evlilik
güzel şeydir.*ne zaman güzeldir? belli bir olgunluğa erişmiş bir erkek için,çevre baskısına kapılmadan aklı başında bir seçim ile guzeldir.
önce yoldaş sonra yol.yolu güzel kılan yoldaştır
hayat bir uzun yoldur.engebeli düşmeli kalkmalı ne olacağı kadere ve cüz-i iradeye kalmış bir yol. haliyle bu yolda yalnız yürümek, yarın bir gün ailenin bu fani hayattan göç edeceğini düşünerek bir başına kalma düşüncesi ve belirsizliği ile katlanılır bir şey değildir.* haliyle bir yoldaşa ihtiyaç vardır.
en önemli hususta evlenme nedenidir.niçin evlenmek istiyorsun? bu soruyu sormak elzemdir. çevre dayatması mi? yoksa evde yemek yapsın,çamaşır yıkasın diye mi? yaşın geldi evlen baskısı mi? sonra doğan cüceloglu'nun dediği gibi yaşanmamış yaşamlar..o yüzden önce neden ve niçin sorusunu sorun. sonra da bir evlilikten bekletileriniz neler? sonra bu beklentileri karşılayacak yoldaşın özellikleri çıkar karşımıza. eğer cinsellik icin ise ulaştıktan sonrası? eger yemek yapsin diye ise kadının duygulari? ne bekliyorsunuz evlilikten.
(bkz: ne istediğini bilmeyen kişilerin mutlu olması mümkün müdür sorunsalı)
evlilik bir deneme yanılma yöntemi değildir.
haliyle başında cinsel eğilimlerle sarhoş olup mantığı devredışı bırakmayın. bunun pekala mümkün olmadığı açık. en azindan gözü kapalı bir şekilde evlilige bodozlama atlamayın.
evlilik beklentilerinizi bir ömür gidecek şekilde belirleyin.
bu boyle uzar gider..
ne istediğinizi bilin, evlilik ciddi bir müessesedir. bir aile kurmaktır. belki de kuşaklar boyunca uzayıp gidecek. haliyle bir nevi bir girişimdir. bu ömrü bir kere yaşayacaksak, nasil üç kuruş paranizi kaybetmemek icin dikkatli yatirim yapiyorsanız bu evlilik içinde sağlam bir altyapi ile yatırım yapin. önce evliliğe hazir miyim diye sorun? olumsuz tarafınızı görün,kendinizi onarın. sonra sağlam bir ailenin temeli saglam kadin ve erkekle kurulur.*
önce yoldaş sonra yol.yolu güzel kılan yoldaştır
hayat bir uzun yoldur.engebeli düşmeli kalkmalı ne olacağı kadere ve cüz-i iradeye kalmış bir yol. haliyle bu yolda yalnız yürümek, yarın bir gün ailenin bu fani hayattan göç edeceğini düşünerek bir başına kalma düşüncesi ve belirsizliği ile katlanılır bir şey değildir.* haliyle bir yoldaşa ihtiyaç vardır.
en önemli hususta evlenme nedenidir.niçin evlenmek istiyorsun? bu soruyu sormak elzemdir. çevre dayatması mi? yoksa evde yemek yapsın,çamaşır yıkasın diye mi? yaşın geldi evlen baskısı mi? sonra doğan cüceloglu'nun dediği gibi yaşanmamış yaşamlar..o yüzden önce neden ve niçin sorusunu sorun. sonra da bir evlilikten bekletileriniz neler? sonra bu beklentileri karşılayacak yoldaşın özellikleri çıkar karşımıza. eğer cinsellik icin ise ulaştıktan sonrası? eger yemek yapsin diye ise kadının duygulari? ne bekliyorsunuz evlilikten.
(bkz: ne istediğini bilmeyen kişilerin mutlu olması mümkün müdür sorunsalı)
evlilik bir deneme yanılma yöntemi değildir.
haliyle başında cinsel eğilimlerle sarhoş olup mantığı devredışı bırakmayın. bunun pekala mümkün olmadığı açık. en azindan gözü kapalı bir şekilde evlilige bodozlama atlamayın.
evlilik beklentilerinizi bir ömür gidecek şekilde belirleyin.
bu boyle uzar gider..
ne istediğinizi bilin, evlilik ciddi bir müessesedir. bir aile kurmaktır. belki de kuşaklar boyunca uzayıp gidecek. haliyle bir nevi bir girişimdir. bu ömrü bir kere yaşayacaksak, nasil üç kuruş paranizi kaybetmemek icin dikkatli yatirim yapiyorsanız bu evlilik içinde sağlam bir altyapi ile yatırım yapin. önce evliliğe hazir miyim diye sorun? olumsuz tarafınızı görün,kendinizi onarın. sonra sağlam bir ailenin temeli saglam kadin ve erkekle kurulur.*
devamını gör...
kahvaltıda portakal suyu içmek
çaya ağız kıvıran sonradan görme eylemi. anası babası anneannesi babannesi de portakal suyu mu içiyormuş kahvaltıda diye sormak lazım. eğer öyle ise neyse diyecek bir şey yok, içsin afiyet olsun.
devamını gör...
kenan birkan
abi dediği adam tarafından hayatının darbesini yiyip sevdiği ona ihanet ediverince bunun intikamını almak için çıktığı yolda başka bir hain kadına aşık olup bedelini hayatıyla ödeyen haluk bilginer tarafından canlandırılan ezel karakteri.
devamını gör...
insanları tanıdıkça yalnızlığı sevmek
insanları tanımadan önce ya da tanıdıktan sonra fark etmeksizin yalnızlığını seven bir insandım hep. bu nedenle insanlara karşı mottom hep "hayatımda az ama güzel insan olsun" şeklindeydi. bu nedenle insanları tanıdıktan sonra çok da hayal kırıklığına uğradığımı söyleyemem çünkü tanıdığım her insanı olması gerektiği kadar tanıdım, fazlası kadar değil.* insanlar tanınmaya değer canlılar ancak tanıyamadığımızı düşündüğümüzde kendimizi suçlamamıza değecek kadar değil.
yani demem o ki; insanları tanıyamadığınızı düşünüyorsanız kendinizi yorup tanımaya çalışmayın, kedilerle dertleşin.**
yani demem o ki; insanları tanıyamadığınızı düşünüyorsanız kendinizi yorup tanımaya çalışmayın, kedilerle dertleşin.**
devamını gör...
mauritius cumhuriyeti
afrika'nın güney doğusunda, madagaskar'ın doğusunda bulunan, dört küçük adadan oluşan ülkedir.
başkenti port louis, yüzölçümü 2.040 km²'dir.
nüfusunun üçte ikisi hint kökenlidir. güney afrika cumhuriyeti vatandaşlarının en çok gittiği tatil yeridir.
başkenti port louis, yüzölçümü 2.040 km²'dir.
nüfusunun üçte ikisi hint kökenlidir. güney afrika cumhuriyeti vatandaşlarının en çok gittiği tatil yeridir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
"kendimi duyumsuyorum. ama sadece içine kirpik kaçan göz, şişmiş parmak veya çürük diş kendini duyumsar, bireysel varlığının bilincine varır. sağlıklı göz veya parmak ya da diş varlarmış gibi görünmezler. yani gayet açık, değil mi? kendi kendinin bilincine varmak, hastalıktır."
yevgeni ivanoviç zamyatin, biz
hayır, yanlış başlığa yazmadım, tam yeri burası fakat ben bundan daha güzel ifade edemezdim ki...
yevgeni ivanoviç zamyatin, biz
hayır, yanlış başlığa yazmadım, tam yeri burası fakat ben bundan daha güzel ifade edemezdim ki...
devamını gör...
sahaftan alınan 2. el kitaba eski sahibinin not iliştirmiş olması
insanı çok farklı duygulara savunabilecek bir tesadüftür.
bununla ilgili yaşadığım iki özel anım ve bir de hayalim var aslında.
anılarımdan biri şöyle; mabedim gibi gördüğüm gerçek sahaflardan birinden çok eski bir kitap satın almıştım. hala var mı bilmiyorum ama galatasaray lisesinin hemen yan duvarının önüne konmuş iskemlelerden oluşan bir yerde bir çay söyleyip bu kitabı ve tabii ki aldığım diğer kitapları incelerken kitabın içinden bir mektup düştü. uzun bir dikdörtgen kağıda yazılmıştı mektup. kötü bir el yazısı ile ama tamamen iyi niyetlerle yazılmıştı.
bir adam asker arkadaşına yazmıştı bu yazıyı. çok duygu dolu bir yazıydı. eşiyle ilgili sorunları anlatıyor, arkadaşının kardeşini soruyordu. sonunda da bir telefon numarası vardı ama telefon numaraları tamamen değiştiği için numarayı bir türlü bulamadım. bulsam da ne yapacaktım bilmiyorum tabii. çünkü mektup 1965 tarihli idi. hala aklımdadır o ama ve asker arkadaşı.
ikinci anım ise şöyle; nasıl oldu bilmiyorum ama kütüphanemde olması gereken kitaplarımdan birinin fotoğrafını hiç tanımadığım biri bana o zamanlar kullandığım instagram üzerinde yollayıp “ bu siz misiniz?” diye sordu. huyumdur, kitapların ilk sayfasına adımı soyadımı ve kitabı aldığım yeri ve tarihi yazarım her zaman. bir süre konuştuk bana ulaşan kişi ile ama sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi sönüp gitti arkadaşlığımız.
hayalim ise şöyle; bir gün ön yüzünde bahsettiğim bilgilerin yazılı olduğu altı binden fazla kitabımı türkiye’nin her yerindeki sahaflara dağıtmak istiyorum ve bir gün birinin o kitaplar aracılığıyla benim izimi sürüp bulmasını bekleyeceğim. sonunda bir kahve içerek bu saçma anı kutlamak için. kitaplar 10 bini bulunca yapacağım sanırım bunu.
bununla ilgili yaşadığım iki özel anım ve bir de hayalim var aslında.
anılarımdan biri şöyle; mabedim gibi gördüğüm gerçek sahaflardan birinden çok eski bir kitap satın almıştım. hala var mı bilmiyorum ama galatasaray lisesinin hemen yan duvarının önüne konmuş iskemlelerden oluşan bir yerde bir çay söyleyip bu kitabı ve tabii ki aldığım diğer kitapları incelerken kitabın içinden bir mektup düştü. uzun bir dikdörtgen kağıda yazılmıştı mektup. kötü bir el yazısı ile ama tamamen iyi niyetlerle yazılmıştı.
bir adam asker arkadaşına yazmıştı bu yazıyı. çok duygu dolu bir yazıydı. eşiyle ilgili sorunları anlatıyor, arkadaşının kardeşini soruyordu. sonunda da bir telefon numarası vardı ama telefon numaraları tamamen değiştiği için numarayı bir türlü bulamadım. bulsam da ne yapacaktım bilmiyorum tabii. çünkü mektup 1965 tarihli idi. hala aklımdadır o ama ve asker arkadaşı.
ikinci anım ise şöyle; nasıl oldu bilmiyorum ama kütüphanemde olması gereken kitaplarımdan birinin fotoğrafını hiç tanımadığım biri bana o zamanlar kullandığım instagram üzerinde yollayıp “ bu siz misiniz?” diye sordu. huyumdur, kitapların ilk sayfasına adımı soyadımı ve kitabı aldığım yeri ve tarihi yazarım her zaman. bir süre konuştuk bana ulaşan kişi ile ama sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi sönüp gitti arkadaşlığımız.
hayalim ise şöyle; bir gün ön yüzünde bahsettiğim bilgilerin yazılı olduğu altı binden fazla kitabımı türkiye’nin her yerindeki sahaflara dağıtmak istiyorum ve bir gün birinin o kitaplar aracılığıyla benim izimi sürüp bulmasını bekleyeceğim. sonunda bir kahve içerek bu saçma anı kutlamak için. kitaplar 10 bini bulunca yapacağım sanırım bunu.
devamını gör...
güneş enerjisi
güneş, dünyanın yaşam kaynağıdır. bitkilerin tamamına yakını (mantarlar vb. hariç) güneş sayasinde büyür gelişir güneşten aldıkları ışığı ve enerjiyi fotosentez'de kullanır.
fotovoltaik enerjiyi ilk kez becquerel keşfetmiş kısa bir süre sonra 1893 yılında charles fritts selenyum plakalarını ince bir altın filmle kaplayarak ilk güneş panelini yapmıştır. aradan geçen 70-80 yıl içerisinde güneş enerjisinden daha fazla faydalanma konusunda yürütülen çalışmalar ile 1970 lerde çevresel olarak temiz bir birincil enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.
güneş enerjisi 1970 lerden bugüne kadar yapılan teknolojik araştırmalar gelişmeler ile fiyat performans olarak maliyet açısından daha ulaşılabilir ve mümkün hale gelmiştir.
güneş enerjisini sadece elektrik üretimi olarak düşünmemek gerekir. özellikle ege ve akdeniz bölgesinde konutlarda güneş enerjili su ısıtma sistemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. evlerde güneş enerjisi ile kombine edilmiş ısıtma sitemleri de yakın gelecekte yaygınlaşacaktır.
elektrik üretimde tarafında takip ettiğim yollarda gördüğüm bir konuya da değinmeden geçmek istemiyorum. devlet teşvikleri ile artan güneş enerjisi santralleri günden güne artmakta fakat gördüğüm bazı santrallerin tarım arazilerine kurulması düşündürücüdür. aslen ekilip dikilmeye müsait olmayan verimsiz topraklar ve alanlarda kurulması gereklidir.
sanayi bölgerindeki muhtelif üretim yapan fabrikalarında çatılarına kurdukları paneller ile elektrik maliyetlerinde önemli bir azalma kaydetdikleri bilinmektedir.
son söz olarak enerji üretmek kaynağı güneş ve rüzgar bile olsa bir maliyettir. ucuz enerji ( free energy) diye bir şey yoktur. hepsinde bir yatırım ve işletme maliyeti vardır.
"en ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir."
fotovoltaik enerjiyi ilk kez becquerel keşfetmiş kısa bir süre sonra 1893 yılında charles fritts selenyum plakalarını ince bir altın filmle kaplayarak ilk güneş panelini yapmıştır. aradan geçen 70-80 yıl içerisinde güneş enerjisinden daha fazla faydalanma konusunda yürütülen çalışmalar ile 1970 lerde çevresel olarak temiz bir birincil enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.
güneş enerjisi 1970 lerden bugüne kadar yapılan teknolojik araştırmalar gelişmeler ile fiyat performans olarak maliyet açısından daha ulaşılabilir ve mümkün hale gelmiştir.
güneş enerjisini sadece elektrik üretimi olarak düşünmemek gerekir. özellikle ege ve akdeniz bölgesinde konutlarda güneş enerjili su ısıtma sistemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. evlerde güneş enerjisi ile kombine edilmiş ısıtma sitemleri de yakın gelecekte yaygınlaşacaktır.
elektrik üretimde tarafında takip ettiğim yollarda gördüğüm bir konuya da değinmeden geçmek istemiyorum. devlet teşvikleri ile artan güneş enerjisi santralleri günden güne artmakta fakat gördüğüm bazı santrallerin tarım arazilerine kurulması düşündürücüdür. aslen ekilip dikilmeye müsait olmayan verimsiz topraklar ve alanlarda kurulması gereklidir.
sanayi bölgerindeki muhtelif üretim yapan fabrikalarında çatılarına kurdukları paneller ile elektrik maliyetlerinde önemli bir azalma kaydetdikleri bilinmektedir.
son söz olarak enerji üretmek kaynağı güneş ve rüzgar bile olsa bir maliyettir. ucuz enerji ( free energy) diye bir şey yoktur. hepsinde bir yatırım ve işletme maliyeti vardır.
"en ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir."
devamını gör...
bilgi arttıkça azalan şeyler
uyuma saati azalır. zamanın kısıtlı olduğunu anlayıp daha çok şey öğrenmek için daha az uyur insan.
devamını gör...
tek hayalleri iki odalı tuğlalı bir ev olan insanlar
bir de “açlık yoh bu ülkede yeğen, bunu diyenler hep zengin.” diyen bilinçsiz ve kaygısız insanlar var ya, asıl onlar beni deli ediyor. suriyelilere yardımlar akıtıyoruz, iyi güzel, devlet herkese yardım etmeli ama ilk kendi vatandaşına yardım etsene be güzel ülkem! nasıl ödeyeceksin bu ailenin hakkını? o 19, 20 yaşındaki gençlerin gelecek hayallerini yıkmışsın ülkem, nasıl geri getireceksin o hayalleri? ne zaman önemseyeceksin tarım işçisini? ne zaman destek çıkacaksın, yardım eli uzatacaksın? gerçekten anlayamıyorum artık, ülke nereye gidiyor, neler oluyor. hiç.
devamını gör...
konseri bedava olsa bile gidilmeyecek şarkıcı
alişan
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
karsu- bırak beni böyle
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
"bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
“türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda “niğbolu””, doğuda “çaldıran”dır.
yine batılıların üçüncü kosova’da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova’da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz’in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı’nın piçini."
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
“türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda “niğbolu””, doğuda “çaldıran”dır.
yine batılıların üçüncü kosova’da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova’da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz’in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı’nın piçini."
devamını gör...
aslında haber değeri taşımayan haberler
show ana haberdeki saçma sapan, komik diye servis edilip tebessüm dahi ettirmeyen haberlerdir.
devamını gör...
kaldırımda yavaş yürüyen insan
tez canlı bir insan olarak ruhumu daraltır. hadi biraz daha hareket,ha gayret!
devamını gör...
şevket altuğ
süper baba (dizi)sinde sevilen karakter fikret’i yani fiko’yu canlandırmıştı doksanlı yıllarda.
devamını gör...
gece acıkmak
saati de hiç şaşmaz ya. illa bu saatler olacak. neyse canımızdan değerli değil hiçbir şey. aklımda kalmasın şimdi gece gece.* biraz geç uyursak çok da önemli değil diye düşünüyorum.
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
-tamam tamam inandıımm inandımm tamam (dilini çıkaran ismail abi emojisi) .
devamını gör...
ölen arkadaşın karısıyla yatmak
iyi de bundan bize ne?
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
sözlük yazarının tanımlarına aşık olmakla kalınıyorsa ilbi'ye yüzde yüz katılıyorum. ama o mertebede kaldığını sanmam.
tanımlar arcılığıyla çeşitli paslaşmalar, tanımların beğenilip favlanması, dm yollarında bir ya da birçok gezinti, kuytulara, derin noktalara ilerleme hazzı, ortak noktalardaki paylaşımlar, yollanan linkler, havada uçuşan iltifatlar, gün yüzüne çıkmak arzusu ile döşenen nick6ları, dm kutularının cilveyle paketlenmesi, ufak tefek cinayetlerle kurdelelenmesi, gerillalık yan yoluna sapılması, diş kamaştıran kıskançlıklar ve küçük ama tatlı hakaret sözcükleri, engelleme ve engellemenin kaldırılması veeee başa dönüş yoksa ben ona aşk demem, varsa aşktır o; evet sözlükçü aşkıdır bu.
tanımlar arcılığıyla çeşitli paslaşmalar, tanımların beğenilip favlanması, dm yollarında bir ya da birçok gezinti, kuytulara, derin noktalara ilerleme hazzı, ortak noktalardaki paylaşımlar, yollanan linkler, havada uçuşan iltifatlar, gün yüzüne çıkmak arzusu ile döşenen nick6ları, dm kutularının cilveyle paketlenmesi, ufak tefek cinayetlerle kurdelelenmesi, gerillalık yan yoluna sapılması, diş kamaştıran kıskançlıklar ve küçük ama tatlı hakaret sözcükleri, engelleme ve engellemenin kaldırılması veeee başa dönüş yoksa ben ona aşk demem, varsa aşktır o; evet sözlükçü aşkıdır bu.
devamını gör...