normal sözlük yazarlarının hissettikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
başlık "hame" tarafından 07.11.2020 16:02 tarihinde açılmıştır.
2881.
2882.
heyecen. tükenmek bilmeyen bir heyecan. mesnetsiz bir heyecan.
devamını gör...
2883.
kulağımın arkasında ritmik bir temas, yooo kulak arkası olmaz, orası benim pembe çizgim.
devamını gör...
2884.
insanoğlunun kötülükte ulaştığı derinliğin bir dibi olmadığına her geçen gün biraz daha ikna oluyorum. her sabah yeni bir iğrençlikle, yeni bir vicdan yarasıyla uyanıyoruz. bu kadarı da olmaz artık, fazla dediğim her şey, ertesi gün daha beterinin fragmanı oluyor. akıl yoruluyor, kalp yoruluyor. midem bulanıyor, gözüm kararıyor.
belki bütün bunlar hep vardı da biz bu kadarına aynı anda maruz kalmıyorduk. belki sosyal medya sadece perdenin arkasını daha görünür kıldı. ama bilmek hafifletmiyor tam tersine, her şey üst üste binip içimde ağır bir tortuya dönüşüyor. sanki dünyanın bütün karanlığı cebimde taşıdığım bir ekranın içine sığmış da oradan ruhuma akıyor.
kendimi bu zamana ait hissetmiyorum sözlük. ritmi başka, nabzı başka bir çağın içine düşmüş gibiyim. insanlığın hızına yetişemeyen bir vicdanla yaşıyorum sanki. bu nasıl bir senkronizasyon hatası..? neden benim içimdeki değerlerle dışarıdaki gerçeklik bu kadar uyumsuz..?
belki bütün bunlar hep vardı da biz bu kadarına aynı anda maruz kalmıyorduk. belki sosyal medya sadece perdenin arkasını daha görünür kıldı. ama bilmek hafifletmiyor tam tersine, her şey üst üste binip içimde ağır bir tortuya dönüşüyor. sanki dünyanın bütün karanlığı cebimde taşıdığım bir ekranın içine sığmış da oradan ruhuma akıyor.
kendimi bu zamana ait hissetmiyorum sözlük. ritmi başka, nabzı başka bir çağın içine düşmüş gibiyim. insanlığın hızına yetişemeyen bir vicdanla yaşıyorum sanki. bu nasıl bir senkronizasyon hatası..? neden benim içimdeki değerlerle dışarıdaki gerçeklik bu kadar uyumsuz..?
devamını gör...
2885.
deniz kenarında salaş bir masada, hafiften üşüyerek gün batımını izlerken; kalamar, beyaz peynir ve roka salatası ile rakı içmelik bir hava var bugün milasta..
devamını gör...
2886.
ben biliyorum inanıyorum da. karşılaşmalar tesadüf değil, tesadüf kelimesini de hiç sevmem zaten. artık her şey olmaya hazırdır ve olması gerekiyordur..
bazen okuduğum bir yazıyı dinlemeyi sevdiğim bir şarkıyı o an aklımdan geçen biri ile paylaşmayı çok severim..
öyle bir an’ın dönüşü çok güzel bir mesaj aldım, görülüyor duyuluyor hissediliyormuşum meğersem.. hala o mesajın etkisinde bir huzur bir güven bir her şey çok güzel olacak diye hissediyorum.
gerçekten hepimiz biriz, bütünün parçalarıyız. bir kez daha inandım.
teşekkür ederim. çok çiçek çok kalp.
bazen okuduğum bir yazıyı dinlemeyi sevdiğim bir şarkıyı o an aklımdan geçen biri ile paylaşmayı çok severim..
öyle bir an’ın dönüşü çok güzel bir mesaj aldım, görülüyor duyuluyor hissediliyormuşum meğersem.. hala o mesajın etkisinde bir huzur bir güven bir her şey çok güzel olacak diye hissediyorum.
gerçekten hepimiz biriz, bütünün parçalarıyız. bir kez daha inandım.
teşekkür ederim. çok çiçek çok kalp.
devamını gör...
2887.
haftayı kapattık şükür. zor ve stresli bir hafta olsa da geleni geçeni şaplaklayarak gönderdim.
onun dışında düzenli yapmam gerekenleri de kısmen de olsa yaptığım için motivasyonum tam.
sözlüğe de yazmak keyifliymis bu arada insanların beğendiğini görmek de hojdır.
onun dışında düzenli yapmam gerekenleri de kısmen de olsa yaptığım için motivasyonum tam.
sözlüğe de yazmak keyifliymis bu arada insanların beğendiğini görmek de hojdır.
devamını gör...
2888.
bir bok hissetmiyorum artık. yiyip, içip, malak gibi yatıyorum gün boyu. arada biraz iş arıyorum ki ilan yok, manita arıyorum ki saran yok, kitap okuyorum ki artık sıkılmaya başladım, almam gereken eğitimler, girmem gereken sınavlar var ki param yok, birinden alacağım var ki veren yok.
yok oğlu yok, ne hissetmemi bekliyorsun?
yok oğlu yok, ne hissetmemi bekliyorsun?
devamını gör...
2889.
valla su an olaylarla cok iyi basa cıktıgımı dusunuyorum.
eskiden ahlaksız teklif alınca intihar ediyordum.
simdi uff salak deyip geciyorum:) kisisel algılamıyorum. :)
eskiden ahlaksız teklif alınca intihar ediyordum.
simdi uff salak deyip geciyorum:) kisisel algılamıyorum. :)
devamını gör...
2890.
2891.
anlaşılamamak.
yanlış anlaşılmak.
yok yanlış bile anlaşılamamak.
yanlış anlaşılmak.
yok yanlış bile anlaşılamamak.
devamını gör...
2892.
sezen aksu’nun ‘her şey bir anda anlamsız gelecek.’ dediği yerdeyim.
öyle bir his halindeyim
öyle bir his halindeyim
devamını gör...
2893.
yeniden mutluyum. yıllar sonra galiba.*
zaman her şeyin ilacıymış arkadaşlar, çokça gerekse de bazen…
zaman her şeyin ilacıymış arkadaşlar, çokça gerekse de bazen…
devamını gör...
2894.
zannettim ki bulunduğum yerden uzaklaşırsam sorunlarım çözülür.1 yıl içinde üç şehir değiştirdim.tabi kafam da benimle geldiği için hem hiçbir şey değişmedi hem yorgunluğumla kaldım.umuyorum ki son çareyi dünyayı terk etmekte bulmam.içimde bir ses sürekli buraya ait olmadığımı fısıldıyor.burası dediği yer neresi bilemiyorum.
devamını gör...
2895.
çığın sorumluluğunu üstlenen bir kar tanesinin endişesi ve okyanusa düşen bir yağmur damlasının yok olma kaygısı.
devamını gör...
2896.
ruhsal olarak, bir çita ile yarışma hevesinde.
devamını gör...
2897.
bende sol elimi masaya çarptım ve köşeye denk geldi, balkonda oldu bu komşular da şahit. önce mikrobu kırılsın diye sigara bastım, sonra da sarı dolaptan buz. bastırınca acıyor, bana da nazar değdi muhtemelen, sürekli uyku bastırıyor.
devamını gör...
2898.
boş vermişlik
yalnızlık
bıkkınlık
sıkılmak
yalnızlık
bıkkınlık
sıkılmak
devamını gör...
2899.
hissetmekten öte.. düşündüğüm bir şeyler.. belki düşündüklerimin hissettirdikleri akar ne olduğunu birlikte buluruz. sizinle değil tabiki.. kendi kendimle.
hayatın içinde bazı oluş anları, kendiliğinden mi olmuş, kim demiş neden demiş nasıl böyle süregelmiş mesela? çok karmaşık hissettiriyor. asla duygumu tanımlayabildiğim bir yer değil.
bakmazsan görmezsin genelde bakmayı da tercih etmem. bakarsam kaybolurum. kaybolmamak için tutunduğum kendi hayatım..
ölüm acı, hastalıktan tüketerek olanı daha acı, canın ciğerin gördüğün duyduğun bildiğin o insanın ölmesi daha da acı.. acı gibi de değil sızım sızım bir his.. hatırladıkça güzelliğini ne hastalığını yakıştırıyorsun ne ölümünü. zor duygu geçişleri.. hangi duyguda kalsan bilemiyorsun..
asıl söylemek istediğim.. ölenin ardından başlayan süreç.. yıkanması mesela kendi kızı ve annesi girdi.. tabi bir de benim annem girmiş aah illa bilecek güzel güzel aklanıp paklandığını.. o ana kadar kendi kızı donuk kendi halindeydi çok normal karşılamış gibiydi bizim içimiz yanarken, yangın gözyaşı olup akarken onun normalliğine takıldım mesela.. ama sonra gasilhaneden çıktıktan sonra bir daha kendine gelemedi. düştü ateşe… olması gereken.. annensi ölmüştü çünkü.. öldüğünü kabul etmek, artık yok olduğunu bilmek için de görmesi bakması gerekiyormuş.. sonra da tabutu başında kalması sonra toprağa girdiğini görmesi..
olanlar olması gerekenlermiş aslında.. kocaman bir boşluk dolmuş gibi hissediyorum.. o süreçlerin aslında anlamının ne kadar derin bir şeyler kapsıyor olması.. insana devam ediyor olduğunu hatırlatması.. ve ağlamak o acının en güzeli şifası olduğu.. hisler karışık adı yok.. her şey garip bir yerden anlam kazandı. belki biraz huzur.
gidene içimiz alev alev…
hayatın içinde bazı oluş anları, kendiliğinden mi olmuş, kim demiş neden demiş nasıl böyle süregelmiş mesela? çok karmaşık hissettiriyor. asla duygumu tanımlayabildiğim bir yer değil.
bakmazsan görmezsin genelde bakmayı da tercih etmem. bakarsam kaybolurum. kaybolmamak için tutunduğum kendi hayatım..
ölüm acı, hastalıktan tüketerek olanı daha acı, canın ciğerin gördüğün duyduğun bildiğin o insanın ölmesi daha da acı.. acı gibi de değil sızım sızım bir his.. hatırladıkça güzelliğini ne hastalığını yakıştırıyorsun ne ölümünü. zor duygu geçişleri.. hangi duyguda kalsan bilemiyorsun..
asıl söylemek istediğim.. ölenin ardından başlayan süreç.. yıkanması mesela kendi kızı ve annesi girdi.. tabi bir de benim annem girmiş aah illa bilecek güzel güzel aklanıp paklandığını.. o ana kadar kendi kızı donuk kendi halindeydi çok normal karşılamış gibiydi bizim içimiz yanarken, yangın gözyaşı olup akarken onun normalliğine takıldım mesela.. ama sonra gasilhaneden çıktıktan sonra bir daha kendine gelemedi. düştü ateşe… olması gereken.. annensi ölmüştü çünkü.. öldüğünü kabul etmek, artık yok olduğunu bilmek için de görmesi bakması gerekiyormuş.. sonra da tabutu başında kalması sonra toprağa girdiğini görmesi..
olanlar olması gerekenlermiş aslında.. kocaman bir boşluk dolmuş gibi hissediyorum.. o süreçlerin aslında anlamının ne kadar derin bir şeyler kapsıyor olması.. insana devam ediyor olduğunu hatırlatması.. ve ağlamak o acının en güzeli şifası olduğu.. hisler karışık adı yok.. her şey garip bir yerden anlam kazandı. belki biraz huzur.
gidene içimiz alev alev…
devamını gör...
2900.
gecenin bu saatinde iki dilim fıstıklı baklava yuttum. bu saatte tatlı yemenin mutluluğunu yaşıyorum şu an.
iyi ki yedim. kim demiş gece tatlı yenmez diye!
iyi ki yedim. kim demiş gece tatlı yenmez diye!
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151

