zorla tesettüre sokulan kız çocukları
başlık "teyzen nevfik" tarafından 07.11.2020 15:07 tarihinde açılmıştır.
141.
devamını gör...
142.
çoğu dayak yiye yiye öğrenir tesettürü. bu yüzden büyüyünce artık saçma bile bulsa, haydi hop denilince çıkaramazlar.
devamını gör...
143.
yakaladığı ilk fırsatta başörtüsünü çıkaracak kişidir. çoğunluğu, zaman zaman ailesinden gizli bir şekilde saçı açık bir şekilde gezmiştir. bu saçmalıktan muzdarip olan kadınlar, ilk gördüğü erkeği bir kurtuluş yolu zannederek fazla anlam yükleme hatasına düşerler. bu da hayattan yedikleri ikinci darbe olur. (bkz: türkiye'de kadın olmak)
devamını gör...
144.
ailelerini çok pis pataklayasım geliyor. zorlama her işten nefret ederim.
devamını gör...
145.
günün birinde açılırlar. haklarıdır.
devamını gör...
146.
feminist teyzen'iz erkeklere nefret kusmak heyecanıyla ilk cümlesinde aklına gelen tüm eril isim ve sıfatları sıralarken "kız çocuklarını" "koca" sahibi yapmış. böyle dilleri ayaklarına dolaşınca komik oluyorlar ama pardon falan da demezler, "zorla evlendirilen kız çocukları" diye bir başlık daha açarlar.
küçük yaşlı kızlarını tesettüre sokan sofu veya tarikatçi aileler ne yazık ki var. bazıları da küçük yaşlı oğullarına cübbe sarık vb. giydiriyorlar (ama onlar bu sözde hümanistlerin umrunda olmaz). kızların daha çok görünmesinin sebebi ortaokul yaşlarından itibaren dişilerin topluma ve çevreye uyma dürtüsünün daha güçlü olmasıdır. zorlayanların başını da babalar değil, kocalar hiç değil, anne, nine ve kaynanalar çeker.
şu an olduğum yerde yaşı 40'ı geçmiş ama annesinin zoruyla örtünen 3 kadın var. kocaların etkisi olmadığını nerden biliyorum? çünkü ikisi kocalarıyla tatile gittiklerinde açıyorlar, biri de bekar.
evet, benim kişisel anektodal kanıtlarım senin ideolojik uydurmalarından daha değerli.
küçük yaşlı kızlarını tesettüre sokan sofu veya tarikatçi aileler ne yazık ki var. bazıları da küçük yaşlı oğullarına cübbe sarık vb. giydiriyorlar (ama onlar bu sözde hümanistlerin umrunda olmaz). kızların daha çok görünmesinin sebebi ortaokul yaşlarından itibaren dişilerin topluma ve çevreye uyma dürtüsünün daha güçlü olmasıdır. zorlayanların başını da babalar değil, kocalar hiç değil, anne, nine ve kaynanalar çeker.
şu an olduğum yerde yaşı 40'ı geçmiş ama annesinin zoruyla örtünen 3 kadın var. kocaların etkisi olmadığını nerden biliyorum? çünkü ikisi kocalarıyla tatile gittiklerinde açıyorlar, biri de bekar.
evet, benim kişisel anektodal kanıtlarım senin ideolojik uydurmalarından daha değerli.
devamını gör...
147.
bizim binada var bir tane. kara çarşaflı bir kadın, sarıklı, upuzun sakallı bir adam ve 6 tane çocuk. en büyük kızları daha 3. sınıfta ve tesettürlü. daha geçen gün mahallede oyun oynuyor diye dayak yedi annesinden.
sorsan çok dindarlar ama birkaç ay önce yaşlı babalarını huzur evine gönderdiler falan.
yani ne denir ki.
sorsan çok dindarlar ama birkaç ay önce yaşlı babalarını huzur evine gönderdiler falan.
yani ne denir ki.
devamını gör...
148.
hani neredeler? kendileri ile tanışmak, görüşmek isterim. şimdi şok olabilirsiniz ama ailenin çocuk üzerinde hakkı vardır. tesettüre girmek dünyanın en korkunç şeyi imiş gibi davranmak başlı başına yanlış bir davranıştır. bir kere güzel dinimizde tesettüre tam riayet yaşı ergenliğe giriştir yani mükellef olunca tesettüre tam olarak girmen gerekir. bunun haricinde 5 yaşında göbeği açık kız çocukları aynı yaşta ailesi tarafından tesettüre sokulmuş kız çocuklarından daha az rahatsızlık veriyorsa size, siz bozuksunuzdur zira o yaşta göbeği açıklığı da muazzam bir bilinçle değil herkesin içtiği suyu yudumlamak maksadıyla kafaya diker çocuk ve her aile; kendi çocuğuna "aile terbiyesi" vermelidir. aile terbiyesinin cüzlerinden biri de giyim kuşamdır. çok açık saçık giyinmek düşüklük alametidir. böyle hap gibi yutmanız gerekir bu hakikatleri bir şeyi savunurken niçin savunduğunu reddederken niçin reddettiğini mantıklı bir şekilde izah edemeyen kişilerin de görüşleri dikkate alınası değildir. peki tesettüre zorla sokulan kız çocuğunu kim tesettüründen zorla çıkarıyor? kendisi mi? bunları da düşünmek lazım tabii.
devamını gör...
149.
#3873227
bak kardesim, bilale anlatir gibi anlatayim.
din dedigin sey kisiye aittir, kisinin inanclariyla, dogru bulduklariyla ilgilidir.
birini prangaya vurur gibi sartlar koyarak, zorlayarak yaptirilan sey o kisinin secimi degildir. cocuk yastan itibaren yapilan bu zorbalik cocugun hayat sekli olur, onu kabullenir, hatta bir muddet sonra savunmayada baslar katiline asik olan kurban gibi.
ebeveynlerin yapmasi gereken, cocuklarin kendi inanclari, kendi dogrulari olusabilmesi icin onlara alan yaratmak, onlarin ihtiyaci oldugu zaman onlara gereken korumayi, bilgiyi saglamaktir. bu mantikla, kisinin musluman olmak kadar, hristiyan olma, hatta dinsiz olma hakki bile vardir.
ama senin gibi tipler, insanlarin elinden en insani hakki alip, bunu savunup, birde gelip burada atar yaptiklarindan, maalesef sizler gibilerin cocuklari secme, inanma veya inanmama hakki elinden alinmis, kayip cocuklardir.
bak kardesim, bilale anlatir gibi anlatayim.
din dedigin sey kisiye aittir, kisinin inanclariyla, dogru bulduklariyla ilgilidir.
birini prangaya vurur gibi sartlar koyarak, zorlayarak yaptirilan sey o kisinin secimi degildir. cocuk yastan itibaren yapilan bu zorbalik cocugun hayat sekli olur, onu kabullenir, hatta bir muddet sonra savunmayada baslar katiline asik olan kurban gibi.
ebeveynlerin yapmasi gereken, cocuklarin kendi inanclari, kendi dogrulari olusabilmesi icin onlara alan yaratmak, onlarin ihtiyaci oldugu zaman onlara gereken korumayi, bilgiyi saglamaktir. bu mantikla, kisinin musluman olmak kadar, hristiyan olma, hatta dinsiz olma hakki bile vardir.
ama senin gibi tipler, insanlarin elinden en insani hakki alip, bunu savunup, birde gelip burada atar yaptiklarindan, maalesef sizler gibilerin cocuklari secme, inanma veya inanmama hakki elinden alinmis, kayip cocuklardir.
devamını gör...
150.
sanırım bu konuda söz sahibi olan, olabilecek ve olacak olan benim. bu yazdıklarımı bir “itiraf” olarak da değerlendirebilirsiniz.
ben ergenliğe girdikten sonra zorla başı kapatılan o çocuklardan biriydim. ailem evet muhafazakar ancak bu muhafazakarlık konusunu ailem kıstasında değerlendirmeyeceğim keza dindar olup da okuyan, öğrenen de çokça kimse var. fakat benim ailem onlardan biri değil. cahilizmle örtüşen bağnaz, yobaz ve hatta gerici bir dindarlıkları var. yıllar içinde bu saydığım sıfatlar törpülense de halen ne yazık ki böyleler.
benim aile eşrafım da bu kesimden. çocukluk arkadaşlarım da, onların aileleri de bu kesimden. ben hep “aykırı” düşünen bir çocuk olduğumu zannederdim. mini etek giyebilmenin bir aykırılık olmadığını şimdi şimdi kavrıyorum. çocukken hiç sıfır kollu giyemedim. hiç kısa elbise/ etek giyemedim. hatta pantolon giydiğimde hep popomu kapatacak bir şey giymem istendi üstüne. yaşım 6-10 arasıydı tüm bunlar olurken. kendilerince kız çocuklarını “koruma” çabalarıydı belki de bu. ama bana böyle lanse edilmedi. “günah” dendi. cehennemde cayır cayır yanarsın dendi. çocuktum ve korkuyordum.
içimde hep ukdelerle büyüdüm. istediğim hiçbir şeyi istediğim şekilde giyememiş olmanın ve “günah” baskısının bedelini maalesef çok sonra ödeyecektim.
ergenliğe girdikten sonra bu islamcı tayfanın iğrenç ve zikretmek dahi istemediğim düşünce tarzı nedeniyle (anlayan anladı) ve yakın arkadaşlarımın başlarını kapamaları sebebiyle zorla benim de başım örtüldü. istemediğimi bile söyleyemedim. çünkü ailem tarafından zorbalandım.
kendimce bu durumu kabullenmeye çalışıp, ben başımı örtüyorum ama neden örtüyorumu araştırıp geçerli sebepler bulmak ve içimi rahatlatmaya çalıştım. lise çağına geldiğimde okula baş örtüsünü takıp yollandığımda utanıyor ve ağlıyordum. tesettür utanılacak ve ağlanılacak bir şeydir diye demiyorum lütfen yanlış anlaşılmasın. isteyerek gönülden başını kapatan biri olsaydım elbette ağlamazdım ve durumu özümser benimserdim. bu benim öyküm. bana özel.
lise bittikten sonra full time “kapalı” moda geçmiştim. üniversite hazırlık ve üniversite dönemim kendimle barışmaya çalışarak geçti. içten içe görünüşümden mutlu olmasam da mış gibi yapıp kendimi kandırdım yıllarca. yıllarca… mezun oldum, atandım… o örtü hep başımdaydı ama ruhumu daraltmaya başladığını hissediyordum.
önce dinden çıktım. evet bariz şekilde islamiyeti reddederek, deist oldum. bu bir süreçti. böyle bir background’dan gelen birine göre bu tercihi yapmak inanın hiç kolay olmadı. ama inanmamayı seçtiğimde ruhumun özgürleştiğini hissettim. durduk yere olmadı.. okudum, araştırdım… kendi içimde bir “epiphany” bir aydınlanma yaşayıp “ben nelere inanmışım yıllarca” sorgulamalarına girdim. şimdi şöyle düşünen bir güruh da olabilir; “baskıdan o baskıdan.” inkar etmeyeceğim. dine karşı soğumama evet büyük oranda baskı neden oldu ama benim yolum hep belliydi. belliymiş. aklı selim bir insanım. görüneni görmeyi tercih ettim diyeyim.
neyse psikolojik kısmına girmeyeyim ancak kendi bedenine yabancılaşma hissini dibine kadar yaşayan biri olarak kronik depersonalizasyon hastası biriyim artık. emeği geçenlere teşekkürler.
birkaç sene evvel o radikal kararı alıp, artık bir yetişkin olmanın da verdiği cesaretle başımı açtım. elbette aileme bu durumu kabullendirmek kolay olmadı. ancak direttim. diretirim. madem ben marjinaldim alın size marjinallik o zaman demeliydim. dedim de.
evet o yıllarca üzerimde taşıdığım yük kalktı. evet kesinlikle daha özgür hissediyorum. evet annem halen kıyafetlerime karışıyor. ama inanmadığım bir şeyi artık üzerimde taşımıyorum.
bedel konusuna gelecek olursak. yılların baskısı ve “cehennem” korkusu bir yerde elbette error verdi. yapmak isteyip yapamadığım hemen hemen her şeyi yaptım. gayet insani ve normal şeyler ama anama babama sorarsan “kafir” ilan edilebileceğim şeyler. günahkar bir kötü kadın (!)
onlara kızma işini bırakalı çok oldu. zamanında çok öfke duydum evet. çok beddua ettim. ama affettim ve barıştım onların gerçekleriyle. o kini ve nefreti zaten yorgun olan kalbime yük etmek istemedim.
bu arada çocukken “onlar kapandı sen niye kapanmıyorsun” denilen arkadaşlarım da hemen hemen benimle aynı dönemde başlarını açtılar. onların hikayesi başka tabii. bu benimki.
yazılanları okudum. herkes fikir beyan etmiş ama direkt konu muhatabı biri olarak paylaşmak istedim. buraya kadar okuduysanız takip beğeni fav ashshshbs.
olduğunuz gibi göründüğünüz bir hayat dilerim. çav.
edit: kimseyi offend etmek istemem. sürçülisan ettiysem affola.
ben ergenliğe girdikten sonra zorla başı kapatılan o çocuklardan biriydim. ailem evet muhafazakar ancak bu muhafazakarlık konusunu ailem kıstasında değerlendirmeyeceğim keza dindar olup da okuyan, öğrenen de çokça kimse var. fakat benim ailem onlardan biri değil. cahilizmle örtüşen bağnaz, yobaz ve hatta gerici bir dindarlıkları var. yıllar içinde bu saydığım sıfatlar törpülense de halen ne yazık ki böyleler.
benim aile eşrafım da bu kesimden. çocukluk arkadaşlarım da, onların aileleri de bu kesimden. ben hep “aykırı” düşünen bir çocuk olduğumu zannederdim. mini etek giyebilmenin bir aykırılık olmadığını şimdi şimdi kavrıyorum. çocukken hiç sıfır kollu giyemedim. hiç kısa elbise/ etek giyemedim. hatta pantolon giydiğimde hep popomu kapatacak bir şey giymem istendi üstüne. yaşım 6-10 arasıydı tüm bunlar olurken. kendilerince kız çocuklarını “koruma” çabalarıydı belki de bu. ama bana böyle lanse edilmedi. “günah” dendi. cehennemde cayır cayır yanarsın dendi. çocuktum ve korkuyordum.
içimde hep ukdelerle büyüdüm. istediğim hiçbir şeyi istediğim şekilde giyememiş olmanın ve “günah” baskısının bedelini maalesef çok sonra ödeyecektim.
ergenliğe girdikten sonra bu islamcı tayfanın iğrenç ve zikretmek dahi istemediğim düşünce tarzı nedeniyle (anlayan anladı) ve yakın arkadaşlarımın başlarını kapamaları sebebiyle zorla benim de başım örtüldü. istemediğimi bile söyleyemedim. çünkü ailem tarafından zorbalandım.
kendimce bu durumu kabullenmeye çalışıp, ben başımı örtüyorum ama neden örtüyorumu araştırıp geçerli sebepler bulmak ve içimi rahatlatmaya çalıştım. lise çağına geldiğimde okula baş örtüsünü takıp yollandığımda utanıyor ve ağlıyordum. tesettür utanılacak ve ağlanılacak bir şeydir diye demiyorum lütfen yanlış anlaşılmasın. isteyerek gönülden başını kapatan biri olsaydım elbette ağlamazdım ve durumu özümser benimserdim. bu benim öyküm. bana özel.
lise bittikten sonra full time “kapalı” moda geçmiştim. üniversite hazırlık ve üniversite dönemim kendimle barışmaya çalışarak geçti. içten içe görünüşümden mutlu olmasam da mış gibi yapıp kendimi kandırdım yıllarca. yıllarca… mezun oldum, atandım… o örtü hep başımdaydı ama ruhumu daraltmaya başladığını hissediyordum.
önce dinden çıktım. evet bariz şekilde islamiyeti reddederek, deist oldum. bu bir süreçti. böyle bir background’dan gelen birine göre bu tercihi yapmak inanın hiç kolay olmadı. ama inanmamayı seçtiğimde ruhumun özgürleştiğini hissettim. durduk yere olmadı.. okudum, araştırdım… kendi içimde bir “epiphany” bir aydınlanma yaşayıp “ben nelere inanmışım yıllarca” sorgulamalarına girdim. şimdi şöyle düşünen bir güruh da olabilir; “baskıdan o baskıdan.” inkar etmeyeceğim. dine karşı soğumama evet büyük oranda baskı neden oldu ama benim yolum hep belliydi. belliymiş. aklı selim bir insanım. görüneni görmeyi tercih ettim diyeyim.
neyse psikolojik kısmına girmeyeyim ancak kendi bedenine yabancılaşma hissini dibine kadar yaşayan biri olarak kronik depersonalizasyon hastası biriyim artık. emeği geçenlere teşekkürler.
birkaç sene evvel o radikal kararı alıp, artık bir yetişkin olmanın da verdiği cesaretle başımı açtım. elbette aileme bu durumu kabullendirmek kolay olmadı. ancak direttim. diretirim. madem ben marjinaldim alın size marjinallik o zaman demeliydim. dedim de.
evet o yıllarca üzerimde taşıdığım yük kalktı. evet kesinlikle daha özgür hissediyorum. evet annem halen kıyafetlerime karışıyor. ama inanmadığım bir şeyi artık üzerimde taşımıyorum.
bedel konusuna gelecek olursak. yılların baskısı ve “cehennem” korkusu bir yerde elbette error verdi. yapmak isteyip yapamadığım hemen hemen her şeyi yaptım. gayet insani ve normal şeyler ama anama babama sorarsan “kafir” ilan edilebileceğim şeyler. günahkar bir kötü kadın (!)
onlara kızma işini bırakalı çok oldu. zamanında çok öfke duydum evet. çok beddua ettim. ama affettim ve barıştım onların gerçekleriyle. o kini ve nefreti zaten yorgun olan kalbime yük etmek istemedim.
bu arada çocukken “onlar kapandı sen niye kapanmıyorsun” denilen arkadaşlarım da hemen hemen benimle aynı dönemde başlarını açtılar. onların hikayesi başka tabii. bu benimki.
yazılanları okudum. herkes fikir beyan etmiş ama direkt konu muhatabı biri olarak paylaşmak istedim. buraya kadar okuduysanız takip beğeni fav ashshshbs.
olduğunuz gibi göründüğünüz bir hayat dilerim. çav.
edit: kimseyi offend etmek istemem. sürçülisan ettiysem affola.
devamını gör...
151.
luayik devlet eliyle zorla tesettürü çıkarılan genç kızlardan daha mı kötü durumdalar?
öyle ya, bu kızlar gençliğe ulaşınca da kapalı kalırsa luayikçiler nerden çıplak vucüt bulup da zevklenecek?
ulan sana ne herkes çocuğunu dindar yetiştirir, iffetli yetiştirir, senin kaşarlı yetiştirmene karışan var mı ?
öyle ya, bu kızlar gençliğe ulaşınca da kapalı kalırsa luayikçiler nerden çıplak vucüt bulup da zevklenecek?
ulan sana ne herkes çocuğunu dindar yetiştirir, iffetli yetiştirir, senin kaşarlı yetiştirmene karışan var mı ?
devamını gör...
152.
allah tesettürü erkeğe ve kadına ölçüleri belirli şekilde emrediyor. kız çocuklarının ise bu duruma erken alışması için, muhafazakar aileler işi biraz öne alıyorlar. bu da kendi içinde tutarlı. insanın davranışları ve kalbi önemli ama dış görünüş de içi yansıttığı gibi, bazı prototipler dahilindeysen her şeyi kafana göre yapamıyorsun. hocaların sakal bırakma sünnetini hakkını veremem çekincesiyle geç yaşlara bırakmayı düşünen erkeklere dediği gibi '' sen sakalı değil, sakal seni koruyacak'' o çember sakallı halinle haram kadına gitmek istesen, kadın seni kovar.
tesettürde bu iş biraz dini yükümlülükten adete hatta modaya dönüştü. sokaklarda genç yaşta olup da bol pardesülü ve örtüsünü omuzlarından sarkıtmış kız neredeyse göremiyoruz. her şeyde olduğu gibi tesettür kavramı da maalesef dejenere edilmeye çalışıldı ve ediliyor. bu noktada kendisini dindar, inançlı olarak tanımlayanların bir silkinme göstermesi gerekiyor.
tesettürde bu iş biraz dini yükümlülükten adete hatta modaya dönüştü. sokaklarda genç yaşta olup da bol pardesülü ve örtüsünü omuzlarından sarkıtmış kız neredeyse göremiyoruz. her şeyde olduğu gibi tesettür kavramı da maalesef dejenere edilmeye çalışıldı ve ediliyor. bu noktada kendisini dindar, inançlı olarak tanımlayanların bir silkinme göstermesi gerekiyor.
devamını gör...
153.
her yerde olduğu gibi burada da yobaz şahısları görüyorum.
açılan başlık sayesinde de rengini belli ediyor şahıslar.
hak yolunu anlatmaya çalışanların bok yolundan yazdıklarını gayet iyi biliyorum.
allah allah diyip,yediği naneleri saymama gerek yok.
bu tipler bir de kadınların kapalı olması gerektiğini söylüyor.
övündüğünüz kitabın ne anlattığını anlamıyorsunuz.
kırık türkçe ve zayıf kelamınız ile kendi sidiğinizde boğulmanız dileği ile.
açılan başlık sayesinde de rengini belli ediyor şahıslar.
hak yolunu anlatmaya çalışanların bok yolundan yazdıklarını gayet iyi biliyorum.
allah allah diyip,yediği naneleri saymama gerek yok.
bu tipler bir de kadınların kapalı olması gerektiğini söylüyor.
övündüğünüz kitabın ne anlattığını anlamıyorsunuz.
kırık türkçe ve zayıf kelamınız ile kendi sidiğinizde boğulmanız dileği ile.
devamını gör...
154.
savunulacak hiçbir yanı olmayan durumdur. net bir şekilde insan hakları ihlalidir bu. kimsenin kimseyi istemediği bir yaşam tarzına zorlamaya hakkı yoktur. istiyorsa kendisi tesettüre girer. zaten bir kadın tesettürü içselleştirmemişse, tamamen zorlamayla kapanıyorsa ne değeri olabilir bunun? değerli olan insanın içinden gelerek yaptığıdır.
devamını gör...
155.
başörtüsü mağduriyetiniz bi bitmedi, 28 şubat’ta bile bu kadar kasmadılar. gündem olması gereken elli bin tane konu var, halen on dakikaya bi başörtüsü diye sayıklıyorsunuz.
devamını gör...
156.
sokakta oynaması gereken ilkokul çocuğunun bile kafasını kapatıp hâlâ bunu savunuyorlar. saçtan tahrik olan, küçücük çocuğun saçından tahrik olunabileceğini düşünen kendisi öyledir. he çocuktan tahrik olan var mı, elbette var. ama burada sorun saçı görünen çocukta değil, o tahrik olan mahluk. herif sapıksa çarşafa da soksan o kişi tahrik olacak bişey bulur. hayvana halleniyorlar, tecavüze uğrayan hayvan çarşaf giymedi, türban takmadı diye mi tecavüze uğruyor.
sokakta ip atlaması gereken kıza çeşitli dini hurafelerle izin vermiyorlar. yaz günü pişen çocuğu feraceye bilmem neye sokuyorlar. göbeği açık edebiyatıyla da kılıf bulunuyor. tamam kardeşim göbeği kapalı tişört giysin. illa uzun kollu kazak, türban mı göbeği açık tişörtün karşılığı.
sonradan açılsın diyorlar bir de. çocuk yaşta o baskıya maruz kalmış, korkuyu hissetmiş şahıs o travmayı kolay mı atlatıyor. nitekim zaten böyle büyütülen kişiler genellikle o dayatmayı yapan aile bireyi gibi adamlarla evlendiriliyor. yani nöbetçi değişiyor sadece. önceden baba sonradan koca. sanki kocası izin veriyor açılmasına. hayvanat bahçesindeki hayvanları eğitirken olduğu gibi öğretilmiş çaresizlik oluşuyor bu insanlarda.
madem dininiz o kadar güzel, bırakın kendisi aldığı eğitimle, düşünceleriyle kendi karar versin. bakalım kaçı kapanıyor. dininizi araştırıp seçmiyorsunuz, doğduğun andan itibaren oluşan dayatmayla din sahibi oluyorsun. düşündüm taşındım en doğru din benimki gibi müslüman olmuyor kimse. başka ülkede doğsanız orda en yaygın dinin mensubu olup onun yobazı olacaktınız. din tamamen korku üzerine. öyle yanacaksın böyle derin yüzülecek diye anlatırsan korkuyla düşünemez, mecbur uyar insan. sorgulama dinden çıkarsın diyorlar sonra, e çıkar tabi. küçükken fırsat verseniz de o zaman sorgulasaydı en başından başarısız olacaktınız zaten.
çocukluğunu çaldığınız bu insanlar dinden çıkmaya en elverişli insanlar aslında. babasından dayak yiyerek büyüyen kişinin babasından nefret etmesi gibi. sadece o çocuklar nasıl ki cesaret bulup karşı koyamıyorsa, bu kızlarda da aynı korku oluşuyor. bir sorgulamaya başlayan anında çıkıyor zaten.
hem hoşgörü dini, seçim falan diyip hem de çocukluktan itibaren din dayatmak apayrı çelişki zaten. gerçi din de kapanmıyorsa dövün diyor, hani şu iradeye müdahale etmeyen hoşgörü dini.
ne saçmış, ne kılmış anasını satayım ne derdi bitiyor ne mağduriyeti. kız kafasını sıfıra vurursa sorun biter mi mesela yoksa türban şart mı. saçsız kafa derisi görünüyorsa nasıl oluyor o iş, tanrı ona da birsey demiş mi.
sokakta ip atlaması gereken kıza çeşitli dini hurafelerle izin vermiyorlar. yaz günü pişen çocuğu feraceye bilmem neye sokuyorlar. göbeği açık edebiyatıyla da kılıf bulunuyor. tamam kardeşim göbeği kapalı tişört giysin. illa uzun kollu kazak, türban mı göbeği açık tişörtün karşılığı.
sonradan açılsın diyorlar bir de. çocuk yaşta o baskıya maruz kalmış, korkuyu hissetmiş şahıs o travmayı kolay mı atlatıyor. nitekim zaten böyle büyütülen kişiler genellikle o dayatmayı yapan aile bireyi gibi adamlarla evlendiriliyor. yani nöbetçi değişiyor sadece. önceden baba sonradan koca. sanki kocası izin veriyor açılmasına. hayvanat bahçesindeki hayvanları eğitirken olduğu gibi öğretilmiş çaresizlik oluşuyor bu insanlarda.
madem dininiz o kadar güzel, bırakın kendisi aldığı eğitimle, düşünceleriyle kendi karar versin. bakalım kaçı kapanıyor. dininizi araştırıp seçmiyorsunuz, doğduğun andan itibaren oluşan dayatmayla din sahibi oluyorsun. düşündüm taşındım en doğru din benimki gibi müslüman olmuyor kimse. başka ülkede doğsanız orda en yaygın dinin mensubu olup onun yobazı olacaktınız. din tamamen korku üzerine. öyle yanacaksın böyle derin yüzülecek diye anlatırsan korkuyla düşünemez, mecbur uyar insan. sorgulama dinden çıkarsın diyorlar sonra, e çıkar tabi. küçükken fırsat verseniz de o zaman sorgulasaydı en başından başarısız olacaktınız zaten.
çocukluğunu çaldığınız bu insanlar dinden çıkmaya en elverişli insanlar aslında. babasından dayak yiyerek büyüyen kişinin babasından nefret etmesi gibi. sadece o çocuklar nasıl ki cesaret bulup karşı koyamıyorsa, bu kızlarda da aynı korku oluşuyor. bir sorgulamaya başlayan anında çıkıyor zaten.
hem hoşgörü dini, seçim falan diyip hem de çocukluktan itibaren din dayatmak apayrı çelişki zaten. gerçi din de kapanmıyorsa dövün diyor, hani şu iradeye müdahale etmeyen hoşgörü dini.
ne saçmış, ne kılmış anasını satayım ne derdi bitiyor ne mağduriyeti. kız kafasını sıfıra vurursa sorun biter mi mesela yoksa türban şart mı. saçsız kafa derisi görünüyorsa nasıl oluyor o iş, tanrı ona da birsey demiş mi.
devamını gör...
157.
bu meselede kimsenin savunmadığı bir şeyi varmış gibi anlatılıyor.
evet, bir çocuğa bir şeyi zorlamak yanlıştır. buna zaten kimsenin itirazı yok.
ama buradan kalkıp tesettürlü her kadını; travmalı, baskı görmüş, iradesiz ilan etmek de başka bir bağnazlık. kapalı bir kadın görünce otomatik olarak mağdur etiketi yapıştırmak, onu kendi kararını veremeyen biri gibi görmek düpedüz kibir.
“saçtan tahrik olan sapıklar var, o yüzden çocuk kapanmamalı” argümanı da meseleyi bilinçli olarak çarpıtmak. zaten sorun saçta değil, sapıkta. ama nedense çözüm sapıkla mücadele etmek değil de tesettürle kavga etmek oluyor.
bir de iş iyice abartılıp: hepsi baskıyla büyütülüyor, hepsi korkuyla yaşıyor, hepsi çaresiz, noktasına getiriliyor. bu kadar genelleme gerçeklik mi? resmen öfke kusmak. her muhafazakar aileyi zalim, her tesettürlüyü mağdur göstermek en az dayatma kadar ideolojik. hatta ötesinde.
zorla kapanmak ne kadar yanlışsa, zorla açılmak ya da sürekli “sen özgür değilsin” diye hayat tarzını küçümsemek de aynı derecede müdahale.
tercih olan hiçbir şey kimseye açıklama borçlu değil.
evet, bir çocuğa bir şeyi zorlamak yanlıştır. buna zaten kimsenin itirazı yok.
ama buradan kalkıp tesettürlü her kadını; travmalı, baskı görmüş, iradesiz ilan etmek de başka bir bağnazlık. kapalı bir kadın görünce otomatik olarak mağdur etiketi yapıştırmak, onu kendi kararını veremeyen biri gibi görmek düpedüz kibir.
“saçtan tahrik olan sapıklar var, o yüzden çocuk kapanmamalı” argümanı da meseleyi bilinçli olarak çarpıtmak. zaten sorun saçta değil, sapıkta. ama nedense çözüm sapıkla mücadele etmek değil de tesettürle kavga etmek oluyor.
bir de iş iyice abartılıp: hepsi baskıyla büyütülüyor, hepsi korkuyla yaşıyor, hepsi çaresiz, noktasına getiriliyor. bu kadar genelleme gerçeklik mi? resmen öfke kusmak. her muhafazakar aileyi zalim, her tesettürlüyü mağdur göstermek en az dayatma kadar ideolojik. hatta ötesinde.
zorla kapanmak ne kadar yanlışsa, zorla açılmak ya da sürekli “sen özgür değilsin” diye hayat tarzını küçümsemek de aynı derecede müdahale.
tercih olan hiçbir şey kimseye açıklama borçlu değil.
devamını gör...
158.
size ne el alemin çocuğundan dedirtir. anne babası neyse çocuk ona benzer bana ne sana ne.
devamını gör...
159.
evet kapanmak istemeyip de zorla kapatılan birçok kız çocuğu var ülkede. sizin inkar etmeniz, kulaklarınızı tıkamanız gerçeği değiştirmiyor.
bütün kapalılar zorla kapanıyor diye bir şey de yok tabii ki ama zorla kapanan kimse yok demek apaçık bir şekilde yalan söylemektir.
bırakalım kadınlar nasıl giyineceklerine kendileri karar versin, başkaları onların adına karar vermesin. örtünmek isteyene de kimse karışmasın onlara karışanlar da yobazdır.
bütün kapalılar zorla kapanıyor diye bir şey de yok tabii ki ama zorla kapanan kimse yok demek apaçık bir şekilde yalan söylemektir.
bırakalım kadınlar nasıl giyineceklerine kendileri karar versin, başkaları onların adına karar vermesin. örtünmek isteyene de kimse karışmasın onlara karışanlar da yobazdır.
devamını gör...
160.
sıfır noktasından başlamak gerekiyor o zaman başlayalım (aslında önce tek tek insan, aile, toplum, millet, din başlıklarına ekmek kırıntıları bırakıp hepinizin cazulardan oburlardan cinlerden kendi gayretinizle kurtulmanızı ümit ederek cehdedecektim ama sonra o kadar planlı biri olmadığım aklıma geldi hepsini buraya yalapşap fışkırtacağım anlaşılan)
evvela insan nedir? buradan başlatıyorsunuz insanı bakın bu dramdır. insanın ne olduğu hakkında hiç düşündünüz mü bilmiyorum ben düşündüm etimolojisine falan baktım (bunlar ben erişkinliğe girdiğim zamana tekabül eder) ve bazı bilgiler edindim. daha iyi anlayın diye madde madde gideceğim. çünkü siz buna değersiniz:
1- insan tek başına insan değildir ancak toplumun içinde tarihi (yani öze dair) (yani bilinir) bir kıymeti olur
2- insan kelime olarak arapça "üns"den gelir bu da ünsiyet yani bağ kurma ve ikram etme, verimkar olma ile alakalıdır
3- insan herşeyi öğrenir daha doğmadan önce öğrenmeye başlar hayata bir ceylan gibi doğar doğmaz başlamaz yürümeyi konuşmayı giyinmeyi falanları filanları öğrenmesi gerekir
bu üç madde cepte ise aileye geçiyorum aileyi maddelemeyeceğim ama şunu bilin: insan olabilmeniz için en azından konuşup yürüyebilmeniz için bir "aile"ye ihtiyacınız var bu öz olur üvey olur fark etmez ama sizinle iyi kötü alakadar olunması gerekir. yoksa insan sınıfına giremezsiniz. cidden giremezsiniz 46 kromozomunuzla düşünmek nedir bilmeden (ilk kez düşünecekler için rahatlatma kabilinden: beyniniz acımıyor düşünmekten korkmayın -zaten sinir yokmuş beyinde diyorlar- ama biraz dertleniyorsunuz) ölüp gidersiniz
buraya kadar özet geçelim: yani bir insan teki vardı doğmuştu ailesi tarafından belirli bir yaşa kadar kendisine bakıldı işte emzirildi, yedirildi, yürümesi öğretildi, konuşma öğretildi, tuvalet alışkanlığı verildi çocuğun cinsiyetine göre cinsiyet rolleri öğretildi erkekse ona göre kız ise ona göre giydirildi çocuk bunları öğrenmiş oldu. kendi ailesinin ideolojik durumuna göre şekillenmeye başladı. ergenliği ile beraber "otorite" olarak gördüğü ailesine kendi zihni gelişmişliğince karşı çıktı (bazen çıkmaz da yahut içte tutar tamamen karakter meselesi) bunu yaparken de aileden cemaate kaçtı yani yeni bir öğrenme süreci başladı. o dahil olduğu cemaatteki insanların davranışlarını tavırlarını falanlarını filanlarını öğrendi ve anadolu irfanının "ceviz kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmemiş/ yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmez" diye özetlediği noktaya geldi.
bütün bunları niçin yazıyorum çok sıkıldım temel bilgiler vermekten atlıyorum (daha sakin sakin anlatacağım derken bu noktaya geleceğini bilen yan mahallede aruza laf eden kel çizelim buraya) çünkü birileri "insan" ve "aile" diye birşey yokmuş gibi davranıyorlar. bir aile elbette kendi inancını çocuğuna kabul ettirmek isteyecek. bunda hiç saçma bir şey yok. aksinde saçma birşey var. dini yahut aidiyeti ne olursa olsun her aile çocuğuna bu şekilde davranır ve davranmalıdır. bunu kabul ettirirken "zorla" denilen şey devreye giriyor. o kadar da zorla değildi o şeyler biliyorsunuz. annenizi babanızı mutlu etmek yahut üzmemek için kendiniz kabul ediyordunuz bir müddet sonra zaten sevindirip sevindirmemek yahut üzüp üzmemek sizin kendi isteğinize karşı "boynu bükükler garip yetimler"i oynayınca ailenize karşı çıkıyordunuz ama "zorla" ifadesi zorlama bir ifade muhtemelen seçenek sunmuştur aileniz size "eğer okula gitmek istiyorsan bunu giyeceksin" demiş olsun mesela yahut "dışarı çıkacaksan bunu takacaksın" demiş olsun aslında burada olan şey de bir seçim hakkı. okula gitmemeyi yahut dışarı çıkmamayı tercih edebilirsin. kazın ayağı öyle değil biliyorum. iç gıdıklamak için söyledim bu son kısmı. tamamen aile hiçbir dini bilgi vermesin çocuk yaşı gelince kendi seçsin kabilinden saçmalıklar saçanları rahatsız etmek için böyle yazdım. aile bu aile boru değil. sanki dünyadaki tüm bilgiyi özümseyeceksiniz akıl zengini olacaksınız da kendi fikriniz olacak. en fazla kendi tercihiniz olur bu kafayla bir fikriniz olamaz zira başa dönmek gerekiyor bunları anlatmak için. temel mantık falan onu da izah edecek derman bende yokmuş görmüş olduk. yine de ailelerinizi sevin gençler. sizin kötülüğünüzü istemezler sizin düşmanınız da değiller. size kızmaya da hakları olabilir zira boklu bezinizi falan değiştirmişlerdir kaç kere inandıkları şey için size dua etmişlerdir kaç kere sizin için endişelenmişlerdir. kimse de onlar kadar endişelenemez sizin için. bir düşünün abiler ablalar. cidden beyniniz acımaz.
evvela insan nedir? buradan başlatıyorsunuz insanı bakın bu dramdır. insanın ne olduğu hakkında hiç düşündünüz mü bilmiyorum ben düşündüm etimolojisine falan baktım (bunlar ben erişkinliğe girdiğim zamana tekabül eder) ve bazı bilgiler edindim. daha iyi anlayın diye madde madde gideceğim. çünkü siz buna değersiniz:
1- insan tek başına insan değildir ancak toplumun içinde tarihi (yani öze dair) (yani bilinir) bir kıymeti olur
2- insan kelime olarak arapça "üns"den gelir bu da ünsiyet yani bağ kurma ve ikram etme, verimkar olma ile alakalıdır
3- insan herşeyi öğrenir daha doğmadan önce öğrenmeye başlar hayata bir ceylan gibi doğar doğmaz başlamaz yürümeyi konuşmayı giyinmeyi falanları filanları öğrenmesi gerekir
bu üç madde cepte ise aileye geçiyorum aileyi maddelemeyeceğim ama şunu bilin: insan olabilmeniz için en azından konuşup yürüyebilmeniz için bir "aile"ye ihtiyacınız var bu öz olur üvey olur fark etmez ama sizinle iyi kötü alakadar olunması gerekir. yoksa insan sınıfına giremezsiniz. cidden giremezsiniz 46 kromozomunuzla düşünmek nedir bilmeden (ilk kez düşünecekler için rahatlatma kabilinden: beyniniz acımıyor düşünmekten korkmayın -zaten sinir yokmuş beyinde diyorlar- ama biraz dertleniyorsunuz) ölüp gidersiniz
buraya kadar özet geçelim: yani bir insan teki vardı doğmuştu ailesi tarafından belirli bir yaşa kadar kendisine bakıldı işte emzirildi, yedirildi, yürümesi öğretildi, konuşma öğretildi, tuvalet alışkanlığı verildi çocuğun cinsiyetine göre cinsiyet rolleri öğretildi erkekse ona göre kız ise ona göre giydirildi çocuk bunları öğrenmiş oldu. kendi ailesinin ideolojik durumuna göre şekillenmeye başladı. ergenliği ile beraber "otorite" olarak gördüğü ailesine kendi zihni gelişmişliğince karşı çıktı (bazen çıkmaz da yahut içte tutar tamamen karakter meselesi) bunu yaparken de aileden cemaate kaçtı yani yeni bir öğrenme süreci başladı. o dahil olduğu cemaatteki insanların davranışlarını tavırlarını falanlarını filanlarını öğrendi ve anadolu irfanının "ceviz kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmemiş/ yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmez" diye özetlediği noktaya geldi.
bütün bunları niçin yazıyorum çok sıkıldım temel bilgiler vermekten atlıyorum (daha sakin sakin anlatacağım derken bu noktaya geleceğini bilen yan mahallede aruza laf eden kel çizelim buraya) çünkü birileri "insan" ve "aile" diye birşey yokmuş gibi davranıyorlar. bir aile elbette kendi inancını çocuğuna kabul ettirmek isteyecek. bunda hiç saçma bir şey yok. aksinde saçma birşey var. dini yahut aidiyeti ne olursa olsun her aile çocuğuna bu şekilde davranır ve davranmalıdır. bunu kabul ettirirken "zorla" denilen şey devreye giriyor. o kadar da zorla değildi o şeyler biliyorsunuz. annenizi babanızı mutlu etmek yahut üzmemek için kendiniz kabul ediyordunuz bir müddet sonra zaten sevindirip sevindirmemek yahut üzüp üzmemek sizin kendi isteğinize karşı "boynu bükükler garip yetimler"i oynayınca ailenize karşı çıkıyordunuz ama "zorla" ifadesi zorlama bir ifade muhtemelen seçenek sunmuştur aileniz size "eğer okula gitmek istiyorsan bunu giyeceksin" demiş olsun mesela yahut "dışarı çıkacaksan bunu takacaksın" demiş olsun aslında burada olan şey de bir seçim hakkı. okula gitmemeyi yahut dışarı çıkmamayı tercih edebilirsin. kazın ayağı öyle değil biliyorum. iç gıdıklamak için söyledim bu son kısmı. tamamen aile hiçbir dini bilgi vermesin çocuk yaşı gelince kendi seçsin kabilinden saçmalıklar saçanları rahatsız etmek için böyle yazdım. aile bu aile boru değil. sanki dünyadaki tüm bilgiyi özümseyeceksiniz akıl zengini olacaksınız da kendi fikriniz olacak. en fazla kendi tercihiniz olur bu kafayla bir fikriniz olamaz zira başa dönmek gerekiyor bunları anlatmak için. temel mantık falan onu da izah edecek derman bende yokmuş görmüş olduk. yine de ailelerinizi sevin gençler. sizin kötülüğünüzü istemezler sizin düşmanınız da değiller. size kızmaya da hakları olabilir zira boklu bezinizi falan değiştirmişlerdir kaç kere inandıkları şey için size dua etmişlerdir kaç kere sizin için endişelenmişlerdir. kimse de onlar kadar endişelenemez sizin için. bir düşünün abiler ablalar. cidden beyniniz acımaz.
devamını gör...