#netflix dizisi
#popüler diziler
2016 yılında yayınlanmaya başlayan dizidir. doğaüstü güçleri olan küçük bir kızın ve yakın arkadaşlarının yaşadığı heyecanlı ve korkunç maceraların işlendiği yapım, 5. sezonuyla birlikte final yapmıştır.
*primetime emmy ödülü (2020, 2018) - en iyi ses kurgusu
*primetime emmy ödülü (2017) - olağanüstü ana başlık tasarımı, olağanüstü orijinal ana başlık tema müziği, bir dizi için olağanüstü ses düzenleme
*satürn ödülleri (2017) - en iyi yeni medya televizyon dizisi
*afi ödülü (2017, 2018) - yılın tv programı
*altın derby tv ödülü (2018) - dram yardımcı erkek oyuncu: david harbour
dizi, bunlarla birlikte başka birçok ödül almıştır.
*primetime emmy ödülü (2017) - olağanüstü ana başlık tasarımı, olağanüstü orijinal ana başlık tema müziği, bir dizi için olağanüstü ses düzenleme
*satürn ödülleri (2017) - en iyi yeni medya televizyon dizisi
*afi ödülü (2017, 2018) - yılın tv programı
*altın derby tv ödülü (2018) - dram yardımcı erkek oyuncu: david harbour
dizi, bunlarla birlikte başka birçok ödül almıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "turşu" tarafından 17.11.2020 10:25 tarihinde açılmıştır.
1.
geçenlerde 4.sezon teaser'ı yayınlanan, kendini kanıtlayan duffer kardeşlerin bilim-kurgu, gizem dizisi.
oldukça başarılı ve çocuk dizisi denip geçilemeyecek bir konuya sahip. 80'ler temalı ve ciddi bir bütçeyle çekilmiş, ayrıca harika cast barındırıyor.
ilk iki bölüm çoğu kişiye biraz sıkıcı gelse de izlenmesi gerekiyor.
olay örgüsü birçok insanın kolayca kavrayabileceği şekilde kurgulanmış, onu anladıktan sonra gerisi su gibi geliyor. eliniz next tuşuna gitmeden duramayacak.
ımdb: 8,7
oldukça başarılı ve çocuk dizisi denip geçilemeyecek bir konuya sahip. 80'ler temalı ve ciddi bir bütçeyle çekilmiş, ayrıca harika cast barındırıyor.
ilk iki bölüm çoğu kişiye biraz sıkıcı gelse de izlenmesi gerekiyor.
olay örgüsü birçok insanın kolayca kavrayabileceği şekilde kurgulanmış, onu anladıktan sonra gerisi su gibi geliyor. eliniz next tuşuna gitmeden duramayacak.
ımdb: 8,7
devamını gör...
2.
4.sezonu bitirmekle birlikte bir dizi nasıl hiç bozmadan 4 sezon devam edebilir aklım almıyor?
harika bir 4.sezondu ve tadı damağımda kaldı resmen. inanılmaz.
bu arada mike; her geçen sezon nasıl bu kadar çirkinleşebiliyorsun birader? bir de olmuş sırık gibi dizinin ana konusu zaten nerd hikayesi ama bu çocuk nerdlükle birlikte çirkinliğin de zirvesinde.
harika bir 4.sezondu ve tadı damağımda kaldı resmen. inanılmaz.
bu arada mike; her geçen sezon nasıl bu kadar çirkinleşebiliyorsun birader? bir de olmuş sırık gibi dizinin ana konusu zaten nerd hikayesi ama bu çocuk nerdlükle birlikte çirkinliğin de zirvesinde.
devamını gör...
3.
başarısız bir film olan banshee chapter ile aynı konuda olan filmdir. cia'in 1960'lardaki project mk ultra deneyi üzerine olan yapımda çocukların ajan niteliğinde rusların veya düşman ülkelerin gizli örgütlerini dinleme amaçlı kullanmaları konu edilir ancak dizide upside down diye geçen yer altı canavarlarının yaşadığı öbür boyutla iletişime geçilip iki boyut arasında çatlaklıklara sebep olunur. bir yerde h.p lovecraft'in özellikle call of cthulhu hikayesine de göndermeleri vardır ki zaten banshee chapter filminde de lovecraft'in ışıkla ilgili bir hikayesinden bahsedilmektedir.
ayrıca fringe dizisindeki mavi evrendeki walter bishop olivia dahilinde çocuklar üzerinde bu çeşit meta fizik üzerine deneyler yapıyordu ordunun himayesi altında.
ayrıca fringe dizisindeki mavi evrendeki walter bishop olivia dahilinde çocuklar üzerinde bu çeşit meta fizik üzerine deneyler yapıyordu ordunun himayesi altında.
devamını gör...
4.
4.sezonu henüz bitirdiğim, sonuyla da 5.sezona göz kırpan çok sevdiğim dizi. 3 yıldır, ha bugün ha yarın derken, araya da pandeminin girmesi nedeniyle bu sene yayınlanan 4.sezonu gerçekten beklediğime değdi. tadı hala damağımdayken görüşlerimi yazıyorum.
bu sezonda aslında her şeyin başlangıç noktasını öğreniyoruz. yani baş aşağı dünya ile dünyamız arasında çatlağın nasıl başladığını öğreniyoruz. 3.sezon sonunda hopper’ın yok olduğunu düşünmüştük. ama bu sezonda aslında ölmediğini görüyoruz. bunu spoilerda belirtmiyorum , zaten 4.sezonda yer aldığı boy boy reklamlardan ve söyleşilerden belliydi. hopper hayli kilo vermiş bir halde arz-ı endam ediyor. kendisi ruslar tarafından esir alındı ve alaska’da esir tutuluyor. diziyi izleyenler bilir ki, tüm arkadaşlar eş zamanlı hareket etmiyor. dizide sürekli birbirlerinin ne yaptığından habersiz gruplar var ve sezonun genelde son bölümünde bir araya geliyorlar. bu sezon da öyle oldu tabi. joyce ile murray, hopper’dan geldiğini düşündükleri bir mektupla alaska’ya onu bulmaya gidiyorlar. onların serüvenindeki yuri karakterine bayıldım. tam bir çatlak rus rolünde. izlemesi hayli keyifli bir karakterdi.
bu sezon kadroya giren diğer karakter ise peter. her şeyin başlangıç noktası. daha detayına girmeyeceğim. ama karakter harika yaratılmış. detaylar, onun yaşadığı dünya tek kelimeyle kusursuzdu.
yine bu sezon dahil olan eddie karakteri ile kafası sürekli güzel olan pizzacı karakteri de var.
eddie’nin en azından suçsuz olduğunun anlaşılmasını dilerdim. bu birazcık beni üzdü
gelelim ana karakterlere. eleven yeni taşındığı kasabaya adaptasyon sorunu yaşıyor. okulda zorbalığa maruz kalıyor ve güçlerini de kaybetmiş durumda. onu güçlerine tekrar kavuşturmak için yapılan çalışmaları izliyoruz çoğu bölümde. gücüne kavuşmak için beyninden sildiği ve yaşadığı bir travmayla yüzleşmek zorunda kalacak. ona sonradan will,mike,pizzacı çocuk ve jonathan yardım edecekler. bu dizideki diğer grubumuz.
ama will , eleven ile mike’ın ilişkisini desteklese de yüreğinde bir yer acıyor. acaba bu mike’a olan aşkı mı yoksa eleven’a mı? birinden birine aşık ama çözemedim.
diğer gruba gelirsem, bu grup başta dustin, max,steve,eddie’den oluşurken, sonradan onlara robin ve nancy katılıyor.
sezonun konusu ise kısaca kabuslar gören ve okulun en popüler kızı olan chrissy’nin garip ölümüyle başlıyor. herkes, öldüğü yerde yaşayan eddie’den şüphelenirken aslında doğa üstü bir varlık tarafından öldürülüyor. tüm kasaba hellfire adlı bir oyun grubundan şüpheleniyor ama durum farklı tabi. üstüne benzer iki ölüm daha oluyor. ekip de bu gücü durdurmaya çalışıyorlar.
diziyi zaten çok seviyorum ama bu sezonda bir dk bile aksiyon heyecan dinmedi. bölüm süreleri azcık uzun olmuş. özellikle son bölümü 2 saat 20 dk idi sanırım. her saniyesine değdi. tek üzüldüğüm nokta 5.sezon için bekleme noktası. söylenene göre 2024’te çıkacakmış ve senaryosu yazım aşamasındaymış. hadi inş diyorum.
dizide çocuklar var,çocuk dizisi diye ön yargılı yaklaşmayın ve diziye bir şans verin. ilk bölümünden itibaren saracak ve 2/3 günde bitireceksiniz tüm sezonları. iyi seyirler.
bu sezonda aslında her şeyin başlangıç noktasını öğreniyoruz. yani baş aşağı dünya ile dünyamız arasında çatlağın nasıl başladığını öğreniyoruz. 3.sezon sonunda hopper’ın yok olduğunu düşünmüştük. ama bu sezonda aslında ölmediğini görüyoruz. bunu spoilerda belirtmiyorum , zaten 4.sezonda yer aldığı boy boy reklamlardan ve söyleşilerden belliydi. hopper hayli kilo vermiş bir halde arz-ı endam ediyor. kendisi ruslar tarafından esir alındı ve alaska’da esir tutuluyor. diziyi izleyenler bilir ki, tüm arkadaşlar eş zamanlı hareket etmiyor. dizide sürekli birbirlerinin ne yaptığından habersiz gruplar var ve sezonun genelde son bölümünde bir araya geliyorlar. bu sezon da öyle oldu tabi. joyce ile murray, hopper’dan geldiğini düşündükleri bir mektupla alaska’ya onu bulmaya gidiyorlar. onların serüvenindeki yuri karakterine bayıldım. tam bir çatlak rus rolünde. izlemesi hayli keyifli bir karakterdi.
bu sezon kadroya giren diğer karakter ise peter. her şeyin başlangıç noktası. daha detayına girmeyeceğim. ama karakter harika yaratılmış. detaylar, onun yaşadığı dünya tek kelimeyle kusursuzdu.
yine bu sezon dahil olan eddie karakteri ile kafası sürekli güzel olan pizzacı karakteri de var.
eddie’nin en azından suçsuz olduğunun anlaşılmasını dilerdim. bu birazcık beni üzdü
gelelim ana karakterlere. eleven yeni taşındığı kasabaya adaptasyon sorunu yaşıyor. okulda zorbalığa maruz kalıyor ve güçlerini de kaybetmiş durumda. onu güçlerine tekrar kavuşturmak için yapılan çalışmaları izliyoruz çoğu bölümde. gücüne kavuşmak için beyninden sildiği ve yaşadığı bir travmayla yüzleşmek zorunda kalacak. ona sonradan will,mike,pizzacı çocuk ve jonathan yardım edecekler. bu dizideki diğer grubumuz.
ama will , eleven ile mike’ın ilişkisini desteklese de yüreğinde bir yer acıyor. acaba bu mike’a olan aşkı mı yoksa eleven’a mı? birinden birine aşık ama çözemedim.
diğer gruba gelirsem, bu grup başta dustin, max,steve,eddie’den oluşurken, sonradan onlara robin ve nancy katılıyor.
sezonun konusu ise kısaca kabuslar gören ve okulun en popüler kızı olan chrissy’nin garip ölümüyle başlıyor. herkes, öldüğü yerde yaşayan eddie’den şüphelenirken aslında doğa üstü bir varlık tarafından öldürülüyor. tüm kasaba hellfire adlı bir oyun grubundan şüpheleniyor ama durum farklı tabi. üstüne benzer iki ölüm daha oluyor. ekip de bu gücü durdurmaya çalışıyorlar.
diziyi zaten çok seviyorum ama bu sezonda bir dk bile aksiyon heyecan dinmedi. bölüm süreleri azcık uzun olmuş. özellikle son bölümü 2 saat 20 dk idi sanırım. her saniyesine değdi. tek üzüldüğüm nokta 5.sezon için bekleme noktası. söylenene göre 2024’te çıkacakmış ve senaryosu yazım aşamasındaymış. hadi inş diyorum.
dizide çocuklar var,çocuk dizisi diye ön yargılı yaklaşmayın ve diziye bir şans verin. ilk bölümünden itibaren saracak ve 2/3 günde bitireceksiniz tüm sezonları. iyi seyirler.
devamını gör...
5.
bir kasabadaki esrarengiz olayları konu alan, zihin kontrolü ve boyutlara da değinen bir dizidir.
birinci ve ikinci sezonları gayet iyiydi ama sonraki sezonlarda kurgunun abd ve rus kapışmasına dönmesi açıkçası beni sıktı.
birinci ve ikinci sezonları gayet iyiydi ama sonraki sezonlarda kurgunun abd ve rus kapışmasına dönmesi açıkçası beni sıktı.
devamını gör...
6.
yeni başladım ve sürükleyici gidiyor. gerilim eksik olmuyor ekranda gerilim olmasa bile seçilen müziklerden, oyunculardan o havayı alıyorsunuz. çocukların maceracı kişiliklerini ortaya çıkarmaları güzel olmuş daha ilk sezondayım.
devamını gör...
7.
kimin çok sevdiği kiminin hiç sevmediği arasının çok fazla bulunmadığı bir dizi. dark dizisini seven ve izleyenlerin sevebileceğini düsündüğüm bir dizi. dizinin genel konusu bir arkadaş grubunun başından geçen fantastik olaylar . ayrıca çoçukların gençlerin ve yaşliların kendi aralarında gelisen 3 halkalı bir iliski çizgisi var. başlandıginda soluksuz izlenebilen 8/10 luk bir bir dizi.
devamını gör...
8.
sevmeyeceğimi düşünerek başlasam bile tek solukta iki sezonu bitirdim.benim için,kullanılan efektlerin abartılı olmamasından tutun da çocuk oyuncuların başarılı performanslarına kadar her şey mükemmel.
devamını gör...
9.
kalbi seksenlerde kalmış bizim gibi çocuk ruhlu eskilerin müptelası olduğu bir eğlencelik.
şimdiki nesil için fazlasıyla klişe ve sıradan görünebilir. bizler içinse adeta geçmişe saygı duruşu ve zaman yolculuğu. evde sofra bezleriyle sandalye arasında çadır kurup hafta sonları ayıla bayıla izlediğimiz o efsane filmleri izlerken yaşanılan tarifsiz hissiyatın simülasyonu bir nevi.
marty, marty, nerede kaldın be birader!?..
şimdiki nesil için fazlasıyla klişe ve sıradan görünebilir. bizler içinse adeta geçmişe saygı duruşu ve zaman yolculuğu. evde sofra bezleriyle sandalye arasında çadır kurup hafta sonları ayıla bayıla izlediğimiz o efsane filmleri izlerken yaşanılan tarifsiz hissiyatın simülasyonu bir nevi.
marty, marty, nerede kaldın be birader!?..
devamını gör...
10.
bir ara başlayıp bitirdiğim güzel dizilerden biri olduğunu söylemeliyim. beğenmeyenler olacaktır tabii ama benim izleme değerlerime göre iyi diziydi. biz benzer bir diziyi yapamayız mesela çocuklar dizide büyüdü resmen. bu yönüyle de övgüyü hak ediyor bence.
devamını gör...
11.
stranger things sevenleri şöyle alalım…

gelecek ekim’de 5. ve son sezonu yayınlanacak olan fantastik yapım. en iyi sezonu 4. sezondu bence ki neredeyse her bölümü soluksuz izledim. bu yapımı çekici kılan şeylerden biri, fantastik bir hikaye olmasına rağmen karakterlerin olayların gerçekliğine inandırma yetenekleri. her bir karakterin özgün bir kişiliği var ve bu karakterler en iyi oldukları özelliklerini kullanarak kötülüklerle başa çıkıyor.
şimdi her bir kişiliğin çözümlemesini yapmaya girişeceğim ve bundan sonrası spoiler oluyor.
dustin; benim de en sempatik bulduğum karakter. arkadaş ortamınızda kesinlikle olmasını isteyeceğiniz biri; zeki ve o zekayı kullanabilecek kıvraklığa sahip. bazen sinir bozucu olsa da onsuz olmazdı. bazı kişilikler aşırıdır, uçarıdır unutulmaz; işte öyle bir şey bu çocuk. ayrıca kız arkadaşı suzie de çok zeki ve sempatik bir karakter. aynı zamanda duygusal ve romantik. plank sabitini ezbere biliyor bir de ve birçok şeyi.
dustin cannot lie (full scene)
will; zeki ve utangaç çocuk. çok duygusal. yaşadığı travmalardan henüz kurtulabilmiş değil. henüz kendini keşfedemediğini düşünüyorum. tam olarak karakteri oturmuş değil gibi ama bu güvensizlik anlamında değil. ayrıca cinsel tercihini henüz anlayamadık.
will and mike car scene
mike; arkadaşlarına değer veriyor ama duygularını çok iyi kontrol edemiyor. eleven'ın onun için ne kadar değerli olduğunu kanıtladı. ayrıca dungeons & dragons oyununun şövalyesidir.
lucas; diğerlerinin yanında daha sönük kalan bir karakter. yalnız 4. sezonda lucas da parlamıştır. bu arada tüm çocuk karakterler 4 sezon boyunca büyüdü gelişti. fiziksel ve duygusal olarak da kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar.
max and lucas ending scene
eleven; aşırı duygusal bazen bu durum sıkıcı olabiliyor. ailesi ve arkadaşları için kendini feda etmekten kaçınmayacak bir karakter.
eleven vs vecna
max; bu dizideki en sevdiğim karakter muhtemelen. kendine özgü ve bağımsız. güzel bir kız ama güzelliğini hiçbir ön plana çıkarmayacak bir kız. iyi bir arkadaş ve cesur aynı zamanda.
max’s song (full scene)

gelecek ekim’de 5. ve son sezonu yayınlanacak olan fantastik yapım. en iyi sezonu 4. sezondu bence ki neredeyse her bölümü soluksuz izledim. bu yapımı çekici kılan şeylerden biri, fantastik bir hikaye olmasına rağmen karakterlerin olayların gerçekliğine inandırma yetenekleri. her bir karakterin özgün bir kişiliği var ve bu karakterler en iyi oldukları özelliklerini kullanarak kötülüklerle başa çıkıyor.
şimdi her bir kişiliğin çözümlemesini yapmaya girişeceğim ve bundan sonrası spoiler oluyor.
dustin; benim de en sempatik bulduğum karakter. arkadaş ortamınızda kesinlikle olmasını isteyeceğiniz biri; zeki ve o zekayı kullanabilecek kıvraklığa sahip. bazen sinir bozucu olsa da onsuz olmazdı. bazı kişilikler aşırıdır, uçarıdır unutulmaz; işte öyle bir şey bu çocuk. ayrıca kız arkadaşı suzie de çok zeki ve sempatik bir karakter. aynı zamanda duygusal ve romantik. plank sabitini ezbere biliyor bir de ve birçok şeyi.
dustin cannot lie (full scene)
will; zeki ve utangaç çocuk. çok duygusal. yaşadığı travmalardan henüz kurtulabilmiş değil. henüz kendini keşfedemediğini düşünüyorum. tam olarak karakteri oturmuş değil gibi ama bu güvensizlik anlamında değil. ayrıca cinsel tercihini henüz anlayamadık.
will and mike car scene
mike; arkadaşlarına değer veriyor ama duygularını çok iyi kontrol edemiyor. eleven'ın onun için ne kadar değerli olduğunu kanıtladı. ayrıca dungeons & dragons oyununun şövalyesidir.
lucas; diğerlerinin yanında daha sönük kalan bir karakter. yalnız 4. sezonda lucas da parlamıştır. bu arada tüm çocuk karakterler 4 sezon boyunca büyüdü gelişti. fiziksel ve duygusal olarak da kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar.
max and lucas ending scene
eleven; aşırı duygusal bazen bu durum sıkıcı olabiliyor. ailesi ve arkadaşları için kendini feda etmekten kaçınmayacak bir karakter.
eleven vs vecna
max; bu dizideki en sevdiğim karakter muhtemelen. kendine özgü ve bağımsız. güzel bir kız ama güzelliğini hiçbir ön plana çıkarmayacak bir kız. iyi bir arkadaş ve cesur aynı zamanda.
max’s song (full scene)
devamını gör...
12.
final sezonu olan 5. sezonun yayın tarihlerini, 1. kısım (27 kasım), 2. kısım (28 aralık) ve final bölümü (1 ocak) olarak üçe bölmüşler.
o kadar ara verildi ki diziyi unuttuk anasını satayım. bir de utanmadan yayınlayacakları bölümleri üç aya yaymışlar.*
o kadar ara verildi ki diziyi unuttuk anasını satayım. bir de utanmadan yayınlayacakları bölümleri üç aya yaymışlar.*
devamını gör...
13.
11 gızımız geldiğinde el kadardı şimdi onu tanıyamam gibi geliyor. torunları bile olmuştur artık.. ya da torunlarım mı demeliydim bilemedim. 11 gibi kızım olsun isterdim onu kızım bellemiştim. dizinin bu kadar geç çekilmesini üç beş yılda bir ziyaretime gelen nankör evlatların tutumları gibi yorumluyor, öyle hissediyorum.
!!!! bu bayram da gelmediler !!!!
olsun, mutlu olsunlar da..
nankör bir dizidir tanım olarak evet.
!!!! bu bayram da gelmediler !!!!
olsun, mutlu olsunlar da..
nankör bir dizidir tanım olarak evet.
devamını gör...
14.
bu dizinin 4. sezonuna hala başlamadım. sanırım 5. sezon da gelmedi zaten.
yanlış hatırlamıyosam 3. sezonu izlediğimde 2. sezonun kopyası , zorlama sezon olmuştu demiştim. böyle olunca aradan yıllar geçmesine rağmen 4. sezonu izleyesim gelmemişti...
o kadar umutsuz vaka duruyor ki bu dizi , başrolün artık çekildiğine dair mi ne haber görmüştüm. geçenlerde baştan bi göz gezdirdim. ilk 2 bölüm ne kadar etkileyici bir başlangıç olsa bile dizinin temposu düşerek gittiği çok belli oluyor. sonra 3. bölümü izleyip kapadım. güzelim konuyu yine aşk meşk ilişkiler sarmalına kurban etmişler.
yanlış hatırlamıyosam 3. sezonu izlediğimde 2. sezonun kopyası , zorlama sezon olmuştu demiştim. böyle olunca aradan yıllar geçmesine rağmen 4. sezonu izleyesim gelmemişti...
o kadar umutsuz vaka duruyor ki bu dizi , başrolün artık çekildiğine dair mi ne haber görmüştüm. geçenlerde baştan bi göz gezdirdim. ilk 2 bölüm ne kadar etkileyici bir başlangıç olsa bile dizinin temposu düşerek gittiği çok belli oluyor. sonra 3. bölümü izleyip kapadım. güzelim konuyu yine aşk meşk ilişkiler sarmalına kurban etmişler.
devamını gör...
15.
2. sezon sonu bu akşam bitirdimde bu diziyi ben gizem ve fantastik beklerken içinden dram aşk çıktı ya la. benim beklentim daha uçmalı kalmalı idi 2. sezonda pek istediğimi vermedi. hikayeyi merak ettiğimden izlerim ama beklentimiz veremedi ama beklentimiz kenara koyarsak abartıldığı kadar yok yinede ya .
devamını gör...
16.
5.sezonu bekliyorum artık bu hafta izledim tüm sezonları.
bana göre
4.sezon > 3.sezon > 2.sezon > 1.sezon
açıkçası mantık hataları, ne olacağını tahmin etmenin kolay olması, gereksiz uzatılan sahneler, çekimler arası sürede karakterlerin büyüme hızı ile olaylar arasındaki uyuşmazlık, bazı karakterlerin pasif kalması ya da piyon olarak harcanması gibi olumsuz yönlerine rağmen izlenir bir dizi. 5.sezonu merak ediyorum. biraz gereksiz uzattılar gibi geldi bana, 3 sezon kararında olurdu.
bana göre
4.sezon > 3.sezon > 2.sezon > 1.sezon
açıkçası mantık hataları, ne olacağını tahmin etmenin kolay olması, gereksiz uzatılan sahneler, çekimler arası sürede karakterlerin büyüme hızı ile olaylar arasındaki uyuşmazlık, bazı karakterlerin pasif kalması ya da piyon olarak harcanması gibi olumsuz yönlerine rağmen izlenir bir dizi. 5.sezonu merak ediyorum. biraz gereksiz uzattılar gibi geldi bana, 3 sezon kararında olurdu.
devamını gör...
17.
çağımızın en büyük efsanelerinden biri gibi başlayıp beklendiği gibi riske girmeden nostaljik ve romantik bi final yaptı. mitoloji, korku ve sürpriz unsurlarının tamamından arınmış şekilde kimseyi mutlu etmeden mutlu sonu gördü.
yani popüler kültürde ikonik bi konuma gelmek varken neden böyle bi finali tercih ettiler bilmiyorum. karakterler güçlü dönüşler yapamadı, dramatik bi fedakarlık yaşanmadı, kimsenin ağzının tadı kaçmadı. izleyici kitlesini mutlu etmenin yolu mutlu sonlardan geçmiyor bunu bilecek kadar güzel sezonlar gördük. madem böyle bi yanılgıya düştünüz en azından özgün bi final yazıp vecna’ya hakkını verseydiniz.
cılız bi “sen de üzgünsün, sen de acı çektin biliyorum vecna” sesini duymaktansa güçlü parçalanma ve dağıl a hikayesi izleyebilirdik. bu kadarını borçluydular bize.
son olarak ilk sezonlardaki retro 80’ler havasının neden yok olduğunu da anlamadım. böylesine farklı dokusu ve rengi olan bi yapım neden kendine ihanet eder? true detective gibi başlayıp arka sokaklar gibi bitirdi.
yani popüler kültürde ikonik bi konuma gelmek varken neden böyle bi finali tercih ettiler bilmiyorum. karakterler güçlü dönüşler yapamadı, dramatik bi fedakarlık yaşanmadı, kimsenin ağzının tadı kaçmadı. izleyici kitlesini mutlu etmenin yolu mutlu sonlardan geçmiyor bunu bilecek kadar güzel sezonlar gördük. madem böyle bi yanılgıya düştünüz en azından özgün bi final yazıp vecna’ya hakkını verseydiniz.
cılız bi “sen de üzgünsün, sen de acı çektin biliyorum vecna” sesini duymaktansa güçlü parçalanma ve dağıl a hikayesi izleyebilirdik. bu kadarını borçluydular bize.
son olarak ilk sezonlardaki retro 80’ler havasının neden yok olduğunu da anlamadım. böylesine farklı dokusu ve rengi olan bi yapım neden kendine ihanet eder? true detective gibi başlayıp arka sokaklar gibi bitirdi.
devamını gör...
18.
finali çok kötü yazılmış bir dizi. o kadar kötü ki yaratıcıları hemen her gün çıkıp finaldeki başka bir meseleye "açıklık getirmek" zorunda kalıyorlar. buradan, demek ki kendilerinin hikayeyi "anlatmayı beceremediğini" anlıyoruz.
en son demogorgonlar final dövüşünde neden yok, onu anlatmışlar:
kayiprihtim.com/haber/stran...
e babacım siz bu sezonu neden çektiniz, baştan sona röportaj formatında anlatsaydınız da orada okusaydık tüm mevzuyu.
en son demogorgonlar final dövüşünde neden yok, onu anlatmışlar:
kayiprihtim.com/haber/stran...
e babacım siz bu sezonu neden çektiniz, baştan sona röportaj formatında anlatsaydınız da orada okusaydık tüm mevzuyu.
devamını gör...
19.

sonunda 5 sezonunu da izlediğim dizidir. aslında ilk 2 sezonunu çıkar çıkmaz izlemiş, 3. sezonunun ilk 1-2 bölümünde ise acayip sıkılıp bırakmıştım.
ancak sonra 4. sezonunda vecna olduğunu görür görmez "bu sezonu kesin izlemeliyim" demiş, bunun için tabii 3. sezonu da ne kadar sıkıcı olursa olsun bitirmeliyim diye düşünmüştüm.
yani bir lich-deity olan vecna vardı sonuçta 4. sezonda ve lich yaratığıyla kafayı bozmuş olan ben bunu ıskalayamazdım.
aslında önceki sezonlarında tanıştığımız mind flayer yaratığı da her zaman favorilerimden biriydi. şu başlıktaki ilk tanım(ım)a bakarsanız zaten bunları görürsünüz: (bkz: yazarların favori fantastik yaratıkları)
fakat mind flayer yaratığının pek de olduğu gibi yansıtılmamasından mütevellit, vecna'nın da bir lich-god gibi yansıtılmayabileceğini tahmin ediyordum 4. sezonda. peki bu tahminimde haklı mıydım?..
yani bilemedim ya. mind flayer da ilsensine, maanzecorian, veya en azından lugribossk gibi bir karakter yapılabilirmiş sanki, zira dümdüz mind flayer dendiğinde aklımıza bu kadar akılalmaz bir kudret gelmiyor. ha, diyebilirsiniz ki d&d'deki demogorgon sanki bu dizide olduğu gibi miydi?.. işte bakın bunu söylersem ciddi bir spoiler olur. yazının şimdiye kadar olan kısmında biraz spoiler versem de, bundan sonrasında tarrasque gibi devasa spoiler'lar vereceğim. ama önce biraz genel şeylerden bahsedeyim, cast edeceğim spoiler fireball'ları öncesinde uyarırım sizleri.
dizinin ilk iki sezonunu çıktıklarında izlediğimi söylemiştim, lakin araya bu kadar sene girdiği için 3. sezondan başlayıp 4 ve 5. sezonlarını izlememin pek iyi bir tercih olmayabileceğini düşündüm. yani 1. sezondan başlayıp bitirmeliyim dedim, unuttuğum bir hayli şey olabileceğinden ve işte geçen gün nihayet 5 sezonunu da bitirebildim.
bana göre totalde 8.5/10 alabilecek bir dizi, ki bizim zamanımızda ortaokul ve lisede 5 üzerinden 5 almanın minimum puanı 100 üzerinden 85 idi. yani bu da en en favori dizilerimden biri olmasa da favori dizilerim arasına girmiş bir yapım oldu. ayrıca bu bölüm sayısı olarak olmasa da sezon sayısı olarak baştan sona izlediğim en uzun yapım oldu. daha önce 4 sezonluk 12 monkeys (dizi), the strain ve the man in the high castle dizilerini izlemiştim, ve stranger things baştan sona izlediğim ilk ve şimdilik tek 5 sezonluk dizi olmuş oldu.
ilk 2 sezonu + 3 sezonu + 4 ve 5. sezonları... yani böyle ayırabilirim bu diziyi ve neden böyle ayırdığımı da aşağıda anlatacağım. şimdilik spoiler vermeden devam edeyim biraz daha. yani siz zaten bu tarz yapımlara ilgi duyuyorsanız izlemişsinizdir herhalde tüm sezonlarını, fakat işte mesela alfa kuşağı geliyor ve bu yazım/tanımım da burada durmaya devam edecek. o yüzden gelecek nesilleri düşünerek uyarısız spoiler vermek istemiyorum. haha. gerçi şimdiye kadar ciddi bir spoiler verdim bile ama işte aynı yanlışta ısrar etmiyorum en azından. *
dizi elbette çok profesyonelce kotarılmış, kastingini bayılmasam da epey beğendim diyebilirim. favori karakterim henry creel oldu dizideki ama iyiler kazansın istediğim bir yapım oldu bu açıkçası. eskiden genelde villain'ları tutardım böyle yapımlarda ama bir yerden sonra her zaman iyileri tutmasam da bunlar yarı yarıya falan olmaya başladı galiba. yani hala kötücül karakterleri tutabiliyorum böyle yapımlarda ama iyileri de tutabiliyorum ve stranger things'de gönlüm hep iyilerden yanaydı. bu bir spoiler sayılmaz bence, yani siz mesela kötüleri de tutabilirsiniz falan.
1981 doğumlu ve 1983'ten beri yaşadıklarımı net hatırlayan biri olarak, dizinin konusunun başlatıldığı seneyi de hatırlıyorum. 2 yaşımdan itibaren olanları hatırlayabilmem travmatik bir hindi saldırısı yaşamam neticesinde olmuştu. bunu sözlükte anlatmıştım, hatta birkaç kez anlatmıştım galiba da, burada da anlatmayayım şimdi.
bana göre 80'lerin o büyülü havası bu dizide pek o kadar da iyi yansıtılamamış açıkçası. bu da spoiler sayılmaz bence, başkasına göre de yansıtılmış olabilir bittabi. zaten 80'lerin en çılgın aralığı da 1983-1987 arasındaydı bence. bu hem kişisel yaşantım/gözlemlerimle alakalı, hem de bu tarihler arasında çıkan müzikler, filmler falan aracılığıyla da görebildiğim bir şey. yalnız şunu unutmayalım, bu dizi bir kasabada geçiyor ve bu yüzden 80'lerin o taşkın enerjili kültürü böyle bir lokasyonda tam manasıyla tezahür etmiyor olabilir. o yüzden bu bahsettiğim şeyi direkt bir kusur olarak görmediğimi belirteyim.
evet, zaten uzun bir tanım olacak ve artık spoiler'larla dolu dizi analizime geçebilirim. yani yazının üstlerinde de spoiler vermedim değil ve "aneliz" de yaptım ama, yazının üstlerinde bir fireball yediyseniz işte aşağısında bir meteor swarm yağmuruna tutulacaksınız.
yazının altı spoiler dolu olacak!
dizinin 1. ve 2. sezonu bence en ruhlu olanlardı ve bunlarda cidden o ufaklıkların dostlukları, yaşadıkları çılgın maceralar falan gayet hoş bir izleme keyfi sunuyordu. kurguda elbette çok ciddi şeyler de oluyordu ama işte her şey, sonraki sezonlara göre daha nahif, daha çocuksu idi. her şey olmasa da birçok şey diyeyim.
3. sezonu ilk izlediğimde çok sıkıcı bulduğumu belirtmiştim, daha doğrusu bu yüzden ilk 1-2 bölümünden sonra izleyemediğimi... geçenlerde izlediğimde ise o kadar da sıkıcı bulmadım ve gayet eğlenerek seyrettim. bu bence dizideki en ayrıksı bölüm. belki de ilk 2 sezonun nahifliği ve son 2 sezonun kesif ciddiyeti arasında bir köprü olarak görebiliriz bu sezonu.
açıkçası dizinin 4. sezonunu bitirdikten sonra ciddi hayal kırıklığına uğramıştım. işte ilk 2 sezonun büyüsü 3. sezonda belli oranda vardıysa da bunda yoktu bana göre. fakat gene de karakterler artık çocuk değil ve bu yüzden bu "atmosfer değişimini" doğal bulduğumu da söylemiştim kendi kendime, ve bu konuda konuştuğumuz bir arkadaşıma.
fakat 5. sezonu da izledikten sonra 4 ve 5. sezonlarını bir bütün olarak değerlendirdim ve geriye dönük bir yeniden değerlendirmeyle 4. sezonun da gözümdeki değeri yükseldi böylece.
ilk 2 sezonu ilk defa bitirdiğimde "her şey güzeldi ama yaratıklar da iyi tasarlansa da ben zeki villain seviyorum" demiştim. yani buradaki demogorgon/demo-dogs işte kuduz köpek refleksleri ve güdüleriyle saldıran tipler. hani "mindless creature" bile denebilir, ki ben böyle beyinsiz zombilerin kötüler olduğu yapımları bile genelde sıkıcı bulurum. gerçi ikinci sezonda şu atipik mind flayer gelmişti ama bu bile benim aradığım zeki kötü adam/kadın/yaratık tiplemesi değildi.
dün belirli bir şeyler araştırıyordum diziyle alakalı ve yapımcıları zaten daha ilk sezon gösterime bile girmeden, tüm bu tuhaflıkların ve dehşetin arkasında bir evil genius mastermind'ın olacağı belliymiş ama bunun ne/nasıl olacağı henüz yazılmamış. bunu da olumlu buldum, yani senaristler de benim gibi bir anlayışa sahiplermiş en azından, ta en baştan beri. hatta bu karakterin one olacağı da belliymiş galiba, en başından beri. zaten önceki sezonlarda bu "ilk denek" bir soru işareti olarak bırakılmıştı. gerçekte var mıydı yoksa yok muydu, bu bile flu idi.
4. sezonda da işte bu kötücül dahi ile tanışıyoruz nihayet... bu karakterin ufaklığını da görüyoruz, hatta süper güçler kazanmadan hemen önceki halini bile görüyoruz 5. sezonda. üstlerde bahsettiğim, dizideki favori karakterim henry creel oluyor bu karakter işte. kendisini masum çocuk kurbanları mr. whatsit olarak biliyor, ama yoksa bu "kendisi" değil de vecna mı?.. yoksa one mı?
aslında hepsi birden. buna bir mutant diyebiliriz sanırım. henry iken normal bir insandan farkı yokmuş... sonra [devasa spoiler geliyor] tuhaf, herhalde dünya dışı bir maddeyle birleşip simbiyotik bir varlık oluyor, ama bunu 5. sezonunun epey ilerilerinde öğreniyoruz. peki henry aslında her zaman psikopati eğilimi olan bir çocuk muymuş, yoksa bu madde metabolizmasıyla birleşince mi onun bilincini evil'a kaydırmış, burasını en azından ben anlayamadım. belki bu franchise kapsamında ilerideki bir yapım henry'nin hayatını doğumundan veya işte erken çocukluğundan beri ele alır ve biz de bu sorunun yanıtını görürüz. bence sanki bu madde metabolizmasına girmeden evvel "normal" bir çocukmuş gibi, ama bu simbiyotik durumun hemen öncesindeki kanlı sahne—trilyon tane spoiler verdim ve veriyorum ama burasını böyle ikircikli bırakmak istedim, haha—de bilincini daha da çarpıtmış olabilir elbette. zaten henry bu anısından her zaman kaçıyordu ve anca dizinin sonlarında yüzleşmek zorunda kaldı. bu kaçınmasının ardındaki ana sebep bana sanki doğuştan böyle psikopati eğilimleri (tabii ona göre kendisi haklı) olduğuna dair olan inancının sarsılmaması gayesi gibi geldi, ve elbette dünya dışı bir maddenin onun iradesini ele geçirmesi sonucunda böyle olabildiğini bilmekten/hatırlamaktan kaçınmak... bunu öğrenmesi doğuştan "özel" olmadığını öğrenmesi kapısına da çıkıyor elbette.
henry'nin korkunç bir yaratık olmuş haline vecna deniyor dizide. benim bu karakteri görünce aklıma ilk wishmaster (film)'daki djinn karakteri gelmişti, öncelikle başta ikisinin fiziksel benzerlikleri hasebiyle. konu ilerledikçe ikisinin de nihai amacının çok benzer olduğu da ortaya çıktı: djinn, cinler alemi ve dünyayı birleştirip dünyaya hükmetmeyi amaçlayan bir varlıktı; [gene devasa bir spoiler alarmı] henry de işte kendi sonradan bir şekilde gittiği "dünyası" ile bildiğimiz dünyayı birleştirme gayesi güdüyordu. djinn aslında "cinler alemi" olarak, yani diğer cinlerle birlikte tahakküm kurup insanlığa hümketmeyi umuyordu, vecna ise tek başına böyle bir şey yapma amacında gibiydi. kendisinin hizmetindeki yaratıklar da hive-mind (kovan arısı mantalitesi) bazlı, yani kendi hür düşünce ve iradeleri olmayan varlıklardı sonuçta. tabii fiziksel olarak da wishmaster'daki djinn—yani en azından onun modern dünyada ilk cismanileştiğindeki hali—ve stranger things'deki vecna arasında kayda değer bir benzerlik de var, demiş olduğum gibi. vecna, kendi düzlemine kaçırdığı/kaçırttığı çocukları bir dream world'e sokuyordu, djinn'in kendi düzlemine hapsettiği ruhlara işlence yapması farklı olsa da o hapis tutuş şekli ve görsel olarak da işte ilgili manzaralar benzer görünüyordu diyebilirim. ha bir de, ikisinin yer aldığı yapımlarda da robert englund adlı oyuncu var ve ikisinde de kendisi freddy gibi bir villain'ı oynamıyor, hatta ikisinde de baş kötü olan yaratığın kurbanı oluyor bile diyebiliriz! eyvah, kocaman bir spoiler verdim. ve fakat yazının buralarının spoiler dolu olacağını söylemiştim! hatta daha büyük spoiler'lar da vereyim: teknik olarak ikisinde de ilgili demonik yaratıkları modern dünyaya musallat eden kişiler englund'un oynadığı karakterler: birinde direkt birinin insan halinin babası, diğerinde ise englund tarafından canlandırılan karakterin getirttiği değerli bir tarihi eser olan heykelin kırılması sonrasında gelişen olaylarla modern dünyaya musallat oluyordu ilgili varlık.
dizinin yaratıcıları ise freddy krueger, pinhead ve pennywise'dan çok esinlendiklerini belirtmişler vecna'yı yaratırken. bunlar da aklıma gelmemiş değildi. hatta yukarılarda bahsettiğim, bu dizi hakkında konuştuğumuz arkadaşım "vecna, cenobite'lar gibi" diye bana bir spoiler bile vermişti geçen sene. yani freddy ve pennywise aklıma gelmişti, diğerinde de spoiler yemiştim ama o da kesin aklıma gelirdi.
freddy'nin rüyalara, daha doğrusu kabuslara hükmetmesi; genç kurbanlarına kabuslarında yaptıklarının gerçek hayata da tezahür etmesi... pinhead'in vecna gibi demonik doğası ve farklı bir boyuttan gelip gençlere yaşattığı gerçek hayat kabusları... pennywise zaten çok bariz... sonuçta dünya dışından bir varlık. çocuklara "şirin" görünüp onları amacına ulaşana dek kandırabiliyor. ve... [hayvan ötesi bir spoiler geliyor] sonunda dev bir örümcek gibi bir şey olduğunu görmemiz... işte iki karakterde de bunlar ortak, yani vecna "yarı dünya dışı" sayılsa da... ve burada da bitmiyor: ikisi de kurgusal kasabaları lanetliyor, pennywise'a bir grup çocuk karşı geliyor ve bu vecna açısından da aynen geçerli. tabii birebir bir paralellik kuramayız. pennywise'a karşı yürütülen ikinci savaşta o çocuklar çoktan eşşşek kadar adam/kadın oluyorlar, vecna'da ise işte lise sonda falanlar, en büyük halleri yani. gene de bu iki karakter arasında ciddi paralellikler olduğu da sugötürmez bir gerçek.
madem bir karakterin başka yapımlardaki belirli karakterlerle olan paralelliklerinden bahsettim, şimdi dizideki "göndermelere" gelelim, ki kimisi gönderme olmayabilir de bunların; rastlantı diye bir şey de var sonuçta, ya da bilerek değil de senaristlerin bilinçaltlarının başrol oynadığı esinlenmeler... one ve eleven karakterleri, dizideki en kudretli tiplemeler. ilkine 4. sezona kadar rastlamıyoruz, ikincisi ise baştan beri bizimle. one, işte vecna da. yani kötücül bir karakter. eleven ise iyilerden. yoksa öyle değil mi?.. bir ara kendisinden şüphe duyuyor o da, ve o unuttuğu anılarına yeniden kavuşunca kendisinin bir monster/canavar mı olduğu yoksa işte öyle kötü biri olmadığı mı olduğunu anlıyor. hadi bu sefer spoiler vermeyeyim. haha.
ama bundan sonrası full spoiler: one, henüz bir psikopat olduğu açığa çıkmamışken eleven'ı ayartmaya çalışıyor ve birlikte dünyayı yeniden şekillendirebiliriz diyor. burada "we can make the world as we see fit" gibi bir şey diyor. bu da the matrix'te morpheus'ın neo, yani the one hakkında "i believe(d) that someone will/would be born into the system, he will/would be the one, and he can/could change the matrix as he sees/saw fit" gibi bir şeyler dediğini hatırlıyorum. tam replik bu değildi ama ikisinde de "change the world/matrix as one sees fit" kısmı var. pardon, morpheus bunu ilk "the one" için söylüyordu ve "we'll hail his return" falan gibi bir şeyler diyordu, ve neo da işte isa'nın second coming'i misali the one'ın bir daha gelişiydi. aaa, pardon "the oracle prophesied his return" diyordu galiba morpheus, o "hail"lı kısım makinelerin yok edilmesi / yenilgiye uğratılması falanla alakalıydı galiba.
gelgelelim özünde "the one / one" ve "reshape/change the world/matrix as he/we see(s) fit" kısmı burada önem teşkil ediyor paralellik babında. hadi diyelim ki bu bir tesadüf... henry'nin psikopata bağladığı yerlerde bakışlarına dikkat ederseniz ajan smith'in bakışlarındaki manyaklığın bir iz düşümünü görebilirsiniz. ayrıca kendisi de insanları aşağılık, kötücül görüyordu ve bu yüzden dünyayı baştan aşağı kendi istediği gibi yapma gayesindeydi, tıpkı ajan smith gibi. [the future is our world... the future is our time.] ezcümle ve ek olarak; st'deki one, the matrix'teki the one'a değil de, onun evil bir versiyonuna benzetilebilir. belki de ajan smith'in onun içine girmiş haline... hani deniyordu ya smith bunu, elini neo'nun içine sokup onun imajından da kendisinin bir kopyasını yaratmaya çalışıyordu—burası elbette serinin ilk filminde değildi. işte bunu başarmış hali gibi düşünülebilir.
the matrix göndermeleri/benzerlikleri bunlarla da bitmiyor. ilk sezonda will(iam) hani ortadan kayboluyordu ve nihayetinde aynı sezonun sonunda upside down'da bulunduğunda ağzına böyle organik, iğrenç bir şey takılıydı... bu bağlamda vecna geldikten sonra onun işte ufaklıkları kendi "vessel"ı yapmak için bu yönteme başvurduğunu öğreniyorduk. zaten ilk 2 sezonda, hatta 3. sezonda bile böyle bir fikir yoktu bence ama sonradan iyi bağlamışlar diye düşünüyorum. bu vecna'nın yaşadığı yerde 12 tane çocuğa birden aynı muamele yapılıyordu, işte vecna onların da taze ve kolay yönetilebilir beyinlerini/zihinlerini kullanarak nihai amacına ulaşabilsin diye. the matrix'te neo kırmızı hapı alıp uyandığında ağzına giren robotik bir borulu zamazingoyu çıkartıp etrafına baktığında dehşet bir manzara görüyordu ya, stranger things'de de holly karakteri bir şekilde sokulduğu transtan çıkabildiğinde ağzındaki o şeyi çıkartıyordu ve öncesinde bir hayal dünyasında olduğunu görüyordu ve çevresindeki diğer çocukların hala o şekilde "mışıl mışıl uyuduğunu" görüyordu. yani st'de max karakteri de biraz morpheus gibiydi, zira holly'nin o durumda uyanmasını sağlayabilen kişi kendisiydi. evet, kırmızı hapı vermiyordu ama holly'yi uyandıran portalın açılmasına vesile olan da oydu sonuçta ve onun rehberi ve yol göstericisiydi. [i can only show you the door, but you're the one that has to walk through it.]
the matrix'le çok önemli bir paralellik daha aklıma geldi... o filmde yapay zeka için morpheus: "a singular consciousness that spawned an entire race of machines" diyordu. yani yapay da olsa tek bir zihin, tüm o robotları yönetiyor neticede. stranger things'deki tüm o yaratıkların da hive-mind'ı olduğunu biliyoruz ve onları yöneten yegane kişi/zeka da vecna('nınki) idi. tabii stranger things'de neo ile benzetebileceğimiz karakter eleven ve onun vecna'yı öldürmek üzere çıktığı quest ve the matrix'te neo'nun o master yapay zekayı yok etmek için çıktığı quest arasındaki benzerlikler de dikkat edilirse gözden kaçmaz—buralar da elbette serinin ilk filminde değil. aaa, aklıma yukarılarda "baştan sona izlediğim 3 adet 4 sezonluk diziden biri" olarak bahsettiğim the strain'deki the master denen vampire elder da geldi şimdi. bu da vecna'ya belli bakımlardan benzetilebilir; ki devasa karizmaları, sınırsız kötücüllükleri ve insan ırkının yönettiği dünyayı altüst etme motivasyonları kesinlikle paralel. ayrıca tüm o, seri olsalar da diğer yönlerden zombimsi vampirlerin/strigoi'lerin iradesini yöneten/yönetebilen tek mutlak irade de bu baş vampirinki idi ve bu da büyük bir paralellik.
artık kriptonit/süpermen göndermesinden bahsetmeme gerek yoktur herhalde mesela, zira bu epey kör göze parmak misaliydi. haha.
one ve eleven karakterlerinin aslında gene bir netflix yapımına doğrudan, apaçık bir gönderme olduğunu da söylemişti o, bu konuda konuştuğumuz arkadaşım. squid game imiş o yapım da. izlemediğim için yorum yapamam da şu görseli bırakayım:

başka göndermeler de vardır mutlaka da ilk etapta aklıma gelenlerden bahsetmem kafi sanırım. zaten gayet uyun bir yazı oldu şimdiden. bundan sonrasında kısa kısa bir şeylerden bahsedip yazımı sonlandırıyorum.
dizide mantığıma pek oturmayan epey şey oldu. mesela 3. sezonda rusların kasabadaki avm'ye öyle devasa bir gizli üs kurabilmeleri... yani bir de şu havalandırma kanallarından gizli yerlere kolayca ulaşılabilmesi kötü klişesini görmesek mi artık ya... havalandırma boşluğu konusu bana her halükarda saçma gelecek, ama rusların abd'nin derin güçleriyle iş birliği yapması ihtimalini de görmezden gelemeyiz. evet, kahramanlarımız bu komployu ortaya çıkardıktan sonra abd kuvvetleri orayı basıp komployu sonlandırıyor gibiydi ama bu göstermelik bir operasyon da olabilir. sonuçta işlerin arka planında gizli iş birliği de olabilir elbette.
bir de eight'in insanlara istediği şeyleri gösterebilmek gibi bir süper gücü vardı ya... yani istediği şeyleri "duymalarını" sağlama gücü de olduğunun söylendiğini hatırlamasam da, kendisinin çetesini polisler kovalarken köprü çöküyor gibi görmelerini sağlamıştı eight ve sanki orada yıkılma seslerini de duyuyorduk? hadi bunu yanlış hatırlama ihtimalim var diyelim... henry'nin evil bir karakter olduğunu vessel'ı çocuklara gösteriyorlardı ya, orada da henry odada çocukların olduğunu göremiyordu, o yüzden "iyi adam" rolünden çıkıp kötü olduğunu ifşa ediyordu. orada çocuklar konuşuyordu, yanlış hatırlamıyorsam öyle pek de aşırı kısık sesle konuşmuyorlardı ve henry bunları duyamıyordu. ben sanki eight'in sadece görsel illüzyon yaratma yeteneği var deniyordu diye hatırlıyorum ama böyle sahnelerde sesleri de manipüle edebiliyor gibiydi kendisi. hafızam beni yanıltıyor da olabilir ama. yani dönüp bir daha izlemem gerekir o sahneleri, dediklerimden emin olabilmem için.
son olarak da şey biraz gülünç geldi bana... yani öyle çok şey vardı aslında. mesela o yuri'nin kullandığı uçağın, o artık kullanamazken ve uçakta başka uçak kullanmayı bilen biri yokken çakılmaması gibi... ya da deus ex machina'lar filan. bu gibi şeylere böyle dizilerin ekseriyetinde rastlayabiliyoruz gerçi de işte şey bana epey gülünç geldi... henry'nin, yani 001'in, yani one'ın vecna ile aynı kişi/varlık olduğunun ifşası... yani bana göre ilgili bölümün sonunda vecna'nın bileğinde 001 dövmesini görmemiz okey de, ondan öncesinde en low iq'lu kişinin bile anlayabileceği şekilde bunun resmedilmesi... bana göre sadece çok zeki ve/ya dikkatli izleyicileri ödüllendirmek gerekiyor böyle yapımlarda. burada bayağı moron bile olsanız zaten o son sahneden önce bunların aynı olduğunu anlardınız. orada içimden gülmedim desem yalan olur. "daaaaan" diye vecna'nın bileğine fokuslanıyor kamera ve bir bakıyoruz ve "aaa, 001 yazıyooor" dememiz bekleniyor gibi bir sahne... yani o anın sıradan izleyicilere çarpıcı gelmesi için önceden bunların aynı olduğunu bu kadar bariz göstermeyeceksin işte...
artık yavaş yavaş yazının sonlarına gelebiliriz. yani daha çok şey yazabilirdim ama yazının aşırı uzun olmasını da yeğlemiyorum.
abd gizli/derin devleti ve gizli saklı deneyler... işte böyle şeyleri duyup dururuz, ki burada eleven'ın merkezde olduğu bu konseptin temeli de böyle gerçek bir şeyden geliyor. eleven'ın hikayesi zaten baştan sonra çok etkileyici: fazlasıyla dramatik, yer yer trajik, kimi zaman komik, yeri geldiğinde romantik... bu karakteri oynayan oyuncunun intruders dizisiyle keşfedildiğini düşünüyorum. daha doğrusu, o dizide ufacık haliyle öyle inanılmaz bir karakteri canlandırmıştı ki kendisi, buradaki eleven gibi bir karakteri de bir tek o kıvırabilir, demişlerdir sanıyorum ki. gerçekten de kıvırmış. kendisine helal olsun diyorum.
aklıma gelmişken... dizide işte "derin devlet" eleven'ı ele geçirmek istiyordu. ben buradaki amaçtan pek emin olamadım. öncelikle kasabaya bu kabusları yaşatan geçit eleven tarafından açıldı, doğru. eight'e göre bu "karanlık devlet güçleri" eleven'ın kanının başka bebeklere aktarılması vasıtasıyla başka süper güçlü kişiler yaratıp daha nice öte boyutlara/dünyalara geçitler açma niyetinde idi. bana göreyse belki de bu anomalik hadiseleri tümden sonlandırabilmek için çok sayıda böyle yetenekleri olan karaktere ihtiyaç var diye düşünüyor da olabilirlerdi. yani eight'in teorisi çok mantıklı, ki o merkezdeki hamile kadınlar da buna gayet iyi bir zemin sunuyor ve zaten papa'nın yerini alan kişi de sanki işte böyle "mucizevi" şeylerin peşinde gibiydi. bu gayet akla yatkın. ama burası gene de net belli değildi bence. yani asıl amaçları ne olacaktı, eleven gibi süper güçlere sahip başka çocuklar da yetiştirebilselerdi. papa'nın baştaki amacı mesela başka dünyalara veya boyutlara kapı açmak değildi, bunu biliyoruz. yani one ve eleven düellosunda kimsenin beklemediği bir şey olmuştu ve ilk geçit öyle açılmıştı. ama yoksa bu ilk boyutlar/dünyalar arası geçit bu değil miydi?.. asla bilemeyiz. rusya mesela bu bağlamda konuya epey dahil ama çin veya dünyadaki hiç beklenmedik ülkelerde bile böyle anomaliler olabilir ve bunlardan da işte derin devlet güçleri haberdar olabilirken, kahramanlarımız olmayabilir. ki bu geçitlerin hepsinin aynı boyutlara/dünyalara açılması gibi bir durum da söz konusu olmayabilir... ve/yahut, henry'nin bünyesiyle harmanlanan, dünya dışı gibi görünen maddenin tek örneği o ilgili adamın çantasındaki olmayabilir ve daha nice one'lar, eleven'lar olabilir dünyanın, hatta abd'nin bile birçok yerinde. dediğim gibi, buralarından birçok teori üretebiliriz yapımın.
dizinin sonunu da beğendim ben. aşırı bayılmasam da, ortalamanın bir hayli üstünde bir ustalık seviyesiyle sonlandırılan bir yapım olduğunu düşünüyorum stranger things'in. yakınlarda mı olur, seneler sonra mı olur bilmesem de, bu diziyi en az 1 kere daha baştan sona izlerim gibi görünüyor. şu anda da gene bir netflix yapımı olan animasyon dizisini izlemekteyim. içimiz dışımız tuhaf ötesi şeylerle doldu be! ha-ha-ha.
son olarak da söylemeden edemeyeceğim, yuri ismaylov karakteri inanılmaz komikti dizideki. vallahi yarım yarım yardı beni. asdkşakdşalksdşskda.
devamını gör...
20.
ilk sezon iyiydi.
sonra aynı fikrin kopyasının kopyasının kopyası geldi. ruhu gitti, rüküş efektli bir fast fooda dönüştü. sözde bebeler, ana baba olacak yaşa geldiler.
en son baktığımda cinlere metallica konseri veriyorlardı, o raddede tüketim abartısı.
sonra aynı fikrin kopyasının kopyasının kopyası geldi. ruhu gitti, rüküş efektli bir fast fooda dönüştü. sözde bebeler, ana baba olacak yaşa geldiler.
en son baktığımda cinlere metallica konseri veriyorlardı, o raddede tüketim abartısı.
devamını gör...
