#televizyon dizileri #netflix dizisi #final yapan diziler
dram / komedi
8.9 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

son sezonu bitmesin diye o 6 bölümü günlere ayırdım. normalde anında imha ederdim. diziden kopmak istemedim. ama bitti ve üzdü. hatırlanacak güzel bir anı olarak kalacak. sıcacık bir yapımdı.
devamını gör...
kara mizah dediğin böyle yapılır işte. öyle izleyicilerin gerizekalı olduğunu var sayıp üç kuruşluk mesajını gözüne gözüne sokmazsın her sahnede. son zamanlarda izlediğim en nitelikli yapımlardan biridir. her izleyen mutlaka kendinden bir şeyler bulacaktır bu dizide.
devamını gör...
aşk ve ruh eşi dediğimiz kavram bu olsa gerek. birinin yitimi, artık zamanın birlikte tüketimi değil var edilişi eksik kalıyor. var edilemeyecek bir zaman zaten her an tüketilen bi zamandır. eksik, yarım kalmış tüketilen bir zaman da cehennem olsa gerek.

nitekim baş kişimiz olan arkadaş da bunları görebiliyoruz. öncelikle neden gazetede çalışıyor ? bu tesadüf olamaz cevabını sormadan edemiyorun. herkesin kendisini ispatlamak için abuk şeylerle başvuru yaptığı, görünür olmak için türlü ilginç şeyleri yaptığı tambury gazetesi.

neden gazete?

30'lu yaşlarında tanıştığı ruh eşiyle tekrar yaşamak istediği, anlamlı bir hayatı varken, anlamın üretildiği ve görünüre aktarıldığı bir yerde çalışmak olabilir mi?

filmi cennet ve cehennem olarak da tasvir edebilir miyiz?

dikkatimi çeken şey karakterin çocukça görülen hareketlerinin eşi tarafından hoş karşılanması. bu da mı tesadüf? bence değil. bu kesinlikle birbirini tamamlama olmalı. nitekim bunun eksikliğini her an duyuyor. etrafındaki insanlara davranış sebebinin içten içe yapıcı olmamasının sebebi de bu olabilir. çünkü hep o beklentiler içerisinde ama diğer insanlar da bu yok. ritüelleri, sarılmaları, konuşmaları öteliyor. anlaşamayacağını biliyor.

limon sahnesinde, yine yüz çiziyor, yeni arkadaşı limonu kesiyor. halbuki ruh eşi kesmemişti. kesemem demişti.

hayatın gerçekliği bence burada yüzümüze çarpıyor. insanın biricikliği, tekliği, anlamın da biricikliği ve tekliği. zamanın her şey olduğu ve hâlâ zaman varken var etmenin önemi. güzel bir dizi. defaarle izleyeceğim.
devamını gör...
ricky gervais’in 3. sezon boyunca şarap içtiği dizidir ama adam güzel içiyor.

yakın zaman önce sevdiği birini kaybetmiş olanların izlememesi gereken dizidir. insanın boğazına çözülemeyen bir düğüm atan netflix yapımıdır.

sanırım izleyenleri hüzünlere gark eylemesinin sebebi, sinema dünyasının bu tarz konuları bizlere çoğunlukla bir kadının gözüyle aktarmasındandır. bu dizide bir erkeğin gözünden izliyoruz. oysa acının cinsiyeti olmaz. erkekler de yanar, hem de nasıl yanar şarkısının dizi hali demek yanlış olmaz. kısaca, çok sevdiği eşini kaybeden bir adamın, zor bir dönemi konu ediliyor diyelim. kaliteli mizahıyla, abartıya kaçmayan ve dozunda kalan duygusal sahneleriyle aslında basit bir dizi. ricky’nin de tam olarak yapmak istediği buymuş. hayatın normal akışını yazmış. diziyi samimi yapan ise abartı dilini hiç kullanmamasıdır.

bana göre bu dizinin dayanak noktası; gerçekler. hani şu hep kaçmaya çalıştığımız ve bunun için türlü bahaneler ürettiğimiz gerçekler. akıl dolu bir senaryo ve iyi bir oyunculukla aslında ricky gervais bizlere bilmediğimiz bir şey söylemiyor. böyle bir derdi de yok zaten. insanların ne kadar gerçeklikten uzak yaşadığını anlatıyor.


