ayşegül aldinç
beni hatırla.
hakan peker,
kaldı anıların.
nazan öncel,
geceler kara tren.
devamını gör...

küçük not defteri, kalem, ıslak ve kuru mendil, ev anahtarı, otobüs kartı, kolonya, parfüm, okuma kitabı, gereksiz fişler, cüzdan, saç fırçası, ped, el kremi, dudak balmı, ruj.
devamını gör...

(bkz: katma değer prusyalı)
devamını gör...

bu mavilik
sırf gökyüzü koyulaşsın
diye var

güneş
sırf yerini siyaha bırakmak
için doğuyor
doğsun ki siyaha kavuşalım

içinizin ısınacağı bir güne
günaydın...
devamını gör...

fikret kızılok 'un akustik tınıdaki şarkılarından biri. hele bir de bunu 45'lik plaktan dinlemesi ayrı etkileyici olur.
devamını gör...

yeşilçam'ın bilinenden çok daha derinlikli, hüzünlü ve karizmatik jönü. kendisini her anlamda erken kaybettiğimiz ise ona dair acı bir gerçektir.

hayatı hakkında birçok önemli ayrıntıyı eleştirel bir gözle ve somut kaynaklarla inceleyip derleyen şokopop'un şu iki videosu arka arkaya izlenebilir:




ayrıca en çok belgin doruk'la yakışmışlardır.
devamını gör...

çok kullanışlı olan özellik. emeği geçenlere teşekkürler.* artık bol bol beğeniriz degil mi arkadaşlar?
devamını gör...

batının en sevdiğim yanı olan ahlaksızlığını konu edinen eserler içeren müzik icra şeysi. ölüm, uyuşturucu hazzı, cinsellik, ruh hastalığı üzerine de politik hiciv serpiştirilmiş tuhaf liriklere tempolu müzik harmanı yapmış ve utanmadan damarlarımıza zerk etmişler. bir kaç yıl önce de buralarda konser vermişlerdi.

solo bir proje olarak başlasa da iki çiçek bir böcek olarak kontrolden çıkmıştır. maşallah.
devamını gör...

kafa sözlük'e kayıp ilanı verilebilir.
devamını gör...

yaşam kaynağımız olan yıldızı gözlemlemek için kullanmamız gereken optik alet.

güneşe doğrudan bakmak kalıcı körlüğe neden olabileceği gibi, optik aletlerinizin de bozulmasına sebep olur. bu nedenle bazı filtreleri ya da yöntemleri kullanmak gerekebilir.

bu yöntemlerden biri iğne deliği kameradır. ilgili başlıkta ne olduğunu görebilirsiniz.

bir başka yöntem mylar filtre adlı filtreleri kullanmaktır. bunlar cam üzerine alüminyum kaplamalarla yapılan özel filtrelerdir. ancak kaplamaları zarar görmemelidir. bu filtreleri 60 wattlık ampuller ile kontrol edebilirsiniz. ampule filtreyle baktığınızda sadece gözünüzün rahatsız olmayacağı şekilde flamanını görüyorsanız filtre sağlamdır.

güneşe bakabilmek için kullanabileceğimiz bir başka aracı da karartma derecesi yüksek olan, kaynak yaparken kullanılan gözlüklerdir. ancak bunların da gerçek filtre özelliğine sahip olanlarını kullanmak gerekir. yani sadece boyalı cam olanlardan uzak durulmalıdır.

açıklığı, yani çapı dışarıdan yapay olarak küçültülmüş dürbün ve teleskoplarla kurulan, iğne deliği kamera benzeri düzenekler de bu iş için kullanılabilir. açıklığın küçültülmesi, optik araçların bozulmaması için şarttır.

her ne kadar burada birkaç yöntem saymış olsam da güneşe doğrudan bakmanın en uygun yolu, bu iş için özel olarak üretilmiş mylar filtre gibi filtreleri kullanmaktır. bunların dışındaki yöntemler risklidir ve gözleriniz için büyük tehlike barındırır.
devamını gör...

sadece biraz karma puan isteyecektim diye devam edebilecek sözdür. malum kafa store ateş pahası*.
devamını gör...

alan moore'nin ustalık eserlerinden birisi olan okunası çizgi romandır. en az onun kadar güzel bir de filmi vardır. v, her karşıma çıktığında aklıma şu sözleri gelir:

"beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea, mr. creedy, and ideas are bulletproof."
devamını gör...

(bkz: pırasa kafa) isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

bir dilek cümlesidir. genellikle ''günaydın'' demek için geç olan sabah saatlerinde (11'den sonra gibi) söylenir.
devamını gör...

insanlara işte bu tarz muamele yapıldığı için her işten soğutuyorsunuz.orada konulan bir resim neden bu kadar sorgulanır didik didik edilir ki ,biz bu kafayı ne zaman değiştireceğiz? bizim hayatımızı sorgulayan en yakın aile bireylerine bile yeri geliyor bu benim hayatım benim kararım demeyi biliyoruz peki neden aynı sorgulamayı başkalarına yapıyoruz? eleştiri konusunda çok sıkıcıyız maalesef bunaltıyoruz birbirimizi.
devamını gör...

insanların dilinde sakız olmasından kaynaklanan durum. daha ilişkiye adım atmadan söylüyoruz sonrası malum her saat kalpli vıcık vıcık emojilerle süslüyoruz. sözün o kutsal anlamını basitlleştiriyoruz ya da işimize geliyor anlamını idrak etmeden tüketmek.çünkü söylemesi çok basit. ağzı olan kurar bu cümleyi . uygulması ise çok zordur.
can yücel, ‘’seni seviyorum ‘’ demek değil ki marifet, marifet önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek.
(bkz: behlül kaçar)
devamını gör...

uzun zamandır yazmak istiyordum içten içe ancak ne o gücü bulabiliyordum kendimde ne de o motivasyonu. aslına bakarsanız şu anki yazma nedenimi de tam olarak bilmiyorum. günün akışında “aklımın boş olduğu günlerden biri” diye adlandırsam da bugünleri, o kadar iyi biliyorum ki içten içe her şeyi arkalara hapsedip önümdekini bitirme içgüdümün canlılığını, artık son damlasına varmışımdır belki de.
açıkçası yazdığım cümleyi tekrar okumayacağım için oldukça devrik, yazım yanlışları olan cümleler kurmuş bulunabilirim. okuyacak biri yoktur diye düşünüyorum genelde ama, ola ki okuyan biri çıkarsa şimdiden belirtmek istiyorum.
bu benim karalama defterimden alıntı bir bölüm ve kimseye herhangi bir şey anlatmak için yazmıyorum. teşekkürler.

her şeyim tam desem dahi, zihnimden ziyade kalbimi (?) oyalayamadığım bir dönemdeyim. geçirdiğim yıllar, süreçler ve yaşım itibarı ile hormonlarımın eskisine nazaran daha normal seviyelerde olmasından dolayı son birkaç aydır kendimi daha farklı görebiliyordum dışarıdan baktığımda.
şu yaşıma kadar asla olduğum yere, yaşa ait hissedemeyip hep o ait olduğum yeri aramaya yönelik yapsam da planlarımı, bugünlerde o kadar çok “sanırım olmak ve kalmak istediğim yaş aralığı bu” dedim ki, alışmış olduğum aranan kişilik modelimden biraz olsun sıyrıldığım için adeta çırılçıplak kaldım ortada.
kendimi psikolojik olarak koruyabilmeyi öğrenmişim örneğin yıllar içinde, ait olduğum yeri koruyabiliyorum artık.
tabii ki istediğim ben ve olduğum ben arasında oldukça fark var ancak, sanki şu an o denli memnunum ki şu halimden, istediğim şeylerin daha fazlasına kavuştuğumda (hepsi olabilirliği olan şeyler, imkansıza oynamıyorum ve bahsim aklımdaki “bluesther modeli” değil.) çok çok daha memnun ve huzurlu olacağımı bildiğim halde şu an nefes alabildiğimi fark ettiğim için burada da kalabilirim diyorum.

evet, yaşadığımı hissettiğim anları dahi unuttum, ki bu hissi tedavi edebileyim.

içimdeki boşluk yıllar sonra o kadar farklı bir boşluk ki, bu sefer beynimin içinde bir yerde değil. bu sefer iman tahtamın tam ortasında, nefes almamı da engelliyor çoğu zaman.

örneğin yarın için randevu aldım dahiliye doktorumdan. bu nefes aldıktan broşlarımın yapıştığını zannettiğim, sanki içimdeki boşluğun bir kısmının artık ciğerlerimi sakin sakin yemeye başladığını hissettiğim midemi bulandıran his için. gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum şu an, yalnızca gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorum çünkü. vakalar bu haldeyken bu denli önemsiz bir şey için hayatımı/hayatımızı tehlikeye atmak istemiyorum.
inanın bilmiyorum ne yaparım. muhtemelen gitmeyeceğim.

öyle bir boşluk ki bu arada nükseden, sanki birileri iyileştikçe geçmişe saplanıp kalıyorum. sanki kendimi hiçbir zaman bulamayacağım, sanki kişisel menkıbem elimde yitip gideceğim…

geçen yıl bu zamanlarda da aynısını yapıyordum. yine yapıyorum, yapmamak için kaçtım haftalarca. bugün çok yorulmuşum, durmak zorunda kaldım.

madem burada kaldıysam, neden bu kadar acıyor göğsüm? midem neden bulanıyor?
ben burada kaldıysam, tüm güzel hisler için kaldım. yaşamak ve yaşadığımı hissetmek için kaldım. sorgulamalarımın ardı arkası kesilmese dahi onlara önemle dinleyip her birini cevapsızlığıyla sevmek için kaldım.
kaldım ve tutundum sıkı sıkı. hala da tutunuyorum ama bu sefer ellerim kaymıyor. bu sefer rüzgar o denli hızlı esiyor ki, esintiye kapılanlar bana çarpa çarpa beni yok ediyor.
ben ellerimi bırakabileceğimi sanmıyorum ama ellerimin gücü yitene kadar ben kişiliğinin kalacağına emin değilim.
ölüm zamanım geldiğinde bırakabileceğim bir parmağım olacağına emin değilim.

bu boşluk hiçbir zaman dolmayacak, bunu çok iyi biliyorum. kendimi topyekün zamanlar çerçevesinde istediğim kadar kabul edeyim, istediğim kadar etrafımdaki insanları olduğu gibi sevip savaşmayı bırakayım, hayatı tam anlamıyla akışına bırakayım veya tam tersini yapayım, bir elimle tutunup diğer elimle dizginleri tutayım, sevileyim, aşık olayım…

belki arada bir olduğu gibi o boşluğu görmezden gelebileceğim kadar mutlu, heyecanlı olacağım. ancak o yine beni ne yapıp ne edip bulacak ve biz birbirimizi yok edeceğiz.


kendimle yüzleşmekten çok korkuyorum. o yüzden ne yazdıysam hepsi ikinciye okumadığım cümleler.
alıntı yapıp burada paylaşmamın sebebi ise az sonra kağıtlarımı çöpe atacağım, bu en yakın tarihli olduğu için saklamak istiyorum.

artık kendimi unutmak istemiyorum ya da kendim olduğunu düşündüğüm kişiye içtenlikle inanmak istiyorum.
devamını gör...

saatler geçmiyor efendim, bakıyorum bakıyorum 5'er dakika ilerliyor yelkovan.
spontane bir an önce başlasa da robnaja'nın pamuk, cenk'in arka bahçesi'nin enerjik ve cool sesini duysak!
yayın saatini beklerken ben;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

3 yıldızlı ve defne yapraklı apolete sahip olan üstsubaydır.
devamını gör...

bir günlüğüne entel takılmasını beklediğim yazar. trollük sıkmadı mı koçum? burayı okuduğunu biliyorum. hadi be şekerim.*
devamını gör...

hak edene, ağzının payını.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim