41.
çok büyük yorumcu çok.allah rahmet eylesin.
devamını gör...
42.
sadece sevenlerinin değil, piyasanın da babasıydı.
sanatçıların prodüktörlerin kölesi olmadığı zamanlardı o zamanlar…
baba’nın, firmalar batmasın diye hatır minnet albüm çıkarıp hayat kurtardığı zamanlar...
batmadılar mı?
belki yine battılar…
ama o’nun sayesinde evlerine 2-3 sene daha ekmek götürebildiler…
arabeskçi dediler. hor gördüler. fakir edebiyatı yapıyorsun dediler…
iplemedi.
işine baktı.
en iyi bildiği işi yaptı.
çıktı her seferinde aslanlar gibi şarkılarını, türkülerini okudu…
bu toprakların belki de en güzel uzun havalarını o okudu. o’nun okuduğu -icra ettiği- her bir uzun havanın, ders niteliğinde literatürde yer alması gerektiğini, kulağı duyma görevini yerine getiren herkes çok iyi bilir.
7 sene 5 ay 3 gün önce, saat 10:30 du bir daha açmamak üzere gözlerini yumduğunda...
oysa ben gün gelip de “garipler’in dünyayı yaktığı” günü de görmesini isterdim…
şarkılarıyla büyüdüm.
şarkılarıyla gençleştim.
şarkılarıyla ihtiyarlıyorum.
babamla rakı sofrasına oturmadan çok önce o’nunla oturdum o masaya.
sevgililerimi babamdan önce ilk o’na anlattım heyecanla.
ayrılıklarımın acısıyla ilk o’nun şarkılarına / o’na koştum hep.
o’nunla sevdim, o’nunla nefret ettim, o’nunla isyan ettim.
hayatı, hayatı yaşamayı, insanları hep o’nunla öğrendim.
ne kadar zaman geçerse geçsin üstünden, o’na olan sevgim ve saygım hiçbir zaman azalmayacak…
ışıklar içinde uyu baba…
sanatçıların prodüktörlerin kölesi olmadığı zamanlardı o zamanlar…
baba’nın, firmalar batmasın diye hatır minnet albüm çıkarıp hayat kurtardığı zamanlar...
batmadılar mı?
belki yine battılar…
ama o’nun sayesinde evlerine 2-3 sene daha ekmek götürebildiler…
arabeskçi dediler. hor gördüler. fakir edebiyatı yapıyorsun dediler…
iplemedi.
işine baktı.
en iyi bildiği işi yaptı.
çıktı her seferinde aslanlar gibi şarkılarını, türkülerini okudu…
bu toprakların belki de en güzel uzun havalarını o okudu. o’nun okuduğu -icra ettiği- her bir uzun havanın, ders niteliğinde literatürde yer alması gerektiğini, kulağı duyma görevini yerine getiren herkes çok iyi bilir.
7 sene 5 ay 3 gün önce, saat 10:30 du bir daha açmamak üzere gözlerini yumduğunda...
oysa ben gün gelip de “garipler’in dünyayı yaktığı” günü de görmesini isterdim…
şarkılarıyla büyüdüm.
şarkılarıyla gençleştim.
şarkılarıyla ihtiyarlıyorum.
babamla rakı sofrasına oturmadan çok önce o’nunla oturdum o masaya.
sevgililerimi babamdan önce ilk o’na anlattım heyecanla.
ayrılıklarımın acısıyla ilk o’nun şarkılarına / o’na koştum hep.
o’nunla sevdim, o’nunla nefret ettim, o’nunla isyan ettim.
hayatı, hayatı yaşamayı, insanları hep o’nunla öğrendim.
ne kadar zaman geçerse geçsin üstünden, o’na olan sevgim ve saygım hiçbir zaman azalmayacak…
ışıklar içinde uyu baba…
devamını gör...
43.
filmi ya da dizisi değil belgeseli yapılması gereken sanatçı. prime döneminde insanlar üzerinde bıraktığı etki mutlaka incelenmeli.
1992 gülhane konseri'nde sunucu şöyle bir açılış yapıyor:
"sevgili gülhaneciler! dünya üzerinde birçok megastar var ve verdikleri konserleri 20 binler, 30 binler, 40 binler izliyor. mesela michael jackson, mesela pavarotti. bugün burda 60 binin üzerinde seyirci var. işte megastar! işte dev! eğer alem buysa kral müslüm gürses! güzel bir alkış, coşkulu bir alkış! bu alkışlar müziğimizin kralı müslüm gürses için!"
konser kaydını izlerken insanın ilk dikkatini çeken şey şarkıya eşlik etmenin neredeyse hiç olmaması. sürekli bir uğultu ve ıslık sesi var. zaman zaman ise tezahüratlar giriyor. şarkıların vurucu yerlerinde ise yine eşlik ya da alkış yok. uğultu maksimuma ulaşıyor, ıslıklar bütün orkestrayı bastırıyor. konser aslında hiç konser gibi değil.
umuyorum bir gün bu konserler, konserdekiler ve konserdeki davranış biçimleri sosyolojik açıdan incelenir.
1992 gülhane konseri'nde sunucu şöyle bir açılış yapıyor:
"sevgili gülhaneciler! dünya üzerinde birçok megastar var ve verdikleri konserleri 20 binler, 30 binler, 40 binler izliyor. mesela michael jackson, mesela pavarotti. bugün burda 60 binin üzerinde seyirci var. işte megastar! işte dev! eğer alem buysa kral müslüm gürses! güzel bir alkış, coşkulu bir alkış! bu alkışlar müziğimizin kralı müslüm gürses için!"
konser kaydını izlerken insanın ilk dikkatini çeken şey şarkıya eşlik etmenin neredeyse hiç olmaması. sürekli bir uğultu ve ıslık sesi var. zaman zaman ise tezahüratlar giriyor. şarkıların vurucu yerlerinde ise yine eşlik ya da alkış yok. uğultu maksimuma ulaşıyor, ıslıklar bütün orkestrayı bastırıyor. konser aslında hiç konser gibi değil.
umuyorum bir gün bu konserler, konserdekiler ve konserdeki davranış biçimleri sosyolojik açıdan incelenir.
devamını gör...
44.
hey gidi günler. ben de gitmiştim babanın konserine. yedikule zindanlarında olanına gitmiştim. o zamanlar tabi şimdiki gibi saçma sapan müzikler yok. hakiki müzik var, gönüllere işleyen müzikler var.
tabi garibanlar gelirdi o konserlere. ne yapsın garibanlar, anca jiletle teselli buluyorlardı.
onları da anlamak lazım.
çok güzel zamanlardı, insanların insan olduğu zamanlardı.
tabi garibanlar gelirdi o konserlere. ne yapsın garibanlar, anca jiletle teselli buluyorlardı.
onları da anlamak lazım.
çok güzel zamanlardı, insanların insan olduğu zamanlardı.
devamını gör...
45.
bu adam bağırmadan şarkılar söyler. konuşma tonu zaten müzik tonudur. mikrofonu sallar, yerinde durmaz-hoplar zıplar, sallanır ama ses kalitesi düşmez, değişmez. ülkede yetişen ender sanatçılardandır. mütevazi ve kalender bir hayat tarzıyla yaşamıştır. gönlü kendisinden, kendisi gönlünden güzeldir.
devamını gör...
46.
sen gittiğinden beri hiçbir şey değişmedi, hayat hala acımasız ve insanlar gülmüyor.
devamını gör...
47.
'' allah'ın gücüne gider mi bilmem, verdiği bu candan ben bıktım usta ''
ben de baba ben de...
ben de baba ben de...
devamını gör...
48.
arabesk bir din olsa, tanrısı kendisi olurdu.
pekçok arabeskçi vardır, severiz. lakin müslüm'ü bir başka severiz, onlar da hakkını asla yemez babanın.
kendisi ayrı bir raftadır, ora sadece onundur.
popüler kültürden önce, müslüm dinleyenlerin, müslümcü olanların hakir görüldüğü günlerde de müslüm dinlerdik. bunu açıkça söylerdik. bundan hiç beis duymadım.
bilmediğim şarkısı neredeyse yoktur.
dayım gibi, amcam gibi severim. ve müslüm'ü hakir görenle asla işim olmaz.
şimdi, bir sigara yakmak lazım gelir.
pekçok arabeskçi vardır, severiz. lakin müslüm'ü bir başka severiz, onlar da hakkını asla yemez babanın.
kendisi ayrı bir raftadır, ora sadece onundur.
popüler kültürden önce, müslüm dinleyenlerin, müslümcü olanların hakir görüldüğü günlerde de müslüm dinlerdik. bunu açıkça söylerdik. bundan hiç beis duymadım.
bilmediğim şarkısı neredeyse yoktur.
dayım gibi, amcam gibi severim. ve müslüm'ü hakir görenle asla işim olmaz.
şimdi, bir sigara yakmak lazım gelir.

devamını gör...
49.
hiç çocuğu olmayan ama milyonların babası olana denir. (bkz: müslüm gürses)
devamını gör...
50.
herkes öve öve bitirememiş bütün entrylerde ama ben hiç sevmem arabesk sevmediğimden dolayı tabi ki hem arabesk yapması söylemesi hem de bu lanet şeyi bütün ülkeye alıştırıp yayması nefret etmemin sebebi ülkede zamanında çok güzel rock yapılırken ve yapılmaya devam da ediliyorken bu herif ve türevleri çıktı bütün milleti jiletçi arabeskçi yaptı o zamanın müzik kanalları pasajları akşama kadar rock çalardı hatta sadece rock albümleri vs için olan bir pasaj bile vardı sonra arabesk kültürü bütün ülkenin müzik kalitesini si..ti attı ayrıca kendi yaptığı tarz arabeskken ve ülkede bütün rock piyasasını mahvetmişen bir de pişkin pişkin gidip teomanın paramparça şarkısını şebonun sigara şarkısını söylemesi gerçekten sinir krizi geçirtiyor bana abi o arabanın içinde canım şarkıyı iğrenç şekilde söylemesi yetmezmiş gibi bir de şebomun sigara şarkısında güzel elbiselerle makyaj yapıp dolaşmak cümlesini gidip dünyanın her yolunda yürüyüp kaybolmayı diye değiştirmiş ya kardeşim şarkının tarzı da sana uymuyor bi de sözlerini beğenmeyip değiştirmek senin ne haddine söyleme o zaman ya söyleme işte git aynı tarzı yapan birinin şarkısını söyle bi de şarkının sözünü beğenmeyip değiştirmiş gerçekten her aklıma geldiğinde deliriyorum tutmuş şarkıları kendi ününe ün katmak için ne olduğu umurunda olmadan söylemiş olduğunu düşünüyorum bi de karısını dövdüğü iddiası vardı ama onu bilmediğim için yorum yapmayacağım tabi bunca şeyin üstüne bir de o varsa insanların bu herife neden bu kadar bayıldığı aklımda hep bir kalitesizlik belirtisi olarak yer edinecek.
devamını gör...
51.
52.

1953 doğumlu, halk müziği sanatçısı.
senelerce gürses dinleyici kitlesine, dinleyici kitlesi de gürses'in hicranına ayna oldu.
kalabalık dinleyici kitlesinin müslüm gürses'e görülmemiş bir sevgiyle bağlanmasındaki sebep, kendi kederlerini sahnedeki sanatçıda görmeleridir.
müslüm gürses'in yaşamı, binlerce garip dinleyicisi ali'den, hüseyin'den, ayşe'den farklı değildi ve hatta çoğu dinleyicisinden daha zor bir çocukluk-gençlik yılları yaşamıştı. babasının annesini öldürmesi, yeterli yıkımı yaratmayacakmış gibi, üzerine bir de erkek kardeşini kaybetmişti.
yıllar sonra bir şarkısında,
"dünyada bir şu garip alemde
herşey garip, seven garip
aşkım garip, ömrüm garip" diyecekti.
gürses'in mahsunluğu ve samimiyeti, herkesin kendinden bir parça yakaladığı şarkılarıyla birleşince zamanında çığ gibi büyüyen ve günümüzde halen aktif bir grup olan fanatik "müslümcü" kesmi gün yüzüne çıkartmıştır.
kaderin müslüm gürses'te açtığı yaralar şarkılarına fazlasıyla sirayet ediyor, "bütün duygularım ağır yaralı" dedirtiyordu.
geçirdiği o meşhur trafik kazasından sonra koku alma yetisini kaybetti, işitme duyusunu %50 oranında kaybetti, alın kemiği yerine plaka takıldı, bir daha bir kaza yaparsa yahut kafasına alacağı bir darbede kör kalma ya da ölme ihtimali vardı. ve bunu bilerek, buna göre davranarak yaşamak zorundaydı. akıllara kazınan ağır tavrı, yavaş konuşması kazadan sonra oluşmuştur.
"biz bu hayatın acısını çekmek için geldik, çekeceğiz." sözü, gürses'in dinginlik ve sabır seviyesini göz önüne koyar.
bembeyaz takım elbisesi ile sahneye çıktığı zaman onda mahcubiyeti, saflığı, acıyı, sevgiyi, saygıyı, efendiliği görürsünüz.
keder yüklü şarkılarından önce trt/çukurova radyo sanatçısıdır gürses. türkü repertuarının genişliği buradan gelir.
çok güzel türkü söyler ve oldukça hassas kulağı vardır. 1978 yılından sonraki canlı icraları neredeyse sağlıklı duyuya sahip olduğunu düşündürürcesine iyidir. halbuki eskisi kadar iyi duyamamakta ve senkron kaybı yaşamaktaydı.
onca soruna rağmen müziği hiçbir zaman bırakmadı. "önce muhterem, sonra müziğim" demekten de hiçbir zaman çekinmedi.
muhterem hanım kanser olduğunda, kasedinden konserlerine, filmlerden esktralara hangi işten ne kazandıysa tedavisi için harcamıştır.
herkesin bir müslüm gürses şarkısı vardır. alelade, basit bir arabeskçi'den fazlasını ihtiva ederdi müslüm gürses.
çocukça gülüşü öteki tarafta daim olsun.
devamını gör...
53.
babayla pijama rengimiz de aynı.

küllük, efes pilsen eşantiyonu, aynısı bizim bürücek yaylası'nda vardı, duruyordur bir yerlerde.

küllük, efes pilsen eşantiyonu, aynısı bizim bürücek yaylası'nda vardı, duruyordur bir yerlerde.
devamını gör...
54.
bir programda "aglamamiz gerektigi yerde aglayacagiz, gulmemiz gerektigi yerde gulecegiz, hayat boyle." gibi bir konuşma yapip yaşamın, insanın bir durgun su olmadigina ve duygulari bastirmanin zararlarina guzel bir dokunuş yapmistir.
devamını gör...
55.
güne babayla başlayalım.
mademki geliyorsun
sen bizim komşulara
ne olur bize de gel
iç bir kahve sigara
mademki geliyorsun
sen bizim komşulara
ne olur bize de gel
iç bir kahve sigara
devamını gör...
56.
kalk gel de bi konser ver, jiletler hazır.
devamını gör...
57.
58.
şarkılarını pek bilmem... sanırım bu onun.
devamını gör...
59.
en son falanca tarihte beyaz takım elbisesiyle boğaziçi üni de verdiği konserle hatırladığım büyük üstad.
devamını gör...
60.
nilüfer şarkısını her dinlediğimde kendimi bir garip hissetmeme sebep olan büyük zat. gerçek sanatçı. gelişim örneği. efendi insan.
devamını gör...