ateist yazarlara sorular
başlık "zamansız kelebek" tarafından 21.04.2022 00:13 tarihinde açılmıştır.
21.
üstten ekleme, boşverin benim söylediklerimi. rabbinize teslim olun sevgili kardeşlerim. bakın keyfinize, yaşantınıza.
#2495109
kendimi ateist ya da bir şey olarak tarif etmeyi hiç sevmiyorum. tercih de etmiyorum.
dinleri ve tanrıları reddediyorum desem daha yerinde olabilir.
içimde kesin, şüphesiz, hiçbir şekilde sarsılmaz bir tanrı inancı yok. çünkü bunun için tanrı hakkında yeterli derecede, beni tatmin edecek kadar bir bilgiye ulaşmam gerekir. bu bilgiye kendi yararıma ve kendi çabamla ulaşmam çok kolay değil. ama en azından kendim için izah etmem bana çok uzak görünmüyor.
basitçe diyebiliriz ki tanrı ruhtur, büyük bir klasik müzik bestekarının ruhuyla, duygularıyla yarattığı görkemli bir eser vasıtasıyla insanın etten kemikten bir canlı olmanın ötesinde bir ruhunun da olduğunu, olmak zorunda olduğunu düşünebiliriz.
ruha dokunan işlerde tanrıyı bulmak ya da hissetmek diyorum ben buna uzun süredir.
lakin bu tanrı hislerin ötesine geçerek sana bir şeyleri açıklamaz. yine açıklayacak olan insandır. tanrı yerine konuşup durur işte insan. lakin insan da kendi beklentilerine, arzu ve isteklerine göre yapıyor bunu...
ölümden sonrası insanların arzusu bu açık.
arzularsa bir vaade dayanmayabilir. hakikati yansıtmayabilir.
ben olgun bir insanın "hayata tutunabilmek için" cennet/cehennem, sonsuzluk hikayelerine ihtiyaç duyacağını düşünmüyorum.
bu dünyada sınırlı bir süre için bulunmaktayız.
önemli olan şey bu hayattan ne kadar tatmin olarak ayrılacağımız.
ortaya ne koydun, ne ürettin, insanlara ne verdin, neyi başardın. bir insanı sevdin mi? sevildin mi?
birilerinin hayatına dokunabildin mi?
kendine faydan var mı?
kendinle arandaki dostluk, muhabbet nasıl?
eşin, annen, baban, evlatların ve çevren için
hayırlı bir kişi olabildin mi?
eee daha ne? ölüm bir son olsa ne olur olmasa ne olur?
sen kendi içinde tatmin olmayı başarabildiysen gerisi yalan...
kısacası hayata bu dünya ile, varlığımla, insanlarla, müzikle, okuyacaklarımla vb tutunabilirim.
doğada, canlılarda, insanların ürettiği işlerde büyülenerek tanrının varlığını hissetmek, duymak da ekstra güzel olabilir. ama bu kadar...
geçip giden zamanla tükenmek bizim kaderimiz. kaderimizle yaşamayı, bu gerçeği kabullenmeyi bilmeliyiz.
bu dünyadaki güzelliklere talip olmak
başka bir dünya hayatını arzulamaktan, düşünmekten daha gerçekçi geliyor bana...
her şeye rağmen hayatı sevmeliyiz. yapamıyorsak da gitmesini bilmeliyiz.
ben bu düşüncedeyim. benim gibi düşünmeyenlere de saygı duyarım.
yani hayata tutunmak için başka bir dünyaya ihtiyacım varsa ben yanmışım zaten.
inanamadığım bir şeyle zaten tutunamam da...
kısacası başka şansı yok benim ve benim gibilerinin sevgili ahterbin...
#2495109
kendimi ateist ya da bir şey olarak tarif etmeyi hiç sevmiyorum. tercih de etmiyorum.
dinleri ve tanrıları reddediyorum desem daha yerinde olabilir.
içimde kesin, şüphesiz, hiçbir şekilde sarsılmaz bir tanrı inancı yok. çünkü bunun için tanrı hakkında yeterli derecede, beni tatmin edecek kadar bir bilgiye ulaşmam gerekir. bu bilgiye kendi yararıma ve kendi çabamla ulaşmam çok kolay değil. ama en azından kendim için izah etmem bana çok uzak görünmüyor.
basitçe diyebiliriz ki tanrı ruhtur, büyük bir klasik müzik bestekarının ruhuyla, duygularıyla yarattığı görkemli bir eser vasıtasıyla insanın etten kemikten bir canlı olmanın ötesinde bir ruhunun da olduğunu, olmak zorunda olduğunu düşünebiliriz.
ruha dokunan işlerde tanrıyı bulmak ya da hissetmek diyorum ben buna uzun süredir.
lakin bu tanrı hislerin ötesine geçerek sana bir şeyleri açıklamaz. yine açıklayacak olan insandır. tanrı yerine konuşup durur işte insan. lakin insan da kendi beklentilerine, arzu ve isteklerine göre yapıyor bunu...
ölümden sonrası insanların arzusu bu açık.
arzularsa bir vaade dayanmayabilir. hakikati yansıtmayabilir.
ben olgun bir insanın "hayata tutunabilmek için" cennet/cehennem, sonsuzluk hikayelerine ihtiyaç duyacağını düşünmüyorum.
bu dünyada sınırlı bir süre için bulunmaktayız.
önemli olan şey bu hayattan ne kadar tatmin olarak ayrılacağımız.
ortaya ne koydun, ne ürettin, insanlara ne verdin, neyi başardın. bir insanı sevdin mi? sevildin mi?
birilerinin hayatına dokunabildin mi?
kendine faydan var mı?
kendinle arandaki dostluk, muhabbet nasıl?
eşin, annen, baban, evlatların ve çevren için
hayırlı bir kişi olabildin mi?
eee daha ne? ölüm bir son olsa ne olur olmasa ne olur?
sen kendi içinde tatmin olmayı başarabildiysen gerisi yalan...
kısacası hayata bu dünya ile, varlığımla, insanlarla, müzikle, okuyacaklarımla vb tutunabilirim.
doğada, canlılarda, insanların ürettiği işlerde büyülenerek tanrının varlığını hissetmek, duymak da ekstra güzel olabilir. ama bu kadar...
geçip giden zamanla tükenmek bizim kaderimiz. kaderimizle yaşamayı, bu gerçeği kabullenmeyi bilmeliyiz.
bu dünyadaki güzelliklere talip olmak
başka bir dünya hayatını arzulamaktan, düşünmekten daha gerçekçi geliyor bana...
her şeye rağmen hayatı sevmeliyiz. yapamıyorsak da gitmesini bilmeliyiz.
ben bu düşüncedeyim. benim gibi düşünmeyenlere de saygı duyarım.
yani hayata tutunmak için başka bir dünyaya ihtiyacım varsa ben yanmışım zaten.
inanamadığım bir şeyle zaten tutunamam da...
kısacası başka şansı yok benim ve benim gibilerinin sevgili ahterbin...
devamını gör...
22.
ateistlere soru soran müslümanlar önce şunlara cevap versin
arkadaşının deccal olduğunu öne sürerek kafasını satırla kesen bir müslümanla mı yoksa sıfır ibadet bir ateistle mi aynı evde kalmak istersiniz? - tarikatçilerin yurdunda kaldığına göre muhtemelen beş vakit namaz kılan oruç tutan ve arapça kuran okuması yapan full+full bir süper müslümandı ve arkadaşının kafasını kopardığı esnada muhtemelen tekbir getiriyordu
çocuk tecavüzcüsü bir "islam alimi"ne mi saygı gösterirsiniz yoksa celal şengör'e mi?
yoksa yavrunuzu ateist bir kuruma mı yoksa ilim irfan öğrensin diye kuran kursuna mı emanet edersiniz?
kavramlarda tanımlarda etiketlerde imajlarda doğada olmayan insan üretimi saçma sapan balon yapıların içinde boğulmuşsunuz. müslüman - ateist ya da (x insan) (y insan) ayırdından kurtul artık, onun tanrı tanımına ya da tanımsızlığına değil vicdanına bak. sana gerekli olan karşındakinin vicdanı ve etik değerlerdir, onun tanrı imajı sana gerekli değil bize içtenlik gerek üzerinde hangi ambalaj olursa olsun.
arkadaşının deccal olduğunu öne sürerek kafasını satırla kesen bir müslümanla mı yoksa sıfır ibadet bir ateistle mi aynı evde kalmak istersiniz? - tarikatçilerin yurdunda kaldığına göre muhtemelen beş vakit namaz kılan oruç tutan ve arapça kuran okuması yapan full+full bir süper müslümandı ve arkadaşının kafasını kopardığı esnada muhtemelen tekbir getiriyordu
çocuk tecavüzcüsü bir "islam alimi"ne mi saygı gösterirsiniz yoksa celal şengör'e mi?
yoksa yavrunuzu ateist bir kuruma mı yoksa ilim irfan öğrensin diye kuran kursuna mı emanet edersiniz?
kavramlarda tanımlarda etiketlerde imajlarda doğada olmayan insan üretimi saçma sapan balon yapıların içinde boğulmuşsunuz. müslüman - ateist ya da (x insan) (y insan) ayırdından kurtul artık, onun tanrı tanımına ya da tanımsızlığına değil vicdanına bak. sana gerekli olan karşındakinin vicdanı ve etik değerlerdir, onun tanrı imajı sana gerekli değil bize içtenlik gerek üzerinde hangi ambalaj olursa olsun.
devamını gör...
23.
doğru dürüst bir tane soru sorulmuş, ona da cevaplar verilmiş zaten. geri kalan da akıl öğretmeye gelmiş anlaşılan. birilerini cehenneme gönderiyorlar yine. kiminin de kafası almamış alayına ateist deyip geçiyor zaten.
iman edip koşulsuz şartsız inandığınız şeylere inanmayan insanlar olması çok garip değil mi?
sorgulanamaz, doğmamış, doğurulmamış bir tanrıya inanmak kadar hinduların binlerce tanrısına, hıristiyanların üçlemesine, yahudilerin sadece kendilerinden olanı kayıran tanrısına, güneşe, ateşe tapmaya, kendi dini sembollerini putlaştırana, kısacası adına din denilen, içinde tanrı/tanrılar bulunan, cezalandıran, ödül veren üstün bir yaratıcı olduğuna inanmayan insanlar var. bunun nesi garip? sen neyi ispat etmeye çalışıyorsun? anlamaya çalışmadığına eminim.
kimi insanın tanrı inancı yoktur. kimi sadece dinlere inanmaz bir yaratıcı olduğuna inanır. kimi de sığınacak bir yüce yaratıcıyı kabul eder.
yukarıda saydığım şeylere inanan hiçkimseyle sorunum yok. onların niye kendisi gibi düşünmeyenlerle var anlamış değilim. önünde bir hayat var. iyi - kötü ayrımı yapabilecek zekaya da sahipsin. toplumsal ahlak kuralları da belli. neye inanıyorsan ona inan. kimseye de karışma. bu kadar basit.
iman edip koşulsuz şartsız inandığınız şeylere inanmayan insanlar olması çok garip değil mi?
sorgulanamaz, doğmamış, doğurulmamış bir tanrıya inanmak kadar hinduların binlerce tanrısına, hıristiyanların üçlemesine, yahudilerin sadece kendilerinden olanı kayıran tanrısına, güneşe, ateşe tapmaya, kendi dini sembollerini putlaştırana, kısacası adına din denilen, içinde tanrı/tanrılar bulunan, cezalandıran, ödül veren üstün bir yaratıcı olduğuna inanmayan insanlar var. bunun nesi garip? sen neyi ispat etmeye çalışıyorsun? anlamaya çalışmadığına eminim.
kimi insanın tanrı inancı yoktur. kimi sadece dinlere inanmaz bir yaratıcı olduğuna inanır. kimi de sığınacak bir yüce yaratıcıyı kabul eder.
yukarıda saydığım şeylere inanan hiçkimseyle sorunum yok. onların niye kendisi gibi düşünmeyenlerle var anlamış değilim. önünde bir hayat var. iyi - kötü ayrımı yapabilecek zekaya da sahipsin. toplumsal ahlak kuralları da belli. neye inanıyorsan ona inan. kimseye de karışma. bu kadar basit.
devamını gör...
24.
allah yoksa niye kabe diye bir yer hala var?
madem allah yok neden kapalı kadınlar çok tatlı oluyor?
madem allah yok neden kapalı kadınlar çok tatlı oluyor?
devamını gör...
25.
#2495109 @ahterbin tanrı var olsa bile insana yardım etmez. cehenneminde önce yakıp derilerini soyan, sonra tekrar deri yetiştiren, sonra bir daha yakan ve bunları sırf kendisine eş koşuldu, kendisine inanılmadı diye yapan bir tanrının merhametli olabileceğini düşünmek çok büyük bir safdillik. ibrani dinlerde anlatılan tanrı insanlara yardım değil eza, işkence eden bir tanrı.
peki ben nasıl baş ederim kişisel dertlerimle. basit çözebileceklerimi kendim çözerim. bende o güç var. özgüven deriz buna. çözemediklerimi de gömerim toprağa. ne yapacağım? zaten sınırlı bir süre varolacağım dünyada. onu da ah vah edip mi geçireceğim. ko dötüne rahvan gitsin derim.
not: her şeyin bi şeyi vardır.
peki ben nasıl baş ederim kişisel dertlerimle. basit çözebileceklerimi kendim çözerim. bende o güç var. özgüven deriz buna. çözemediklerimi de gömerim toprağa. ne yapacağım? zaten sınırlı bir süre varolacağım dünyada. onu da ah vah edip mi geçireceğim. ko dötüne rahvan gitsin derim.
not: her şeyin bi şeyi vardır.
devamını gör...
26.
sorum yok. biz de zaten sadece inanıyoruz, uygulamada yokuz.
devamını gör...
27.
nasılsınızzzz
devamını gör...
28.
yaşama içgüdüsü. her canlıda olan şey insanda da var ne olursa olsun.
devamını gör...
29.
naber ?
herkes her şeyi sormuş, hatır sorayım dedim kitapsızlar. kşjkşjkşj
herkes her şeyi sormuş, hatır sorayım dedim kitapsızlar. kşjkşjkşj
devamını gör...
30.
#2495109 @ahterbin
öncelikle umarım trol bir entry yazmışsındır, amaç o değilse de;
yaşam amacımız cennete girmek,yaratıcıya inanmak, ibadet etmek gibi şeyler değil. hayat bundan çok daha fazlası. yaşadığımız hayatı mümkün olan en iyi şekilde eğlenerek,kendimizi geliştirerek,başkalarına faydalı olmaya çalışarak veya bencil bir şekilde sadece kendimizi düşünerek şekillendirebiliyor ve bu şekilde yaşayabiliyoruz.
yaşamak için de ölmek için de her zaman bir sebep vardır, bizler küçüklüğümüzden beri hegemonyanın bize dayattıklarının bir yerde farkına varıp kendi düşünme yeteneği ile sorgulayarak ilerleyen ve belirli bir noktaya gelmiş insanlarız kısacası bize ailelerimiz,kültürümüz ve toplum baskısı ile dayatılmaya çalışılan şeyleri sorgulamadan kabul etmeyen kişileriz. peki bu ne demek ? yani zamanla kalıplaşmış normlara,toplum baskısına ve ne olduğu belli olmayan ahlak bekçilerinin lafları ile hayatımızı şekillendirmiyoruz.
siz hayatınızı istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. ister fakirliğinize şükür ederek isterseniz de yaşayamadığınız şeylerin kızgınlığını yasak diye,ahlaksızlık diye, günah diye başkalarına nefret yağdırarak...
ayrıca ölüm bir son değil yeni bir başlangıç için geçilmesi gereken bir eşiktir fakat o başlangıcın da sizin inandığınız cennet cehennem olayı olduğuna değil de ruhumuzun yeni bir bedende yaşamak için tekrar döneceği inancıdır.
ve son olarak da bir insanın dini inancı olmadan yaşayamacak kadar boş olması da çok üzücü ve acınası bir durum.
bir robot veya köleden farkınız ne ?
ayrıca gerçekten müslümansanız neden yavur icadı olan interneti ve teknolojik ürünleri kullanıyorsunuz ? yoksa her şey gibi müslümanlığınız da işinize geldiği gibi mi ?
öncelikle umarım trol bir entry yazmışsındır, amaç o değilse de;
yaşam amacımız cennete girmek,yaratıcıya inanmak, ibadet etmek gibi şeyler değil. hayat bundan çok daha fazlası. yaşadığımız hayatı mümkün olan en iyi şekilde eğlenerek,kendimizi geliştirerek,başkalarına faydalı olmaya çalışarak veya bencil bir şekilde sadece kendimizi düşünerek şekillendirebiliyor ve bu şekilde yaşayabiliyoruz.
yaşamak için de ölmek için de her zaman bir sebep vardır, bizler küçüklüğümüzden beri hegemonyanın bize dayattıklarının bir yerde farkına varıp kendi düşünme yeteneği ile sorgulayarak ilerleyen ve belirli bir noktaya gelmiş insanlarız kısacası bize ailelerimiz,kültürümüz ve toplum baskısı ile dayatılmaya çalışılan şeyleri sorgulamadan kabul etmeyen kişileriz. peki bu ne demek ? yani zamanla kalıplaşmış normlara,toplum baskısına ve ne olduğu belli olmayan ahlak bekçilerinin lafları ile hayatımızı şekillendirmiyoruz.
siz hayatınızı istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. ister fakirliğinize şükür ederek isterseniz de yaşayamadığınız şeylerin kızgınlığını yasak diye,ahlaksızlık diye, günah diye başkalarına nefret yağdırarak...
ayrıca ölüm bir son değil yeni bir başlangıç için geçilmesi gereken bir eşiktir fakat o başlangıcın da sizin inandığınız cennet cehennem olayı olduğuna değil de ruhumuzun yeni bir bedende yaşamak için tekrar döneceği inancıdır.
ve son olarak da bir insanın dini inancı olmadan yaşayamacak kadar boş olması da çok üzücü ve acınası bir durum.
bir robot veya köleden farkınız ne ?
ayrıca gerçekten müslümansanız neden yavur icadı olan interneti ve teknolojik ürünleri kullanıyorsunuz ? yoksa her şey gibi müslümanlığınız da işinize geldiği gibi mi ?
devamını gör...
31.
öncelikle yokluk kanıt istemez. şöyle anlatayım; bir dine inananlar mantığa aykırı iddialarda bulunuyorlar. ay bölündü, deniz yarıldı, koyun indi, adam göğe yükseldi, adam babasız doğdu falan. şimdi böyle bir iddiada da ben bulunayım; dün bir yaratık gördüm kafası atdı ama 17 bacağı vardı, uçabiliyordu gökyüzünde sigara yaktı içti. bana inanıyor musun? neden inanmıyorsun. böyle bir şey yoksa hadi kanıtla.
anlatabildim mi, yokluk kanıt istemez. varlık kanıt ister bazen.
mesela benim hakkımda bir şikayet varsa kanıt gerekir. kanıt varsa polis kapıma gelir. ben durduk yere her gün karakola gidip ben temizim ha diye kendimi neden kanıtliyim. bir iddian varsa sen kanıtla.
gelelim neden inanmıyorum konusuna. şimdi diyorsunuz ki sonsuz merhametli tanrı var. herşeyi görür. herşeye gücü yeter. o izin vermeden hiçbir şey olmaz.
şimdi yine bir örnek verelim. diyelim ki ben polisim. bir herif bir bebeğe tecavüz ediyor ve ben gördüm müdahale etmiyorum. bana kızıp beni sorgularsınız. ama ben bir insanım. belki adamda. korktum çünkü ben ölebilen biriyim ve can tatlı. ben sapık da olabilirim. o yüzden müdahale etmedim diyelim. peki herşey tanrının rızasıyla oluyorsa bu olay da o izin verdiği için olmuyor mu. yoksa tanrı bunu istemiyorsa neden engel olmuyor gücü mü yetmiyor. aşırı iyi tanrı nasıl böyle bir olayı görüp dayanır. neden müdahale etmiyor ki? ufacık çocuk neyin bedelini ödüyor. öteki tarafta karşılığı olacak argümanını kabul etmiyorum. bı çocuk kesilmesin diye gökten koyun indirmiş ya bu çocuğu niye kurtarmıyor.
dinlerin ve kitaplarının hemen hemen aynı coğrafyaya aynı zamanda inmesi de bana milliyetçilik politikası gibi geliyor.
şimdi tanrı bir kitap yollamış. anlaşılamadığına kanaat getirmiş olacak ki tekrar yollamış ve bu böyle sürmüş. aynı tanrı 16 asırdır başka kitap yollamıyor. kitap yollamayı neden kesti. anlaşılabildiğini düşünerek mi bıraktı. öyle ise bu anlaşıldığı hali mi şu dünyaya bir baksanıza.
bir dine inananlar inanmayanlara "o zaman nasıl olduk, dünya nasıl oldu" falan diye kendince argüman soruyor. hiçbir şey kendinden olamaz mantığıyla soran adama "o zaman tanrı nasıl oldu" diye sorduğunda tanrının tanrısı yok, yoktan varoldu diyor. kendi tezini kendi çürütüyor. hani hiçbir şey yoktan varolamıyordu. öyle ise tanrının da tanrısı olmalı ki bu sonsuz tanrı olarak gider. yok eğer birsey yoktan varolabiliyorsa biz de öyle olmuş olabiliriz. yani nasıl olduğumuzu bilmemek ortaya atılmış bir fikir olan tanrı kavramını doğru kabul edeceğimiz anlamına gelmiyor.
bir dine inananların kendiyle aynı olmayanlara sürekli saldırması, dünya tarihi boyunca din için milletin birbirini öldürmesi, dinlerin siyasilerin elinde bir araç olması falan diye devam edebilirim ama şimdilik bu kadar.
anlatabildim mi, yokluk kanıt istemez. varlık kanıt ister bazen.
mesela benim hakkımda bir şikayet varsa kanıt gerekir. kanıt varsa polis kapıma gelir. ben durduk yere her gün karakola gidip ben temizim ha diye kendimi neden kanıtliyim. bir iddian varsa sen kanıtla.
gelelim neden inanmıyorum konusuna. şimdi diyorsunuz ki sonsuz merhametli tanrı var. herşeyi görür. herşeye gücü yeter. o izin vermeden hiçbir şey olmaz.
şimdi yine bir örnek verelim. diyelim ki ben polisim. bir herif bir bebeğe tecavüz ediyor ve ben gördüm müdahale etmiyorum. bana kızıp beni sorgularsınız. ama ben bir insanım. belki adamda. korktum çünkü ben ölebilen biriyim ve can tatlı. ben sapık da olabilirim. o yüzden müdahale etmedim diyelim. peki herşey tanrının rızasıyla oluyorsa bu olay da o izin verdiği için olmuyor mu. yoksa tanrı bunu istemiyorsa neden engel olmuyor gücü mü yetmiyor. aşırı iyi tanrı nasıl böyle bir olayı görüp dayanır. neden müdahale etmiyor ki? ufacık çocuk neyin bedelini ödüyor. öteki tarafta karşılığı olacak argümanını kabul etmiyorum. bı çocuk kesilmesin diye gökten koyun indirmiş ya bu çocuğu niye kurtarmıyor.
dinlerin ve kitaplarının hemen hemen aynı coğrafyaya aynı zamanda inmesi de bana milliyetçilik politikası gibi geliyor.
şimdi tanrı bir kitap yollamış. anlaşılamadığına kanaat getirmiş olacak ki tekrar yollamış ve bu böyle sürmüş. aynı tanrı 16 asırdır başka kitap yollamıyor. kitap yollamayı neden kesti. anlaşılabildiğini düşünerek mi bıraktı. öyle ise bu anlaşıldığı hali mi şu dünyaya bir baksanıza.
bir dine inananlar inanmayanlara "o zaman nasıl olduk, dünya nasıl oldu" falan diye kendince argüman soruyor. hiçbir şey kendinden olamaz mantığıyla soran adama "o zaman tanrı nasıl oldu" diye sorduğunda tanrının tanrısı yok, yoktan varoldu diyor. kendi tezini kendi çürütüyor. hani hiçbir şey yoktan varolamıyordu. öyle ise tanrının da tanrısı olmalı ki bu sonsuz tanrı olarak gider. yok eğer birsey yoktan varolabiliyorsa biz de öyle olmuş olabiliriz. yani nasıl olduğumuzu bilmemek ortaya atılmış bir fikir olan tanrı kavramını doğru kabul edeceğimiz anlamına gelmiyor.
bir dine inananların kendiyle aynı olmayanlara sürekli saldırması, dünya tarihi boyunca din için milletin birbirini öldürmesi, dinlerin siyasilerin elinde bir araç olması falan diye devam edebilirim ama şimdilik bu kadar.
devamını gör...
32.
ateist olim mi len heee.
devamını gör...
33.
- allah korusun yerine ne korusun diyorsunuz?
kazasız belasız... , inşallah yerine umarım, selamün aleyküm yerine merhaba, günaydın, iyi günler... vs... tekel bayii'ne girip hayırlı işler demek yerine kolay gelsin... vs...
- inanmadığınız kişi ve şeylerin yokluklarını kanıtlayabilir misiniz?
var olduğunu kanıtlayabildiğim şeylere inanıyorum. herhangi bir konuda bilgisi değil, inancı olan kimse ile tartışmaya girmeye de yanaşmıyorum. kişilerin inancına saygım var ve aynı saygıyı karşı taraftan görmeyi de ümit ederim.
-yaşadığınız coğrafyanın ateist olmanızda payı var mıdır?
yaşadığım coğrafyanın bir payı varsa o da sorgulamaya açık bir ailem olmasındandır. beni kimse kur'an-ı kerim'den izole büyütmedi, camiye gittiğimde de kimse ne yapıyorsun sen demedi. kendim okudum.
- tanrıya inanmamaya karar verdiren nedir?
inancınıza olan saygımdan ötürü buraya bir cevap yazmayacağım.
sorulmadan söylenenler:
işin içine kutsallık girince olaylar bu kutsallara dayalı düzenlerde iktidar sahiplerinin lehine gelişmektedir. kutsal olarak adlandırdığım şeyi dini inançlar ile sınırlamayın. kemalist, sosyalist ya da bilimsel yazıtları da kutsal ve sorgulanamaz olarak görürseniz ona da karşı dururum. benim için önemli olan şey, gerçekliğe ayak uydurabilmektir. doğru ve yanlışı tahlil etmek imanın ve adaletin temelidir.
ülkemde müslüman olduğunu söyleyenlerin yarıdan fazlası 5 vakit namaz kılmayan, kur'an-ı kerim'i açıp okumamış insanlardır. ve onlar öpüp başına koydukları, abdestsiz el sürmedikleri o kitap'ta yazan münafık kelimesi ile tanımlanır. sırf başkaları ona inanıyor diye ona inananlardır.
ben şimdi inanmıyorum ve bunu da dürüstçe söylüyorum. eğer olur da bir gün bir yaratıcıya inanırsam bu içten bir inanç olur, sadece imanım gereği ibadetimi icra eder, şükürler olsun derim, başkasına (anam babam dahil) gösteriş olsun diye asla yapmam bunu. ve müslümanlığa göre allah'ı ne kadar geç bulmuş da olsam kafir diye tanımlanmış zalim ve zorba birisi olmamışsam, kul hakkı yememişsem benim de cennete gitme şansım vardır.
ancak...
o müslüman olduğunu söyleyip mesul olduğu ibadeti yerine getirmeyen, çocuklara taciz, kadınlara zulüm edip türlü zorbalıklarla kul hakkı yiyen münafıkların cennette yeri yok. tövbe etmeyi "tövbe" demek sananlar var aralarında.
müslüman kardeşlerime bir tavsiyem ve sitemim var. sabah akşam ateistlere sallayıp müslümanlığınızı tatmin edeceğinize gidin de önce aranızdaki cuma namazını kıldı mı müslüman olduğunu sanan münafıkları terbiye edin.
ahlakı kur'an-ı kerim'den, mantığı bilimden, eşitliği sosyalizm'den, vatanseverliği mustafa kemal atatürk'ten öğrenemiyorsan bağnazsın kardeşim. ve kur'an ahlakından başkasına ahlak demiyorsan, sosyalizmden başkasına eşitlik diyemiyorsan, mustafa kemal ve yoldaşlarından başka vatansever tanımıyorsan yine bağnazsın.
daha ne diyeyim...
kazasız belasız... , inşallah yerine umarım, selamün aleyküm yerine merhaba, günaydın, iyi günler... vs... tekel bayii'ne girip hayırlı işler demek yerine kolay gelsin... vs...
- inanmadığınız kişi ve şeylerin yokluklarını kanıtlayabilir misiniz?
var olduğunu kanıtlayabildiğim şeylere inanıyorum. herhangi bir konuda bilgisi değil, inancı olan kimse ile tartışmaya girmeye de yanaşmıyorum. kişilerin inancına saygım var ve aynı saygıyı karşı taraftan görmeyi de ümit ederim.
-yaşadığınız coğrafyanın ateist olmanızda payı var mıdır?
yaşadığım coğrafyanın bir payı varsa o da sorgulamaya açık bir ailem olmasındandır. beni kimse kur'an-ı kerim'den izole büyütmedi, camiye gittiğimde de kimse ne yapıyorsun sen demedi. kendim okudum.
- tanrıya inanmamaya karar verdiren nedir?
inancınıza olan saygımdan ötürü buraya bir cevap yazmayacağım.
sorulmadan söylenenler:
işin içine kutsallık girince olaylar bu kutsallara dayalı düzenlerde iktidar sahiplerinin lehine gelişmektedir. kutsal olarak adlandırdığım şeyi dini inançlar ile sınırlamayın. kemalist, sosyalist ya da bilimsel yazıtları da kutsal ve sorgulanamaz olarak görürseniz ona da karşı dururum. benim için önemli olan şey, gerçekliğe ayak uydurabilmektir. doğru ve yanlışı tahlil etmek imanın ve adaletin temelidir.
ülkemde müslüman olduğunu söyleyenlerin yarıdan fazlası 5 vakit namaz kılmayan, kur'an-ı kerim'i açıp okumamış insanlardır. ve onlar öpüp başına koydukları, abdestsiz el sürmedikleri o kitap'ta yazan münafık kelimesi ile tanımlanır. sırf başkaları ona inanıyor diye ona inananlardır.
ben şimdi inanmıyorum ve bunu da dürüstçe söylüyorum. eğer olur da bir gün bir yaratıcıya inanırsam bu içten bir inanç olur, sadece imanım gereği ibadetimi icra eder, şükürler olsun derim, başkasına (anam babam dahil) gösteriş olsun diye asla yapmam bunu. ve müslümanlığa göre allah'ı ne kadar geç bulmuş da olsam kafir diye tanımlanmış zalim ve zorba birisi olmamışsam, kul hakkı yememişsem benim de cennete gitme şansım vardır.
ancak...
o müslüman olduğunu söyleyip mesul olduğu ibadeti yerine getirmeyen, çocuklara taciz, kadınlara zulüm edip türlü zorbalıklarla kul hakkı yiyen münafıkların cennette yeri yok. tövbe etmeyi "tövbe" demek sananlar var aralarında.
müslüman kardeşlerime bir tavsiyem ve sitemim var. sabah akşam ateistlere sallayıp müslümanlığınızı tatmin edeceğinize gidin de önce aranızdaki cuma namazını kıldı mı müslüman olduğunu sanan münafıkları terbiye edin.
ahlakı kur'an-ı kerim'den, mantığı bilimden, eşitliği sosyalizm'den, vatanseverliği mustafa kemal atatürk'ten öğrenemiyorsan bağnazsın kardeşim. ve kur'an ahlakından başkasına ahlak demiyorsan, sosyalizmden başkasına eşitlik diyemiyorsan, mustafa kemal ve yoldaşlarından başka vatansever tanımıyorsan yine bağnazsın.
daha ne diyeyim...
devamını gör...
34.
hande ateyizi'yi piriniz olarak mı kabul ediyorsunuz?
devamını gör...
35.
#2495387
her şeyde illa bir kazanım aramak gerekmiyor. zaten özünde sağlanamamış iç huzur, dünya ve dünyevi olgularla barışık olamama ve en temeldeki fayda beklentisi bu inanç ihtiyacını ortaya çıkarıyor. hemen hemen tüm semavi inanç sistemleri, temelde yaratıcı ile basit bir alışveriş ilişkisi üzerine kurulu, islamiyetse bunların arasında takipçilerine en yüksek primi vaat eden dini öğreti.
düşünün ki teknolojik savaş aygıtlarının olmadığı, salt olarak genç erkeklerin beden gücüne dayanan ilkel toplumun savaş koşullarında, en yüksek prim de yine bu savaşçılara veriliyor. düşmanın malı mülkünden, karısı çoluk çocuğuna kadar hepsi onlara helal kılınıyor. cennet, yine her anlamıyla onlar için en leziz yiyecek ve içeceklerden en güzel hurilere onlar için tasarlanmış. bunun tam tersi olan cehennemse orta doğunun çöl koşullarında insanlara ürkünç gelen sıcak ve ateş caydırıcılarıyla bezenmiş diğer bir alternatif evren.
islam içi mezhep ayrışmaları da en basit tanımıyla bir güç ve iktidar savaşı beraberinde ortaya çıkan ayrışmalardır. sonrasında ortaya çıkan teorik farklılıklarsa her mezhebin kendi fikir adamlarınca bu mezhepleri teorik olarak rasyonalize etme çabasından ibaret.
kadim sebep, kadim sonuç ya da nedensellik... evrenin doğa yasaları, birçok açıdan ölçümlenip gözlemlenebilir olsa da bunlar her zaman aynı durumlarda aynı sonuçları verecek veya gözlemlenebilecek kadar doğrusal bir yapıda değil, kaotiktir. basit bir şekilde elinizden düşen cam bir nesnenin bile kırılıp kırılmayacağını belirleyen birçok değişken vardır ve bu değişkenlerin hepsini doğru bir şekilde bir araya getirebilmek her zaman mümkün olmayabilir. bu yüzden bilimsel deney ve gözlemcilik, bir teoriyi tümüyle doğrulamaktan çok, parçalar veya bileşenleri üzerinde sınayıcı olmaya çok daha yatkındır.
söz gelimi bundan yüzyıllar önce fizikçiler, güneşin sonsuz enerji kaynağını kiliseye açıklayamadıklarında, kilise için o sisli alanın fizikçilerde olmayan cevabını, kendi imani tercihleri zaten veriyordu. günümüzde, güneşteki enerji kaynağının güneş çekirdeğindeki atomların aşırı yüksek hızla hareket etmesinden kaynaklı olduğu bilindiği için kilise de paradigmasını artık başka bilinmez üzerinden sürdürüyor. yani dini argümanlar, bilimin henüz erişemediği sisli alanlardan kendileri bir şeyleri ispat ederek değil, karşıtları ya da bilim insanlarının henüz ispat edemedikleri üzerinden var olabiliyor. çünkü iman dediğimiz şey, zaten ancak bir bilinmezlik sahasında yapılan tercihe, görüp algılamaya değil seçime göre kavramsallaşan bir şey. bu yüzden gelişmişlik düzeyi ve dini inançlar arasında ters orantı var.
her şeyde illa bir kazanım aramak gerekmiyor. zaten özünde sağlanamamış iç huzur, dünya ve dünyevi olgularla barışık olamama ve en temeldeki fayda beklentisi bu inanç ihtiyacını ortaya çıkarıyor. hemen hemen tüm semavi inanç sistemleri, temelde yaratıcı ile basit bir alışveriş ilişkisi üzerine kurulu, islamiyetse bunların arasında takipçilerine en yüksek primi vaat eden dini öğreti.
düşünün ki teknolojik savaş aygıtlarının olmadığı, salt olarak genç erkeklerin beden gücüne dayanan ilkel toplumun savaş koşullarında, en yüksek prim de yine bu savaşçılara veriliyor. düşmanın malı mülkünden, karısı çoluk çocuğuna kadar hepsi onlara helal kılınıyor. cennet, yine her anlamıyla onlar için en leziz yiyecek ve içeceklerden en güzel hurilere onlar için tasarlanmış. bunun tam tersi olan cehennemse orta doğunun çöl koşullarında insanlara ürkünç gelen sıcak ve ateş caydırıcılarıyla bezenmiş diğer bir alternatif evren.
islam içi mezhep ayrışmaları da en basit tanımıyla bir güç ve iktidar savaşı beraberinde ortaya çıkan ayrışmalardır. sonrasında ortaya çıkan teorik farklılıklarsa her mezhebin kendi fikir adamlarınca bu mezhepleri teorik olarak rasyonalize etme çabasından ibaret.
kadim sebep, kadim sonuç ya da nedensellik... evrenin doğa yasaları, birçok açıdan ölçümlenip gözlemlenebilir olsa da bunlar her zaman aynı durumlarda aynı sonuçları verecek veya gözlemlenebilecek kadar doğrusal bir yapıda değil, kaotiktir. basit bir şekilde elinizden düşen cam bir nesnenin bile kırılıp kırılmayacağını belirleyen birçok değişken vardır ve bu değişkenlerin hepsini doğru bir şekilde bir araya getirebilmek her zaman mümkün olmayabilir. bu yüzden bilimsel deney ve gözlemcilik, bir teoriyi tümüyle doğrulamaktan çok, parçalar veya bileşenleri üzerinde sınayıcı olmaya çok daha yatkındır.
söz gelimi bundan yüzyıllar önce fizikçiler, güneşin sonsuz enerji kaynağını kiliseye açıklayamadıklarında, kilise için o sisli alanın fizikçilerde olmayan cevabını, kendi imani tercihleri zaten veriyordu. günümüzde, güneşteki enerji kaynağının güneş çekirdeğindeki atomların aşırı yüksek hızla hareket etmesinden kaynaklı olduğu bilindiği için kilise de paradigmasını artık başka bilinmez üzerinden sürdürüyor. yani dini argümanlar, bilimin henüz erişemediği sisli alanlardan kendileri bir şeyleri ispat ederek değil, karşıtları ya da bilim insanlarının henüz ispat edemedikleri üzerinden var olabiliyor. çünkü iman dediğimiz şey, zaten ancak bir bilinmezlik sahasında yapılan tercihe, görüp algılamaya değil seçime göre kavramsallaşan bir şey. bu yüzden gelişmişlik düzeyi ve dini inançlar arasında ters orantı var.
devamını gör...
36.
rahat bırakın adamları. ne yani, ta..ak geçerek imana mı getireceksiniz.
devamını gör...
37.
allah'a inanmadığımı duyduklarında, “o zaman seccadeye de ayakkabıyla basarsın sen” diyorlar. ben de “basmaz mıyııım? kuru fasulyeyi de domuz etiyle yapıyorum zaten” diyorum.
devamını gör...
38.
#2495926
kendimi materyalist olarak tanımlıyorum ve bu nedenle genel olarak metafizik alanlara mesafeliyim. ateizm de bunun sadece dini inanç sahasıyla ilgili bir sonucu. yani materyalizmi benimsemiş birini, salt ateist olarak tanımlamak, materyalizmi de o kişiyi de dar bir alana hapsetmek olur.
turan dursun, şahsi uzmanlık ve deneyim sahası üzerinden sunni islami çerçeveye dair bir ateist düşünce yorumu geliştirmiş, kur'an'da geçen ayet, hadis, menkıbeler vs.ler üzerinden kendi rasyonel değerlendirmelerini ifade etmiştir ancak bu, ateizmin yorumu veya kendisi değildir. benzer yaklaşımı, feuerbach'ta da hristiyanlık özelinde ve daha hegelci bir bakış açısıyla görürüz. her ikisi de tanrıtanımazlık ekseninde ateist yaklaşımdır ancak metot ve felsefi yaklaşımları tamamen farklıdır. kaldı ki sümer tabletleri veya avesta gibi orijinal esin kaynağı ve öncülü metinler dururken neden tüm eleştirilerimizi, salt müslümanlar ve onların kutsal kitabı üzerine yöneltelim?
öte yandan meseleyi, mutlak hiçlik veya mutlak kaos gibi sadece metafizik kesinlik içeren kabül veya kavramlar üzerinden değerlendirmek, ben veya benim gibi düşünen insanların kullandığı bir yöntem değildir. sadece belli gaz bileşenlerinin tepkimesiyle ortaya çıkan tek hücreliler, bakış açınıza göre yoktan da var olmuş olabilir, maddesel dönüşümden de. nitekim gazali gibi düşünürlerin bunlara kafa yorduğu dönemlerde, gazların varlığı dahi tam anlamıyla keşfedilmemişti. yani hiçlik, bu anlamıyla göreceli ve boyutsal bir durum. söylediğiniz yokluğun, neleri tam anlamıyla içerip içermediğini bilmiyoruz. hatta bunu kendi düşünce yöntemim üzerinden örneklemem de gerekirse evrim prensipleri, bugün birçok ekosistemi, canlı yapısını ve davranışlarını açıklayabiliyor olsa da bu, evrimciler için de evrim yasasının kesin bir ispatı anlamına gelmez. çünkü gözlenebilir sonuçlar üzerinde geriye dönük yordama veya çıkarımlar, deneysel nitelik taşımaz. tıpkı kuantum mekaniğine göre işleyen cihazların üretilip kullanılabilir olmasının kesin bir evrensel kuantum dinamiği veya yasasının ispatı anlamına gelemeyeceği gibi.
yani suyun 100 santigratta kaynaması gibi en sivri uçlu kesinlik bile bilimde, mevcut doğal yasalar ve koşullar dahilinde "şimdilik böyle" sınırına gelebilir en fazla.
tabii organize dinler, tüm bu varlık sorunu ve felsefi tartışmalardan da bağımsız yargıları, emir ve yasaklarıyla oldukça sorunlu.
kendimi materyalist olarak tanımlıyorum ve bu nedenle genel olarak metafizik alanlara mesafeliyim. ateizm de bunun sadece dini inanç sahasıyla ilgili bir sonucu. yani materyalizmi benimsemiş birini, salt ateist olarak tanımlamak, materyalizmi de o kişiyi de dar bir alana hapsetmek olur.
turan dursun, şahsi uzmanlık ve deneyim sahası üzerinden sunni islami çerçeveye dair bir ateist düşünce yorumu geliştirmiş, kur'an'da geçen ayet, hadis, menkıbeler vs.ler üzerinden kendi rasyonel değerlendirmelerini ifade etmiştir ancak bu, ateizmin yorumu veya kendisi değildir. benzer yaklaşımı, feuerbach'ta da hristiyanlık özelinde ve daha hegelci bir bakış açısıyla görürüz. her ikisi de tanrıtanımazlık ekseninde ateist yaklaşımdır ancak metot ve felsefi yaklaşımları tamamen farklıdır. kaldı ki sümer tabletleri veya avesta gibi orijinal esin kaynağı ve öncülü metinler dururken neden tüm eleştirilerimizi, salt müslümanlar ve onların kutsal kitabı üzerine yöneltelim?
öte yandan meseleyi, mutlak hiçlik veya mutlak kaos gibi sadece metafizik kesinlik içeren kabül veya kavramlar üzerinden değerlendirmek, ben veya benim gibi düşünen insanların kullandığı bir yöntem değildir. sadece belli gaz bileşenlerinin tepkimesiyle ortaya çıkan tek hücreliler, bakış açınıza göre yoktan da var olmuş olabilir, maddesel dönüşümden de. nitekim gazali gibi düşünürlerin bunlara kafa yorduğu dönemlerde, gazların varlığı dahi tam anlamıyla keşfedilmemişti. yani hiçlik, bu anlamıyla göreceli ve boyutsal bir durum. söylediğiniz yokluğun, neleri tam anlamıyla içerip içermediğini bilmiyoruz. hatta bunu kendi düşünce yöntemim üzerinden örneklemem de gerekirse evrim prensipleri, bugün birçok ekosistemi, canlı yapısını ve davranışlarını açıklayabiliyor olsa da bu, evrimciler için de evrim yasasının kesin bir ispatı anlamına gelmez. çünkü gözlenebilir sonuçlar üzerinde geriye dönük yordama veya çıkarımlar, deneysel nitelik taşımaz. tıpkı kuantum mekaniğine göre işleyen cihazların üretilip kullanılabilir olmasının kesin bir evrensel kuantum dinamiği veya yasasının ispatı anlamına gelemeyeceği gibi.
yani suyun 100 santigratta kaynaması gibi en sivri uçlu kesinlik bile bilimde, mevcut doğal yasalar ve koşullar dahilinde "şimdilik böyle" sınırına gelebilir en fazla.
tabii organize dinler, tüm bu varlık sorunu ve felsefi tartışmalardan da bağımsız yargıları, emir ve yasaklarıyla oldukça sorunlu.
devamını gör...
39.
ulan hadi inanmıyorsunuz, allah'tan da mı korkmuyorsunuz?
devamını gör...
40.
soruldu mu bilmiyorum; cenazelere katılıyor musunuz? yada katıldığınızda örneğin müslüman cenazesi ve siz erkek iseniz cenaze namazı sırasında ne yapıyorsunuz?.
devamını gör...