçlarını takip etmeme sebep olmuştur. gerçi takımda eto'o ve ibrahimovic'in haksız gönderilmesi, pas oyununun abartılması ve guardiola'nın gereksiz ispanyol oyuncularla doldurması can sıkıyordu.

*

*
2005 milan: istanbul'daki finalde dramatik olarak liverpool'a kaybetseler de o dönem dünyanın en güçlü takımlarından biriydi. 2007'de liverpool'a karşı finalde rövanşı almıştı tabiki. *

2008 manchester united: ronaldo'nun en parlak dönemlerinden olan, scholes, giggs, rooney, ferdinand gibi oyuncuları ve sir alex ferguson ile bir başka takımdı.

real madrid 2003-04: yıldızlar karması, başka diyecek bir şey yok.

bu kadroya daha sonra beckham transferi olmuştu.
2002 brezilya: *

2006/2009 barcelona: rijkaard teknik direktörlüğünde ronaldinho'nun dünya yıldızı olduğu, eto'o ve genç yetenek messi'nin sahneye çıkması, daha sonra da guardiola'nın takımın başına geçmesiyle kadroya eklenen henry ve orta sahada makine olan xavi-iniesta ikilisiyle birlikte hem tiki taka futbolunun hem de ispanya milli takımının iskeletini oluşturdular. bu takım o dönem çocuk olan benim abimle birlikte sıkı şekilde barcelona maçlarını takip etmeme sebep olmuştur. gerçi takımda eto'o ve ibrahimovic'in haksız gönderilmesi, pas oyununun abartılması ve guardiola'nın gereksiz ispanyol oyuncularla doldurması can sıkıyordu.

*

*
2005 milan: istanbul'daki finalde dramatik olarak liverpool'a kaybetseler de o dönem dünyanın en güçlü takımlarından biriydi. 2007'de liverpool'a karşı finalde rövanşı almıştı tabiki. *

2008 manchester united: ronaldo'nun en parlak dönemlerinden olan, scholes, giggs, rooney, ferdinand gibi oyuncuları ve sir alex ferguson ile bir başka takımdı.

real madrid 2003-04: yıldızlar karması, başka diyecek bir şey yok.

bu kadroya daha sonra beckham transferi olmuştu.
devamını gör...
sözlüksss
devamını gör...
damarlı ellere sahip olmak
şuna düşenlere hayretler etmekteyim. damarlı eller nedir kardeşim? damar hepimizde var. elinde 2 damarı belirgin olan da kendini andrew scott filan sanıyor. allah akıl versin.
devamını gör...
path of exile 2
steam'de %50 indirimle 15 dolara düşmüştür.
devamını gör...
yalçın tura
türkiye'nin monsieur de sainte-colombe'u. az önce trt 2'de oğlu, hasan niyazi tura'nın yönettiği mini bir orkestrayı görünce üstadın yaşayıp, yaşamadığını sormak üzere ahir zaman büyücüsü yapay zeka'ya sual eyledim. ölmeden önce ölmüşlerin ahvalini, makinelerden sormak da biz ahir zaman müslümanının ayıbı olsun.
niyazi tura, ''umutsuzlar'' dır, ''hasretinle yandı gönlüm'' dür, '' gül yine sen'' dir, ''keşanlı ali destanı'' dır, ''askerin dönüşü'' dür. ancak onu, sadece bir film müziği bestekarı olarak anmak da eksik bir tanımlama olacaktır. üstadın müzikteki ilminin künhüne vakıf olacak seviye bende yok. ancak adnan saygun, cemal reşit gibi ilk kuşak cumhuriyet bestecileriyle başlayan türk müziğini, kendi özel vasfını kaybetmeden, batı müziği formunda ikame etmek denilince akla gelen silsilenin son halkasıdır. hala da teorik olarak eserleriyle müzik insanlarının yetişmesinde, otoritesi devam etmekte diye biliyorum. vefatından sonra yazarsam, kendimi suçlu hissederdim. bu dünyadan bir yalçın tura geçti.
niyazi tura, ''umutsuzlar'' dır, ''hasretinle yandı gönlüm'' dür, '' gül yine sen'' dir, ''keşanlı ali destanı'' dır, ''askerin dönüşü'' dür. ancak onu, sadece bir film müziği bestekarı olarak anmak da eksik bir tanımlama olacaktır. üstadın müzikteki ilminin künhüne vakıf olacak seviye bende yok. ancak adnan saygun, cemal reşit gibi ilk kuşak cumhuriyet bestecileriyle başlayan türk müziğini, kendi özel vasfını kaybetmeden, batı müziği formunda ikame etmek denilince akla gelen silsilenin son halkasıdır. hala da teorik olarak eserleriyle müzik insanlarının yetişmesinde, otoritesi devam etmekte diye biliyorum. vefatından sonra yazarsam, kendimi suçlu hissederdim. bu dünyadan bir yalçın tura geçti.
devamını gör...