şu aralar biraz ağlayayım ama bunun için gerçekçi bir sebep gerek diyorsanız.

izleyiniz.

- sen insanmışsın
+ yavaş yavaş oluyorum

diziden alıntıdır.
devamını gör...
sonunda başladım ve seri halinde izliyorum. ilk bölümden itibaren gönlümü fetheden minnoş dizi. ve galiba tony’de kendimden bir çok şey buldum.

büdüt: her bölümde beni ağlamaklı yapmayı nasıl başarıyor anlayamıyorum.

umarım sonundan tony’nin intihar ettiği anlamını çıkarmam gerekmiyordur.
devamını gör...
diziyi dün bitirdim. daha doğrusu izlemeyi bitirdim, yorumlamaya ve anlamaya çalışmaya devam ediyorum. güzel bir kitap okumuş gibi lezzet bıraktı ardında; hüznü ve umudu birbirine yakıştırıp giderken.

çocukluğumuzdan kalma mahalle sıcaklığı, mide bulandırıcı karakterlerin dahi aslında sevilesi yanlarının olabileceği, köpeklerin harika dostlar olduğu, ortak acıların insanları yakınlaştırdığı, insanların kişiliklerinin yaptıkları meslekten bağımsız ele alınması gerektiği, insanları mutlu edebilmenin mutlu olmanın en kolay ve güzel yolu olduğu, sevginin dünyadaki en güçlü duygu olduğu dizide ince ince işlenen ana başlıklardan bazıları.

(dikkat spoiler)

tony kendi içindeki büyük acının esiri olmaya devam etse de huzursuz, amaçsız ve mutsuz yaşamanın panzehirini buldu son bölümde: insanları sevindirmek, mutlu etmek. hasta çocuklarla konuşurken bence ahiret hakkında kafası karıştı biraz ve ölünce aşkına kavuşmayı bir ihtimal olarak düşünmeye başladı. sonrasında birçok insanı mutlu ederek yüzüne kondurduğu gülümseme ve huzurla lisa'sına doğru yola çıktı. ulaştı mı bilmiyoruz ama dizinin bizlere vermek istediği mesajların bize ulaştığını düşünüyorum.

diziden sonra merak ettim okudum biraz, köpek gerçek hayatta ricky'nin köpeği değil o müthiş yakınlıklarına rağmen. kedisi varmış. finalin aslında üzücü değil umut verici olduğunu düşünüyormuş. 4. sezonu yapmamak konusunda da kararlı olduğunu söylemiş.
devamını gör...
tanım: bir dizi.

izlerken yer yer gözlerimin dolmasına engel olan şey tony'nin yerine kendimi koymadan diziyi izlememdi. tony ile empati yaptığınızda mahvoluyorsunuz.


benim gibi paramparça olanlardansanız sezonların kamera arkalarını izleyin derim. iyi geliyor.

sezon 1

sezon 2

sezon 3
devamını gör...
bugün son bölümünü bitirdiğim için bi tık üzgün olduğum dizi. özellikle son bölümde birkaç damla gözyaşı dökmüş olabilirim. aman efendim 3 sezon boyunca kendime tutmama sayarız onu da ne olacak.
devamını gör...
sisifos'u biliyorsunuz değil mi? metaforik olan kayayı sürekli bir dağ yamacında aşağı ineceğini, tekrar yukarı çıkaracağını bilerek taşımasını? böyle bir "döngü"ye dayanabilir misiniz? anlam da yoksa size bahşedilen, üst bir anlam verilmeyi.

ruh eşiniz ölüyor ve siz her seferinde yeniden uyanarak onun olmayacağını bile anılarla yaşıyorsunuz...

sisifos'un yaptığı şey neyse tony'nin de yaştığı şey o. albert camus'nun karakterleri ve sisifos intihar etmiyor. tony'de intihar etmiyor. keza nietzsche'de.
devamını gör...
her bölümde eşime dönüp ah karısına ne kadar çok aşıkmış diyerek eşime taş attığım bir dizi oldu. ama çok sevdim. çok doğal. senaristle başrol aynı anladığım kadarıyla o yüzden bu kadar gerçekçi duruyor.
devamını gör...
ilk iki sezonunu çıktığı anda bir çırpıda bitirdiğim, üçüncü sezonu gelince izlemek için kendimi hazır hissetmeyi beklediğim ve az önce tüm sezonları izleyip bitirdiğim kalbimde minik bir burukluk, yüzümde hüzünlü bir gülümseme bırakan canım dizi.
ricky gervais'in tony karakterine hayat verdiği ve harika bir iş çıkardığı dizi aynı zamanda.
eşini kanser nedeniyle kaybeden bir adamın, yaşadığı acıyla intiharı düşünmesini, buna birkaç kez yeltenmesini ve sonrasında da hayata tutunmaya çalışmasını anlatıyor.
ama öyle bir anlatıyor ki sanki tony yan komşumuzmuş, eşini yeni kaybetmiş ve yaşadığı acıyı yakınen gözlemliyor gibi hissediyoruz izlerken. tek bir abartı yok dizi de. bildiğimiz dram dizileri gibi sadece bizi ağlatmak, ciğerimizi sökmek, doğduğumuza pişman etmek değil amaç. üstelik dizide başarıyla işlenen öyle güzel temalar var ki aşk, vefa, dostluk, merhamet, özlem, pişmanlık, arkadaşlık gibi izlerken hem hüzünleniyor hem gülümsüyorsunuz. bu diziyi çok sevmemin en büyük nedeni sanırım her duyguyu tadında bırakması.
dizide yer alan yan karakterlerin hiçbir abartısı yok neredeyse hepsi sıradan, günlük hayatta karşımıza çıkabilen insanlar. tony sayesinde onların hayatlarına göz atıyor ve onları tanıma fırsatı da buluyoruz. yukarıda bahsettiğim dostluk, arkadaşlık, vefa ve sevgi gibi kavramları da bu insanların ilişkilerine ustaca serpilmiş.
bu insanların dışında dizideki en önemli kilit karakter elbette tony'nin köpeği brandy. bu tarz bir dizide sadece insanlara değil bir hayvana da ancak böyle güzel bir rol verilebilirdi diye düşünüyor insan izlerken.
diziyi yeni bitirmiş olmanın verdiği bir hüzün var şu an bende. bu nedenle övdükçe övesim, yazdıkça yazasım geliyor ama devam edersem içimden bir ses spoiler vereceğimi ve kulaklarımın çınlayacağını söylüyor.
bu nedenle tanıma burada son veriyorum ancak söylemek istediğim tek bir şey var:
eğer vıcık vıcık aşk temalı dizilerden, dram adı altında sunulan kalitesiz yapımlardan bıktıysanız, hem hüzünleneyim hem gülümseyeyim hem de kalbim sıcacık olsun diyorsanız bu diziye bir şans verin, pişman olmayacaksınız.
devamını gör...
ricky gervais'in muazzam dizisi. yalnız 3. sezon olmasa daha iyiydi. ilk 2 sezonu 2-3 sefer izledim.

ilk sezonu fazlasıyla komik, ikinci sezon ise çokça karamsar. 3. sezondan ise sadece birkaç bölüm izledim. hiç ilerlemiyor. ricky'i ne kadar sevsem de olmuyor. gerçekten hiç çekmese çok daha iyiydi.

ilk 2 sezonu ise şiddetle öneririm.
devamını gör...
yeni başladığım, başlar başlamaz da kendi kendime neden daha önce başlamadığıma dair sitemlerde bulunduğum bir ricky gervais dizisi. şimdilik tam anlamıyla bağımlısı oldum, bölümler birden akıp gidiyor resmen.
devamını gör...
insanı gerçekten üzer. arkadaşlarım da beni tavırlarım açısından ricky bey'e benzetirler.
kanıma dokunmadı değil tabi.
bu sahnede karısı kanserden ölmüştür kendisinin.
ateisttir ve cennete falan inanmıyordur.

devamını gör...
hayatım boyunca izlerken bu kadar içten gülüp ve yine bu kadar içten ağladığım bir dizi hatırlamıyorum. bir ateistin bir çocuğu mutlu etmek için cennete inanması kadar duygu yüklü, bir dindarın sevmeyi ve gülmeyi bilmemesi kadar trajik olayları anlatan bir baş yapıt. dizi boyunca hayatta görebileceğiniz neredeyse tüm karakterler sergileniyor. muhteşem.
devamını gör...
harika bir dizi. her ne kadar olumsuzluğu sevmesem ve günlük hayatta buna dayanamasam da burada konunun güzel işlenişi ve özellikle ricky gervaisin oyunculuğu diziyi başka bir skalaya taşıyor. alzheimer babasının, rickyi hatırladığı sahne muazzamdır.

-“ı love you dad.”

-“gay.”
devamını gör...
bir ricky gervais dizisidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dizinin senaryosunu da ricky gervais yazmıştır. yapımcı da başrol oyuncusu da ricky gervais'dir. ve dizi her şeyiyle tam bir ricky gervais başyapıtıdır.

ricky gervais gerçek hayatında sosyal medyayı ya birileri ile dalga geçmek ya da eşine ne kadar hayran olduğunu göstermek için kullanan bir adamdır. ve tıpkı dizideki tony gibi o da eşi ile çok dalga geçer ve çok eğlenir. o yüzden bu dizi bana çokça otobiyografik öğe barındırır gibi geliyor.

ofansif mizah yaptığı için ve ateist olduğunu her fırsatta dile getirdiği için ricky gervais nedense zıt bir karakter olarak görülür. halbuki ekranlarda ve perdede gördüğüm en merhametli ve iyi kalpli insanlardan biri olduğuna o kadar eminim ki.

bu dizide böyle bir merhamet göstergesi bana göre. kanserden ölen eşinin ardından yaşamak için bir neden bulamayan ve intiharı da başaramayan tony hayattan zevk almaktan ve umut etmekten vazgeçer. ancak ne kadar iyi bir insan olduğunu anlaması için çevresindeki insanları tanımaya ve anlamaya başlaması yeterli olacaktır. sürekli eleştiren ve alaycı olan tony bunu bir koruma kalkanı haline getirir ancak zamanla dünyada sadece kötü insanların yaşamadığını anlar.

tony'yi kendime çok benzettiğim için çok sevdim. siz de kendinize benzer şeyler bulacaksınız.

hayat bir şekilde devam ediyor, sonrası olmasa bile.
devamını gör...
daha ilk bölümden izleyiciyi kendine çeken ve çok kısa bir sürede bitirilebilecek bir dizi.
karamsar bir dizi olmasını bekliyordum fakat dizinin içerisine çok fazla kara mizah dediğimiz mizah türü uygulanmış olduğu için o karamsarlığı alamadım. ama dizinin özelliği de bu sanırım.
karamsar bir senaryoya rağmen dizide bu karamsarlığın yapılan mizahlarla örtülmesi .
devamını gör...
2. sezonun ortalarindayim. övüldüğü kadar etkilenmedim ama kahvaltıda falan izliyorum. karısının videolarını izlediği ve mezarlıktaki kadınla konuştuğu sahneler etkileyici. bakışlarıyla hisleri güzel veriyor ve güzel ağlıyor cidden ricky. o hüznün içindeki mizah da çok iyi.
dizide kötünün de kötüsü bir terapist var. böylesi ülkemizde bile yoktur... bu kadar abartmaya niye gerek duymuşlar diye düşünerek izliyorum sahnelerini her seferinde. sonunda sahte terapist çıksa bari.
devamını gör...
yaşamı tadında yakalayarak sizi etkisi altına alıyor. ölüm ve yaşam, insan ilişkileri, insanlığa dair olan süzgeçten geçirilip görsel olarak ancak bu kadar sarsıcı verilebilirdi.

hayatıma bir kere girdin, bir daha da çıkmazsın. iyi ki izlemişim. tekrar izliyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"after life" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim