seni seviyorum demenin farklı şekilleri
başlık "yediyüzüncüelizabeth" tarafından 23.11.2020 13:31 tarihinde açılmıştır.
321.
"seni çok özledim. " seni seviyorum dan daha güzel bir kelime benim için.
*seni çok özledim, sesini, gülüşünü... sabah konuştum ama napayım işim gücüm sen olmuşsun. senin gidecek yerin kalbim demek ki, hep benimlesin. gözlerimi açtım içimde sen, gözlerimi kapadım senin gözlerin. yemek yiyorum, karşımda sen, müzik dinliyorum sen, dans ediyorum, hayalinle ben. "
seni seviyorum diyemedim mi şimdi? iyi ki demedim böylesi kafi.
*seni çok özledim, sesini, gülüşünü... sabah konuştum ama napayım işim gücüm sen olmuşsun. senin gidecek yerin kalbim demek ki, hep benimlesin. gözlerimi açtım içimde sen, gözlerimi kapadım senin gözlerin. yemek yiyorum, karşımda sen, müzik dinliyorum sen, dans ediyorum, hayalinle ben. "
seni seviyorum diyemedim mi şimdi? iyi ki demedim böylesi kafi.
devamını gör...
322.
otizmli gibi davranmak.
yıllar yıllar önce tek nefeste sönüverecek bir çiçek olarak yaşarken onu gördüm. eski eniştenizi. ondan bir önceki ilişkimde adam bana neden 73 gündür aramıyorsun diye sormuştu. bilmiyordum aramam gerektiğini. ilişki süreci henüz kafamda oturmamıştı. aramak, mesaj göndermek ve bir şeyleri paylaşmak lazım kısmında eksik kalıyordum.
hâl böyle üğken eski enişteniz ile ilişkim benim yıl içinde 5 gün ortalara çıkmam ile yaşanıyordu. bir gidiyordum 5 ay yokum. o 5 aylık dönemde kendimi eve kapatmıştım ergen hikayesi yazıyordum mesela. 8 ay yoksam çalışıyordum. ılk başlarda yokladı, çözmeye çalıştı, şöyle bir tutup çekmeye çalıştı ama olmadı. ben o zamanlar durumu yine böyle algılamıyordum. her şey normal geliyordu. 3-4 sene önce başka bakmaya başladım bu sürece. şimdi daha başka anlıyorum. olgunlaşıyorum. 55 yaşına gelince ergenlikten çıkacağım sanırım.
ona her dönüşümde beni gülümseyerek karşıladı. hiç hesap sormadı ve suçlamadı. sanki daha dün görüşmüş gibi sıcacık şekilde karşıladı.
yirmilerin başı. üzüldüğüm an göz temasını anında keserdim ve ortamdan uzaklaşmaya çalışırdım. ilk seferinde bu durumla karşılaşınca sanırım oturup uzun haftalar bu yaşanan şeyi düşünmüş. ondan sonra yine yaşandı bu. göz temasını kesip ortamdan uzaklaşınca peşimden gelirdi gizlice, arkamdan takip ederdi. bilirdim. taksiyle eve dönerken o da arabayla takip ederdi. bir kez bile sen neden böyle yapıyorsun demedi. bu durumun isteğim dışında olduğunu anlamıştı. süreç sırasında güvende olduğumdan emin olmaya çalışmasını çok asil bir davranış olarak görürüm hep. başkası olsa bu davranışı şımarıklık olarak görür. o bunu şımarıklıktan yapmadığımı bir şekilde fark etmişti.
bana sağımı solumu öğretmek için sürekli alıştırmalar yapardı. sağ ve sol oyunu oynardı. sağ eller havaya diye aynı anda ellerimizi kaldırırdık. öğrenemedim ama. olsun.
surekli göz teması kuramadığımı fark ettikten sonra yine bu durumla ilgili bir şey söylemedi. gözlerini kaçırarak konuşurdu. başka bir yere baktığım zamanlar çok dikkatli bakardı, ona döndüğüm zaman aniden çevirirdi kafasını. kendisiyle göz göze gelmek zordu çünkü psikolojik olarak rahat etmemi isterdi. bir süre sonra ( sanıyorum 5- 6 sene) dakikalarca gözlerine bakabilmeye başlamıştım. sanırım bunu sağlamak için yavaş yavaş alıştırdı gözlerine.
sesleri çok iyi duyduğum ve bu durum korkuya neden olduğu için hep kalabalığa uzak mekanlara götürürdü. herkese arkam dönük olacak uzak bir masa bulurdu. yemek öncesi bir rutinim vardı, onu yapmamı beklemeden yemek yemeğe başlamazdı. yolculuk boyunca araba motoru çok ses çıkarmasın diye hızını sabitlerdi. çayımı hangi bardakta içtiğimi ya da ne zaman üşüyeceğimi bilirdi. bunların hiçbirini ben söylememiştim. görüyordu, alışıyordu, saygı duyuyordu.
sakar olduğumu anladıktan sonra kendisi sağ olsun fazladan elim kolum olmuştu. sakarlık yapmamı engelleyecek kadar dikkatli davranmaya başlamıştı.
meslek hayatının en mutlu gününde, başarısı kalabalıklar tarafından bilinirken o benim girdiğim kıytırık işi kutlamak için yemeğe götürmüştü. başarısından bahsetmedi, hep benim kıytırık iş üzerine konuştu ve benim adıma çok mutluydu. ayrıca çoğu girdiğim yere beni cesaretlendirmek için gelir, iste bu sefer en iyi işi bulduğumu söylerdi. bir süre sonra işten çıktığım zaman yine destek olmaya başlardı var gücüyle.
duygusal cümlelerden hiç anlamazdı. pek iyi şey söylemezdi de. özledim bile diyemezdi. ancak görüştüğümüz onca yıl boyunca sen şöylesin, bunu bile yapamıyorsun, yap, bak işte böyle yapman gerekiyor gibi cümleler ile karşıma geçmek yerine otizmli gibi davranarak daha sağlıklı iletişim kurma çabası gütmesi hep içimin sıcacık olmasına neden olur. sanırım bundan daha güzel seni seviyorum diyemez kimse.
insanların birbirinden çok kolay vazgeçtiği ve hep daha iyisinin olduğunu düşündüğü bu acayip dönemin içinde belki doya doya izlemek isterken sırf rahatsız olmayayım diye yüzüme bakmaması. ah ah.
yıllar yıllar önce tek nefeste sönüverecek bir çiçek olarak yaşarken onu gördüm. eski eniştenizi. ondan bir önceki ilişkimde adam bana neden 73 gündür aramıyorsun diye sormuştu. bilmiyordum aramam gerektiğini. ilişki süreci henüz kafamda oturmamıştı. aramak, mesaj göndermek ve bir şeyleri paylaşmak lazım kısmında eksik kalıyordum.
hâl böyle üğken eski enişteniz ile ilişkim benim yıl içinde 5 gün ortalara çıkmam ile yaşanıyordu. bir gidiyordum 5 ay yokum. o 5 aylık dönemde kendimi eve kapatmıştım ergen hikayesi yazıyordum mesela. 8 ay yoksam çalışıyordum. ılk başlarda yokladı, çözmeye çalıştı, şöyle bir tutup çekmeye çalıştı ama olmadı. ben o zamanlar durumu yine böyle algılamıyordum. her şey normal geliyordu. 3-4 sene önce başka bakmaya başladım bu sürece. şimdi daha başka anlıyorum. olgunlaşıyorum. 55 yaşına gelince ergenlikten çıkacağım sanırım.
ona her dönüşümde beni gülümseyerek karşıladı. hiç hesap sormadı ve suçlamadı. sanki daha dün görüşmüş gibi sıcacık şekilde karşıladı.
yirmilerin başı. üzüldüğüm an göz temasını anında keserdim ve ortamdan uzaklaşmaya çalışırdım. ilk seferinde bu durumla karşılaşınca sanırım oturup uzun haftalar bu yaşanan şeyi düşünmüş. ondan sonra yine yaşandı bu. göz temasını kesip ortamdan uzaklaşınca peşimden gelirdi gizlice, arkamdan takip ederdi. bilirdim. taksiyle eve dönerken o da arabayla takip ederdi. bir kez bile sen neden böyle yapıyorsun demedi. bu durumun isteğim dışında olduğunu anlamıştı. süreç sırasında güvende olduğumdan emin olmaya çalışmasını çok asil bir davranış olarak görürüm hep. başkası olsa bu davranışı şımarıklık olarak görür. o bunu şımarıklıktan yapmadığımı bir şekilde fark etmişti.
bana sağımı solumu öğretmek için sürekli alıştırmalar yapardı. sağ ve sol oyunu oynardı. sağ eller havaya diye aynı anda ellerimizi kaldırırdık. öğrenemedim ama. olsun.
surekli göz teması kuramadığımı fark ettikten sonra yine bu durumla ilgili bir şey söylemedi. gözlerini kaçırarak konuşurdu. başka bir yere baktığım zamanlar çok dikkatli bakardı, ona döndüğüm zaman aniden çevirirdi kafasını. kendisiyle göz göze gelmek zordu çünkü psikolojik olarak rahat etmemi isterdi. bir süre sonra ( sanıyorum 5- 6 sene) dakikalarca gözlerine bakabilmeye başlamıştım. sanırım bunu sağlamak için yavaş yavaş alıştırdı gözlerine.
sesleri çok iyi duyduğum ve bu durum korkuya neden olduğu için hep kalabalığa uzak mekanlara götürürdü. herkese arkam dönük olacak uzak bir masa bulurdu. yemek öncesi bir rutinim vardı, onu yapmamı beklemeden yemek yemeğe başlamazdı. yolculuk boyunca araba motoru çok ses çıkarmasın diye hızını sabitlerdi. çayımı hangi bardakta içtiğimi ya da ne zaman üşüyeceğimi bilirdi. bunların hiçbirini ben söylememiştim. görüyordu, alışıyordu, saygı duyuyordu.
sakar olduğumu anladıktan sonra kendisi sağ olsun fazladan elim kolum olmuştu. sakarlık yapmamı engelleyecek kadar dikkatli davranmaya başlamıştı.
meslek hayatının en mutlu gününde, başarısı kalabalıklar tarafından bilinirken o benim girdiğim kıytırık işi kutlamak için yemeğe götürmüştü. başarısından bahsetmedi, hep benim kıytırık iş üzerine konuştu ve benim adıma çok mutluydu. ayrıca çoğu girdiğim yere beni cesaretlendirmek için gelir, iste bu sefer en iyi işi bulduğumu söylerdi. bir süre sonra işten çıktığım zaman yine destek olmaya başlardı var gücüyle.
duygusal cümlelerden hiç anlamazdı. pek iyi şey söylemezdi de. özledim bile diyemezdi. ancak görüştüğümüz onca yıl boyunca sen şöylesin, bunu bile yapamıyorsun, yap, bak işte böyle yapman gerekiyor gibi cümleler ile karşıma geçmek yerine otizmli gibi davranarak daha sağlıklı iletişim kurma çabası gütmesi hep içimin sıcacık olmasına neden olur. sanırım bundan daha güzel seni seviyorum diyemez kimse.
insanların birbirinden çok kolay vazgeçtiği ve hep daha iyisinin olduğunu düşündüğü bu acayip dönemin içinde belki doya doya izlemek isterken sırf rahatsız olmayayım diye yüzüme bakmaması. ah ah.
devamını gör...
323.
yapmaktan hoşlandığı aktiviteler için program yapmak da bir sevgiyi gösterme biçimidir özel bir anını hatırlamakta ve yahut kişinin öylesine laf arasında verdiği bir ayrıntıyı hatırlayıp bunu bildiğini belirtmek de önemseyerek seviyorum demenin bir şeklidir.
devamını gör...
324.

dün aldığım mesaj. kendisi benim için dünyalar güzeli,heyecandan ellerimi terleten ama bir o kadar da huzur veren kadın olur. gözlerine bakınca bile kalbimde çiçekler açtırır. sesine aşık olmuştum bundan tam 9 ay önce. ama sussa da aşık olurmuşum ona. görseniz çocuk gibi neşesi,gülümsemesi. onun benim yanımda olduğunu demesi milyonlarca kez seni seviyorum demekten değerli. bacağımda bir rahatsızlık var belki ileride bu yüzden topal bile kalabilirim ben kendimi böyle kabul etmezken,edemezken o bana "yanındayım ben senin hem tekerlekli sandalyeyi hızlı sürersem koşmuş oluruz." diyecek kadar yanımda. beni beklerken uyuyakaldı umarım rüyasında da ben yanında olurum. bazen kelimeler bakışlara yenik düşer tıpkı benim onun bir bakışına yenik düştüğüm gibi. böyle biri yanımda benim dünya karşıma geçse bile sorun etmem ses çıkarmam."yanındayım ben ne olursa olsun." cümlesi benim için seni seviyorum cümlelerini diz çöktürür.
devamını gör...
325.
sırf o seviyor diye onun sevdiği şeyi yapmak ve sevdiği şeylere bile aşık olmak . yanı ben bihter çikolatayı sevmem ama sevdiğim kişi seviyorsa belki o seviyor diye ona bile aşık olabilirim .
devamını gör...
326.
sor bakayım annene hızlı damat sever mi?
arka fonda acılara yürüyor korkmuyorum adlı şarkı.
arka fonda acılara yürüyor korkmuyorum adlı şarkı.
devamını gör...
327.
sevdiğim yemekleri yerken aşırı mutlu oluyorum. eşim ben sevdiğim yemekleri yerken arada dönüp beni izler. ben onu farkedince gülümser. bence bu "seni seviyorum" demek.
devamını gör...
328.
karşınızdaki kişinin inişlerinde ve çıkışlarında onu yargılamamak. konuşmak istemediğinde anlayışla karşılamak. özel günlerini unutmamak, hata yaptığında onunla empati kurmak. bunların hepsi seni seviyorum demekten daha derin ve daha gerçektir.
devamını gör...
329.
insanlık sevgiden bıktıktan sonra icat edildiği rivayet edilen şekiller. (milattan önce on dokuzuncu yüzyıl dolayları. ) milyoncularda kalıpları vardır bunların.
devamını gör...
330.
tek şekil 'sözsüz ifade sanatı' dır. siz söylemek istiyorsanız yine söyleyin ama hal, tavır ve duygularla desteklenmiyorsa pek bir manası yoktur.
iki kelimeye sığdırmaya kalktılar koca sevdaları... sevgi, sözde mi? yoksa bir çift gözde miydi? 'bazen bir tebessüm bazen sıkı giyin üşütme bazen dikkatli git bazen seni merak ettim neredeydin?' evet belkide sözlerdeydi sevgi. ama sözde değildi! söylemek için söylenmemeliydi o iki kelime. keşke hiç sevmeseydin beni sözlerinle... ben senin beni izlemenede razıydım... uzaktan... sessizce...
(bir zamanlar banuca dan sevgi üzerine bir iki lakırdı.)
iki kelimeye sığdırmaya kalktılar koca sevdaları... sevgi, sözde mi? yoksa bir çift gözde miydi? 'bazen bir tebessüm bazen sıkı giyin üşütme bazen dikkatli git bazen seni merak ettim neredeydin?' evet belkide sözlerdeydi sevgi. ama sözde değildi! söylemek için söylenmemeliydi o iki kelime. keşke hiç sevmeseydin beni sözlerinle... ben senin beni izlemenede razıydım... uzaktan... sessizce...
(bir zamanlar banuca dan sevgi üzerine bir iki lakırdı.)

devamını gör...
331.
ona en sevdiği yemeği yapıp,ansızın karşısına çıkmak.
devamını gör...
332.
(bkz: kurban olurum sana)
devamını gör...
333.
seninle vakit geçirebilmek için 50 dakikadan uzun sürmüş comeback attığımız oyundan çıkarım.*
devamını gör...
334.
kestigi karpuzun göbeğini elleriyle yedirmesidir.
devamını gör...
335.
(bkz: slow blink)
bir avcının yeşil, dikey gözbebekli gözlerini gözlerinize dikip yavaşça, tembelce göz kırpması, sonra yine o bilindik, narsist, asilzade edasıyla ilgisini daha önemli işlere vermesi. patilerini yalamak gibi mesela, evet.
bir avcının yeşil, dikey gözbebekli gözlerini gözlerinize dikip yavaşça, tembelce göz kırpması, sonra yine o bilindik, narsist, asilzade edasıyla ilgisini daha önemli işlere vermesi. patilerini yalamak gibi mesela, evet.
devamını gör...
336.
you are my lethe
devamını gör...
337.
seninleyken çok güzel hissediyorum.
devamını gör...
338.
anan anam olsun mu?
devamını gör...
339.
ağzını burnunu ısırırım.
devamını gör...
340.
''sen seversin...'' diye başlayan her cümle...
devamını gör...