youtube da komik videoları bulunan profesör.dünyada en güzel yaratık kadın vucududur diyerek ve iki elinin parmakları ile yaptığı hareket ile yarmıştır.hep düşünmüşümdür,ilber ortaylı,celal şengör,rasim ozan kütahyalı ve yalçın küçük aynı programa çıkarılsa moderatörde güzel bir kadın olsa ne olurdu diye.*
ilgili video buradan izlenebilir.
devamını gör...

bir şeyi yapamayacak gibi kendimizi hissettiğimiz an ile "ya ben bu işin üstesinden gelirim " dediğimiz an arasındaki tek fark, o anda kendimizi iyi hissediyor oluşumuz aslında çünkü baktığımızda koşullarda değişen bir şey olmasa da insan, kendini iyi hissettiğinde daha cesur oluyor. o zaman "kendini sürekli iyi hisset, sürekli her şeyin üstesinden gel, öyle saçma şey olur mu" diyebilirsiniz. bir kere insanın kendini sürekli iyi hissetmesi mümkün değil, bir de kendini tanımak da bir süreç.. zamanla neyi yapıp neyi yapamayacağını çözmek de bir süreç.. mesela ben asla araba kullanamam çünkü küçükken bir gözümün görme yetisini kaybettim, o yüzden asla kendime güvenemem, şimdi kalkıp da bugün kendimi harika hissediyorum, gidip biraz araba kullanayım diyemem. niye mi bunları anlattım? aslında harekete geçmemizi belirleyen ilk şey duygular bence.. ama sonrasında mantığı devreye sokup kendini tanıyor olmak, neyi yapıp neyi yapamayacağına dair farkındalık geliştirmek ve karar almakla süreç tamamlanıyor diye düşünüyorum.
devamını gör...

hayat felsefemi oluşturan sözün sahibi olan büyük düşünür abimizin bir sözü.
devamını gör...

lütfen türkiye diye konum belirtelim. başka ülkeden biri görüp wtf öyle bişi yok demesin.
devamını gör...

eğer gerçekleşmezse beni derin hüzünlere sürükleyecek ihtimal. kaç gündür sabah uyandığımda kar göreyim ve çocuklar gibi mutlu olayım diye bekliyorum. yağacağına yüzde 7 falan inanıyorum ama yine de bekliyorum. gel artık canım kar. lütfen.
devamını gör...

bildiğim birşey varsa oda hiç birşey bilmediğimdir.
(bkz: sokrates)
devamını gör...

aynen şükür eksikliği mal deyneği.
bazı insanların yaşadıklarını bırak yaşamak, düşünsen bile hayatından soğursun. kimin başından ne geçtiğini bilmeden laflarınıza dikkat edin.
devamını gör...

top oynayan çocuklar ve o topun bir şekilde sert şekilde gözüme gelip, camları parçalaması ; o parçaların da gözümü kör etmesi. evet , son durak filminin etkisinde fazlasıyla kaldım. ama onun haricinde , top oynayanların etrafından geçerken sürekli olarak topun kafama gelmesinden dolayı da böyle bir korku geliştirdim. bu yüzden gözlük taktığım zamanlarda top oynayanların etrafından geçerken gözlüğümü mutlaka çıkarırım.
devamını gör...

sorun değil unuturuz. neyi unutmadık ki? balık hafızalıyız biz. onat kutlar'ın dediği gibi biz unutuşun kolay ülkesindeyiz. bunu da unuturuz. istatistiklere katkı sağlayan bir sayıya dönüşmesine izin veririz. onlarca katili, tecavüzcüyü serbest bırakan hakimlerin adını unuttuğumuz gibi bunu da unuturuz. elini kolunu sallaya sallaya dışarıda dolaşabilsin diye böyle puştlar, unuturuz. adamın manyak olduğunu anlamamış mı deriz, aldatmıştır belki deriz, adam cinnet geçirmiş belli ki deriz biz deriz de deriz bunlar yoksa diyecek başka bir şeyler de buluruz elbet. bahane mi biter? öldüğü için suçlarız el birliği ile onu, neden olmasın. bir katili suçlamak yerine ölen birini suçlamak daha kolay ya! bayılırız zaten biz tanrıcılık oynamaya, kimin ölmeyi hak edip etmediğine biz karar veririz kendi kafamızda. en olmadı takım elbisesini üstüne geçirmiş çok pişmanım diyor diye adama güzelinden bir madalya bile veririz. unuturuz, önemli değil. bu kadıncağızın ismini de, muhtemelen adamı serbest bırakacak olan hakimin adını da, bu puştun suratını da unuturuz. yazık, unutuşun kolay ülkesindeyiz çünkü.
devamını gör...

mesaj alımını kapattığım için iliklerime kadar hissettiğim başlık.
devamını gör...

bu ara kime baksam kafa izninde.
nereye gidiyor bu yazarlar?
kendimi pek yalnız hissediyorum her geçen gün burada. zaten iyice içime kapandım birde böyle sevdiğim yazarların gittiğini görünce iyice içime kaçıyorum. püüff..
hadi çıkın gelin üzmeyin bizleri...
devamını gör...

bir sonraki hafta izdivaç temalı program olsun diyorum. bana aşk şarkısı anons etme aşk anons et!
hadi yiğitler, güzellikler! gelecek haftaya nick verip "anan anam olsun mu?" temalı anonslar yapalım. bu hafta beceremedik. 1 haftada herkes kendine yürüyecek birer yazar bulur elbet. tercihen 1. fazlasına da kabuluz.
devamını gör...

kaynana korkusunun bilimsel adı. kaynana fobisi. böyle bir şey varmış gerçekten. bu korkuyu çeken insanlar çözümü ya terapide ya da boşanmada buluyorlarmış. evli yazarlar ne diyorsunuz?
devamını gör...

yetiştiricez abdul hocamla, çok çılgın fikirlerimiz var.

benim ''gercek lucifer' adlı evlat yazarı iyi yetiştiremedik, abdulun evladına gerekli özeni göstericez allaan izniyle.
devamını gör...

fransız edebiyatının tüm çeşitliliğiyle birlikte belli ortak özellikler, eğilimler olarak ortaya çıkar. fransızcayı rus edebiyatıyla karşılaştırırken daha belirgin hale gelirler. bu edebiyatlar neredeyse aynı anda ortaya çıktı, ancak ülkelerin tarihlerindeki farklılıklar, dillerin özellikleri ve nihayet fransızların ve rusların karakteri, psikolojisi, her iki edebiyatın da özgünlüğünü tamamen farklı şiveler belirledi.

rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.

aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
devamını gör...

insani değerleri oldukça yüksek , hasret kaldığımız türde insanlardan .
devamını gör...

abisi ve bayan
devamını gör...

aşağıdaki videoda görülen eylem. insanların diksiyonu, giyimi, hal ve tavırları ve batak, okey vs. yerine satranç oynamaları... o zamanlar yozlaşma başlamamış tabii.

buradan
devamını gör...

kafa dinlemek isteyen insan da olabilir.
devamını gör...

ingilizceye 'whisper of the heart', türkçeye ise 'yüreğinin sesi' olarak çevrilen 1995, studio ghibli yapımı animasyon filmi.

studio ghibli denince akla ilk olarak hayao miyazaki gelir lakin mimi wo sumaseba'nın yönetmenliğini yoshifumi kondo yapmıştır.

kendimizi ve hayallerimizi bulma yolculuğumuz yorucudur, çoğu zaman acı verir. bir de üzerine gizemler ve beklenmediklerle doludur. peki bu arayışa çocukların saf duyguları eşlik ederse ne olur?

mimi wo sumaseba, yaşıtları lise sınavına hazırlanırken tek yaptığı kitaplarına gömülmek olan bir kız çocuğu olan shizuku'yu konu alıyor. shizuku okumayı sevdiğinden kütüphaneden ödünç kitap alıyor fakat aldığı kitapların daha öncesinde hep aynı kişi tarafından alınıp okunduğunu fark ediyor. merak ediyor o kişiyi, hatta nasıl biri olduğu ile ilgili türlü hayaller kuruyor ve bir gün bu kişi ile yolları kesişiyor. bu kişi sayesinde shizuku ne olmak istediğini bilmeyen biri olduğunu fark ediyor. yüreği acıyor. o acıya yol gösterecek biriyle daha tanışıyor. yüreğinin sesini dinleyerek hayallerinin peşinden koşmaya çalışan shizuku ve arkadaşına ne oluyor?

oradan oraya savrulmaya devam mı ediyor yoksa yüreğinin sesine kulak astığından bir şeyler mi değişiyor?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel için kaynak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim