plazmada bulunan serbest hem molekülünü bağlayan bir nevi haptoglobin gibi etkisi olan plazma proteinidir.
hemoliz durumlarında seviyesi azalır.
hemolizde arka arkaya yapılan hemopeksin ölçümleri haptoglobin göre daha değerli bir göstergedir.
devamını gör...

biraz uzun bir yazı olacak, çünkü çok katmanlı bir rüyaydı. okuyacaklar için şimdiden özür dilerim...

ilkokul arkadaşlarımla beraber 6. sınıfa tekrar başlıyorum. yanımda olan arkadaşlarım da durumun farkında, hepimiz aslında rüyada olduğumuzun farkındayız. dikkat ederseniz hepimiz diyorum, çünkü arkadaşlarımın gerçekten orada olduğunu sanıyorum. aslında bir rüya şirketinin deneyinin parçası olduğumuzu düşünüyoruz.

başlarda her şey güzel gidiyor, ortama ayak uyduruyoruz. okulda normal davranıyoruz, normal tarih akışını bozmamaya çalışıyoruz. fakat bir gün tarihin akışını yanlışlıkla değiştirdiğimizi fark ediyoruz ufak bir hareketle. bu noktadan sonra işler biraz sarpa sarıyor ve etrafta anomaliler oluşmaya başlıyor. bir gün 23 nisan törenini kutlarken rüyada olduklarını bilen diğer arkadaşlarımla konuyu tartışıyoruz ve rüyadan artık ayrılmak istediğimize karar veriyoruz. biz konuşmayı yaparken bir anda etrafta herkesin bizi dinlediğini fark ediyoruz, tüm tören durmuş, öğrenciler ve öğretmenler garip bakışlarla bizleri izliyor. hemen normal davranmaya başlıyoruz ve ortalık normale dönüyor. bir yandan da plan yapıyoruz ve törenin en gürültülü anında okuldan kaçıyoruz. okuldaki yüzlerce öğrenci ve öğretmen peşimizden koşuyor bizi yakalamak için. arkadaşlarımın tek tek yakalandığını görüyorum. ben tek başıma okuldan uzaklaşmayı başarıyorum ve derin bir nefes alıyorum.

tam o anda kollarımdan sıkıca tutuluyorum, meğer sokaktaki insanlar da peşimden gelmişler. beni zor kullanan polisler gibi yere yatırıyorlar ve o esnada yanıma üniformalı sarışın bir hanımefendi yaklaşıyor. "rüya sınırlarını ihlal ettiniz. zor kullanmaya mecburduk." diyor. ben arkadaşlarımı soruyorum hemen. kadın onların hiç varolmadığını ve hepsinin "arttırılmış rüya gerçekliği yansıması" olduğunu söylüyor. ben başlangıçta inanmayı reddediyorum fakat kafamı arkadaşlarımın olduğu tarafa çevirince onların birer birer yok olduğunu görüyorum.
"peki o zaman, ben de rüyadan ayrılmak istiyorum" diyorum. "şirketinizden bıktım" diye de ekliyorum.

kadın "hangi şirket?" diyor gülerek. gülüşünde benim bilmediğim bir şeyleri biliyor olduğu hazzı var. o an birdenbire farkına varıyorum, şirket aslında yok, hepsi benim rüyam ve benim uydurduğum gerçeklikler. kadın zihnimi okumuş gibi "bravo, sonunda başardınız" diyor. o an uyanıyorum.

uyandığımda annem sesleniyor. kanada'dan bir arkadaşım beni ziyarete gelmiş. onunla yemek için abur cubur dolu bir kase hazırlıyorum ve salona geçiyoruz. salonda atıştırmalıkları yerken arkadaşıma biraz önce gördüğüm garip rüyayı anlatıyorum, onun da çok ilgisini çekiyor. sonra birden aklıma bir soru takılıyor: "kanada'dan arkadaşım sadece beni ziyaret etmek için o kadar yolu niye tepsin?" anlıyorum ki yine rüyadayım, arkadaşıma çaktırmadan gofretimi yemeye devam ediyorum.

uyanıyorum. umarım bu sefer asıl gerçeklikteyimdir.
devamını gör...

stefan zweig in hölderlin, kleist, ve nietzsche 'nin yaşamöykülerini anlattığı kitabın beni çok heyecanlandıran, pek bir sevdiğim ismidir. bir de "doğu batı" dergisinin 48. sayısı "kişinin kendisiyle savaşı" var. ben size benim kendimle savaşımdan bahsedeceğim..

iyileşmeye çalışırken beni sabote eden bir ben var, güç delisi bir ben. iyileşmekten kastım kendimi iyi hissetmek, kendimden nefret etmemek, diğer insanlarla kendimi eşit seviyede görebilmek (onlar da benim gibi insan manasında, yoksa tabii ki de daha yetenekli, bilgili falan olabilirler. hatta muhtemelen öyledirler. neyse). benim kendi kendimle savaşım, güçlü görünmeye çalışan kendimle. güçlü görünmek derken de kendime güçlü görünmek. evde oturup yalnız başına ağlamamalı mesela, yeni insanlarla tanışıp onlarla arkadaş olmaya ihtiyacı varmış gibi görünmemeli, bir kadınla duygusal bir ilişkiye girip onun beni önemsemesine, sevmesine, bana sarılmasına... ah... sarılmak. buna bazen o kadar çok ihtiyaç duyuyorum ki. bir hayat kadınından bunu isteyip isteyemeyeceğimi bile düşündüm. parası neyse vereyim, doya doya sarılayım, o da bana sarılsın.. bir süredir bu benle savaşıyorum işte. bu bana güçlü görünmek için beni yaşarken öldüren benin bu takıntısını yenmeye çalışıyorum. o bana ne kadar acımasız davransa da ben ona uygun bir dille anlatmaya çalışıyorum. o bana zarar verebilir ama ben ona veremem.

son zamanlarda ondan gizli yeni arkadaşlıklar kurmaya, kendimi sevmeye falan çalışıyordum. sonra bunu fark etti tabi. önce tanışmaya çalıştığım insanlarla sohbet etme çabalarımı sabote etti. sonrasında türlü aşağılamaların ardından hayal kırıklığına uğramakla artık baş edemeyeceğimi falan söyledi. ben ikna olmadım tabi ama karşı argümanlarım da zayıf kaldı. kendisine katılmaktaki kararsızlığımı görünce bugünkü akşam yemeğimin içine etti. işten gelmişim. öğleden beri evde mantımı yerken youtube'da izleyeceğim vidyoyu düşünüyordum. ısıtıcıda suyu ısıtıp mantı haşlanırken sarmısaklı yoğurdu ve tereyağlı sosu hazırladım. arada biraz vakit kalınca birkaç parça bulaşığı da yıkadım. tabağımı hazırladım tepsiye koydum. yoğurdu biraz fazla olduğu için bir parça da ekmek koydum tepsiye. bir bardak da gazoz doldurup odaya geçtim. mutfakta bardağı doldururken bana sinir krizi geçirtebilecek fırsatı görmüştü. ben de fark ettim bunu. tepsiyi dikkatlice odaya kadar getirdim. masanın üstüne koyduktan sonra hemen yanındaki pencereyi açtım. açarken biraz hızlıca açtım ya da o açtı. pencere tekerlekli koltuğa, koltuk masaya çarptı. bardaktaki gazozun yarısı tabağın içine, geriside masanın üstüne ve yere döküldü. sonra çok fena bir sinir krizi geçirdim. önce koltuğu kaldırıp yere fırlattım, sonra kapıyı falan yumrukladım. az biraz sakinleşince mutfağa gidip ısıtıcıya su koydum. ne olursa olsun bugün mantımı yiyecektim. ısıtıcıyı çalıştırmadan önce sapı gövdesinden ayrılana kadar birkaç defa yere vurdum. sonra tencereye su doldurup ocağa koydum. su ısınırken de ortalığı temizledim. zor. gerçekten zor..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2. dünya savaşı sırasında ingiliz ordusunda savaşmış asker. ilk olarak kuzey afrika'da 7. zırhlı tugayda görev almıştır, ardından batı avrupa'da 6. hava indirme birliği, 7. zırhlı tugay ve sas birliğinde görev almıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ilk olarak 29 ekim 1942 de 2. el alamein saldırısında görülmüştür. burada görevleri bir ikmal deposunu yok edip bazı önemli dokümanları ele geçirmekti. bu görevi tamamladıktan sonra birlik el alamein'in 30 mil güneyindeki bir köyü savunmak için gönderildi ve topçu desteği ile başarılı bir şekilde köyü savundular.
ardından 3 kasım 1942 deki supercharge operasyonunda görev aldı. buradaki görev mayınlı arazilerde ilerleyen tankları korumak ve alman at silahlarını yok etmekti. ardından birlik alman iletişim merkezinide ele geçirdi. operasyonun başarılı geçmesinin ardından birlik 6 kasımda yakınlarındaki el daba köyünde destek hatları kesilmiş olan alman birliklerine saldırdı birlikleri köyden atıp alman kargo gemilerinin imha edilmesini sağladılar. bu operasyonda price'ın ne görev aldığı bilinmemektedir, sadece kutlama sırasında şarap içerken görülüyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ardından 10 mart 1943 yılında tourane, tunus'da birliğin ana kuvvetlerinin yakınlarında konuşlandırılıp destek birlikleri beklerken price ve ekibi alman karşı saldırısına uğradı ve bir alman zırhlı aracını ele geçirip price ve ekibi kaçmaya çalıştı fakat yolda araç mayına bastı. ekip yaya olarak kaçmaya devam ederken yolda 7. zırhlı birliğinden başka askerlerle karşılaştılar. ve birlikte alman araçları ile bölgeden çekildiler.

price kuzey afrika'da son olarak 30 mart 1943 de matmata saldırısında görev aldı. birlik şehre girerken pusuya düştü fakat saldırıyı savuşturup kasabanın iç bölgelerine hareket ettiler. bir uçak savar ele geçirdiler ve birkaç alman bombardıman uçağı düşürdüler. ve price'ın kuzey afrika görevleri son buldu.

ardından avrupa'da ilk olarak 6 haziran 1944 de görüldü. oxfordshire ve buckinghamshire taburu d bölüğünü yönetti. gece yarısı planörler ile caen kanalındaki pegasus köprüsüne planörler ile indirildiler. görevleri bu köprüyü tutmak ve calais'den gelecek olan alman destek birliklerinin geçişini engellemekti. birlik gece köprünün kontrolünü ele geçirdi.
ardından sabah 8 de ranville'deki 13. paraşütçü taburundan destek geldi. saat 12:30 da büyük bir alman taarruzu ve topçu saldırısı başladı. ayrıca batı yakasından alman fallschirmjäger birlikleride saldırıya geçti. birlik ele geçirilen flak 88 ve at silahları ile alman zırhlı birliklerini yok etti. 7. paraşütçü taburundan destek gelene kadar köprüyü savundular.

ardından 11 haziran 1944 de caen'de alman zırhlı tümeniyle mücadele eden müttefik birliklere destek amaçlı price'ın da bulunduğu 7. zırhlı tümen bölgeye getirildi. görevleri şehre giden yolları güvence altına almaktı. ilk olarak şehrin 18 mil doğusundaki beltot kasabasına saldırdılar birçok alman havan timini yok ettiler ve burada esir amerikan askerlerini kurtarıp birkaç almanı esir aldılar. ertesi gün birlik tankların hareket edeceği bölgedeki kavşağı korumak için caen'in 27 mil doğusundaki anctoville'e yerleştirildi. burada alman karşı taarruzuna karşı direndiler fakat bir tiger tank price ve ekibini bir ahırda kıstırdı, son anda kraliyet hava kuvvetlerinin yardımı sayesinde birlik kurtuldu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ardından 12 haziranda 7. zırhlı tümen caen'in 15 mil doğusundaki st. louet'e ulaştı. burada birlikteki tankların çoğu alman tiger tankı tarafından yok edildi fakat price ve ekibi bölgedeki birçok bina ve alman komuta merkezini ele geçirdi. ancak aşırı tank kaybı nedeniyle tümenin caumout'a geri çekilmesi emredildi.
geri çekilme sırasında amaye sur seulles'de price ve ekibi ağır havan saldırısına maruz kaldı. bölgedeki havan birliklerini temizlediler ve bir alman karargâhını ele geçirdiler. tümenin güvenli bir şekilde çekilebilmesi için price ve ekibine bu karargâhta savunma yapmaları emredildi ve alman zırhlı birliğinin karşı saldırısına karşı bölgeyi savundular. bu price'ın 7. zırhlı birlikteki son göreviydi, ardından sas birliğine transfer edildi.

daha sonra bilinmeyen bir görev sırasında price'ın bulunduğu uçak avusturya'da düştü ve price esir alındı ve alplerdeki bir şatoya götürüldü. 7 ağustos 1944 yılında amerikan paraşütçü birliklerin yaptığı bir operasyonla kurtarıldı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


2 eylül 1944 yılında price özel bir göreve gönderildi. edersee barajı yakınlarındaki uçak savarları etkisiz hale getirip elektrik jeneratörlerini yok ettiler. ardından price ve ekibi bir alman kamyonu çalarak bölgeden kaçtılar peşlerine takılan alman birlikleri ile çatışıp yakındaki bir havaalanına gittiler. orada bekleyen başka sas birlikleri bir alman uçağı çaldı bu sırada ekip birçok alman savaş uçağınıda vurdu. ele geçirdikleri uçak ile bölgeden kaçmayı başardılar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ardından ekip 27 ekimde tirpitz savaş gemisini sabote etmek için görevlendirildiler. ekip alman kılığına girdi ve price'ın almanca bilgisi sayesinde gemiye sızdı. geminin cephaneliğine gelindiği zaman bir alman personeli kontrol için price'ın kimlik bilgilerini istedi. kontrol sırasında yakalanacağını anlayan price oradaki almanları vurdu ve bütün gemiyi alarma geçirdi. yanında bulunan evans patlayıcıları yerleştirirken onu savundu ve bu sırada vurularak öldürüldü. görev tamamlandıktan sonra gemiden ayrılırken çavuş waters price için şöyle dedi "price was a very fine man"
devamını gör...


beşikler vermişim nuh'a
salıncaklar, hamaklar,
havva ana'n dünkü çocuk sayılır,
anadoluyum ben,
tanıyor musun ?

utanırım,
utanırım fıkaralıktan,
ele, güne karşı çıplak...
üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliğin,
atom güllerinin katmer açtığı,
şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun ?

binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım...
görüyor musun ?

nasıl severim bir bilsen.
köroğlu'yu,
karayılanı,
meçhul askeri...
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda...
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa'da kurşun atanı
minareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?



öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?


muhteşem dizelerin yazarıdır.
devamını gör...

insan kendi yavrusundan korkar mı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
oda karanlık boşluğuma geldi ve o an yanıbaşımda şöyle bir şey belirdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
delircem tipe bak sılık yaa!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gözlerini de dikmiş üstüme aklımı kaçıracaktım. kalp atışım ani bir yükseldi. hayır ne bu stres bir anda. püfff.
deli manyak sıpa.
devamını gör...

türk müziğinin dahi çocuğu. 25 yıllık kısa ömründe birçok muhteşem parçanın arenjesini veya bestesini yapmıştır. bazen oturur düşünürüm acaba onno tunç ve uzay heparı hâlâ aramızda olsaydı türk popu bugün yine de bu hâlde olur muydu diye.
devamını gör...

arkadaşlar tamam öğretmen çok önemli bir unsur ama bazı öğrenciler de suya yazı yazmak gibi.
devamını gör...

otur oturduğun yerde, bu ekonomik krizde ne sevgilisi. kendine gel, diye bende bağırma isteği uyandıran başlık.
devamını gör...

gözleri kapatıp giyinmesini beklemek.
devamını gör...

sevgiliden bir önceki basamakta yakalandığım durum.

böyle konuşuyoruz falan elemanla hemde gece gündüz. bir kaç ay sürdü bu. buluştuk bir kaç kere falan.

yav nasıl mükemmel bir şahsiyet inanmıyorum o derece. hayır bana genelde yamuk yumuk tipler denk gelir. ben böyle temkinli davranıyorum yinede. fikirler uyuyor, hayata bakış uyuyor ee hisler uyuyor falan derken bir sabah bir mesaj geldi. (ahmet diyelim. niye ahmet dedik bilmiyorum ama olsun.) ahmet evli ve iki çocuğu var haberin olsun. ona göre hareket et bundan sonra. ben şok ben kilit.

ama bir rahatlama oldu yani çünkü ne dedik bana düzgün adam denk gelmez herif az kalsın o tabuyu yıkacaktı vay hıyar şuna bak sen hahah.

kadıncağız anlamış benim bilmediğimi güzel bir dille uyardı. takdir ettim kendisini genelde çünkü şey olur. kemalim yapmaz. (tüh lan keşke adını ahmet değil kemal koysaydık.) neyse kemali yapmayanlar genelde kadına saldırır ve tüm kadınların kocasını elinden almaya çalıştığını düşünür. bu yönde kadına saldırır ve kocalarına sahip çıkar. aman bana ne be işte. ben ucundan döndüm siz dikkat edin. memlekette bu işler arttı çünkü.
devamını gör...

yöntem bilimi olarak da bilinen metodoloji belirli bir alanda, dalda kullanılan yöntemler ve metodlar bütünüdür. bütünsel, tutarlı ve ayırıcı özellikler bütünü olmanın yanı sıra üniversite eğitiminde ve lisansüstü eğitimlerde ders olarak ( örneğin; tarih metodolojisi) sıkça karşılaştığımız araştırma ve bahsi geçen konunun doğru ve sistematik bir biçimde öğrenilmesi ve kullanılması gereken kavramlardır. metodoloji çalışılan konu üzerinde izlenilmesi gereken bir yol ortay koyar. metodolojinin başlıca amacı konu üzerindeki bulguları sınıflandırmak, değerlendirmek ve eleştirel yaklaşımı kolaylaştırmaktır. eğer bir makale veya bilimsel bir tez yazmak üzere iseniz muhakkak metodoloji biliminden faydalanmanız gerekecektir. metodolojiyi bir nevi bilimsel ön hazırlık olarak değerlendirebiliriz.

tez ve makalelerde genel kullanım alanı kaynakça, dipnot gibi ufak görünen şeyler olsada geniş bir kullanım alanına sahiptir.

metodoloji kelime anlamı ise eski yunanca’dan gelmektedir. meta, hodos ve logos kelimelerinin birleşimi ile türetilen bir kelimedir. eski felsefe ve bilimde logos; söz ve konuşma anlamına gelmektedir. eski yunanca’dan türetilen bir kelime olmasına rağmen metodoloji kelimesi dilimize fransızca’dan geçmiştir.
devamını gör...

panenteizm'in deistik hali. tam olarak ne diyorlar bilmiyorum ama şöyle, tanrı evreni de kapsıyor. fakat buna rağmen evrenden ayrı. tanrı evrenle etkileşim halinde ama evrene müdahele etmiyor.

şöyle bir şey de var, mesela diyelim ki siz panenteistsiniz. panenteist olmanıza rağmen müslüman veya başka bir dinden olabiliyorsunuz evet. yani panenteist olduğunuz için dinî inancınız olmayacak gibi bir şey yok. çünkü panenteizm dinî bir felsefe akımıdır ve adı üstünde panen"teizm"dir. fakat örneğin hristiyan bir panenteistsiniz, bu durumda hristiyanlığın tanrısını, panenteist tanrı fikrine göre tasavvur etmeniz gerek. yani bu durumda, "bizim tanrımız işte evrenden büyüktür ama evreni de kapsıyor" gibi değişik bir inancınızın da olması gerekiyor.

ama eğer panendeistseniz, bu durumda bir dine bağlı olmuyorsunuz. sadece bir tanrıya inanıyorsunuz ve bu tanrıyı da panenteist tanrı fikrine göre tasavvur ediyorsunuz (fakat bir dine bağlı olmadan).

yani özetle panenteizm ile panendeizm'in farkı bu.

(bkz: panenteizm)
devamını gör...

farklı kullanımı ile ohlokrasi, ayak takımının yönetimi şeklinde bir tabirdir. hemen hemen belki de dünya üzerindeki çoğu yönetimin bu şekilde olduğunu düşünenlerdenim.

düşünsenize, bir dünyaya geliyorsunuz. ve daha gelirken sizin adınıza konulan tüm kuralları kabul ederek geliyorsunuz. aslında özgürlük denilen bir kavram yok. var mı? birileri toprak parçalarını bölüyor, sınırlarını çiziyor. siz oradan ileri adım atamıyorsunuz. ama bu durum kör isek çok da bir anlam ifade etmiyor aslında. çünkü dünyaya geldiğimizde açık olan gözlerimiz, eğitim sistemi ile kapatılmaya başlanıyor. sonraları okumak denen kavramı içselleştirirsek o kapanan gözleri yavaş yavaş açmaya başlıyoruz. ve açıldıkça gözlerimiz, acı çekmeye başlıyoruz. çünkü anlıyoruz ki, her ne kadar görebilmeye başlasak da hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiz. işte bu yüzdendir belki de; cahillik mutluluktur.
devamını gör...

robert louis stevenson kitabıdır.

robert louis stevenson okuduğunuzda gökkuşağının dibindeki altın dolu çanağı bulmuş gibi hissedersiniz. sanki küpün koruyucusu cin size o küpü hediye etmiş gibi açarsınız kapağını ve kitap bittiğinde artık zengin bir insan gibi hissedersiniz kendinizi.

akıcı bir dil, tutarlı bir kurgu ve bolca hayal gücü boca eder üzerinize büyük yazar. her şey o kadar yerli yerinde, o kadar bağlantılı, o kadar ustalıkla anlatmıştır ki kendinizi kaptırmamanız mümkün değildir. define adası ve dr.jekyll ve mr.hydekitaplarını okuduysanız zaten size bunları anlatmam gerek yok.

olalla’da da üstü kapalı bir vampir hikayesi bekleyecek sizi ama az miktarda kan içeren bir öykü olacak bu. başka vampir hikayeleri ile karıştırmayın kan gövdeyi götürmeyecek. hatta hiç vampir görmeyecek, aynalara küsmeyecek, sarımsak kokusuna bulanmayacaksınız. vampir imasını hissedeceksiniz ama hiç yarasa görmeyeceksiniz. kont drakula bu hikayeyi beğenmezdi belki ama bence siz seveceksiniz.

özetle söylemek gerekirse ima edilen bir vampir macerasının büyük bir aşkla sarmalanmış öyküsü sizi bekliyor. korkulacak bir şey yok, vampirlerden ve aşktan başka.
devamını gör...

aynı zamanda bir zincir kırtasiye zincirinin ismidir.

satılan ürünler normale göre oldukça pahalıdır.
devamını gör...

fahrettin koca: evet kızım bitti mi?
hemşire: geçmiş olsun bakanım
fahrettin koca: teşekk现在我松了一口气
devamını gör...

anlamak bence. ama karşılıklı anlamak. istediğin gibi anlamak değil tabi. karşıdakinin istediği gibi anlamak. yoksa olmaz.
devamını gör...

her gencin bir zamanlar hayali olan; simdilerde doviz kuru, pasaport ve yurtdisi cikis zimbirti bedelleri ve tabii ki pandemi sebebiyle imkansiz aktivite.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim