zaman tüneli
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yine aynı kafeye geldim.
bu sefer tenha köşeme geçemedim çünkü yerimi başka birisi kapmış.
ben de mecburen birileriyle göt göte oturmak zorunda kalacak olduğum bir yere geçtim.
ilk başta birazcık ders çalıştım.
sonra bu kadar ders çalışmanın bana yetecek olduğu tespitine vararak sözlüğe girdim ve bunları yazmaya başladım.
asla o kadarcık ders çalışma yetmeyecek bu arada ama konumuz bu değil.
içecek olarak ise en naneli olan şeyi tercih ettim çünkü naneli olan her şeye bayılıyorum.
sıcak havada denize atlamak gibi bir his yaratıyor.
bu arada deniz fobim var ama konumuz bu da değildi, evet.
etrafımdaki herkes kısık sesle konuştuğu için onları da dinleyemiyorum.
size tavsiyem bu tarz mekanlarda yüksek sesle konuşun ki benim gibi kaos bağımlılarını az biraz mutlu edebilin.
şimdi ise kafenin kedisinin benim kucağıma gelmesini umarak içeceğimi yudumlayacağım.
o yüzden şu anlık bay.
bu sefer tenha köşeme geçemedim çünkü yerimi başka birisi kapmış.
ben de mecburen birileriyle göt göte oturmak zorunda kalacak olduğum bir yere geçtim.
ilk başta birazcık ders çalıştım.
sonra bu kadar ders çalışmanın bana yetecek olduğu tespitine vararak sözlüğe girdim ve bunları yazmaya başladım.
asla o kadarcık ders çalışma yetmeyecek bu arada ama konumuz bu değil.
içecek olarak ise en naneli olan şeyi tercih ettim çünkü naneli olan her şeye bayılıyorum.
sıcak havada denize atlamak gibi bir his yaratıyor.
bu arada deniz fobim var ama konumuz bu da değildi, evet.
etrafımdaki herkes kısık sesle konuştuğu için onları da dinleyemiyorum.
size tavsiyem bu tarz mekanlarda yüksek sesle konuşun ki benim gibi kaos bağımlılarını az biraz mutlu edebilin.
şimdi ise kafenin kedisinin benim kucağıma gelmesini umarak içeceğimi yudumlayacağım.
o yüzden şu anlık bay.
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen tüm yazarları engelleyen tip
tahammül seviyemiz yerlerde. tabii ki en kolayı engelle gitsin demek. zaten yeterince şeyle uğraşıyoruz, bari burada uğraşmayalım, değil mi?
moralim bozulacağına sil gitsin demek en mantıklı olanı. ama keşke hayat da sözlükteki engelle tuşu kadar kolay olsaydı. tüm problemler, tek tuşla görünmez olsaydı.
moralim bozulacağına sil gitsin demek en mantıklı olanı. ama keşke hayat da sözlükteki engelle tuşu kadar kolay olsaydı. tüm problemler, tek tuşla görünmez olsaydı.
devamını gör...
en son sinir olduğun şey
.
devamını gör...
hepimizin psikolojisi neden bozuk sorunsalı
çok doğru tespitler. ben doğada vakit geçirdiğim zaman birkaç gün daha huzurlu oluyorum.
bazen doğa manzaralı videolar ve resimler huzur veriyor. sonuçta doğalımız doğa içinde olmaktı. bu betonarme lanet dünya bize ait değil. biz ona ait hatta ona köleyiz.
bazen doğa manzaralı videolar ve resimler huzur veriyor. sonuçta doğalımız doğa içinde olmaktı. bu betonarme lanet dünya bize ait değil. biz ona ait hatta ona köleyiz.
devamını gör...
çalışıyorsa dokunma
dokunmadan çalışmayan şeyleri üzdünüz şu an.
devamını gör...
35 yaşını geçmesine rağmen hala pembe giyen kadın
kadının hangi yaşta ne giyeceğine de karışmayın be kardeşim. ister neon yeşil giyer, ister cırt pembe. size ne, kime ne?
devamını gör...
annesinin sözünden çıkmayan erkek
öylesini biz arkadaş ortamında bile çekemiyoruz,
sevgilisi nasıl çeker aklım almıyor.
öf, mıymıy tipler.
sevgilisi nasıl çeker aklım almıyor.
öf, mıymıy tipler.
devamını gör...
çalışıyorsa dokunma
(bkz: çalıyorsa dokunma).
devamını gör...
dolores umbridge
hogwarts kayyımı.
devamını gör...
annesinin sözünden çıkmayan erkek
evkenilecek erkektir
yeni nesil sılasu'lara bakmayın
yeni nesil sılasu'lara bakmayın
devamını gör...
hepimizin psikolojisi neden bozuk sorunsalı
insanlar bugün barınaklardaki hayvanlara acıyorlar, onların doğal ortamında olmamasına üzülüyorlar. hayvanlara gösterdiğimiz hassasiyetin birazını da kendimize göstersek fena olmaz.
doğa kanunlarını yenebileceğini sanan ama dört duvar arasında anksiyete krizleri geçiren kibirli maymunlarız. nereden geldiğimizi unuttuk ve ne olduğumuzu. beynimiz ve bedenimiz hâlâ ormanlara ait, her ne kadar biz betonları sevmeye mecbur kalsak da. gözlerimiz güneş ışığı arıyor, mavi ekranla yetiniyor.
araştırmalar, hastanede odası bir ağaca bakan hastaların, boş bir duvara bakanlara kıyasla çok daha az acı çekip hızla iyileştiğini gösterdi. doğadaki geometrik desenler ve renkler, beynimize binlerce yıllık bir hafızayla "güvendesin, evindesin" mesajı verir; vücudun olağan matematiğini destekler.
biz bu bedava huzuru boktan bir konfor alanına takasladık.
doğa kanunlarını yenebileceğini sanan ama dört duvar arasında anksiyete krizleri geçiren kibirli maymunlarız. nereden geldiğimizi unuttuk ve ne olduğumuzu. beynimiz ve bedenimiz hâlâ ormanlara ait, her ne kadar biz betonları sevmeye mecbur kalsak da. gözlerimiz güneş ışığı arıyor, mavi ekranla yetiniyor.
araştırmalar, hastanede odası bir ağaca bakan hastaların, boş bir duvara bakanlara kıyasla çok daha az acı çekip hızla iyileştiğini gösterdi. doğadaki geometrik desenler ve renkler, beynimize binlerce yıllık bir hafızayla "güvendesin, evindesin" mesajı verir; vücudun olağan matematiğini destekler.
biz bu bedava huzuru boktan bir konfor alanına takasladık.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tatilde yaptığı en sevdiği aktivite
akşama ne pişirsem diye düşünmemek.
yok böyle bir keyif. anlayamazsınız.
yok böyle bir keyif. anlayamazsınız.
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen tüm yazarları engelleyen tip
kendim gibi düşünmeyenleri engellemek gibi bir huyum yok. sebebi de insanların ne kadar mal olduğunu görebilmek.
devamını gör...
en son sinir olduğun şey
normalde özellikle sinirleneceğimi bildiğim için tercih etmesem de bulunduğum ilçede özel hastane olmadığı için devlet hastanesine gitmiş bulundum sabah sabah.
kayıt kısmına gittim, “randevulu hastasınız gerek yok” dedi kayıttaki görevli. dedim ki “evet ama özel sigorta olduğu için doktorların sekreteri tekrar buraya gönderip kayıt onayı almamı istiyorlar.”
devamı şöyle:
-yok öyle bir şey sıranız gelince direkt geçin
• beyefendi anlıyorum ama hep aynı sorun oluyor sıra geldiğinde lütfen bi kayıt onayı yapar mısınız 1 dakikanızı almaz
- hayır bana işimi mi öğretiyorsunuz ? direkt gidin ben buradan işlem yapamam.
• sabır çekerek… peki
dedim. dakikalarca randevulu saatim geçmesine rağmen bekledim. sonra sekreter çıktı ve dedi kiiiii “ikati burada mı ? sizin kayıt biriminden kayıt onayı almanız lazım”
• evet oradaki arkadaşlarınıza söyledim ama yapmıyorlar direkt geç dediler.
~ ben buradan işlem yapamam.
• peki ben ne yapayım ?
~ kayıt onayı alın. ben ne yapayım ?
üst kata çıkıp yine kayıt birimiyle görüştüm diyalog hemen hemen aynı. aşağıya inip hemen hemen yine aynı cümleleri duyduktan sonra
• iyi ben hasta haklarına gideyim hoş sonuç çıkmayacak ama neyse…
hasta hakları yerinde yok ahshshdhd delirmedim hala sakinim.
bekledim 20 dakikadan daha uzun. yok hala.
başhekime doğru yol aldım.
sekreterine durumu anlattım bana ne dese beğenirsiniz ? “hasta hakları bunun için var oraya gidip şikayet edin başhekim müsait değil.”
heh evet artık burada bende de kayış koptu.
bağırarak içerideki başhekim de duysun diye başladım söylenmeye “ara dedim hasta hakları yerinde mi, 5 kere bir kayıt kısmına bir doktorun sekreterine gittim, ya yaşlı insanlar da geliyor buraya siz ne biçim insanlarsınız, ne biçim hastane burası” falan.
başhekim çıktı. hasta haklarını arattırdı aaa yerinde yok ahshshshd
sonra birkaç telefon ettirdi ben tabii o sırada cimere bir halta yaramayacağını bildiğim halde şikayette bulunmuştum zaten. başhekim lütfetti “doktorla görüşebilirsiniz.” dedi.
ben de dedim ki “yapacağınız işe tüküreyim, istemiyorum illa bağırıp çağırmak mı gerekiyor, bir tane aklı başında insan yok, şikayetimi de çoktan yaptım, sırf şikayet etmiyim diye işimi halletmenizi istemiyorum zaten” dedim ve çıktım hastaneden.
bu da böyle bir anımdı şeklinde şurada dursun.
ama hata bunlarda değil, hiç sesini çıkarmayan insanlarda. şikayetlerin ciddiye alınmamasında, neyse.
kayıt kısmına gittim, “randevulu hastasınız gerek yok” dedi kayıttaki görevli. dedim ki “evet ama özel sigorta olduğu için doktorların sekreteri tekrar buraya gönderip kayıt onayı almamı istiyorlar.”
devamı şöyle:
-yok öyle bir şey sıranız gelince direkt geçin
• beyefendi anlıyorum ama hep aynı sorun oluyor sıra geldiğinde lütfen bi kayıt onayı yapar mısınız 1 dakikanızı almaz
- hayır bana işimi mi öğretiyorsunuz ? direkt gidin ben buradan işlem yapamam.
• sabır çekerek… peki
dedim. dakikalarca randevulu saatim geçmesine rağmen bekledim. sonra sekreter çıktı ve dedi kiiiii “ikati burada mı ? sizin kayıt biriminden kayıt onayı almanız lazım”
• evet oradaki arkadaşlarınıza söyledim ama yapmıyorlar direkt geç dediler.
~ ben buradan işlem yapamam.
• peki ben ne yapayım ?
~ kayıt onayı alın. ben ne yapayım ?
üst kata çıkıp yine kayıt birimiyle görüştüm diyalog hemen hemen aynı. aşağıya inip hemen hemen yine aynı cümleleri duyduktan sonra
• iyi ben hasta haklarına gideyim hoş sonuç çıkmayacak ama neyse…
hasta hakları yerinde yok ahshshdhd delirmedim hala sakinim.
bekledim 20 dakikadan daha uzun. yok hala.
başhekime doğru yol aldım.
sekreterine durumu anlattım bana ne dese beğenirsiniz ? “hasta hakları bunun için var oraya gidip şikayet edin başhekim müsait değil.”
heh evet artık burada bende de kayış koptu.
bağırarak içerideki başhekim de duysun diye başladım söylenmeye “ara dedim hasta hakları yerinde mi, 5 kere bir kayıt kısmına bir doktorun sekreterine gittim, ya yaşlı insanlar da geliyor buraya siz ne biçim insanlarsınız, ne biçim hastane burası” falan.
başhekim çıktı. hasta haklarını arattırdı aaa yerinde yok ahshshshd
sonra birkaç telefon ettirdi ben tabii o sırada cimere bir halta yaramayacağını bildiğim halde şikayette bulunmuştum zaten. başhekim lütfetti “doktorla görüşebilirsiniz.” dedi.
ben de dedim ki “yapacağınız işe tüküreyim, istemiyorum illa bağırıp çağırmak mı gerekiyor, bir tane aklı başında insan yok, şikayetimi de çoktan yaptım, sırf şikayet etmiyim diye işimi halletmenizi istemiyorum zaten” dedim ve çıktım hastaneden.
bu da böyle bir anımdı şeklinde şurada dursun.
ama hata bunlarda değil, hiç sesini çıkarmayan insanlarda. şikayetlerin ciddiye alınmamasında, neyse.
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen tüm yazarları engelleyen tip
tekdüzelikten kurtulamaz, tüm sesleri ve sözleri engellemiştir…
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen tüm yazarları engelleyen tip
engellememeyi tercih ederim. çünkü dünyanın en komik şeyleri aktrollerdir.
devamını gör...
yaşasın kemalizm
naber rümeysa?
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen tüm yazarları engelleyen tip
yankı odası mimarıdır. kendi sesinin
yankısını dinlemek için
oda inşa eder. farklı sesi duyunca çözümü engellemekte bulur.
kalemini keskinleştirmek yerine
sustur butonuna basar.
yankısını dinlemek için
oda inşa eder. farklı sesi duyunca çözümü engellemekte bulur.
kalemini keskinleştirmek yerine
sustur butonuna basar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tatilde yaptığı en sevdiği aktivite
.
devamını gör...
