seri oylanınca hissedilenler
tabi ki mutlu oluyorum. ama peş peşe gelince '' acaba okumuyor mu ? '' şüphesi geliyor. ama ne olursa olsun karşılığını, okuyup oylamayla veriyorum.
devamını gör...
gençliğe hitabe ile dalga geçen belediye personeli
böyleleri çalışırken kendi işsizliğimi sorgulatan başlık.
devamını gör...
güne bir türkiye yalanı bırak
biz müslüman bir ülkeyiz ey kılışdaroğlu !
devamını gör...
geceye bir söz bırak
hak yemek, sol elle yemek kadar dikkat çekmedi bu ülkede.*
devamını gör...
minimal yaşam tarzı
birkaç yıldır trend olmuş olan yani en azla yetinmek ve israftan kaçınmak. bu tarzı benimseyen yeni kuşak israfa karşı ve gardırobunda kıyafete çok yer vermiyor.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
yazarların zihinlerinde farklı bir örnek vatandaş karmaşasına sebep olmamak için, daha doğrusu hayallere darbe vurmak için başvurduğum tercih.
devamını gör...
birinden vazgeçme eşiği
“kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim.”
frida kahlo
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim.”
frida kahlo
devamını gör...
kıyı bölgelerimizdeki ormanların dağılışının farklı olması
karadeniz ve akdeniz bölgelerine baktığımızda ormanların dağılışı iç kesimlere çok giremiyor. ege bölgesi'ne baktığımızda ise ege ormanları iç kesimlere kadar hatta iç anadolu'ya kadar girebiliyor.
akdeniz* ve karadeniz'de* dağların kıyıya paralel şekilde uzanması iklimin iç kısımlara girmesini engelliyor. ege bölgesi'nde ise dağların denize dik uzanması denizel iklimin rahat bir şekilde dağların arasından geçerek iç kısımlara kadar etki etmesine sebep oluyor.
akdeniz* ve karadeniz'de* dağların kıyıya paralel şekilde uzanması iklimin iç kısımlara girmesini engelliyor. ege bölgesi'nde ise dağların denize dik uzanması denizel iklimin rahat bir şekilde dağların arasından geçerek iç kısımlara kadar etki etmesine sebep oluyor.
devamını gör...
laiklik
hakkında “sadece fransa’da ve türkiye’de mevcuttur” diyerek yalan yanlış ve manipüle edici yorumlar yapılmaması gereken kavram.
detaylı bilgi için tık.
not: ayrıca laikliğin sadece türkiye’de ve fransa’da bulunma durumu gerçek olsaydı bu gurur duymanız gereken bir şey olurdu.
(bkz: yallah arabistan’a)
detaylı bilgi için tık.
not: ayrıca laikliğin sadece türkiye’de ve fransa’da bulunma durumu gerçek olsaydı bu gurur duymanız gereken bir şey olurdu.
(bkz: yallah arabistan’a)
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
hiç birisi... bir şey'e hapsolmayı reddediyor zaman'ın tuhaf akışına kendimi bırakıyorum.
devamını gör...
sözlükte bol beğeni alma yolları
böyle değildir en azından.*
devamını gör...
banka personelinin sohbet açma uğraşı
çok doğru ve tatlı olan bir uğraştır.
bankadaki sistemler genelde yavaş olur yoğunluktan dolayı bu sebeple bazı güzel kalpli banka personelleri de ot gibi beklememeniz ve az da olsa sizi keyiflendirmek için sohbet açmak isteyebilirler.
ne olacak canım ölüm kalım meselesi yoksa iki dakika durun sohbet edin, ölmezsiniz ya sanki.
bankadaki sistemler genelde yavaş olur yoğunluktan dolayı bu sebeple bazı güzel kalpli banka personelleri de ot gibi beklememeniz ve az da olsa sizi keyiflendirmek için sohbet açmak isteyebilirler.
ne olacak canım ölüm kalım meselesi yoksa iki dakika durun sohbet edin, ölmezsiniz ya sanki.
devamını gör...
kapalı değil tesettürlü
kendimi yıllardır başı örtülüyüm diye tanıttığim için ikisi de bana göre olmayan seçenekler.
ben başımı örttüğümde tesettür firmaları yoktu. tesettür kelimesinin esamesi bile okunmuyordu.
sene bilmem kaç.
o zaman ya büyük beden kıyafet alırdık, ya erkek gömleğinden kazağından uyarlardık ya da dikerdik.
her birimiz kendimizin modacısıydık.
kız meslek liseli olanın elinden gelebilecek durum.
her birimiz tarzdık.
ben başımı örttüğümde tesettür firmaları yoktu. tesettür kelimesinin esamesi bile okunmuyordu.
sene bilmem kaç.
o zaman ya büyük beden kıyafet alırdık, ya erkek gömleğinden kazağından uyarlardık ya da dikerdik.
her birimiz kendimizin modacısıydık.
kız meslek liseli olanın elinden gelebilecek durum.
her birimiz tarzdık.
devamını gör...
davlumbaz ışığı
aspiratörlerin yaygınlaşmasıyla hayatımıza giren sarı ışık* amerikan oyunu
gece geç saatte uykunuz kaçtıysa mutfağa geçip ışığında cuaranızı tüttürürken sıradan bir eve yuva efekti katar. hüzün ve duygu yükler.
bir de üzerinde çorba kaynarken karanlıkta bir görüntüsü vardır ki ciğerleri dağlar*
gece geç saatte uykunuz kaçtıysa mutfağa geçip ışığında cuaranızı tüttürürken sıradan bir eve yuva efekti katar. hüzün ve duygu yükler.
bir de üzerinde çorba kaynarken karanlıkta bir görüntüsü vardır ki ciğerleri dağlar*
devamını gör...
iç çamaşırı satarken sütyeni üstüne giyen pazarcı
budur.
resimag.com/p1/bc75f37be904.jpeg
resimag.com/p1/bc75f37be904.jpeg
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
kafa sözlük büyük sözlükler içinde en çok kadın oranına sahip sözlük. benim gördüğüm yazarların belki yüzde yetmişi kadındır. küfür yasak, cinsiyetçi başlıklar da başıboşlara alınıyor. bu tarz bir uygulama başka hiçbir sözlükte görmedim. kafa sözlük'ün bir kadın yazar için gayet iyi bir ortam olduğunu düşünüyorum. bazı arkadaşlara taciz mesajı gelmiş üzücü bir durum. şahsi olarak ben hiç bu tarz mesaj almadım. ancak bir iki sapık illa olur böyle anonim yerlerde. bu tarz taciz mesajları varsa onları yönetime şikayet edebilirsiniz. bunun yerinin burası olduğunu düşünmüyorum. bir iki haddini bilmez sapığın davranışının da kafa sözlük'ün genel haliymiş gibi yansıtılmasını doğru görmedim.
devamını gör...
musicbuddy
devamını gör...
panik atak
üç yıl tedavisini gördüğüm rahatsızlık. ben atlattım, bu hastalığı yaşayanların da bir an önce atlatmasını diliyorum.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
devamını gör...
