1.
sahibi olamayanca ağlarsınız, neden böyle zor ve kahredici bir hayatınız olduğunuzu kendinize sorarsınız; sorumsuz olduğunuz aklınıza gelir ama kendinizce içinizde cevabı hiç bulmamış gibi lalallalalalalallala diyip vicdanınızın ve aklınızın sesini duymamaya çalışırsınız.
devamını gör...
2.
fazlası stres yaratan durumdur.
devamını gör...
3.
yaş aldıça artan artıkça depresyon yapan şeydir.
devamını gör...
4.
kişinin kendine verilen yükümlülüklerin yerine getirilmesidir. her insanda bulunması gereken bir olgudur. bir nevi görev gibi düşünebilirsiniz. örnek verecek olursam uyandığınızda yatağını düzeltmek bile olabilir. sorumluluk sahibi olmak uyandığında yatağını düzeltmediğin zaman moralin bozulup için sıkışıyorsa tebrikler sorumluluk sahibisin. ben mesela her gün 100 sayfa okumak zorundayım kendimi sorumlu hissediyorum okumadığım günler içim bir tuhaf oluyor.
devamını gör...
5.
keşke yaratılmasaymış dediğim insani işlev.
hatta baştan aşağı özgürlük olsam yeriymiş.
hatta baştan aşağı özgürlük olsam yeriymiş.
devamını gör...
6.
kimi zaman yoran, kimi zaman boğan zorluklardır.
çapının boyutu,insanda kalitenin çapını gösterir.
insanda ne kadar sorumluluk var,
o kadar insanlık var demektir.
sorumsuzluk bir çürüme, bir kokuşmadır.
her türlü yıkımın kaynağında sorumsuzluk bombası vardır.
çapının boyutu,insanda kalitenin çapını gösterir.
insanda ne kadar sorumluluk var,
o kadar insanlık var demektir.
sorumsuzluk bir çürüme, bir kokuşmadır.
her türlü yıkımın kaynağında sorumsuzluk bombası vardır.
devamını gör...
7.
sorumluluklar radikal seviyede idrak edilmediğinde insan hayvandan farksızdır. insanlığı bütün olarak ele alabilen bir anlayış sonsuz raddede çileli ve çileci bir bakışın kapısını aralarken, insan bireyliğinden sıyrıldıkça meczuplaşır ve anlaşılması zor bir noktaya doğru ilerler.
düşündükçe şekillenmeye başlayan ve netleşen şey, insanın benliğinin varlığına mâlolduğu fikridir. ben, biricikliğimde ben kalarak benden öte olanla inatlaştığım müddetçe, dünyanın akışı çarpık kalmaya devam edecektir.
çarmıhta ölmektir, sorumluluk olan.
düşündükçe şekillenmeye başlayan ve netleşen şey, insanın benliğinin varlığına mâlolduğu fikridir. ben, biricikliğimde ben kalarak benden öte olanla inatlaştığım müddetçe, dünyanın akışı çarpık kalmaya devam edecektir.
çarmıhta ölmektir, sorumluluk olan.
devamını gör...
8.
sorumluluk yapılması gereken her şeydir kocaman bir pasta gibi herkesin payına düşeni alması gerekir ama malesef adil bir şekilde dağıtılmaz bu yüzden de bazı insanlar çok daha fazla yorulmak zorunda kalır.
devamını gör...
9.
ciddi bir birliktelik, o ilişkiye saygıyı gerektiriyor. artık iki kişilik düşünmek zorundasın. eski arkadaşlar, gidilen mekânlar geride kalıyor. istemesen de bir tercih yapmak zorunda kalıyorsun. karşındaki insan seni tanısa da çevrendekileri tanımıyor. senden ilişkinin gerekliliklerini yerine getirmeni bekliyor. bir çok açıdan makul ve karşılıklı bir istek bu. ama elbette her şey gibi bir bedeli var. yardımına ihtiyaç duyulan bir anda orada olamıyorsun. kırdıkların oluyor. ailene dahi ayırdığın vakit azalıyor. ama dediğim gibi artık iki kişilik düşünüyorsun. üç veya dört veya fazlası olmaz.. herkesin kaldırabileceği bir sorumluluk değil bu, buna değen insanı bulmak da kolay değil. ama bulduğun zaman dünyayı bir yana koymuş oluyorsun sanki. seviyorsun ve mutlusun.
devamını gör...
10.
olmasaydi olmazdik..
devamını gör...
11.
vicdan ile yakından akrabadır.
devamını gör...
12.
sorumlulugunuz olmadigi halde sorumluymussunuz gibi sorumluluk yüklenmesi tam bi sorumsuzluk
devamını gör...
13.
kız naber görüşemiyoruz ne zamandır
devamını gör...
14.
amerikalı varoluşçu psikolog rollo may, varoluşun keşfi* adlı kitabında sorumluluğun ingilizcesi olan "responsibility" kelimesinden bahsediyor. esasen söz konusu kelimenin "response"* ve "ability"* kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu yani sorumluluğun aslında "yaşanan durumlara karşılık verebilme yetisi" anlamına geldiğini ifade ediyor.
cidden çok doğru bir tespit olduğuna inanıyorum zira mekanizmamız, zaman zaman bir şeylere gerekli tepkiyi veremeyecek hale gelebiliyor yani sorumluluklarını yerine getiremeyecek halde olabiliyor. bazen düşünüp kendimi sorguladığımda eskisine nazaran çok daha nadir olsa da benim de yaşanan durumlar karşısında gerekli tepkiyi veremediğim zamanlar oluyor ama artık bunlara fazla takılmıyorum zira insanın sorumlulukları konusunda çok da keskin sınırlar olduğunu düşünmüyorum. bazen hata yapmak, bazen saçmalamak, bazen de kaytarmak, benim de hakkım.*
cidden çok doğru bir tespit olduğuna inanıyorum zira mekanizmamız, zaman zaman bir şeylere gerekli tepkiyi veremeyecek hale gelebiliyor yani sorumluluklarını yerine getiremeyecek halde olabiliyor. bazen düşünüp kendimi sorguladığımda eskisine nazaran çok daha nadir olsa da benim de yaşanan durumlar karşısında gerekli tepkiyi veremediğim zamanlar oluyor ama artık bunlara fazla takılmıyorum zira insanın sorumlulukları konusunda çok da keskin sınırlar olduğunu düşünmüyorum. bazen hata yapmak, bazen saçmalamak, bazen de kaytarmak, benim de hakkım.*
devamını gör...
15.
sorumsuzlarin bas dusmani. mesela ben.
devamını gör...
16.
ustume almadigim.
devamını gör...
17.
18.
namaz hassasiyeti olan birinin örneğin saat 13:30'da doktor randevusu olsa ne yapar. öğle namazını ezan okunduktan sonra kılıp kılamayacağını hesaplar. eğer kılıp yetişemeyecekse abdestli gidip ezandan sonra orada kılmayı düşünür. orası namaza uygun değilse muayenesini ikindiye yetişmeyecek şekilde bitirmeyi planlar.
veya takva ehli biri, sosyal hayatta meşru olmayan şehevi bir his uyandığında bunu tatmin etmeyi planlamaz. bu hisle mücadele eder. vesvese gibi göz ardı etmeye çalışır. iradesini ve muhakemesini kullanarak yenmeye uğraşır.
verdiğimiz bu iki örnekte olduğu gibi samimi bir müslüman rastgele yaşayamaz. (nefsini ıslah etmiş veya öldürmüş büyük evliyaların ilham-ı ilahi olan temiz hislerine uyması istisnadır.) samimi bir müslüman; hislerini, heveslerini, hormonlarını, reflekslerini, alışkanlıklarını, duygularını, isteklerini, amellerini, zamanını dahi planlamaya ve kontrol etmeye çalışır.
başarısız olduğunda ümitsizliğe düşmemeyi ve pes etmemeyi, başarılı olduğunda allah'ın lütfunu görüp kendinden bilmemeyi de öğrenmesi gerekir.
tüm bunlar için hayatın direksiyonuna geçmek gerekir. evet bu hayat bir imtihandır. biz bu imtihanda kendimizin koçu, antrenörü hatta satranç ustasıyız. üstad diyor ya: "dümenci neferi"... dümenci neferi ne yapar. tamam dümenin başındadır ama kaptan değildir, rotayı belirleyemez. veya "direksiyonu bırakayım da rüzgar ne tarafa eserse gemi o tarafa gitsin" diyemez. ona emredilen rotaya gemiyi sevk etmekle mükelleftir.
bu noktada z kuşağının neden beklenen dindar nesil görüntüsünü veremediği anlaşılıyor. çünkü hayatlarının direksiyonunu ele alma niyetleri yok. sorumsuz yetiştiler. anlık zevkleri tatmin etmeye programlanmış bir bilinçdeler. tabi anlaşılabilir çünkü gençler ve her kuşağın gençlik zamanı için bu yorum az çok yapılabilir. ama z kuşağı burada daha göze çarpıyor. çünkü el bebek yetiştiler. görev ve sorumluluk bilinçleri doğru ve sağlam bir şekilde inşa edilmedi. nisbeten bilinçli aileler de himmetlerini hep dünyaya verdiler. daha başarılı bir öğrenci olması için uğraştılar.
insana verilen cihazlarla hayvanlara verilenler kıyaslandığında insanın görevinin hayvan gibi sadece yeme içme ve heveslerini tatmin etme olmadığı anlaşılır. insan aklı sadece imanla rahat eder, kalp sadece allah sevgisiyle tatmin olur. nefis sadece islam ile terbiye olur. vesaire...
bugün bir karar vermemiz gerekiyor. kendi hayatımızın dümenine geçecek miyiz, geçmeyecek miyiz? veya dümeni kafamıza göre çevirip buz dağına mı çarpacağız yoksa allah'ın emirlerine uyup selamet sahiline mi yüzeceğiz?
allah bizleri ve akrabalarımızı imtihanını başarıyla verenlerden eylesin. amin...
veya takva ehli biri, sosyal hayatta meşru olmayan şehevi bir his uyandığında bunu tatmin etmeyi planlamaz. bu hisle mücadele eder. vesvese gibi göz ardı etmeye çalışır. iradesini ve muhakemesini kullanarak yenmeye uğraşır.
verdiğimiz bu iki örnekte olduğu gibi samimi bir müslüman rastgele yaşayamaz. (nefsini ıslah etmiş veya öldürmüş büyük evliyaların ilham-ı ilahi olan temiz hislerine uyması istisnadır.) samimi bir müslüman; hislerini, heveslerini, hormonlarını, reflekslerini, alışkanlıklarını, duygularını, isteklerini, amellerini, zamanını dahi planlamaya ve kontrol etmeye çalışır.
başarısız olduğunda ümitsizliğe düşmemeyi ve pes etmemeyi, başarılı olduğunda allah'ın lütfunu görüp kendinden bilmemeyi de öğrenmesi gerekir.
tüm bunlar için hayatın direksiyonuna geçmek gerekir. evet bu hayat bir imtihandır. biz bu imtihanda kendimizin koçu, antrenörü hatta satranç ustasıyız. üstad diyor ya: "dümenci neferi"... dümenci neferi ne yapar. tamam dümenin başındadır ama kaptan değildir, rotayı belirleyemez. veya "direksiyonu bırakayım da rüzgar ne tarafa eserse gemi o tarafa gitsin" diyemez. ona emredilen rotaya gemiyi sevk etmekle mükelleftir.
bu noktada z kuşağının neden beklenen dindar nesil görüntüsünü veremediği anlaşılıyor. çünkü hayatlarının direksiyonunu ele alma niyetleri yok. sorumsuz yetiştiler. anlık zevkleri tatmin etmeye programlanmış bir bilinçdeler. tabi anlaşılabilir çünkü gençler ve her kuşağın gençlik zamanı için bu yorum az çok yapılabilir. ama z kuşağı burada daha göze çarpıyor. çünkü el bebek yetiştiler. görev ve sorumluluk bilinçleri doğru ve sağlam bir şekilde inşa edilmedi. nisbeten bilinçli aileler de himmetlerini hep dünyaya verdiler. daha başarılı bir öğrenci olması için uğraştılar.
insana verilen cihazlarla hayvanlara verilenler kıyaslandığında insanın görevinin hayvan gibi sadece yeme içme ve heveslerini tatmin etme olmadığı anlaşılır. insan aklı sadece imanla rahat eder, kalp sadece allah sevgisiyle tatmin olur. nefis sadece islam ile terbiye olur. vesaire...
bugün bir karar vermemiz gerekiyor. kendi hayatımızın dümenine geçecek miyiz, geçmeyecek miyiz? veya dümeni kafamıza göre çevirip buz dağına mı çarpacağız yoksa allah'ın emirlerine uyup selamet sahiline mi yüzeceğiz?
allah bizleri ve akrabalarımızı imtihanını başarıyla verenlerden eylesin. amin...
devamını gör...
