281.
kimseye minnet etmem. gerekirse iki katı yorulurum ama yine kendim yaparım.
devamını gör...
282.
bir ara ben böyleydim, sonradan biraz biraz çevremden yardım istemeyi öğrendim. ha kendi işimi kendim yapamaz mıyım, alasını yaparım ama bazen biraz yardım almak kötü değil, yıpranmayı azaltıyor.
devamını gör...
283.
aşırı zorda kalmadığım bir durum olmadıkça konu ne olursa olsun kendim halletmeyi tercih ediyorum.
‘güçlü kadın’ triplerinde değilim hatta güçlü kadın olmak bazen çok yoruyor ama huyum böyle artık. kimseye minnet etmeyen taraftayım.
‘güçlü kadın’ triplerinde değilim hatta güçlü kadın olmak bazen çok yoruyor ama huyum böyle artık. kimseye minnet etmeyen taraftayım.
devamını gör...
284.
elin büllüğü ile gerdeğe girmeyen insandır.
devamını gör...
285.
sunnet sevabi kazanan nadide insan.
devamını gör...
286.
eyvallahı olmayan insandır.
devamını gör...
287.
bu ben. kimseye baş eğip yardım istemem. yapabileceksem yapabilirim demektir.
devamını gör...
288.
devamını gör...
289.
yorulan insandır. yoruyor ule.
bazı işleri biraz iyi kötü yapanına bırakmak lazım. birçok işi birçoklarına yaptırmaktan müthiş zaman kaybı yaşadığımı düşünüyordum. yine de bazı şeyleri düşünmüyor olmak, zaman yönünden bir kaynak harcanıyor olsa bile zihin eforu açısından büyük geri dönüşe olanak sağlıyor.
yani bir iş için kaybedilecek asgari t süresi illa ki kaybediliyor. bu zaman kaybı karşılığında alınan huzur da t çok büyük olmadıkça ki genelde olmaz, yeterince ekonomik aslında.
bazı işleri biraz iyi kötü yapanına bırakmak lazım. birçok işi birçoklarına yaptırmaktan müthiş zaman kaybı yaşadığımı düşünüyordum. yine de bazı şeyleri düşünmüyor olmak, zaman yönünden bir kaynak harcanıyor olsa bile zihin eforu açısından büyük geri dönüşe olanak sağlıyor.
yani bir iş için kaybedilecek asgari t süresi illa ki kaybediliyor. bu zaman kaybı karşılığında alınan huzur da t çok büyük olmadıkça ki genelde olmaz, yeterince ekonomik aslında.
devamını gör...
290.
bir üst seviye olarak başkalarının da işini halleden benim efendim.
devamını gör...
291.
argoda; kendi s*kimi keser yerim, kimseye minnet etmem.
devamını gör...
292.
kimseye müdanam yoktur insanı. biraz kibir, fazlaca kendine güven, çokça başkasına inisiyatif bırakmama.
- kendim ettim kendim buldum.
- kurda neden ensen kalın diye sormuşlar, işimi kendim görürüm de ondan demiş.
- kendim ettim kendim buldum.
- kurda neden ensen kalın diye sormuşlar, işimi kendim görürüm de ondan demiş.
devamını gör...
293.
yapabiliyorsa ne âlâ. herkeste bu kudret yok.
devamını gör...
294.
tercih ise sorun yoktur. fakat mecbur ise bu büyük bir sorundur.
bu aynı zamanda çok yorucu da olabilen büyük bir sorundur.
bu aynı zamanda çok yorucu da olabilen büyük bir sorundur.
devamını gör...
295.
seyit onbaşı kadınlarımıza selam olsun o zaman
devamını gör...
296.
minnet duygusu çok çok fazladır. kendisine yapılan en ufak iyiliği ömür boyu unutmaz. sürekli karşı tarafa kendini borçlu hissedip tonlarca iyilik yapma isteğinin hayatında büyük ağırlık olduğunu farkettiği için kendi işini kendi halleder.
devamını gör...
297.
sevdiğim
sıcak bulduğum
özendiğim
onlar gibi olmaya gayret gösterdiğim insan.
sıcak bulduğum
özendiğim
onlar gibi olmaya gayret gösterdiğim insan.
devamını gör...
298.
ben olmadığım kesin. çevremde insansız naparım bilemiyorum. istesem yaparım tabi ama koca götüm kalkmak istemiyor. hizmete çok alıştım. allah kurtarsın beni.
devamını gör...
299.
kendi işimi kendi halleden insanlardanım ben, çayımı kendim koyarım şekerimi kendim karıştırırım gerçi şekersiz içiyorum çayı neyse. geçen günlerde bir koşu afterı olarak kumrucuya gitmiştim (kokoreç köfte sucuk falan da var, kumru yemeye gidiyorum genelde o yüzden kumrucu dedim, yanlış anlaşılma olmasın) tek başıma, dağnık masaların olduğu ambalaj atıklarının yerlerde uçuştuğu bir ortam vardı. ben gelmeden az biraz önce düğün afterı için bir grup gelmiş ve yoğunluktan ve kalabalıktan per perişan olmuş çalışanlar. durumu anladım tabi, insanız sonuçta kimse kimseden üstün değil, iyilik yapmaktan zarar gelmemeyeceği durumlardan biriydi, bilirsiniz bazı iyiliklerden maraz doğar. girdim içeri dedim ki "ustam bana bir yarım kumru bir de ayran" gittim dolaptan aldım ayranı oturdum masama. usta ağır adımlarla bir taraftan masaları ve tepsileri toplayaraktan yalpalaya yalpalaya yanıma yaklaştı ve hazırlanmış kumrumun tepsisini masama bıraktı. aslında o kadarını da ben yapardım ama bana karşı mahçup olsunlar istemedim. kumrumu yedim bitirdim bir şekilde, nasıl yediğimi nasıl çiğnediğimi de anlatıcaktım ama çok uzatmak istemiyorum. keskin ve karizma bir el hareketiyle peçetelikten peçeteyi iki parmağımın arasına aldım ve ağzıma götürerek sildim, sonra bitirdiğim ayran kutusunun içine sıkıştırdım bir güzel topladım tepsiyi. hesabı ödemeye kalkarken çöp kutusu vardı yolun üstünde, tepsinin çöpünü de attım sonra bir güzel kasanın yanındaki tezgaha bıraktım. ustanın yüzü gülüyordu çok hoşnut oldu bu durumdan. kısacası yaşadığım olay win to win di benim için hem "kendi işimi kendim yapmış oldum" hem de gecenin 1 inde yorgun ve bitkin kalmış bir kumru(kokoreç köfte sucuk)ustasının yüzünde oluşan o sıcak tatlı ve tatminkar tebessüme şahit oldum...
devamını gör...
300.
gerektiğinde benimdir.
felsefem daha çok şöyle: başkasına yaptırabiliyorsan kendin yapma.
felsefem daha çok şöyle: başkasına yaptırabiliyorsan kendin yapma.
devamını gör...
