dizi film video podcast izleyerek dinleyerek öğrenilebilecek pratiksiz konuşulamayacak nankör bir dil
devamını gör...
hint aksanıyla konuşulduğunda en basit cümleyi bile anlayamazsınız. hindistanda gemiye vdr batarya değişimi için gelen servis, saatlerce "bedry" "bedry" diye derdini anlatmaya çalışırken kabus dolu anlar yaşatmıştı.
devamını gör...
'w' sesi birçok türk tarafından 'v' sesi ile karıştırılan dildir. v bizim bildiğimiz v şeklinde telaffuz edilirken w, dudaklar u sesini çıkaracak şekilde iyice öne doğru uzatılıp v der gibi çıkartılır. buradaki video farkı anlamanıza yardımcı olabilir. eğer ilk başta kulağınıza aynı geliyorsa da panik yapmayın, dinledikçe kulağınız alışacak ve duyabileceksiniz, merak etmeyin.
devamını gör...
derdimi anlatacak kadar konuşabildiğim dil. derdim de az çok şükür. kolaylıkla anlatabiliyorum.
devamını gör...
5. yüzyılda ingiltere'de ortaya çıkan, günümüzde ise küresel bir dil haline gelmiş batı cermen dili.

mandarin çincesi ve ispanyolcadan sonra ilk resmi dil olarak dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.
devamını gör...
modern çağın ve globalleşen dünyanın (süslü laflar edeyim de görün!) vazgeçilmez iletişim dili. bence iyi bir ingilizce lazım. ardından da iyi bir ispanyolca.
devamını gör...
geliştirebilmek için sözlük yazarlarının taktiklerini beklediğim dil
devamını gör...
globalleşen dünyada iletişim kurabilmek için elzem hale gelmiş dildir. eskiden bilene yabancı dil biliyor gözüyle bakılırdı. şimdilerde bilmeyene dilsiz muamelesi yapılmakta.
devamını gör...
amerika'da saatler 5.10 diyelim, siz "saat kaç?" diye soru sorarsanız alacağınız cevap "five-ten" olacaktır. yılı sorarsanız "twenty-twenty one" diye cevap almanız içten bile değil. artık "you was" diye bahsedilen şarkılar dahi var. bakınız burada , buradan ve buradada olduğu gibi.

too, so, must, may gibi kullanımlara hiç girmiyorum. o kadar çok yanlış kullanıyoruz ki insanlara derdimizi anlatamıyoruz. çünkü dil değişen bir şey ve sizin güncel kalmanız gerekiyor.

ek olarak: amerikan ingilizcesini sokakta konuşulan hali ile öğrenmek istiyorsanız. aha şu kanalı önerebilirim.

özetle türkiye'de öğretilen ingilizce dünya'da kullanılan ingilizce değil. evet biliyorum belki gramer olarak yanlış ancak sokakta kullanımlar böyle ister sev, ister sevme.
devamını gör...
hayatım boyunca çalıştığım halde kendisi ile ilgili yetkinliğimin he go seviyesinde kaldığı dil. goes bile diyemiyorum, o derece.
devamını gör...
kesinlikle öğrenilmesi gereken bir dildir. her yerde insana müthiş bir artı avantaj sağlıyor.
devamını gör...
belli bi seviyeyi geçmek için oturup calismak gerekiyor heralde kendimi hergün biraz maruz bırakiyorum ama pek fazla ilerlemedi gibi.
devamını gör...
evrensel dildir.

bende olmayan dildir aynı zamanda. olmuyor yani öğrenemiyorum. ispanyolcayı daha iyi öğrendim ingilizceden. orta halli çat pat ingilizceyle devam şimdilik. hani olurda bir mucize olursa birgün ingilizce konuşan bir ülkenin insan topluluğu içinde olursam işte o zaman ister istemez öğrenebilirim.

(bkz: bir umuttur yaşamak)
devamını gör...
bir türlü hakkıyla öğrenemediğim küresel dil.
devamını gör...
öğrenmeye başladığım ve yavaş yavaş anladığım bir dil. daha çok başlardayım ama en azından bazı yerlerde dilin mantığını oturttum.
devamını gör...
en son turkishpolyglot adıyla igde bulunan mustafa erdoğanın kursuna katılıp, milletin abarttıgı ve fena kazıklandığımı anladıgım çözmeye çalıştıgım dil.. arkadaş ne şişirmişsiniz adamı ve sistemini.
devamını gör...
what dedin gülüm.
devamını gör...
yerini yavaş yavaş çincenin aldığı, dünyanın gayrîresmi dili.
devamını gör...
dünyanın heryerinde uluslararası ortak dil olarak kullanılan öğretim hayatının birçok noktasında yer alan ve kişilerin bir meslek sahibi olmasında önemli bir etkendir.
devamını gör...
halihazırda istikrarlı bir şekilde öğrenmekte olduğum bir dil. ancak ülkemizde özellikle ilk okuldan başlayıp eğitim hayatımız içerisinde belli bir eğitim seviyesine kadar çok yanlış bir şekilde öğretilmeye çalışılmaktadır. bakın öğretiliyor demiyorum, öğretilmeye çalışılıyor diyorum. çünkü ilk okuldan başlayıp belli bir seviyeye kadar bize öğretilmeye çalışılan bu dil sadece grammer üzerine kurulu ayrıca her sınıf atladığımızda aynı konular tekrar tekrar bizim önümüze sunulmakta. bundan dolayı öğretilen grammer konularını bile öğrenemiyoruz. örneğin ilk okul 4.sınıfta alfabe öğretiliyor öğrendik, bu konu ile alakalı pratiklerimiz de tam ancak bir sonraki yıl yani 5.sınıfta tekrar alfabeden başlanıyor ve bu süreç hem öğrenci için hem de öğretmen için çekilmez sancılı bir süreç olmaktan ileriye gitmiyor. ayrıca öğrenci bu dersten veya bu dersin hocasından hazetmemeye başlıyor. sonuç böyle olunca bu dili öğrenmek de bir hayli zor oluyor. kısacası bir dili öğrenmek için onu sancılı bir süreç içerisine hapsedip sanki dünyanın en zor şeyi gibi karşınızdaki insana sunma zahmetine girdiğiniz zaman bu sadece karşıdaki kişi açısından değil onunla beraber gelen tüm sistemi alt üst etmekten öteye gitmiyor. bu yüzden öncelikle şuna bakmak gerek bir şeyi öğreniyor veya öğretmeye çalışıyorsanız öncelikle o şeyi karşıdaki kişiye nasıl sevdirmeliyim diye düşünmelisiniz. çünkü her şey isteyerek ve severek inşa edilir. bunu sağlam bir binanın temellerini atmak gibi de düşünebilirsiniz. belki de bu şekilde bir sistem içerisinde bizlere ilk okuldan bu yana dil eğitimi verilmiş olsaydı şu an ana dilimiz gibi olmasa da temel seviyede de olsa kendimizi ifade edebiliyor olurduk.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ingilizce" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim