181.
bazen günün sonunda, bir insanın başardığı en büyük şey, intihar etmemiş olmasıdır *
devamını gör...
182.
haklı olma ihtiyacı sıradan insanlara özgüdür' sözüyle beni benden alan 20.yy a damgasını vuran varoluşçuluk akımının öncülerinden yabancı veba mutlu ölüm gibi romanlarıyla 21.yy da hala milyonlarca satılan kitaplarıyla yaşamaya devam eden ve edecek olan büyük yazar filozof.
devamını gör...
183.
çok merak ediyorum cezayir fransız işgaline uğramayıp osmanlı denen cahillerin eline kalsaydı bir camus olur muydu.
1302-1922 bir camus çıkartamamışsın ,hala ????
namik kemal gibi değerler çıktı yadsımamk hakkımızdır ama ,başkentte.
1302-1922 bir camus çıkartamamışsın ,hala ????
namik kemal gibi değerler çıktı yadsımamk hakkımızdır ama ,başkentte.
devamını gör...
184.

hayatın anlamsızlığının omuzlara bindirdigi yükü hafifletmeye çalışan yazar: albert camus
hayatın anlamsızlığı bir yüktür ve ancak bu yükü hafifletmeye çalışmak mümkündür, bu yükü tamamı ile ortadan kaldırmak mümkün değildir. hayat anlamsızdır ama yine de yaşarız, bütün mesele budur. camus cezayir'de doğup fransa'yı varlığı ile aydınlatmış, nobel edebiyat ödülüne layık görülmüş bir yazardır. "kendimin kendim olmaklığımın ve burada bulunmaklığımın başımdan geçtiğini görüyorum" diyerek izah etmeye çalışmıştı burada, kendimizi ortasında bulduğumuz "absürt" durumu.
sisifos kayayı neden tepeye çıkarmaya çalışır? her seferinde aşağı yuvarlanacağını bilir oysa ki. kayadır saçma olan, tepe ve bilinçtir, ama yine de bu cezayı çekmek bir başkaldırıdır ve hafifletendir yükü. birinci ve ikinci dünya savaşını görmüş olmasının dışında bir de kara vebayı gördü, belki de onu bu denli büyük bir varoluşçu kılan malzemelerdi bunlar. büyük yıkımlar insanın içinde büyük boşluklar oluşturur, içini tamamı ile boşaltan malzemeler vardı elinde ve bunu en güzel şekilde kullandı.
bir edebiyatçı, bir sanatçı tehlikelidir, çünkü arzular kaosu ve yıkımı eserlerinde kullanmak için. eserlerinde yıkımın olmaması gerektiğini savunur, ama aynı zamanda beslenmiş olduğu şeydir yıkım; tam da bu çelişkidir var eden bizi.
bir gün trafik kazasında arabanın arka koltuğunda bir adam ölü bulundu ve cebinden tren bileti çıktı. hiç sevmez ve güvenmezdi araba ile seyahat etmeyi. saçma, gözlerini yaşama kapamadan önce son kez uğramıştı ona. (1913-1960)
en iyi kitapları:
yabancı
sisifos söyleni
veba
düşüş
başkaldıran insan
bir sosyal medyadaki paylaşımım
devamını gör...
185.
hayattaki çoğu şey gibi abartılan yazar
devamını gör...
186.
bu adam benim babam babam
devamını gör...
187.
"yabancı" işin eğlence kısmıdır. yabancı'yı okuyarak camus anlaşılmaz. camus'yü anlamak için başkaldıran insan ve sisifos söyleni okumak gerekir. bunları okumadan ortamlarda camus hakkında kelam etmeyin.
devamını gör...
188.
189.
duyarli albert camus'a ne denir
albert camuspotu
hadi neyse dagilin simdi
albert camuspotu
hadi neyse dagilin simdi
devamını gör...
190.
devamını gör...
191.
varoluşçuluk akımından yazar, filozof.
yabancı kitabını okumuştum ben. diğer kitaplarını bilmiyorum ama varoluşsal sancılar çektiriyor karaktere. kitabı okumayan varsa burda bıraksın biraz spoiler vereceğim.
kitapta meursault karakteri var annesi vefat ediyor hatta kitap öyle başlıyor "bugün annem öldü ya da dün hatırlamıyorum"
eğer normal hayatınızda samimiyet ön plandaysa
meursault karakteri sizi rahatsız edecektir. çünkü kendi fikri yok pardon bu yanlış oldu kendi fikirlerini söyleyecek ve arkasında duracak yapıda biri değil. her ortama ayak uyduracak, herkesle anlaşabilecek bir farketmez insanı.
herkese hak veren konuştuğu insana göre şekil alan... mesafe koyan...
eminim biraz dikkatli bakarsanız etrafınızda bu tarz insanları göreceksinizdir.
karakterde beni şaşırtan cinayet işleyebilmesiydi. ayrıntıları hatırlamıyorum ama o karakterde bir insanın birini öldürebileceğini düşünmemiştim. bu kısım biraz sürpriz oldu bana.
benim en beğendiğim kısmı hapishanede papazla olan konuşmaları. perdeler kalkmış karakterin ruhunu görüyor gibi hissettim.
karakterin papaza "ötekilerden yanasınız" cümlesi içime işlemişti niye bilmiyorum ya da biliyorum aslında ama paylaşmak istemem.
neyse gece gece çenem düşmüş
not: bu bir kitap/yazar analizi değildir. bir şeyler söylemem gerekiyordu. yazdıklarım/yazamadıklarım... toparlamak gerekli mi? değil. o halde iyi geceler deyip geceyi noktalayalım.
yabancı kitabını okumuştum ben. diğer kitaplarını bilmiyorum ama varoluşsal sancılar çektiriyor karaktere. kitabı okumayan varsa burda bıraksın biraz spoiler vereceğim.
kitapta meursault karakteri var annesi vefat ediyor hatta kitap öyle başlıyor "bugün annem öldü ya da dün hatırlamıyorum"
eğer normal hayatınızda samimiyet ön plandaysa
meursault karakteri sizi rahatsız edecektir. çünkü kendi fikri yok pardon bu yanlış oldu kendi fikirlerini söyleyecek ve arkasında duracak yapıda biri değil. her ortama ayak uyduracak, herkesle anlaşabilecek bir farketmez insanı.
herkese hak veren konuştuğu insana göre şekil alan... mesafe koyan...
eminim biraz dikkatli bakarsanız etrafınızda bu tarz insanları göreceksinizdir.
karakterde beni şaşırtan cinayet işleyebilmesiydi. ayrıntıları hatırlamıyorum ama o karakterde bir insanın birini öldürebileceğini düşünmemiştim. bu kısım biraz sürpriz oldu bana.
benim en beğendiğim kısmı hapishanede papazla olan konuşmaları. perdeler kalkmış karakterin ruhunu görüyor gibi hissettim.
karakterin papaza "ötekilerden yanasınız" cümlesi içime işlemişti niye bilmiyorum ya da biliyorum aslında ama paylaşmak istemem.
neyse gece gece çenem düşmüş
not: bu bir kitap/yazar analizi değildir. bir şeyler söylemem gerekiyordu. yazdıklarım/yazamadıklarım... toparlamak gerekli mi? değil. o halde iyi geceler deyip geceyi noktalayalım.
devamını gör...
192.
devamını gör...
193.
en sevdiğim yazarlardan biri olan camus der ki;
sanatsız edemeyişim, onun beni olduğumdan başka türlü olmaksızın, herkesle aynı düzeyde yaşatmasıdır. sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmaya zorlar, onu en gündelik ve evrensel gerçeğe bağlar. sanat, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
sanatsız edemeyişim, onun beni olduğumdan başka türlü olmaksızın, herkesle aynı düzeyde yaşatmasıdır. sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmaya zorlar, onu en gündelik ve evrensel gerçeğe bağlar. sanat, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
devamını gör...
194.
1913/ 1960 yılları arasında yaşayan cezayir doğumlu fransız yazar ve filozoftur.
onlarca kitap yazar, hayattaki en temel sorunun "yaşamın yaşanmaya değer olup olmadığı" ilkesini irdelemiş, kitaplarında anlamsızlık ve saçma olgusunu hissettirmiş,
bir araba kazasında ölmüştür.

bir şey elde edildiğinde yitirilmiştir.
onlarca kitap yazar, hayattaki en temel sorunun "yaşamın yaşanmaya değer olup olmadığı" ilkesini irdelemiş, kitaplarında anlamsızlık ve saçma olgusunu hissettirmiş,
bir araba kazasında ölmüştür.

bir şey elde edildiğinde yitirilmiştir.
devamını gör...
195.
yapıtları dünya yazın kuramında salt varoluşçulukla degil post-modernizmle de ilişkilendirilir.
devamını gör...
196.
'kışın ortasında içimde yenilmez bir yaz olduğunu farkettim' demiş, ben de farketmiştim. sen mi büyüksün camus? evvet sen büyüksün
devamını gör...
197.
meursault'u yazarken askerlik zamanlarında tanışıp yoldaş olduğu matisse tautou hanımdan esinlendiğini söylemiştir zamanında. freud buna karşı çıkıp, "askerde kadın olmaz, bu kişinin kadınlaşmasının yönelgesidir" demişti yine kokainli kafayla. fakat o zamanlar cezayirli erkeklerden hoşlanan fransız kadınlar, "çavuş, denizci kadın, armacı melek" gibi rütbelerle askere alınıyordu. camus, sonradan aşık olduğu matisse'nin, halasının ölümüne olan kayıtsızlığı karşısında ağlamış ve yabancı'yı yazmaya karar vermiş. halam ölmüş geçen hafta ya da şu an demiş kadın. "bir arap öldürmek" meselesinin çıkışı budur yani. "sonunda ölen bendim" demek istemiş büyük üstad. cezayirliymiş çünkü. ezilirmiş bu yüzden hep. matisse, fransız yüzbaşı ile evlenmiş o dönem. son kurşunu da sıkmış camus'a. bu olaydan sonra, romanda bol bol sohbet ettiği rahip olarak tanıtmış kendisini camus. bunu askerdeki arkadaşları yememiş tabi. geyik şakaları yapmışlar camus'a hep. "yengeyi de ne kemirmiştir komutan hehehe" diye şaka yapmışlar. intiharı bile düşünmüş. sartre böyle değil bak. matkapmış o bam bam. bulantı'da anlattığı bulantı, kadınlar zaten. kadından bıktım demiş açık açık sartre. "içim sıyrıldı kadından, yalnız da olmuyor anasını satim napcam ben" demiş. camus yumuşak kalpliymiş. kırılgan insanmış camus, içine atarmış hep.
devamını gör...
198.
sisifos söyleni kitabında kibarca "ulen köftehorlar! sanki çok da matah bir varlığımız var da bu genel abzürdeye bir de anlam verip int***rımıza bir mana atfetmeye çalışıonuz" dediğini düşündüğüm goalkeeper.
devamını gör...
199.
bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu.
bu sözleriyle gelir hep aklıma. sonra yavaş yavaş diğerleri gelir.
devamını gör...
200.
“kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim” sözlerinin sahibi fransız yazar. ah, onun satırlarını ne zaman okusam hüzünlenirim. sanki içimde kalan tüm boşluğun en yakın dostu gibidir.
devamını gör...
