zaman tüneli

annemi dikkatle gözlemleyerek, davranışlarını ve ruh hâlini anlamlandırarak amaçladığım şey. youtube hepimizin uğrak yeridir. kimimiz akşamdan kalma aşırı lezzetli yemekler eşliğinde komik videolar izleyip rahatlarken kimimiz de maç özeti izleyip usta yorumcu kesiliriz. boş vakitte kendisiyle başbaşa kalıp uzun türk dizilerini hap gibi yutanımız da mevcuttur. ayrı bir kategori olarak da anneler vardır işte. biz televizyondaki programlara göz gezdirirken, odamızda vakit geçirirken annelerimiz kulaklığını takmış ve çayını yavaşça içerek youtube'da bir şeyler izler vaziyettedir. video içeriğine baktığımızdaysa şaşkınlıklar denizinde yüzeriz. şoklardan şok beğeniriz.

annelerimiz büyük bir merakla trabzon'un izbe bir köyünden derme çatma bir evi, o evin pek sakin olmayan sakinlerini ve her nedense youtube'a yüklemeye karar verdikleri hayatlarını izliyordur. köyün o kasvetli sükûnetini canlı canlı, gerçek hayatla eş zamanlı izlemek annelerimizi dinlendiriyor ve onlara günlük hayat hilelerini tatlıca öğretiyordur. bunu gördükçe hayret ederiz. annelerin büyük kısmının erkan davulcu ad soyadındaki birini bizzat tanıyor oluşu kadar şaşırtıcı ne vardır ki hayatta? böyle birini hiç tanımamış olsak, değmemiş olsa yüreğimizin köklerine, ne kaybederdik ki? biz kaybetmezdik bence. ama annelerimiz çok şey kaybederdi eminim. salça yapımı, bitki bakımı, ev ve aile düzeni, şifalı ot kaynatma, birlik ve beraberlik gibi son derece maddî ve manevî kavramlar önce annemizin hayatlarına sirayet edip sonra da bizim semtimize uğruyorsa bugün, işte o köy videolarının buna çok faydası var.

bu videolar saatler sürdüğü için kesintisiz izlendiği takdirde odaklanma süresi yükselecek, izleyen kişinin bilişsel seviyesi gittikçe yukarıda seyredecek ve kişi her türlü aktivitenin üstesinden evelallah gelecektir. annelerimiz de bunun farkındadır. bizim bu odaksız, sabırsız hâllerimizin onlardan öğrenecek çok şeyi vardır. başlarda ne denli kaçınmaya meyilliysek de bu ilginç ama öğretici köy videolarını izlemeli; yurdun kastamonu, hatay, trabzon, sivas, muğla gibi nice güzel yörelerini bu videolar aracılığıyla keşfetmeliyiz. bize de bu yakışır.
devamını gör...

tazminatın pazarlık konusundan başka bir husus olmadığını düşünüyorum. merkezi ırak hükümeti, türkiye ile petrol sevkiyat anlaşmasının 10 yıllık olmasını istiyor. bizim hükümetimiz ise, biraz da kuzey ırak bölgelerini tabiri caizse terbiye etmek için geçen ay sonunda anlaşmayı 1 yıl olarak imzaladı.

kalkınma yolu gibi projeleri de düşünecek olursak, petrol sevkiyatı konusunda türkiye hancı, ırak yolcudur. öyle hudutlarını aşıp para falan talep etmezler bence..

öte yandan, global petrol fiyatlarındaki artışın sürekli olacağını, bunun ekonomiyi zora soktuğunun da farkındayım, akaryakıt maliyetinin hayatın her alanını olumsuz etkilediği yorumlarına ben de katılıyorum ama hükümetin bu konuda yapabileceği fazla bir şey yok.

hükümetin yapabileceği ve yapmadığı, bana kalırsa çok eksik kaldığı bir kaç husus ise şu:

- hal yasası çıktığından beri yerinde üretim olayı sona erdi, kendine yeten şehirler konsepti yerle bir edildi ve tarım alanlarının ranta kurban gidiyor olması kağıt üzerinde engellenmiş olsa da, pratikte ben buna çok da ikna olamıyorum.
- kontrolsüz bir turizm ve ihracat politikası güdülüyor. ülke içerisine neredeyse sağlıklı/uygun/yeterli gıda bırakılmıyor.
- zincir marketlerin fiyat belirleyici tekeller haline dönüşmesine karşı caydırıcı bir önlem alınmıyor.
- tarımsal alan ve su kaynaklarının korunumu konusu hak getire. içilebilir neredeyse tüm su kaynaklarımız damacanalara doldurulmak üzere ihale edilmiş, büyük nehirlerimizi kirletmenin ise neredeyse pratik bir cezası yok.
- maliyetin bir bileşeni de vergi yükünün adaletli dağılımıysa, üretim yapan bir kesimin elektrik parası ödememesi, vergi kaçırması; hakkaniyetle üretim yapan kesimin maliyetini yani malın piyasa fiyatını etkiliyor.
devamını gör...

denize kadar gidemeyecem, havuzdakine bakınız:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

terimleri incelediğimizde "olamayacağını" söyleyebileceğimiz bir isim tamlamasıdır.

inanç; duygusal bir düşünce dir. duygu; değişken özellikte bir nöro-algısal fenomendir. duygu sonludur.

sonsuz aşk olabilirse, sonsuz inanç ta olabilir ya da ikisi de olamaz.
devamını gör...

sapla hançeri....
türkiyenin en güzel denizi...en güzel ama... benim memleketim, guzum o.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

100 150 sene önce mekke'ye iç hatlardan gidiyorduk, varna'ya da.
devamını gör...

gabar'da petrol bulunduğu açıklandığında motorinin litresi yaklaşık 20 tl'ydi. şu anda 80 tl civarında. motorine gelen zam sadece yakıt alırken değil; gıdadan ulaşıma, üretimden kiraya kadar hayatın her alanını etkiliyor.
​üstüne bir de izinsiz petrol sevkiyatı yüzünden 1.4 milyar dolar tazminat yedik. karadeniz gazı, gabar petrolü derken depoyu doldurmak hayal, faturayı ödemek gerçek oldu.
​müjdeyi biz alıyoruz, zamları ve tazminat faturasını yine biz ödüyoruz. verilen sözlerle yaşanan tablo tam olarak "başarı" hikayesi!
yaparsa akepe yapar..
devamını gör...

izmirlilerin boyoz dedikleri ispanyol yahudilerinin getirdiği bir şey. köken: bollos (boyos diye okunuyor) ispanyolcada "küçük somun, yuvarlak çörek veya hamur işi" anlamına gelen "bollo" kelimesi. ispanyolcada yan yana gelen iki "l" harfi "y" sesiyle okunur (boyo). bu kelimenin çoğulu olan "bollos" (boyos), ladino dilinde "boyoz" şeklinde telaffuz edilerek türkçeye aynen bu şekilde yerleşiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

- kot pantolon denilen pantolonun dev ismi levi' s in kurucusu levi strauss, alman yahudisiydi, ve ailesi baden württemberg eyaletinden künzelsau kasabasındandı. o pantolonu kömür ve tuz ocağı işçileri için dayanıklı olduğu için üretmişti. sonra amerika ' ya gitti ve ünlü oldu.

- sadece titanic de değil atlantik aşan bütün gemilerde yeteri kadar filika yoktu. 1911 12 yıllarında uçak yoktu, amerika' ya giden gemiler birbirlerine çok yakın seyrederlerdi, filikalar dolmuş misali gemiler arasında gider gelirlerdi. filika çok yer kaplayan bir şeydi ve yolcu yoğunluğu çok fazlaydı, filikaları bu yüzden azaltmışlardı.
devamını gör...

bakalım kadrodaki yabancı problemini nasıl çözecekler.

ismail kartal'ın fred kalıyor açıklamalarını brezilya'dan gelen teklifi yükseltmek amaçlı yaptığını düşünüyorum.
semedo da arabistan'a gidecek diyor gazeteler.
amrabat ve livakovic'i de paketliyoruz. amrabat zaten dünya kupası da gördü kolayca gönderilir.
çağlar ve cengiz acilen bir anadolu takımına paketlenmeli.
cengiz'e 15 gerçekten bu kulübün kasasına atılmış büyük bir kazıktır.

leao'ya da gerek olduğunu düşünmüyorum. rashford için de aynı şeyi düşünüyorum.
yerli stoper takviyesi, ümit akdağ ya da adil demirbağ çekilirse rahat ederiz.
osterwolde ise iyi bir teklif geldiği takdirde gönderilebilir, bence fenerbahçe'ye yeteri kadar hizmet etti.
iyi bir tekliften kastım 20 m.

bir forvet transferi yapacağız evet ama ben vedat'ın neden birinci forvet olarak görülmediğini anlayamıyorum taraftarlarımız tarafından.
adam la liga'da 23 gol atmış, oyunu ve fiziği olarak da ligimize uygun hem de ligi bilen bir adam.
bilemiyorum bu konuda düşünceliyim.

kerem'i ise bir de forvetle oynarken görmek istiyorum.
geçen sene bile gol katkısı olarak gayet iyiyken bu sene g/a olarak 30'un üzerine çıkacağını düşünüyorum.
en büyük beklentimiz de mason greenwood tabii ki.
inşallah başarılı olur, forma da çok yakıştı.

ismail hocam sana güveniyoruz,
aziz yıldırım'ın büyük oyunu işe yaradı.
attı mourinho'yu ortaya, 99 puan alan adamı gönderip mourinho'yu getireceğini biliyordu ali koç'un.
bu da onun sonu oldu.
hayırlısı olsun sezon için, uğrarım yine arada buraya
devamını gör...

muhtemelen mezun olunca kendi işimin patronu olacağım dolayısıyla 7 gün çalışacağım. olsun be en azından bi pazarımız var diyen memnuniyetsiz, aile zoruyla istek dışı bölüm yazan hayat enerjisini sömüren moruklardan olmayacağım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

türkçesi ;

katran teknesi

paltamo, kainuu – 1800’lü yıllar

18. yüzyılda yelkenli gemi filolarının gelişmesiyle birlikte katran, finlandiya’nın en önemli ihraç ürünü haline geldi.

katran, satılmak üzere su yolları üzerinden oulu şehrine taşınırdı.

1800’lü yıllardan kalma bu katran teknesi 14 metre uzunluğundaydı ve 25 varile kadar katran taşıyabiliyordu.

tam yüklü olduğunda teknenin ağırlığı 4 tonun üzerine çıkabiliyordu.

bu tekneler, özellikle göl ve nehirlerde katran taşımak için tasarlanmıştı. o dönemde finlandiya ekonomisi için katran çok önemliydi; çünkü ahşap yelkenli gemilerin gövdelerini suya ve çürümeye karşı korumak amacıyla yaygın olarak kullanılıyordu.
devamını gör...

ben karımın bana hükmetmesini istiyorum.
devamını gör...

kadınların kendi gücünün farkına varması bazılarını rahatsız ediyor anlaşılan. çok özlüyorsunuz değil mi kadınları yeniden eve hapsetmeyi? hayatlarının sizin elinizle diliniz arasında bir mahkumiyete uğramasını? şunun farkına varın. bugüne kadar otorite sandığınız şey, kadınların çaresizlik yüzünden size katlanmasıydı. ancak, modern kadın artık bu kalıpların dışına çıktı. kendi kaderini tayin etme iradesi gösteriyor. size kötü bir haberim var. bu rüzgarın önünde duramazsınız. ya güçlü kadınlara alışacaksınız ya da tarih olacaksınız. seçim sizin sevgili hemcinslerim.
devamını gör...

avam bir hareket. kimse sizin ayaklarınızı gormek istemiyor yahu. lütfen instagram keşfetimi böyle ucuz şeylerle rezil etmeyin
devamını gör...

ses yoğunluk birimi "desibel" ismini" elinizdeki telefonun olmasa da ilk telefonun mucidi sayılan graham bell'den alır.

yetmedi mi?

insan kulağı "ses yoğunluğu dayanma eşiği" 140 desibel dir.
devamını gör...

bir realite. yıllarca ucuz komünist propaganda filmleri ve toplumcu gerçekçilik akımına yaslanarak türk milletinin dünyayı ve çevresinde olup bitenleri okumasını engelledi yeşilçam.

yoksulluk yıllarca bir erdem gibi sunuldu. toplumun muhafazakar kodları olduğu gibi yansıtıldı beyaz perdede. üstelik hiçbir filtreden geçirilmeden. toplumun en dezavantajlı kesimlerine ahlaki üstünlük sizde mesajı her filmde işlendi.

toplumun iyi eğitimli ve modern kesimi ahlaki açıdan en yozlaşmış, kendi kültürüne aslında insani değerlere yabancı karakterler olarak karşımıza çıktı.

batılı yaşam tarzı, snopluk ve tedavi edilmesi gereken bir burjuva hastalığı idi. sonuçta yıllarca bu filmleri izleyen türk halkı uygar dünyaya düşmanlık besledi.

bugünkü propaganda filmlerinin ilham kaynağı bu ucuz yeşilçam filmleridir.
devamını gör...

alfa bir erkeğin otoritesi asla bitmez, önce onu bir kabullenerek işe koyulalım.
otoriteniz bitiyorsa siz alfa olmayabilirsiniz.
çünkü bu alfalığı çok dile düşürdüler.
annesiyle beraber yaşayan 30 yaşında herif ben alfayım diyor. he anam he alfasın. hanimiş benim alfişim diye seveceğim, az kaldı*

alfa olmayı maço olmakla karıştıran bir zihniyet var, o salaklara zaten ne anlatsan anlamazlar. hiç kendimizi yormayalım.

ayrıca bu yemek olayını da çok yanlış yorumluyorlar.
binlerce yıllık genetikte durum net:
erkek avcıdır.
kadın toplayıcı.
ama erkek avı yakaladıktan sonra getirip mağarasında uzanıyor falan sanıyorlar sanırım.
hani mağarada o yemeği kadın yapıyor gibi bir düşünce hakim.
peki öyle olsaydı, yüzyıllardır neden mutfakta erkekler vardı?
gidin saray mutfaklarına bakın, tarihteki imparatorlukları araştırın. hepsinde mutfakta erkek egemen ortam vardır çünkü erkek tarih boyunca yemek yapmıştır zaten.
he bir de, iyi yemek yapan erkek her zaman kazanır çocuklar.
mutfakta tertemiz çalışıp, ortaya lezzetli ve güzel yemekler çıkartan erkek için kupkuru çöller sadece belgesellerdedir.
bunu da not alın bir kenara.
devamını gör...

mutfakta yemek yapmakla erkegin otoritesi bitmez. kadinlari is gucune alip cocuklari bakiciya vermek zorunda birakmakla biter. enflasyonla biter. ev almanin imkansiz hale getirilmesi ile biter. 10 saat mesai ile 3 saat trafik ile biter. erkegin otoritesinin bitirilmesi yeni degil. koyden kente gocle bitirilmeye baslandi. taşı toprağı altın şehir filmini izleyin. bugun milyonlarca ökkeş uyanık oldugunu goreceksiniz.

kadina ekonomik ozgurluk verildigi soyleniyor. gercekte olan kadinlari is gucune dahil etmek suretiyle emegin pazarlik gucunun zayiflatilmasidir. bugun bir erkek babalarindan kat be kat daha kalifiye olmasina ragmen emegiyle bir ev ya da araba alamaz duruma gelmistir. uretkenligin getirdigi tum kazanclari sermaye elinde toplamistir. kadinin buradaki rolu nedir ...

kadinin is gucune katilimi ve geleneksel rolleri reddetmesi bu duruma katki saglamistir. bugun kadinlarin tamami sehir hayatinin tembelligine ve hazirciligina alismistir. en verimli donemlerini ,,egitim,, alarak gecirmektedir. tum bu ,,egitime,, ragmen hayatta kalabilmek icin sermayedarlara hizmetkar olmaya mahkumdur. geleneksel rollerden siyrilmanin ve ozgurlugun bedeli hicbir is guvencesi olmadan 65 yasina kadar calismak, yilda bir kez tayland tatili, 1+1 kumeslerde yasamak ve cok esli bir hayat surup beynini uyusturmak. sermaye sinifi bu ozgurluk masalini basariyla pazarlamistir
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim