41.
başka başka diyarlara götürdüğünden mütevellit ufuk açıcıdır.
devamını gör...
42.
ben de niyet ettim dune’ü okumaya. iş güç, doktora derken iki yıla biter heralde.
devamını gör...
43.
çevremdeki pek çok insanın küçümsediğin ama benim içinde pek çok bakış açısı kazandığım tür
devamını gör...
44.
yaratıcılığın ortaya çıktığı çok değerli bir tür.
birinin kafadan uydurduğu bir şeyler okuuacaksam neden sınırları olsun ki! olmayanı oldursun, uçmayanı uçursun, yeni dünyalar kursun, eskileri yıksın, uzaya çıksın, yeraltına insin....
birinin kafadan uydurduğu bir şeyler okuuacaksam neden sınırları olsun ki! olmayanı oldursun, uçmayanı uçursun, yeni dünyalar kursun, eskileri yıksın, uzaya çıksın, yeraltına insin....
devamını gör...
45.
eskiden çok okurdum, dönence serisi, lotr, harry potter vs. ama artık hiç ilgimi çekmiyor.
devamını gör...
46.
iyisini yazmak çok zor, okumak müthiş keyiflidir. ana akım edebiyatta olan hemen her şey bu türde de vardır zaten. fantastik serilerin atmosferine meftun olan okur bundan asla vazgeçemez. ithaki okuru olur. lotr ve got boşuna bu kadar sevilmedi. alternatif evrenlerin nesi kötü. bu türü eleştiren kişi ağır akıl hastasıdır net. bir daha söylüyorum. bunun iyisini yazmak acayip zordur, yetenek ve aşırı gayret gerektirir. evren yaratmak normal roman yazmaktan güçtür.
devamını gör...
47.
linçlenmesinin dünyanın en saçma olayı olduğunu düşündüğüm türdür. edebiyatın içine, edebi değer taşımıyor yorumuyla, almazsın anlarım da çöp diye kenara atarsın anlamam.
olay kurgu ise, bu türde kurgunun alasını bulabilirsin. yazar yoktan bir dünya var ediyor. var ettiği bu dünyayı tepeden tırnağa betimliyor. yetmiyor, senin aklına gelmeyecek karakterler yaratıp bu dünyada oradan oraya gezdiriyor. bu tür eserler detayların bütünleşmesiyle ilerliyor. bu anlamda da bana göre edebi değer taşıyor aslında.
çok uzun zamandır fantastik okumuyordum. klasik okumaktansa fena halde sıkılmış durumdaydım. bu sebeple bugün iki fantastik kitap aldım. okuma alışkanlığımı bu kitaplarla kazanmıştım ve o heyecanı tekrar yaşamaya ihtiyacım olduğunu fark ettim.
olay kurgu ise, bu türde kurgunun alasını bulabilirsin. yazar yoktan bir dünya var ediyor. var ettiği bu dünyayı tepeden tırnağa betimliyor. yetmiyor, senin aklına gelmeyecek karakterler yaratıp bu dünyada oradan oraya gezdiriyor. bu tür eserler detayların bütünleşmesiyle ilerliyor. bu anlamda da bana göre edebi değer taşıyor aslında.
çok uzun zamandır fantastik okumuyordum. klasik okumaktansa fena halde sıkılmış durumdaydım. bu sebeple bugün iki fantastik kitap aldım. okuma alışkanlığımı bu kitaplarla kazanmıştım ve o heyecanı tekrar yaşamaya ihtiyacım olduğunu fark ettim.
devamını gör...
48.
başlık için şöyle desek daha doğru mu olur? hani akşam haberlerinde manşet haberlerinden birini sunar gibi, ''popüler kültürün yeni kurbanı: fantezi edebiyatı!'' çok mu dramatik oldu. bence hayır. aslına bakarsanız bir cinayet haberine benziyor. onun kadar vurucu, ürkütücü. çünkü katil çok vahşi…
suç aletleri ise hep aynı; para (kazanılan) ve insanların beğenisi (alışkanlık yaratan cinsten değil, gelip geçici heves dediğimiz cinsten). bu ikisi büyük kitleler ile buluştuğu zaman örneğiniz ister fidel castro olsun değişmiyor. bir bakmışsınız yozlaşıp pkk sloganları atan tiplerin üzerinde t- shirt olarak giyiliyor, hemen yanınızdaki dükkanda da tanesi 10 liraya satılır oluyor.
tam ''olm, asıl yüzüklerin efendisi diye bir kitap varmış… bizim masaüstü oyunların atası o kitapmış'' diye heyecanlı heyecanlı birbirimiz ile konuştuğumuz dönemlerdi. nasıl desem; sonun başlangıcı sanırım yüzüklerin efendisi oldu.
özellikle ilk filmin ardından sevgili yayınevlerimiz fantezi edebiyatı denilen altın yumurtlayan tavuğu keşfettiler. sonunda aynı hikayenin bitiminde olduğu gibi, okuyucuyu aptal yerine koyarak ve birbirleri ile yarışma arzusunu da buna katarsak, gaza gelip piyasayı bir çok saçma sapan kitap ile doldurdular; yani tavuğun kafasını uçurdular. çevrilen kitapları şimdi saymaya başlasam tanım biter, benim de parmaklarım yorulur. margaret weis ve salvatore gibi bakkala alışveriş listesi yazarcasına yılda iki tuğla kalınlığında kitap yazan yazar sürüsünün de piyasaya katkılarını unutmamak lazım. o zamanlar hatırlarım; piyasa doyuyor demiştim. evet, ne yazık ki gün geldi piyasa doydu. hatta hollywood’un yüzüklerin efendisi’nin rüzgarını arkasına alarak çektiği saçma sapan fantezi filmleri bile yavaş yavaş durulmaya başladı. sonuçta arkabahçe ve ankira gibi yayınevlerinin çevirmeye başladığı vlad taltos serisi gibi kalem, kurgu ve hikaye olarak fantezi kalıbına sığmayan güçlü kitaplar devamı çevrilmeden (sanırım yayınevleri fantezi piyasasından ekmek yiyemeyeceklerini anladıkları için) p.ç gibi ortada kaldılar.
kendi adıma konuşursam fantezi edebiyatının tükenmesi benim adıma bir kayıp değil. çünkü kitap okuma huyumu fantezi edebiyatı ya da kıllı ayaklı hobbitler yüzünden edinmedim. fakat şunu da fark ettim; artık herhangi bir satıcıda kitap raflarına göz atarken fantezi kitaplarını hızla geçer oldum (neil gaiman kategori dışıdır). hayır, bunun yaşla da çok bir alakası yok çünkü halen zevkle metal müzik dinliyorum, aynen on beş yaşında olduğum gibi. aslında tamamen suçlayıcı bir tavır takınarak sadece gözlerini para bürüyerek sorumsuzca davranan yayınevlerinin ortalığı kalitesiz kitaplar cennetine çevirmesi de değil tek nedenim. burada biraz fantezi edebiyatının da suçu var. doğası gereği kısır… o, yaratıcı gücü ve hayat hakkında zerre kadar donanımı olmayan yazarların elinde popüler kültürün en tehlikeli silahlarından biri haline geliyor.
işin özü fk benim için bir fanatizm değil. yemek ayırt etmediğim gibi kitap da ayırt etmem. kurgusu, kalemi ve konusu iyi olan bir aşk romanını da zevkle okurum aynı fk’nın da aynı ligde olduğunu düşündüğüm gibi.
ama bilim kurgu… o başkadır… bk yazmak ancak tanrı tarafından bahşedilen bir algılama ve yargılama kabiliyetinin hayal gücü ile harmanlandığı yetenekle gerçekleşir. bir nevi dediği %80 doğru çıkan falcı gibidir. o yüzden herkes iyi bir bk yazarı olamaz.
olanın adı da ya ısaac asimov olur ya da frank herbert.
konu nereden, nereye geldi.
suç aletleri ise hep aynı; para (kazanılan) ve insanların beğenisi (alışkanlık yaratan cinsten değil, gelip geçici heves dediğimiz cinsten). bu ikisi büyük kitleler ile buluştuğu zaman örneğiniz ister fidel castro olsun değişmiyor. bir bakmışsınız yozlaşıp pkk sloganları atan tiplerin üzerinde t- shirt olarak giyiliyor, hemen yanınızdaki dükkanda da tanesi 10 liraya satılır oluyor.
tam ''olm, asıl yüzüklerin efendisi diye bir kitap varmış… bizim masaüstü oyunların atası o kitapmış'' diye heyecanlı heyecanlı birbirimiz ile konuştuğumuz dönemlerdi. nasıl desem; sonun başlangıcı sanırım yüzüklerin efendisi oldu.
özellikle ilk filmin ardından sevgili yayınevlerimiz fantezi edebiyatı denilen altın yumurtlayan tavuğu keşfettiler. sonunda aynı hikayenin bitiminde olduğu gibi, okuyucuyu aptal yerine koyarak ve birbirleri ile yarışma arzusunu da buna katarsak, gaza gelip piyasayı bir çok saçma sapan kitap ile doldurdular; yani tavuğun kafasını uçurdular. çevrilen kitapları şimdi saymaya başlasam tanım biter, benim de parmaklarım yorulur. margaret weis ve salvatore gibi bakkala alışveriş listesi yazarcasına yılda iki tuğla kalınlığında kitap yazan yazar sürüsünün de piyasaya katkılarını unutmamak lazım. o zamanlar hatırlarım; piyasa doyuyor demiştim. evet, ne yazık ki gün geldi piyasa doydu. hatta hollywood’un yüzüklerin efendisi’nin rüzgarını arkasına alarak çektiği saçma sapan fantezi filmleri bile yavaş yavaş durulmaya başladı. sonuçta arkabahçe ve ankira gibi yayınevlerinin çevirmeye başladığı vlad taltos serisi gibi kalem, kurgu ve hikaye olarak fantezi kalıbına sığmayan güçlü kitaplar devamı çevrilmeden (sanırım yayınevleri fantezi piyasasından ekmek yiyemeyeceklerini anladıkları için) p.ç gibi ortada kaldılar.
kendi adıma konuşursam fantezi edebiyatının tükenmesi benim adıma bir kayıp değil. çünkü kitap okuma huyumu fantezi edebiyatı ya da kıllı ayaklı hobbitler yüzünden edinmedim. fakat şunu da fark ettim; artık herhangi bir satıcıda kitap raflarına göz atarken fantezi kitaplarını hızla geçer oldum (neil gaiman kategori dışıdır). hayır, bunun yaşla da çok bir alakası yok çünkü halen zevkle metal müzik dinliyorum, aynen on beş yaşında olduğum gibi. aslında tamamen suçlayıcı bir tavır takınarak sadece gözlerini para bürüyerek sorumsuzca davranan yayınevlerinin ortalığı kalitesiz kitaplar cennetine çevirmesi de değil tek nedenim. burada biraz fantezi edebiyatının da suçu var. doğası gereği kısır… o, yaratıcı gücü ve hayat hakkında zerre kadar donanımı olmayan yazarların elinde popüler kültürün en tehlikeli silahlarından biri haline geliyor.
işin özü fk benim için bir fanatizm değil. yemek ayırt etmediğim gibi kitap da ayırt etmem. kurgusu, kalemi ve konusu iyi olan bir aşk romanını da zevkle okurum aynı fk’nın da aynı ligde olduğunu düşündüğüm gibi.
ama bilim kurgu… o başkadır… bk yazmak ancak tanrı tarafından bahşedilen bir algılama ve yargılama kabiliyetinin hayal gücü ile harmanlandığı yetenekle gerçekleşir. bir nevi dediği %80 doğru çıkan falcı gibidir. o yüzden herkes iyi bir bk yazarı olamaz.
olanın adı da ya ısaac asimov olur ya da frank herbert.
konu nereden, nereye geldi.
devamını gör...
49.
çok severim kendilerini ama kaliteli yazar bulmak zordur hele ki george rr martin, tolkien, terry goodkind gibi yazarları okuyunca ve haliyle beklenti yükselince öbür kitapları çok klişe bulabileceğiniz türdür kaliteli yazar derken de bahsettiğim konuyu açayım
eğer george martin okursanız 1. kitapta geçen bir cümlenin 4. ya da 5. kitaptaki bir olayın kehanetini verir böyle yazarlar okuyun kalkıpta gereksiz bir yazar okuyup türü kötülemeyin.
saygılarımla
eğer george martin okursanız 1. kitapta geçen bir cümlenin 4. ya da 5. kitaptaki bir olayın kehanetini verir böyle yazarlar okuyun kalkıpta gereksiz bir yazar okuyup türü kötülemeyin.
saygılarımla
devamını gör...
50.
özellikle gotik ve korku elementleri içeriyorsa tadından yenmez. frp kültürüyle bağdaşan akım da güzeldir. eskilerden, hakkı verilmeyen fantezi yazarlarından bazıları olan algernon blackwood ve arthur machen'ı sayabiliriz.
kaçış türü denebilir, farklı bir bakış açısıyla da, gerçek hayatı zaten yaşadığımızdan, yaşamadığımız/yaşayamayacağımız şeyleri hayali olarak deneyimlemenin daha ilginç olabileceğine de değinilebilir.
kaçış türü denebilir, farklı bir bakış açısıyla da, gerçek hayatı zaten yaşadığımızdan, yaşamadığımız/yaşayamayacağımız şeyleri hayali olarak deneyimlemenin daha ilginç olabileceğine de değinilebilir.
devamını gör...
51.
enteresan bir edebiyat dalı.
çocukluğumdan beri severim, sevdim. her yazarı değil belki ama şurada terry pratchett sadece genel geçer bir kez yazılmış, şaşırdım.
discworld serisini eğer çocuklarınız var ise mutlaka okusunlar derim, ki yetişkinler de büyük keyif alacaklardır.
1 kaplumbağa ve onun üzerinde duran 4 filin taşıdığı dünya.*
örnek vermek gerekirse de hary potter dayıyı ve serisini de zerre sevemedim.
tabi çok iyileri ve aşmış olanlarına da lotr ve onlarcası da sayılabilir buraya.
ki bana göre bernard werber bile fantastik edebiyat yapan bir adamdır, konudan ne anladığınıza bağlı.
çocukluğumdan beri severim, sevdim. her yazarı değil belki ama şurada terry pratchett sadece genel geçer bir kez yazılmış, şaşırdım.
discworld serisini eğer çocuklarınız var ise mutlaka okusunlar derim, ki yetişkinler de büyük keyif alacaklardır.
1 kaplumbağa ve onun üzerinde duran 4 filin taşıdığı dünya.*
örnek vermek gerekirse de hary potter dayıyı ve serisini de zerre sevemedim.
tabi çok iyileri ve aşmış olanlarına da lotr ve onlarcası da sayılabilir buraya.
ki bana göre bernard werber bile fantastik edebiyat yapan bir adamdır, konudan ne anladığınıza bağlı.
devamını gör...
52.
sineması kadar sevemediğim tür. edebiyat ve kitap bana hep ciddi bir iş gelmiştir. o yüzden okuduğum kitaplarda hep bir gerçekçilik arıyorum. film ya da dizi izlerken öyle değil pek ama kitaplarda öyle. o yüzden pek aram yoktur kendileriyle.
devamını gör...
53.
zannediyorumki herkesin aklına ilk j.r.r tolkien geldi.bu türün üstadı olup rakip tanımazdır kendisi.
devamını gör...
54.
gerçeğe dayalı olmayan yazılı anlatım tarzıdır. soyut kavramları gerçek dışı dünyalarla, yaratıklarla anlatma ve yaşanan hayattan kısa süreliğine kaçış şansımızın olduğu bir yazılı anlatımdır.
devamını gör...
55.
nazlı eray benim gözümde, fantastik romanda türkiye'nin en iyilerindendir.
fantastik roman sevenlere, nazlı eray'ın "aşık papağan barı" ve "aşk yeniden icat edilmeli" kitaplarını okumasını şiddetle tavsiye ederim. büyülü gerçekçilik konusunda başarılı yazarımız "sis kelebekleri" kitabında da sinop şehrini ele alarak yine başarılı bir fantastik kurgu eseri ortaya çıkarmıştır.
fantastik roman sevenlere, nazlı eray'ın "aşık papağan barı" ve "aşk yeniden icat edilmeli" kitaplarını okumasını şiddetle tavsiye ederim. büyülü gerçekçilik konusunda başarılı yazarımız "sis kelebekleri" kitabında da sinop şehrini ele alarak yine başarılı bir fantastik kurgu eseri ortaya çıkarmıştır.
devamını gör...
56.
bunu sevmek değil, sevmemek çocukçadır.
okuduğu hikayeye ille inanmak isteyenler, kurmaca olduğunu sindiremeyenler fantastik edebiyat sevmez lakin anlatılanın gerçek olmadığı apaçıktır. "ben nasıl inancam buna" çatışması yaşarlar.
ister tarihi kurgu olsun ister politik komplo, hepsinin uydurma olduğunu içselleştirmiş insan, masala inanmayı bırakmıştır. fantastik edebiyat bir başka anlatı alanıdır, tüm alanları gibi, yazarın ve öykünün gücüne göre sevilir.
okuduğu hikayeye ille inanmak isteyenler, kurmaca olduğunu sindiremeyenler fantastik edebiyat sevmez lakin anlatılanın gerçek olmadığı apaçıktır. "ben nasıl inancam buna" çatışması yaşarlar.
ister tarihi kurgu olsun ister politik komplo, hepsinin uydurma olduğunu içselleştirmiş insan, masala inanmayı bırakmıştır. fantastik edebiyat bir başka anlatı alanıdır, tüm alanları gibi, yazarın ve öykünün gücüne göre sevilir.
devamını gör...
57.
devamını gör...
58.
(bkz: transfobik yazar j.k.rowling) hp, lotr, labirent fln filan
devamını gör...
59.
fantastik edebiyat (fantezi edebiyatı), gerçeğe dayalı olmayan yazılı anlatım tarzıdır. genelde hikâye, roman, oyun ve drama gibi yazım biçimlerini içerir. klasik fantezi edebiyatının en tanınmış örnekleri arasında alis harikalar diyarında yer alır.
devamını gör...
60.
dune çöl gezegeniyle katıldığım.her ne kadar klasik türk ve dünya edebiyatını sevsem de bazen böyle değişiklikler iyi geliyor.
devamını gör...