sozlugun en guzel basligi olmaya aday bir baslik. akil edeni tebrik ederim... ben de "dil ve dusunce" konusunu baz alarak yazilmis makaleyi ilistiriyorum o halde.
buradan
devamını gör...

sesimi dinleyin ve aşık olun. *

edit: azcık hoşlanan vardıysa da ne kadar kötüdüyse sesim artık ...takipten çıkanlar olmuş. *
devamını gör...

şu an ihtiyacım olan şey.
dağların,ağaçların denizin yanından uzun uzun geçmek, huzurlu sakin bir yerde tüm sorunları geride bırakarak biraz mola vermek.
devamını gör...

vardiya amiri falansa vay halinize denebilecek durum. direkt birşey söyleyemezsin şikayet etsen ayrı dert. açık aranmalıdır sabırla ve dikkatle çalışılmalıdır. ilk fırsatta ayağı büyük bir dikkat ile kaydırılmalıdır.
devamını gör...

paylaşımları ile ön planda olan yazar.. sıkılmadan herkesin okuyabileceği gibi yazıyor, emek veriyor. değerli yazar sayesinde ufkum açıldı desem yalan olmaz. sağolsun, tanımları daim olsun.
devamını gör...

tdk'deki tanımına göre:
yavrum!
sevecen bir biçimde söylenen bir seslenme sözü.

benim içinse, babaannemin hitap kelimesi. yavrum gel bir sarılayım, mis kokunu içime çekeyim derdi hemen ardından. uzun uzun, koklaya koklaya öperdi sonrasında da.
tanımadığı arkadaşlarımıza ya da doktora falan gidince onlara da siz benim evladım yaşındasınız, yavrum sayılırsınız, yanlış anlamayın deyip 'yavrum' diye hitap ederdi.
çok özledim. sıkı sıkı sarılmayı. "oh misss kokunu güzelce içime çekeyim." deyip sarmalamayı bırakmayaşını.
devamını gör...

mutfakla banyo arası ımmm.. yaklaşık 18 adım falan
devamını gör...

dizi saati.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pek ilgili pek meraklı gözünü ayırmıyor şapşiko. gecem, gündüz fenerim.
devamını gör...

(bkz: chernobyl) herkesin hayatında en az bir kez izlemesi lazım diye düşünüyorum bu yaşıma kadar izlediğim en iyi dizidir kendisi
devamını gör...

sevgisizligine benim de bir kalp vermisligim var.
devamını gör...

bir murat menteş polisiyesi daha. ilk baskısı eylül 2018’de yayımlanmış.

“titanik’tesin.
yıl, 2019...
dünyanın en lüks felaketinde başroldesin.
şimdi...
1] senin katilini enseleyeceğiz.
2] seni dirilteni bulacağız.
3] sen kimsin ahbap, onu anlayacağız.

refik risk ile şifa şavk’ın başrollerini paylaştığı bilim-kurgusal tatta ilerleyen, zaman zaman merak uyandırıp çoğunlukla yazarın kelimelerle dans edişini hayranlıkla seyredalabileceğiniz tarzda bir roman.

“nuh amatördü, titanik’i yapanlar ise profesyonel.”*

bu titanik başka titanik. bir giren kendini tanıyamıyor, gemiden çıkmaksa asıl mesele. keyifle okuyacağınız çerezlik bir kitap olacağına eminim. hep hegel okumayın, entelektüel adamın molası polisiyedir.

ayrıca,

“gemi battığında, deniz son sözünü söylemiş demektir.”*
devamını gör...

eskiden bazı süt beyaz kaymak gibi yavşakların anında mesaj kutunuzda bitip size yavşamasına sebep olan durum. neyse ki bu problem kısa bir süre önce yönetim tarafından çözülmüş olup bu aralar gayet nezih bir sözlük olarak yola devam etmektedir.
devamını gör...

ne yazık ki gülmeyi kısıtlayan, çok gülmenin sonunda ağlamayı getirteceğini düşündüren batıl inanç.
çocukken anne babalarımız çalıştığı için anneanne babaanne yanında kalır, orada beklerdik annelerimizin gelmesini.
bir gün kuzenlerle anneannemdeyiz, hepimiz yaşıt olduğumuz için bir araya geldiğimizde ortaya çıkan manzara belli; kargaşa, bolca kahkaha, itiş kakış ve koşuşturma.
tabi anneanne yaşlı, kafası götürmüyor. diğer odadan çıkıp geliyor;
anneanne: yeter artık çocuğum çok güldünüz bak çok ağlayacaksınız sonra başınıza bir iş gelecek sonra.
ben: çok güldük diye neden ağlayalım ki pişman mı oluruz sonra?
anneanne: annen gelsin seni söyleyeceğim, her şeye bir cevabın var zaten.
10 dakika sonra kardeşim düşer başını pencereye vurur ağlamaya başlar.
anneannem gelir kardeşimi kucaklar; "ben size demedim mi çok güldünüz başınıza bir şey gelecek diye "
valla demişti kadın, haklıymış. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?"

pek çok distopyanın ana fikrinin en güzel ifade bulmuş hali diyebiliriz. etçil olan martılar insanların attığı karbonhidrat ağırlıklı besinlerle ya da ölü balıklarla beslenmeye başlıyor . yolcu gemilerini ve balıkçı teknelerini takip ederek yalnızca karınlarını doyurup tek düze bir yaşam içinde döngülerini tamamlıyor. oysa böyle bir yaşam şekli hiçbir martının doğasında yok.bu durumu bir martı fark edene kadar her şey böyle sürüp gidiyor. mükemmel bir metaforun etrafında, uzatmadan yoğun ve çarpıcı bir kurguyla devam eden kitap okuyucuya kendinin hangi martı olduğunu sorgulatıyor.

martı jonathan içinde bulunduğu topluluğa uyum sağlayamıyor çünkü bu yapay bir ortam. sezgisel olarak doğruya kendi için en uyguna (ona dayatılan en uygunun dışına) gitmek istiyor. ayıplanıyor, dışlanıyor, cezalandırılıyor hatta onu yeteri kadar tecrit edebilmek için martıların onunla iletişime geçtikleri an başlarına aynı şey geleceği uyarısı yapılıyor. metinlerarası karşılaştırma yapmak gerekirse biz, 1984, fahreneit 451, cesur yeni dünya gibi eserlerde anlatılan kabus senaryolarıyla birebir örtüşüyor. tek tipleştirme, doğal ihtiyaçlarımız dışında olup bizi yöneten alışkanlıklar, kontrol altında tutulma, farklılığa tahammülsüzlük hatta buna kesin olarak izin vermeme vb. pek çok mekanizmayı gözler önüne seriyor. bunu yaparken bazen büyülü bir ortamda gibi hissettirebiliyor. bulunduğumuz fiziki sınırları aşma, düşünsel boyuta erme gibi durumlara değiniliyor. sözcüklerle ya da sayılarla çizdiğimiz sınırların sunni olduğu, mükemmelliğin sınırları olmadığı bu şekilde anlatılıyor. bir taraftan da kararlılık ve yumuşaklığın aynı anda olduğunda gerçek güce ulaşıldığına değiniliyor. martıların uçuş denemelerinde sertlik ve güç kavramlarının karıştırılmaması gerektiğini gözler önüne seriliyor. bu tarz kavramları ince çizgiler birbirinden ayırıyor ve çoğu zaman da bu sınır aşıldığından karıştırılıyor. disiplinin, sert ve hoşgörüsüz tavırlarla sağlanacağı; cesaretin sadece korkusuzluk olduğu yanılgısı gibi. oysa gerçek disiplin; esneklik,güç vekararlılıktır. cesaret ise o anki sınırlarını bilmektir. bu ince çizgiler martı jonathan tarafından etkili bir biçimde aktarılıyor.

kitapta bu tarz kavramlar irdelenirken önyargı ve koşulsuz kabul gibi konular da eleştiriliyor. örneğin martılar gece uçmaz kuralı gibi. topluluktaki bütün martılar bu kuralı sorgulamadan kabul ediyor, bir martı hariç. oysa bu tarz kuralların kullanışlılığı ve gerekliliği tartışmalıdır fakat diğer martılar farkındalıktan uzak olduğu için bunun ayırdında bile değillerdir. sorgulayan bir martı bunu açığa çıkardığında ise şiddetle karşı çıkmaktadırlar. çünkü konfor alanından çıkacaklar ve sorunlarla baş etmek zorunda kalacaklardır. rahatlarını bozmaya gelemezler ama ömürleri böyle tükenir gider. işte bu konfor alanından çıkmama yüzünden bir kuşa özgür olduğunu anlatmak dünyanın en zor şeyidir belki de.
devamını gör...

şunu izledikten sonra bu hale geldiği rivayet ediliyor:
—-+18—-

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güneş'in ufkun altına inmesi sonucu oluşan alacakaranlık aşamasıdır.
devamını gör...

özellikle bu tür olaylar antalya da gittikçe artmaya başladığı. çoğunun bölgenin yerel halkı olduğunu düşünmüyorum. en kısa sürede en ağır cezayı almasını temenni ediyorum bu pisliğin.
devamını gör...

ehvenişer;
kötülerin en iyisi anlamına gelmektedir.
devamını gör...

ne güzel başlık ne güzel tanımlar, seviyorum lan hepinizi ki ben insan sevmem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim