1.
birbirinden farklı türleri olan deniz canlısı. tavada, ızgarada ve fırında pişirilip yenen derya kuzusu.
devamını gör...
2.
suda yaşayan ve solungaç solunumu yapan, soğuk kanlı, genellikle vücudu pullu hayvanlaraverilen genel isim . latince pisces. vivipar ovipar ve ovovivipar olarak ürerler . dünyada şu an yaklaşık olarak 34300 adet tanımlanmış balık türü bulunmaktadır.
devamını gör...
3.
bülent, gel balık yaptım dese gitmeyeceğim yer yoktur. yanında etil metilde istemem, kızartsın, buğulasın, fırına sürsün hatta pullarını temizlesin yeter. yokk yok kızartsın.
devamını gör...
4.
burcum olan şey. yemeye de bayılırım.
devamını gör...
5.
eski türkçe'de "çamur" anlamına gelen sözcüktür.
"balçık" kelimesi de buradan gelmektedir.
"balçık" kelimesi de buradan gelmektedir.
devamını gör...
6.
eski türkçe'de şehir için kullanılan gelen sözcüktür. uygur devleti'nin başkenti ordu balık, karabalasagun 'dur.
devamını gör...
7.
türlü çeşitlerini yakalamak için döktüğüm paralarla, en alasını yiyeceğim hayvan türü.
devamını gör...
8.
üstteki şu başlığı görünce " iyilik yap senize at, balık bilmezse halik bilir
bu başlıktaki balık o balık mı ?
hahahah
bu başlıktaki balık o balık mı ?
hahahah
devamını gör...
9.
eskiden karadeniz’de kendilerini bal zanneden iki arkadaş kendilerini ifade etmek için kullanırmış bu kelimeyi
“biz ikimiz balık”*
“biz ikimiz balık”*
devamını gör...
10.
algılarına çokça hakaret edilmiş minnoş canlılar.
balıklar, farklı bir ortamı deneyimlemediklerinden suyu tarifleyemez, tanımlayamazlarmış. göremezlermiş çünkü suyu. suyun içinde yaşadıklarını algılayamazlarmış. ancak suda yükselen baloncukların peşine düşerek bulundukları ortam hakkında bir anlama sürecine girebilirlermiş.
balıklar, farklı bir ortamı deneyimlemediklerinden suyu tarifleyemez, tanımlayamazlarmış. göremezlermiş çünkü suyu. suyun içinde yaşadıklarını algılayamazlarmış. ancak suda yükselen baloncukların peşine düşerek bulundukları ortam hakkında bir anlama sürecine girebilirlermiş.
devamını gör...
11.
ağlarım ben bu başlığa, o kadar çok seviyorum ki, 24 saat yiyebilirim, hatta 365 gün, ama kılçıksız olacak, lagos gibi, itiraz etmeyecek... orası olmaz , burası olmaz demeyecek, şase yapacam... ama ağzımla...
devamını gör...
12.
tam "benim" dersin elinden kayar gider. kaygandır, parlaktır, estetiktir.
lakin;
"zokayı yutmuştum ben bir zaman
ah dilim yaralı
konuşamam" *
lakin;
"zokayı yutmuştum ben bir zaman
ah dilim yaralı
konuşamam" *
devamını gör...
13.
kuzu o... yemek yemeyi 4 gündür es geçtim...biri bana bunu getirsin.
devamını gör...
14.
15.
omurgalı bir hayvan. suda yaşar. solungaç solunumu yapar. genellikle dış döllenme yapar. aynı zamanda insanlar için çok sağlıklı bir besin kaynağıdırlar.
devamını gör...
16.
orhan veli'nin rakı şişesinde olmaya özlem duyduğu hayvan türüdür. aynı zamanda duman gurubunun ağa takılırsanız tadınıza bakılmakla tehdit edildiğiniz şarkısıdır.
devamını gör...
17.
batık dan türemiş olduğunu düşündüren kelime
devamını gör...
18.
beni yiyen doymasin tutan iflah olmasın dediği rivayet olunan canlı.
devamını gör...
19.
ba konulan yer.
devamını gör...
20.
yemeği en çok sevdiğim şey. ankara müthiş bir yerdi benim çocukluğumda taze balık bulmak bakımından, hala öyle midir bilmem. sakarya ya da ulus balık haline uğrayıp eli, kolu, filesi taze balıkla, rokayla, yeşil soğan, kırmızı turp ve çıtır marulla gelmediği bir cumartesisi olmazdı babamın. ondan öğrendim taze balık nedir ne değildir, balık nasıl ziyan edilmeden ayıklanır.
istanbul'un da çok taze balığını yedim. palamut, istavrit, kalkan, uskumru, lüfer, ille de hamsi... av yasağı kalktığında kendimi doğruca bir motorla gittiğim beşiktaş balık pazarındaki, üşenirsem üsküdar balık pazarındaki, yolum düşerse de kadıköy balık pazarındaki tezgahlara atardım. yatasım gelirdi o tezgahlara. balıkçıları tanırdım, sohbet ederdim. ayıklamayı severim ama bazen "ben ayıklayıvereyim" diyenini de reddetmezdim.
bu köy balıktan uzak, çok uzak... urla'ya gideceksin, güzelbahçe'ye gideceksin filan uzun iş... balıkçısını tanımam, balıkçısı da balığı pek tanımaz zaten...
içimde bitmeyen bir baba hasreti, balıktan zengin bol yeşillikli, tahin helvalı, rakılı, kızarmış ekmekli, kalabalık bir sofra hasreti var.
istanbul'un da çok taze balığını yedim. palamut, istavrit, kalkan, uskumru, lüfer, ille de hamsi... av yasağı kalktığında kendimi doğruca bir motorla gittiğim beşiktaş balık pazarındaki, üşenirsem üsküdar balık pazarındaki, yolum düşerse de kadıköy balık pazarındaki tezgahlara atardım. yatasım gelirdi o tezgahlara. balıkçıları tanırdım, sohbet ederdim. ayıklamayı severim ama bazen "ben ayıklayıvereyim" diyenini de reddetmezdim.
bu köy balıktan uzak, çok uzak... urla'ya gideceksin, güzelbahçe'ye gideceksin filan uzun iş... balıkçısını tanımam, balıkçısı da balığı pek tanımaz zaten...
içimde bitmeyen bir baba hasreti, balıktan zengin bol yeşillikli, tahin helvalı, rakılı, kızarmış ekmekli, kalabalık bir sofra hasreti var.
devamını gör...