101.
cüzdandır.

dedemin cami altı pasajındaki dükkanında küçük bir çocuk olarak jeton satarak ailemi geçindirmeye çalıştığım dönemlerdi. aslında değildi. para da kazanamadım zaten. ailemin de benim kazanacağım paraya ihtiyacı yoktu ama charles dickens ile kemalettin tuğcu’nun oturup karşılıklı çay içebilecekleri izbe bir mekan var içimde.
neyse efendim. dükkan terzihaneden bakkala, bakkaldan manava, manavdan otobüs yazıhanesine dönüşürken her daim köy muhtarlığı olarak da hizmet veriyordu. dedem de o arada isminin başına sürekli farklı unvanlar alsa da muhtar ferhat her zaman baki idi.
küçük ve büyük jetonları satarak para kazandığım dönemde maaş ödememi genelde yaz helvası olarak aldığım için çok da bir para kazandığım söylenemezdi ara ara elime geçen parayı saydığımda benim yaşımda bir çocuk için ciddi bir miktara ulaştığını anladım.
bu aydınlanma anından sonra dükkanın önünde el arabasıyla her şeyi satan adamın yanına gittim. işime yarayacak tek şey bir cüzdandı. ve mübarek sarı kırmızı ve siyah renkleri ve galatasaray arması ile o kadar güzel duruyordu ki. cebimde beş milyon liram vardı. o zamanlar altı sıfır da mevcuttu elbette.
fiyatını sorduğum cüzdan da allahı’ın hikmeti olsa gerek beş milyon liraydı. o an hayatımın en önemli kararlarından birinin eşiğinde olduğumu hissettiğim an oldu. eğer cüzdanı beş milyon lira versem cüzdana koyacak param kalmayacaktı. eğer vermesem galatasaray cüzdanım olmayacaktı. zor bir andı benim için.
sonunda cüzdanı almaya karar verdim. kazandığım bütün parayı cüzdanı aldığım adama verdikten sonra elimde cüzdanla kalakaldım. içine koyacak bir şeyim yoktu. dükkana girdim. gazetelerin spor sayfalarından bir tanju çolak bir de uğur tütüneker resmi kestim.
cüzdanın içindeki resim koyulan şeffaf kısma yerleştirdim. daha sonra yeniden bir kağıt para kazanana kadar cüzdanım bir neuchâtel xamax zaferi kadar havalıydı.

dedemin cami altı pasajındaki dükkanında küçük bir çocuk olarak jeton satarak ailemi geçindirmeye çalıştığım dönemlerdi. aslında değildi. para da kazanamadım zaten. ailemin de benim kazanacağım paraya ihtiyacı yoktu ama charles dickens ile kemalettin tuğcu’nun oturup karşılıklı çay içebilecekleri izbe bir mekan var içimde.
neyse efendim. dükkan terzihaneden bakkala, bakkaldan manava, manavdan otobüs yazıhanesine dönüşürken her daim köy muhtarlığı olarak da hizmet veriyordu. dedem de o arada isminin başına sürekli farklı unvanlar alsa da muhtar ferhat her zaman baki idi.
küçük ve büyük jetonları satarak para kazandığım dönemde maaş ödememi genelde yaz helvası olarak aldığım için çok da bir para kazandığım söylenemezdi ara ara elime geçen parayı saydığımda benim yaşımda bir çocuk için ciddi bir miktara ulaştığını anladım.
bu aydınlanma anından sonra dükkanın önünde el arabasıyla her şeyi satan adamın yanına gittim. işime yarayacak tek şey bir cüzdandı. ve mübarek sarı kırmızı ve siyah renkleri ve galatasaray arması ile o kadar güzel duruyordu ki. cebimde beş milyon liram vardı. o zamanlar altı sıfır da mevcuttu elbette.
fiyatını sorduğum cüzdan da allahı’ın hikmeti olsa gerek beş milyon liraydı. o an hayatımın en önemli kararlarından birinin eşiğinde olduğumu hissettiğim an oldu. eğer cüzdanı beş milyon lira versem cüzdana koyacak param kalmayacaktı. eğer vermesem galatasaray cüzdanım olmayacaktı. zor bir andı benim için.
sonunda cüzdanı almaya karar verdim. kazandığım bütün parayı cüzdanı aldığım adama verdikten sonra elimde cüzdanla kalakaldım. içine koyacak bir şeyim yoktu. dükkana girdim. gazetelerin spor sayfalarından bir tanju çolak bir de uğur tütüneker resmi kestim.
cüzdanın içindeki resim koyulan şeffaf kısma yerleştirdim. daha sonra yeniden bir kağıt para kazanana kadar cüzdanım bir neuchâtel xamax zaferi kadar havalıydı.
devamını gör...
102.
garip bir şekilde kendimdense sevdiklerime bir şey almak daha mutlu ediyor beni. işe girdiğimde ilk maaşımı komple aile üyelerine hediye alarak değerlendireceğim sanırım.
devamını gör...
103.
15 yaşındaydım. eve dondurma almıştım ve taksi ile gitmiştim eve.
devamını gör...
104.
kardeşime çok pahalı bir cüzdan almıştım. o dönem işsizdi. ironik buldu, dalga geçti falan. üzerinden yıllar geçti, hâlâ o cüzdanı kullanır. benden de çok fazla kazanıyor şu an. hediyem şans getirmiş olmalı. her şey benim sayemde olmuş yani.
devamını gör...
105.
tam bir maaş değil daha çok haftalık ama annemi yemeğe götürmüştüm.
devamını gör...
106.
normalde sevdiklerine küçük hediyeler veya ailenle yaşıyorsan tatlı alınır. ancak ben o mevzuyu biraz abartmış olacağım ki ilk maaşımı henüz almadan kredi kartından tüm aile bireylerime pahalı hediyeler alıp yollamıştım, 3 ay boyunca taksitlerini ödedim.
kesinlikle pişmanlığım yok, yine olsun yine yaparım?
kesinlikle pişmanlığım yok, yine olsun yine yaparım?
devamını gör...
107.
beni bir ara devamlı annemleri ciğerciye götürüyordum. daha doğrusu ciğerciye gitmeye sarmıştık bir ara, hesabı hep ben ödüyordum.
devamını gör...
108.
baklava, anneme elektrikçi çaycı ve yeni elektrikli süpürge. ama bol bol çok çok baklava.
devamını gör...
109.
hyundai i20 o zamanlar alım gücü iyiydi hemen otomobil kredisi çekmiştim.
devamını gör...
110.
tatlı ve kitap.
devamını gör...
111.
yalan yok bir kasa tombul efes ve uc dört kilo et alıp çamlığa gidip sabaha kadar çekelemiştik.
ormanı yakmadığımıza şükrediyorum. sene 2008. aylardan temmuz.
ormanı yakmadığımıza şükrediyorum. sene 2008. aylardan temmuz.
devamını gör...
112.
ne aldığımı hatırlamıyorum ama "amk ben bu kadar parayla ne yapacağım!" dediğimi hatırlıyorum. sene 2007 maaş 890 tl, dolar 1'li rakamlarda, geleceğe dair umut ve planlar var. şimdi ne umut kaldı ne de plan!
devamını gör...
113.
söylemesi ayıp taksitle yeni bi cep telefonu almıştım.
devamını gör...
114.
eve giderken koca bir kutu tatlı yaptırmıştım aileme.
böyle de ince düşünceliyimdir.
annemin şeker hastası olması dışında sıkıntı yok.
böyle de ince düşünceliyimdir.
annemin şeker hastası olması dışında sıkıntı yok.
devamını gör...
115.
hem çalışıp hem de tüm evin yükünü üstüne alan, evi her temizlediğinde hasta olan anam robot süpürgeleri görünce çok özenmişti. "maaş alınca al bi tane" demişti. yok anne iyi temizlemez bunlar deyince de "en azından kabasını alır bana yardımcı olur" demişti.
ilk işe başladığım zamanlarda işim gereği indirimden erken haberim oldu. yarı fiyata düşmüştü. hemen siparişi verip aldığımı çaktırmadan sadece fiyatının nereden nereye düştüğünü gösterdim. "ay dragoniteee, al nolur parasını ben vereyim sana" demişti. yetişemedim bitmiş hepsi, bir daha indirim olursa alırım dedim.
"canın sağ olsun senin düşünmen yeter ben yaparım temizliği harcama sen paranı. hem de ilk maaşın daha lazım olur" dedi. gözlerim doldu.
kargo eve geldiğinde ben işteydim. aradı
+"dragonite bir şey geldi eve kocaman, yanlış gelmiş olmasın oğlum"
- bilmiyorum ki aç bak bakalım neymiş
+ süpürge diyo, başkasına gelmiştir değil mi?
- sana aldım annem :)
+ ama hani...
bu tür aletlere evde isim koymayı çok severiz. genelde de babam koyar. mükemmel espritüelliği ile ismini "döndü" koydu.*
ilk işe başladığım zamanlarda işim gereği indirimden erken haberim oldu. yarı fiyata düşmüştü. hemen siparişi verip aldığımı çaktırmadan sadece fiyatının nereden nereye düştüğünü gösterdim. "ay dragoniteee, al nolur parasını ben vereyim sana" demişti. yetişemedim bitmiş hepsi, bir daha indirim olursa alırım dedim.
"canın sağ olsun senin düşünmen yeter ben yaparım temizliği harcama sen paranı. hem de ilk maaşın daha lazım olur" dedi. gözlerim doldu.
kargo eve geldiğinde ben işteydim. aradı
+"dragonite bir şey geldi eve kocaman, yanlış gelmiş olmasın oğlum"
- bilmiyorum ki aç bak bakalım neymiş
+ süpürge diyo, başkasına gelmiştir değil mi?
- sana aldım annem :)
+ ama hani...
bu tür aletlere evde isim koymayı çok severiz. genelde de babam koyar. mükemmel espritüelliği ile ismini "döndü" koydu.*
devamını gör...
116.
telefon aldım.
o zamanlar 300 tl idi.
o zamanlar 300 tl idi.
devamını gör...
117.
terlik almıştım. gayet şık bir sarı terlik. ılk maaş için kâfi.
devamını gör...
118.
yov ne mayişı yov? kurranima heftalık aliyurdum.
sanıyorum ki, 2-3 haftalığımdan biraz biraz arttırarak, kendi paramla ilk dexter navigator'ıma sahip olmuştum. * ana baba değil de, senin aldığın ayrı lezzetli oluyor böyle şeyleri.
yııııl, 06-07.
tabii o zaman para artıyordu, şişe şişe biralar da içsen, kontörlerini, kişisel bakım ürünlerini de alsan, kızla buluşup yemek + sinema da yapsan, cebinde iyi kötü para kalıyordu.
hey gidi ülkenin tam *ikilmediği yıllar hey...
sanıyorum ki, 2-3 haftalığımdan biraz biraz arttırarak, kendi paramla ilk dexter navigator'ıma sahip olmuştum. * ana baba değil de, senin aldığın ayrı lezzetli oluyor böyle şeyleri.
yııııl, 06-07.
tabii o zaman para artıyordu, şişe şişe biralar da içsen, kontörlerini, kişisel bakım ürünlerini de alsan, kızla buluşup yemek + sinema da yapsan, cebinde iyi kötü para kalıyordu.
hey gidi ülkenin tam *ikilmediği yıllar hey...
devamını gör...
119.
120 liraya iki tane saat almıştım, kısa sürede pilleri bitti. sonra maaş almaya devam ettikçe güzel bir casio aldım, bir sene oldu hala gıcır gıcır.
devamını gör...
120.
kusana kadar içmiştim.
devamını gör...