1.
intihar etmemenizi öneriyorum.
buraya bu cümleleri yazarak bir tür yardım çığlığı atıyorsanız, bu gece vargücümle destek olmaya hazırım.
yok bu bir şakaysa, komik değil.
buraya bu cümleleri yazarak bir tür yardım çığlığı atıyorsanız, bu gece vargücümle destek olmaya hazırım.
yok bu bir şakaysa, komik değil.
devamını gör...
2.
kesinlikle yapılmaması gereken şey. intihar çözüm değil. hayatta geçmeyen şey yok. canınız yanacak ama geçecek.
devamını gör...
3.
yukardaki arkadaş umarım bu zırvalığı yapmaz. ona yazacağım. şunu da diyeyim, bu yöntem çok zor bir şekilde çalışır. tecrübe ile sabittir. kendim denedim ve ilaçla kendini öldürmek öyle kolay değil. çoğunlukla kurtuluyorsunuz.
devamını gör...
4.
kural 1: intihar edeceğini beyan eden kişi intihar edemez
kural 2: ilaçla intihar edilemez
kural 3: biz yazarlar intihar etmek isteyen bir kişiye buradan yazacağımız 2 satır söz ile yardımcı olamayız
söyleyeceklerim bu kadar.
kural 2: ilaçla intihar edilemez
kural 3: biz yazarlar intihar etmek isteyen bir kişiye buradan yazacağımız 2 satır söz ile yardımcı olamayız
söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
5.
kendi kararı sonuçta ama tabiki en acısızı biz bilemeyiz çünkü hiç denemedik yani
devamını gör...
6.
modlar göreve pls. mad her şey üstüne geliyor ama bu kaçış yolu yanlış.
devamını gör...
7.
şehir efsanesidir. filmlerde 1 kutu hap içince ölen karakterler film endüstrisinin saçmalıklarındandır.
ölüme sebebiyet verecek ilaçlar çok kısıtlı hastalıklara verilir ve genelde kutu olarak değil denetimli bir şekilde, tedavi süresince birer tablet ya da enjeksiyon şeklinde verilir.
tahminimce en kötü yan etkisi olan ilaçlar ise kalp ilaçlarıdır.
buradaki temel nokta ise birbiriyle kötü bir etkileşim içinde olan ilaçları bulup kullanmak olabilir ki bu da işe yarar bir yöntem olmayabilir çünkü muhtemelen bu esnada istem dışı kusmuş olursunuz.
özet olarak saçma sapan şeyler yapmayın ölmezsiniz ama böbrekleriniz gg olur. ömür boyu diyaliz ve altınızda bezle yaşarsınız. belki de komple felç olursunuz ama ölmezsiniz.
ölüme sebebiyet verecek ilaçlar çok kısıtlı hastalıklara verilir ve genelde kutu olarak değil denetimli bir şekilde, tedavi süresince birer tablet ya da enjeksiyon şeklinde verilir.
tahminimce en kötü yan etkisi olan ilaçlar ise kalp ilaçlarıdır.
buradaki temel nokta ise birbiriyle kötü bir etkileşim içinde olan ilaçları bulup kullanmak olabilir ki bu da işe yarar bir yöntem olmayabilir çünkü muhtemelen bu esnada istem dışı kusmuş olursunuz.
özet olarak saçma sapan şeyler yapmayın ölmezsiniz ama böbrekleriniz gg olur. ömür boyu diyaliz ve altınızda bezle yaşarsınız. belki de komple felç olursunuz ama ölmezsiniz.
devamını gör...
8.
fitil sok fitil. ölmezsen bile zevk alırsın en azından ya da ölürsen bile "öldüğünde gülümsüyordu"derler.
devamını gör...
9.
o değil de başaramazsanız o zaman kötü olabilir. organlarınız hasar alabilir.
elli çeşit ilacı mideye indirmenin kesin sonucu ölüm değilse işte o zaman s.çtınız.
herkesin aklına böyle çılgınca şeyler geldiği olur. ama işte. kesin bir cevabı olmayan bir şey için adım atmak kolay değildir.
elli çeşit ilacı mideye indirmenin kesin sonucu ölüm değilse işte o zaman s.çtınız.
herkesin aklına böyle çılgınca şeyler geldiği olur. ama işte. kesin bir cevabı olmayan bir şey için adım atmak kolay değildir.
devamını gör...
