küçükken inandığımız yalanlar
başlık "aya bakıyorum" tarafından 09.11.2020 15:25 tarihinde açılmıştır.
141.
kandırıkçı babam yüzünden balıkların bizim gibi yaşadığına inanırdım. meraklıydım balıklara bir gün akvaryum gördüm böyle kocaman içi çeşit çeşit balık dolu “bunlar napıyor baba” dedim o da dedi ki “kız istemeye gidiyorlar.” oha falan işte küçücük yarım ay akıl bir masum çocukum inandım bende. neyse biraz zaman geçti dürttü beni dedi ki “bak almışlar kızı şimdi düğün yapıyorlar, peş peşe gidenlerde halay çekenler” dedi. belli bir süre yaşamlarının bizim gibi olduğunu sandım. düğün yapan balıklar. (bkz: şemmame oynayan balıklar…)
devamını gör...
142.
her şeyin çok güzel olacağı söylenmişti. bekliyoruz...
devamını gör...
143.
1 temmuz öncesi denize girersem yıl boyunca hiç balık yiyemeyeceğime, hatta balık olacağımı söylerlerdi...
(maksat soğuk suya girip hasta olmamı engellemekmiş, eyvallah baboli )
(maksat soğuk suya girip hasta olmamı engellemekmiş, eyvallah baboli )
devamını gör...
144.
uzaylılar. benden büyük kuzenlerim beni çok korkutmuşlardı bi akşam. zaten köydeydik her yer ıssız karanlık.
o gece uzaylıların beni alıp götüreceğine inanmıştım. hatta beni denek olarak inceleyecekler ve bir kopyamı dünyaya bırakacaklardı.
çok zor günler geçirdim.
o gece uzaylıların beni alıp götüreceğine inanmıştım. hatta beni denek olarak inceleyecekler ve bir kopyamı dünyaya bırakacaklardı.
çok zor günler geçirdim.
devamını gör...
145.
arife banyosu yaparsam bir arpa boyu uzayacağım ve bayram günü sabahın köründe kalkmazsam ahirette bana domuz güttürecekleri yalanları.. nedense domuz gütmek çok korkunç gelirdi küçükken
devamını gör...
146.
her şeyin daha güzel olacağı.
gerçi hala aynı yalana inanıyoruz o da ayrı.
gerçi hala aynı yalana inanıyoruz o da ayrı.
devamını gör...
147.
ben çocukken pikniğe gittiğimiz zamanlarda mangalda kızartılan tavuğu yiyemezdim çünkü üzerindeki is tadı ve kokusu beni çok rahatsız ederdi, ebeveynlerim de çok dahiyane bir fikir bulup "balık eti" bu diyerek verirlermiş bana, ben de yermişim. hayır anlamadığım şey şu: ben gayet de türlü türlü balık yemiş, görmüş bir çocuktum. tavuğu bana nasıl balık eti diye kakaladınız da ben inandım ya?
devamını gör...
148.
tabağımda kaç pirinç tanesi kalırsa o kadar çocuğun olacak yalanı. hep iki tane bırakırdım.
devamını gör...
149.
birinin üstünden geçme kısa kalırsın.
anneler yalan söylemez.
kahve içme topukların çatlar.
anneler yalan söylemez.
kahve içme topukların çatlar.
devamını gör...
150.
ne yazık ki en büyük hayal kırıklığım . pamuk şekerin pamuktan yapılmadığını öğrendiğim gün . neden öğrendim diye çok kızdım kendime
devamını gör...
151.
" biz koyunu kasaba vereceğiz kasapta bize et verecek "
devamını gör...
152.
adaş olan iki insanın arasında dilek tutarsam gerçekleşeceğine inanırdım.
devamını gör...
153.
bir meyvenin çekirdeğini yutarsım karnımda o meyvenin ağacının çıkacağını söyleyen abime inanmıştım..
bu vicdansızlık değil de nedir?
bu vicdansızlık değil de nedir?
devamını gör...
154.
ben küçükken çok yaşlı olan kadınların penisleri olduğunu sanardim. hani sesleri erkekvarî bir ses gibi oluyor, bazen de hormonal degisikliklerden yüzde killanma vs gibi olayları göz önünde bulundurarak böyle düşünürdüm. rahmetli babaanneme bu soruyu yönelttigimde bana gülümseyerek, terliği suratıma vurmuştu. nurlar içinde uyu güzel insan.
devamını gör...
155.
kahve içen kararır sanıyodum.
berserk_glorianın tanımı #1004632 bana şu kısa animasyonu hatırlattı, hepimizin çocukluk travması değil de nedir bu?
buradan
watermelon: a cautionary tale
berserk_glorianın tanımı #1004632 bana şu kısa animasyonu hatırlattı, hepimizin çocukluk travması değil de nedir bu?
buradan
watermelon: a cautionary tale
devamını gör...
156.
gözlerini kapatınca görünmez olduğu sanmak.
devamını gör...
157.
oku da büyük adam ol yerine söylenmesi gereken şey 'okuma' olmalıydı. önümüze taş koymuşlar.
devamını gör...
158.
yaşadığımız mahallenin biraz ilerisinde abdallar mahallesi vardı. düğünlerde çalgıcılık yapan, keklik besleyen, örgü sepet vb el işleri yaparak geçinen insanların mahallesiydi. toplum tarafından pek ciddiye alınmayan bu grup çok da iyi arnavut böreği yapardı.
abim "biz seni abdallardan aldık. biraz bakıp besleyip tayinimiz çıkınca seni iade edeceğiz." diye beni korkuturdu.
işin tuhafı hem beni birakacaklarından korkuyor hem de bol bol arnavut böreği yiyeceğim düğünlerde oynayıp eglenecegim için iade edilecegime mutlu oluyordum.
abim "biz seni abdallardan aldık. biraz bakıp besleyip tayinimiz çıkınca seni iade edeceğiz." diye beni korkuturdu.
işin tuhafı hem beni birakacaklarından korkuyor hem de bol bol arnavut böreği yiyeceğim düğünlerde oynayıp eglenecegim için iade edilecegime mutlu oluyordum.
devamını gör...
159.
istanbul'lu olanlar hatırlar, üsküdar'da bir lunapark vardı 90'lı yıllarda... lunapark'ın hemen yakınında da bir atatürk heykeli vardı, yanında gençlerin olduğu bir heykel, şemsi paşa'da.. benzer bir heykel de kadıköy'de var meydanda, yanında yine çocukların olduğu bir atatürk heykeli...
işte bu iki anıt, 5-6 yaşlarımda okumayı öğrenene kadar benim çocukluğumun kabusu olmuşlardır...
annem ilkokul mezunu, tombik, ponçik biraz da yaşanmışlıklardan ötürü öfke nöbetleri geçiren sinir hastası bir kadındır. o zamanlar da öyle idi... babam ve annem ayda 1 defa ya üsküdar lunaparka götürürlerdi beni; ya da kadıköy'de balık ekmek yemeye...
ilk çocuğum... ailenin iki tarafı için de ilk torun, ilk yeğen ilk her ne sıfatsa işte o bendim. e haliyle biraz şımarık büyüdüm diyebilmeyi çok isterdim ama annemin evladı olarak ne mümkün... olur olmaz sudan sebeplerden çok dayak yedim annemden...
kırk yılın başı yaptığım yaramazlıklardan birinde yine klasik anne terliğini sırtımın ve kıçımın farklı noktalarına defalarca yemiş, içime içime ağlamaktan boğazlarım ağrır bir haldeyken , annemin her anne gibi verdiği odundan sonra yüreği cız etmiş olacaktı ki, annem yanıma gelip benimle konuşmaya başladı. işte bana anlattığı şeyler de anne babanı üzer, yaramazlık yaparsan taş olursun falan gibi bir şeylerdi.
sonra, akşamında babam üsküdar'a lunaparka götürdü bizi ve kapısından girmeden yanından geçtiğimiz o anıtı göstererek annem hayatımın en büyük travmalarından birini hediye etti bana:
-bak, yaramazlık yapmışlar, annesini babasını üzmüşler, taş olmuşlar!
o günden sonra, okumayı sökene kadar hayvan gibi korktum o heykellerden... ya bi çocuk lunaparka gidecek diye üzülür mü? ben üzülürdüm arkadaş, deli gibi korkuyordum lunaparka giderken o taş olmuşların önünden geçeceğiz diye...
ne zaman okumayı söktüm, atatürk'ü tanıdım, o zaman anladım zalim annem tarafından kandırıldığımı...
işte bu iki anıt, 5-6 yaşlarımda okumayı öğrenene kadar benim çocukluğumun kabusu olmuşlardır...
annem ilkokul mezunu, tombik, ponçik biraz da yaşanmışlıklardan ötürü öfke nöbetleri geçiren sinir hastası bir kadındır. o zamanlar da öyle idi... babam ve annem ayda 1 defa ya üsküdar lunaparka götürürlerdi beni; ya da kadıköy'de balık ekmek yemeye...
ilk çocuğum... ailenin iki tarafı için de ilk torun, ilk yeğen ilk her ne sıfatsa işte o bendim. e haliyle biraz şımarık büyüdüm diyebilmeyi çok isterdim ama annemin evladı olarak ne mümkün... olur olmaz sudan sebeplerden çok dayak yedim annemden...
kırk yılın başı yaptığım yaramazlıklardan birinde yine klasik anne terliğini sırtımın ve kıçımın farklı noktalarına defalarca yemiş, içime içime ağlamaktan boğazlarım ağrır bir haldeyken , annemin her anne gibi verdiği odundan sonra yüreği cız etmiş olacaktı ki, annem yanıma gelip benimle konuşmaya başladı. işte bana anlattığı şeyler de anne babanı üzer, yaramazlık yaparsan taş olursun falan gibi bir şeylerdi.
sonra, akşamında babam üsküdar'a lunaparka götürdü bizi ve kapısından girmeden yanından geçtiğimiz o anıtı göstererek annem hayatımın en büyük travmalarından birini hediye etti bana:
-bak, yaramazlık yapmışlar, annesini babasını üzmüşler, taş olmuşlar!
o günden sonra, okumayı sökene kadar hayvan gibi korktum o heykellerden... ya bi çocuk lunaparka gidecek diye üzülür mü? ben üzülürdüm arkadaş, deli gibi korkuyordum lunaparka giderken o taş olmuşların önünden geçeceğiz diye...
ne zaman okumayı söktüm, atatürk'ü tanıdım, o zaman anladım zalim annem tarafından kandırıldığımı...
devamını gör...
160.