zaman tüneli
lahmacun vs pizza
%100 lahmacun.
pizza dediğin şey fakir yemeğidir. peynir domates fesleğen. bildiğin fakir yemeği. zaten eskiden fakirler yermiş sadece.
pizza dediğin şey fakir yemeğidir. peynir domates fesleğen. bildiğin fakir yemeği. zaten eskiden fakirler yermiş sadece.
devamını gör...
evdeki gereksiz eşyalar
şuraya kocişkonuzu koyduğunuz gün dürüstlüğünüze inanırım*
devamını gör...
kahve
devamını gör...
kahve
kahve çekirdeğini tchibo'dan alıyorum. her çekirdek aynı lezzeti vermiyor maalesef.
devamını gör...
evdeki gereksiz eşyalar
philips marka kahve makinası su her*kolog olanlardan, öğütücü beş para etmez aldığın kahveyi rezil etme potansiyeli çok yüksek.
devamını gör...
lahmacun vs pizza
ben canan karatay hocam gibi lahmacuncuyum, çocuklar ise pizzacı. tabi kazanan onlar oluyor, biz kimiz ki..!
devamını gör...
sahip olunan ilk forma
oğluşa ilk olarak lisanslı beşiktaş forması almıştık. sonra avrupa liglerine ve meşhur futbolcuların formalarına merak sardı. baktım bu böyle olmayacak, pazar pazarında bir kaç tezgah keşfettim. tüm ünlü takım ve futbolcuların forması vardı. geçen sene tanesi 200 tl idi. her hafta oğluşu pazara götürüp bir tane aldım. ronaldo, messi, arda güler vs. aklınıza gelen her futbolcunun forması vardı. benim oğlanın heves süresi maksimum bir hafta olunca pazar bizim ocağımıza incir ağacı dikmesini engelledi.
devamını gör...
mini etek giyen eş
#4009254
ben hiç izin vermem. nazar değer allah korusun.
ben hiç izin vermem. nazar değer allah korusun.
devamını gör...
tanrının çocuk öldürürken insan seçmesi
filistinli çocuğun israil gibi bir terör devletinin bombalarına maruz kalmasından ötürü olmasın sakın ?
devamını gör...
zeka
iyi de hangi zeka..?
duygusal zeka, sayısal zeka, sözel zeka, görsel zeka, sosyal zeka, bedensel zeka, müziksel zeka.. vs. vs.
birinde dahi olan diğerinde embesil sınıfında olabiliyor.
kızım sayısal kadar sözel zekaya da sahip olsa şimdi sistemi yenmişti belki de. hayalleri için acabası kalmamıştı. şimdi işimiz yoksa sıralamaları bekleyeceğiz. bende de sosyal zeka sıfır sanırım. bu alemi anlayamadım gitti.
duygusal zeka, sayısal zeka, sözel zeka, görsel zeka, sosyal zeka, bedensel zeka, müziksel zeka.. vs. vs.
birinde dahi olan diğerinde embesil sınıfında olabiliyor.
kızım sayısal kadar sözel zekaya da sahip olsa şimdi sistemi yenmişti belki de. hayalleri için acabası kalmamıştı. şimdi işimiz yoksa sıralamaları bekleyeceğiz. bende de sosyal zeka sıfır sanırım. bu alemi anlayamadım gitti.
devamını gör...
tanrının çocuk öldürürken insan seçmesi
kafa karıştıran seçim. çocuklar ölmesin tabii ama mesela neden bir ingiliz çocuk güvenle okul servisine binip refah içinde yaşarken bir filistinli çocuk bombadan veya açlıktan sağlıksız hayattan ölüyor. bak sen şu tanrının işine. olmadı bu.
devamını gör...
bu dünyaya çocuk getirilir mi sorusu
şunu tartışmanız bile saçmalık tabi ki getireceksiniz. böyle aşırı duygusal ve pısırıkça düşünürseniz kötüler çoğalır iyiler azalır. ondan sonra da şimdi şikayet ettiğiniz durumun müsebbiplerinden biri olursunuz. gücünüz varsa üreyin kardeşim, çıfıt oyunlarına gelmeyin
devamını gör...
paraya ihtiyaç olmayan bir dünya
lidyalılar öncesi işte. ama o zaman da takas varmış. bence mağara dönemi ideal.*
devamını gör...
süreç takip başlığı
malum gece yazanlar hatırlayacaktır, bir süre önce burada artık yazmayacağımı söyleyerek ayrılmıştım. bunun nedeni, sözlük sahibi ile bir yazar arasında gündeme gelen taciz iddiasıydı. o dönemde, bir okur ve yazar olarak yaşananlardan rahatsızlık duydum ve buna tepki göstermeyi doğru buldum.
aradan geçen süreçte konuyu yargıya taşıyacağını ifade etti sözlük sahibi. bu aşamadan sonra meselenin sağlıklı biçimde değerlendirileceği yerin kamuoyu değil, hukuk olduğunu düşünüyorum. açıkçası bizler de olayın bütününe hakim değiliz. tarafların paylaştıkları sınırlı bilgiler dışında ilişkinin niteliğini, geçmişini ve konuşmaların tamamını bilmiyoruz.
bu yüzden bugün geldiğim noktada kesin hükümler vermekten ziyade yargı sürecinin sonucunu beklemenin daha doğru olduğuna inanıyorum. yaşananlara dair eleştirilerim ve rahatsızlığım tamamen ortadan kalkmış değil ancak eksik bilgiyle hüküm vermenin de sağlıklı olmadığı kanaatindeyim.
ayrıca bilinmesini isterim ki iddia sahibiyle herhangi bir tanışıklığım ya da bağım yoktu. hatta söz konusu yazarın tek bir entrymi oylamışlığı bile bulunmuyor. o dönemki tavrım herhangi bir kişisel yakınlıktan değil, tamamen insani bir hassasiyetten kaynaklanıyordu.
yanisi başlangıçta ayrılma kararımı kendi vicdani değerlendirmemle almıştım. bugün de yine kendi değerlendirmem doğrultusunda geri dönüyor ve yazmaya devam etmek istiyorum. umarım süreç herkes açısından adil ve doğru bir şekilde sonuçlanır.
aradan geçen süreçte konuyu yargıya taşıyacağını ifade etti sözlük sahibi. bu aşamadan sonra meselenin sağlıklı biçimde değerlendirileceği yerin kamuoyu değil, hukuk olduğunu düşünüyorum. açıkçası bizler de olayın bütününe hakim değiliz. tarafların paylaştıkları sınırlı bilgiler dışında ilişkinin niteliğini, geçmişini ve konuşmaların tamamını bilmiyoruz.
bu yüzden bugün geldiğim noktada kesin hükümler vermekten ziyade yargı sürecinin sonucunu beklemenin daha doğru olduğuna inanıyorum. yaşananlara dair eleştirilerim ve rahatsızlığım tamamen ortadan kalkmış değil ancak eksik bilgiyle hüküm vermenin de sağlıklı olmadığı kanaatindeyim.
ayrıca bilinmesini isterim ki iddia sahibiyle herhangi bir tanışıklığım ya da bağım yoktu. hatta söz konusu yazarın tek bir entrymi oylamışlığı bile bulunmuyor. o dönemki tavrım herhangi bir kişisel yakınlıktan değil, tamamen insani bir hassasiyetten kaynaklanıyordu.
yanisi başlangıçta ayrılma kararımı kendi vicdani değerlendirmemle almıştım. bugün de yine kendi değerlendirmem doğrultusunda geri dönüyor ve yazmaya devam etmek istiyorum. umarım süreç herkes açısından adil ve doğru bir şekilde sonuçlanır.
devamını gör...
güzel kitap isimleri
serenad
devamını gör...
bu dünyaya çocuk getirilir mi sorusu
böyle aşağılık bir ortamı bir insanın daha görmesine neden olacak bencilliği şu anlık ben istemiyorum. getirilmez.
devamını gör...
paraya ihtiyaç olmayan bir dünya
iki kişilik ask yuvası;)
minimalist bir cilingir sofrası. biraz muhabbet biraz opucuk;)
işssiz donemlerimde bana en iyi gelen olay.
tam yeşilçam filmi gibi. ihih.
minimalist bir cilingir sofrası. biraz muhabbet biraz opucuk;)
işssiz donemlerimde bana en iyi gelen olay.
tam yeşilçam filmi gibi. ihih.
devamını gör...
marketlerin her kasiyerle samimi ve espri bombası abisi
genellikle a101, bim gibi daha bizden ve samimi marketlerde sıkça görülür. o markette ne kadar kasiyer varsa hepsini tanır ve hepsiyle girişimci, komik ve koyu sohbetler gerçekleştirir. sıradadır veyahut sıranın dışındadır, hiç fark etmez. sen alışverişini bitirip kasaya yönelmiş hâlde sıra bekliyorken o en ince esprilerini sıra sıra patlatır, yaşadıklarını bir bir bütün market eşrafına anlatır, tek kişilik stand up çalışması sergiler adeta. kasiyerler de iletişimi devam ettirir ve karşı espri yapar ama sanki içten içe bu iletişim bitsin de alışveriş sirkülasyonu daha sakince devam etsin istiyor gibilerdir.
mizah bombası abi: gülşen, bak gözüm üzerinde ha, sakın zimmetine geçirme kasadaki paraları :)
talihsiz kasiyer 1: yhaaa abi yine formundasın valla :) bizde olmaz öyle şeyler.
mizah bombası abi: bizim hanım da tutturdu biskrem al biskrem al diye. ikiskrem alayım mı dedim, şaştı kaldı baktı yüzüme :)
talihsiz kasiyer 2: parasını vereceksen neden olmasın abim hahahaha
bu minvalde sıcak tonlu sohbetler marketi yankılatır. o sırada senin sıra bekliyor oluşun önemsizdir zira kasiyer para üstü vermeye hazırlanırken mizah şelalesi abimizin esprili konuşmalarına kayıtsız kalamıyordur. mizahçı abimiz zamanı bükmüştür, o konuşurken durmuştur zaman, durmuştur dünya. tek kişilik stand up gösterisini bitirir ve her iki kasiyere de iyi akşamlar dileyip kasiyerlerin ''sağ ol abi yengeye de selâmlar'' cümlesini duyarak marketten çıkar. sana da para üstünü alıp ''kolay gelsin'' dileklerinde bulunarak marketten ayrılmak ve az önceki sahte komedi atmosferini beyninden silmek kalır.
mizah bombası abi: gülşen, bak gözüm üzerinde ha, sakın zimmetine geçirme kasadaki paraları :)
talihsiz kasiyer 1: yhaaa abi yine formundasın valla :) bizde olmaz öyle şeyler.
mizah bombası abi: bizim hanım da tutturdu biskrem al biskrem al diye. ikiskrem alayım mı dedim, şaştı kaldı baktı yüzüme :)
talihsiz kasiyer 2: parasını vereceksen neden olmasın abim hahahaha
bu minvalde sıcak tonlu sohbetler marketi yankılatır. o sırada senin sıra bekliyor oluşun önemsizdir zira kasiyer para üstü vermeye hazırlanırken mizah şelalesi abimizin esprili konuşmalarına kayıtsız kalamıyordur. mizahçı abimiz zamanı bükmüştür, o konuşurken durmuştur zaman, durmuştur dünya. tek kişilik stand up gösterisini bitirir ve her iki kasiyere de iyi akşamlar dileyip kasiyerlerin ''sağ ol abi yengeye de selâmlar'' cümlesini duyarak marketten çıkar. sana da para üstünü alıp ''kolay gelsin'' dileklerinde bulunarak marketten ayrılmak ve az önceki sahte komedi atmosferini beyninden silmek kalır.
devamını gör...
theo'ya mektuplar
van gogh, hayatı boyunca yüzlerce mektup yazmış ve bunların büyük bölümü de kardeşi theodere van gogh tarafından saklanmış. ressam vefat ettiğinde neredeyse hiç tanınmıyordu, maddi kazancı yoktu. fakat yıllar sonra her şey çok değişti. vincent van gogh gitmişti bu dünyadan… lakin sonra herkes sevdi o’nu; eserlerine hayran kaldı.
van gogh, resim yapmak için parası olmadığında bile boya ve tuval alabilmek adına neredeyse tüm ihtiyaçlarından vazgeçiyor. theo’ya yazdığı mektuplarda bazen günlerce doğru dürüst yemek yemediğini, buna rağmen resim yapmaya devam ettiğini anlatıyor. bir mektubunda, resim yapmanın kendisi için bir meslekten çok bir zorunluluk olduğunu hissettiriyor.
belki de en hüzünlü tarafı şu benim gözümde; van gogh, bir gün eserlerinin bu kadar sevileceğini hiç göremedi. bu denli kitap bazen bir sanat eserinden çok, ressamın iç dünyasına açılan günlük hissi verdi bana. okuduğumda “kırılgan olmak ne zor” dedim içimden. umutlu, yalnız ve sürekli sorgulayan bir insanın sesini duyuyorsunuz. çok ama çok özel, bir o kadar da buruk. olsun.
van gogh, resim yapmak için parası olmadığında bile boya ve tuval alabilmek adına neredeyse tüm ihtiyaçlarından vazgeçiyor. theo’ya yazdığı mektuplarda bazen günlerce doğru dürüst yemek yemediğini, buna rağmen resim yapmaya devam ettiğini anlatıyor. bir mektubunda, resim yapmanın kendisi için bir meslekten çok bir zorunluluk olduğunu hissettiriyor.
belki de en hüzünlü tarafı şu benim gözümde; van gogh, bir gün eserlerinin bu kadar sevileceğini hiç göremedi. bu denli kitap bazen bir sanat eserinden çok, ressamın iç dünyasına açılan günlük hissi verdi bana. okuduğumda “kırılgan olmak ne zor” dedim içimden. umutlu, yalnız ve sürekli sorgulayan bir insanın sesini duyuyorsunuz. çok ama çok özel, bir o kadar da buruk. olsun.
devamını gör...
mini etek giyen eş

bi guzeyli olarak içume bişey keymedum. he yureum yanayi bare ködum ferehlesun!
(bkz: açma dağlar çiçek ağlatma beni)
devamını gör...