10.
tarihi geçmiş ilaçları için bari. ilaç fiyatları malum el yakıyor.
devamını gör...
11.
doğru ilacı bulmak lazım. antipsikotikler, lityum, antidepresan gibileri en etkili sonucu sağlar.
bir de yüksek doz* alıp, kimsenin sizi bulamayacağı bir yerde yapmak gerek.
ilaç kuru kuruya değil de asitli içecekle içilirse etkisi çabuk gösterir.
not: intihar etmeyin arkadaşlar. düşünün ama etmeyin.
bir de yüksek doz* alıp, kimsenin sizi bulamayacağı bir yerde yapmak gerek.
ilaç kuru kuruya değil de asitli içecekle içilirse etkisi çabuk gösterir.
not: intihar etmeyin arkadaşlar. düşünün ama etmeyin.
devamını gör...
12.
yanlistir, yapilmamalidir.
büyük ihtimalle hastanede mideniz yikanir, elaleme rezil olursunuz.
üstüne de, aldiginiz ilaclar organlariniza zarar verir, ömür boyu sürünürsünüz.
(bkz: yapman guzum)
büyük ihtimalle hastanede mideniz yikanir, elaleme rezil olursunuz.
üstüne de, aldiginiz ilaclar organlariniza zarar verir, ömür boyu sürünürsünüz.
(bkz: yapman guzum)
devamını gör...
13.
genellikle kadınların tercih ettiği metot. erkekler ise bıçak/silah gibi yolları tercih ediyorlarmış genellikle.
bundan dolayı erkek intiharlarının başarı* oranı kadın intiharlarına göre daha yüksekmiş.
bundan dolayı erkek intiharlarının başarı* oranı kadın intiharlarına göre daha yüksekmiş.
devamını gör...
14.
intihara kalkışma ve bunu haber verme bir yardım çığlığı olarak ele alınabilir. ilaçla intihara kalkışma ölümü bir süreç içine soktuğu için buna hizmet etmesi bakımından tercih edilmiş olabilir.
diyelim ki bir kişi ilgi çekmek için az ya da çok hap içti. ya da bir kutu bobinon yuttu hiç önemli değil. size verilmek istenen bir mesaj var ve bu mesajı dikkate almalıyız zira karşınızdaki insanı eylemini başarıya ulaştıracak elverişli araçlardan yoksun şekilde gerçekleştirmeye teşebbüs etmekle suçlarsanız, sırf sizi haksız çıkarmak için bile kendini raylı sistem vagonunun önüne atabilir.
ben şahsen kimsenin intihara kalkışmasıyla ilgili risk almak istemem.
konunun bir diğer boyutu da reçeteli ilaçların yanlış kullanımı durumu.
düzenli ağrı kesici kullanan biri alması gereken düzenli kulandığı dozun ağrısını kesmeye yeterli gelmemesi düşüncesi ile daha fazla ilaç alabilir hatta ilaçları yutmak için vücudu uyuşturup ağrıyı azaltan alkolde kullanabilir.
istenmeyen sonuçları engellemek için özellikle aynı zamanda psikiyatrik durumu da bozuk olan insanlarla ilgilenmek gerektiğini düşünüyorum.
son olarak ben intihar etmeyi düşünmedim. intihar edecek olsam ki etmem ama bunu sessizce yapmam.
ölümüyle bir şeye hizmet etmek isteyen insan zaten ölümü arzulamaz ama diyelim ki ölümcül bir hastalığım var ve intiharı düşünüyorum.
tenha bir alanda kendimi vurmak istemem. kurtlar vadisinde bir replik vardı. biz ölümü çoktan göze aldık da yanımızda kimleri götüreceğiz onları düşünüyoruz.
diyelim ki bir kişi ilgi çekmek için az ya da çok hap içti. ya da bir kutu bobinon yuttu hiç önemli değil. size verilmek istenen bir mesaj var ve bu mesajı dikkate almalıyız zira karşınızdaki insanı eylemini başarıya ulaştıracak elverişli araçlardan yoksun şekilde gerçekleştirmeye teşebbüs etmekle suçlarsanız, sırf sizi haksız çıkarmak için bile kendini raylı sistem vagonunun önüne atabilir.
ben şahsen kimsenin intihara kalkışmasıyla ilgili risk almak istemem.
konunun bir diğer boyutu da reçeteli ilaçların yanlış kullanımı durumu.
düzenli ağrı kesici kullanan biri alması gereken düzenli kulandığı dozun ağrısını kesmeye yeterli gelmemesi düşüncesi ile daha fazla ilaç alabilir hatta ilaçları yutmak için vücudu uyuşturup ağrıyı azaltan alkolde kullanabilir.
istenmeyen sonuçları engellemek için özellikle aynı zamanda psikiyatrik durumu da bozuk olan insanlarla ilgilenmek gerektiğini düşünüyorum.
son olarak ben intihar etmeyi düşünmedim. intihar edecek olsam ki etmem ama bunu sessizce yapmam.
ölümüyle bir şeye hizmet etmek isteyen insan zaten ölümü arzulamaz ama diyelim ki ölümcül bir hastalığım var ve intiharı düşünüyorum.
tenha bir alanda kendimi vurmak istemem. kurtlar vadisinde bir replik vardı. biz ölümü çoktan göze aldık da yanımızda kimleri götüreceğiz onları düşünüyoruz.
devamını gör...
15.
çocukken çok özendiğim şeydi, ölümün kendisinden ziyade hayata gelişine karar veremiyorsun teknik olarak ölümüne de karar veremiyorsun. sonra biri çıkıyor ve şey diyor "ben şu gün şurada ölcem ve siz buna karışamazsınız"
mü kem mel
böyle çok travmatik geldi ama çocukkenki felsefi sorgulamalar gibiydi daha çok yoksa allah korusun ben bin yıl yaşamak istiyom amin
mü kem mel
böyle çok travmatik geldi ama çocukkenki felsefi sorgulamalar gibiydi daha çok yoksa allah korusun ben bin yıl yaşamak istiyom amin
devamını gör...
16.
doktorların verdikleri ilaçları içerek yapıyorsunuz zaten. daha ne içeceksiniz?
devamını gör...
17.
intiharda en etkili yöntem değil , ben olsam direkt kafaya sıkarım.
devamını gör...
18.
eski dizilerdeki intihar yöntemlerinin en çok tercih edileni.
bir ara kendi kafamda bu senaryoyu kendim yazdım ve kendim oynadım: ilaçla ölüm planı yapmak.
ne içeceksin, neyle içeceksin, ne zaman içeceksin, nerede içeceksin, sağ kalırsan ne halt yiyeceksin, sağ kalıp ciddi hastalıkta veya engelli olma olaylarında ne yapacaksın? vs.
olay istenilen sonucu vermezse ve kalkışma olayı bilinirse ölmeden önce bir kez daha ölmüş olursunuz.
!!! psikolojiniz sağlam ve sağlıklı değilse okumaya devam etmeyin. +30!!!
ciddi ve sonuç isteyen olaylarda planlar ve program yapmak gerekli. çünkü ölmeme durumu ölmeye göre daha çok risk barındırıyor.
velhasıl o kadar çeşitten en sessiz ve ağrısız olabileceğini düşündüğüm için bunu seçmiştim bir ara. görüldüğü üzere sonucu elde edemedim. ikinciyi daha farklı şekilde denemek isterken babam o gün bizi bir skeçe almak istedi. reddetme şansım yoktu ve sonrasında iş bir şekilde yattı. o ölüm isteyen hislerden çıktım.
hapları çamaşır suyu katılmış suyla içmek istemiştim aslında. dedim ya plan ve program. ve ben o sonucu garantilemek istemiştim. bu aklıma nereden geldi bilmiyorum.
ecza dolabındaki ilaçların en ağırlarını odama almıştım. dikkat çekmesin diye 3 geliş ve gidişte hallettim sonra diğerlerini. "biraz alkol eklesem ne olur, herhalde iyi olmaz. onu da alayım." dedim. rakı da aldım. annemle tartışmıştık ama bu öyle bendeki son damla olmuştu. ve ben de bunu fırsata dönüştürmek istedim. çünkü çoğu zaman istesem de bakıyor gibiyim sadece. bu sefer tam o raddeyi yakalamışım ve bırakmak istemedim. geceyi bekledim. ve o sabahın neredeyse ilk saatlerine kadar süren gece ben 60'tan fazla içip yatak içinde bekliyorum. içinde antibiyotik, ağrı kesiciler, soğuk algınlığında kullanılanlar, kas gevşeticiler vs. var standart ecza dolabında neler olur onlar var. migren için antidepresan verilmişti onu da ekledim.
su içmeyi çok sevmiyorum o yüzden 10-15 taneyi tek bardakla içtim küçükse 20 tane vs. ve önceki 2 gün doğru düzgün yemekte yememiştim ve su da aynı şekilde. o yüzden "sanırım bu kadar yeter." diye düşünmüştüm.
bir süreden sonra ağırlaşan belirtiler oldu. 3-4 saat sonra galiba midem kusmak istiyordu ama ben kusmak istemiyordum. çünkü kusarsam etkileri azalacak demekti. yarı baygın halinin biraz daha ilerisindeydim ama nefes alamıyorum pek, ateşim var ama üşüyorum da, gözümü açamıyorum vs. ondan rakıyı alamadım. kusmamak için dirensem de en son bağımsız bir şekilde kusma geldi ve kustum. sıvıydi diye duvar ile yatağım arasındaki boşluktaki üst üste katlanarak koyulmuş kilim onu emdi. kusarken bile sessiz olmaya çalıştım çünkü ablam benle yatıyordu. uyanırsa hiç iyi olmazdı. kustuktan sonra hafif gelen rahatlama ile sonuca gidemeyeceğimi anladım. canım çok sıkıldı bu yüzden. en son da halsizlik ve yorgunluktan sızdım. sızmamam gerekiyordu aslında ama öyle oldu. doğan güneş bana veda etmek için doğmadı. "bu lanet yerden yine kurtulamadın." der gibi doğdu. o gün güneşten baya nefret etmiştim. çünkü aydınlık demek yine akşamı/geceyi beklemek demekti. ve bu benim için açken bir kaç ömür beklemek gibi. bizimkiler odamdan çıkmama, geç kalkmama, öğünleri bazen günlerce aksatmama alışık. o yüzden dikkat çekmedi. anormal davranışlar sergilemek dikkat çekerdi. bu da işimi görmemi engellemeleri demek. o yüzden hiç gerek yoktu. zaten ölme arzum da evimde, yatağımda ölmekti (klasik, nasıl ölmek istersin/isterim sorusunda buna varmıştim.)
neyse işte. öğlene yakınken kalkmadım. reglken geldiğim durumun birkaç kat üstüydü görünüşüm. bir de bu da dikkat çekmesin diye regl dönemime yakınken yaptım. ama fark ona rağmen çok barizdi. o yüzden kimseyle yüz yüze denk gelmek istemiyordum. ve gelmedim de pek. ablam gelmişti galiba sadece ona da "bu sefer daha ağır geçiriyorum." demiştim, üzgünüm abla...
midemde sıkıntı vardı. böyle yanma gibi ama yanma değil, asitten eriyor gibi ama değil. birçok şeyin karışmış hâli gibiydi. biraz bir şey yesem daha çok acıyor, kasılma ağrısı gibi ki bunu da yaşamıştım birkaç kere. ve bunun biraz normale dönmesi 1-1.5 ay sürdü. belki 2-3 ay sonra tam toparlamış olabilirim. dr'a gitmedik.
2. gündeydi galiba yine annem benle sinir bozucu şekilde konuşurken bir süre sonra ona patlayıp ona olayı söyledim. beklediğimden daha soğuk karşıladı. evet soğuğunda soğuğu. umrumda oldu mu hayır, umrunda oldum mu hayır. sadece akşama kadar buna bulaşmasını istememiştim. akşam bitirmeye oynayacakken haberi olsa ne olur olmasa. karar verdim sonuçta. engellemeye kalksa dahi yapacaktım. o an karşımda kim olsa ya da engellemeye kalkışsa umrumda olmazdı. olan kişiler de yanımda veya hayatta değildi zaten. ama ben sessizce gitmek istiyorum. onları benle alma düşüncem yoktu. sebebi de buradaki cehennem sürelerini uzatmak. ve sadece kendi günahımı işlemek. ölüm onlar için kurtuluş olurdu, tıpkı benim de gördüğüm gibi.
o gün işte ne güzel her şey yolundaydı. akşamı da beklememiştim. çünkü sabrım yoktu. evde kimse yokken veya olsa dahi odama girmeyecek/kapıyı calmayacak kişiler yokken işe koyuldum. ve yarısında babam kapıyı çaldı. "asra hazirlan, akşam tiyatro var. onu izlemeye gideceğiz." ölmeye hâli olmayan ben akşam için hazirlanmaya başladım. bu ilk kez oluyordu ve denk geldiği an da buydu. ne kadar sinirlendiğimi anlatamam. çoğu yere ailecek gitme alışkanlığı var. ve evde tek bırakmıyor, ya en az 2 kişi kalır ya da herkes gider. ve enerjimin son kırıntılarini onu ikna etmeye çalışarak gidermek istemedim. evet konuşmak bile o halimi yere serecek güçlükteydi. akşama kalmıştı. ama akşam yorgunluğum tavan yapmıştı. ve neredeyse direkt uyudum. ve fırsat kaçtı. ve ben yine bu cehennemin içinde kaldım. dünya büyük, ailem küçük cehennem.
bu hissi merak edip deneyimlediğim için her şeye rağmen mutluyum. çünkü baya merak ediyordum. hep ruh ölümü hep ruh ölümü, beden ölümü nasıl acaba? ondaki hisler aynı mı, farklı mı vs.
ölümün çekici yanı var, o sana geldiğinde değil ama sen ona gitmek istediğin de. ölüm olsa dahi ben istiyorsam olmalı veya istediğim zaman. ben gitmeden onun gelmesinin anlamı yok.
ölüm olsa bile boyun eğmiş hissi veriyor ve ben ölüm olsa bile ona boyun eğmek istemiyorum. beni rahatsız ediyor.
ölüm zamanı= bilinmezlik, sınır, kelepçe ve pranga.
ne kadar tahammül edilebilir ki? özellikle gitmek için can atıyorken çoğu zaman...
bir ara kendi kafamda bu senaryoyu kendim yazdım ve kendim oynadım: ilaçla ölüm planı yapmak.
ne içeceksin, neyle içeceksin, ne zaman içeceksin, nerede içeceksin, sağ kalırsan ne halt yiyeceksin, sağ kalıp ciddi hastalıkta veya engelli olma olaylarında ne yapacaksın? vs.
olay istenilen sonucu vermezse ve kalkışma olayı bilinirse ölmeden önce bir kez daha ölmüş olursunuz.
!!! psikolojiniz sağlam ve sağlıklı değilse okumaya devam etmeyin. +30!!!
ciddi ve sonuç isteyen olaylarda planlar ve program yapmak gerekli. çünkü ölmeme durumu ölmeye göre daha çok risk barındırıyor.
velhasıl o kadar çeşitten en sessiz ve ağrısız olabileceğini düşündüğüm için bunu seçmiştim bir ara. görüldüğü üzere sonucu elde edemedim. ikinciyi daha farklı şekilde denemek isterken babam o gün bizi bir skeçe almak istedi. reddetme şansım yoktu ve sonrasında iş bir şekilde yattı. o ölüm isteyen hislerden çıktım.
hapları çamaşır suyu katılmış suyla içmek istemiştim aslında. dedim ya plan ve program. ve ben o sonucu garantilemek istemiştim. bu aklıma nereden geldi bilmiyorum.
ecza dolabındaki ilaçların en ağırlarını odama almıştım. dikkat çekmesin diye 3 geliş ve gidişte hallettim sonra diğerlerini. "biraz alkol eklesem ne olur, herhalde iyi olmaz. onu da alayım." dedim. rakı da aldım. annemle tartışmıştık ama bu öyle bendeki son damla olmuştu. ve ben de bunu fırsata dönüştürmek istedim. çünkü çoğu zaman istesem de bakıyor gibiyim sadece. bu sefer tam o raddeyi yakalamışım ve bırakmak istemedim. geceyi bekledim. ve o sabahın neredeyse ilk saatlerine kadar süren gece ben 60'tan fazla içip yatak içinde bekliyorum. içinde antibiyotik, ağrı kesiciler, soğuk algınlığında kullanılanlar, kas gevşeticiler vs. var standart ecza dolabında neler olur onlar var. migren için antidepresan verilmişti onu da ekledim.
su içmeyi çok sevmiyorum o yüzden 10-15 taneyi tek bardakla içtim küçükse 20 tane vs. ve önceki 2 gün doğru düzgün yemekte yememiştim ve su da aynı şekilde. o yüzden "sanırım bu kadar yeter." diye düşünmüştüm.
bir süreden sonra ağırlaşan belirtiler oldu. 3-4 saat sonra galiba midem kusmak istiyordu ama ben kusmak istemiyordum. çünkü kusarsam etkileri azalacak demekti. yarı baygın halinin biraz daha ilerisindeydim ama nefes alamıyorum pek, ateşim var ama üşüyorum da, gözümü açamıyorum vs. ondan rakıyı alamadım. kusmamak için dirensem de en son bağımsız bir şekilde kusma geldi ve kustum. sıvıydi diye duvar ile yatağım arasındaki boşluktaki üst üste katlanarak koyulmuş kilim onu emdi. kusarken bile sessiz olmaya çalıştım çünkü ablam benle yatıyordu. uyanırsa hiç iyi olmazdı. kustuktan sonra hafif gelen rahatlama ile sonuca gidemeyeceğimi anladım. canım çok sıkıldı bu yüzden. en son da halsizlik ve yorgunluktan sızdım. sızmamam gerekiyordu aslında ama öyle oldu. doğan güneş bana veda etmek için doğmadı. "bu lanet yerden yine kurtulamadın." der gibi doğdu. o gün güneşten baya nefret etmiştim. çünkü aydınlık demek yine akşamı/geceyi beklemek demekti. ve bu benim için açken bir kaç ömür beklemek gibi. bizimkiler odamdan çıkmama, geç kalkmama, öğünleri bazen günlerce aksatmama alışık. o yüzden dikkat çekmedi. anormal davranışlar sergilemek dikkat çekerdi. bu da işimi görmemi engellemeleri demek. o yüzden hiç gerek yoktu. zaten ölme arzum da evimde, yatağımda ölmekti (klasik, nasıl ölmek istersin/isterim sorusunda buna varmıştim.)
neyse işte. öğlene yakınken kalkmadım. reglken geldiğim durumun birkaç kat üstüydü görünüşüm. bir de bu da dikkat çekmesin diye regl dönemime yakınken yaptım. ama fark ona rağmen çok barizdi. o yüzden kimseyle yüz yüze denk gelmek istemiyordum. ve gelmedim de pek. ablam gelmişti galiba sadece ona da "bu sefer daha ağır geçiriyorum." demiştim, üzgünüm abla...
midemde sıkıntı vardı. böyle yanma gibi ama yanma değil, asitten eriyor gibi ama değil. birçok şeyin karışmış hâli gibiydi. biraz bir şey yesem daha çok acıyor, kasılma ağrısı gibi ki bunu da yaşamıştım birkaç kere. ve bunun biraz normale dönmesi 1-1.5 ay sürdü. belki 2-3 ay sonra tam toparlamış olabilirim. dr'a gitmedik.
2. gündeydi galiba yine annem benle sinir bozucu şekilde konuşurken bir süre sonra ona patlayıp ona olayı söyledim. beklediğimden daha soğuk karşıladı. evet soğuğunda soğuğu. umrumda oldu mu hayır, umrunda oldum mu hayır. sadece akşama kadar buna bulaşmasını istememiştim. akşam bitirmeye oynayacakken haberi olsa ne olur olmasa. karar verdim sonuçta. engellemeye kalksa dahi yapacaktım. o an karşımda kim olsa ya da engellemeye kalkışsa umrumda olmazdı. olan kişiler de yanımda veya hayatta değildi zaten. ama ben sessizce gitmek istiyorum. onları benle alma düşüncem yoktu. sebebi de buradaki cehennem sürelerini uzatmak. ve sadece kendi günahımı işlemek. ölüm onlar için kurtuluş olurdu, tıpkı benim de gördüğüm gibi.
o gün işte ne güzel her şey yolundaydı. akşamı da beklememiştim. çünkü sabrım yoktu. evde kimse yokken veya olsa dahi odama girmeyecek/kapıyı calmayacak kişiler yokken işe koyuldum. ve yarısında babam kapıyı çaldı. "asra hazirlan, akşam tiyatro var. onu izlemeye gideceğiz." ölmeye hâli olmayan ben akşam için hazirlanmaya başladım. bu ilk kez oluyordu ve denk geldiği an da buydu. ne kadar sinirlendiğimi anlatamam. çoğu yere ailecek gitme alışkanlığı var. ve evde tek bırakmıyor, ya en az 2 kişi kalır ya da herkes gider. ve enerjimin son kırıntılarini onu ikna etmeye çalışarak gidermek istemedim. evet konuşmak bile o halimi yere serecek güçlükteydi. akşama kalmıştı. ama akşam yorgunluğum tavan yapmıştı. ve neredeyse direkt uyudum. ve fırsat kaçtı. ve ben yine bu cehennemin içinde kaldım. dünya büyük, ailem küçük cehennem.
bu hissi merak edip deneyimlediğim için her şeye rağmen mutluyum. çünkü baya merak ediyordum. hep ruh ölümü hep ruh ölümü, beden ölümü nasıl acaba? ondaki hisler aynı mı, farklı mı vs.
ölümün çekici yanı var, o sana geldiğinde değil ama sen ona gitmek istediğin de. ölüm olsa dahi ben istiyorsam olmalı veya istediğim zaman. ben gitmeden onun gelmesinin anlamı yok.
ölüm olsa bile boyun eğmiş hissi veriyor ve ben ölüm olsa bile ona boyun eğmek istemiyorum. beni rahatsız ediyor.
ölüm zamanı= bilinmezlik, sınır, kelepçe ve pranga.
ne kadar tahammül edilebilir ki? özellikle gitmek için can atıyorken çoğu zaman...
devamını gör...
19.
xanax 30 tane birden yutsam ne olur merak ediyorum.
devamını gör...
20.
yapman çociim, yapman guzum. intihara kalkışmayın.
intiharın net ve kesin bir yolu yok. ölmeyebilirsiniz. bakın ibraam tartlıses kafasına keleş mermisi yedi ölmedi. ama yarım kaldı. kafasına ateş ederek intihara kalkışan ama ölmeyen insanlar var. ömürlerinin geri kalan kısmını yatakta lahana olarak geçiriyorlar. boğaz köprüsünden atlayıp kurtulan da var. kırılan kemikleri, patlayan iç organları tamir için yıllar süren ameliyatlara gerekiyor.
bunlardan kaçmak için ilaç mı içeceksiniz? ne içeceksiniz deyin bana. ben size ölüm garantili bir zehir söyleyeyim. ricine. hadi arayıp bulun iki gram ricine. bulamazsınız.
kalıyor geri psikotik ilaçlar.
yanımda çalşıp sonra okumaya giden bir kadın vardı. kadının tek güzel yeri gözleriydi. birayı içmiş içmiş ardından bir kutu psikotik ilacı çakmış üstüne. annesi ağlıyordu, cordarone bey kızım intihar etti. hastaneye gittik. o zaman ankara'da pek çok tanıdık doktor vardı mahalle arkadaşı. ellerinden geleni yaptılar, kurtuldu. gözler gitti ama. görmesi %80 düştü. sebebi bilinmiyor. göz sinirleri laçka olmuş.
n'oooldu?
intiharın net ve kesin bir yolu yok. ölmeyebilirsiniz. bakın ibraam tartlıses kafasına keleş mermisi yedi ölmedi. ama yarım kaldı. kafasına ateş ederek intihara kalkışan ama ölmeyen insanlar var. ömürlerinin geri kalan kısmını yatakta lahana olarak geçiriyorlar. boğaz köprüsünden atlayıp kurtulan da var. kırılan kemikleri, patlayan iç organları tamir için yıllar süren ameliyatlara gerekiyor.
bunlardan kaçmak için ilaç mı içeceksiniz? ne içeceksiniz deyin bana. ben size ölüm garantili bir zehir söyleyeyim. ricine. hadi arayıp bulun iki gram ricine. bulamazsınız.
kalıyor geri psikotik ilaçlar.
yanımda çalşıp sonra okumaya giden bir kadın vardı. kadının tek güzel yeri gözleriydi. birayı içmiş içmiş ardından bir kutu psikotik ilacı çakmış üstüne. annesi ağlıyordu, cordarone bey kızım intihar etti. hastaneye gittik. o zaman ankara'da pek çok tanıdık doktor vardı mahalle arkadaşı. ellerinden geleni yaptılar, kurtuldu. gözler gitti ama. görmesi %80 düştü. sebebi bilinmiyor. göz sinirleri laçka olmuş.
n'oooldu?
devamını gör...