141.
her yerde olduğu gibi burada da yobaz şahısları görüyorum.
açılan başlık sayesinde de rengini belli ediyor şahıslar.
hak yolunu anlatmaya çalışanların bok yolundan yazdıklarını gayet iyi biliyorum.
allah allah diyip,yediği naneleri saymama gerek yok.
bu tipler bir de kadınların kapalı olması gerektiğini söylüyor.
övündüğünüz kitabın ne anlattığını anlamıyorsunuz.
kırık türkçe ve zayıf kelamınız ile kendi sidiğinizde boğulmanız dileği ile.
devamını gör...
142.
savunulacak hiçbir yanı olmayan durumdur. net bir şekilde insan hakları ihlalidir bu. kimsenin kimseyi istemediği bir yaşam tarzına zorlamaya hakkı yoktur. istiyorsa kendisi tesettüre girer. zaten bir kadın tesettürü içselleştirmemişse, tamamen zorlamayla kapanıyorsa ne değeri olabilir bunun? değerli olan insanın içinden gelerek yaptığıdır.
devamını gör...
143.
sokakta oynaması gereken ilkokul çocuğunun bile kafasını kapatıp hâlâ bunu savunuyorlar. saçtan tahrik olan, küçücük çocuğun saçından tahrik olunabileceğini düşünen kendisi öyledir. he çocuktan tahrik olan var mı, elbette var. ama burada sorun saçı görünen çocukta değil, o tahrik olan mahluk. herif sapıksa çarşafa da soksan o kişi tahrik olacak bişey bulur. hayvana halleniyorlar, tecavüze uğrayan hayvan çarşaf giymedi, türban takmadı diye mi tecavüze uğruyor.

sokakta ip atlaması gereken kıza çeşitli dini hurafelerle izin vermiyorlar. yaz günü pişen çocuğu feraceye bilmem neye sokuyorlar. göbeği açık edebiyatıyla da kılıf bulunuyor. tamam kardeşim göbeği kapalı tişört giysin. illa uzun kollu kazak, türban mı göbeği açık tişörtün karşılığı.

sonradan açılsın diyorlar bir de. çocuk yaşta o baskıya maruz kalmış, korkuyu hissetmiş şahıs o travmayı kolay mı atlatıyor. nitekim zaten böyle büyütülen kişiler genellikle o dayatmayı yapan aile bireyi gibi adamlarla evlendiriliyor. yani nöbetçi değişiyor sadece. önceden baba sonradan koca. sanki kocası izin veriyor açılmasına. hayvanat bahçesindeki hayvanları eğitirken olduğu gibi öğretilmiş çaresizlik oluşuyor bu insanlarda.

madem dininiz o kadar güzel, bırakın kendisi aldığı eğitimle, düşünceleriyle kendi karar versin. bakalım kaçı kapanıyor. dininizi araştırıp seçmiyorsunuz, doğduğun andan itibaren oluşan dayatmayla din sahibi oluyorsun. düşündüm taşındım en doğru din benimki gibi müslüman olmuyor kimse. başka ülkede doğsanız orda en yaygın dinin mensubu olup onun yobazı olacaktınız. din tamamen korku üzerine. öyle yanacaksın böyle derin yüzülecek diye anlatırsan korkuyla düşünemez, mecbur uyar insan. sorgulama dinden çıkarsın diyorlar sonra, e çıkar tabi. küçükken fırsat verseniz de o zaman sorgulasaydı en başından başarısız olacaktınız zaten.

çocukluğunu çaldığınız bu insanlar dinden çıkmaya en elverişli insanlar aslında. babasından dayak yiyerek büyüyen kişinin babasından nefret etmesi gibi. sadece o çocuklar nasıl ki cesaret bulup karşı koyamıyorsa, bu kızlarda da aynı korku oluşuyor. bir sorgulamaya başlayan anında çıkıyor zaten.

hem hoşgörü dini, seçim falan diyip hem de çocukluktan itibaren din dayatmak apayrı çelişki zaten. gerçi din de kapanmıyorsa dövün diyor, hani şu iradeye müdahale etmeyen hoşgörü dini.

ne saçmış, ne kılmış anasını satayım ne derdi bitiyor ne mağduriyeti. kız kafasını sıfıra vurursa sorun biter mi mesela yoksa türban şart mı. saçsız kafa derisi görünüyorsa nasıl oluyor o iş, tanrı ona da birsey demiş mi.
devamını gör...
144.
bu meselede kimsenin savunmadığı bir şeyi varmış gibi anlatılıyor.
evet, bir çocuğa bir şeyi zorlamak yanlıştır. buna zaten kimsenin itirazı yok.

ama buradan kalkıp tesettürlü her kadını; travmalı, baskı görmüş, iradesiz ilan etmek de başka bir bağnazlık. kapalı bir kadın görünce otomatik olarak mağdur etiketi yapıştırmak, onu kendi kararını veremeyen biri gibi görmek düpedüz kibir.

“saçtan tahrik olan sapıklar var, o yüzden çocuk kapanmamalı” argümanı da meseleyi bilinçli olarak çarpıtmak. zaten sorun saçta değil, sapıkta. ama nedense çözüm sapıkla mücadele etmek değil de tesettürle kavga etmek oluyor.

bir de iş iyice abartılıp: hepsi baskıyla büyütülüyor, hepsi korkuyla yaşıyor, hepsi çaresiz, noktasına getiriliyor. bu kadar genelleme gerçeklik mi? resmen öfke kusmak. her muhafazakar aileyi zalim, her tesettürlüyü mağdur göstermek en az dayatma kadar ideolojik. hatta ötesinde.

zorla kapanmak ne kadar yanlışsa, zorla açılmak ya da sürekli “sen özgür değilsin” diye hayat tarzını küçümsemek de aynı derecede müdahale.

tercih olan hiçbir şey kimseye açıklama borçlu değil.
devamını gör...
145.
size ne el alemin çocuğundan dedirtir. anne babası neyse çocuk ona benzer bana ne sana ne.
devamını gör...
146.
evet kapanmak istemeyip de zorla kapatılan birçok kız çocuğu var ülkede. sizin inkar etmeniz, kulaklarınızı tıkamanız gerçeği değiştirmiyor.

bütün kapalılar zorla kapanıyor diye bir şey de yok tabii ki ama zorla kapanan kimse yok demek apaçık bir şekilde yalan söylemektir.

bırakalım kadınlar nasıl giyineceklerine kendileri karar versin, başkaları onların adına karar vermesin. örtünmek isteyene de kimse karışmasın onlara karışanlar da yobazdır.
devamını gör...
147.
sıfır noktasından başlamak gerekiyor o zaman başlayalım (aslında önce tek tek insan, aile, toplum, millet, din başlıklarına ekmek kırıntıları bırakıp hepinizin cazulardan oburlardan cinlerden kendi gayretinizle kurtulmanızı ümit ederek cehdedecektim ama sonra o kadar planlı biri olmadığım aklıma geldi hepsini buraya yalapşap fışkırtacağım anlaşılan)

evvela insan nedir? buradan başlatıyorsunuz insanı bakın bu dramdır. insanın ne olduğu hakkında hiç düşündünüz mü bilmiyorum ben düşündüm etimolojisine falan baktım (bunlar ben erişkinliğe girdiğim zamana tekabül eder) ve bazı bilgiler edindim. daha iyi anlayın diye madde madde gideceğim. çünkü siz buna değersiniz:

1- insan tek başına insan değildir ancak toplumun içinde tarihi (yani öze dair) (yani bilinir) bir kıymeti olur
2- insan kelime olarak arapça "üns"den gelir bu da ünsiyet yani bağ kurma ve ikram etme, verimkar olma ile alakalıdır
3- insan herşeyi öğrenir daha doğmadan önce öğrenmeye başlar hayata bir ceylan gibi doğar doğmaz başlamaz yürümeyi konuşmayı giyinmeyi falanları filanları öğrenmesi gerekir

bu üç madde cepte ise aileye geçiyorum aileyi maddelemeyeceğim ama şunu bilin: insan olabilmeniz için en azından konuşup yürüyebilmeniz için bir "aile"ye ihtiyacınız var bu öz olur üvey olur fark etmez ama sizinle iyi kötü alakadar olunması gerekir. yoksa insan sınıfına giremezsiniz. cidden giremezsiniz 46 kromozomunuzla düşünmek nedir bilmeden (ilk kez düşünecekler için rahatlatma kabilinden: beyniniz acımıyor düşünmekten korkmayın -zaten sinir yokmuş beyinde diyorlar- ama biraz dertleniyorsunuz) ölüp gidersiniz

buraya kadar özet geçelim: yani bir insan teki vardı doğmuştu ailesi tarafından belirli bir yaşa kadar kendisine bakıldı işte emzirildi, yedirildi, yürümesi öğretildi, konuşma öğretildi, tuvalet alışkanlığı verildi çocuğun cinsiyetine göre cinsiyet rolleri öğretildi erkekse ona göre kız ise ona göre giydirildi çocuk bunları öğrenmiş oldu. kendi ailesinin ideolojik durumuna göre şekillenmeye başladı. ergenliği ile beraber "otorite" olarak gördüğü ailesine kendi zihni gelişmişliğince karşı çıktı (bazen çıkmaz da yahut içte tutar tamamen karakter meselesi) bunu yaparken de aileden cemaate kaçtı yani yeni bir öğrenme süreci başladı. o dahil olduğu cemaatteki insanların davranışlarını tavırlarını falanlarını filanlarını öğrendi ve anadolu irfanının "ceviz kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmemiş/ yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmez" diye özetlediği noktaya geldi.

bütün bunları niçin yazıyorum çok sıkıldım temel bilgiler vermekten atlıyorum (daha sakin sakin anlatacağım derken bu noktaya geleceğini bilen yan mahallede aruza laf eden kel çizelim buraya) çünkü birileri "insan" ve "aile" diye birşey yokmuş gibi davranıyorlar. bir aile elbette kendi inancını çocuğuna kabul ettirmek isteyecek. bunda hiç saçma bir şey yok. aksinde saçma birşey var. dini yahut aidiyeti ne olursa olsun her aile çocuğuna bu şekilde davranır ve davranmalıdır. bunu kabul ettirirken "zorla" denilen şey devreye giriyor. o kadar da zorla değildi o şeyler biliyorsunuz. annenizi babanızı mutlu etmek yahut üzmemek için kendiniz kabul ediyordunuz bir müddet sonra zaten sevindirip sevindirmemek yahut üzüp üzmemek sizin kendi isteğinize karşı "boynu bükükler garip yetimler"i oynayınca ailenize karşı çıkıyordunuz ama "zorla" ifadesi zorlama bir ifade muhtemelen seçenek sunmuştur aileniz size "eğer okula gitmek istiyorsan bunu giyeceksin" demiş olsun mesela yahut "dışarı çıkacaksan bunu takacaksın" demiş olsun aslında burada olan şey de bir seçim hakkı. okula gitmemeyi yahut dışarı çıkmamayı tercih edebilirsin. kazın ayağı öyle değil biliyorum. iç gıdıklamak için söyledim bu son kısmı. tamamen aile hiçbir dini bilgi vermesin çocuk yaşı gelince kendi seçsin kabilinden saçmalıklar saçanları rahatsız etmek için böyle yazdım. aile bu aile boru değil. sanki dünyadaki tüm bilgiyi özümseyeceksiniz akıl zengini olacaksınız da kendi fikriniz olacak. en fazla kendi tercihiniz olur bu kafayla bir fikriniz olamaz zira başa dönmek gerekiyor bunları anlatmak için. temel mantık falan onu da izah edecek derman bende yokmuş görmüş olduk. yine de ailelerinizi sevin gençler. sizin kötülüğünüzü istemezler sizin düşmanınız da değiller. size kızmaya da hakları olabilir zira boklu bezinizi falan değiştirmişlerdir kaç kere inandıkları şey için size dua etmişlerdir kaç kere sizin için endişelenmişlerdir. kimse de onlar kadar endişelenemez sizin için. bir düşünün abiler ablalar. cidden beyniniz acımaz.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"zorla tesettüre sokulan kız çocukları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim