geç bulunup çabuk kaybedilen şey
mutluluk.
hamiyet yüceses'den şarkısını da bırakayım.
doymadım sana ağlarım
âh ederek yana yana
geç buldum çabuk kaybettim
hicrân oldu hayat bana
aldı felek çaresi yok
acısın allah bana
geç buldum çabuk kaybettim
hicrân oldu hayat bana
hamiyet yüceses'den şarkısını da bırakayım.
doymadım sana ağlarım
âh ederek yana yana
geç buldum çabuk kaybettim
hicrân oldu hayat bana
aldı felek çaresi yok
acısın allah bana
geç buldum çabuk kaybettim
hicrân oldu hayat bana
devamını gör...
ayraç olarak kullanılan nesneler
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yaa ne güzelsiniz hepiniz, sözlük ailem. hepinizin sesine ve şarkı seçimlerine sağlık. zaten 90'lar türkçe pop severim de şu ana kadar seçilen şarkılar da hep bir tık daha sevdiklerim.
devamını gör...
evlatlık olduğunuzu öğrenseniz biyolojik ailenizi arar mısınız sorunsalı
kesinlikle arardım. ama anne baba diye boyunlarına sarılmak için değil. en azından onları görmek, tanışmak, ne şartlarda yollarımızın ayrıldığını öğrenmek ve en önemlisi benden sonra ortak ya da ayrı evliliklerden çocukları olup olmadığını öğrenmek için.
ben başka bir aile tarafından büyütülürken biyolojik anne ve babamın benden sonra çocuk yapıp onu büyütmelerini sindiremezdim sanırım.
ben başka bir aile tarafından büyütülürken biyolojik anne ve babamın benden sonra çocuk yapıp onu büyütmelerini sindiremezdim sanırım.
devamını gör...
fenerbahçeli
herkese nasip olmaz fenerbahçeli olmak.
fenerbahçeliliğinde bir adamlığı vardır.
(adamlık cinsiyet değil bir davranıştır).
fenerbahçeliliğinde bir adamlığı vardır.
(adamlık cinsiyet değil bir davranıştır).
devamını gör...
dövme bakımı
eskiden çok zahmetli olan şimdilerde ise pek kolay gerçekleştirilen bakım işi.
ilk dövmemi 2006 senesinde yaptırmıştım. aman allahım bu nasıl bir acı. acı eşiği yüksek olan bir insan olmama, yaşımın 17 olmasından mütevellit asla yapılmaması gereken bir şeyi yaparak uygulama öncesi içki içmiş olmama rağmen aklım çıktı acıdan dövme bitene kadar. ki dövmeyi tasarlayan da uygulayan da yakın arkadaşlarımdı. nazımı niyazımı çektiler. normalde 2 saatte bitmesi gereken dövme allah affetsin bütün gece sürdü, falan. sonrasıysa tam bir çile. yaz ayı. dövme belimde.** sevgilim yok o dönem. süremiyorum abi vazelini. hadi sürdüm streç filmle kapatamıyorum. bel yani. ne yapayım kendimi mi mumyalayayım?! rezillik. bir şekilde iyileşti o dövme. ama annemin cıkcıklamalarına uzun süre maruz kaldım. "zaten onaylamıyorum, ben niye bakıyorum acaba bu dövmeyeeee???" canım anam. tşk superwoman.
sonra epey uzun süre yaptırmadım başka dövme. çok sevmeme rağmen. denk gelmedi bir türlü. biraz da korktum galiba. neyse oralara girmeyelim.* efendim yıllar geçti, pandemi geldi çattı. deliriyorum! ne istediğim çok net. uygulama yapacak süper de bir dövme sanatçısı buldum.* markete bile gitmeyecek kadar kendimi korumaya çalışıyorum falan, ama gittim dövme yaptırdım arkadaşlar! nasıl bir yanmaksa... kolumda dövme. zaten evdeyiz. sorun olmadı. yine yaz. giyiyorum askılıyı, her gün 10 kez antibakteriyel sabunla yıkıyorum, bepanthollüyorum. hayat çok süper.
sonraaa, sonra şimdi burada tanımlayamayacağım bir rün tasarladı bir adam bana. sadece bana? bize! neyse. ama şart koştu. madem bunu ben tasarlıyorum, benim istediğim kişi uygulayacak. pekih. tabi ki peki! gittim verdiği adrese, görenin yarım saatlik iş diyeceği bir tasarım; sahilde kuma çizebileceğim bir rün!* çizimi, uygulaması 3 saatten fazla sürdü... acımıştı galiba, çok hatırlamıyorum. başka şeyleri çok hatırladığımdan sanırım, ifade edemiyorum. neyse, bakım. konumuz bakım; efendim dövme sanatçısı, uygulamayı bitirdikten sonra bir bant yapıştırdı bileğime. "nasıl yani, streç değil bu. nasıl çıkaracağım, acır." dedim. bant yani bildiğin. "e yoo çıkarmayacaksın ki, 1 hafta duracak." dedi. "vazelin, bepanthol?" diye sordum. güldü. "gerek yok mikocum." nasıl ya, e biz çok çile çektik diye düşündüm ama zorlamadım. çünkü niye yapayım? üzümü ye bağını sorma, sorgulama arkadaşım diye rehabilite ettim kendimi. iyileştirici dövme bantları çıkmış arkadaşlar kısacası. allahım devrim! yapıştırıyor bantı, çıkarmıyorsun da, ne kaşınma, ne kabuk, ne acı, ne krem derdi... hiç tasa yok. sağlık teknolojisi çok süper bir şey!
bundan da çok kısa bir zaman sonra son dövmemi yaptırdım.* bu defa sırtıma. sordum bantı yokmuş elisa'nın. eski usûl baktım. elden ne gelir? zaten kendi stüdyosu başka şehirde kadının. niye edinmedin diye de carlanmaz şimdi. üzdü.
dövme bakımının hala bir gündem olduğunu söyleyenler ne yapmak nereye varmak istemektedir kısacası. geçelim. darısı diğer dertlerimizin başına.
günlük anı anlatma seansımızın sonuna geldik.
ilk dövmemi 2006 senesinde yaptırmıştım. aman allahım bu nasıl bir acı. acı eşiği yüksek olan bir insan olmama, yaşımın 17 olmasından mütevellit asla yapılmaması gereken bir şeyi yaparak uygulama öncesi içki içmiş olmama rağmen aklım çıktı acıdan dövme bitene kadar. ki dövmeyi tasarlayan da uygulayan da yakın arkadaşlarımdı. nazımı niyazımı çektiler. normalde 2 saatte bitmesi gereken dövme allah affetsin bütün gece sürdü, falan. sonrasıysa tam bir çile. yaz ayı. dövme belimde.** sevgilim yok o dönem. süremiyorum abi vazelini. hadi sürdüm streç filmle kapatamıyorum. bel yani. ne yapayım kendimi mi mumyalayayım?! rezillik. bir şekilde iyileşti o dövme. ama annemin cıkcıklamalarına uzun süre maruz kaldım. "zaten onaylamıyorum, ben niye bakıyorum acaba bu dövmeyeeee???" canım anam. tşk superwoman.
sonra epey uzun süre yaptırmadım başka dövme. çok sevmeme rağmen. denk gelmedi bir türlü. biraz da korktum galiba. neyse oralara girmeyelim.* efendim yıllar geçti, pandemi geldi çattı. deliriyorum! ne istediğim çok net. uygulama yapacak süper de bir dövme sanatçısı buldum.* markete bile gitmeyecek kadar kendimi korumaya çalışıyorum falan, ama gittim dövme yaptırdım arkadaşlar! nasıl bir yanmaksa... kolumda dövme. zaten evdeyiz. sorun olmadı. yine yaz. giyiyorum askılıyı, her gün 10 kez antibakteriyel sabunla yıkıyorum, bepanthollüyorum. hayat çok süper.
sonraaa, sonra şimdi burada tanımlayamayacağım bir rün tasarladı bir adam bana. sadece bana? bize! neyse. ama şart koştu. madem bunu ben tasarlıyorum, benim istediğim kişi uygulayacak. pekih. tabi ki peki! gittim verdiği adrese, görenin yarım saatlik iş diyeceği bir tasarım; sahilde kuma çizebileceğim bir rün!* çizimi, uygulaması 3 saatten fazla sürdü... acımıştı galiba, çok hatırlamıyorum. başka şeyleri çok hatırladığımdan sanırım, ifade edemiyorum. neyse, bakım. konumuz bakım; efendim dövme sanatçısı, uygulamayı bitirdikten sonra bir bant yapıştırdı bileğime. "nasıl yani, streç değil bu. nasıl çıkaracağım, acır." dedim. bant yani bildiğin. "e yoo çıkarmayacaksın ki, 1 hafta duracak." dedi. "vazelin, bepanthol?" diye sordum. güldü. "gerek yok mikocum." nasıl ya, e biz çok çile çektik diye düşündüm ama zorlamadım. çünkü niye yapayım? üzümü ye bağını sorma, sorgulama arkadaşım diye rehabilite ettim kendimi. iyileştirici dövme bantları çıkmış arkadaşlar kısacası. allahım devrim! yapıştırıyor bantı, çıkarmıyorsun da, ne kaşınma, ne kabuk, ne acı, ne krem derdi... hiç tasa yok. sağlık teknolojisi çok süper bir şey!
bundan da çok kısa bir zaman sonra son dövmemi yaptırdım.* bu defa sırtıma. sordum bantı yokmuş elisa'nın. eski usûl baktım. elden ne gelir? zaten kendi stüdyosu başka şehirde kadının. niye edinmedin diye de carlanmaz şimdi. üzdü.
dövme bakımının hala bir gündem olduğunu söyleyenler ne yapmak nereye varmak istemektedir kısacası. geçelim. darısı diğer dertlerimizin başına.
günlük anı anlatma seansımızın sonuna geldik.
devamını gör...
lfbtlzsmsk
akista kendi basligimi gormek cok garip oldum bu arada yazilariniz icin her birinize cok cok ama cok tesekkur ederim gec gordum ondan dolayi cevap gec geldi evet bu ortamda yeniyim ama yazim hatalarim dikkat etmedigim icin oluyor cunku dikkat etsemde hata yapiyorum kocaman cumlemin icinde bir yazim hatasi cok dikkat cekiyor fakat bir den fazlasi fazla dikkat cekmez diye dusundum yinede co ksaglun bir kac gun önce caylaktim nasil ysazar rutbesine cikardilar hic bilmiykrim bu arada kullanici adimi random sanalar olmus acillik kavusturayimk cikarin lfbtlzsmsk gibi bise kaldi geriye cok sagollun cok tesekkurle
(buarada bu basligi kim acmis yani hangi hayir sever )allah razi olsun ondan
(buarada bu basligi kim acmis yani hangi hayir sever )allah razi olsun ondan
devamını gör...
yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatmak
bazen manipülasyon yöntemi olarak da kullanılır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kanal7 de yayınlanan, flash tv oyunculuğu sergilenen bir filme seslendirme yaptım.
devamını gör...
köyde yaşama isteği
hiç öyle bir isteğim olmadı. köy insanı değilim.
küçükken ne yaşadım bilmiyorum ama köy evlerinde yemek yemek bile midemi bulandırır. hep aç kaldım.*
küçükken ne yaşadım bilmiyorum ama köy evlerinde yemek yemek bile midemi bulandırır. hep aç kaldım.*
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
lilithli nicklerde görülen benzerlik. lilith akrabalarını sözlüğe aldırmış herhalde.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
merhaba. 1000. entarim bu. nick altıma yazmak gibi bir düşüncem varıdı. yazdım ve gidiyorum. ışık sizinle olsun.
devamını gör...
deli vahit
vahit guetta adıyla da bilinen insan üstü yeteneğe sahip müzisyen. siz de uzaya çıkmak isterseniz: buradan
devamını gör...
tamer karadağlı'dan nihal yalçın'a skandal davranış
pek de skandal bir davranış değil bence...
ama daha doğrusu ne olurdu? sorusunu kendime sorunca şöyle bir cevap buldum..
hanımefendinin konuşması nihayete erdikten sonra ödülünü verip sitemini de inceden mikrofonlardan iletebilirdi.
muhtemelen hanımefendi heyecandan ödülü almayı ve tokalaşmayı unuttuğunu belirtecek ve mahcup bir eda ile kendisine kırıldığını belli eden tamer beyin gönlünü alacaktı.
tamer karadağlı kırılmakta haklı olsa bile siteminde daha doğrusu fevri hareketinde haksızdır.
nihal hanımın yapması gereken, adet olduğu üzere sahneye çıkar çıkmaz ödülü veren kişiyle tokalaşmak ve ödülünü almak ve öylece konuşmaktı... tamer karadağlı hem yok sayılmaktan hem de on dakika arka fonda bekletilmekten rahatsızlık duymuş ama sinirine kurban gitmiştir biraz da...
sonuç olarak diyeceğim, keşke böyle olmasaydı...
ama daha doğrusu ne olurdu? sorusunu kendime sorunca şöyle bir cevap buldum..
hanımefendinin konuşması nihayete erdikten sonra ödülünü verip sitemini de inceden mikrofonlardan iletebilirdi.
muhtemelen hanımefendi heyecandan ödülü almayı ve tokalaşmayı unuttuğunu belirtecek ve mahcup bir eda ile kendisine kırıldığını belli eden tamer beyin gönlünü alacaktı.
tamer karadağlı kırılmakta haklı olsa bile siteminde daha doğrusu fevri hareketinde haksızdır.
nihal hanımın yapması gereken, adet olduğu üzere sahneye çıkar çıkmaz ödülü veren kişiyle tokalaşmak ve ödülünü almak ve öylece konuşmaktı... tamer karadağlı hem yok sayılmaktan hem de on dakika arka fonda bekletilmekten rahatsızlık duymuş ama sinirine kurban gitmiştir biraz da...
sonuç olarak diyeceğim, keşke böyle olmasaydı...
devamını gör...
hastane koridoru
her insanın mutlaka bir gün tanıştığı, kendine ait ritmi, akışı, kuralları olan bir yaşam alanıdır. her yaştan insanın aynı çaresizlik düzleminde eşitlendiği yerdir.
devamını gör...
büyük granüler lenfositik lösemi
stat-3 mutasyonu ile ilişkili, romatolojik hastalıklarla birlikteliği sık lösemidir.
örnek olarak felty sendromuna bağlı görülebilir.
örnek olarak felty sendromuna bağlı görülebilir.
devamını gör...
atatürk’ü hatırlatan şarkılar
devamını gör...


