1.
türk dil kurumu güncel sözlüğüne göre salıncakta sallanmak için ayakta durup vücudu doğrultarak ileriye atılırcasına hareket etmek anlamına gelir. kolan ise yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak anlamına gelir.
bu kullanıma yıllar sonra yeniden rastlamam sabahattin ali sayesinde oldu. ilk okuduğumda dikkat etmemişim. ama kuyucaklı yusuf'u yeniden elime aldığımda bu sefer bu sözle köyde geçirdiğim yazlara döndüm.
köydeki bahçede bolca meyve ağacı vardı. aslında hala var. ama ben pek görmüyorum. bu ağaçlardan bir tanesi kocaman bir dut ağacı idi. amcam bizim için o ağaca bir salıncak kurmuştu. iki kolanı bir daldan sarkıtıp araya bir tahta koyarak yapmıştı bu salıncağı.
dedem çok hızlı ve azimli olduğu için benden bir yaş büyük bir halam var benim. o hep köyde yaşadı. kardeşimle birlikte halamın kolan vurarak sallanışını izlemek hem keyifli hem de sinir bozucu idi benim için. çünkü ben de yapmak istiyordum.
tabii ki kafama düşen saman balyası yüzünden yarım akıllı olduğum için denemeye karar verdim. kolan vura vura hızlandım, resmen bir süper kahraman gibiydim. göklere erişmek üzereydim. babillilerin hayallerini gerçekleştirmek benim için mümkündü. stratosfere kadar taş taşıyordum sanki. ama sonra elim bir anda kolandan kurtuldu.
köydeki insanlar kendi kendilerine "bu bir uçak, bu bir kuş, hayır bu süpermen" dememiş olsalar da benim içimden "yukarı yukarı ve ileri" diye geçirdim ama ileride bu sözün telifini alamadım. bu uçuşun sonu mısır tarlası oldu.
ben artık mısır tarlasında çocuklar gibi idim. ailem haftalarca beni aradı. bu kadar zaman mısır ve mısır püskülü yiyerek yaşadım. beni bulduklarında "ışık biraz daha ışık" diye sayıklıyormuşum.
keşke böyle olsaydı tabii. ama olmadı. mısırların arasına düştüm, bir yerime de bir şey olmadı. kolum bacağım çizildi biraz. annem gelene kadar sağlamdım yani. annem gelip bir kolumdan tutup evirdi çevirdi beni. bu, annem ilk yardım ve tedavi yöntemi idi. sonra da hazır bir kolum elindeyken diğer eliyle döndüre döndüre dövdü beni.
güzel günlerdi. sabahattin ali'ye teşekkürü borç bilirim.
bu kullanıma yıllar sonra yeniden rastlamam sabahattin ali sayesinde oldu. ilk okuduğumda dikkat etmemişim. ama kuyucaklı yusuf'u yeniden elime aldığımda bu sefer bu sözle köyde geçirdiğim yazlara döndüm.
köydeki bahçede bolca meyve ağacı vardı. aslında hala var. ama ben pek görmüyorum. bu ağaçlardan bir tanesi kocaman bir dut ağacı idi. amcam bizim için o ağaca bir salıncak kurmuştu. iki kolanı bir daldan sarkıtıp araya bir tahta koyarak yapmıştı bu salıncağı.
dedem çok hızlı ve azimli olduğu için benden bir yaş büyük bir halam var benim. o hep köyde yaşadı. kardeşimle birlikte halamın kolan vurarak sallanışını izlemek hem keyifli hem de sinir bozucu idi benim için. çünkü ben de yapmak istiyordum.
tabii ki kafama düşen saman balyası yüzünden yarım akıllı olduğum için denemeye karar verdim. kolan vura vura hızlandım, resmen bir süper kahraman gibiydim. göklere erişmek üzereydim. babillilerin hayallerini gerçekleştirmek benim için mümkündü. stratosfere kadar taş taşıyordum sanki. ama sonra elim bir anda kolandan kurtuldu.
köydeki insanlar kendi kendilerine "bu bir uçak, bu bir kuş, hayır bu süpermen" dememiş olsalar da benim içimden "yukarı yukarı ve ileri" diye geçirdim ama ileride bu sözün telifini alamadım. bu uçuşun sonu mısır tarlası oldu.
ben artık mısır tarlasında çocuklar gibi idim. ailem haftalarca beni aradı. bu kadar zaman mısır ve mısır püskülü yiyerek yaşadım. beni bulduklarında "ışık biraz daha ışık" diye sayıklıyormuşum.
keşke böyle olsaydı tabii. ama olmadı. mısırların arasına düştüm, bir yerime de bir şey olmadı. kolum bacağım çizildi biraz. annem gelene kadar sağlamdım yani. annem gelip bir kolumdan tutup evirdi çevirdi beni. bu, annem ilk yardım ve tedavi yöntemi idi. sonra da hazır bir kolum elindeyken diğer eliyle döndüre döndüre dövdü beni.
güzel günlerdi. sabahattin ali'ye teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
2.
vücudu eğip bükerek salıncağı hızlandırma eylemi.
….
çiçekler geldi aklıma her nedense
gelincikler kaktüsler fulyalar
istanbul'da kadıköy'de fulya tarlasında öptüm marika'yı
ağzı acıbadem kokuyor yaşım on yedi
kolan vurdu yüreğim salıncak bulutlara girdi çıktı
çiçekleri severmişim meğer
…..
….
çiçekler geldi aklıma her nedense
gelincikler kaktüsler fulyalar
istanbul'da kadıköy'de fulya tarlasında öptüm marika'yı
ağzı acıbadem kokuyor yaşım on yedi
kolan vurdu yüreğim salıncak bulutlara girdi çıktı
çiçekleri severmişim meğer
…..
devamını gör...