tartının üzerindeyken gözlerin yavaşça ibreye çevrildiği an.
devamını gör...
mutlu olduğum anlar...

gerek yok kanka verin bana melankolikliğimi

geliyor hayal kırıklıklarıııı...

wuuuuuuu
devamını gör...
geçen hafta gelinlik bakmaya giden kız kardeşimin eve gelir gelmez koşarak gelip beğendiği gelinliği üzerine giyip çektirdiği fotoğrafı gösterdiği an. yutkunamadım bile lan
devamını gör...
çocukken, en sevdiğim arkadaşımı rüyamda görmüştüm. daha önce görmediğim kıyafetler vardı üstünde. tepesinde azrail dolaşıyordu tövbe bismillah. neyse sabah oldu. parkta buluştuk, rüyamı da anlatıcam tabii.
bi de ne göreyim. rüyamdaki gibi giyinmiş tıpkı. yeni almışlar, ilk defa yanıma gelirken giymiş. söyleyemedim valla ve korktum ona bi şey olacak diye. neyse ki, olmadı. büyüdü gitti kerata.
nedir, ne değildir bilmiyorum ama çocuk aklımla çok ürkmüştüm. ilk defa da sizinle paylaşıyorum köftehorlar sizi.
devamını gör...
bergen filminin sonu.
izleyenler beni anlar...
devamını gör...
limon sıkmak ve limona dair tüm şeyler.metal kaşığı dişime sürtsem bu kadar çarpılmam.
devamını gör...
(bkz: savunmada derinliğin kaybolduğu an)
devamını gör...
montenegro’da araba iki takla attıktan sonra bilincimin açık şekilde arabadan çıkmam sanırım.
devamını gör...
müslüm baba şarkıya girdiği an.
devamını gör...
hürjet, ilk uçuş.

ilk çocuğumu kucağıma almış gibi hissetmiştim.
devamını gör...
uzaylilar tarafindan kacirildigim o gun.
devamını gör...
ankara'da bir kış günü bornozla balkona çıktığım o an. tüm dikenlerim tüy tüy olmuştu.
devamını gör...
maalesef sallandığımı hissettiğim her an. dikkat kesildikten ve güvende olduğumu hissettikten sonra farkına varıyorum tüylerimin diken diken olduğunu.
devamını gör...
elektrik carpinca. evet.
devamını gör...
hazır olll......

devamını gör...
popescunun finalde kullandığı son penaltı.

sneijderin juveye karlar altında attığı gol.

haginin monaco filelerini havalandırması.

onyekurudan koşu var.
devamını gör...
tüylerim diken diken oldu cümlesi her ne kadar mecazlı bir ifade olsa da ben demin bunu fiziksel biçimde yaşadım.

evet efendim, biraz hava alayım da uykum açılsın diye dışarı çıktım. otururken omzum gıdıklanmaya başladı, saçım mı yok. kıyafet etiketi mi ? değil. kıyafetin dikişleri herhalde dedim. elimle yokladım. elime top gibi bir şey geldi, içgüdüsel biçimde hemen yere attım. arı desem değil, sinek hiç değil, tüylü ve kanatlı bir böcek...

anlamıyorum ki, ne işin var kıyafetimin içinde? kendi ekolojik sistemin sandım diyeceğim. pamuk polyester kumaş boyası karışımı senin ekolojik çevren olamaz sayın böcek...
devamını gör...
sene 85...

daha okula bile gitmiyorum.. o zamanlar bakkallar var, leblebi tozu satıyorlar, işte kızkaçıran falan satıyorlar. biz de ekseri lojmandayız, babalarımızın o şehir için önemli görevleri var, bize de üç beş harçlık rahatlıkla düşüyor.

başımızda da bir bülent abi var, boyu 8 yaşından biraz fazla uzun ama yaş 14.. trabzonlular, sanırım.. biz bülent abi eşliğinde gittik, harçlıklarımızla torpil, kızkaçıran, füze müze, bakkalda ne bulduysak aldık.. fakat az bir miktar değil.. murat, ben, ali, ömer, bülent abi, batur.. 15 çocuk varız..

bülent abi bunları boşalttı bir gazetenin üstüne.. yerde şöyle bir öbek kadar kara barut var. füze denilen patlayıcı oyuncağın içine sıkı sıkı doldurdu (allah'tan o ara fezaya uçmamışız), fitilleri de uç uca ekledi.. hepimizin bir arabanın arkasına pustuğumuzu dikkatlice teftiş ettikten sonra çakmağı çaktı..

o ara benim içimde "biz bir b.k yedik ama" gibisinden primitif bir korku, pişmanlık, heyecan karışımı bir his var. fitil bitti.. kijüviiişşşt, pufaaaaaoooov gibi bir ses duyuldu..

ma hal le a ya ğa kalk tı.. (başlığa konu olan tüylerin diken diken olma anı burası.. torpil sana oldu apollo 11, havalandı gidiyor).

köşede bir tane ahşap, iki katlı, eski, köhne bir ev var, içinde çok ihtiyar bir karı koca.. bunlar yunan işgalini görmüş.. adam sen, "yunan bastı" diye al tüfeği eline, çık sokağa...

bütün bu teatral sahne içerisinde istisnasız bütün pencereler anne doldu.. tam bağıracaklardı, herkes kendi picini görünce hepsi sustu.. bizim bir önceki kuşak sana oldu mu fransız asilzadesi? filiz teyze var, aç tartılsa 110 kilo, nurdan teyze desen onun az basık, az daha şişman hali.. "özgüüüüür, yukarı kadar bir bakabilir misin yavrum?", "muratcığım, hadi yukarı gel, yoruldun".. bizi bırak, mahallenin kızları da işin ortağı, nazan teyze de kızını çağırıyor ama o irilikten değil, çeviklikten puan alıyor.

ben şanslıyım, annem babamla aynı iş yerinde çalışıyor, evde anneannem var. kolunu bilekten kessen bana vuramaz.. 2 dakika geçmeden bütün evlerden çocuk çığlıkları yükseliyor, bizim evde "toprak başıma.. oğlum aklımı aldın, namussuz adam.. şimdi gidip ikimize kahve yapacağım, sen de kıpırdamayacaksın (burada ceza veriyor)".. bu arada aramızda anne dayağı yemeyip, terlikten yukarı bir malzemeyle sopa yiyen tek talihsiz de bülent abi'ydi...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"tüyleri diken diken eden anlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim