kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
w. bang ve g. r. rahmeti
yay. tarihi. 1936
turkistanilibrary.com/tr/co...
pdf. var
devamını gör...
başlık altında gerçek tarihi destekleyenler hariç bilhaasa faşist ve gerici ırkçıların palavralarına şahit olduk.

öyle bir sallıyorlar ki sanırsın 6,3 şiddetinde deprem oluyor.
efendim oğuz hanmış ,mete ütüne hun kağanı imiş olmadı ismi bağ(a)turmuş faklat çimliler telefonu icat ettiğinden xiaomi diyorlarmış fakat asya'da tanınan adı mao tunmuş ama hunlar mo tun diyorlarmış. bağ(a)tur olayı en yakın olaydır ama herhangi bir hun belgesi olmadığından tarihte olası ad olarak geçmiştir.
birde koca koca omru yıldız dolu emekli olmuş çoğu amerikancı-darbeci emekli tsk generalleri 2200 yıllık ordu diyor tc. ordusuna ,genel kurmay ne diyor bilemiyorum ama tarihte hunların türkü kökenli oldukllarına dair tek deil yok dilleri bilinmiyor belge yok ,anıt yok mezar yok ,büyük olasılıkla mao tun'un ordusu konferede ordu idi başıbozuk onlarca yüzlerce kabile,..aynı attila denen hun başının ordusu gibi bu yüzden hep patırdı gürültü ile egemenlik kuruyorlar ilk büyük savaşta yenilip siniyorlar.
son örnek attila'dir , roma en zayıf anında attila'yı yenmiş ,savaş alanından silmiş ve hunlar 3-15 senne içinde buhar olmuşlardı avrupa'da ama sorsan aaaaapapayı dize getirdi.
salla salla vur duvara ... be zeus'un utanmazları mö.200 ile ms.1905 arası (olası mete -meyti) isminin ortaya çıkışlı ve kabullenişi arasında 2100 yılda türklerde hunlarda tek bir mete ismi var konulmuş mu birine .

yok ama sorsan türkçülere ,mete büyük bir türk askeri ve kağan.
at yalanı şaapıyım inananı.
,7000 sene hatta 750 sene asya ve avrupa'da dolaş dur (mö200-ms.550) ama tek belge yok ..

işte tc. tarihçilerinin rezaleti ,utanmazlığı ,cahiliği tercih etmeleri ..,

soyu sopu olmayan soy sop üretir , beleşten devletten otlanan türkolog devşirme tarihi yazar.
onlarca yıl bu hun bve türk-moğol imparatorluğu yalanı tc. maarif müfredatı olarak lisede okutuldu . üniversitelerin ilgili bölümlerinde tez oldu.
sonra bu aymazlar aaaaa akp maarif müfredatını gerici yaptı ,ulan sığırlar siz maarif müfredatının içine sıçtınız ,yalanı dolanı türkiyeli çocuklara yutturdunuz sonra akp gerici, müfredat yaptı.
iyi yaptı hiç olmazsa sizin yalanlarınızdan daha gerçek .

türkçülük ,kaba milliyetçilik bu ülkede ki eğitimin en büyük düşmanıdır .

türkçülüğün babası yahudidir.
ideolojil önderi kürt'tür.


yalan dolandır .


ama akp türk düşmanı akp şaapsın sizi.
devamını gör...
arap fanatiklerini bugün dahi kudurtan türk büyüğü. işte mete han bu kadar büyüktü: yattığı yerden bile kudurtuyor.
devamını gör...
aga ben bu adamin isminin mete olmasını aşamıyorum.
düsman kesin mete mete koyayim o g..te demistir.
mete ne ya concon ismi gibi
devamını gör...
hun imparatorluğu bibliyografya

akçalı, emel; korkut, umut (2012). "geographical metanarratives in east-central europe: neo-turanism in hungary". eurasian geography and economics. 53 (3). ss. 596-614. doi:10.2747/1539-7216.53.5.596.

ammianus, marcellinus (1939), ammıanus marcellınus roman antıquıtıes - book xxxı (vol. ııı of the loeb classical library edition), 9 nisan 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 16 kasım 2019

atwood, christopher p. (2012). "huns and xiōngnú: new thoughts on an old problem". boeck, brian j.; martin, russell e.; rowland, daniel (ed.). dubitando: studies in history and culture in honor of donald ostrowski. cambridge university press. ss. 27-52. ısbn 978-0-8-9357-404-8.

atwood, christopher p. (2015). "the kai, the khongai, and the names of the xiōngnú". ınternational journal of eurasian studies. cilt 2. ss. 35-63.

burgarski, ıvan (2005). "a contribution to the study of lamellar armours". starinar. 55 (55). ss. 161-179. doi:10.2298/sta0555161b.
campbell, james (1986). essays in anglo-saxon history. londra: hambledon press. ısbn 978-0907628323. oclc 458534293. 6 temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

crubézy, eric (1990). "merovingian skull deformations from the southwest of france". austin, david; alcock, leslie (ed.). from the baltic to the black sea: studies in medieval archaeology. londra: psychology press. ss. 189-208 (195-196).

dennis, george t. (1984). maurice's strategikon: handbook of byzantine military strategy. philadelphia: university of pennsylvania press.

doerfer, gerhard (1973). "zur sprache der hunnen". central asiatic journal. 17 (1). ss. 1-50.

eastman, david l. (2011). paul the martyr: the cult of the apostle in the latin west. atlanta: society of biblical literature.

engel, pál (2001). ayton, andrew (ed.). the realm of st. stephen : a history of medieval hungary, 895–1526. pálosfalvi, tamás tarafından çevrildi. londra, new york: ı.b. tauris. ısbn 978-1860640612.

gillespie, george t. (1973). catalogue of persons named in german heroic literature, 700-1600: ıncluding named animals and objects and ethnic names. oxford: oxford university. ısbn 9780198157182.

glad, damien (2010). "the empire's ınfluence on barbarian elites from the pontus to the rhine (5th–7th centuries): a case study of lamellar weapons and segmental helmets". the pontic-danubian realm in the period of the great migration. ss. 349-362.

golden, peter b. (1992). an ıntroduction to the history of the turkic peoples: ethnogenesis and state-formation in medieval and early modern eurasia and the middle east. wiesbaden: harrassowitz. ısbn 978-3-447-03274-2.

golden, peter b. (2002). "war and warfare in the pre-činggisid western steppes of eurasia". di cosmo, nicolo (ed.). warfare in ınner asian history (500-1800). leiden, boston, cologne: brill. ss. 105-172.

halsall, guy (2007). barbarian migrations and the roman west, 376–568. cambridge university press. ısbn 9780521434911. 1 temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

haymes, edward r.; samples, susan t. (1996). heroic legends of the north: an introduction to the nibelung and dietrich cycles. new york: garland. ısbn 978-0815300335.

heather, peter (1996). the goths. oxford: wiley-blackwell.

heather, peter (1995). "the huns and the end of the roman empire in western europe". english historical review. 90 (435). ss. 4-41. doi:10.1093/ehr/cx.435.4.

heather, peter (2010). empires and barbarians: the fall of rome and the birth of europe. oxford university press. ısbn 978-0-19-973560-0.

heather, peter (2005). the fall of the roman empire : a new history of rome and the barbarians. new york: oxford university press. ss. 146-167. ısbn 978-0-19-515954-7.

hedeager, lotte (2011). "knowledge production reconsidered". ıron age myth and materiality : an archaeology of scandinavia, ad 400–1000. abingdon, oxfordshire; new york, ny: routledge. ss. 177-190. ısbn 9780415606042. oclc 666403125.

heinric van veldeken (2008). goossens, jan; schlusemann, rita; voorwinden, norbert (ed.). sente servas. münster: agenda.

james, simon (2011). rome and the sword. londra: thames & hudson.

jordanes (2006). mierow, charles christopher mierow (ed.). the gothic history of jordanes. evolution publishing. ısbn 978-1-889758-77-

kamusella, tomasz (2009). the politics of language and nationalism in modern central europe. new york: palgrave macmillan.

kazanski, michel (2013). "barbarian military equipment and its evolution in the late roman and great migration periods (3rd–5th c. a.d.)". war and warfare in late antiquity. 8 (1). ss. 493-522. doi:10.1163/9789004252585_016. ısbn 9789004252585.

kazanski, michel (2018). "bowmen's graves from the hunnic period in northern ıllyricum". nagy (ed.). to make a fairy's whistle from a

briar rose:" studies presented to eszter ıstvánovits on her sixtieth birthday. nyíregyháza: jósa andrás museum. ss. 407-17.

kelly, christopher (2015). "neither conquest nor settlement: attila's empire and its ımpact". maas, michael (ed.). the cambridge companion to the age of attila. cambridge university press. ss. 193-208. ısbn 978-1-107-63388-9.

kim, hyun jin (2015). the huns (ingilizce). routledge. ısbn 9781138841758.

kim, hyun jin (2013). the huns, rome and the birth of europe. cambridge university press. ısbn 9781107009066. 4 mart 2016 tarihinde
kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

kiss, attila p. (2014). "huns, germans, byzantines? the origins of the narrow bladed long seaxes". acta archaeologica carpathia. cilt 49. ss. 131-164.

kowalczyk, michał (2017). "hungarian turanism. from the birth of the ıdeology to modernity – an outline of the problem". historia polityka. cilt 20. ss. 49-63.

lafferton, emese (2007). "the magyar moustache: the faces of hungarian state formation, 1867–1918". elsevier: studies in history and philosophy of biological and biomedical sciences. cilt 38. ss. 706-732.

lendvai, paul (2003). the hungarians: a thousand years of victory in defeat. major, ann tarafından çevrildi. princeton, nj: princeton university press. ısbn 9781400851522.

lenski, noel (2015). "captivity among the barbarians and ıts ımpact on the fate of the roman empire". maas, michael (ed.). the cambridge companion to the age of attila. cambridge university press. ss. 230-246. ısbn 978-1-107-63388-9.

lienert, elisabeth (2015). mittelhochdeutsche heldenepik. berlin: erich schmidt. ısbn 978-3-503-15573-6.
maenchen-helfen, otto j. (1973). knight, max (ed.). the world of the huns: studies in their history and culture. university of california press. ısbn 978-0-520-01596-8.

maenchen-helfen, otto j. (1959). "the ethnic name hun". egerod, soren (ed.). studia serica bernhard karlgren dedicata. kopenhag. ss. 223-238.

makkai, lászló (2001). "transylvania in the medieval hungarian kingdom (896-1526)". köpeczi, béla (ed.). history of transylvania. ı. new york: columbia university press. ss. 333-589.

man, john (2005). attila: the barbarian who challenged rome. new york: st. martin's press. ısbn 9780553816587.

miks, christian (2009). "relıkte eınes frühmıttelalterlıchen oberschıchtgrabes? überlegungen zu einem konvolut bemerkenswerter objekte aus dem kunsthandel". jahrbuch des römisch-germanischen zentralmuseums mainz. cilt 56. ss. 395-538.
montgomery, scott b. (2010). st. ursula and the eleven-thousand virgins of cologne: relics, reliquaries and the visual culture of group sanctity in medieval europe. oxford et al.: peter lang.

molnár, mónika; jános, ıstván; szűcs, lászló; szathmáry, lászló (nisan 2014). "artificially deformed crania from the hun-germanic period (5th–6th century ad) in northeastern hungary: historical and morphological analysis". journal of neurosurgery. 36 (4). s. e1. doi:10.3171/2014.1.focus13466. pmıd 24684322.

nicolle, david (2006). attila and the nomad hordes. oxford: osprey publishing.

neidorf, leonard (2013). "the dating of widsið and the study of germanic antiquity". neophilologus (ingilizce). 97 (1). ss. 165-183. doi:10.1007/s11061-012-9308-2. ıssn 0028-2677.

pohl, walter (2015). "migrations, ethnic groups, and state building". maas, michael (ed.). the cambridge companion to the age of attila. cambridge university press. ss. 246-263. ısbn 978-1-107-63388-9.

pohl, walter (1999). "huns". bowersock, g. w.; brown, peter; grabar, oleg (ed.). late antiquity: a guide to the postclassical world. the belknap press of harvard university press. ss. 501-502. ısbn 978-0-674-51173-6.

pritsak, omeljan (1982). the hunnic language of the attila clan (pdf). ıv. cambridge, massachusetts: harvard ukrainian research ınstitute. ss. 428-476. ıssn 0363-5570. 13 aralık 2016 tarihinde kaynağından (pdf) arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

radjush, oleg; scheglova, olga (2014). the buried treasure of volnikovka: horse and rider outfit complex. first half of the v century ad. collection catalogue. moskova.

reisinger, michaela r. (2010). "new evidence about composite bows and their arrows in ınner asia". the silk road. cilt 8. ss. 42-62.
róna-tas, andrás (1999). hungarians and europe in the early middle ages: an ıntroduction to early hungarian history. budapeşte: central european university press.

schottky, martin (2004). "huns". encyclopaedia ıranica. 23 eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

sinor, denis (1997). studies in medieval ınner asia. hampshire: ashgate. ısbn 978-0860786320.

sinor, denis (1990). "the hun period". sinor, denis (ed.). the cambridge history of early ınner asia (1. publ. bas.). cambridge [u.a.]: cambridge univ. press. ss. 177-203. ısbn 9780521243049.

sinor, denis (2005). "hun religion". jones, lindsay (ed.). encyclopedia of religion (2.2cilt=6 bas.). macmillan reference. ss. 4228-4229. ısbn 9780028657332. oclc 56057973.

sommer, ulrike (2017). "archaeology and nationalism". moshenska, gabriel (ed.). key concepts in public archaeology. londra: ucl press. ss. 166-186. ısbn 978-1-911576-41-9. jstor j.ctt1vxm8r7.16.

szűcs, jenő (1999). "theoretical elements in master simon of kéza's gesta hungarorum (1282–1285)". veszprémy, lászló; schaer, frank (ed.). simon of kéza: the deeds of the hungarians. budapeşte: central european university press. ss. xxix-cii.

thompson, e. a. (1996). heather, peter (ed.). the huns. blackwell publishers. ısbn 978-0-631-15899-8.
şablon:cite article

uecker, heiko (1972). germanische heldensage. stuttgart: metzler. ısbn 978-3476101068.
de la vaissière, étienne (2015). "the steppe world and the rise of the huns". maas, michael (ed.). the cambridge companion to the age of attila. cambridge university press. ss. 175-192. ısbn 978-1-107-63388-9.

werner, robert (1967). "das früheste auftreten des hunnennamens yüe-či und hephthaliten". jahrbücher für geschichte osteuropas. 15 (4). ss. 487-558.

wolfram, herwig (1990). history of the goths. university of california press. ısbn 978-0-5200-6983-1. 2 temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.

wolfram, herwig (1997). the roman empire and ıts germanic peoples. university of california press. s. 142. ısbn 978-0-5200-8511-4. 2 temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. erişim tarihi: 16 kasım 2019.
{{kitap kaynağı | kaynak = harv | soyadı=wright | ad=david curtis | başlık=the history of china | yıl=2011 | yayıncı=greenwood |yer=santa

barbara | isbn=978-0-313-37748-8 |basım=2.2

vajda, edward j. (2013). yeniseian peoples and languages: a history of yeniseian studies with an annotated bibliography and a source guide. oxford/new york: routledge.

zahariade, mihail (2009). "late roman pieces of military equipment from halmyris". thraco-dacica. cilt 24. ss. 125-130.
(kaynak yok diyen biri vardı. yüzlerce kitap, makale daha eklerdim ama üşendim.)
devamını gör...
#3021685

frank* charlemagne katolik olan slavlar* tarafından bile avrupa'nın* babası olarak ata addedilince okey, bozkır imparatoru hun mete moğol ve türk atası kabul edilince ouvv. beluç ile izlandalı aryanlık üzerinden birleşebiliyor, kazak ile moğol ural-altaylık üzerinden birleşince cehalet oluyor.
devamını gör...
bir araptapar a paragraf paragraf götünde element uydurtmuş türk başbuğu.

küflü peynir kokusu almadım değil.

bu arada türkçü ideoloji hakkında da arada laf sokmuş sen ne biliyorsunda konuşuyorsun derler adama.

le roux ( jean-paul roux) bir tarihçi mete yi türk sayarken sen kim köpeksin derler adama.

edit: adam aşağıdan aklınca laf sokmuş ne yaparsın yanlış yazmışım adını benim hatam muhtemelen otomatik düzeltmeye kurban gitti. tarihçi yazılmasına rağmen rapçi diyor kafası bu kadar çalışıyor. okuması da yok zavallının.

(bkz: jean-paul roux)

şöyle doğru bakınız verdikten sonra kendisine hoşt diyoruz.
devamını gör...
öncelikle palavrada öne çıkıp köpek benzetmesi yapan ayı kekosuna cevap verelim ..

ayı efendi bana köpek demiş.
türklerde köpek dosttur.
ayı ise hiç sevilmez.
ayıya ayı oğlu ayı,denir..

cart curt yazmışlar le roux kimdir bilemiyorum ,rapçı var hapçı repçi o olabilir ama hun-mete ne alaka kel alaka.
jean paul roux var ,aynı türkçülerin atası yahudi cahun gibi fransız,çarpıtma uzmanı .
fazla yazmayacağım bu roux,ön türklerin sibirya'dan çıkış tarihlerini bile karıştıran biri.
birde bugüne kadar hun dili nedir hiç. bir kanıt yok.
allah'ın salakları mete isminin kökeni yunanca,yukarı da yazdık 2100 sendir mete ismini kimse koymamış ön türk ve türkü toplumda evladına. hala yalan üstüne bina inşa ediyorsunuz.
mete ismi 91900'lerin başında çıktı ortaya 1935'de tdk isimler söcüğüne girdi türkçüler hakimdi tdk.'ya ,öyle isimleri türkçe diye sözlüğe soktular ki götün ile güler insan.

efendim 2200 yıllık türk ordusu imiş yalanın ağababası ve ahlaksızlığın şekil bulmuş hali .
gök türk ordusu varken nasıl bir aymazlık bu . ,

bugünkü tsk ,mustafa kemal'in ordusudur ,bak kim bozdu kültürel saptamayı amerikancı darbeci generaller ,cia emirberleri.
birde kanıtı falanda yok söyledik oldu.
bu hun sevdalılarının çoğunun soyunda türk falanda yok yanaşma hepsi.

geçen ingiliz başkakanının dedeleri ataları için türk diyorlar çankırılı diye övünüyorlar ulan ninesi çerkez köle boris'in babaları da belli değil hain ali kemal gibi.
işte savundukları bu .

evladım hissetme ile mutlu olup türk'üm demekle türk olunmaz ,türklük dna'da olacak.
palavracı ayılar.

cihancı biride bir sürü ingilizce link atmış ,kendi de okuduysa ben yalancı olayım.

okuyan tarih alt yapsı olan genel kültür açısından cevap verir,cihancı keko hadi bize verdiğin ingilizce linklerde ne anlatıyor bilgilendir. yapamayacak çünkü cahil ancak kopyala yapıştır.
devamını gör...
adam tabii ki türk. oğlum siz mal mısınız? bilmiyor olmanız da ihtimal dahilinde, ama mal olmanızı aklamıyor. siz geri zekalı mısınız? bilmiyorsan git araştır.

bi gün tez hocamla sohbet ediyoruz virginia’da (p.zelikow), benzer bir sohbet geçti. ‘hun, karahanlı ve diğer bir kaç toplumun türk olmasına rağmen orta avrupa’da niçin ‘türk değildir’ diye diretildiğini biliyor musun?’. ‘tarihçiliğin ilerleme safhasında bulunan sebeplerden ötürü. tarihi değiştiremeyen toplumla veya bireyle kimse ilgilenmez. kiminle en çok ilgilenilirse en büyük sorun orada çıkar.’ demişti. yani demek istediği ‘tarihi değiştiren kimse, akbaba gibi üstüne üşüşürler.’ mesele tam olarak bu. bu toplumların türk olarak anılması ve kayda değer şekilde veri bulunmasına karşın ısrarla ‘türk değildi’ demelerinin sebebi, yedirememek.

6 bin makaleyi bizzat incelemiş heriften daha iyi biliyor elemanlar:d
devamını gör...
türk tarihinde ilk düzenli orduyu kurmuş, asya hun imparatorluğu'nun ikinci hükümdarı olan ulu başbuğ. mete han, türk töresine aykırı bir şekilde davranan babası teoman'ı darbe ile öldürmüştür ve tüm turanlı ulusları tek bayrak altında toplamıştır. mete han, çin kaynaklarında maotun olarak geçer.
#3021685 kokoreççi hüso, yine her zamanki gibi lümpenlik yaparak gerçek tarihi çarpıtma derdinde. hunların türklüğü, yapılan bilimsel çalışmalarda kanıtlanmasına rağmen senin gibi pentagon'un dejenere ettiği sözde solcular; araptapar dinciler, kansız liberaller ve bölücü kürtçüler gibi gerçek tarihi çarpıtıyor. jean paul roux; dünya bilim camiasında son derece saygıdeğer bir tarihçidir ve türkologtur, lafını bil de konuş.
devamını gör...
asya hun imparatorluğunun kurucusu olan en büyük türk atasıdır. çinlileri yerin dibine sokan adamdır. vatanını çok seven asla taviz vermeyen kişidir. onluk sistemi icat etmiştir. asya hun imparatorluğu mete han döneminde en parlak çağını yaşamıştır. çinli karısına uyup mete han'ı devre dışı bırakan babasını darbesiyle ortadan kaldırmıştır. türk töresine bağlı biridir.

arap-fars kırması tarihsiz kürdolar bile bu adama taktıysa harbiden türk tarihi çok şahane demektir. tarihsiz çok kötü bir şey olmalı ya. başkalarının tarihini falan çarpıtmaya çalışıyorsun lol. ezik kokocu seni. ulu'da tengir'den kaç kere küsküyü yedin ama hala uslanmıyorsun. yenilen pehlivan güreşe doymaz demişler.
devamını gör...
oleli 2000 yildan fazla olmus 1 abi
devamını gör...
hakkında birinci el kaynak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
mete han, ya da doğru telaffuzuyla bağatur tanqu türklerin tarihte bilinen ilk büyük hükümdarıdır. kendisi bütün türklerin birincil atası ve önderi konumundadır.

isminin doğrusu mete değildir. bu, çinli kaynaklardan alınan yanlış bir telaffuzun sonucudur. çinliler türkçe kelimeleri doğru telaffuz edemedikleri için kaynaklara yanlış geçirmişler ve biz de onların yazdıklarını anlayamadığımız için daha da yanlış bir şekilde okuyarak "mete" demişizdir. oysaki orijinal çince tarih kitabında mao-tun yazar. çinliler b ve r gibi türkçe sözleri okuyamazlar. burada yazmaya çalıştıkları sözcük aslında bağatur'dur. bu sözcüğün moğolcadaki karşılığı baatar, kıpçak türkçesindeki karşılığı batur, oğuz türkçesindeki karşılığı ve türkiye'de isim olarak en çok kullanılan hali bahadır'dır. hepsi aynı ismin farklı telaffuzudur. bu isim, kahraman/önder kişi anlamına gelir. kendisinin türk tarihindeki yeri o kadar büyüktür ki bu isim türkçeden hiç ayrılmamıştır.

tam olarak ne zaman ve nerede doğduğu bilinmez. ötüken'in * yakınlarında bulunan orhun ya da selenge nehirlerinin yakınlarında ve mö 230 civarında doğduğu düşünülmektedir. rivayete göre doğduğunda yüzünün rengi gök mavisi, ağzı ateş gibi kızıl, gözleri ela, saçları ve kaşları kapkaradır. görünüşünün ilahî bir güzelliği vardır. yine rivayete göre 20 günlükken konuşmaya başlamış, 40 günlükken yürümeye öğrenmiş, 3 yaşında yay çekmiş ve avlara çıkmış, 9 yaşında ise tam teşekküllü bir savaşçı olmuştur. bu anlatıların doğruluğunu teyit edemesek de şunu biliyoruz ki kendisi 20'li yaşlarında tahta çıkmış bir hükümdara göre müthiş bir olgunluğa ve kabiliyete sahiptir, bu durum onun erken olgunlaştığına dair inancı kuvvetlendirmiştir. resmi çin kaynaklarına göre daha küçücük bir çocukken koyunların sırtına binerek ata binmeyi öğrenmiş; kuş, fare, gelincik, domuz ve tilki vurmak için yay ve ok kullanmıştır.

bağatur tanqu, izini milattan önce 15. yüzyıla kadar sürebildiğimiz kadim bir hanedanın mensubu (bkz: hun hanedanı), babası tuman tanqu'nun (bkz: teoman) en büyük oğlu ve tahtın veliahtıydı. lakin ergenliğinden itibaren saray içinde işler onun aleyhine gelişmeye başladı. tuman han, yeni bir kadınla evlendi ve kuvvetle muhtemel bu yeni eşini daha çok sevdi. eski eşiyle arası belki de kötüleşmişti bilinmez... lakin şunu biliyoruz ki tuman han, yeni eşinden olan küçük oğlunu tahta geçirmeye niyetlenmişti. lakin herkesin gözdesi olan büyük oğlundan öylece kurtulması imkansızdı. bu durumu çevresine açıklayamaz ve kuvvetle muhtemel kurultay'da * töreye ihanetle suçlanırdı. o da kendince akıllıca bir yol buldu. onu hunların o dönemki en büyük rakibi olan yüeçilere "barış teminatı" olarak rehin yolladı. bir müddet sonra yüeçilere savaş ilan etti, bu durumda yüeçilerin ellerinde rehin tuttuğu oğlunu idam edeceklerini tahmin ediyordu. lakin umduğu gerçekleşmedi. çünkü genç bağatur, gece vakti esir tutulduğu kamptan kaçmayı başardı. düşmanlarıyla vuruştu ve yüeçi beyine ait olan atı çalarak kaçtı, günlerce at sürüp ötüken'e döndü. tuman han onun cesaretinden ve becerisinden hem etkilendi hem de saygı duymak zorunda kaldı. onun bu dönüşü bir nevi ergenlikten çıkıp ordu komuta etmeye hazır bir asker olduğunu işaret ediyordu. neticede tuman han, belki de aralarındaki gerginliği yatıştırmak maksadıyla, oğlunun emrine 10.000 kişiden oluşan bir tümen verdi. lakin hepinizin o meşhur hikayeden hatırlayacağı gibi bağatur, bu sus payını kabul etmeyecekti. ordusunu kendisine ölesiye bağlı bir şekilde disipline etmek için onlara kendisi nereye ok atarsa onların da derhal aynı hedefe ok atmalarını emretti. evvela yayını çekip kendi atını vurdu. bazıları bu emre uyarken, bir kısmı bunun bir yanıltmaca olduğunu düşünerek tereddüt ettiler. tereddüt edenler derhal idam edildi. sonra başka bir gün bağatur, yayını en gözde cariyesine doğrulttu ve okunu attı. büyük bir kısmı onun hemen ardından cariyeye ok yağdırırken yine bir kısım asker bunun teammüllere aykırı olduğunu düşünüp tereddüt etti. yine aynı şekilde emri uygulamayanlar idam edildi. son olarak babasının ava çıktığı gün, ordusunu yanına alıp babasının yanına vardı. yayını çekti, babası tuman hanı vurdu. bu kez hiçbir asker tereddüt etmeden tuman han'ı vurdu. mö 209 yılında tam da bu şekilde bağatur, hun tahtına oturdu.

onun tahta oturmasında, hiç şüphesiz tanrısal bir irade vardır. (bkz: türk bayrağının kökeni) başlığında, #3978274 numaralı tanımımda detaylıca anlattığım gibi hunlar kendilerine meşruiyet zemini olarak tanrıyı, tanrının çocukları olan güneş ve ay ruhlarını gösterir. bu sadece bir benzetme olmayıp, bağatur han kendisini bizzat bu kutsal ruhların soyundan gelen birisi olarak tanıtır. bügün kullandığımız bayrağımıza kadar ulaşan güneş/ay sembolizminin kökeni budur. ayrıca bağatur, kendisinin tanrıdan bizzat "qut" (kut) aldığını yani tanrı'nın dünyayı sevk ve idare etmesi için kendisini görevlendirdiğini ifade eder.

kendisini mektuplarında şu şekilde tanıtır:


ben ki gök ile yeri yaratanın doğurduğu, güneş ile ay'ın tahta oturttuğu, hunların büyük hükümdarı tengriqut bağatur tanqu.
[[alıntı]]

tahta geçtikten sonra yaptığı ilk iş tüm asya kavimlerini kılıç zoruyla itaat altına alarak tek sancak altında toplaması olmuştur.

[[alıntı]]
gök’ün yardımı, askerlerimizin üstün yeteneği ve atlarımızın gücü sayesinde yüeçiler darmadağın edildi ve tamamen boyun eğdirildi. onların halkı kılıçtan geçirildi veya teslim alındı. ayrıca lou-lan, wu-sun, hu-jie ve yakınlarındaki 26 devlet tamamen hun topraklarına katıldı. böylece bu halkların hepsi hun oldu. yay çeken tüm bu kavimler artık birleşti ve tek bir aile haline geldi.


lakin bağatur için bu yeterli değildi. babası ve dedesi zamanında kaybedilen bazı önemli topraklar, hun atlarını ve hayvanlarının ihtiyaç duyduğu çok kritik otlakları kapsıyordu. hun halkının karnının doyması için bu otlakların tekrar ele geçirilmesi şarttı. zaten hali hazırda çinliler ile hunlar arasında sık sık sınır gerilimleri ve ufak tefek çatışmalar yaşanıyordu. mö 200 yılında bağatur tanqu, birkaç sınır beyini çin'in kuzey kentlerine akına gönderdi. burada çin imparatoruna bağlı bir derebeyi olan kral xin, hunlara teslim oldu ve canını kurtarmak için hunlarla birleşip çin topraklarına saldırmayı kabul etti. bunun akabinde imparator gaozu, hunların büyük bir istila hazırlığında olduğunu sezerek tüm komutanlarını başkente çağırdı ve 300.000 kişilik bir ordu topladı. bağatur tanqu da yaklaşık 40.000 adamdan oluşan ordusunun başında sefere katılarak çin'in kalbine doğru yürüdü. güneyden gelen çin kuvetleri hunları takibe aldığında, hunlar sarp kayalıkların ve ormanlıkların olduğu bölgelere doğru ilerleyerek çin ordusunu ana ikmal hattından kopardı. üstelik bu bölgedeki hava koşulları sert ve soğuktu, bu da sibirya ayazına alışkın hunları avantajlı konumda kılıyordu. hunlar ormanlık bölgede çadır dikip beklemeye koyuldular. çinliler de yakın bir konuma yerleşip müzakere için hunlara elçi yolladılar. bağatur tanqu, çinli elçiyi şaşırtmak amacıyla kuvvetli ve heybetli askerlerinin hepsini çadırların arkasına sakladı. yanına yaşlı ve çelimsiz askerlerini alarak, düşmana "zayıf" oldukları görüntüsünü verdi. çin elçisi bu yanlış istihbaratı alıp imparatora götürdüğünde, imparator kendi sonunu hazırlayacak olan bir kibre düştü. tarihe baideng savaşı olarak geçecek olan muharebeyi başlatmak için çinliler hun ordusunun üzerine harekete geçtiler. hunlar da hızlıca geri çekilerek düşmanı tekinsiz bir vadiye doğru çektiler. çinliler hun ordusunu kıstırdıklarını düşünürken, sağ ve sol taraftaki ormanlık arazide gizlenmiş olan hun ordusu çinlileri bir kıskaca alarak o meşhur kurt kapanı stratejisiyle düşmanı çaresiz bıraktı. çin askerleri zaten soğuk yüzünden tir tir titriyordu, etraflarının sarılmış olmasının verdiği noksanlıkla aciz bir savunma gerçekleştirdi. askerleri birer birer devrilen gaozu, müthiş bir tedirginlik ve korku içerisindeydi. hunlar gaozu'nun dibine kadar girmiş, onun şahsi korumalarıyla çatışmaktaydılar. gaozu'nun her şeyi bittiğini düşündüğü anda, bağatur tanqu birden ordusuna "dur" emri verdi. hunlar çarpışmayı bırakıp, birkaç adım gerilediler. çinli askerler ne olup bittiğini anlayamadan, dehşet içerisinde hun ordusuna bakıyorlardı. bağatur tanqu kendisinden birkaç metre ilerideki aciz imparatorun korku dolu gözlerinin içerisine baktı. akabinde hun ordusu biraz daha çekilerek uzaklaştı. çinliler hala büyük bir şaşkınlık içerisindeydiler, ve en sonunda arkalarına dönüp kaçmaya başladılar. böylelikle bu harp, hun imparatorluğunun kesin zaferiyle sonuçlandı.

tarihçiler hala bağatur'un neden çin imparatorunun canını bağışladığını tartışmaktadırlar. oysaki konu tamamıyla tarihsel realite ve jeopolitiktir. çinliler müthiş kalabalık nüfusa sahip bir millettir. dolayısıyla onları fethetmek, asimile olmak anlamına gelir. onların imparatorunu öldürmek ise, yerine intikam arayan yeni bir imparatorun gelme riskini doğurur. çin, ön görülmesi zor bir ülkedir. dolayısıyla hun kağanına biat etmiş ve göz dağı verilmiş bir çin imparatorunun tahtta kalması çok daha iyidir. nitekim böyle de olmuş, savaştan sonra imzalanan heqin antlaşması * ile çinliler her yıl hunlara arabalar dolusu ipek, kumaş, tahıl, pirinç, şarap göndermek zorunda kalmış, ayrıca çin pazarı hun mallarına açılmıştır. imparatorluk düzenli olarak çin prenseslerini eş olarak bağatur'a yollamış, sadece bununla da kalmayıp çin'de yaşayan pek çok katip, bürokrat, bilgin de "beyin göçü vergisi" olarak tabir edebileceğimiz bir şekilde hun başkenti ötüken'e yollanmıştır. hatta bu yollanan çinli bürokratlardan birisi olan zhonghang yue, çin diplomasisinin zaafları hakkında hunlara önemli tavsiyeler vermiştir.


"hunların nüfusu tek bir çin eyaleti kadar bile değildir. hunları güçlü kılan şey, yiyecek ve giyecek konusunda çin'e bağımlı olmamaları, kendi geleneklerini sürdürmeleridir. çin ipeğini giymeyin; çalılar arasında koşarken ipek yırtılır, deriniz ve yününüz daha sağlamdır. çin yiyeceklerini yemeyin; süt ve et hunların gücünün kaynağıdır."


imparator gaozu'nun ölümünden sonra çin tahtının yerini imparatoriçe lü almıştır. bağatur, o dönem için bile skandal olarak kabul edilebilecek net bir üstünlük göstergesi niteliğindeki şu mektubunu kaleme alarak imparatoriçeye yollamıştır.


göklerin tahta oturttuğu hunların büyük tanqu’sundan, çin hanedanı’nın majesteleri imparatoriçeye:

ben, bataklıklar ve ovalar arasında doğmuş, sığırlar ile atların geniş otlaklarında büyümüş, kendisini yalnız hisseden bir hükümdarım. duyduğuma göre, majesteleri de yalnız başına kalmış, tahtında tek başına oturmaktadır. ikimiz de mutlu değiliz ve bizi eğlendirecek, avutacak hiçbir şeyimiz kalmamıştır. ben de olup da sizde olmayan şeyi size vermek isterim, sizin de bende olmayan fakat sizde olanı bana vermenizi dilerim. istiyorum ki iki ülke birleşsin, ben ve majesteleri birbirimize eş olalım ve karşılıklı mutluluğa erelim.


bu mektup, bir evlilik mektubu gölgesinde çin'e karşı diplomatik üstünlüğünü keskinleştirme girişimidir. nitekim başarıya da ulaşmıştır. çin sarayında okunduğu anda infial yaratmış, büyük bir kin ve nefrete sebep olmuştur. her ne kadar çinli general fan kuai bu mektuba derhal savaşla karşılık verilmesi gerektiğini savunsa da, çinli vezir ji-bu araya girip bağatur'u ve hunları mağlup etmenin imkansız olduğunu ifade etmiştir. neticede imparatoriçe, şu mektubu kaleme almıştır.



"büyük tanqu mektubuyla devletimizi onurlandırdı. ancak ben yaşlandım, gücüm kuvvetim tükendi. saçlarım ve dişlerim döküldü, yürürken adımlarımı bile düzgün atamıyorum. büyük tanqu yanlış bilgilendirilmiş olmalı, çünkü size layık bir güzellikte değilim. ülkemizin bir kusuru varsa affedilmesini dileriz. size gönderdiğim hediyeleri lütfen kabul ediniz."


bağatur tanqu aynı zamanda bozkır anayasasının temellerini atmıştır. bugün birçok kişinin "cengiz han yasaları" olarak bildiği şey, aslında sadece yazıya geçirilmiş bir uyarlamadır. bütün o kanunlar bağatur'a aittir. bugün hala moğolistan'daki cengiz han müzesinde, bağatur'a ait bir heykel bulunur ve bu heykelin ayağının altında bir anayasa kitabı vardır. bu heykel, bağatur'un kanun koyucu olduğunu ve gücünü tanrı tarafından işaret edilmiş kadim yasalardan aldığını simgeler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

söz konusu yasalardan da kısaca bahsetmek için birkaç örnek verelim.


-bütün dinlere saygı gösterilecek, hiçbir mezhep ya da inanç diğerinden üstün tutulmayacaktır.

-din adamları, hukukçular, bilginler, hekimler ve ibadetle uğraşanlar vergiden ve zorunlu kamu hizmetlerinden muaf tutulacaktır.

-bir kimsede çalınmış at bulunursa, atın sahibine aynı cinsten 9 at ödemelidir. ödeyemezse çocukları alınır, çocuğu yoksa idam edilir.

-kasten yalan söyleyenler, büyücülükle uğraşanlar ve başkalarını gizlice gözetleyen/muhbirlik yapanlar idam edilir.

-akarsulara veya su kaplarına idrar yapmak veya suya doğrudan el daldırmak yasaktır; su kapla alınmalıdır.

-bir tüccar başkalarından mal alıp üç kez üst üste iflas ederse ölümle cezalandırılır. (borç alıp ödeyememek kast ediliyor)

-hayvan kesilirken bacakları bağlanmalı, karnı yarılıp kalbi el ile sıkılarak öldürülmelidir. hayvanın kanı böylece boşa akmayacaktır.

-savaş veya geri çekilme anında önündeki atlının düşürdüğü silahı/eşyayı atından inip alarak sahibine vermeyen kişi idam edilir.

-yemeği veren önce kendisi tadacaktır. yemek yiyenlerin yanından geçen bir yolcu mutlaka yemeğe davet edilmelidir.

-içkiyi tamamen bırakmak en iyisidir; ancak bırakamayan bir kişi ayda en fazla iki veya üç kez sarhoş olabilir, bu sınırı aşmak suçtur.

-babanın ev evi ve mülkü en küçük oğula miras kalır; ancak büyük çocuklar genel mirastan daha büyük pay alır.

-iki kişi kavga ederken taraf tutarak birine yardım eden kişi ölümle cezalandırılır.


(bkz: büyük yasa)


bozkırın ilk büyük hükümdarı olarak kendisinden sonra gelecek herkes için bir ilham kaynağı olmuştur. nitekim moğol imparatoru cengiz han'dan osmanlı sultanlarına kadar herkes, soyunu ona dayandırmak ve onun ardılı olmanın gururunu yaşamak istemişlerdir. osmanlı arşivlerinde soylarını oğuz kağan'a* dayandırdıkları bir şecere defteri bulunmaktadır.

o, bugün bile bizimle beraberdir. atalarımız bizi yarı yolda bırakmazlar. ebedi babamıza selam olsun, vesselam.
devamını gör...
öncelikle büyük bir yanlışı düzeltmek isterim ki bizim mete han olarak bildiğimiz kişinin adı bağaturbahadır’dır ancak çinliler b ve r’yi söyleyemediğinden ismi çin devlet arşivine moo-tun olarak geçmiştir o da günümüz türkçesinin fonetiğine uygun olarak mete han olarak düzeltilmiştir. tıpkı babasının isminin kayıtlara tuuman/teoman olarak geçmesi gibi. onun ismi de duman. yani teoman oğlu mete han değil duman oğlu bahadır.

bahadır’ı kurucu komutan yapan iki önemli faktör var, birincisi ordunun kayıtsız şartsız emirlerine itaat etmesi, diğeri ise emrini silsile yoluyla sıralı komutanlar yoluyla astlarına iletebilmesi.

bahadır’ın ok attığı yeri ordusu sorgulamadan ok yağmuruna tutuyordu. en güzel atına, sevdiğine ve hatta babasına atsa bile. bu gelenek osmanlı’da tîr-i baran olarak devam etti, günümüzde dahi muharip unsurlar düşmanla temas ettiğinde en rütbeli fiziken nereyi işaretlediyse çatışma o bölgede yoğunlaşır.

komuta yetkisini astlarıyla paylaşması ise o zamana kadar görülmemiş birşeydi. bu emrin icrasını kolaylaştırıyor ve ordunun motivasyonunu artırıyordu. en düşük rütbeli bile bizzat bahadır’ın verdiği yetkiye dayanarak askerlerine gerek doğrudan bahadır’ın emrini gerek kendi talimatlarını iletebiliyordu. ne olursa olsun ağzından çıkan artık bahadır’ın sözüydü ve mutlak itaat edilmesi gerekirdi.

işte bahadır’ın m.ö 209’da kurduğu bu ordu, kendisinden 1000 kat fazla olan çin’e karşı defalarca galip geldi.

şimdi de yakın tarihimize dönelim. 1963 yılına kadar türk silahlı kuvvetlerinin kuruluş tarihi sırpsındığı savaşı esas alınarak 1363 olarak gösteriliyordu. tsk’nın kuruluşunun 600. yılı etkinlikleri arefesinde hüseyin nihal atsız genelkurmay başkanlığına yazdığı sitem dolu bir mektup ile bu hatanın düzeltilmesini sağladı. zira tsk’nın kuruluşunu sırpsındığına bağlamak, osmanlı’nın kılıç hakkıyla kuruluşunu, selçukluları malazgirt’i ve orta asya’daki kadim türk devletleri, göktürkleri ve hunları yok saymaktı.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"mete han" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim