weber’e göre rasyonelleşme aracılığı ile dünya büyülerinden arındırılmıştır. toplumsallaşmanın ürettiği değerler ile bireyin kendisi için belirlediği değerler arasında bir uyuşmazlık söz konusudur. rasyonel karar verme açısından üretilmiş toplumsallaşma, bireyin rasyonel olmayan doğasını, yani arzularını, sevgilerini, tutkularını baskı altına almaktadır.
weber, toplumsallaşmanın ürettiği değerleri geri dönüşü olmayan bir süreç olarak tanımlar ve buna “demir kafes” adını verir.
“şimdiye kadar insanlar tarafından ... ciddiye alınmış dünyanın büyüsünü yitirmiş olması, bu dünyaya yabancılaşmış" bireyin özgür ve özerk olduğu iddiası için handikaptır. nesnelleşmiş bir dünyada birey, her türlü anlamdan soyutlanmış bir değerler alanına, kendi iradesi ve kararı ile bir anlam atfetmek, aklın böldüğünü kendi iradesiyle bütün hâline getirmek durumundadır. birey için önceden belirlenmiş hiçbir anlam yoktur çünkü.
demir kafes 'in içinde bireyin özgürlüğü vardır.

orada duruyor işte, görüyor ve etrafından yürüyüp geçiyorum o ateşten kanatların. ayaklarımı kontrol edebiliyorum ama gözlerimi değil. orada ve ben görüyorum. ona bakmadığım anlarda da orada duruyor. çığ gibi büyüyor bakmadıkça! sessiz, telaşsız bekliyor beni. bir ağacın dallarını güne ve geceye serip meyveye durması gibi beklemesi.
insan aklıyla korkuyor ama kalbiyle değil! olduğum gibi olamamak öldürüyor beni. gerçek ve güzel bir yaşamın içinde değilim, o benim içimde.
farz edin ki yokum ben. rüyanıza geldim ve size oradan, bir rüyanın içinden fısıldıyorum bu satırları. uyandığınızda unutacağınız anlaşılmaz sözler ediyorum
.

gerçek değilim, sizler kadar.

aynı duvarlardan yapılmış odalar. kırtasiye süsü verilmiş bürokratik bir ölümü kusuyorum!

gülüp geçebilir miyim halimize? çok isterdim bunu. içimdeki şaşkın çocuk görevini başarıyla yerine getiriyor doğrusu.
az zaman önceydi. o karede gülümsemiştim. iri bir yalnızlıkla kuşattım kendimi sonra. bunu başardım.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzun zamandır sözlükte pek aktif olmadığımdan geçtiğimiz gün şöyle “tüm sohbetler” sekmesine tıklayıp bir bakayım dedim kimlerle konuşmuşum. aşağılara doğru inerken hatırlayamadığım bazı nicknamelerle karşılaşıp bir tıklayayım dedim bu kimmiş ne konuşmuşuz filan diye. işte onlardan biri. nickini değişmiş bir yazar. bir dönem çok sık konuştuğumuz, birbirimize dair çok şey paylaştığımız, çok güldüğümüz, çok içlendiğimiz, epeyce zaman konuştuğumuz, sahiden çok değer verdiğim bir insan. öylece kopuverdik sonra. kim bilir ne zaman değişti nickini. kim bilir ne zaman değiştik.

burdan üzerine düşünülecek iki mevzu çıkardım kendime. düşünmezse çıldıran, düşündükçe çıldıran garip bir varlığa dönüşüyorum böylece her neyse.
birincisi; ne kadar alelade bakarsam bakayım sözlüğe burası gerçek hayattan bir yer artık benim için. içimizden bir yer burası. o bahsettiğim yazarı asla görmedim ama o mesaja tıklayıp da bir zamanlar çok fazla şey paylaştığım insan olduğunu fark ettiğimde gerçek hayatta bir dostumun yarattığı boşluktan nasıl düşüyorsam öylece düşüverdiğimi hissettim. bana yaşattığı hisler sahiciydi. birbirimizle paylaştıklarımız sahiciydi. birbirimizi bulmamız ve kaybetmemiz sahiciydi. ne kadar girmezsek girmeyelim sözlüğe, ne kadar uzak kalırsak kalalım. eğer bir zamanlar aktif olup insanlarla temas kurduksa artık buraya bizden çok uzak bir yermiş gibi bakmak mümkün değildi. evet, sözlük artık içimizde bir yerde konuşlanmış vaziyette. bunu kabulleniyorum.

bir diğer mesele. yanıtını daha evvelki bazı ilişkilerimde de arayıp bulamadığım mevzu.
bir soru: insanlarla tam olarak nerede kopuyoruz? ne zaman kopuyoruz? bir gün her şeyin artık bitmiş olduğu gerçeğini soğuk bir tokat gibi yüzümüzde hissettiğimizde garip bir soru geçiyor içimizden: ne ara? bazı ilişkiler bir anlık hata bir anlık öfke veya bir anlık başka şeylerle bitebilir, onlardan bahsetmiyorum. bazısı yavaş yavaş son buluyor, ara yavaş yavaş açılıyor, verilen değer gösterilen ilgi ve müsamaha ağır ağır azalıyor. her şeyin ağır ağır nihayete erdiği o ilişkilerden bahsediyorum. iki insanın bir daha asla görüşemeyecekleri zemine ağır ağır ilerledikleri o kopuş ilk ne zaman başlıyor? belki ilk tanıştıkları akşam. her şeye rağmen birlikte yaşadığımız zamana küfretmeyecek kadar birbirimize değer verdik ve birbirimizi anladıksa yine de umut var demektir bazı güzel şeyler için. şimdilik bununla avunalım. insan, her şey bittikten sonra avunacak bir şey bulamazsa daha çok çıldırıyor.

işte böyle. bir gün alelade bir şekilde mesaj sekmesine basıyor ve sonra oturup düşünüyorsun. hatta bir de cigara yakıyorsun haftalar sonra. hayatına giren çıkan bütün insanlar gözlerinin önünden geçiyor. limoni olduklarını düşünüyorsun, bir daha görüşmemen muhtemel kimseleri. onla bağımızı asla koparmayız diye düşündüğün kimseleri de. hepsini şöyle bir yokluyorsun. sanki bütün ilişkilerin ipi senin elindeymiş gibi. oysa birileriyle çoktan kopmaya başladın belki. sadece farkında değilsin.

içimizde yer eden sözlük ve içimizde yer eden insanlar. her ayrılık biraz kırar kalbini insanın. öyle ya, yok saymakla yok edemez insan içindekini. artık daha iyi biliyorum. bir gün son kez gireceğiz buraya. bir gün son kez konuşacağız o insanla. sonun hüznü ancak sona varmadan bastırılır. son kez olmadan biraz vakit ayıralım.
devamını gör...

açtığı indirim başlığı sansürlenen moderatör ben oluyorum sanırım burada. *
bi de bana, bana bana, moduna.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
vay be, vaaay beee, vaaaay be kesin pavlov'un göbeği yapmıştır. zaten adaletsiz, haksızlık yapan, insanları sözlükten uzaklaştıran, kendini beğenmiş bir tip. moduna bunu yapan yazarına neler yapmaz ey ahali! *
devamını gör...

kapanması hangi akla hizmettir anlaşılmayan eğitim kurumları.

düşünsene bundan 60-70 yıl önce bugün eşek düdüklenen köylerde çocuklar keman çalıp beethoven falan biliyordu.
devamını gör...

(bkz: derdini seveyim)
devamını gör...

g** kılı olmaktan imtina etmeyen seçmen tipi.gurbetçi vatandaşların önemli bir kısmıda bu malum ampul partisinin seçmenlerini oluşturur.yaşadıkları yerde komunist kimse ona oy verirler çünkü sağa verirlerse gün yüzü görmeyeceklerini iyi bilir hergeleler sjsjsjsj.ama mevzu türkiye ise mutlak seçimleri sağ olur euro dolar yüksek olsun 2 hafta kral gibi yaşayalım diye.
devamını gör...

kendisine hamileyken ölen annesinin tabutunda doğan yunan filozof ve sofist.
tabutu taşıyanlar cenazeyi defnetmek üzereyken gorgias'ın ağlama seslerini duyup onu tabuttan çıkarmışlardır.
devamını gör...

mükemmel erkeği dışarıda aramayın o şimdi camide.
devamını gör...

bir buçuk sene sonra ingilizce öğretmeni olacağım. hamile kalabilecek gibi görünmüyorum ama tıptan ümit kesilmez tabii.

ha çizme yok, gebelik yok, kırmızı araba yok, mor ruj yok, ne var lan it diye sorarsanız, çocuklara duyduğum sonsuz sevgi var. yirim.
devamını gör...

yuh lan.
tabuta saldırmak nedir yahu? şu, bu, o fark etmez, ölmüş birine saldırmak, tabutuna saldırmak ne olm?
ulen biz nasıl bir zamanda yaşıyoruz?
beşiktaşlı, şuralı, buralı değil; insan değil bunlar.
devamını gör...

mesaj kutuma ''başkanım, portakal suyu sıktım ister misiniz?'' diye alaylı mesajlar dolmaya başladı.
(mesaj sayısı: 1)

yalnız bırakmayın beni rica ediyorum, bu alayla tek başıma mücadele etmem mümkün değil. geceleri ay ışığına bakarken ağlayasım geliyor. gelin bir olup kitap-edebiyat kulübüne birlikte ayak basalım.
neyse, bardakta mısırımı yiyeceğim şimdi, başkanım ister misiniz?
devamını gör...

sokratesin öğrencisi aristokles’e söylediği rivayet edilen söz.

aristokles hocasına yaşanmamış bir hayat da düşünmeye değmez diye cevap verdiği başka bir rivayettir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

'nasıl yani bu zamana kadar takip etmemiş miyim?' yazarı.

sayfasına girip okumaya başladığımda bir çok tanımını beğendiğimi hatta favladığımı görüyorum ama takibe almayı atlamışım. bunu nasıl telafi ederiz kapısına gidip sabahlasam mı derken 'enee bi gidemde nickaltı yazam' dedim.

şimdi efendim pek içten bir yazar kendileri. arkadaşlarına da pek değer veriyor. hayatı güzel yaşıyor, eh yaşamayı da seviyor. profilinde bir huzur var adını koyamadığım. insanın içine bir sıcaklık doğuyor.
böyle uzaktan uzaktan pek sevdim ben kendilerini bence sizde seversiniz.

umutla kalın sayın yazar. keyifli sözlükler...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçükken annemin arkadaşının söylediği sözü aklıma getiren başlık.

hayatta iki tip insan vardır;
hayatı tesbih çekerek yaşayanlar ve tesbih sallayarak yaşayanlar.*
devamını gör...

o zaman pilav ye sözüne muhattap kalan insandır.

bu bir yaş alma işareti. yani kabuklarını yemeye başlama. belli bir yaşa kadar o kabuklar yenmiyor, yenemiyor.

sonra bir güncelleme geliyor insana ve bir anda yiyorsun ve hatta lezzetli bile bulabiliyorsun. aynısı türk kahvesi içinde geçerli. keza maden suyu. bakın atlet giymekte böyle bir şey. uygun yaş profiline ulaştığınız an yazın bile giyiliyor o atlet.

hayatın belli dönemlerinde gelen güncellemeler sihirli bir değnek gibi insanı direk değiştiriyor. garip ama gerçek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o kadar çok bırakıp başladım ki sonunda nikotin yoksunluğundan keyif almaya başladım.

iki gün önce günde 1 paket sigara ve 600ml'den fazla kahve içiyorken caaart diye ikisini birden bıraktım. 2 günde sinirlenmediğim hiçbir şey kalmadı ama bugün biraz daha iyiyim. beynimdeki tatlı uyuşukluğu, nöronlarımın meksika dalgası gibi, nikotin, kafein, nikotin, kafein diye senkron tutturduğunu hissedebiliyorum. bedenimde tuhaf ama çok tatlı ağrılar var. ayağımdan başlayan bir ateş dalgası beynime doğru akıyor gibi hissediyorum. kafam aşırı güzel.
devamını gör...

resm*-i hâlet-i rûhiyem:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edi': link yenilendi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim