sevgili ile aynı evde yaşamak
ciddi bir ilişkide olduğum evlilik düşündüğüm bir ilişki yaşıyorsam isterdim bunu. öyle çok uzun değil 1 yıl kadar deneyip görmek lazım. aynı evde bir hemcinsimle yaşamaktan pek hoşlanmıyorum ve anlaşamıyorum o yüzden sevgilimle yaşamayı çok severdim muhtemelen.
devamını gör...
şapkalı a
pc'de yapmak için shift, a ve 3(^) tuşuna aynı anda basmak yeterli olacaktır.
kullanımı:
- sesi inceltmek için kullanılır. ''kâğıt'' gibi.
- eğer harfin uzun okunması gerekiyorsa kullanılır. ''fâni'' gibi.
kullanımı:
- sesi inceltmek için kullanılır. ''kâğıt'' gibi.
- eğer harfin uzun okunması gerekiyorsa kullanılır. ''fâni'' gibi.
devamını gör...
güne kamyon arkası sözü bırak
ölüme gidelim dedin de, mazot mu yok dedik...
devamını gör...
sevgilinin doğru kişi olduğunu anlamak
çirkinleşmeden tartışabiliyorsanız,
hatalarınızı yüzünüze vurmuyorsa,
sizi herhangi bir konuda herhangi bir sebeple güvensiz hissettirmiyorsa,
sevginizi gösterme şekilleriniz ikinizi de tatmin ediyorsa,
tüm kusırlarınızla birbirinizi seviyorsanız,
birbirinizin saygısını kazanmışsanız,
beraber eğleniyorsanız,
birlikteliğinizin başlangıcından beri hayatınız bir şekilde daha huzurlu, daha neşeli, daha güzelse,
tebrikler! bölüm sonu canavarı dahil tüm canavarları yendiniz.
(bkz: mutluluklar)
(bkz: çok yakışıyorsunuz)
hatalarınızı yüzünüze vurmuyorsa,
sizi herhangi bir konuda herhangi bir sebeple güvensiz hissettirmiyorsa,
sevginizi gösterme şekilleriniz ikinizi de tatmin ediyorsa,
tüm kusırlarınızla birbirinizi seviyorsanız,
birbirinizin saygısını kazanmışsanız,
beraber eğleniyorsanız,
birlikteliğinizin başlangıcından beri hayatınız bir şekilde daha huzurlu, daha neşeli, daha güzelse,
tebrikler! bölüm sonu canavarı dahil tüm canavarları yendiniz.
(bkz: mutluluklar)
(bkz: çok yakışıyorsunuz)
devamını gör...
oyumu akp'ye vereceğim otobüste gençler yer vermiyor
çok mantıklı bir açıklama.
ben ikna oldum. ben de oyumu akp'ye vereceğim.
ben ikna oldum. ben de oyumu akp'ye vereceğim.
devamını gör...
6 ocak 2021 trump'ın mitingi sonrası abd’de çıkan olaylar
trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmemesi ve akabinde taraftarlarını kongre binasına yürümeye davet etmesi sonucu çıkan olaylardır.
canlı yayın için
ek1: trump şu an attığı tweet ile "abd gerçeği istiyor diyerek kitlesini gaza getirmeye devam ediyor.
ek2: senatörlerin gizli geçitten kaçtıkları, kongre binası içinde kavgalar dışarıda ise silahlı çatışmalar olduğu söyleniyor.
kaynak
ek3: pentagon olaylara müdahale etmeyeceğini belirtti.
kaynak
ek4: kongre binası içinde silahların çekildiğine dair bir paylaşım
ek5: kongre binası içinde arbede devam ediyor.
ek6: bir kadının boynundan vurulduğu görüntüler
ek7: nancy pelosi'nin bilgisayarı, e-postaları, ofisi ve kürsülere kadar hemen her şey trump taraftarlarınca yağmalanıyor.
ek8: trump'ın başkan yardımcısı mike pence olaylara karışanların yargılanacağını belirten bir tweet attı ve twitter'da trump'ı takip etmeyi bıraktı.
ek9: seçimin galibi joe biden olaylara katılanları kanunsuzlar olarak niteledi ve derhal isyana son vermeleri çağrısında bulundu.
ek10: trump taraftarlarına evinize dönün, gösteriyi bitirin çağrısı yaptı.
canlı yayın için
ek1: trump şu an attığı tweet ile "abd gerçeği istiyor diyerek kitlesini gaza getirmeye devam ediyor.
ek2: senatörlerin gizli geçitten kaçtıkları, kongre binası içinde kavgalar dışarıda ise silahlı çatışmalar olduğu söyleniyor.
kaynak
ek3: pentagon olaylara müdahale etmeyeceğini belirtti.
kaynak
ek4: kongre binası içinde silahların çekildiğine dair bir paylaşım
ek5: kongre binası içinde arbede devam ediyor.
ek6: bir kadının boynundan vurulduğu görüntüler
ek7: nancy pelosi'nin bilgisayarı, e-postaları, ofisi ve kürsülere kadar hemen her şey trump taraftarlarınca yağmalanıyor.
ek8: trump'ın başkan yardımcısı mike pence olaylara karışanların yargılanacağını belirten bir tweet attı ve twitter'da trump'ı takip etmeyi bıraktı.
ek9: seçimin galibi joe biden olaylara katılanları kanunsuzlar olarak niteledi ve derhal isyana son vermeleri çağrısında bulundu.
ek10: trump taraftarlarına evinize dönün, gösteriyi bitirin çağrısı yaptı.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
sokağa çıkarsam gerçekten torbalı adamların beni alıp götüreceği zımbırtısı.
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
devamını gör...
sumağın en çok yakıştığı yemekler
ezme salata.
devamını gör...
balıkesir
her yaz gitmeye çalıştığım şehirdir. bir kere gezip görünce fazlasıyla özlüyorsunuz. çok fazla gezilip görülecek yerleri var. kaz dağları yazın ayrı kışın ayrı güzel. tekne gezileri türkiye'nin diğer sahil yerlerine oranla daha uygundur. tekneler güzel koylara demirler bu sayede cam gibi ışıl ışıl deniz ve karşınızda harika bir manzara ile yüzme imkanınız olur. sarımsaklı plajı meşhurdur. kumuna altın kum denir. denizden çıkınca öyle yapışıp çamur gibi olan kumlardan değildir. fakat bu yaz gittiğimde her sahilde olduğu gibi sarımsaklı sahilinde de işletmeciler tarafından şezlonglarla doldurulduğunu, şezlonga her gün para veremicek olan yazlıkçılar için çok az alan bırakıldığını gördüm . bu duruma belediyenin el atması gerektiğini düşünüyorum. cunda kısmına giderseniz de mutlaka şef mehmet'in. balık evinde bir akşam yemeği yemelisiniz. çok samimi çalışan ve işletmecisine ve çok hoş bir dekorasyona sahiptir. bir de pazarlarını ziyaret etmeye çalışın. zeytinyağlarını mutlaka tatmalısınız. senelerdir zeytinyağımızı balıkesirden getirtiriz. çok güzel zeytinleri vardır çerez gibi yedirir insana kendini. dönerken valizinize poşet poşet baharat stoklamayı da unutmayın derim.
devamını gör...
insanoğlunun en yakın akrabasının goril ve şempanze olması
başlığı üç oldu imamoğlunun en yakın arkabası diye okuyorum.
neyse gideyim yatayım ben artık.
neyse gideyim yatayım ben artık.
devamını gör...
insanın anlam arayışı
bu yüce kitap hakkında birçok şey söylemeliyim sanıyorum. viktor emil frankl tarafından 1946 yılında yazılan bu şaheser, gözümde varoluşsal boşluğu doldurmaya çalışan eserler arasında en üst sıralardadır. freud ve adler'den sonra 3. şahsımızdır psikanaliz konusunda diyebiliriz frankl. ayrıca freud'un hasmıdır da. hatta tam hatırlayamıyorum ama şöyle bir şey diyor: "freud sosyetedeyken ben toplama kampındaydım." sahiden de bu adam toplama kamplarında epey bir şey görmüş geçirmiş. zaten bu eser psikoloji alanında olsa da otobiyografik de denilebilir sanırım. toplama kampında yaşadığı dramdan da bahsediyor. kısacası gerçekten de önemli anekdotlar kazanabileceğiniz bir eser. çok yoğun. çok tutkulu. çok korkutucu. bö.
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
devamını gör...
wc'ye sensörlü lamba koymak
sağlıklıdır zira sizi tuvalette hareketsiz durmak yerine kültür fizik hareketleri yapmaya teşvik eder.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bugün çayını şekersiz içen bir arkadaşımla otururken çayına pat diye şeker attım.* başta biraz bozuldu, sonra sorun değil falan dedi ama çok utandım. dikkatsiz ve düşüncesiz davranmıştım. yerin dibine girip yok olmak istedim.
devamını gör...
yazarların en sevdiği türkü
benim iki tane var çok sevdiğim türkü;
1. öldüm yar... *
2. bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm... * *
1. öldüm yar... *
2. bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm... * *
devamını gör...
yazarların bugün kendilerinde fark ettikleri şeyler
saçlarım dağılmış uzanırken birden dönüp başımı yastığa dayayıp bakmam ve saçlarımın yüzüme düşmesi... masum ve çekici olduğumu fark ettim.
vücudumun her kıvrımının sevilmek için, okşanmak için ne kadar iyi olduğunu fark ettim. yumuşak ve pürüzsüz.
sohbetimin çok sürükleyici olduğunu fark ettim.
çoğunlukla kiminle konuşsam en az bir saat o kişiyi konuşturduğumu fark ettim.
kibar bir insan olduğumu fark ettim. rica etmeyi, teşekkür etmeyi dilimden düşürmüyorum. (çok sinirlendiysem ayrı tabii)
merhametli olduğumu fark ettim. bana hak etmediğim şekilde davranan insanlara bile bir zaman sonra kucak açtığımı fark ettim.
bazen hissiz olduğumu fark ettim. insanların acıma duygusuyla yaklaştığı olaylara bazen hiç bir şey hissedemeden öylece kalıyorum.
şehveti sevdiğimi fark ettim. kim sevmez ki şehveti diye sorulabilir. bundan utanmıyorum, sakınmıyorum. kendimi suçlu hissetmiyorum. suç olmadığını biliyorum. anlık arzuları değil ben o arzunun kendisini seviyorum.
sinemaya gitmeyi çok sevdiğimi fark ettim. o karanlığın içinde sadece ekran ve ben varım. varsa bir de yanımda sevdiğim biri. kayboluyorum o sahnelerde. kendimi unutuyorum.
vücudumun her kıvrımının sevilmek için, okşanmak için ne kadar iyi olduğunu fark ettim. yumuşak ve pürüzsüz.
sohbetimin çok sürükleyici olduğunu fark ettim.
çoğunlukla kiminle konuşsam en az bir saat o kişiyi konuşturduğumu fark ettim.
kibar bir insan olduğumu fark ettim. rica etmeyi, teşekkür etmeyi dilimden düşürmüyorum. (çok sinirlendiysem ayrı tabii)
merhametli olduğumu fark ettim. bana hak etmediğim şekilde davranan insanlara bile bir zaman sonra kucak açtığımı fark ettim.
bazen hissiz olduğumu fark ettim. insanların acıma duygusuyla yaklaştığı olaylara bazen hiç bir şey hissedemeden öylece kalıyorum.
şehveti sevdiğimi fark ettim. kim sevmez ki şehveti diye sorulabilir. bundan utanmıyorum, sakınmıyorum. kendimi suçlu hissetmiyorum. suç olmadığını biliyorum. anlık arzuları değil ben o arzunun kendisini seviyorum.
sinemaya gitmeyi çok sevdiğimi fark ettim. o karanlığın içinde sadece ekran ve ben varım. varsa bir de yanımda sevdiğim biri. kayboluyorum o sahnelerde. kendimi unutuyorum.
devamını gör...
emre mor
geçen sezon büyük umutlarla galatasaray'a transfer olan şimşek gibi çakması beklenirken, cep telefonu flaşı kadar parlayamayan futbolcu.
devamını gör...
içi boşaltılmış kavramlar
"seni seviyorum"
devamını gör...
tanrı var mı sorunsalı
evren sonsuzdan beri var mıdır?
olmadığı bilimsel olarak belirtilmiştir.
evrenin var olma sürecini ilk başlatan şey nedir?
hiç olmayan evren durup dururken neden olmayı seçmiştir?
bu mantık bizim için bir üst bilincin olduğunu daha mantıklı hale getirir.
tanrı dersiniz, zeus dersiniz. siz bilirsiniz.
evrenin ezeli olmadığı anlaşıldığında ateistlerin en temel savlarından biri geçerliliğini yitirmiştir.
tabi standart evren modelinin yanında sonsuz evrenler gibi geliştirilen teoriler de vardır. yine de üst bilinci mantıksızlaştıramaz.
olmadığı bilimsel olarak belirtilmiştir.
evrenin var olma sürecini ilk başlatan şey nedir?
hiç olmayan evren durup dururken neden olmayı seçmiştir?
bu mantık bizim için bir üst bilincin olduğunu daha mantıklı hale getirir.
tanrı dersiniz, zeus dersiniz. siz bilirsiniz.
evrenin ezeli olmadığı anlaşıldığında ateistlerin en temel savlarından biri geçerliliğini yitirmiştir.
tabi standart evren modelinin yanında sonsuz evrenler gibi geliştirilen teoriler de vardır. yine de üst bilinci mantıksızlaştıramaz.
devamını gör...
öğretmenler günü
atamadıkları için kutlayamadığım hüzünlü buruk eksik hissettiren gün
devamını gör...
