81.
"kadınlara yalan söylemekten çekinmeyin. yeter ki kendileri için söylendiğini bilsinler."
devamını gör...
82.
senaristi olduğu barfly filminde kendi yaşamı hakkında az çok bir fikir edinmemizi sağlayan yazar, şair, dipsomani şahsiyet.
devamını gör...
83.
çok bukowskiler tanıdık gördük biz yer miyiz ? mehh..
devamını gör...
84.
çişinden, kamışından ve yattığı kadınların apış arasından kalem eden pis moruk/yazar. yeraltı edebiyatı'nın piri kabul edilen bukowski soy isminin karizmasından yürümüştür. bizim ülkede taşlanır bu adam ama birleşik devletlerde yazar işte. birkaç kitabını okudum; benlik değil. fakat şu sözü çok şahane;
"or*spuları ve çingeneleri severim: birisi namuslu numarası yapmaz, diğeri milliyetçilik ayağına yatmaz."
"or*spuları ve çingeneleri severim: birisi namuslu numarası yapmaz, diğeri milliyetçilik ayağına yatmaz."
devamını gör...
85.
kendisini anlamak için kitaplarını okumak yetmez. zaten pek çok kişi de bir şeyleri inceler, araştırır, bakar ama görmez. bu bazen biz oluruz bazen de bir başkası. evet kendisi kitaplarında çokça kadınlardan ve "tak tak tak" seslerinden bahseder. aynı zamanda kaldırımlardan, insan yüreğinden, zihinden, acılardan, o sürekli şikayet ettiğimiz modern işçilikten, mutluluktan, vahşilikten, duygusallıktan, aileden, toplumdan, hayatı kabullenmekten de söz eder. hatta yâlnızca söz etmez, bunu gerçekten başarılı bir şekilde aktarır ve bu içinize işler. ve bu olduğunda artık eskisi gibi olamazsınız, ister istemez olgunlaşır -ki nasıl olgunlaştığınız size bağlı- hayatı daha yumuşak ve iyi görmeye başlarsınız.
uzun lafın kısası bukowski adamdır. okuyun, okutturun.
uzun lafın kısası bukowski adamdır. okuyun, okutturun.
devamını gör...
86.
"yan yana yürümeyelim diye, dar yapılmıştı kaldırımlar.
ve yine yan yana yürümeyelim diye, dar kafalıydı insanlar.
ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik.
sarılmak yakar bizi deyip ,aşkı hep uzaktan sevdik"
-bukowski
ve yine yan yana yürümeyelim diye, dar kafalıydı insanlar.
ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik.
sarılmak yakar bizi deyip ,aşkı hep uzaktan sevdik"
-bukowski
devamını gör...
87.
anlamlı yazar ama pesimistliği içimi bayar. depresyonda kalmayı sevenler için ideal bir yazar. kıç aylarında adını daha çok duyarız.
devamını gör...
88.
amerikan popüler kültürünün ekmeğini yemiş çapsız, liseli, moron. bizim kaybedenler kulübü programını yapan elemanlar bundan daha kıyak.
devamını gör...
89.
basit, sade , komik adam.
"telefonu kapatıp ayaklarımı masanın üzerine uzattım. kopuk parçaları masamda birleştirmeye çalışıyordum. işte karmaşık bir olayın ortasındaydım. ben dedektif nick belane. bir yanda kırmızı kırlangıç meselesi çözülmeyi bekliyordu. bir tarafta da celine ve bayan ölüm vardı başımda. sanki bayan ölüm'ün soluğu hep ensemdeydi. şimdi bir de başıma uzaylı bir or..pu çıkmıştı."
"telefonu kapatıp ayaklarımı masanın üzerine uzattım. kopuk parçaları masamda birleştirmeye çalışıyordum. işte karmaşık bir olayın ortasındaydım. ben dedektif nick belane. bir yanda kırmızı kırlangıç meselesi çözülmeyi bekliyordu. bir tarafta da celine ve bayan ölüm vardı başımda. sanki bayan ölüm'ün soluğu hep ensemdeydi. şimdi bir de başıma uzaylı bir or..pu çıkmıştı."
devamını gör...
90.
sanılanın aksine zeki ve mizahi yönü kuvvetlidir. çoğu kişinin anlamayacağı tezatlara yer verip insanları düşünmeye itiyor.
devamını gör...
91.
"en güvendiğin insanların, bir yanılgıdan ibaret olduğunu anlayınca, köşene çekilirsin."
-bukowski
-bukowski
devamını gör...
92.
sabah 6'da yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, başka birine para kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
charles bukowski
charles bukowski
devamını gör...
93.
senin içtiğinle bizim olimpik havuz dolar charles reyiz.
devamını gör...
94.
kadınlı götlü kitaplar yazan terbiyesiz loser. yaşasaydı, ıssız adam izleyip ağlardı sümkürerek. liseli der geçerdik.
ucuz solcu şarabı içmesi de ayrıca irite edicidir. ıyy pis moruk.
ucuz solcu şarabı içmesi de ayrıca irite edicidir. ıyy pis moruk.
devamını gör...
95.
sabah seni kimse uyandirmiyorsa ve geceleri seni kimse beklemiyorsa ve istedigini istedigin zaman yapabiliyorsan, bu ozgurluk mudur yoksa yalnizlik mi?
devamını gör...
96.
sevdiğim ve bir çok fikrini kendime yakın bulduğum bi yazardı.
ama kendisini araştırırken youtubeda bir yayında sevgilisini tekmelediği bi videoyu gördüğümden beri soğudum
ama kendisini araştırırken youtubeda bir yayında sevgilisini tekmelediği bi videoyu gördüğümden beri soğudum
devamını gör...
97.
alman asıllı amerikan yazar . (bkz: ekmek arası) (bkz: pis moruğun notları) (bkz: kasabanın en güzel kızı) gibi insanın ruhuna işleyen bir üslubu vardır. yalın sade anlatım tarzı bol küfürlü ve cinsel ögesi bol jargonuyla size sahildeki şarapçıyla sohbet ediyormuşsunuz hissiyatı yaratır .halkın çocuğudur, çirkindir ve yalnızdır . kedileri, kadınları ve içkiyi çok sever . kimilerine göre edebi kalitesi olmayan bir yazar olsa da benim anti kahramanımdır kendisi. ruhun şad olsun üstad
devamını gör...
98.
zaman zaman hayatındaki kadınlar konusunda atıp tuttuğu söylenen postacıdır. açık açık konuşur, doğruları söyler ve insanın canını sıkar. ama kendisine iyi bakmamıştır bu yüzden dediğini dinleyip yaptığını yapmamak gerekir.
devamını gör...
99.
can yücel'in ecnebi versiyonudur. bu kadar mı benzerler... yazdıkları, tarzları, tepkileri, tipleri, alkol sevgileri.
en sevdiğim...
orospuları ve çingeneleri severim.
biri namuslu numarası yapmaz ,
öteki milliyetçilik ayağına yatmaz..
en sevdiğim...
orospuları ve çingeneleri severim.
biri namuslu numarası yapmaz ,
öteki milliyetçilik ayağına yatmaz..
devamını gör...
100.
charles bukowski, 16 ağustos 1920’de almanya’nın andernach şehrinde dünyaya gelmiştir. annesi alman babası ise polonya asıllı bir amerikalıdır. 9 mart 1994 tarihinde 73 yaşındayken kaliforniya’da kan kanserinden ölmüştür.
tam adı heinrich karl bukowski’dir. yazarlığın yanı sıra şairliğiyle de bilinmektedir. bazı kitaplarında henry chinaski ismini de kullanmıştır. yaşamının büyük bir kısmını abd'nin los angeles şehrinde geçirmiştir. toplum tarafından dışlanmış insanları ve depresyonu konu almasıyla ünlüdür, kendisi de alkolik olan bukowski anlattığı tarzda bir yaşam sürmüştür. okurlarının bir kısmı anlattıklarının kurgu olduğunu düşünseler de bukowski’nin eserleri kurgu değildir. kitaplarını yaşadığı hayattan ilham alarak yazmıştır. kendisine john fante’yi örnek aldığı için bilinçli olarak böyle bir yaşam tarzını benimsemiştir.
yeraltı edebiyatının pis moruğu, (kendi tabiriyle.) alkolik bir kadın düşkünü olarak bilinen bukowski, çocukluk yıllarında babası tarafından eziyet görmüştür, bu durum karakterinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. anlattığı karakterden yola çıkarak onun başıboş amaçsız bir serseri olduğu düşünebilir ama o yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere göndermiştir. bukowski’nin yazıları hep geri gönderilmiştir. gençlik yıllarında bu durum onu edebiyat dünyasına küstürmüştür. yaklaşık olarak 10 yıl boyunca edebiyattan uzak kalmıştır. edebiyattan uzak geçirdiği bu yıllarda abd'yi gezip günübirlik işlerde çalışmıştır. kitaplarından aşina olduğumuz ucuz pansiyonlarda çoğu zaman sadece içki içerek yaşamıştır. sefalete çocukluk yıllarından aşina olan bukowski, bu yıllarda açlığı ve sefilliği daha derinden hissetmiştir. bu dönemde yaşadığı açlığı ve maceralarını factotum kitabıyla bizlere sunmuştur. babasından ölesiye nefret eden bukowski, babasına her anlamda karşı bir tavır sergilemek için zengin olmak isteyen babasının inadına sefil bir hayatı tercih etmiştir. ve bunu bazı kitaplarında dile getirmiştir. büründüğü isyan kimliği ona geç de olsa şöhreti getirmiştir ama bukowski yaşadığı çağın filozofu olabilecekken kendini içki bağımlılığı ve kadın düşkünlüğü yüzünden bitirmiştir. bu kadar yanlış tercihlerine rağmen yine de başarılı olmuştur. onun kötü huylarını bir kenara bırakıp fikirlerine odaklanan herkes filozof tarafını görebilir. benim için onu değerli kılan yönü ise özgürlükçü ve bağımsız bir hayat anlayışı benimsemiş olmasıdır.
tam adı heinrich karl bukowski’dir. yazarlığın yanı sıra şairliğiyle de bilinmektedir. bazı kitaplarında henry chinaski ismini de kullanmıştır. yaşamının büyük bir kısmını abd'nin los angeles şehrinde geçirmiştir. toplum tarafından dışlanmış insanları ve depresyonu konu almasıyla ünlüdür, kendisi de alkolik olan bukowski anlattığı tarzda bir yaşam sürmüştür. okurlarının bir kısmı anlattıklarının kurgu olduğunu düşünseler de bukowski’nin eserleri kurgu değildir. kitaplarını yaşadığı hayattan ilham alarak yazmıştır. kendisine john fante’yi örnek aldığı için bilinçli olarak böyle bir yaşam tarzını benimsemiştir.
yeraltı edebiyatının pis moruğu, (kendi tabiriyle.) alkolik bir kadın düşkünü olarak bilinen bukowski, çocukluk yıllarında babası tarafından eziyet görmüştür, bu durum karakterinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. anlattığı karakterden yola çıkarak onun başıboş amaçsız bir serseri olduğu düşünebilir ama o yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere göndermiştir. bukowski’nin yazıları hep geri gönderilmiştir. gençlik yıllarında bu durum onu edebiyat dünyasına küstürmüştür. yaklaşık olarak 10 yıl boyunca edebiyattan uzak kalmıştır. edebiyattan uzak geçirdiği bu yıllarda abd'yi gezip günübirlik işlerde çalışmıştır. kitaplarından aşina olduğumuz ucuz pansiyonlarda çoğu zaman sadece içki içerek yaşamıştır. sefalete çocukluk yıllarından aşina olan bukowski, bu yıllarda açlığı ve sefilliği daha derinden hissetmiştir. bu dönemde yaşadığı açlığı ve maceralarını factotum kitabıyla bizlere sunmuştur. babasından ölesiye nefret eden bukowski, babasına her anlamda karşı bir tavır sergilemek için zengin olmak isteyen babasının inadına sefil bir hayatı tercih etmiştir. ve bunu bazı kitaplarında dile getirmiştir. büründüğü isyan kimliği ona geç de olsa şöhreti getirmiştir ama bukowski yaşadığı çağın filozofu olabilecekken kendini içki bağımlılığı ve kadın düşkünlüğü yüzünden bitirmiştir. bu kadar yanlış tercihlerine rağmen yine de başarılı olmuştur. onun kötü huylarını bir kenara bırakıp fikirlerine odaklanan herkes filozof tarafını görebilir. benim için onu değerli kılan yönü ise özgürlükçü ve bağımsız bir hayat anlayışı benimsemiş olmasıdır.
devamını gör...