yazarların kendilerini 10 yıl sonra nerede gördükleri sorunsalı
güzel bir üniversiteden mezun olmuş bir şekilde. tabii ondan sonra işsiz kalacak mıyım, buraları şimdilik düşünmemeliyim.
devamını gör...
friendly fire
(bkz: dost ateşi)
savaş sırasında çıkan karmaşa veya koordinasyon eksikliğinde ortaya çıkabilir.
--- alıntı ---
harekatın ikinci günü rumlar havadan inen birliklerle, denizden çıkan birliklerin birleşmesini engellemek ve bu birlikleri imha etmek üzere harekât gerçekleştirdi. ada topraklarında savaş sürerken haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı kocatepe muhribi türk uçaklarınca batırıldı; 54 asker öldü.
--- alıntı ---
savaş sırasında çıkan karmaşa veya koordinasyon eksikliğinde ortaya çıkabilir.
--- alıntı ---
harekatın ikinci günü rumlar havadan inen birliklerle, denizden çıkan birliklerin birleşmesini engellemek ve bu birlikleri imha etmek üzere harekât gerçekleştirdi. ada topraklarında savaş sürerken haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı kocatepe muhribi türk uçaklarınca batırıldı; 54 asker öldü.
--- alıntı ---
devamını gör...
prora oteli

hitler tarafından, nazilerin tatil yapması için inşa ettirilmiş ama hiç kullanılmamış bir oteldir. 10 bin odalı bu otel, 20 bin kişiliktir. otel rügen adası'nın sahilinde 4,5 kilometre boyunca uzanıyor.

hitler'in propaganda amacıyla inşa ettirdiği bu otelde 3 yıl boyunca 9000 kişi çalıştı. ıı. dünya savaşı başladığında hala bitmemiş olan otelin inşası da bu sırada durdu. savaştan sonra askeri amaçlarla kullanılmış olsa da otel nazilere hizmet vermemiştir.
konu ile ilgili bir videoyu da izlemek isteyenler için paylaşmak isterim:
devamını gör...
iyi arkadaş olunan birinden zamanla uzaklaşmak
zamanla kullanıldığınızı hissettiğinizde, sahte samimiyete tahammül edemediğinizde, yapılan yanlışlara rağmen şans verdiğinizde ve iyi niyetiniz defalarca suistimal edildiğinde yapılan eylem.
devamını gör...
büyük olan çocukların kardeşlerine yaptıkları eşek şakaları
ölü taklidi yapmak. bir süre ağlattıktan sonra, şaka şaka denilerek kalkınca, şaşkın, mutlu, göz yaşlarını silen ama hala ne olduğunu anlamaz halde, gözünde birazcık korku olan kardeşe güldüğüm doğrudur. çok ayıp etmişim. yıllar sonra üzüldüm bak.
devamını gör...
at çalmaya gidiyoruz
çok huzurlu ve etkileyici bir roman.
iki farklı zaman dilimi içerisinde gidip geliyorsunuz. tam anlamıyla derin bir yüzleşme yaşanıyor. baş kahramanın hayatını anlamlandırmaya çalışmasına, varoluş sancısına şahit oluyorsunuz.
burada ki at çalmak ifadesi, yakın bir arkadaşla ormanda boş gördüğü ata binmek, dolaşmak anlamını taşıyor. tam bir çalma vakası değil kısa süreli el koyma desek daha hoş olur. *bütün aile sırları, kişilik buhranları işte bu 'at çalmak' hikayesi ile başlıyor. doğa’nın zor şartları, babaya benzeme çalışmaları (onun gibi güçlü, kudretli olma) ve baba’nın sırlarına şahit olup onun kafada ki o eşsiz görüntüsünün sarsılması, hayal kırıkları yaşanması ile sürekli dengeleri değiştiriyor.. her şey var bu kitapta. tıpkı yaşam gibi.. özellikle küçük yaştaki çocukların doğa koşulları altında direkt büyümesi aslında o çocukluğu yaşamadan ağır sorumluluk alıp kaldıramamalarını görüyoruz. roman insan’ın içindeki hazin bir tarafı da ortaya çıkartıyor.
ben orman olmuştum.
orman adamların hikayesi...
baş karakter trond yaşlılığını tıpkı çocukluğundaki gibi bir orman kulübesinde geçirmek istiyor. oraya dönüp geçmişle yüzleşme yaşayacağı kişi ile karşılaşıyor. bu karakterin hem 15 yaşındaki toy halinin hem de yaşlılık halinin tasviri o kadar güzel yapılmış ki.
kitapta en çok dikkatimi çeken ikizler olayıydı. iki yerde birbirinden bağımsız ikizler geçiyordu ve burası spoiler içerecek muhakkak biri ölüyordu.
yazar bir röportajında ikizler takıntısı olduğunu belirtmiş. kendisinin bir ikizi olmadığı için şanslı hissediyormuş. eğer bir ikizi olsaydı erken ölen muhakkak kendisi olurmuş gibi algılaması var. ilginç geldi.
yazarın diğer kitaplarınıda bu vesileyle okumaya çalışacağım. çünkü uzun zamandır bu kadar etkileyici bir anlatımla karşılaşmadım.
kitap evernevergreen önerisiydi.* benimle birlikte okuyan yagami light ın yorumu ile de taçlanmış, çiçeklenmiş.
kitap norveç köyünden el sallıyor, diyor ki,
haydi at çalmaya...
iki farklı zaman dilimi içerisinde gidip geliyorsunuz. tam anlamıyla derin bir yüzleşme yaşanıyor. baş kahramanın hayatını anlamlandırmaya çalışmasına, varoluş sancısına şahit oluyorsunuz.
burada ki at çalmak ifadesi, yakın bir arkadaşla ormanda boş gördüğü ata binmek, dolaşmak anlamını taşıyor. tam bir çalma vakası değil kısa süreli el koyma desek daha hoş olur. *bütün aile sırları, kişilik buhranları işte bu 'at çalmak' hikayesi ile başlıyor. doğa’nın zor şartları, babaya benzeme çalışmaları (onun gibi güçlü, kudretli olma) ve baba’nın sırlarına şahit olup onun kafada ki o eşsiz görüntüsünün sarsılması, hayal kırıkları yaşanması ile sürekli dengeleri değiştiriyor.. her şey var bu kitapta. tıpkı yaşam gibi.. özellikle küçük yaştaki çocukların doğa koşulları altında direkt büyümesi aslında o çocukluğu yaşamadan ağır sorumluluk alıp kaldıramamalarını görüyoruz. roman insan’ın içindeki hazin bir tarafı da ortaya çıkartıyor.
ben orman olmuştum.
orman adamların hikayesi...
baş karakter trond yaşlılığını tıpkı çocukluğundaki gibi bir orman kulübesinde geçirmek istiyor. oraya dönüp geçmişle yüzleşme yaşayacağı kişi ile karşılaşıyor. bu karakterin hem 15 yaşındaki toy halinin hem de yaşlılık halinin tasviri o kadar güzel yapılmış ki.
kitapta en çok dikkatimi çeken ikizler olayıydı. iki yerde birbirinden bağımsız ikizler geçiyordu ve burası spoiler içerecek muhakkak biri ölüyordu.
yazar bir röportajında ikizler takıntısı olduğunu belirtmiş. kendisinin bir ikizi olmadığı için şanslı hissediyormuş. eğer bir ikizi olsaydı erken ölen muhakkak kendisi olurmuş gibi algılaması var. ilginç geldi.
yazarın diğer kitaplarınıda bu vesileyle okumaya çalışacağım. çünkü uzun zamandır bu kadar etkileyici bir anlatımla karşılaşmadım.
kitap evernevergreen önerisiydi.* benimle birlikte okuyan yagami light ın yorumu ile de taçlanmış, çiçeklenmiş.
kitap norveç köyünden el sallıyor, diyor ki,
haydi at çalmaya...
devamını gör...
yazarların keşke ben yazsaydım dedikleri şiir veri tabanı
kaldırımlar
sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa karışan noktasında
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
bu gece yarısında iki kişi uyanık:
biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.
içimde damla damla bir korku birikiyor,
sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
simsiyah camlarını üzerime dikiyor
gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.
kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.
bana düşmez can vermek bir kucakta,
ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
iki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.
ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
ıslak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
necip fazıl kısakürek
sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa karışan noktasında
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
bu gece yarısında iki kişi uyanık:
biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.
içimde damla damla bir korku birikiyor,
sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
simsiyah camlarını üzerime dikiyor
gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.
kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.
bana düşmez can vermek bir kucakta,
ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
iki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.
ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
ıslak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
necip fazıl kısakürek
devamını gör...
geldikleri gibi giderler
mustafa kemal atatürk'ün tarihe kazınan sözü.
''gecenin en karanlık anı şafağa en yakın andır'' elbette bunlar da g i d e c e k !
''gecenin en karanlık anı şafağa en yakın andır'' elbette bunlar da g i d e c e k !
devamını gör...
the imperial march
john williams tarafından bestelenen, ilk olarak the empire strikes back filminde duyduğumuz, darth vader'ın tema müziği. herhangi bir mekana giriş müziği olarak kullanılabilir.
devamını gör...
kısa saç batağı
ansızın saçlarımı kestirmeliyim diye çıkılan yolda bir daha asla uzatamama sorunsalı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
oturduğum yerde uyukluyorum, özellikle tv karşısında.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
başıma gelen bir hadisenin binbir türlü farklı senaryosunu düşlemek
devamını gör...
uykusuzkahve
değerli moderatörümüzdür. kendisiyle yemek tariflerinin püf noktaları hakkında bilgi alışverişi yapıyoruz. radyo için verdiği emek için de ayrıyeten teşekkürler.
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
devamını gör...
bulgaristan göçmenleri
mübadele yıllarında türkiyeye zorunlu olarak göç ettirilen kimselerdir. çoğu 1893 yılında geldiğinden "93 muhaciri" olarak adlandırılır.
bulgaristan göçmenleri türkiye kurulduğunda yapılan inkilapları ilk benimseyip yayılmasına vesile olmuş göçmenlerdir.
bugün seküler olarak adlandırılan bu göçmenlerin dini konuları iş, eğitim, sağlık, siyaset ve sosyal hayatlarına karıştırmamaları nedeniyle dinsiz yaftası yeseler de ülkeyi ileriye taşıyacak olan yine göçmenlerdir.
ufak bi grubun sürekli birilerine nefret söylemlerinde bulunduğuna çokça şahit olduğumuz şu günlerde bir kez daha anlıyoruz ki gençler apolitik tutumlarını sürdürdüğü sürece bazı bağnazlar memleketi sahipsiz sanıp köpek seviciliğini göstermek adına havlamaya başlamıştır. bu ülkenin sahibi sanmayın kendinizi uluyan tayfa. bugün alıp başımızı gitsek "bizi de alın yanınıza" diye eteklerimize yapışıp yüzsüzce sadaka beklersiniz, unutmayın.
bulgaristan göçmenleri türkiye kurulduğunda yapılan inkilapları ilk benimseyip yayılmasına vesile olmuş göçmenlerdir.
bugün seküler olarak adlandırılan bu göçmenlerin dini konuları iş, eğitim, sağlık, siyaset ve sosyal hayatlarına karıştırmamaları nedeniyle dinsiz yaftası yeseler de ülkeyi ileriye taşıyacak olan yine göçmenlerdir.
ufak bi grubun sürekli birilerine nefret söylemlerinde bulunduğuna çokça şahit olduğumuz şu günlerde bir kez daha anlıyoruz ki gençler apolitik tutumlarını sürdürdüğü sürece bazı bağnazlar memleketi sahipsiz sanıp köpek seviciliğini göstermek adına havlamaya başlamıştır. bu ülkenin sahibi sanmayın kendinizi uluyan tayfa. bugün alıp başımızı gitsek "bizi de alın yanınıza" diye eteklerimize yapışıp yüzsüzce sadaka beklersiniz, unutmayın.
devamını gör...
yazarların hatırladığı ilk hayal kırıklığı
annemin beni istemediğini ve hamileyken bunun için çaba sarf ettiğini öğrendiğim gündür.
devamını gör...
geceye bir kürtçe şarkı bırak
ne demek? tabii ki bırakırız. müzik evrenseldir, her dil değerlidir. her ne kadar bu dili bilmesem de çok başarılı kişi ve gruplar vardır. özellikle rock grup bajarı çok beğenirim.
orjinali ingilizce olan "they don't care about us" şarkısının kürtçe versiyonu "bêjim em ne xema wan in" harikadır. türkçesi "kimse bizi iplemiyor ü'len"
de hadi buyrunuz;
linç edecekleri özelden alayım.
orjinali ingilizce olan "they don't care about us" şarkısının kürtçe versiyonu "bêjim em ne xema wan in" harikadır. türkçesi "kimse bizi iplemiyor ü'len"
de hadi buyrunuz;
linç edecekleri özelden alayım.
devamını gör...


