brothers düğüm salonu radyo yayını
kitap ve bira dışında herhangi bir şey prensip olarak kullanmıyorum. bunlar da sanırım artık lüks sayılabilir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kuzguncuktaki vişne
şimdi beni iyi dinle
romeo ve juliet dediğin
aristokratlara anca eğlence.
şimdi beni iyi dinle
romeo ve juliet dediğin
aristokratlara anca eğlence.
devamını gör...
arianna savall
ispanyolca, katalanca, portekizce, ingilizce ve fransızca dillerinde şarkı yapan mest eden, adeta zihin uyuşturan sese sahip, arpçı ve besteci.
tamamı müzisyen bir ailenin üyesi olan bu ablamızın bazı şarkı sözlerinin celaleddin rûmî
'nin şiirlerinden oluşması şarkılarını daha da etkileyici kılıyor.
bella terra ve peiwoh isimli iki enfes albümü, birkaç tane de grubu ve ailesiyle beraber çıkardığı albümü mevcut.
ilk defa dinleyeceklere ve sadece adoucit la melodie parçasını bilenlere birkaç öneri bırakayım.
dona'm la ma
l'amor
yo m'enamori d'un aire
aquest cami tan fi
la musica callada
preghiera
suite celta
harpa e delirio d'agua
tamamı müzisyen bir ailenin üyesi olan bu ablamızın bazı şarkı sözlerinin celaleddin rûmî
'nin şiirlerinden oluşması şarkılarını daha da etkileyici kılıyor.
bella terra ve peiwoh isimli iki enfes albümü, birkaç tane de grubu ve ailesiyle beraber çıkardığı albümü mevcut.
ilk defa dinleyeceklere ve sadece adoucit la melodie parçasını bilenlere birkaç öneri bırakayım.
dona'm la ma
l'amor
yo m'enamori d'un aire
aquest cami tan fi
la musica callada
preghiera
suite celta
harpa e delirio d'agua
devamını gör...
normal sözlük'te emeğe saygı anlayışı
bugün üniversiteden sinif arkadaşımı kovidden kaybettiğiniz haberini aldım. bütün gun suratım asıkken uyumadan önce sözlüğe gelip bir şeyler karalamak istedim. ama baktım güzel bir benjamin franklin goygoyu dönüyor. hoşuma gitti dahil oldum, güldüm, eğlendim. ama yok kardeş illa bir aykırı çıkacak bozacak bir şeyleri. hayat bu kadar ciddi değilken insanların bu kadar ciddi olmalarını anlamıyorum.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
yumurta, süt, şeker, un karıştırıp kek yapmak ilk kimin aklına geldi merak ediyorum. hadi buldun, e bu kabarmıyor deyip kabartma tozunu kim buldu?
devamını gör...
yemek takımı
babaannemin '' kullanma kızım bunları her zaman, misafire sakla '' dediği takımdır. canlarını çıkartana kadar kullandım. hala da kullanıyorum. misafirlerimiz bize isterse eşlik edebilirler efenim.
devamını gör...
kütüphanecilik
çok severek yaptığım canım mesleğim.
yalnız sanırım yeterince anlaşılamıyor bir türlü. "google var ağğbiii, kütüphaneye ne gerek var"
onlarca kişinin kütüphanede sadece kullanıcılara ödünç/iade işlemi yapmak için bulunduğunu, ya da ortam sessizliğini sağlamak dışında bir görevi olmadığını falan düşünenler var. inanılmaz gerçekten. ya da çalıştığım kurumda, öğle yemeğinden sonra okuduğum kitap için, kurumda görevli bir başka çalışanın bana molalarınızda bile çalışıyor musunuz yaa, çok üzücü demişliği vardır. anlamadım tabi, sordum, kadının kütüphanedeki tüm kitapları okumak zorunda olduğumuzu düşündüğünü anlamamla sorduğuma soracağıma pişman oldum. ya geçtim, ben tam olarak anneme, babama anlatamadım işimi daha.
mesleki deformasyon; şöyle bir üzerinden geçeyim arkadaşlar.
teknik hizmetler ve sadece yayın bağlamında kütüphaneciler;
1- geçmiş dönemde üretilmiş,
2- anda üretilmekte olan,
3- gelecekte üretilecek olan,
basılı ve elektronik kaynakların sırasıyla;
a- uygun koşullarda korunup saklanmasını ve dağıtılmasını,
b- yayın üretimi esnasında ihtiyaç duyulan araştırma verisi, bilimsel çalışma, intihal tespiti, referans yönetimi vb. konularda araştırmacılara ihtiyaç duydukları hizmetlerin verilmesini, yayım sonrası, çalışmanın doğru kanallar aracılığı ile kurumsal akademik profile dahil edilip, atıf potansiyelini artırmasını,
c- araştırma alanlarının belirlenmesi hususunda, konu uzmanlığı perspektifinden araştırmacının doğru alana ve alana dair kaynaklara yönlenmesini, bireysel ve kurumsal akademik kazanımların sağlanmasına yönelik program ve tespitlerin yapılmasını, araştırmanın gerçekleşmesini sağlayacak ön çalışmanın yapılmasını mümkün kılan teknik personellerdir. ve, ve, vee...
geçmiş dönemde üretilmiş basılı ve elektronik kaynaklar, belli standartlara göre, doğru kodlarla, doğru sistemlerde kataloglanmaz ve örneğin cenevre'de yüzbinlerce frank harcanarak yapılan ve çıktıları 1 yılda doğrulanan bir lab deneyinin veri ve dahi sonuçları akademik dünya ile (ücretli ya da ücretsiz olarak) doğru şekilde paylaşılamazsa, bilim dünyasında çok ciddi bir yavaşlama ve kaynak israfı olur. bu kataloglama işini de kütüphaneler yapıyor işte. dağıtım dediğimiz bu. sadece teknik hizmetlerin ilk maddesini basitçe açıkladım. 1a yani. devamını istiyor musunuz gerçekten? :)
daha bunun okuyucu hizmetleri var, referans hizmetleri var, bunların alt kırılımları var, var oğlu var.
ez cümle; teknoloji ilerledikçe kütüphane ve yetişmiş kütüphaneciye olan ihtiyaç sanıldığının aksine artıyor. bilim dünyası için kütüphane(ci)ler geçmişte olduğu gibi bugün de olmazsa olmaz, gelecekte de bu böyle olacak.
neyse oldu olacak kendi kütüphanecilik sürecimden de bahsedeyim azıcık. meslek seçimim, lisede yüzünü 2 kez gördüğüm rehberlik hocam sayesinde olmuştu, sevgiyle anıyorum kendisini. ona meramımı ilk görüşmemizde anlatmış; para ile elimin kirlenmesini istemediğimi, çalışma ortamımdan çıktığımda iş düşünmek zorunda olmaktan kaçındığımı, mal değil, hizmet üretmenin odak noktam olduğunu, fayda gözeten bir iş yapmak istediğimi ve bunun gibi daha başka bir çok beklentimi anlatmıştım profesyonel yaşamdan. benden 1 hafta süre istedi. ikinci görüşmemizde ise bana bu öneriyle geldi. ne şahane kadınmış valla. hayatımı değiştirdi gerçekten.
bir şey satmıyorum.
bilime hizmet ediyorum.
kullanıcımla aramda para ilişkisi yok.
ama para kazanıyorum.
şam'da kayısı? yok canım almayayım.
yalnız sanırım yeterince anlaşılamıyor bir türlü. "google var ağğbiii, kütüphaneye ne gerek var"
onlarca kişinin kütüphanede sadece kullanıcılara ödünç/iade işlemi yapmak için bulunduğunu, ya da ortam sessizliğini sağlamak dışında bir görevi olmadığını falan düşünenler var. inanılmaz gerçekten. ya da çalıştığım kurumda, öğle yemeğinden sonra okuduğum kitap için, kurumda görevli bir başka çalışanın bana molalarınızda bile çalışıyor musunuz yaa, çok üzücü demişliği vardır. anlamadım tabi, sordum, kadının kütüphanedeki tüm kitapları okumak zorunda olduğumuzu düşündüğünü anlamamla sorduğuma soracağıma pişman oldum. ya geçtim, ben tam olarak anneme, babama anlatamadım işimi daha.
mesleki deformasyon; şöyle bir üzerinden geçeyim arkadaşlar.
teknik hizmetler ve sadece yayın bağlamında kütüphaneciler;
1- geçmiş dönemde üretilmiş,
2- anda üretilmekte olan,
3- gelecekte üretilecek olan,
basılı ve elektronik kaynakların sırasıyla;
a- uygun koşullarda korunup saklanmasını ve dağıtılmasını,
b- yayın üretimi esnasında ihtiyaç duyulan araştırma verisi, bilimsel çalışma, intihal tespiti, referans yönetimi vb. konularda araştırmacılara ihtiyaç duydukları hizmetlerin verilmesini, yayım sonrası, çalışmanın doğru kanallar aracılığı ile kurumsal akademik profile dahil edilip, atıf potansiyelini artırmasını,
c- araştırma alanlarının belirlenmesi hususunda, konu uzmanlığı perspektifinden araştırmacının doğru alana ve alana dair kaynaklara yönlenmesini, bireysel ve kurumsal akademik kazanımların sağlanmasına yönelik program ve tespitlerin yapılmasını, araştırmanın gerçekleşmesini sağlayacak ön çalışmanın yapılmasını mümkün kılan teknik personellerdir. ve, ve, vee...
geçmiş dönemde üretilmiş basılı ve elektronik kaynaklar, belli standartlara göre, doğru kodlarla, doğru sistemlerde kataloglanmaz ve örneğin cenevre'de yüzbinlerce frank harcanarak yapılan ve çıktıları 1 yılda doğrulanan bir lab deneyinin veri ve dahi sonuçları akademik dünya ile (ücretli ya da ücretsiz olarak) doğru şekilde paylaşılamazsa, bilim dünyasında çok ciddi bir yavaşlama ve kaynak israfı olur. bu kataloglama işini de kütüphaneler yapıyor işte. dağıtım dediğimiz bu. sadece teknik hizmetlerin ilk maddesini basitçe açıkladım. 1a yani. devamını istiyor musunuz gerçekten? :)
daha bunun okuyucu hizmetleri var, referans hizmetleri var, bunların alt kırılımları var, var oğlu var.
ez cümle; teknoloji ilerledikçe kütüphane ve yetişmiş kütüphaneciye olan ihtiyaç sanıldığının aksine artıyor. bilim dünyası için kütüphane(ci)ler geçmişte olduğu gibi bugün de olmazsa olmaz, gelecekte de bu böyle olacak.
neyse oldu olacak kendi kütüphanecilik sürecimden de bahsedeyim azıcık. meslek seçimim, lisede yüzünü 2 kez gördüğüm rehberlik hocam sayesinde olmuştu, sevgiyle anıyorum kendisini. ona meramımı ilk görüşmemizde anlatmış; para ile elimin kirlenmesini istemediğimi, çalışma ortamımdan çıktığımda iş düşünmek zorunda olmaktan kaçındığımı, mal değil, hizmet üretmenin odak noktam olduğunu, fayda gözeten bir iş yapmak istediğimi ve bunun gibi daha başka bir çok beklentimi anlatmıştım profesyonel yaşamdan. benden 1 hafta süre istedi. ikinci görüşmemizde ise bana bu öneriyle geldi. ne şahane kadınmış valla. hayatımı değiştirdi gerçekten.
bir şey satmıyorum.
bilime hizmet ediyorum.
kullanıcımla aramda para ilişkisi yok.
ama para kazanıyorum.
şam'da kayısı? yok canım almayayım.
devamını gör...
unutulmayan magazin olayları
ilker aksum ile sevgilisinin kameraların karşısına yüzlerinin ne hâle geldiğinden habersiz, ağızları kıpkırmızı çıkması, hahah. french kissler vardır.
devamını gör...
reflüyü azdıran şeyler
bir mide hastalığının belirtilerinde artışa neden olan yiyecek ya da hareketler.
mesela herhangi bir yiyeceği yatmadan en az 2 saat önce yemezseniz, mide yanmasıyla uyanabilirsiniz gecenin köründe. çok yağlı, çok baharatlı, çok gazlı yiyecek ve içecekler, kızartmalar, kafein gibi, birçok rahatsızlıkta ilk olarak yasaklanan gıdaların tamamı reflüyü de azdırır.
yemek esnasında su ya da başka sıvıların alımı reflüyü azdırır.
stres de bir faktör tabi. her yerden çıkmasa olmaz zaten.
midenize iyi bakın çünkü proton pomba inhibitörleri denen ilaç grubunun uzun vadeli kullanımı kansere yol açıyor.
mesela herhangi bir yiyeceği yatmadan en az 2 saat önce yemezseniz, mide yanmasıyla uyanabilirsiniz gecenin köründe. çok yağlı, çok baharatlı, çok gazlı yiyecek ve içecekler, kızartmalar, kafein gibi, birçok rahatsızlıkta ilk olarak yasaklanan gıdaların tamamı reflüyü de azdırır.
yemek esnasında su ya da başka sıvıların alımı reflüyü azdırır.
stres de bir faktör tabi. her yerden çıkmasa olmaz zaten.
midenize iyi bakın çünkü proton pomba inhibitörleri denen ilaç grubunun uzun vadeli kullanımı kansere yol açıyor.
devamını gör...
çalışma masanızdaki en ilginç şey
ben.
devamını gör...
çatıda anten ayarlamış efsane nesil
doksanlı yılların efsane neslidir. bir kişi tv'nin başında bir kişi pencerenin önünde diğeri ise çatıda duran üç kişilik ekip aracılığı ile evrene mesaj gönderme ritüelidir.
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
devamını gör...
dahi anlamındaki de'yi ayrı yazamayan insan
isterse büyük britanica'yı bitirmiş olsun benim gözümde ilkokul terktir. direkt cahil insan sınıfına koyarım.
edit: direkt
ben de az cahil değilmişim ama de bağlacını ayrı yazamayan her koşulda benim için yine de cahildir.
edit: direkt
ben de az cahil değilmişim ama de bağlacını ayrı yazamayan her koşulda benim için yine de cahildir.
devamını gör...
yanan odun çıtırtısı
rahatlatan citirtidir..
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
okuduğunuz bölüm ne olursa olsun, temel düzeyde ekonomi öğrenin ve mutlaka yatırım yapmaya başlayın diyeceğim söylemleri barındıran şeylerdir.
ufak ufak pasif gelir yaratmaya odaklanın. tamam, ev satın alıp kiralayacak güç herkesin yok, olmayabilir. ama diğer yatırım araçlarına yönelip, para kazanmayı ve kazandığınız parayı değerlendirmeyi öğrenin. ben kendi işimi yapana kadar * starbucks'ta kahve de doldurdum, burger'da köfte de kızarttım ilk sene. sonra okulda akademik olarak kendimi göstererek işime başladım.
üniversite bir meslek fabrikası değildir, belki daha önce hiçbir araya gelmemiş, bir daha da gelemeyecek sayıda çok farklı kültüre ait insanların ortak paydasının bulunduğu yerdir. vallahi sömürün o insanların düşüncelerini, merak edin, sorun aydınlanın derim ben. çünkü cidden çok farklı.
ilk sene yurtta kalmıştım, 4 kişilik oda. ikisi islamcı olan, muhafazakar tipte arkadaşlarım, biri milliyetçi olan bir arkadaşım ben de liberal bir insan olarak az sohbet etmemişizdir. ilk 1-2 ay çok zıtlaşıp sonrasında özellikle buluşup, gezen insanlar olduk.
demem o ki, kültürlenin arkadaşlar. para kazanmayı öğrenin ve kültürlenin. bundan sonra böyle bir şansınız da vaktiniz de olmayacak.
ufak ufak pasif gelir yaratmaya odaklanın. tamam, ev satın alıp kiralayacak güç herkesin yok, olmayabilir. ama diğer yatırım araçlarına yönelip, para kazanmayı ve kazandığınız parayı değerlendirmeyi öğrenin. ben kendi işimi yapana kadar * starbucks'ta kahve de doldurdum, burger'da köfte de kızarttım ilk sene. sonra okulda akademik olarak kendimi göstererek işime başladım.
üniversite bir meslek fabrikası değildir, belki daha önce hiçbir araya gelmemiş, bir daha da gelemeyecek sayıda çok farklı kültüre ait insanların ortak paydasının bulunduğu yerdir. vallahi sömürün o insanların düşüncelerini, merak edin, sorun aydınlanın derim ben. çünkü cidden çok farklı.
ilk sene yurtta kalmıştım, 4 kişilik oda. ikisi islamcı olan, muhafazakar tipte arkadaşlarım, biri milliyetçi olan bir arkadaşım ben de liberal bir insan olarak az sohbet etmemişizdir. ilk 1-2 ay çok zıtlaşıp sonrasında özellikle buluşup, gezen insanlar olduk.
demem o ki, kültürlenin arkadaşlar. para kazanmayı öğrenin ve kültürlenin. bundan sonra böyle bir şansınız da vaktiniz de olmayacak.
devamını gör...
vatan haini
içi boşaltılan bir kavram oldu şu dönemde.
devamını gör...
sanat eserinin analizi
sanat eserini yorumlamakta önem arz eden şey, bence sanat tüketicisinin kendisidir. duygusal etki kuramı bağlamında bir eseri yorumlamak nasıl olmalı ?
bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.
ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.
kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.
tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.
fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.
ınsanların insanlarla olan ilişkisi,
vucutların vucutlarla olan ilişkisi,
kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,
ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,
herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,
samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?
gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.
ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.
kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.
tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.
fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.
ınsanların insanlarla olan ilişkisi,
vucutların vucutlarla olan ilişkisi,
kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,
ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,
herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,
samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?
gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
devamını gör...
trollere kızıp sözlüğü bırakmak
sözlükteki her şeyi gereğinden fazla ciddiye almalarından kaynaklanır. twitter gazileri maalesef cirit atıyor bu sözlükte, bu kadar fazla bulunmalarının asıl sebebi de bu. "abi keşke biri de kadınlarla ilgili bir fikrini beyan etse de biraz linçlesem, beğeni alırım böylece ha?" diye içlerinden geçirmeden edemiyorlar. troller de onların bu hassasiyetlerini kullanıp, onları kızdırarak ekrandan kahkaha atıyorlar. olay tam olarak bu şekilde işliyor. bu çarkın dışında kalan twitter gazileri ise, istediği ilgiyi göremeyince kaçıyor doğal olarak. bir de bizim gibi etliye sütlüye karışmayan tayfa var, poku çıkartılmadığı sürece her türlü üslubu kucaklıyoruz efenim.
devamını gör...
hiç gerçekleşmeyecek konuşmaları kafada canlandırmak
-alo, merhaba yagami hanım değil mi?
+evet, buyurun.
-kanada hükümeti adına arıyoruz. hiçbir koşul olmaksızın size vatandaşlık verdiğimizi haber vermek için aradık.
+neden ingilizce konuşmuyorsunuz peki hıı?
-ee sonuçta bu konuşma hayal olduğu için çok da şey yapmak istemedik.
+doğru. geliyorum o zaman.
+evet, buyurun.
-kanada hükümeti adına arıyoruz. hiçbir koşul olmaksızın size vatandaşlık verdiğimizi haber vermek için aradık.
+neden ingilizce konuşmuyorsunuz peki hıı?
-ee sonuçta bu konuşma hayal olduğu için çok da şey yapmak istemedik.
+doğru. geliyorum o zaman.
devamını gör...

