tek başına mutlu olabilen insan
o kişi benim. gittiği yere kadar yalnızlığı severim.
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
recep ivedik izleyen kitlenin inandığı ve körü körüne bağlı olduğu olgu..
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...
bir kadını kaybetmenin en kısa yolu
değersiz hissettirmek.
devamını gör...
engellilere aşırı iyi davranmak
kafa’nın genel algı düzeyi ve ayşe arman samimiyetinde ilerleyen sığ hali belli ama...
sadece iki ayağı olduğu için kendini çok yeterli hisseden ve gördüğü her engelliye abartı bir nezaketle yaklaşan orta yaş plaza insanından nefret ediyorum.
karşısındaki zihinsel engelliye, işitme engelli muamelesi yapıp bas bas bağırarak "merhabaaaaaaaa nasılsın bakalımmmmmmmmm" diyen rahatsızlardan da keza.
bir insana her fırsatta, -çoğunluktan- farklı olduğunu hissettirmek için uç hareketler yapmak adiliktir.
bu tarz tipler ilk tartışmada "kes sesini be sakat" eşiğine kadar düşer.
engellileri bu boktan hayata ve bu aptallara karşı hazırlamak için daha özel terapiler lazım.
ayaklarıyla resim yapan bir kıza bu resmi picasso bile yapamazdı demek, tekerlekli sandalye ile basketbol oynayan birisine michael jordan gibisin demek büyük bir dönek kişilik gerektirir.
onlara sürekli farklı olduğunu vurgulayan bu dümbükler olduğu için bu insanlar sadece beyin gücü gerektiren yaratıcılıklarını daha iyi yansıtacakları alanlara kanalize olamıyorlar.
sadece iki ayağı olduğu için kendini çok yeterli hisseden ve gördüğü her engelliye abartı bir nezaketle yaklaşan orta yaş plaza insanından nefret ediyorum.
karşısındaki zihinsel engelliye, işitme engelli muamelesi yapıp bas bas bağırarak "merhabaaaaaaaa nasılsın bakalımmmmmmmmm" diyen rahatsızlardan da keza.
bir insana her fırsatta, -çoğunluktan- farklı olduğunu hissettirmek için uç hareketler yapmak adiliktir.
bu tarz tipler ilk tartışmada "kes sesini be sakat" eşiğine kadar düşer.
engellileri bu boktan hayata ve bu aptallara karşı hazırlamak için daha özel terapiler lazım.
ayaklarıyla resim yapan bir kıza bu resmi picasso bile yapamazdı demek, tekerlekli sandalye ile basketbol oynayan birisine michael jordan gibisin demek büyük bir dönek kişilik gerektirir.
onlara sürekli farklı olduğunu vurgulayan bu dümbükler olduğu için bu insanlar sadece beyin gücü gerektiren yaratıcılıklarını daha iyi yansıtacakları alanlara kanalize olamıyorlar.
devamını gör...
sözlüklerdeki erkek yazarların gözlüklü ve asosyal tipler olması
devamını gör...
babalarını taciz iftirasıyla hapse attıran kızlar
kötülük, cinsiyet tanımaz. ne feministim ne de ataerkiyi savunan bir bireyim. doğruyu yanlıştan ayırmayı bilen, aklı başında biriyim sadece.
başlığı açan arkadaş tanımında ''medya yoluyla pompalanan feminizm'' ifadesini kullanmış, emin olun pompalanan feminizm, ataerki medyadan daha tehlikeli değildir. feminizm cinsiyetçiliğe karşı oluşturulan bir harekettir. kadınlar için ortaya çıkmamıştır. erkekler için de faaliyet gösterir fakat ne yazık ki ataerki medya sadece sütyenlerini fırlatan, tüylerini almayan insanları feminist olarak haber yapmaktadır. ataerki medyadan öğrendiğiniz şeyleri lütfen doğruymuş gibi lanse etmeye çalışmayın. sonumuzu getiren şey, ataerkidir.
haberdeki kızlar saf kötü. kötü erkekler olduğu gibi kötü kadınlar da var elbette. bu tarz iftiraları atanlar var maalesef fakat bu gerçekten tacize, tecavüze uğrayan insanları da haksız çıkartmaz. daha geçenlerde polatlı'da bir baba çocuğuna defalarca tecavüz etmiş, kız kendi babasının çocuğuna hamile kalmıştı! ne çabuk unuttunuz? aynı şekilde bugün şahit olduğum ''kadın cinayetleri bu yüzden oluyor işte'' ''senin gırtlağını sıkarım'' diyen bir avukata ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. kadın düşmanlığından geçilmiyor ülke. bu yüzden kadınların taciz, tecavüz ile ilgili söylemlerine daha çok dikkat edilmeye çalışılıyor. tecavüzün zaten kanıtı olur fakat tacizin somut kanıtlarından çok psikolojik sonuçlarından oluşan kanıtlarına bakılması gerekir.
hulasa, insanlar kötü ve her şeyi çıkarları için kullanan çok fazla kişi var. fakat bu gerçekten cinsiyetçiliğe uğrayan, istismar edilen, taciz- tecavüz edilen, iftiraya uğrayan, tehdit edilen hatta öldürülen insanların olduğu gerçeğini değiştirmez. feminizmi suçlamaya çalışmak saçmalık olacaktır çünkü feminizm zaten cinsiyetçiliğe karşı gelir. onu yanlış yansıtmaya çalışan ataerki medya ve feminizmi yanlış anlayan bazı kadınlar(kendilerine feminist diyen) ve erkeklerdir.
başlığı açan arkadaş tanımında ''medya yoluyla pompalanan feminizm'' ifadesini kullanmış, emin olun pompalanan feminizm, ataerki medyadan daha tehlikeli değildir. feminizm cinsiyetçiliğe karşı oluşturulan bir harekettir. kadınlar için ortaya çıkmamıştır. erkekler için de faaliyet gösterir fakat ne yazık ki ataerki medya sadece sütyenlerini fırlatan, tüylerini almayan insanları feminist olarak haber yapmaktadır. ataerki medyadan öğrendiğiniz şeyleri lütfen doğruymuş gibi lanse etmeye çalışmayın. sonumuzu getiren şey, ataerkidir.
haberdeki kızlar saf kötü. kötü erkekler olduğu gibi kötü kadınlar da var elbette. bu tarz iftiraları atanlar var maalesef fakat bu gerçekten tacize, tecavüze uğrayan insanları da haksız çıkartmaz. daha geçenlerde polatlı'da bir baba çocuğuna defalarca tecavüz etmiş, kız kendi babasının çocuğuna hamile kalmıştı! ne çabuk unuttunuz? aynı şekilde bugün şahit olduğum ''kadın cinayetleri bu yüzden oluyor işte'' ''senin gırtlağını sıkarım'' diyen bir avukata ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. kadın düşmanlığından geçilmiyor ülke. bu yüzden kadınların taciz, tecavüz ile ilgili söylemlerine daha çok dikkat edilmeye çalışılıyor. tecavüzün zaten kanıtı olur fakat tacizin somut kanıtlarından çok psikolojik sonuçlarından oluşan kanıtlarına bakılması gerekir.
hulasa, insanlar kötü ve her şeyi çıkarları için kullanan çok fazla kişi var. fakat bu gerçekten cinsiyetçiliğe uğrayan, istismar edilen, taciz- tecavüz edilen, iftiraya uğrayan, tehdit edilen hatta öldürülen insanların olduğu gerçeğini değiştirmez. feminizmi suçlamaya çalışmak saçmalık olacaktır çünkü feminizm zaten cinsiyetçiliğe karşı gelir. onu yanlış yansıtmaya çalışan ataerki medya ve feminizmi yanlış anlayan bazı kadınlar(kendilerine feminist diyen) ve erkeklerdir.
devamını gör...
sigmund freud alıntıları
kızına mektubu:
"sevgili anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
"sevgili anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
devamını gör...
jibaku shounen hanako-kun
ingilizce adı toilet bound hanako-kun olan, 2015'ten bu yana ayda bir bölüm olmak üzere yayımlanan ve aidairo takma adı altındaki iki kişi tarafından yazılıp çizilen manga. 2020'de lerche studio tarafından 12 bölümlük anime versiyonu yapılmış ancak manga kadar olamamıştır. en önemli arc'lar atlanmış, kısa kesilmiş ve ikinci sezonun gelme olasılığı da epey aza indirilmiştir. yine de animesi crunchyroll anime awards'da 2020 en iyi karakter tasarımı ödülünü almıştır. anime ve manga dışında bir de afterschool boy hanako-kun adında spin-off serisi ve ocak 2021'de gösterime girmiş sahne oyunu bulunmaktadır.
kamome akademisi'nin yedi gizemi vardır. akademide lise birinci sınıfı okuyan yashiro nene aşkı aramaktadır, sevilmek ve bir erkek arkadaş bulmak istiyordur. yedi gizemden biri olan tuvaletin hanako-san'ını duyduktan sonra kızlar tuvaletine gider, kapıyı tıklatır, "hanako-san, hanako-san, orada mısın?" diye seslenir ve efsanede anlatılanın aksine bir erkek olan hanako-kun ile tanışır. böylece hikayemiz başlamış olur. internetteki herhangi bir kaynak size konuyu aşağı yukarı böyle özetler çünkü devamı ağır spoilerlar içerebilir.
hikaye kulağa basit gelse de işlenişi bakımından kötü değil ve ilerledikçe açılıyor. çizim stili de oldukça özgün ve hoş. ana üçlü olan yashiro, hanako ve kou dışında yan karakterler de oldukça iyi yazılmış denilebilir (gerçi burası daha çok manga için geçerli, animede yan karakterleri doğru düzgün tanıyamıyoruz bile). başlarda fazla shoujovari ilerliyor ve shounen etiketine de sahip olmasına rağmen diğer shounenler kadar vurdulu kırdılı, hadi savaşalımlı değil genel itibarıyla. daha çok gizem-gerilim serilerini andırıyor.
bu ay manganın 76. bölümü yayımlandı ve aylık takip eden biri olarak gayet düzgün ilerlediğini söyleyebilirim, kafamızdaki soru işaretlerini giderirken bir yandan da hikayeyi heyecan verici bir şekilde dallandırıp budaklandırıyorlar. trajik bir konuyu işin içine komedi ve sevimli karakterler katarak anlatmakta gayet iyiler. şu an maalesef türkçe baskısı yok ancak ileride olursa mutlaka koleksiyonunu yapmak istediğim bir seri. bir de zaten güzel olan çizimlerin yanında çizerin bir boyama stili var ki birçok sayfa poster yapıp asılmalık.
ek olarak, mangayı okumadan önce karakterleri ve arc'ları çok araştırmamakta fayda var. hakkında bir şeyler aratıp spoiler yememek imkansıza yakın oldu artık.
kamome akademisi'nin yedi gizemi vardır. akademide lise birinci sınıfı okuyan yashiro nene aşkı aramaktadır, sevilmek ve bir erkek arkadaş bulmak istiyordur. yedi gizemden biri olan tuvaletin hanako-san'ını duyduktan sonra kızlar tuvaletine gider, kapıyı tıklatır, "hanako-san, hanako-san, orada mısın?" diye seslenir ve efsanede anlatılanın aksine bir erkek olan hanako-kun ile tanışır. böylece hikayemiz başlamış olur. internetteki herhangi bir kaynak size konuyu aşağı yukarı böyle özetler çünkü devamı ağır spoilerlar içerebilir.
hikaye kulağa basit gelse de işlenişi bakımından kötü değil ve ilerledikçe açılıyor. çizim stili de oldukça özgün ve hoş. ana üçlü olan yashiro, hanako ve kou dışında yan karakterler de oldukça iyi yazılmış denilebilir (gerçi burası daha çok manga için geçerli, animede yan karakterleri doğru düzgün tanıyamıyoruz bile). başlarda fazla shoujovari ilerliyor ve shounen etiketine de sahip olmasına rağmen diğer shounenler kadar vurdulu kırdılı, hadi savaşalımlı değil genel itibarıyla. daha çok gizem-gerilim serilerini andırıyor.
bu ay manganın 76. bölümü yayımlandı ve aylık takip eden biri olarak gayet düzgün ilerlediğini söyleyebilirim, kafamızdaki soru işaretlerini giderirken bir yandan da hikayeyi heyecan verici bir şekilde dallandırıp budaklandırıyorlar. trajik bir konuyu işin içine komedi ve sevimli karakterler katarak anlatmakta gayet iyiler. şu an maalesef türkçe baskısı yok ancak ileride olursa mutlaka koleksiyonunu yapmak istediğim bir seri. bir de zaten güzel olan çizimlerin yanında çizerin bir boyama stili var ki birçok sayfa poster yapıp asılmalık.
ek olarak, mangayı okumadan önce karakterleri ve arc'ları çok araştırmamakta fayda var. hakkında bir şeyler aratıp spoiler yememek imkansıza yakın oldu artık.
devamını gör...
pandemi bitince gidilecek ilk yer
konserleri, bar ortamını, meyhaneleri fena özledik. o kadar entry yazıldı “yoldaş bizi meyhanaye götür” diye ama yoldaş sağ ola, bizi çorbacıya bile götürmedi.
ama sizler “yetim” değilsiniz! ben sizi bara götürüyorum. hadi hazırlayın drink’leri.
herkesin o çok sevdiği türküyü, en iyi yorumlayan rock’çının sahnesine konuk olalım.
not: görüntüleri iyi izlerseniz, belki “şirin” leri bile görebilirsiniz.
damsızgirilir
ama sizler “yetim” değilsiniz! ben sizi bara götürüyorum. hadi hazırlayın drink’leri.
herkesin o çok sevdiği türküyü, en iyi yorumlayan rock’çının sahnesine konuk olalım.
not: görüntüleri iyi izlerseniz, belki “şirin” leri bile görebilirsiniz.
damsızgirilir
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
kendisi de tipsizdir.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
insanlarla uğraşılmıyor da ondan.
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
benim yazmak istediğim kütüphane ''beyazıt devlet kütüphanesi''.
bu bina ile bayezit camii ve tarihi sahaflar çarşısı yakınında 1884 yılından beri hizmet veren beyazıt devlet kütüphanesi, türkiye'de devlet eliyle kurulan ve oluşum şartları bütün ayrıntılarıyla bilinen ilk kütüphanedir.
kütüphane binası olarak kullanılmak üzere bayezid camii külliyesi imaretinin bir bölümünün tamir edilip kullanılmasına karar verilmiştir, bu karara devrin maarif nazırı mustafa nuri paşa, sadrazam mehmed said paşa ve padişah ıı. abdülhamit öncülük etmiştir.
bu binanın düzenlemelerinden sorumlu olarak mekteb-i mülkiye (ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi) binasını da yapan ohannes kalfa görevlendirilmiştir.
bu kütüphanenin binası aslında 2. beyazıt döneminde , 1501-1506 yılları arasında inşa edilmiş, daha sonra 1884 yılında ''kütüphane-i umum-i osmani'' ismiyle maarif nezaretine (milli eğitim bakanlığı) bağlı olarak hizmete açılmış.
açılıştan sonra kütüphanenin boş raflarına osmanlı dönemi'nin ilk vakanüvisi (resmi tarih yazıcısı) naima tarafından yazılmış olan ''naima tarihi'' eserinin ciltleri konulmuş, daha sonra çeşitli yollarla (toplama, bağış gibi) kütüphanenin eline geçen kitaplar bu güzel kütüphaneye yerleştirilmiştir.
bu kütüphanenin başına atanan ilk yönetici ise tahsin efendi'dir.
kütüphane, ilk yıllarında büyük ilgi görmüş hatta saray mensupları bile cuma namazı çıkışlarında kendilerine ayrılmış olan oturma yerlerinde okuma etkinlikleri yapmışlardır.
bu kütüphane, cumhuriyet döneminde ''bayezid umumi kütüphanesi'' olarak hizmete devam etmiştir.
daha sonra 1869 yılında kütüphaneye müdür olarak atanan ismail saip efendi döneminde kütüphaneyi fare basması sonucu kütüphanede birçok kedi beslenmiştir. aynı zamanda yine ismail saip efendi'nin bir kedi meraklısı olması sebebiyle onun döneminde beyazıt devlet kütüphanesi ''kedili kütüphane'' olarak anılmıştır.
beyazı devlet kütüphanesi, 1942 yılında kütüphaneye 2 adet 48 gözlü fiş dolabının yaptırılması ile ülkede modern fiş ve kataloglama usulünün uygulandığı ilk kütüphane olmuştur.


kaynak.
bu bina ile bayezit camii ve tarihi sahaflar çarşısı yakınında 1884 yılından beri hizmet veren beyazıt devlet kütüphanesi, türkiye'de devlet eliyle kurulan ve oluşum şartları bütün ayrıntılarıyla bilinen ilk kütüphanedir.
kütüphane binası olarak kullanılmak üzere bayezid camii külliyesi imaretinin bir bölümünün tamir edilip kullanılmasına karar verilmiştir, bu karara devrin maarif nazırı mustafa nuri paşa, sadrazam mehmed said paşa ve padişah ıı. abdülhamit öncülük etmiştir.
bu binanın düzenlemelerinden sorumlu olarak mekteb-i mülkiye (ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi) binasını da yapan ohannes kalfa görevlendirilmiştir.
bu kütüphanenin binası aslında 2. beyazıt döneminde , 1501-1506 yılları arasında inşa edilmiş, daha sonra 1884 yılında ''kütüphane-i umum-i osmani'' ismiyle maarif nezaretine (milli eğitim bakanlığı) bağlı olarak hizmete açılmış.
açılıştan sonra kütüphanenin boş raflarına osmanlı dönemi'nin ilk vakanüvisi (resmi tarih yazıcısı) naima tarafından yazılmış olan ''naima tarihi'' eserinin ciltleri konulmuş, daha sonra çeşitli yollarla (toplama, bağış gibi) kütüphanenin eline geçen kitaplar bu güzel kütüphaneye yerleştirilmiştir.
bu kütüphanenin başına atanan ilk yönetici ise tahsin efendi'dir.
kütüphane, ilk yıllarında büyük ilgi görmüş hatta saray mensupları bile cuma namazı çıkışlarında kendilerine ayrılmış olan oturma yerlerinde okuma etkinlikleri yapmışlardır.
bu kütüphane, cumhuriyet döneminde ''bayezid umumi kütüphanesi'' olarak hizmete devam etmiştir.
daha sonra 1869 yılında kütüphaneye müdür olarak atanan ismail saip efendi döneminde kütüphaneyi fare basması sonucu kütüphanede birçok kedi beslenmiştir. aynı zamanda yine ismail saip efendi'nin bir kedi meraklısı olması sebebiyle onun döneminde beyazıt devlet kütüphanesi ''kedili kütüphane'' olarak anılmıştır.
beyazı devlet kütüphanesi, 1942 yılında kütüphaneye 2 adet 48 gözlü fiş dolabının yaptırılması ile ülkede modern fiş ve kataloglama usulünün uygulandığı ilk kütüphane olmuştur.


kaynak.
devamını gör...
dudak yeme alışkanlığı
stresli anlarımda istemsizce yaptığım eylemdir.
devamını gör...
erkeklerin kaslarıyla övünmesi sorunsalı
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
willoughby yasası
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
devamını gör...
garip fobiler
yoğun kırmızı et görmeye dayanamam.ekranda ya da yazılı basında karşılaşırsam hemen sayfayı-kanalı değiştiririm.mezbaha,et deposu gibi yerlere bırakın girmeyi, yanına yaklaşamam. çocukluktan gelen bir korku.bazen rüyalarıma da girer.haliyle kurban bayramlarımdan tiksinirim.kasap önünden geçmem,mecbursam camekana bakmadan hızlıca geçerim.dışarıdan bakınca saçma,komik gelebilir ama sıkıntısını yaşayan bilir.
devamını gör...
çocukken oynanan oyunlar
umarım karıncaları yalnızca biz dövüştürmüyorduk?
devamını gör...
arolium
gerçekten de okumaktan büyük zevk aldığım bir yazar. kendisini okurken asla sıkılmıyorum. kelimelerini çok güzel düzenliyor ve konu ilgi alanınız olmasa dahi bir güzel okuyuveriyorsunuz.
oyladığı, yeri gelince favladığı ve saydığı bir yazar olmak büyük gurur. umarım klavyesi el verdikçe yazmaya devam eder. sevgilerimi sunuyorum. *
oyladığı, yeri gelince favladığı ve saydığı bir yazar olmak büyük gurur. umarım klavyesi el verdikçe yazmaya devam eder. sevgilerimi sunuyorum. *
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
meşgulüm/meşguldüm
içeriğinde meşguliyet belirten cümleler kurmasıdır.
çünkü meşguliyet şu anlama gelir: vaktimi sana değil başkasına, başka bir şeye ayırmayı tercih ediyorum. kimse, olağanüstü koşullar dışında, dünyayı kurtarmıyor.
eğer rutininiz olan görüşme tarzınızın dışına bu şekilde çıkıyorsa ve makul bir açıklama yerine bahaneler sunuyorsa; “güle güle sana elveda, herkes kendi yoluna.”
en nihayetinde birine verebileceğiniz en değerli şey zamanınızdır.
içeriğinde meşguliyet belirten cümleler kurmasıdır.
çünkü meşguliyet şu anlama gelir: vaktimi sana değil başkasına, başka bir şeye ayırmayı tercih ediyorum. kimse, olağanüstü koşullar dışında, dünyayı kurtarmıyor.
eğer rutininiz olan görüşme tarzınızın dışına bu şekilde çıkıyorsa ve makul bir açıklama yerine bahaneler sunuyorsa; “güle güle sana elveda, herkes kendi yoluna.”
en nihayetinde birine verebileceğiniz en değerli şey zamanınızdır.
devamını gör...
herze
"şunun yediği herzeye bak" şeklinde söylenir genelde. b*k manasına da geldiğini duymuştum.
devamını gör...