içip içip eski sevgiliyi aramak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkiye'de 20 milyon kürt var bu kadar insanı kendi dilinde eğitimden mahrum bırakmak onları kültüründen ve kendi benliklerinden uzaklaştırır. siz iran'daki 25 milyon türkün ana dilde eğitim görmesini istemez misiniz? eminim ki istersiniz.

o zaman kendiniz için istediğinizi başkası için istememek sizi ne kadar samimi yapar?

durumu bölücü yapan biziz kürtlere kötü davranırsak, onları kendimizden aşağı görürsek, haklarını kısıtlarsak, adamlar bu özgürlükleri bir şekilde kazanmak isteyecek. ve bunun için teröristlere dahi sempati duymaya başlayanları olacak.

özgürlüğü nasıl vereceğimize gelirsek örnekleri mevcut:

avrupa'nın başkenti brüksel'de şehir ikiye bölünmüş durumdadır devlet daireleri okullar hatta reklam panoları bile, fransızca ve flemenkçe olarak ayrılır. insan tabii ki kendi milletinden olana karşı daha farklı davranacaktır orada da böyle ufak sürtüşmeler olur flemenkler fransızları sert görür mesela ama bunlar tabii şeyler.

onlardan alınacak ders birbirlerini vatan haini ilan etmeyip insancıl bir şekilde geçinip kendilerinde ne hak varsa diğer milletten olan insana karşıda aynısı vermeye karşı olmadıkları olacaktır.

bu topraklarda olamaz demeyin cumhuriyetten öncesinde bu tarz milliyetçi bir devlet bu topraklarda yaşamamış bile.
devamını gör...

m.ö 5700- m.ö 4700 yılları arasında balkanlar bölgesinde varlığını sürdürmüş olan bir neolitik anaerkil kültürdür. ama vinca kültürünü diğer zamane kültürlerden ayrı kılan, çok daha dikkat çekici bir özelliği vardır. bu özellik romanya'nın tartaria köyünde bulunan 7000 yıllık taş tabletlerdeki henüz çözülmemiş çeşitli sembollerdir ve bu tabletlerdeki sembollerin dünyadaki ilk yazı sistemi olabileceği iddia edilmektedir. söz konusu iddia kanıtlandığı takdirde, insanlık tarihini başlatan yazının icadı daha da eski tarihlere gidecek ve tüm tarih baştan yazılacaktır.

vinca yazı sistemi çeşitli sembollerden oluşur ve özellikle doğayı tasvir eden semboller oldukça dikkat çekicidir.tabiat unsurlarının çok önemli olduğu bilinen vinca kültüründe, birçok hayvan ve bitkilerin sembollerinin bu tabletlerde sıklıkla işlendiği görülür.
devamını gör...

daha aktif yazması gereken yazar. evet keşke değil, gerekli.
çok ciddili oldum birden nedense.*
ciddiyim ama yaz dostum.
devamını gör...

kızıl saç bir pişmanlıktır evet. bir nevi eroin bağımlısı gibi olur insan. bırakmak istersin ama her seferinde kendini yine o kızıllığın içinde bulursun. eğer seni yansıtan rengin bu olduğuna inanıyorsan geçmiş olsun asla vazgeçemezsin. yorar kızıl saç ama her şeye rağmen yakışana da enfes yakışır. beyaz ten, renkli göz ve kızıl saç. ah daha ne istenir tutkulu bir kadından..
devamını gör...

kasların ezilmesi hiperpotasemiye(serum potasyum artışı) sebep olur. böbrek yetmezliği olur. depremlerde nefrologların yükü ağırdır
devamını gör...

genel yazar kitlesi gündemden kaçabilmek için burada olduğundan dolayı, yadırganan ve dahi kınanan hedeleri olan sözlük..

30 yaş üstü insanların bir çoğu günlük hayatlarının büyük bi kısmında gündemle yeterince meşgul oluyolar ve günlük dozlarını sosyal hayatlarında alıyolar zaten. kalanları da ya ilgilenmiyo ya da konuşmaya değer bulmuyo. insanların öncelikleri de değişmeye başladı artık zaten.

gündeme yönelik daha fazla içerik görmek isteyen yazarların motivasyonunu da ilginç buluyorum. ekonomiyle alakalı abartısız ve çok net olarak hiçbi bok bilmiyoruz, siyasetle alakalı bilmiyoruz, tam takır konteynır gibiyiz ama her şey hakkında konuşma hakkını saklı tuttuğumuz gibi başkalarına da bu hakkı bahşediyoruz. yahu ben bilmiyorum siyaset, anlamıyorum da.. siyaset ve ekonomiden azade bi gündem yok bu ülkede ve ben bunları konuşmayınca bu sözlük boka mı dönüyo otomatikman. milleti bilmediği konularda konuşmaya teşvik edene kadar siz cahil olduğunuz konularda sessiz kalmayı kendinize telkin edin. fotoğraf atan adam en azından haddini biliyo..
devamını gör...

müptezel yapacak bizi şerefsizler dediğim açıklamadır.
devamını gör...

rahatsız ukdesi

yorgun, bıkkın,bitkin insan sözü.
anlatır bir kere yarım ağız, karşısındaki anlamayınca da neyse üşendim deyip bırakır.

ay yazarken üstüme sirayet etti başlık,bu ne böyle!?
devamını gör...

stefan koidl adlı sanatçının çizimleri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

128 milyar dolar gökten inmedi ya milletın vergisi. ayranı bırakın.
devamını gör...

peter schiffer tarafından yazılan, başrollerinin selçuk yöntem ve okan bayülgen tarafından oynandığı bir müzikal. geçen cumartesi gittim, üzerinden çok zaman geçmeden izlenimlerimi aktarmak isterim.

son zamanlarda gittiğim en iyi müzikallerden biriydi kesinlikle. zaten oldukça iyi bir hikayesi olan oyun başrollerin müthiş oyunculuğuyla devleşti resmen. girişte dağıtılan afişlerin tasarımından tutun oyunun başlangıç kısmında oyuncuların seyircilerin arasından sahneye giderken yaptıkları şova, oyunun ortasında seyircilerin kafasından aşağı atılan nota kağıtlarına kadar oyuna dair her şey oldukça ince bir şekilde düşünülmüştü. her şeyiyle izlemesi oldukça keyifliydi bence. selçuk yöntem ve okan bayülgen müthiş bir performans sergiledi gerçekten. selçuk yöntem yaşına rağmen oyun boyunca hiç susmadı resmen ve buna rağmen performansı asla düşmedi. okan bayülgense oyun boyunca oldukça hareketliydi.

oyun 18. yüzyılın ünlü müzisyenleri antonio salieri ile wolgang amadeus mozart arasındaki mücadeleyi anlatıyor. salieri'nin mozartı zehirlediği dedikodularından yola çıkılarak yazılmış. bu bir spoiler değil çünkü oyun en başında bu dedikodularla başlıyor. ilk başta oyunun gerçeklikten saptığı, kurgusal olarak bazı yönlerden abartıldığı düşünülebilir fakat oyunun aslında

salieri'nin aklı başında değilken yaptığı itiraflardan
oluştuğunu anlayınca tüm taşlar yerine oturuyor.

oyunda küçükken iyi müzik yapması karşılığında tanrının yolundan asla sapmayacağına dair yemin eden salieri'nin mozarta karşı duyduğu kıskançlık nedeniyle yeminini nasıl bozduğunu, bu nedenle tanrıyla girdiği mücadelenin nasıl sonuçlandığını izliyoruz. işte selçuk yöntemin asıl devleştiği kısımlar burası, salierinin mozarta karşı olan tavrının adım adım nasıl değiştiğini ve salieri'nin nasıl birine dönüştüğünü oldukça başarılı bir şekilde aktarıyor bizlere. bu sırada o dönemin aristokrasisine dair ufak dokundurmalar görüyoruz, selçuk yöntemin "sonunda tanrının beni nasıl bir cezaya layık gördüğünü anlamıştım: mozartın müziği halk arasında dünyanın dört bir yanında çalarken benim müziğim ne seçtiğini bile bilmeyen seçkin kesimle sınırlı kalacaktı." repliği bu göndermelerin kısa bir özeti niteliğinde.
bütün bunlar olurken mozartın birçok önemli eseri çalınıyor tabi, fakat çalınan bu eserler arasında meşhur türk marşı gibi önemli bazı eserlerine yer verilmemesi önemli bir eksiklikti bence. özellikle türk marşı'nın çalınmasını bütün bir oyun boyunca bekledim diyebilirim. tabi oyun esas olarak salieri ve mozart arasındaki ilişkiye odaklanmıştı, bu yüzden de mozart'ın her eserine yer vermesi beklenemez diyebilirsiniz fakat mozart'ın daha iyi anlaşılması açısından hepsi olmasa da bazılarına yer verilmeliydi bence.

genel olarak oyunla ilgili fikirlerim bu şekilde. yavaş yavaş gelen kapanmalardan sanat dünyası nasıl etkilenir bilemiyorum fakat gelmeden gidilip görülebilecek bir oyun olduğu kanaatindeyim
devamını gör...

kafa dengi, beğeni konusunda cömert ve ışık saçan bir yazar. kendisiyle fikir alışverişi ve yoğun bir mesajlaşma trafiği gerçekleştirebilirdik ama (belki de prensip gereği) mesaj alımını kapatmış.
devamını gör...

eski güzel zamanlardan kalma, 2020 senesinde mutlu olduğum son zamanlara ait.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eyaletin ismi, eskimo-aleut dilinde büyük ülke anlamındaki alyeska kelimesinden geliyor.
devamını gör...

fransız bir demiryolu şirketi olan compagnie internationale des wagons-lits adlı şirketin belçikalı müdürünün, 1933 yılında neden olduğu olaylar zinciri.

şirket normalde avrupa kökenliydi. istanbul'da (galata'da) bir ofisleri vardı ve türkiye - avrupa arasındaki bazı seferleri gerçekleştiriyorlardı.

olay günü * naci bey adlı bir şirket çalışanı, galata'daki ofisi arayarak, bir müşterinin ısrarlı talebiyle ilgili bir sorunu çözmeye çalıştı. türk olduğu adından da gayet anlaşılır olan naci bey, doğal olarak telefon görüşmesini de türkçe yaptı. ancak ofise yeni gelen gaetan jannoni adlı müdür, naci bey'in konuşmasını duyarak yanına geldi ve şirketin resmî dilinin fransızca olduğunu, türkçe konuşmasının hata olduğunu söyleyerek gerginliğe neden oldu.

naci bey durur mu? yapıştırdı cevabı: " bu ülkenin resmî dili türkçe. siz de türkçe öğrenmelisiniz."

bunun üzerine müdür sinirlendi ve naci bey'e bir de para cezası kesti. naci bey buna da itiraz edince müdür "sizi 15 günlüğüne kovuyorum" diyerek gerginliği tırmandırdı.

ancak olay orada kapanmadı. gazetelere yansıdı ve etkisi gittikçe arttı. "memleketin mukaddesatına hakaret eden" müdürü protesto etmek amacıyla büyük bir miting düzenlendi. "türkiye'de türkçe konuşulur" sloganlarıyla ofise saldıran kalabalık, çeşitli gazetelerin önünde de protestolarına devam ettiler.

polis müdahale etmek için geldi ve 30 kişi gözaltına alındı. konuyu öğrenen mustafa kemal'in talimatıyla bu kişiler serbest bırakıldı.

olayların ardından naci bey yeniden işine başladı ve müdür görevden uzaklaştırıldı. vatandaşların türkçe konuşması için kampanya başlatıldı. cumhuriyet gazetesi'nden yunus nadi'nin konuya ilişkin gazete yazısı:


"türkiye'de çalışan hiçbir müessese burada illa filan dil konuşulur diye iddia edemez. bu, kapitülasyonları ilga eden (yürürlükten kaldıran) türkiye'ye mahsus bir hal değildir. bütün dünyanın medeni ve müstakil her memleketinde cari olan ve öyle cereyanı da pek tabii bulunan bir haldir. medeni ve müstakil her memlekette yabancı dillere sadece müsamaha olunur. o kadar. yoksa herhangi yabancı dilin herhangi medeni ve müstakil bir memlekette, değil böyle yataklı vagonlar idaresi gibi umuma mahsus bir merkezinde, hatta yataklı vagonun birkaç kompartımanında dahi, kendisine mahsus bir hakimiyet iddia edilmesine asla ve kat'a müsamaha olunamaz. yataklı vagonlar şirketi'nde fransızca da konuşulabilir. fakat orada türkçe konuşmanın memnuiyetini (yasaklanmasını) farz etmek sadece mecnunluk veya ahmaklıktır..."
kaynak


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

arada bir burnunu ovuşturuyor, pudra şekeri alerji yaptı sanırım.
devamını gör...

ergenliğin doruklarında idik tabii o zaman.bir genç kızın gizli defteri.
devamını gör...

bugün damarlarıma kadar hissettiğim duygudur özlemek.
belki de hiç beklemiyordum olumsuz bir sonuç almayı o hastane koridorunda. annemin de bir insan olduğu, onu kaybetme ihtimalim olduğu fikri hiç yoktu zihnimde. doktorun yanından çıktıktan sonra deli gibi bir boşluk kapladı içimi. o giderse geriye ne kalır ki? ben kendimi bile seviyor muyum ki onun kadar? ya arkadaşlarım, annem olmadan onların kıymeti var mı ki?
keşke çocukluğuma dönsem, annemin bana bakmak için doğum iznine ayrıldığı, benim hala küçücük bir bebek olduğum günler. ben kendimin bile farkında olmasam o ise hala genç ve sıcacık olsa, şimdiki gibi.
hayat zor, büyüdükçe çok zor oluyor...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim