henüz 800'ü görememiş biri olarak,benim için hayal olan sayı olabilir bu.
devamını gör...

sayın moderatörümüzün de dediği gibi ben de zeka küpü olduğunu ve araştırmayı sevdiğini düşünmekteyim. açtığı başlıklar ve tanımlarıyla ufkumu açan yazar arkadaşlardan biridir.
devamını gör...

dağıtmak derken ?
doğrusu fırlatması olacak dediğim başlıktır.
adam çay fırlatıyor. benim evim yanacak. birikimim yanacak. psikolojim kötü etkilenecek. cumhurbaşkanı gelecek çay fırlatacak. o çayı geri fırlattığımız zaman bir şeylerin farkına varacaklar.
devamını gör...

bir sonraki göz muayenesinden sonra lens alarak yapay bir yöntemle de olsa gerçekleştireceğim mükemmel ötesi şey.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küba devriminin lideridir, gözü kara biridir ve son derece strateji geliştirme yeteneğine sahip zeki insandır. che gibi bodoslama dalarak değil de strateji yaparak bir şeyleri başarmak istermiş hep. bugün fidel castro’nun ölüm yıldönümü evet, bir komünist olarak da kendisini anmaktan gurur duyarım. şuraya bir sözünü bırakmadan da yapmayayım bu işlemi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sevgi ve saygıyla, ışıklar içinde uyusun…
devamını gör...

7 tane kedimle patiliyoruz sizleri efenim. sorusu olanların kafama, gıcıma portakal fırlatmalarına çekinmemelerini rica ediyorum.
devamını gör...

olacak o kadarda "yassak" adlı skeçte bu konu hakkında şöyle bir söz söylenmişti:

"tamam sigara zararlı ama asgari ücretle ev geçindirmeye çalışmak daha zararlı. çocuğunu okutmak için dershane parası bulmak daha zararlı. işsizlik, hastane kapılarında telef olmak daha zararlı. insan gibi yaşayamamak daha zararlı. madem sigarayı yasakladınız bunları da yasaklasanıza! basından... "
devamını gör...

insanı 5-0 önde başlatır. fevri davranıp kavgacı olmak haklı da olsanız bir süre sonra haksız duruma düşmenize yol açar.
devamını gör...

sürekli aldığım izin. yine alıyorum. 9 ay sonra geleceĝim. 9 ay sonra doğumgünüm. yeniden doğduĝumda geleceğim.
kendinize eyi bakın. hayat kısa. kuşlar niye uçuyor? ve iskender ' in de dediği gibi ' hiçbir kuş başka bir kuşa adres sormamalı!

otosansürsüz ve saĝlıklı günlerde görūşmek dileğiyle.

larktwain..
devamını gör...

cin deyince musallat olacağını düşünen insanların sözcüğe "güzel adlandırma" yoluyla yeni bir kelime üretmesi sonucunda ortaya çıkmış sözcüktür. bir de bunun 'iyi saatte olsunlar' versiyonu vardır.
devamını gör...

"sen nereden bileceksin, demek istedim. en muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar." ben kirke - madeline miller
devamını gör...

allah 1, metin 2, mp3, ps4, tv 5 diye sıralama yaptığımız gençlik oyunu.
devamını gör...

akp ve mhp oyları ile reddedildiği gibi kolerayı da reddederler başlamaz. aslında keşke covid 19'u falan da reddedselerdi ya da mesela doların ve euronun yükleşini reddedseler bir çözüm olabilir.
devamını gör...

türkiye'nin en liberal yazarlarından.
robert kolej mezunudur. john hopkins üniversitesinde okumuş, harvard'da insan kaynakları üzerine doktora yapmış, ülkeye dönüşünde hürriyet gazetesinde uzun yıllar yazmıştır. 28 şubat sürecine ana akımda direnen kalemlerdendi. akp liberallere yol verdiği esnada o da ana akımdan kovuldu, bir süre odatv'de yazdı, 1 kasım 2015 seçimlerinin ertesi günü yazmayı bıraktı. roman yazmayaysa devam ediyor.

28 şubat sürecinde geçen romanı hacı 2006'da show tv'de dizi olarak ekrana gelmişti. başrollerinde tuncel kurtiz, mehmet akif alakurt, fikret kuşkan gibi isimler oynuyordu.

kendisinin dört romanını okumuş biri olarak, bu dört kitaptan üçünün belll başlı noktalarda birbirine benzediğini söyleyebilirim. dördüncü romanında da daha öncekilerden bazı klişeleri kullanmış ancak daha az. konu vs de öyle.

* üç romanda da babalarıyla araları sorunlu olan ve problemler yüzünden başlarına gelmeyen kalmayan evlatlar var.

bir romanda eve hiç uğramayıp metres tutan babasına sinirden erkekleri kullanıp atan bir kadın (hacı'daki maktul sevil), ikincisinde sürekli şiddet gördüğü babasının karşı siyasi görüşünü tutan bir çocuk (itirafçı'daki anlatıcı çığlık) üçüncüde babasını öldürdükten sonra hayatı tepetaklak olan bir başka oğlan görüyoruz (geçmişin de seninle gelir'deki salih).


* her üç evladın da bu sayede hayatları alt üst olur.

hacı'da sevil, sevgililerinden biri tarafından öldürülür. itirafçı'da çığlık pkk'ya katılır ama kısa sürede burada da umduğunu bulamayarak kaçar, örgütten saklanarak yaşar. geçmişin de seninle gelir'deki salih ise babasını vurmasının örtbas edilmesi karşılığında mit tarafından ajan olarak eğitilir ve istihbarat savaşlarının arasında bir piyon gibi kullanılıp atılır...


* yine seks, kitaplarda bağımsız bir bölümde yer bulur kendine. osman aysu'nun aksine cinselliği rıza ve tutkuya dayalı olarak veren ülsever, partnerleri önce yavaş yavaş soyar, sonra ufaktan ön sevişmeye geçer, derken penetrasyon, orgazm ve işi bitiren kahramanlarımızın birer duş alıp çıkmaları şeklinde olay örgüsü ilerler. kadınların çoğunlukla kumral, kısa ama ölçülü vücutlu, erkeklerin atletik ve ince uzun, ayriyeten ayak fetişisti olarak tasvir edildiği bu bölümdeki betimlemeler de dillere destandır. örnek:

...ufukta iki tepe, arada dümdüz beyaz bir ova, hemen önünde de küçük bir çalılık duruyordu. o çalılığı yalamaya başladı... (itirafçı'da geçiyordu böyle bir pasaj, tam metnini hatırlamıyorum)


* üç roman da belli bir bölgeyi betimler.

hacı'da 90'lar ankarası, itirafçı'da italya ve geçmişin de seninle gelir'de ıstranca dağları uzun uzun betimlenmiş, hatta insanlara ait sosyo ekonomik gözlemler bile var.


* yemek sahnesi mutlaka olur. başlangıç, ara sıcak, ana yemek ve tatlı, mehmet yaşin gibi betimlenir. eğer mevsimiyse, ana yemek mutlaka balıktır. mevsimi değilse de, artık duruma ve yere göre kebap, spagetti veya pizza. yemekte alkol alınır, karakterler bir yandan da önemli bir konu konuşurlar. olayların gidişatı açısından önemli şeyler gündeme gelir. siyaset te bir şekilde gündeme gelir, yazarın görüşleri kemal tahir gibi karakterlerin ağzından duyulur.


özellikle hacı'da ankara aoç merkez lokantasının mezeleri, karışık ızgarası ve meyve salatası, keza kayseri'de hacı'nın çocuklarının yedikleri mantı ağız sulandırıcı bir üslupla anlatılmıştı.



okuduğum dördüncü kitabı olan cinayet polisi dedemin evrak-ı metrukesi'ndeyse bu özellikler kısmen olmakla beraber hepsi yoktur. diğer üç romanındaysa hepsi var.
devamını gör...

sonsuza kadar derin aşk - dumlupınar denizaltısı

delikanlı askeri deniz lisesini kazanır ve heybeliada da okula başlar. bu arada tanıştığı o çanakkaleli kıza aşık olmuştur. okulla beraber aşkını büyüterek geliştirir. arada mektuplaşmalar yazışmalar ve gün gelir okul biter. deniz harp okulunu da bitiren delikanlı artık teğmen olmuştur.
yine her zaman buluştukları kır kahvesinde buluşmak için randevulaşırlar. önce delikanlı gelir sonra da genç kız. genç kız geldiğinde delikanlının yüzü düşmüş suratı asık onu beklemektedir. genç kız bu suratı hiç beğenmemiştir. ayrılık vakti geldi diye düşünerek hazırlamıştır kendini. önceki buluşmalarda ki o heyecan o sevinç artık yoktur delikanlıda. usulca yanına yaklaşır ve "hoş geldin" der. kuru bir "sen de hoş geldin" diye aldığı cevap iyice hüzne boğmuştur genç kızı. artık bu aşkın sonuna geldiğini düşünerek sorar;
- senin bir sıkıntın mı var?
- evet!
- hadi söyle o zaman, her şeye hazırlıklıyım.
- yaa beni bir denizaltıya verdiler. dedi kızgınca.
genç kız artık rahatlamıştır. sorunun kendisi değil denizaltı olduğunu duyunca içinden bir ohh çeker.
- ne var bunda? diye sorar genç kız.
- yaa öyle deme, biz denizciler gemideyken sevdiklerimizle haberleşemiyoruz denizaltıdan nasıl haberleşeceğiz? delikanlı üzgün bir sesle sorar genç kıza;
- istersen ayrılalım!
- hayır asla. ben seni bırakmam . diye cevaplar genç kız.
delikanlı beklediği bu cevabı alır almaz heyecanlanır ve elinde tuttuğu paketi kıza uzatır.
- sana armağan getirdim al.
kızın kalbi hızla atmaya başlar. neredeyse duracak gibi olur ve içinde yüzük olduğunu tahmin ettiği paketi heyecanla açar ama şaşkınlıktan duraklar. paketin içinde bir fener ve mors kitabı bulunmaktadır. kız şaşkınlıkla yine sorar.
- bunlar da ne?
- yaa biz çanakkale boğazından denizaltı ile çok geçeceğiz ve geçişlerimiz hep satıhtan olur. sen de fenerle mors alfabesini kullanarak sana haber verdiğim zamanlarda yazışırız. olmaz mı?
- bunlarla mı yazışacağız? diye sorar genç kız yeniden.
- istemiyorsan ayrılalım. der delikanlı.
- yok hayır. der gençkız. ayrılık yok yaşasın mors. diye yineler delikanlıya.
genç kız mors alfabesi üzerinde çalışmaya başlar. tüm detayıyla öğrenir ve kullanabilir hale gelir artık. bir kaç gün sonra haber gelir delikanlıdan. gelen mesaja göre 5 gün sonra gece saat 01:00 de geçeceğini ve kendisine mesaj yazmasını kendisinin de ona mesaj yazacağını iletir. gençkız söylenen zaman ve saatte pencerede hazır bekler. gelibolu da denizaltı denizden süzülerek geçerken çevrenin zifiri karanlığında uzaklardan bir yerden yanan ışık pırıltılarını fark eder güvertedeki komutan ve diğer subaylar. içlerinden birisi,

- bakın bakın ilerden bir yerden ışık yanıp sönüyor. diye dikkat çeker.
- çabuk okuyun bakalım ne diyorlarmış. diye emir verir komutan. subaylardan biri heceleyerek okur;
- se ni se vi yo rum.
- bu ne lan. der komutan.
hemen yanında duran delikanlı teğmen,
- efendim, o benim sevgilim. der en lirin haliyle.
- ne iş oğlum bu?
- efendim mors alfabesi hediye etmiştim ve ben geçince bana yazarsın demiştim işte o. diye cevaplar delikanlı teğmen.
- vayy be aferin lan! desene biz bunca zaman boğazları hep boş geçmişiz.
- izin verir misiniz komutanım ben de bir mesaj yazayım.
- neyle?
- cep fenerim var komutanım. der delikanlı teğmen.
- lan ne feneri aç projektörü geç başına ver mesajını. der komutanı teğmenine.
projektörü açan teğmen yanıp söndürürken sanki gelibolu'yu yakıp tutuşturuyordu aşkından. ilk kez böyle bir şeyle karşılaşan gelibolu sanki uzaylılar istila etmiş gibi heyecan yapmışlardı teğmen ile gençkızın aşkından.
gelen mesajları heceleyerek kağıda dökmeye çalışan gençkız denizaltı geçtikten sonra elindeki kağıdı okudu. "sonsuza kadar" yazılıydı delikanlıdan gelen mesajda.
bu olay tüm denizaltıcılar arasında duyulmuştu. artık herkes delikanlı teğmen ile gençkızın aşkını anlatıyordu.
birkaç gün sonra bir haber daha gelir. " bir hafta sonra gece saat 02:45 de pencerede ol ben geçiyorum bana mesaj yaz. ama dikkat et konvoy halinde geliyoruz ve ilk denizaltıda ben varım sakın sırayı şaşırma. "
gençkız yine söylenen saatte pencerede bekler. gecenin karanlığında ege denizinden çanakkale boğazına giren denizaltılar süzülerek ilerliyorlardı. genç kız fenerini yakıp söndürerek mesajını vermeye başladı. denizaltıdaki mesajı gören denizciler;
- bakın bakın ışık yanıp sönüyor okuyun; "se ni se vi yo rum"
- vay be, duyduğumuz doğruymuş böyle bir aşk varmış. der denizaltının kaptanı bahri kunt.
- iyi de bu kızın sevgilisinin denizaltısı öndeydi niye bize mesaj yazdı ki? diye kendine sormadan sormadan edemez kaptan.
- efendim herhalde uyuyakaldı ya da sırayı şaşırmıştır. diye cevaplar subaylardan biri.
- yahu geçip gideceğiz şimdi kız haber almazsa yanlış anlayacak rahat uyuyamaz. nasılsa gecenin karanlığı kimse anlamaz açın şu projektörü. emrini verir kaptan bahri kunt.

ve mesajı gönderir "sonsuza kadar"

tarih 04/04/1953 o konvoyun 1. gemisi dumlupınar çanakkale nara burnu açıklarında isveç bandıralı ve buzkıran donanımlı bir geminin çarpması sonucu boğazın derin sularına gömülmüştü. 2. gemi bunu hiç fark etmeden devam etmiş ve boğazdan ilk geçen gemi olmuştu. 81 denizcimiz ile beraber o delikanlı sonsuza kadar sürecek olan son uykularına dalıyorlardı.

-sunay akın

aziz hatıralarına saygıyla, ruhları şad olsun..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok gıcık olduğum sözlük yazarlarından ateist kaplumbağanın şu #1195329 tanımda bir cümle geçer. cümleyi olduğu gibi kopyalıyorum;

“içki bütün kötülüklerin anasıdır diyorlar ama bence bütün kötülüklerin anası değersizlik hissi.”

hay içtiğin rakıya anason olayım. yazma be adam böyle şeyler.
devamını gör...

fahrettin kocayı twitterdan ve bütün sosyal medya hesaplarımdan engellemek.
devamını gör...

güne güzel uyanmanızı sağlar,her an yanınızda sizi takip eden bir patiliden başka ne bu kadar huzur verebilir ki.tırmaladığı deri sandalyeler ona feda olsun.
devamını gör...

buluşma yeri olarak ilginç bir yer seçmiştir.
devamını gör...

benim anneme göre, onun iyi olmadığı konu yok.
tek bir şey desem kızabilir.
annem söz konusu olunca ben haddimi bilirim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim