destina cover ile beni benden alan güzel insan.
devamını gör...
büyük beşiktaş'lı.
kapali altda bagırmadik onunla.
devamını gör...
hayko cepkin

1978 istanbul doğumlu türk şarkıcı, besteci, aranjör.

ilk albümü sakin olmam lazım'ı 27 yaşında yayınlamış, albümdeki bütün şarkıları kendi evinde kaydetmiştir.
ünlü sanatçılarla çalışmış, film müziği de bestelemiştir.
ayrıca yıllar evvel bir programda dünya klasiklerini ve kitap okumak için 40 yaşına gelmeyi beklediğini belirtmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



unutulur mu gökyüzü
yitirir miyim bu gül yüzü
birer birer neyim kalır
geriye baksam da

solar mıyım gündüz gece
güneşim yoksa bu son hece
birer birer neyim kalır
geriye baksam da.
devamını gör...
çok seviyorum, çok beğeniyorum yaptığı her işi ilk fırsatta dinliyorum ama ne yazık ki yarası saklı seviyesinde bir şarkı daha yapmadı/yapamadı. bence tabi, kişisel görüşüm bu.

bir de kendisi benim için bir zaman ayracı oldu. hayko cepkin'in ilk çıktığı zamanlar, marjinal takılıp bunun ekmeğini yediği seneler bir başka, onun bu marjinalliğinin sıradanlaştığı yıllar bir başka. haykö abişkomun ilk çıktığı zamanları dün gibi hatırlıyorum. saçları, vokali, müziği, gözleri falan filan bambaşka idi. şu anda da bambaşka elbet ama o zamanlar haykö cepkin dinlemek bir statü, bir ayrıcalık idi. o yüzden başka bir seviyör idik.

(bkz: sakin olmam lazım) ve (bkz: tanışma bitti) albümleri hakikaten de çıktığı senelerin çoook çook ötesinde albümlerdi. sonra da güzel işlet yaptı haykö abim. (bkz: gecekondu) yayınları falan efsane idi aşlsdaşs ama ne yazık ki -yaptığı her işi ilgiyle takip eden biri olarak söylüyorum- ilk iki albüm çıtasına çıkamadı tekrardan. o çıtayı kendisi oraya koydu ancak sonrası gelmedi ne yazık ki.
devamını gör...
samimi, eğlenceli, zeki ve alanında çok iyi. işini çok ciddiye aldığı konserlerindeki prodüksiyondan, görsellikten belli oluyor. muazzam bir sahnesi var. gelgelelim resmen kafam götürmüyor. lisede bangır bangır dinlerdim kulaklıkla. festivalde hayko çıktığında yeter artık diye ağlıcaktım 2 şarkıdan sonra. yaşlandık azizim, vallahi yaşlandık.
devamını gör...
şu performansın yüzde birini bile gerçekleştiremeyecek insanlar şarkıcı oluyorken sen çok farklı yerdesin hayko.
devamını gör...
#3067296
autotune yok, canlı. büyük cesaret. büyük ses.
devamını gör...
devamını gör...
bir anısı:
youtube.com/shorts/zuD2zCDZ...
devamını gör...
sadece dinlemekten değil, izlemekten ve seyretmekten de büyük keyif aldığım, 11 mart 1978 istanbul doğumlu, ermeni asıllı sanatçıdır. ailesi yozgatlı'dır.
alternatif metal, post hardcore, anadolu rock, endüstriyel metal tarzlarında oldukça başarılıdır. piyano, armoni, klavye ve ney esntrümanlarını çalabiliyor.
kendine has sahne tarzı olan bir sanatçıdır. göcek'te itlik serserilik yaptığım bir gün mekânda karşılaştık ve tanıma fırsatı da buldum. sert, siyah, maskülen ve cosplayi anımsatan kostüm seçimlerinin aksine pamuk şeker gibi bir insan -tanıdığım bütün gotikler gibi-. sabaha kadar içilesi, konuşulası bir adam.
ölüyorum adlı şarkısına tiyatro temalı bir klip yapmış. bu çok dikkatimi çekmişti. daha sonra öğrendiğime göre, aslında tiyatro sanatçısı olmayı çok istemiş konservatuar yıllarında ama bazı hocaları engellemiş. uygun olmadığını iddia etmişler. buna rağmen oyuncu olarak da yer aldığı gayet başarılı işler de vardır.

günün sonunda da elimizde kocaman bir "jekyll and hyde" müzikal performansı var ki; bu müzikalde hayko cepkin oyunu sırtlamış, arşa çıkarmıştır bana göre. benim diyen tiyatronun ağbabası -ki aklıma birkaç isimden fazlası gelmiyor hem ses hem oyunculuk hem de bu ikisini performansa taşıyacak kişi olarak- en fazla bu performansa yaklaşabilirdi.

çünkü o zaten jeklyy and hyde.

çok seviyorum bu adamı.
devamını gör...
affet anne çocuğun bir sanata aşık oldu.* şaka bir yana adamın tavrı, tarzı, konuşmaları kibar nazik incelikli; sahnede ise içinden adeta bir hayvan çıkıyor. zaten bununla ilgili kendi de konuşmuştu bu kısım rol tamamen diye katılıyorum. belki ben o gün kara kara makyajlar yapıp sahnede içimden bir hayvan çıkarmak istemiyorum ama bu işin cilvesi de bu sanırım. severek, isteyerek yaptığını, ekonomik kaygılarının sanatından sonra geldiğini düşündüğüm bir isim çünkü böyle gerici bir toplumda bu farklı tarzıyla bu kadar sevileceğini öngöremezdi. şarkılarını bağıra bağıra söylemek herhalde bir nevi ruhsal sağaltım aracı. yani en azından benim için öyle. seviyoruz seni hayko.*
devamını gör...
bu adam benim babaaaam. her şeyiyle mükemmel bir adam. son çıkardığı albüm harika,kendisi harika,eşi harika, her şeyi harika.
devamını gör...
(bkz: ölüyorum)
devamını gör...
şarkı sözleri barkovizyondan yansıtılıyor.

öyle bir kırık.

abla da süper.
devamını gör...
en sevdiğim şarkısıdır:
devamını gör...
candır.
zaten hasta beşiktaşlı oluşuyla karakterine dair 10 numara izlenimleri önden verir.
maç öncesi şairlerde denk gelinirse şaşırılmaz, selamlaşılıp devam edilir.
öyle fotoğraf motoğraf çektirelim mi demeyin, sövebilir*
çünkü adam maç öncesi birasını mı yudumlasındır yoksa oradaki 5000 kişiyle poz mu versindir yani...
devamını gör...
iyi beşiktaşlıdır ve iyi müzisyendir, ayrıca galip tekinin acayip hikayeleri uyarlaması dizide bölümleri tanıtırken fark ettim iyi bir hikaye anlatıcısıdır aynı zamanda.
devamını gör...
bu abimizin bir ara insanlara paraşüte binmeyi öğrettiği bir programı vardı. adını bilen varsa ve turunculandırırsa büyük sevaba girer.
edit: programın ismi extreme-g imiş. afillibirbey ağabeye teşekkürler.
devamını gör...
dinlediğin anda kulak zarın değil, göğsünün tam ortası titrer. o ses, eski bir ermeni kilisesinin yankısıyla karışık, yozgat’ın rüzgârında savrulan toz toprakla yoğrulmuş, sonra da mimar sinan’ın atölyelerinde şekil almış bir heykel gibi durur karşında: hem kırılgan hem demirden.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

1978’de istanbul’da doğduğunda, kimse bu çocuğun ileride sesiyle duvarları deleceğini, kalpleri hem iyileştirip hem kanatacağını tahmin edemezdi. getronagan’ın sıralarından kalkıp mimar sinan’ın koridorlarında şan, solfej, piyano dersleriyle yoğrulurken, içinde zaten bir fırtına birikiyordu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


1997’de profesyonel hayata klavyeci ve aranjör olarak adım attı; ogün sanlısoy’un yanında, aylin aslım’ın yanı başında, demir demirkan’la aynı sahnede. ama o, sadece eşlik etmiyordu. sesini bir araç gibi değil, bir silah gibi taşıyordu. sonra kendi yolunu açtı. 2005’te çıkardığı “sakin olmam lazım”ı kendisi demo diye nitelendirir ama o albüm aslında bir itirafnameydi: içindeki karmaşayı, kendiyle yüzleşmeyi, sakinleşemeyen ruhu döktü ortaya. o günden beri tamamı kendi sözleri ve besteleriyle ilerliyor. her şarkı, o dönemin biyografisi gibi; hayatın tam ortasından süzülüp geliyor.

ardından albümler birbirini kovaladı. “tanışma bitti”yle kapıyı ardına kadar açtı; tema korkuydu. insanların en derin, en karanlık korkularıyla yüzleşmemizi istedi. 2010’da “sandık” geldi; bu sefer konu ölümdü, kaçınılmaz son. 2012’de “aşkın ızdırabını…” ile aşkın yakıcı, zehirli, insanı yere seren tarafını masaya yatırdı. 2016’da “beni büyüten şarkılar vol.1”de çocukluğunun şarkılarını kendi karanlık filtrelerinden geçirip yeniden doğurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2020’de karantina günlerinde burak malçok’la “karantina günlüğü”nü çıkardı; evin dört duvarı arasında doğan o ortak soluk, dışarıdaki kaosu susturuyordu sanki. ve 2025’te “sizi büyüten şarkılar”la destanı yeni bir sayfaya taşıdı. toplamda altı stüdyo albümü, birkaç ep ve single’ıyla hâlâ aynı ateşle yanıyor. her albüm bir kapı: birini açtığında öbürüne düşüyorsun, ama asla aynı kişi olarak çıkmıyorsun.

müziği tanımlamak zor. alternatif metal, endüstriyel rock, post-hardcore… bunlar etiket. gerçekte ise bir alşimidir. klasik eğitimini, makamları, arabesk’in o hüzünlü kıvrımlarını, elektronik uğultuyu ve gotik tiyatroyu aynı potada eritiyor. sanki bir demirci ocağında hem kılıç dövüyor hem de eski bir türküyü mırıldanıyor.

“dans et” (2019’daki “kabul olur / dans et” ep’sinden) mesela… engelli bir çocuğun, kendisine hem analık hem babalık yapan annesine söyleyemediklerini anlatıyor. “benimle dans et, kimse etmezken sen tut şu elimden” diye yalvarıyor adeta. hayko o kadar duygulanıyor ki canlıda söylemek bile zor geliyor ona. “siren” ise tek istisna: eşine, aslı kula’ya yazdığı tek şarkı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her parça bir dönemsel itiraf. bazen korku, bazen ölüm, bazen aşkın ızdırabı, bazen de toplumun görmek istemediği yaralar… ama hiçbir zaman boş laf yok. hepsi kendi kaleminden, kendi acısından, kendi umudundan doğuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

vokali o kadar teatral ki, sahnede makyajı, kostümü, duruşuyla bir ritüel başlatıyor. drakula müzikalinde van helsing olurken ya da jekyll & hyde’da rol alırken, aslında kendi şarkılarında da aynı şeyi yapıyor: içimizdeki canavarı sahneye çıkarıyor, ama öyle bir zarafetle ki, ondan korkmak yerine ona sarılmak istiyorsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


dinlerken hissettiğin şey basit bir “beğenme” değil. bir sarsıntı. ses dalgaları damarlarında dolaşıyor, eski yaraları deşiyor, yeni umutlar ekliyor. “korkma” dediği parçada bile o korkuyu hissettiriyor önce; sonra onu kucaklatıyor. çocukluğunun şarkılarını kendi karanlık filtrelerinden geçirirken, aslında bize şunu söylüyor: büyüdüğün her şey, senin gölgenle yeniden doğabilir.


hayko cepkin’i özel kılan, kutulara sığmaması. ne saf anadolu rock, ne batı metal kopyası. o, ikisinin arasında doğan, kendi kanıyla beslenen bir hibrit. istanbul’un kaosunu, yozgat’ın sessizliğini, ermeni melodilerinin o eski hüznünü ve modern dünyanın gürültüsünü bir araya getirip “bu benim” diyor. sahne performansı bir gösteri değil, bir itiraf. göz göze geldiğinde sanki “sen de mi buradasın?” diye soruyor. ve evet, oradasın. çünkü o ses, yalnız olmadığını hatırlatıyor.bugün hâlâ aynı ateşle yanıyor. konserlerinde hem eski parçaları hem yenilerini aynı yoğunlukla sunuyor. çünkü onun için müzik, nefes almak gibi. durursa ölür. dinleyicisi de aynı şekilde: bir kez girdiğin o dünyada, çıkış yok. sadece daha derinlere iniş var. ve o inişte, garip bir huzur buluyorsun. karanlığın içinde, tam ortasında, bir ışık değil ama bir alev. ısıtıyor da, yakıyor da.

yanında da dorock’un o çelik gibi sevdiğimiz tayfası var: özgür özkan, yetkin taşkın ve berkay yıldırım. şu an birlikte yazıyorlar bu karanlık destanı. altı albüm, sayısız şarkı, hepsi kendi sözü, hepsi kendi yarası… ve hâlâ bitmedi. daha derinlere iniyoruz.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bence çok sempatik, harika biri. can bonomo ve uçaktan atlama anıları efsanedir.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hayko cepkin" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim