#televizyon dizileri
#netflix dizisi
#final yapan diziler
2019-2022 arasında 3 sezon ve 19 bölüm olarak izleyici ile buluşan ingiliz dizisi, çok sevdiği eşinin ölümünden sonra hayata küsen ve intihar etmek isteyen bir adamın yaşadığı ve geçtiği evreler ile çevresindeki insanların hayatlarına yaptığı etkiyi anlatıyor.
imdb: 8.4
imdb: 8.4
yönetmen:
ricky gervais
oyuncular:
ricky gervais
dame penelope wilton
david bradley
ashley jensen
tom basden
tony way
ricky gervais
oyuncular:
ricky gervais
dame penelope wilton
david bradley
ashley jensen
tom basden
tony way
*ingiltere tv seçimi ödülleri (2020) - en iyi komedi dizisi
*ı talk telly ödülleri (2020) - en iyi geri dönüş komedisi
*comedy.co.uk ödülleri (2019) - en iyi yeni tv durum komedisi
*ı talk telly ödülleri (2020) - en iyi geri dönüş komedisi
*comedy.co.uk ödülleri (2019) - en iyi yeni tv durum komedisi
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "indusganj" tarafından 11.02.2021 18:26 tarihinde açılmıştır.
1.
ricky gervais'in yapımcılığını ve yönetmenliğini yapıp aynı zamanda başrolünde yer aldığı harika bir dizi. dizinin havası, oyunculuklar, hikaye sizi ilk bölümden itibaren sımsıkı sarıyor. hüzün, hayat eleştirisi, komedi, absürtlük hepsi bir arada. kesinlikle izlenmeli. ricky gervais mizahı hoşunuza giderse humanity isimli stand-up gösterisini de kesinlikle tavsiye ederim.
devamını gör...
2.
tanrım o ne hüzün öyle. 2 sezonunu arka arkaya seyredip hayata küsmemeniz mümkün değil. ama sevgiye, hüzne ve kaybetmeye dair bir şeyler izlemek ve yas tutmak isterseniz buyrun izleyin.
--! spoiler !--
'bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum ki..
paylaşmayınca her şeyin kıymeti azalıyor. hala kederleniyorum.'
--! spoiler !--
--! spoiler !--
'bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum ki..
paylaşmayınca her şeyin kıymeti azalıyor. hala kederleniyorum.'
--! spoiler !--
devamını gör...
3.
2. sezonunu bir türlü bitiremediğim dizi. tamam güzel falan ama uyuyakalıyorum izlerken. bir ayda 2. sezona ancak geçebildim ama bitirebileceğimden pek emin değilim. ağır mı işliyor sanki biraz?
devamını gör...
4.
az önce 2.sezonu bitirdim ve 3.sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.
--! spoiler !--
eşini kaybetmiş bir adamın bunu zor da olsa kabullenişini ve hayata tutunuşunu konu eden, arada hepimize çok güzel mesajlar veren, gözlerinizi doldurup sizi ağlatabilecek ama bir yandan da güldürecek ve umut yeşertecek harika bir dizidir. tony'nin gözleri doldukça, karısını özledikçe siz ağlarsınız. matt'in bu kadar iyi ve düzgün bir adam olmasına hayran kalırsınız*. roxy kadar vefalı bir arkadaşınız olsun istersiniz. anne gibi bir yol göstericiniz. brandy gibi güzel bakan, hep yanınızda olan bir köpeğiniz*...
--! spoiler !--
bölümler yaklaşık 28 dk olduğu için kaç bölüm izlediğinizi anlamıyorsunuz bile. kısacası izleyin, pişman olmazsınız.
--! spoiler !--
eşini kaybetmiş bir adamın bunu zor da olsa kabullenişini ve hayata tutunuşunu konu eden, arada hepimize çok güzel mesajlar veren, gözlerinizi doldurup sizi ağlatabilecek ama bir yandan da güldürecek ve umut yeşertecek harika bir dizidir. tony'nin gözleri doldukça, karısını özledikçe siz ağlarsınız. matt'in bu kadar iyi ve düzgün bir adam olmasına hayran kalırsınız*. roxy kadar vefalı bir arkadaşınız olsun istersiniz. anne gibi bir yol göstericiniz. brandy gibi güzel bakan, hep yanınızda olan bir köpeğiniz*...
--! spoiler !--
bölümler yaklaşık 28 dk olduğu için kaç bölüm izlediğinizi anlamıyorsunuz bile. kısacası izleyin, pişman olmazsınız.
devamını gör...
5.
insanları karamsarlığa sürüklediğini söyleyen yorumları görünce şaşırıp kaldığım dizidir.
dizideki karakterlerin hepsinin bir parçası eksik. hepsi onu arıyor. o parçayı tamamlayacak kişi kendini iyi hissedip diğerini tamamlarsa her şey tamam olacak fakat bir türlü olmuyor. bundan bazıları karamsarlık çıkarırken ben bir görev çıkarıyorum.
en basitinden dizi, birinin masasına rastgele bir günde bir çikolata bırakırsanız, tanımadığınız birine 5 dakika ayırıp sohbet eder veya küçük bir yardımda bulunursanız onları mutlu eder, eksiklerini tamamlarsınız diyor. çok zor olmasa gerek...
dizideki karakterlerin hepsinin bir parçası eksik. hepsi onu arıyor. o parçayı tamamlayacak kişi kendini iyi hissedip diğerini tamamlarsa her şey tamam olacak fakat bir türlü olmuyor. bundan bazıları karamsarlık çıkarırken ben bir görev çıkarıyorum.
en basitinden dizi, birinin masasına rastgele bir günde bir çikolata bırakırsanız, tanımadığınız birine 5 dakika ayırıp sohbet eder veya küçük bir yardımda bulunursanız onları mutlu eder, eksiklerini tamamlarsınız diyor. çok zor olmasa gerek...
devamını gör...
6.
hayata veda ederken, eşinin yaşayacağı depresyon halini tahmin edip o'na yeni hayatına dair öğütler bırakan bir kadın,
genel hatlarıyla benim ruh halime çok yakın bir adamın hikayesi.
umarım yeni yeni sezonlarla devam eder.
genel hatlarıyla benim ruh halime çok yakın bir adamın hikayesi.
umarım yeni yeni sezonlarla devam eder.
devamını gör...
7.
baya baya sevdiğim kısa bölümleri olan dizidir. beni çok etkilemişti.
insana yaşantılara hitap eden bir dizi. hayat kadar gerçek bir dizi.
sevmemiş bir insan izlerse ne lan bu biraz abartmıyor musun diyebilir.
ama baş karakterimiz abartmıyor olması gerektiği gibi yaşıyor hareket ediyor.
sevdiğin insanın kaybolması insanı böyle yıkar çok güzel anlatmış.
ayrıca tony'nin ziyaret ettiği evdeki yaşlı adamın kısa sürede içini dökmesi beni çok üzmüştü.
denise olsa çok sevinirdi. eşim. geçen sene vefat etti. hayatımın ışığıydı. bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum.
insana yaşantılara hitap eden bir dizi. hayat kadar gerçek bir dizi.
sevmemiş bir insan izlerse ne lan bu biraz abartmıyor musun diyebilir.
ama baş karakterimiz abartmıyor olması gerektiği gibi yaşıyor hareket ediyor.
sevdiğin insanın kaybolması insanı böyle yıkar çok güzel anlatmış.
ayrıca tony'nin ziyaret ettiği evdeki yaşlı adamın kısa sürede içini dökmesi beni çok üzmüştü.
denise olsa çok sevinirdi. eşim. geçen sene vefat etti. hayatımın ışığıydı. bir şey olunca ona anlatmaya koşuyorum. sonra hatırlıyorum.
devamını gör...
8.
zaman zaman huzur verip zaman zaman insanı oturduğu koltuğa yapıştıran ve gece boyu bir şeyleri sorgulatan, hayatın her rengini samimi bir şekilde yansıtmayı başaran gayet güzel bir dizi.
devamını gör...
9.
bir evlendiğiniz kişiler vardır, bir de ruh eşi, gerçek hayat arkadaşınız...
after life hayatının aşkını kaybetmekle ilgili. bunun üstesinden gelmeye çalışan bir adamı anlatıyor. bir tarafı hayatına devam etmek istiyor, diğer tarafı aşkıyla birlikte gömülmek...
birinin lisa’sı olmak çok güzel bir duygu.
ricky gervais'in oynadığı ve senaryosunu kaleme aldığı dizi, bir adamın karısını kaybettikten sonraki yaşamına odaklanıyor.
yaşamaya çalışmasına.
after life hayatının aşkını kaybetmekle ilgili. bunun üstesinden gelmeye çalışan bir adamı anlatıyor. bir tarafı hayatına devam etmek istiyor, diğer tarafı aşkıyla birlikte gömülmek...
birinin lisa’sı olmak çok güzel bir duygu.
ricky gervais'in oynadığı ve senaryosunu kaleme aldığı dizi, bir adamın karısını kaybettikten sonraki yaşamına odaklanıyor.
yaşamaya çalışmasına.
devamını gör...
10.
ilk sezonu hoşuma gitmişti ama 2. sezonunu aşırı derecede sıkıcı olduğunu düşündüğüm için bitiremedim bir türlü. bölümler 20 dakika filan olmasına rağmen hiçbir şekilde akmıyor gibi geliyor.
devamını gör...
11.
şahsen çok beğendiğim ve iki sezonunu da izlediğim dizidir. ricky gervais seven birisi olarak onun canlandırdığı bu depresif, huysuz adam karakterine çok iyi uyum sağladığını düşünmekteyim. dizide tony hariç tüm karakterleri, onun bakış açısından görüyoruz. eşini kaybetmesiyle tony'yi dünyaya bağlayan bir şey kalmadığını anlıyoruz ancak zaman geçtikçe bu sancılı süreci nasıl atlattığına şahit oluyoruz. belki bu sadece benim çıkarımımdır ancak dizide her insanın duygularının değerli olduğu vurgulanmaya çalışılmış. tony'nin gıcık olduğu yarı-cahil kath'in bile duyguları ve içindeki boşluk gözümüze gözümüze çarpıtılıyor. bu açıdan baktığımızda dizi biraz da "kötü bir gün geçirmiyorsa insanların çoğu fena değildir." mottosunu vurguluyor diyebiliriz. tony için değersiz ve hayatındaki bir figüran gibi duran insanlar, gün geçtikçe onun için o kadar da önemsiz olmamaya başlıyor. tüm bunlar olurken yaşanılanlar çok komik veya duygusal olabiliyor. her zamanki gibi ricky gervais'in din eleştirileri de yer yer göze çarpıyor. ben bayağı sevdiğim için kesinlikle tavsiye ettiğim bir dizidir. üçüncü sezonu heyecanla bekliyorum.
devamını gör...
12.
ay ne zaman geliyor benim canım dizim?
izlediğim en iyi dizilerde ilk 3'e girer ricky gervias oyunculuğu zaten takdire şayan ve yönetmenliği de tartışmasız öyle.
ve son olarak bu sezonda da intihar etmezsen sevgili tony ben intihar etcem.
izlediğim en iyi dizilerde ilk 3'e girer ricky gervias oyunculuğu zaten takdire şayan ve yönetmenliği de tartışmasız öyle.
ve son olarak bu sezonda da intihar etmezsen sevgili tony ben intihar etcem.
devamını gör...
13.
stand-up gösterilerinde tek bir mimiğimin dahi oynamadığı, her bir dizi projesinde ağzımın açık kaldığı ve hayranlığımın dakikalar geçtikçe arttığı, metin yazarlığından zeka fışkıran, zekatını dağıtsa 10 sezonluk efsane dizi çıkacak olan ricky gervais isimli metin yazarı-komedyenin dizi projesi. birçok karakteriyle destan yazdığı, değil dizinin bitmemesini arzulamak her bir bölümünü döndüre döndüre tekrar seyrettiğim sanat eseri. bu diziye o kadar bağlıyım ve sevgi duyuyorum ki, bunun sebebi tony'den hayatıma dair nokta atışları görmek, benim aklımdan geçenleri onda bulmak olabilir.
bu çağın filozofu olan tony'nin yaşamına dair bir dizi.
bu çağın filozofu diyorum çünkü herkesin peşinde koştuğu maddiyat, anlık zevkler gibi şeylerde gözü olmayan, yaşamın varlığını sorgulayan bir insan. kaybettiği tek varlık olan eşinin arkasından sürekli ağlamaklı olan bir insan..
sürekli mutsuz. fakat mutsuz olurken ne kadar muhteşem bir insan olduğunu rastgele bir posta dağıtıcısına yaptıklarından, ağzıyla "orospusun" dediği(kadın da sürekli seks işçisi diye düzeltiyor) kadına ne kadar büyük bir sevgi beslemesinden anladığımız, saf iyilik ile dolu bir insan. o kadar iyilikle dolu ki, intihar bile edemiyor. psikoloğunun dediği gibi(bu arada gervais muhteşem bir psikolog karakteri yaratmış ve stand-uplarında değindiği konuları onun üzerinden işliyor- her seansta kahkaha attım) kendini kandırıyor çünkü hayattan bıkmış gibi davranırken hayata hiç bilmediği ve fark etmediği kadar bağlı.
diğer bir taraf ve çok komik olan konu ise , kaba saba konuşmaları sevmeyen tony'nin kendi yaptığı iğrenç ofansif şakaların farkında bile olmaması. örneğin "mala çakmak" şeklinde bir konuşmaya denk geldiğinde salon erkeğine dönüşüyor ama kendi yaptıkları çok daha enteresan.
hint asıllı yeni başlayan kızla(bilerek böyle diyorum) aralarındaki uyum, herkese ters davranırken ona karşı en başından çok sıcakkanlı olması, ne kadar büyük bir insan sarrafı olduğunun da göstergesi. çünkü ofiste(bu kelimeyi kullandım ya the office seyredeceğim şimdi açıp çünkü canım çekti) sevgiye değer tek kişi hint asıllı kadın. kayın biraderinin iyi bir insan gibi görünüp o kadar da iyi bir insan olmadığını söylemek isterim.
"insanlar lisa ile bir şeyler yapmayı özlediğimi sanıyorlar. aksine lisa ile hiçbir şey yapmamayı özlüyorum"
devam edecek...
final sonrası ara edit: aşağıdaki kısa edit spoiler o yüzden seyretmediyseniz okumasanız daha iyi olur.
son sahneden bir önceki sahnede dostunun fotoğraf çektikten sonra makineye bakıp yüzündeki ifadenin değişme sebebi, haber röportajlarının sonrası çektiği fotoğraflardan birisini çektiğini fark etmesi oluyor. tony'nin intiharı kesin bir gerçeklik.
son sahnede önce köpeğinin, sonra tony'nin ortadan yavaş yavaş kaybolma sebebi, tony'nin köpek ölmeden intihar etmediğini anlamamızın istenilmesi. köpeğin ölümüne kadar duran tony sonra belli ki intihar ediyor.
bu çağın filozofu olan tony'nin yaşamına dair bir dizi.
bu çağın filozofu diyorum çünkü herkesin peşinde koştuğu maddiyat, anlık zevkler gibi şeylerde gözü olmayan, yaşamın varlığını sorgulayan bir insan. kaybettiği tek varlık olan eşinin arkasından sürekli ağlamaklı olan bir insan..
sürekli mutsuz. fakat mutsuz olurken ne kadar muhteşem bir insan olduğunu rastgele bir posta dağıtıcısına yaptıklarından, ağzıyla "orospusun" dediği(kadın da sürekli seks işçisi diye düzeltiyor) kadına ne kadar büyük bir sevgi beslemesinden anladığımız, saf iyilik ile dolu bir insan. o kadar iyilikle dolu ki, intihar bile edemiyor. psikoloğunun dediği gibi(bu arada gervais muhteşem bir psikolog karakteri yaratmış ve stand-uplarında değindiği konuları onun üzerinden işliyor- her seansta kahkaha attım) kendini kandırıyor çünkü hayattan bıkmış gibi davranırken hayata hiç bilmediği ve fark etmediği kadar bağlı.
diğer bir taraf ve çok komik olan konu ise , kaba saba konuşmaları sevmeyen tony'nin kendi yaptığı iğrenç ofansif şakaların farkında bile olmaması. örneğin "mala çakmak" şeklinde bir konuşmaya denk geldiğinde salon erkeğine dönüşüyor ama kendi yaptıkları çok daha enteresan.
hint asıllı yeni başlayan kızla(bilerek böyle diyorum) aralarındaki uyum, herkese ters davranırken ona karşı en başından çok sıcakkanlı olması, ne kadar büyük bir insan sarrafı olduğunun da göstergesi. çünkü ofiste(bu kelimeyi kullandım ya the office seyredeceğim şimdi açıp çünkü canım çekti) sevgiye değer tek kişi hint asıllı kadın. kayın biraderinin iyi bir insan gibi görünüp o kadar da iyi bir insan olmadığını söylemek isterim.
"insanlar lisa ile bir şeyler yapmayı özlediğimi sanıyorlar. aksine lisa ile hiçbir şey yapmamayı özlüyorum"
devam edecek...
final sonrası ara edit: aşağıdaki kısa edit spoiler o yüzden seyretmediyseniz okumasanız daha iyi olur.
son sahneden bir önceki sahnede dostunun fotoğraf çektikten sonra makineye bakıp yüzündeki ifadenin değişme sebebi, haber röportajlarının sonrası çektiği fotoğraflardan birisini çektiğini fark etmesi oluyor. tony'nin intiharı kesin bir gerçeklik.
son sahnede önce köpeğinin, sonra tony'nin ortadan yavaş yavaş kaybolma sebebi, tony'nin köpek ölmeden intihar etmediğini anlamamızın istenilmesi. köpeğin ölümüne kadar duran tony sonra belli ki intihar ediyor.
devamını gör...
14.
son sezonunu an itibarıyla bitirdiğim dizidir.
çok güzeldi ya, çiçek gibi dizi. gerçekten ilk sezonundan itibaren severek, üzülerek, duygulanarak, tebessüm ederek izliyorum. ricky gervais gerçekten büyük bir iş çıkarıyor. hem komedi hem dram bir iş yapmak hem de bu seviyelerde başarılı bir iş yapmak saygıyı hak ediyor.
bu diziyi başarılı yapan bir kaç sebep var bunlara değinmek istiyorum. gerçekten ricky gervais bu diziyi hissetmemiz için yazmış ve tabii yapımcılığını üstlenmiş.
dizide herkes hayatından parçalar bulabiliyor. sen, ben, o fark etmez bu olayları yaşıyor. hislerimize ortak olan bir iş after life. yeri geliyor üzüyor yeri geliyor güldürüyor aynı hayat gibi. umut aşılıyor ve yaşamamız için sebepler gösteriyor. bunu tony karakteri üzerinden nefis şekilde aktarıyor.
dizide her karakter ayrı ayrı işleniyor, hepsi birbirinden farklı ve ortak dertler taşıyorlar. toplumda gördüğümüz insanlar onlar, onların iç dünyasını görüyoruz. kimisi kendini çirkin hissediyor kimisi kendini yalnız hissediyor.
müzikler, sahneler, diyaloglar zekice aktarılıyor. özellikle geniş açı çekimleri ve müzikleri 3.sezonda çok başarılı buldum. *
yine harika ve usul usul yürüyen bir sezondu. * özellikle son bölüm çok duygulandırdı. izlemeyen herkese şiddetle tavsiye ederim.
dizide geçen bir şiiri eklemek istiyorum, spoiler olur mu bilemedim o yüzden spoiler kısmına koyuyorum. ayrıca arkadaşı üstüne resim çizilmiş limonu kesince tony'nin suratında oluşan o ifade. işte oyunculuk budur lan.
sakın gelip mezarımın başında ağlama
orada yokum ben, değilim uykuda
benim o esen şiddetli rüzgar
elmas tanesi gibi parlayan kar
başak tanesine vuran güneşim ben
o sakin yağmurum, sonbaharı süsleyen
uyandığında sabahın sessizliğinde
benim, o gücü veren bedenine
benim o sessizce çember çizen kuşlar
geceleri şefkatle parlayan yıldızlar
gelme mezarımın başına ağlamaya
orada değilim ben
hayattayım, hayatta
çok güzeldi ya, çiçek gibi dizi. gerçekten ilk sezonundan itibaren severek, üzülerek, duygulanarak, tebessüm ederek izliyorum. ricky gervais gerçekten büyük bir iş çıkarıyor. hem komedi hem dram bir iş yapmak hem de bu seviyelerde başarılı bir iş yapmak saygıyı hak ediyor.
bu diziyi başarılı yapan bir kaç sebep var bunlara değinmek istiyorum. gerçekten ricky gervais bu diziyi hissetmemiz için yazmış ve tabii yapımcılığını üstlenmiş.
dizide herkes hayatından parçalar bulabiliyor. sen, ben, o fark etmez bu olayları yaşıyor. hislerimize ortak olan bir iş after life. yeri geliyor üzüyor yeri geliyor güldürüyor aynı hayat gibi. umut aşılıyor ve yaşamamız için sebepler gösteriyor. bunu tony karakteri üzerinden nefis şekilde aktarıyor.
dizide her karakter ayrı ayrı işleniyor, hepsi birbirinden farklı ve ortak dertler taşıyorlar. toplumda gördüğümüz insanlar onlar, onların iç dünyasını görüyoruz. kimisi kendini çirkin hissediyor kimisi kendini yalnız hissediyor.
müzikler, sahneler, diyaloglar zekice aktarılıyor. özellikle geniş açı çekimleri ve müzikleri 3.sezonda çok başarılı buldum. *
yine harika ve usul usul yürüyen bir sezondu. * özellikle son bölüm çok duygulandırdı. izlemeyen herkese şiddetle tavsiye ederim.
dizide geçen bir şiiri eklemek istiyorum, spoiler olur mu bilemedim o yüzden spoiler kısmına koyuyorum. ayrıca arkadaşı üstüne resim çizilmiş limonu kesince tony'nin suratında oluşan o ifade. işte oyunculuk budur lan.
sakın gelip mezarımın başında ağlama
orada yokum ben, değilim uykuda
benim o esen şiddetli rüzgar
elmas tanesi gibi parlayan kar
başak tanesine vuran güneşim ben
o sakin yağmurum, sonbaharı süsleyen
uyandığında sabahın sessizliğinde
benim, o gücü veren bedenine
benim o sessizce çember çizen kuşlar
geceleri şefkatle parlayan yıldızlar
gelme mezarımın başına ağlamaya
orada değilim ben
hayattayım, hayatta
devamını gör...
15.
her şeyini ricky gervais’in yaptığı muhteşem hatta neden elimi korkak alıştırayım ki; muhteşem ötesi dizidir.

dizi izlemeye uzun süre tahammül edemem. bir yerde artık kabak tadı vermeye başlar diziler. en görkemli diziler bile benim için belirli bir noktada cazibesini yitirir. bu yarım bırakılmış diziler silsilesinin bazı istisnaları vardır: friends’in o sezonu iki kez izlendi, rick and morty ölene kadar defalarca izlenecek, black mirror çok uzamadığı için bitirildi ve hoş bir anı olarak kaldı. the office ise dokuz sezonun ardından yeniden izlenmeye başlamak için beklemede.
ve after life… izlediğim en güzel dizilerden biri ve üçüncü sezonu da yayında. ben ricky gervais’in yaptığı çoğu şeyi hayranlıkla takip ediyorum zaten. ancak after life bambaşka bir boyut. eşinin ölümünün ardından hayatı bir yük olarak görmeye başlayan bir adamın aydınlığa yürüyüşünü anlatan enfes bir dizi.
hüzün, merhamet, arkadaşlık, dostluk ve elbette aşk gerçek anlamda ancak bu kadar güzel anlatılır diyorum içimden her bölümden sonra. gösterişsiz, büyük olaylar olmadan, tıpkı hayatın ta kendisi gibi. sıradan insanların sıradan yaşamlarının sıradışı akışı.
ben bu diziyi sonraki hayatımda da izlemek istiyorum.

dizi izlemeye uzun süre tahammül edemem. bir yerde artık kabak tadı vermeye başlar diziler. en görkemli diziler bile benim için belirli bir noktada cazibesini yitirir. bu yarım bırakılmış diziler silsilesinin bazı istisnaları vardır: friends’in o sezonu iki kez izlendi, rick and morty ölene kadar defalarca izlenecek, black mirror çok uzamadığı için bitirildi ve hoş bir anı olarak kaldı. the office ise dokuz sezonun ardından yeniden izlenmeye başlamak için beklemede.
ve after life… izlediğim en güzel dizilerden biri ve üçüncü sezonu da yayında. ben ricky gervais’in yaptığı çoğu şeyi hayranlıkla takip ediyorum zaten. ancak after life bambaşka bir boyut. eşinin ölümünün ardından hayatı bir yük olarak görmeye başlayan bir adamın aydınlığa yürüyüşünü anlatan enfes bir dizi.
hüzün, merhamet, arkadaşlık, dostluk ve elbette aşk gerçek anlamda ancak bu kadar güzel anlatılır diyorum içimden her bölümden sonra. gösterişsiz, büyük olaylar olmadan, tıpkı hayatın ta kendisi gibi. sıradan insanların sıradan yaşamlarının sıradışı akışı.
ben bu diziyi sonraki hayatımda da izlemek istiyorum.
devamını gör...
16.
birbirinden dertli onlarca insanin hikayesini anlatan ve izlerken insanin icinde "umut" ve "iyimserlik" olusturan dizi.
bakin o kadar dertli ve sikintili tipleri izlerken, insan nasil oluyor da bazi seylerin daha iyi olacagina inaniyor ?
ricky gervais oyle aktariyor cunku.
bakin o kadar dertli ve sikintili tipleri izlerken, insan nasil oluyor da bazi seylerin daha iyi olacagina inaniyor ?
ricky gervais oyle aktariyor cunku.
devamını gör...
17.
üçüncü sezon finaliyle beni gözyaşlarına boğmuş dizidir. hayır canım ağlamaya yer aradığımdan değil. gerçekten değil. yoksa öyle mi?
sevgi çok kutsal bir şey. özellikle bir erkeğin sevdiği kadına olan bağlılığı, bunu haykırması, bu yüzden acı çekmesi, gözyaşı dökmesi benim için çok kıymetli. erkek arkadaşıma olan sevgimin büyüklüğü de bundan, bana olan sevgisini her zaman hissettirmesi ve bunu başkalarından gizleme ihtiyacı hissetmemesi.
tony de karısının ölümü üzerine öyle bir acı çekiyor ve bunu o kadar aleni yaşıyor ki, duyguların bu kadar gerçek olması beni çok etkilyor. tony karısını çok seven, yaşarken de öldükten sonra da çok seven bi adam. allah herekse tony gibi seven bi eş nasip etsin.
edit: aklıma biraz geç geldi, dün ağlamaktan yazamamışım. bu mezarlık başındaki kadın kocasıyla tanışma hikayesini anlattı. kocası leş gibi bi espri yapmış. kadın gülmemiş. neyse bi şekilde tanışıp evlenmişler, çok mutlu yıllar geçirmişler ve adam ölmüş. kadın diyor ki: keşke o espri yaptığında gülseydim. ay bak yazarken yine gözlerim doldu. sevdiklerimizin değerini yaşarken bilmek çok önemli a dostlar. esprin bok gibiymiş bi daha yapma demek yerine gülmek, kalk kendin al demek yerine ikram etmek, sus da kafamı dinliyim demek yerine sevdiğini dinlemek çok değerli. sevgili ölmeden sevgiyi öldürmemek çok önemli. şafak 146 bende şalterler atık :(
sevgi çok kutsal bir şey. özellikle bir erkeğin sevdiği kadına olan bağlılığı, bunu haykırması, bu yüzden acı çekmesi, gözyaşı dökmesi benim için çok kıymetli. erkek arkadaşıma olan sevgimin büyüklüğü de bundan, bana olan sevgisini her zaman hissettirmesi ve bunu başkalarından gizleme ihtiyacı hissetmemesi.
tony de karısının ölümü üzerine öyle bir acı çekiyor ve bunu o kadar aleni yaşıyor ki, duyguların bu kadar gerçek olması beni çok etkilyor. tony karısını çok seven, yaşarken de öldükten sonra da çok seven bi adam. allah herekse tony gibi seven bi eş nasip etsin.
edit: aklıma biraz geç geldi, dün ağlamaktan yazamamışım. bu mezarlık başındaki kadın kocasıyla tanışma hikayesini anlattı. kocası leş gibi bi espri yapmış. kadın gülmemiş. neyse bi şekilde tanışıp evlenmişler, çok mutlu yıllar geçirmişler ve adam ölmüş. kadın diyor ki: keşke o espri yaptığında gülseydim. ay bak yazarken yine gözlerim doldu. sevdiklerimizin değerini yaşarken bilmek çok önemli a dostlar. esprin bok gibiymiş bi daha yapma demek yerine gülmek, kalk kendin al demek yerine ikram etmek, sus da kafamı dinliyim demek yerine sevdiğini dinlemek çok değerli. sevgili ölmeden sevgiyi öldürmemek çok önemli. şafak 146 bende şalterler atık :(
devamını gör...
18.
son zamanlarda izlediğim en iyi dizi. ricky gervais'in mükemmel mizah anlayışı ile senaryonun naifliği, duygusallığı birleşince ve her biri birbirinden şahsına münhasır karakterler yaratılınca ortaya doyumsuz seyir zevki veren bir dizi çıkmış. ricky gervais'in stand up gösterilerini de izlemiş çok beğenmiştim. fakat after life'a ilk başladığımda hiç bu kadar iyi olacağı beklentisi ile başlamamıştım. bir kere gerçekten çok depresif. özellikle yakın zamanda ayrılık/yas yaşayanlar için bir miktar ağlamaklı olabilir. netflix +18 yaş uyarısı ile gösteriyor. şiddet, cinsellik, argo, küfür, intihar gibi uyarılar veriyor. evet çocukların izlememesi gerekebilir. ancak argo ve küfür bence yerli yerinde ve yetişkin tarzı için çok da abartılı değil. depresyon ve intihar eğiliminden nasıl yaşama sevincine geçilebilir bir çok bölümde üzerine basa basa veriliyor aslında. özellikle tony ve anne'in mezarlıkta mezar başında yaptıkları sohbetlerde varoluşçuluk üzerine çok ince detaylar var. kierkegaard'a göndermeler mi dersin sartre'dan laflar mı dersin camus'ye göndermeler mi dersin. sadece o sahnelerde geçen diyalogları not edip motivasyon konuşması olarak tedx'de insanlara hitap edebilirsiniz.
yan karakterler de gerçekten harika hazırlanmış. bir çok looser karakter var ve en sonunda hepsi bir şekilde yaşamın ucundan tutunuyor.
son olarak şunu söyleyebilirim özellikle 3. sezon son sezon olduğu için bitmesin diye durdura durdura izledim. izlerken güleceksiniz, ağlayacaksınız, öğreneceksiniz. hiç sıkılmaycaksınız. her şey var. bölüm süreleri çok kısa. harika bir ingiliz dizisi.
yan karakterler de gerçekten harika hazırlanmış. bir çok looser karakter var ve en sonunda hepsi bir şekilde yaşamın ucundan tutunuyor.
son olarak şunu söyleyebilirim özellikle 3. sezon son sezon olduğu için bitmesin diye durdura durdura izledim. izlerken güleceksiniz, ağlayacaksınız, öğreneceksiniz. hiç sıkılmaycaksınız. her şey var. bölüm süreleri çok kısa. harika bir ingiliz dizisi.
devamını gör...
19.
geldi gözümün nuru, geldiği gibi de final yaptı. ağlamıyorum gözüme toz kaçtı. on sezon çekilseydi gıkımı çıkarmazdım. neyse tadında bırakalım değil mi? tat demişken tadı damağımda kaldı.
bu kadar şaşalı girişten sonra övmelere doyamadan devam edeyim.
tony ve köpeği aklımdan çıkmayacak.*
sadakat, sevgi, dostluk ve umut. doya doya gördük hepsini. insanların tüm hallerini.. dibe vuruşları, kaçışları, yakalanışları...
sadece tony değil her karakterin bir anlamı vardı bu hikayede. hepsi sevginin peşindeydi. tony ise yaşadığı büyük sevginin yerini hiçbir zaman dolduramayacağının farkındaydı. tony aslında şanslıydı çünkü lisa'ya denk gelmişti. dizinin başından sonuna kadar kusursuz bir denk gelişe şahit olduk. sanki hiç bitmemesi gereken bir hikayeydi. bitti.
tony, hayatın adaletsiz olduğunu defalarca tekrarladı. onu lisa'dan ayıran güce sitem etti, çaresizliğiyle alay etti. bu acıyı yaşarken çevresindeki insanlara da dokundu. dilinin sivriliği kimseyi öldürmedi tam tersine insanları güçlendirdi. o herkese iyi geldi. belki sadece kusursuz sevgiyi deneyimleyenlerin yapabileceği bir şeydi bu. tüm insanların kendilerini özel hissettirecek birilerine ihtiyacı vardır. tony insanlara değer verdi. tıpkı lisa'nın ona değer verdiği gibi. hayatın içinde kaybolmuş her insanı bulup çıkarmak gerekli. dizi de paylaşmak ve değer üzerinde çok durdu. hikayedeki herkes değerliydi hiç kuşkusuz.
hayatın sağından, solundan değil tam içinden tüm samimiyetiyle geçen bir dizi. dizi de herkes o kadar rahat konuştu ki, izlerken, ne güzel ortam beni de aranıza alsanıza, dedim. bir iki bana da laf sallarlardı, fena mı olurdu? lafı ağızda gevelememek kadar güzel şey yokmuş arkadaş. onlar konuştu ben rahatladım.
tabii bazı yerleri kafam da çok da oturtamadım. tony o lafları burada söyleseydi dayak yerdi.* çünkü burada herkes saatli bomba. verdiği tepkiler, yiğidi öldür hakkını yeme tarzındaydı ama işte gerçekte öyle olmuyor. sen o arabanın camını kırarsın, aracın sahibi gelir senin kafanı kırar. sonuçta bu bir dizi çok takılma vişne. bak orada kimse takmıyor. adam hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor.
belki izlemeyenler vardır diye ballandıra ballandıra yazdım.
izleyenler izlemeyenlere baskı yapsın olur mu?* terapi gibi dizi. aç aç, seyret. of yine uzattım.. sevdiğim şeyleri anlatınca çenem düşer. sözlük tabiriye yazmalara doyamam.*
bu kadar şaşalı girişten sonra övmelere doyamadan devam edeyim.
tony ve köpeği aklımdan çıkmayacak.*
sadakat, sevgi, dostluk ve umut. doya doya gördük hepsini. insanların tüm hallerini.. dibe vuruşları, kaçışları, yakalanışları...
sadece tony değil her karakterin bir anlamı vardı bu hikayede. hepsi sevginin peşindeydi. tony ise yaşadığı büyük sevginin yerini hiçbir zaman dolduramayacağının farkındaydı. tony aslında şanslıydı çünkü lisa'ya denk gelmişti. dizinin başından sonuna kadar kusursuz bir denk gelişe şahit olduk. sanki hiç bitmemesi gereken bir hikayeydi. bitti.
tony, hayatın adaletsiz olduğunu defalarca tekrarladı. onu lisa'dan ayıran güce sitem etti, çaresizliğiyle alay etti. bu acıyı yaşarken çevresindeki insanlara da dokundu. dilinin sivriliği kimseyi öldürmedi tam tersine insanları güçlendirdi. o herkese iyi geldi. belki sadece kusursuz sevgiyi deneyimleyenlerin yapabileceği bir şeydi bu. tüm insanların kendilerini özel hissettirecek birilerine ihtiyacı vardır. tony insanlara değer verdi. tıpkı lisa'nın ona değer verdiği gibi. hayatın içinde kaybolmuş her insanı bulup çıkarmak gerekli. dizi de paylaşmak ve değer üzerinde çok durdu. hikayedeki herkes değerliydi hiç kuşkusuz.
hayatın sağından, solundan değil tam içinden tüm samimiyetiyle geçen bir dizi. dizi de herkes o kadar rahat konuştu ki, izlerken, ne güzel ortam beni de aranıza alsanıza, dedim. bir iki bana da laf sallarlardı, fena mı olurdu? lafı ağızda gevelememek kadar güzel şey yokmuş arkadaş. onlar konuştu ben rahatladım.
tabii bazı yerleri kafam da çok da oturtamadım. tony o lafları burada söyleseydi dayak yerdi.* çünkü burada herkes saatli bomba. verdiği tepkiler, yiğidi öldür hakkını yeme tarzındaydı ama işte gerçekte öyle olmuyor. sen o arabanın camını kırarsın, aracın sahibi gelir senin kafanı kırar. sonuçta bu bir dizi çok takılma vişne. bak orada kimse takmıyor. adam hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor.
belki izlemeyenler vardır diye ballandıra ballandıra yazdım.
izleyenler izlemeyenlere baskı yapsın olur mu?* terapi gibi dizi. aç aç, seyret. of yine uzattım.. sevdiğim şeyleri anlatınca çenem düşer. sözlük tabiriye yazmalara doyamam.*
devamını gör...
20.
bu diziyi izleyince tokat yemiş gibi oluyorum ama yine de sonuna kadar izledim. final bölümü ef-sa-ne idi! diziyi izledikten sonra her defasında diyorum ki, ne için yaşıyoruz?
devamını gör...
