karşı cinste en çok değer verilen özellik
samimiyet, nezaket, anlayış, merhamet.
devamını gör...
yks 2021
yarın girecek olduğum sınav. şu andaki duygularımı nasıl anlatabilirim ki. bir el midemi sıkıyor da sıkıyor. hayatımın dönüm noktalarından birinin önünde bekliyorum ve bunun farkındayım. ürkütücü, heyecan verici, gurur verici. karmakarışık.
devamını gör...
normal sözlük 800'ler kulübü
sözlükte 800 tanımı doldurmuş yazarların dahil edildiği kulüptür. beni de bünyesinde barındırıyor. ayrıca sözlük yönetimi bu kulübe özel bir rozet tasarlamalı ve ücretsiz olarak kulüp üyelerinin kullanımına açmalıdır. *
şaka bir yana bir faydasını görmedik henüz kulübe üye olmanın. hoş 800 tanım yazan ilk 100 yazar içerisinde olmak çok matah bir şey değilmiş. daha önce bir yere daha yazdığım gibi -#371843- 800 tanıma ulaşmak ya da bu kulübe üye olmak bahane. girdiğimiz tanımlarla engin bilgi birikimimizi paylaşıma sunmanın iç huzuru tarifsiz. anlayamazsınız. *
şaka bir yana bir faydasını görmedik henüz kulübe üye olmanın. hoş 800 tanım yazan ilk 100 yazar içerisinde olmak çok matah bir şey değilmiş. daha önce bir yere daha yazdığım gibi -#371843- 800 tanıma ulaşmak ya da bu kulübe üye olmak bahane. girdiğimiz tanımlarla engin bilgi birikimimizi paylaşıma sunmanın iç huzuru tarifsiz. anlayamazsınız. *
devamını gör...
a single life (kısa film)
bir marieke blaauw, job roggeveen, joris oprins kısa animasyon filmidir. oscar adaylığının yanı sıra çok sayıda ödül de kazanmıştır film.

bekar bir hayat yaşamak her zaman sıkıcı olmayabilir, insan kendine mutlu olduğu, huzurlu olduğu bir hayat kurabilir kimseye ihtiyaç duymadan. ama yine de insan hayatına renk katacak bir şeyler olmasını beklemeden de edemez.
bu huzurlu ama sıkıcı olmaya meyilli hayat kapınıza gelen bir tekli albümle değişebilir. zira müzik hayatı renklendirmenin yollarından biridir; belki de en güzellerinden biridir. ve hayatımıza paldır küldür giren müzik bizi hiç ummadığımız mekanlara, henüz yaşamamış olduğumuz zamanlara taşıyabilir. yine de dikkatli olmakta fayda var.
bekar ya da değil, huzurlu ya da gergin, neşeli ya da depresif; her nasıl olursa olsun yaşayacak tek bir hayatımız var. bu hayatı geçmişte olanlara üzülmek, gelecekte olacaklar için gerilmekle harcamak çok da akıl karı olmasa gerek. zamanın ruhunu elden kaçırmamak için anın tadını çıkarmak gerekebilir.
filmi izlerken single sözcüğünün üç anlamını da aklınızda tutmayı unutmayın.
a single life

bekar bir hayat yaşamak her zaman sıkıcı olmayabilir, insan kendine mutlu olduğu, huzurlu olduğu bir hayat kurabilir kimseye ihtiyaç duymadan. ama yine de insan hayatına renk katacak bir şeyler olmasını beklemeden de edemez.
bu huzurlu ama sıkıcı olmaya meyilli hayat kapınıza gelen bir tekli albümle değişebilir. zira müzik hayatı renklendirmenin yollarından biridir; belki de en güzellerinden biridir. ve hayatımıza paldır küldür giren müzik bizi hiç ummadığımız mekanlara, henüz yaşamamış olduğumuz zamanlara taşıyabilir. yine de dikkatli olmakta fayda var.
bekar ya da değil, huzurlu ya da gergin, neşeli ya da depresif; her nasıl olursa olsun yaşayacak tek bir hayatımız var. bu hayatı geçmişte olanlara üzülmek, gelecekte olacaklar için gerilmekle harcamak çok da akıl karı olmasa gerek. zamanın ruhunu elden kaçırmamak için anın tadını çıkarmak gerekebilir.
filmi izlerken single sözcüğünün üç anlamını da aklınızda tutmayı unutmayın.
a single life
devamını gör...
thrash metal
ilk örneklerinin kim tarafından verildiği hep tartışma konusu olmuştur. exodus bu türün babasıdır diyen de vardır, bu onuru metallica'ya atfeden de.
en son, türe ait ilk demonun exodus'a, ilk resmi albümün ise metallica'ya ait olduğu konusunda anlaşmaya varılmıştı ama sonra ne oldu ne bitti bilemiyorum...
en son, türe ait ilk demonun exodus'a, ilk resmi albümün ise metallica'ya ait olduğu konusunda anlaşmaya varılmıştı ama sonra ne oldu ne bitti bilemiyorum...
devamını gör...
bir şey yapmalı
zamansız şarkılar da bugün.
gün içerisinde bir kaç defa bulunduğun durumu sorgulamaya gidersin.
ne yapacağını bilemezsin.
sık sık olmaya başladı mı kafayı yersin.
ne yapmalı?
son zamanlarda sık sık dinlediğim şarkı.
bir şey yapmalı heyyy. ney?
ses gelmiyor mu? hay allah!
aç aç sesini aç...
müthişli moğollar şarkısı.
gün içerisinde bir kaç defa bulunduğun durumu sorgulamaya gidersin.
ne yapacağını bilemezsin.
sık sık olmaya başladı mı kafayı yersin.
ne yapmalı?
son zamanlarda sık sık dinlediğim şarkı.
bir şey yapmalı heyyy. ney?
ses gelmiyor mu? hay allah!
aç aç sesini aç...
müthişli moğollar şarkısı.
devamını gör...
türkü
bir ezgi ile birlikte söylenen halk şiirlerinin genel adı. genellikle yazanı ve besteleyeni bilinmeyen, yani anonim eserlerdir.
anadolulu bir kızı çok sevdim. aşk dolu, hüzün dolu, ağlatan o eşsiz sevda türküleri bana hep onu hatırlatır. o kız benim anadolu'daki diğer yarımdır.
türki, türk'le ilgili, türk'e özgü, türkü.
bu ülkeye özgü en güzel değerlerden biri. türküleri çok seviyorum. hemen hepsinde çok büyük aşkların derin izleri var. dünyada hiçbir millet "aşkı" bu kadar güzel yaşamamış ve bu kadar güzel anlatmamıştır. türkülerimiz o güzel aşkların tanıklarıdır. yazanları ve besteleyenleri huzur içinde uyusun.
anadolulu bir kızı çok sevdim. aşk dolu, hüzün dolu, ağlatan o eşsiz sevda türküleri bana hep onu hatırlatır. o kız benim anadolu'daki diğer yarımdır.
türki, türk'le ilgili, türk'e özgü, türkü.
bu ülkeye özgü en güzel değerlerden biri. türküleri çok seviyorum. hemen hepsinde çok büyük aşkların derin izleri var. dünyada hiçbir millet "aşkı" bu kadar güzel yaşamamış ve bu kadar güzel anlatmamıştır. türkülerimiz o güzel aşkların tanıklarıdır. yazanları ve besteleyenleri huzur içinde uyusun.
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
geçen bir yazar benim tanım girilmemiş başlıklarıma tanım girerek beni mutlu etti. sonra dedim ki, ben niye mutlu etmeyeyim yazarları*. bir kaç gündür yazarların başlıklarından tanım girilmemiş olanları seçip, akışa bırakıyorum. iyi bir uygulama bence. hem akış da canlanmış oluyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bu aralar ailecene favorimiz olan şarkı.
another love .
another love .
devamını gör...
hacivat karagöz neden öldürüldü
hiçbir zaman eskimeyecek, değeri bilinmemiş bir filmdir. bir film düşünün ki; ilmek ilmek örülmüş bir senaryoya, kendi mizahi üslubunu yaratacak kadar özgün bir diyaloğa, dekor, kostüm, makyaj kısmında eşi benzeri görülmemiş bir renk cümbüşü sunan sanat yönetimine, üst düzey oyunculuklara, deneysel müziklere sahip olsun ve gişede çakılıp yönetmenine uzun süre film çekemeyecek kadar maddi zorluklar yaşatsın.
senaryosunu levent kazak'ın yazdığı, yönetmenliğini ezel akay'ın üstlendiği, başrolleri haluk bilginer ile beyazıt öztürk'ün paylaştığı ve kadrosunda güven kıraç, ayşen gruda, serdar gökhan, ragıp savaş gibi usta oyunculara yer veren bir filmdir.
senaryosunu levent kazak'ın yazdığı, yönetmenliğini ezel akay'ın üstlendiği, başrolleri haluk bilginer ile beyazıt öztürk'ün paylaştığı ve kadrosunda güven kıraç, ayşen gruda, serdar gökhan, ragıp savaş gibi usta oyunculara yer veren bir filmdir.
devamını gör...
the matrix
sinema tarihi bu filmden önce ve sonrası olarak ikiye ayrılır.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
zor zamanlar kendini ispatlaman icin sana verilmis bir sanstir.survival mode daha fazla sey ogretir.
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
kendinizi yargılamayın, her ne yaşarsanız yaşayın, kendinizi suçlamayın.. her ne olmuşsa, yaşanmışsa, olması gerektiği için olmuştur, yaşanmıştır. öncelikle kendinizi affedin ki tekrar başlamak kolay olsun ve daha da kötü duygularla boğuşmak zorunda kalmayın..
devamını gör...
kadınların tartışmalarda mantıklı argümanlar sunmaması
benim eşim çok mantıklı argümanlar sunuyor. hatta bazı zamanlar direkt hata veriyorum. yeniden başlatılmam gerekiyor. tam kendime geliyorum. bir argüman daha patlatıyor. işlem yarıda kalıyor. lakin mevzuyu kaptım. bende onu argümansız bırakmıyorum. bu sefer ikimizin de devreleri yanıyor. arkasından başlıyoruz gülmeye.
bir ara münazara yarışmalarının ete kemiğe bürünmüş haline dönmüştük. kalemi kağıdı elimize alıyor, tartışacağımız konuyu belirliyor ve ondan sonra işe koyuluyorduk ki, aman aman. geçen ne oldu, yanlış aksettirmeyeyim, hah kahve makinesinin kullanımı üzerine bir uyarı aldım. yahu o mesele nasıl oldu da dinozorlara geldi inanın bende bilmiyorum. en son niye yok oldukları üzerine konuşurken bulduk kendimizi. esasen bu işler keyifli işler. üslup mühim. birde karşınızdaki insanı iyi tanımanız lazım. misal biz biliyoruz ki, herhangi bir mevzuda iki lafın belini kırıyorsak, o mevzunun üzerine 3256 konu daha konuşulacak ve en sonunda da gülmeye başlayacağız.
yani öyle işte... çokta sıkmayın böyle şeylere canınızı. güzel güzel argüman sunun birbirinize, ağzınızı korkak alıştırmayın. ha işin içine hakaret vesaire giriyorsa zaten bir arada olmanız saçma demektir. böyle bir saçmalığın içerisinde de, ilişki ve iletişimde ideali yakalama çabasına girmek, ornitorenk'e muz yedirmeye benzer. yalnız ornitorenk'te enteresan yaratık, şimdi kalkar o muzu yer biz rezil oluruz. efendi gibi atalarımızın yaptığı benzetmeye döneyim ben iyisi mi; deveye hendek atlatmaya çalışmayın özetle.
ya da atlatmaya çalışın, deve de o hendeği atlar mı ki acaba? ya azimli bir deveyse? işte böyle böyle mevzular ikircikleniyor. oradan oraya, oradan oraya derken, konu özünden sapıyor. yapmayın işte şöyle şeyler. efendi efendi argümanınızı sunun. sunum kalitesi önemli, daha önce sunum yapmadıysanız, onu da bir zahmet araştırın. bu işlere baştan kafa yormayınca sonra böyle başlıklar oluşuyor. o bana şunu dedi, bu bana şöyle etti, öbürü de yiyin birbirinizi ete para vermeyin dedi falan filan fişman. yalnız et fiyatları da aldı başını gitti. o öneride pek fena gözükmedi şimdi gözüme. ama hiçbiriniz beni tartışmanın özünden koparamayacaksınız. inatla eksende kalmaya çalışıyorum gördüğünüz gibi. ayrıca bu çabalarınızı da esefle kınıyorum. sizi bu tartışmayı sulandırmaktan men ederim! kendinize gelin biraz yahu!
bir ara münazara yarışmalarının ete kemiğe bürünmüş haline dönmüştük. kalemi kağıdı elimize alıyor, tartışacağımız konuyu belirliyor ve ondan sonra işe koyuluyorduk ki, aman aman. geçen ne oldu, yanlış aksettirmeyeyim, hah kahve makinesinin kullanımı üzerine bir uyarı aldım. yahu o mesele nasıl oldu da dinozorlara geldi inanın bende bilmiyorum. en son niye yok oldukları üzerine konuşurken bulduk kendimizi. esasen bu işler keyifli işler. üslup mühim. birde karşınızdaki insanı iyi tanımanız lazım. misal biz biliyoruz ki, herhangi bir mevzuda iki lafın belini kırıyorsak, o mevzunun üzerine 3256 konu daha konuşulacak ve en sonunda da gülmeye başlayacağız.
yani öyle işte... çokta sıkmayın böyle şeylere canınızı. güzel güzel argüman sunun birbirinize, ağzınızı korkak alıştırmayın. ha işin içine hakaret vesaire giriyorsa zaten bir arada olmanız saçma demektir. böyle bir saçmalığın içerisinde de, ilişki ve iletişimde ideali yakalama çabasına girmek, ornitorenk'e muz yedirmeye benzer. yalnız ornitorenk'te enteresan yaratık, şimdi kalkar o muzu yer biz rezil oluruz. efendi gibi atalarımızın yaptığı benzetmeye döneyim ben iyisi mi; deveye hendek atlatmaya çalışmayın özetle.
ya da atlatmaya çalışın, deve de o hendeği atlar mı ki acaba? ya azimli bir deveyse? işte böyle böyle mevzular ikircikleniyor. oradan oraya, oradan oraya derken, konu özünden sapıyor. yapmayın işte şöyle şeyler. efendi efendi argümanınızı sunun. sunum kalitesi önemli, daha önce sunum yapmadıysanız, onu da bir zahmet araştırın. bu işlere baştan kafa yormayınca sonra böyle başlıklar oluşuyor. o bana şunu dedi, bu bana şöyle etti, öbürü de yiyin birbirinizi ete para vermeyin dedi falan filan fişman. yalnız et fiyatları da aldı başını gitti. o öneride pek fena gözükmedi şimdi gözüme. ama hiçbiriniz beni tartışmanın özünden koparamayacaksınız. inatla eksende kalmaya çalışıyorum gördüğünüz gibi. ayrıca bu çabalarınızı da esefle kınıyorum. sizi bu tartışmayı sulandırmaktan men ederim! kendinize gelin biraz yahu!
devamını gör...
intihar eden edebiyatçılar
“içimde bir şeyler haklıydı ve bunu sadece içimdeki diğer ben biliyordu...”
dünya edebiyat tarihine yazdığı kitaplar ile damga vurmuş bir isim;
“stephan zweig”
28 kasım 1881’de viyana doğmuştur. 1934 yılında adolf hitler ve nazi ideolojisinin iktidara gelmesi sonrası viyana’yı terk etmişti. önce ingiltere ardından abd’ye giden zweig, 22 şubat 1942’de hayatına son verdiği brezilya’ya yerleşmişti.
“amok koşucusu”, “yürek çöküntüsü” gibi birçok kitabı türkçe’ye de çevrilen zweig’ın, karısı lotte ile intiharına, hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu.
eminim bir çoğunuz hayat hikayesini biliyordur. biz gelin, intihar mektubuna bakalım ve bir değerlendirme yapmaya çalışalım.
zweig, karısı lotte ile birlikte, geride bir not bırakarak intihar etti. (çevirisi ve orjinalini aşağıya ekliyorum) almanca el yazısıyla yazdığı not ise, ölümünden 70 yıl sonra israil ulusal kütüphanesi tarafından yayınlandı. intihar mektubunu bir doktorun, 1960 yılında brezilyalı bir polis memurundan aldığı ve kütüphaneye verildiği söylenir ki, (kütüphanenin açıklamasıdır.) açıkcası bu hikaye bana pek inandırıcı gelmemiştir. nedeni ise bana göre mossad’dır. konudan çok uzaklaşmak istemiyorum. ileride ikinci dünya savaşı sonrası mossad’ın nazi avı ve yahudi eserleri hakkında yazmak isterim ve bu konuyada değinirim.
gelelim mektuba;
kendi el yazısıyla yazdığı mektup, o kadar nahif bir dil ile yazılmıştır ki, artık almanca konuşulan hiç bir ülkede bu dili göremezsiniz. ben almanca bilmeme rağmen okumada zorluk çektim. aslında sadece bu bile, dillerin nasıl erozyona uğradığını, insanların gün geçtikce nasıl yozlaştığının tek başına kanıtıdır. (zweig mektubunda, anadilinin yok olduğunu görmenin üzüntüsünden bahseder)
aslında biz bunu daha acı yaşıyoruz, çünkü artık türkçe bence can çekişiyor. halkın kullandığı günlük kelime sayısı yüze kadar düşmüş durumda. derdini bile anlatacak kadar kendi dilini bilememek. pisa sıralamasında bu durum net olarak ortadadır. az okuyoruz ve daha da önemlisi yazmıyoruz. maymun zekası ile yapılmış tv dizileri, seviyesi belaltından yukarı çıkmayan sosyal medya, hakaret etmeyi siyaset sanan “şahsımlar” vs...
oysa ki bir toplumu ayakta tutan, edebiyatıdır, şairidir, yazarıdır. tankı topu değil! bunun için öncelikle kendi dilinize ihanet etmeyin. ve bir yabancı dil mutlaka öğrenin. ancak diliniz geliştikce, siz gelişirsiniz. toplum bu şekilde değişir. cehaleti yenmenin başka yoluda yoktur.
mektubun çevirisi;
“özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
orjinali;
dünya edebiyat tarihine yazdığı kitaplar ile damga vurmuş bir isim;
“stephan zweig”
28 kasım 1881’de viyana doğmuştur. 1934 yılında adolf hitler ve nazi ideolojisinin iktidara gelmesi sonrası viyana’yı terk etmişti. önce ingiltere ardından abd’ye giden zweig, 22 şubat 1942’de hayatına son verdiği brezilya’ya yerleşmişti.
“amok koşucusu”, “yürek çöküntüsü” gibi birçok kitabı türkçe’ye de çevrilen zweig’ın, karısı lotte ile intiharına, hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu.
eminim bir çoğunuz hayat hikayesini biliyordur. biz gelin, intihar mektubuna bakalım ve bir değerlendirme yapmaya çalışalım.
zweig, karısı lotte ile birlikte, geride bir not bırakarak intihar etti. (çevirisi ve orjinalini aşağıya ekliyorum) almanca el yazısıyla yazdığı not ise, ölümünden 70 yıl sonra israil ulusal kütüphanesi tarafından yayınlandı. intihar mektubunu bir doktorun, 1960 yılında brezilyalı bir polis memurundan aldığı ve kütüphaneye verildiği söylenir ki, (kütüphanenin açıklamasıdır.) açıkcası bu hikaye bana pek inandırıcı gelmemiştir. nedeni ise bana göre mossad’dır. konudan çok uzaklaşmak istemiyorum. ileride ikinci dünya savaşı sonrası mossad’ın nazi avı ve yahudi eserleri hakkında yazmak isterim ve bu konuyada değinirim.
gelelim mektuba;
kendi el yazısıyla yazdığı mektup, o kadar nahif bir dil ile yazılmıştır ki, artık almanca konuşulan hiç bir ülkede bu dili göremezsiniz. ben almanca bilmeme rağmen okumada zorluk çektim. aslında sadece bu bile, dillerin nasıl erozyona uğradığını, insanların gün geçtikce nasıl yozlaştığının tek başına kanıtıdır. (zweig mektubunda, anadilinin yok olduğunu görmenin üzüntüsünden bahseder)
aslında biz bunu daha acı yaşıyoruz, çünkü artık türkçe bence can çekişiyor. halkın kullandığı günlük kelime sayısı yüze kadar düşmüş durumda. derdini bile anlatacak kadar kendi dilini bilememek. pisa sıralamasında bu durum net olarak ortadadır. az okuyoruz ve daha da önemlisi yazmıyoruz. maymun zekası ile yapılmış tv dizileri, seviyesi belaltından yukarı çıkmayan sosyal medya, hakaret etmeyi siyaset sanan “şahsımlar” vs...
oysa ki bir toplumu ayakta tutan, edebiyatıdır, şairidir, yazarıdır. tankı topu değil! bunun için öncelikle kendi dilinize ihanet etmeyin. ve bir yabancı dil mutlaka öğrenin. ancak diliniz geliştikce, siz gelişirsiniz. toplum bu şekilde değişir. cehaleti yenmenin başka yoluda yoktur.
mektubun çevirisi;
“özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
orjinali;
devamını gör...
insan kaçakçılığı yapan belediyeler sıralı tam liste
tam liste dendiğine bakmayayın, şimdilik ortaya çıkarılan belediyeler.
malatya yeşilyurt belediyesi aracılığıyla almanya’ya gidenlerin türkiye’ye dönmediğinin ortaya çıkması ile başlayan “insan kaçakçılığı” iddiası, diğer akp’li belediyelere de sıçradı.
elazığ arıcak, akçakiraz, baskil,
ordu korgan,
tokat erbaa,
bursa yıldırım,
kocaeli dilovası,
ankara kızılcahamam.
şimdilik bunlar.
malatya yeşilyurt belediyesi aracılığıyla almanya’ya gidenlerin türkiye’ye dönmediğinin ortaya çıkması ile başlayan “insan kaçakçılığı” iddiası, diğer akp’li belediyelere de sıçradı.
elazığ arıcak, akçakiraz, baskil,
ordu korgan,
tokat erbaa,
bursa yıldırım,
kocaeli dilovası,
ankara kızılcahamam.
şimdilik bunlar.
devamını gör...
geceye tek bir başyapıt film bırak
(bkz: kill bill)
devamını gör...
sürücüsü ölen tırı yağmalamak
(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
devamını gör...

