cinayet ve çocuklara karşı işlenen suçlara idam gelsin
başlık "romantik sesli yazar" tarafından 12.01.2026 20:43 tarihinde açılmıştır.
21.
bir insan başka birinin ölümüne karar veremez. bu insani değil. sapığa- tecavüzcüye ne insaniliği yapacağız diye düşünebilirsiniz ama onun ölümünü talep etmek, sizi onunla aynı kefeye koyar.
onu suçu ile yaşatmalı ve her gün işlediği günahın zihnini kemirmesine izin vermelisiniz. ölüm tek seferlik bir an'dan oluşur. her gün pisliği ile yaşatmak uzun bir süreç alır. bu süreç ise, ömür boyu hapishaneden çıkmaması sağlanarak yürütülebilinir. mesela amerika'da olduğu gibi bir sapığa 750 yıl indirimsiz hapis ( hücre cezası olacak şekilde) cezası verilebilir veya 850 yıl. böylelikle hayatının tamamını içeride geçireceğini yasal olarak garantilemiş oluyorsunuz. bir insana en büyük ceza onu sürekli aynı alanda, tek başına yaşamaya bırakmaktır. bu tarz insanlar hapishane koğuşunda olsalar dahi, bir toplulukla temas halinde olmayı hak etmezler. tüm hayatlarını tek başlarına bırakıldıkları bir demir parmaklıklı odada sorgulayabilirler. ne yapıyorlarsa yapsınlar. önemli olan toplumdan tecrit edilmeleridir.
onu suçu ile yaşatmalı ve her gün işlediği günahın zihnini kemirmesine izin vermelisiniz. ölüm tek seferlik bir an'dan oluşur. her gün pisliği ile yaşatmak uzun bir süreç alır. bu süreç ise, ömür boyu hapishaneden çıkmaması sağlanarak yürütülebilinir. mesela amerika'da olduğu gibi bir sapığa 750 yıl indirimsiz hapis ( hücre cezası olacak şekilde) cezası verilebilir veya 850 yıl. böylelikle hayatının tamamını içeride geçireceğini yasal olarak garantilemiş oluyorsunuz. bir insana en büyük ceza onu sürekli aynı alanda, tek başına yaşamaya bırakmaktır. bu tarz insanlar hapishane koğuşunda olsalar dahi, bir toplulukla temas halinde olmayı hak etmezler. tüm hayatlarını tek başlarına bırakıldıkları bir demir parmaklıklı odada sorgulayabilirler. ne yapıyorlarsa yapsınlar. önemli olan toplumdan tecrit edilmeleridir.
devamını gör...
22.
makul bir istek.
ancak tartışma sürekli olarak pratikte adil uygulama çerçevesine alınıyor ve bu yaklaşım idam cezasına dair hukuki bir eleştiri içermiyor. bir an için adil uygulamayı garanti eden bir bağlam/imkan oluştuğunu varsaysak okey miyiz, değil miyiz, önce onu bir netleştirmek lazım. problem cezaya değil, uygulamaya içkinse aynı eleştirel yaklaşımı diğer bütün cezalar için öne sürmek mümkün.
kendi adıma bunun, güncel menfur suçların yarattığı anlık tepkilerle duygusal bir çerçevede ele alınmasını doğru bulmuyorum ancak bunu genel bir değerlendirmeden de azade görmüyorum.
hukuki bakacaksak şuradan bir ele almak lazım. #3849326
ikincisi, felsefi bir çerçevede mi ele alıyoruz yoksa mevzu hukuk bakımından mı ele alıyoruz, onu da bir saptamak lazım.
zira uluslararası sözleşmeye taraf olmaklığın ticari, siyasi, diplomatik neticelerine odaklanacaksak zaten -ideal- hukuk konuşmuyoruz demektir. bu basit bir çıkar denklemidir, siyasi çerçevede ele alınır.
mesela, insan hayatına kutsiyet atfetmeyi anlayabiliyorum ve çeşitli bağlamlarda katılırım ancak bunun her hal ve şartta geçerli olduğuna dönük evrensel bir ilke olmaz. zaten burada insanın yaşama, kendini geliştirme, vücut bütünlüğünü koruma vs haklarına saldıran açısından yaşama hakkını ele alıyoruz. istisnasız kaide koyabilmenin tek yolu, her şeyi kontrol etmek ve müdahil olmaktır ki, bu durumda da özgürlükten bahsedemeyiz.
yahut herhangi bir insanın diğerinin ölümüne karar veremeyeceği (hadi bunu ‘herhangi bir kurum ve herhangi bir insan’ diye teşmil edelim) gibi bir söylemi, herhalde ki, mer’i mevzuata, uluslarası sözleşmeye, siyasi bir karara yahut güncel pratik çeşitliliğe dayandıramayız. açık ki bu, ahlaki bir çerçevede ele alınabilecek bir argüman. savlanan şey buysa ahlaki çerçevesini, hiçbir şartta istisnaya tabi olmamasını (pratik uygulama sorunları dışında) oturup anlatmak gerekiyor. neden mesela?
ağırlıklı olarak kıta avrupası hukuk sisteminin idealize ettiği bu anlayışta (ahlak anlayışının göreceliğinden bahsetmiyorum) lineer olarak kendi iç nedenselliğine dair bir argüman yok. dahası, diktatorya, soykırım vs tecrübelerin anayasa mahkemesi vb kurumların ihdasını gerektirmesine benzer bir tarihsellik de göremiyorum. böyle, her türlü olası bağlamdan azade, boşlukta süzülen bir söylem var ve aksine her söylemi itham edici bir paketle sunuluyor.
haller böyle olunca kör dövüşü kaçınılmaz oluyor.
ancak tartışma sürekli olarak pratikte adil uygulama çerçevesine alınıyor ve bu yaklaşım idam cezasına dair hukuki bir eleştiri içermiyor. bir an için adil uygulamayı garanti eden bir bağlam/imkan oluştuğunu varsaysak okey miyiz, değil miyiz, önce onu bir netleştirmek lazım. problem cezaya değil, uygulamaya içkinse aynı eleştirel yaklaşımı diğer bütün cezalar için öne sürmek mümkün.
kendi adıma bunun, güncel menfur suçların yarattığı anlık tepkilerle duygusal bir çerçevede ele alınmasını doğru bulmuyorum ancak bunu genel bir değerlendirmeden de azade görmüyorum.
hukuki bakacaksak şuradan bir ele almak lazım. #3849326
ikincisi, felsefi bir çerçevede mi ele alıyoruz yoksa mevzu hukuk bakımından mı ele alıyoruz, onu da bir saptamak lazım.
zira uluslararası sözleşmeye taraf olmaklığın ticari, siyasi, diplomatik neticelerine odaklanacaksak zaten -ideal- hukuk konuşmuyoruz demektir. bu basit bir çıkar denklemidir, siyasi çerçevede ele alınır.
mesela, insan hayatına kutsiyet atfetmeyi anlayabiliyorum ve çeşitli bağlamlarda katılırım ancak bunun her hal ve şartta geçerli olduğuna dönük evrensel bir ilke olmaz. zaten burada insanın yaşama, kendini geliştirme, vücut bütünlüğünü koruma vs haklarına saldıran açısından yaşama hakkını ele alıyoruz. istisnasız kaide koyabilmenin tek yolu, her şeyi kontrol etmek ve müdahil olmaktır ki, bu durumda da özgürlükten bahsedemeyiz.
yahut herhangi bir insanın diğerinin ölümüne karar veremeyeceği (hadi bunu ‘herhangi bir kurum ve herhangi bir insan’ diye teşmil edelim) gibi bir söylemi, herhalde ki, mer’i mevzuata, uluslarası sözleşmeye, siyasi bir karara yahut güncel pratik çeşitliliğe dayandıramayız. açık ki bu, ahlaki bir çerçevede ele alınabilecek bir argüman. savlanan şey buysa ahlaki çerçevesini, hiçbir şartta istisnaya tabi olmamasını (pratik uygulama sorunları dışında) oturup anlatmak gerekiyor. neden mesela?
ağırlıklı olarak kıta avrupası hukuk sisteminin idealize ettiği bu anlayışta (ahlak anlayışının göreceliğinden bahsetmiyorum) lineer olarak kendi iç nedenselliğine dair bir argüman yok. dahası, diktatorya, soykırım vs tecrübelerin anayasa mahkemesi vb kurumların ihdasını gerektirmesine benzer bir tarihsellik de göremiyorum. böyle, her türlü olası bağlamdan azade, boşlukta süzülen bir söylem var ve aksine her söylemi itham edici bir paketle sunuluyor.
haller böyle olunca kör dövüşü kaçınılmaz oluyor.
devamını gör...
23.
inanın bir punduna getirip imamoğlu'nu asarlar. abartmıyorum, vallahi yaparlar. 17 yaşında bir çocuk bir de gizli tanıkla haydi geçmiş olsun.
devamını gör...
24.
bize acilen cecot hapishanesi örneği gibi bir hapishane lazım. idam bu tipler için kesinlikle kurtuluş olur. böyle bir hapishane suçlular üzerinde gerçekten caydırıcı etki yaratacaktır.
devamını gör...