141.
mentollü sakız gibi beyninizi açan bir dili olan yazardır.

"sabah sakindi, günlük güneşlik bu hava, kutsal kitaplarda adı geçen çok sayıda şehrin, tanrısal öğütlere, basit ve tesadüfi bir itaatsizlik sonucu, içinde yaşayan herkesle birlikte yıldırımlara çarptırıldığı ve yerle bir edildiği güzel ve adil zamanların o geçmiş günlerinde müsrif bir kaynak olmuş gökyüzünün cezalarının yüzyıllar içinde gücünü yitirdiğini doygunlukla kanıtlıyordu."

"biz de, genç kanımıza karşın, bu son yüzyılın korkunç yaşlılığına gömülmüşüz, bazı bazı biz de tüm zamanların otlarına, artık kendisi için görmeye gitmeyeceğimiz zeytin ağacının yaprağına ve özgürlüğün üzümlerine yanacağız."

"tanrı'ya adanmış insanın düşkünlüğüne gömüldüğü seziliyordu. ama yaşam umudu yeniden doğmayagörsün, insanoğlunun çıkarları karşısında tanrı'nın bir ağırlığı kalmıyordu."
devamını gör...
142.
yabancı adlı eseri ile nobel ödülünü kazanmış, saçma anlayışını temeline oturttuğu varoluşçu felsefesiyle tanınmış, jean paul sartre, soren kierkegaard ve friedrich wilhelm nietzsche ile birlikte varoluşçuluğu büyük kitlelere tanıtmış usta fransız filozof. ayrıca cezayir' de kalecilik de yapmış ve '' hayat hakkında ne öğrendiysem futboldan öğrendim, toplar hep beklemediğim yerden geldi '' demiştir.
devamını gör...
143.
yabancı ve veba kitaplarının yazarı
devamını gör...
144.
biz onu varoluşçu felsefeseci olarak tanısak da kendisi bunu kabul etmez. sisifos söyleni kitabında uyumsuzu ve intiharı ele alır anlamsiz dünyaya nasıl dayanabileceğimizi göstermeye çalışır sonsuza dek bir kayayı tepeye çıkarmakla cezalandırılan sisifosu mutlu hayal eder. yabancı kitabında ise uyumsuzu edebi şekilde ele alır intihar ölümün anlamsızlığından kaçarken kendini ölümün kucağına atmaktır çözüm mü direniş başkaldırı
devamını gör...
145.
''oldum olası içimde biri, tüm gücüyle hiçbir şey olmamaya çalışıyor.'' - albert camus

tam şu sıralar albert camus'un ''veba'' adlı eserini okurken bugün vefat yıl dönümünü olduğunu öğrendim. nobel ödüllü yazarı aramızdan ayrılışının 62. yılında saygıyla anıyorum.
devamını gör...
146.
ironik olarak, hayatı basit görmüştür, basit yaşamıştır ama büyük sözler söylemiştir.
devamını gör...
147.
yabancı adlı kitabında şöyle bir sözü vardır;

“insan, bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır.”
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynak: sol elim.
devamını gör...
148.
cezayir asıllı fransız yazardır ve çok büyük bir yalancıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filozofların çoğu yalancıdır zaten, romancılar da onlardan aşağı kalmaz. futbolcular ise çok büyük yalancıdır. albert camus’ü ise bu saydıklarımın hepsidir.

futbolla ilgili söylediklerinde yalan yok. ben de aynen katılıyorum. hayata dair öğrendiği şeyleri futboldan öğrendiğini söyleyen yazar kalecilik yıllarında insanları geride kalarak izlemiş ve onlar hakkında birçok bilgi edinmiştir.

ama bu yalancı olduğu gerçeğini değiştirmez. sisifos söyleni ve başkaldıran insan gibi kitaplarıyla bir yalancı olduğu gerçeğini saklamak için elinden geleni yapmıştır. düğün-bir alman dosta mektuplar kitabı ile ise normal bir insan olduğunu göstermeye çalışmıştır. savaşın hikayesini anlattığı bu kitapta sanki hiçbir ölüme neden olamamış gibi davranmıştır.

düşüş ve veba nefis kitaplardır hakkını teslim etmek zorundayım. zaten yazarlığına da kaleciliğine de sözüm yok. ama işini iyi yapması onu affetmem için bir neden değil.

absürt edebiyatta adı en çok geçen yazarlardan biri olan yazara en absürt ölüm şeklinin ne olabileceğini sorulduğunda trafik kazası cevabını vermiştir. daha sonra bir imza gününden dönerken trafik kazası geçirip ölmüştür. ilginç olan şey ise öldüğünde cebinde iki tren bileti çıkmasıdır. ki albert camus’nün cebindeki biletler konusunu daha sonra yazacağım.

yalancılığı ise mutlu ölüm kitabıyla ilgilidir. ben inandım yazara, bu kitabı okuduğum zaman paranın mutluk getireceğine inandım. dostoyevski’nin raskolnikov’u gibi laf dinlemeyip sonra da pişman olup sürüm sürüm sürünen bir insan değildir mersault. o pişmanlık duymaz. haruki murakami’yi öldürme isteğimin temelleri de böyle atıldı belki de. paranın ne olursa olsun mutluluk getirme olasılığına inandım. cinayetlerimi haklı görmek için bir nedendi bu kitap. öldükten on yıl sonra yalanlarıyla hayatımı mahvetti albert camus.

ama artık albert camus’ye inanmıyorum. bence annesinin dün mü bugün mü öldüğünü de biliyor.
devamını gör...
149.
annesi okuma yazma bilmez. babası dünya savaşında ölmüş yoksul bir işçi. ayakkabıları cabuk eskimesin diye çok sevdiği futbolda kaleci olmayı yeğledi. en genç yaşta nobel alan yazar. en yakışıklısı aynı zamanda.
devamını gör...
150.
her kitabının, kapakları arasından gri bir duman çıkıyor gibi bir havası var .çok severim kendisini.
devamını gör...
151.

kızı catherine camus, babası öldükten sonra şöyle demiş: "babam, ünlüymüş o meğer, ölene kadar bilmiyordum. öldüğü zaman anladım. imrenilecek bir durum değil. benim için babaydı o. tuhaf, amma tuhaf şey. gülüşüne bayılırdım. başkaları için, albert camus bir efsaneydi, baba değil.
devamını gör...
152.
ismini doğru telaffuz etmeyi öğrenenlerin, kendilerini entelektüel ilan ettiği absürdist yazarlardan biri... fazla abartılmış. yaşasaydı bile bu alakayı eleştirirdi. rahatsız edici bir doğası var ve bunu "yabancı" kitabında bulabilirsiniz.
en önemli değerlerden biri olan aileyi zedeler. kitapta annesinin ölümünü rahatsız edici bir soğukkanlılıkla ele alıyor. hatta bunu dilemekten hoşlandığını belirtiyor. aynı zamanda bir filozoftur.
replika yönetmenlerimiz onu çok seviyor. özellikle zeki demirkubuz. "yazgı" filmini camus'ten kopyalamıştır. kafka'yı da sever. edebiyat olmasaydı film endüstrisi nasıl olurdu?
camus'nün özelliğini seviyorum: "dünya sular altında kalsa da ördeğe vız gelir" fikri... yaptığı ya da seçtiği her şey için üzülmeyen ve geride kalmayan biri. "zaten burada yaşıyoruz, kıçımızı yırtmamız gerekiyor mu"
kitapta kız arkadaşının evlenme teklifini "fark etmez" diye yanıtlıyor. kesinlikle sağlam bir yazar ama abartılması mental değil.
devamını gör...
153.
varoluşçuluk ile ilgilenmiş ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınmış fransız yazardır.
devamını gör...
154.
nedense beni benzettikleri yazar. kendisini önceden tanimazdim. böyle 8-10 kisi çok benziyosun deyince merak edip baktim. vay be dedim yani.

ama adam cidden iyi bir yazar. kayda deger bir yazar kesinlikle.
devamını gör...
155.
az önce bir sözüne denk geldim "bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın" başımız sağolsun bartın.
devamını gör...
156.
yabancı adlı eserini 4 defa yarıda bırakmıştım. o da bir insanın annesinin ölümüne üzülmemesi neden bu kadar üzerinde baskı kurulmasına neden oluyor bence abartılı şeklindeydi. sonra aynı baskıya ben de maruz kaldım. meğerse ben de bir yabancıymışım.
devamını gör...
157.
sevmediğim, sevmeyeceğim bir edebiyat yapıyor fakat sevmiyor olsam da hakkını vermeme engel değil. oğuz atay gibi, orhan pamuk gibi, hakan günday gibi leş gibi bir edebiyat yaptığı için değil sevmiyor olmam. sadece inandığım değerlerin tersi bir çizgisi olduğu için. vardır böyle yazarlar. gerçekten hiç bize hitap etmez ama çok iyi edebiyatçıdır. camus da öyle.

tam bir post modernist yazar. şimdi diyeceksiniz ki icaruscuğum, post modernizm konuşulmaya başlandığında 1960 dolaylarındaydık, nasıl post modernist oluyor 1960 civarında ölen adam, haklı olarak. her akım, her eğilim ortaya çıktığı an tanımlanmıyor sayın yazar. üzerinden epey bir zaman geçmesi gerekiyor insanların ne yaptıklarının farkına varmaları için. camus tam olarak eğer ilk roman olarak don kişot'u alırsak(ki bence öncül primitif romanlar vardır fakat don kişot komple bir eserdir o yüzden onu alıyoruz) üç yüzyıllık roman geleneğinde yer tutan insan figürünü, insan olmayı romandan çıkarmış bir yazar. zaten varoluşçuluk üzerine çok kafayı yormuş bir felsefeci olduğunu düşünürsek bu çok normal.

yabancı kitabından devam edeceğim. hiç sevmiyorum insansız romanı. bana çok ergence geliyor. bir köşede ıkın ıkın acı çeken ergenle hiçbir şeye tepki vermeyen aşırı cool yetişkin bana eş doğrultuda karakterler gibi geliyorlar. biri sadece çok kısa sürdü. diğeri ise hala hayatımızı bize zindan ediyor.

fakat burada bir şeyin altını çizmek zorundayım. camus'nün bu eğilimini çok iyi anlıyorum. içinde bulunduğu toplumun geçirdiği sayısız yıkım ve acılar camus'yü umutsuzluğa itti. modernist bir toplumda umutsuzluğun yansıması akılcıdır. bizde arabesktir. camus'nün bu umutsuzluktan insani olanı yok etmesi, varlığın anlamsız olduğunu düşünmesi çok normal. milyonlarca insanın öldüğünü, aç kaldığını, mahvolduğunu gördü onun nesli. üstelik t.s elliot gibi ikiyüzlü de değildir camus. t.s.e. sağcı iktidarları destekler ve savaşta 20 milyon insan ölünce bahçesine ektiği ceset meyve verdi mi diye komşusuna sorular sorduğu absürt şiirler yazar savaş eleştirmek için. bu ikiyüzlülük yoktur camus'de.

ben edebiyatta insan figürünün pencere dışına atıldığında edebiyat namına hiçbir şey kalmadığını düşünüyorum. çünkü bana kalırsa kurgusal kitapların çıkış noktası da bitiş noktası da insanın kendini anlama çabasıdır. bu çaba, bu çıkmaz olmasaydı bu eserler ortaya çıkmazlardı. camus'nün yaptığı bu açıdan çok protest bir tepki ve kendi doğrularına göre tartışılmaz derecede doğru. savaş toplumunun psikolojisini biraz anlayabilirseniz camus'ye üzülürsünüz. üzülüyorum fakat edebiyatını sevmiyorum işte. okuduğumda teknik olarak fena bulmasam da hayati eksikleri olduğunu düşünüyorum. saygı duysam da bir romandan beklentimi yerine getiremiyor camus'nün edebiyatı.
devamını gör...
158.
hayatımda tanıdığım en melankolik bir garip kişilik. bir tane kitabını okuma hatasını yaptım ve depresyona girmeme ramak kaldı.
devamını gör...
159.
intihar mı etsem yoksa bir fincan kahve mi içsem gibi bir cümlesi vardı her sabah aklıma gelen. biliyorsunuz ki bu ülkede başardığımız belki de en iyi şey günün sonunda intihar etmemiş olmamız.
devamını gör...
160.
araba kazasında hayatını kaybeden filozof. aynı zamanda yazar, kaleci, genç kızların sevgilisi. ancak varoluşu birisi ne kadar iyilerin dostu, kötülerin düşmanıysa, kendisi de o kadar bu tanıma uyar. yabancı kitabı oldukça ince olmasına rağmen şahsıma göre, felsefe bölümlerinin girişine aynı platon 'un okulunun girişine "geometri bilmeyen giremez"' i gibi "yabancı okumayan giremez" yazdıracak kadar büyük bir eserdir.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"albert camus" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim