yazılı olmayan kurallar
otobüs, minibüs gibi yerlerde yüksek sesle konuşulmaz.*
devamını gör...
kevin guilfoile
16 temmuz 1968, new jersey doğumlu yazar. cooperstown, new york eyaletinde büyüdü. babası, national baseball hall of fame'deki bir yöneticiydi. guilfoile 1990 yılında notre dame üniversitesi'nden mezun oldu ve houston astros beyzbol kulübü için medya ilişkilerinde kısa bir süre çalıştı. chicago tasarım firması coudal ortaklar kurucu ortağıydı ve o şirketin 11 yıl boyunca yaratıcı yönetmeni oldu.
klon ve kulüp 1000 isimli iki kitabın yazarıdır.
klon ve kulüp 1000 isimli iki kitabın yazarıdır.
devamını gör...
bremen mızıkacılarının sokağa çıkma yasağı yüzünden aç kalması rezaleti
almanya muasır medeniyetler seviyesine ulaşalı çok olduğundan, sorun kendilerine bağlanan sosyal yardımlarla çözülmüştür. ayrıca bir bağış kampanyası başlatacakları ve bu yolla sanatlarını icraya devam edecekleri yönünde bilgi vermişlerdir. rezalet değil, dış güçler tarafından türkiye'yi kötülemek için yapılan bir algı operasyonudur. yazıklar olsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içinde çok güzel insanlar olması
güzel düşüncelerini kelimelere döken saygılı yazarlar elbette var. iyi ki varlar. keyifle okuyoruz.
devamını gör...
yazarların kendini tanımlama şekli
yeni oyuncak alınınca hiç yüzüne bakilmayan ama hep yatağın üzerinde duran bez bebek gibiyim iyi , orta güzellikte , hiç bir fonksiyonu yok zor zamanda korkunca sarılacağın safın önde gideni.
devamını gör...
grafen
gelecekteki uzay teknolojileri'nde kullanılması düşünülen, çelikten 100 ila 300 kat arası daha sağlam, esnek ve oda şartlarında iletkenliği en iyi olan maddedir. kendisi tek atom kalınlığında bir karbon atomu tabakasıdır.
grafen maddesinin keşfi o kadar önemli görülmüştür ki; kendisini keşfeden rus bilim adamları andre geim ve konstantin novoselov'a 2010 yılı nobel fizik ödülü'nü kazandırmıştır. günlük yaşantımızda adını duymasak da, gelecek teknolojileri açısından oldukça umut vaat eden bir yapıdadır.
güneş pilleri, giyilebilir elektronik kıyafetlerde gibi pek çok kullanım alanı vardır.
grafen maddesinin keşfi o kadar önemli görülmüştür ki; kendisini keşfeden rus bilim adamları andre geim ve konstantin novoselov'a 2010 yılı nobel fizik ödülü'nü kazandırmıştır. günlük yaşantımızda adını duymasak da, gelecek teknolojileri açısından oldukça umut vaat eden bir yapıdadır.
güneş pilleri, giyilebilir elektronik kıyafetlerde gibi pek çok kullanım alanı vardır.
devamını gör...
üniversiteyi şehir dışında okumak
eve döndükten sonra kabusu yaşamaktır. çünkü şehir dışında yaşarken evdeki özgürlük alanın aile evinde ne yazık ki sağlanamaz.
devamını gör...
şu an mesaj atsa
sabahtan beri bekleyişimi son buldurabilir.
devamını gör...
alması vermesinden daha keyifli olan şeyler
söz, alması da vermesi de sıratta arafta bırakır.
veremediğin sözün efendisi ol, verdiğin sözün kölesi ol.
veremediğin sözün efendisi ol, verdiğin sözün kölesi ol.
devamını gör...
insanın her koşulda bencil olması
mark twain tarafından, "insan nedir?" kitabı ile temel alınan önerme.
yazara göre, yaptığımız tüm eylemlerde, birilerine yardım etme, merhamet gösterme veya iyi davranışlarda, aslında kendi mutluluğumuzu ve huzurumuzu düşünürüz.
kitapta, sokratik şekilde tartışan yaşlı bir adam ile genç arkadaşı var. eserde verilen bir örneği, konuyu daha net hale getirmek için özetlemeye çalışarak buraya taşıyayım;
muhtaç biri gördüğümüz zaman içimizden gelen ona yardım etme dürtüsünün temelinde ne vardır? o insanı biraz olsun rahatlatmak mı yoksa yardım etmediğimiz için gece bizi yiyip bitirecek vicdanımızın sesinden kurtulmak mı? vicdanımız bizi günün sonunda rahat bırakmayacaksa ve bizi uykumuzdan edip, keşkeler içine sürükleyecekse, rahat bir uyku çekebilmek ve ne kadar iyi bir insan olduğumuzu düşünmek için yardım ederiz. yazarın deyişi ile içimizdeki efendinin isteğini yerine getiririz. karşılığında huzurlu bir uykuya sahip olur ve rahatlama yaşarız.
kitapta örnek olarak verilen bir çok konu neticesinde, insanın her koşulda bencil olduğunun altı çiziliyor.
yazara göre, yaptığımız tüm eylemlerde, birilerine yardım etme, merhamet gösterme veya iyi davranışlarda, aslında kendi mutluluğumuzu ve huzurumuzu düşünürüz.
kitapta, sokratik şekilde tartışan yaşlı bir adam ile genç arkadaşı var. eserde verilen bir örneği, konuyu daha net hale getirmek için özetlemeye çalışarak buraya taşıyayım;
muhtaç biri gördüğümüz zaman içimizden gelen ona yardım etme dürtüsünün temelinde ne vardır? o insanı biraz olsun rahatlatmak mı yoksa yardım etmediğimiz için gece bizi yiyip bitirecek vicdanımızın sesinden kurtulmak mı? vicdanımız bizi günün sonunda rahat bırakmayacaksa ve bizi uykumuzdan edip, keşkeler içine sürükleyecekse, rahat bir uyku çekebilmek ve ne kadar iyi bir insan olduğumuzu düşünmek için yardım ederiz. yazarın deyişi ile içimizdeki efendinin isteğini yerine getiririz. karşılığında huzurlu bir uykuya sahip olur ve rahatlama yaşarız.
kitapta örnek olarak verilen bir çok konu neticesinde, insanın her koşulda bencil olduğunun altı çiziliyor.
devamını gör...
forrest gump'taki jenny
devamını gör...
termodinamik
makine mühendisliği bölümünün en belalı iki dersinden biridir.diğeri için (bkz: akışkanlar mekaniği)
dört tane yasası vardır.sıfırıncı yasa hikayesi nedeniyle ilginçtir.
termodinamiğin sıfırıncı yasası
bilindiği gibi sayma sayıları birden başlamaktadır. buna rağmen, termodinamik yasalarının birden değil de sıfırdan başlamasının sebebi, bu yasanın birinci ve ikinci kanunlarının ortaya konmasından yarım yüzyılı aşkın bir süre sonra anlaşılabilmesidir.
bu kanun ilk olarak 1931 yılında r. h. fowler tarafından ortaya konmuştur.
bilindiği gibi, yüksek ısılı yerden düşük ısılı yere doğru daima bir geçiş söz konusudur. bu olgudan hareketle, termodinamiğin sıfırıncı yasası, “termal denge” kavramına dayanmaktadır ve şu temel yargı ile ifade edilmektedir:
“iki ayrı cisim bir üçüncü cisimle ısıl dengede ise birbirleriyle de ısıl dengededir.”
bu ifade, temas halinde olan cisimlerin ısı alış verişinde bulunduklarını ve belirli bir süre sonunda da termal dengeye gelerek aynı sıcaklıklara sahip olacaklarını söylemektedir.
termodinamiğin birinci yasası
yoktan enerji üretmek ya da var olan enerjiyi yok etmek için yapılan çalışmaların başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından birinci yasa ortaya çıkmıştır. yapılan deneyler sonucunda, kütle gibi enerjinin de korunduğu sonucuna ulaşılmıştır. termodinamiğin birinci yasası, şu temel yargı ile ifade edilmektedir:
“enerji var iken yok, yok iken de var edilemez, ancak bir halden diğer bir hale dönüştürülebilir.”
bu yargı ile enerjinin yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceği bilinerek tüm fiziksel ve kimyasal olaylar için enerji denklikleri yazılır. eğer bir sistem ya da obje enerji kazanırsa bu enerji mutlaka dışardan bir yerden gelmek zorundadır.
giren enerjilerin toplamı=çıkan enerjilerin toplamı
enerji dönüşümü / enerji değişimi= giren enerjilerin toplamı – çıkan enerjilerin toplamı
işin ısıya dönüşümü benjamin thomson (1753-1814) ve james prescott joule (1818-1887) tarafından nicel olarak incelenmiştir. diğer enerji türlerinin tümüyle ısıya dönüştüğünü deneysel olarak gösteren joule, 1840 yılında 1 cal’lik ısının 4,184 j değerindeki işe eşit olduğunu bulmuştur.
birinci yasa içinde iç enerji (u) ve entalpi (h) hal fonksiyonları yer alır. bu değerler ile enerjinin niceliği ortaya koyulur. birinci yasa ile elde edilen verim değerleri ise sistemin termal verimi ifade etmektedir.
birinci kanunu matematiksel olarak kanıtlamak olanaksızdır fakat doğadaki hâl değişimlerinin tümünün birinci kanuna uyduğu bilinir. bu da yeterli bir kanıt olarak sayılabilir.
termodinamiğin ikinci yasası
birinci yasa, enerjinin miktarı ve korunumunu ortaya koyarken ikinci yasa, enerjinin işe dönüşebildiği kısmı yani kalitesini ele almaktadır.
termodinamiğin ikinci yasası, hal değişimlerin herhangi bir yönde değil, belirli bir yönde gerçekleşeceğini söyler. termodinamiğin birinci ve ikinci yasası’nı sağlamayan bir hal değişimi gerçekleşemez.
enerji, daima kendini yok etme eğilimindedir. yani, yüksek potansiyellere ulaşan enerji, kendini daha düşük yoğunluğa sahip başka bir enerji formuna dönüştürme eğilimindedir.
termodinamiğin ikinci yasası, gerçekleşen olayların entropiyi artıracak yönde (enerji miktarının azalması yönünde) gerçekleştiğini ifade etmektedir. doğadaki bütün olaylar ikinci yasaya nedeniyle gerçekleşir.
termodinamiğin ikinci yasası şu temel yargıyı ortaya koymaktadır:
“enerjinin tamamı faydalı işe çevrilemez, bir kısmı sistemin içsel bütünlüğünü korumak için kullanılır.”
ikinci yasaya göre, herhangi bir süreçte bir sistem ve çevresindeki entropi değişimi ya “sıfır” yada “pozitiftir”. yani evrenin entropisi sürekli artma eğilimindedir. bu durumda, ikinci yasaya göre evrendeki hem enerji hem de madde zaman ilerledikçe daha az faydalı iş yapabilir hale gelmektedir.
bir sistemin enerjisi ne kadar fazla ise o kadar fazla iş yapılabilir. bununla birlikte, bir sistemin sahip olduğu enerjinin tümü iş yapmada kullanılamaz; bir kısım enerji sistemin içsel bütünlüğünün korunması için saklanır. bu durumda iş yapabilmede kullanılan enerji genellikle serbest enerji olarak adlandırılır. serbest enerji, bazen ekserji (exergy) olarak da adlandırılır.
termodinamiğin üçüncü yasası
termodinamiğin üçüncü kanunu, mutlak sıfır sıcaklığındaki maddelerin entropisi ile ilgilidir ve esas olarak mükemmel bir kristal maddenin mutlak sıfır sıcaklığındaki (-273c°) entropisinin sıfır olduğunu ifade eder. bu kanunla entropi için başlangıç değer şartları belirlenir.
mutlak sıfır, bir cismin keyfi olarak yakınlaşabileceği, ancak asla erişemeyeceği bir sıcaklıktır. laboratuarda 2.0 x 10-8 k kadar düşük sıcaklıklar elde edildi, ancak mutlak sıfıra ulaşılamadı.
termodinamiğin üçüncü yasası şu temel yargıyı ifade etmektedir:
“bir nesnenin sıcaklığını sonlu sayıda aşamada mutlak sıfıra indirmek olanaksızdır.”
kaynak:
www.enerjiportali.com/termo...
dört tane yasası vardır.sıfırıncı yasa hikayesi nedeniyle ilginçtir.
termodinamiğin sıfırıncı yasası
bilindiği gibi sayma sayıları birden başlamaktadır. buna rağmen, termodinamik yasalarının birden değil de sıfırdan başlamasının sebebi, bu yasanın birinci ve ikinci kanunlarının ortaya konmasından yarım yüzyılı aşkın bir süre sonra anlaşılabilmesidir.
bu kanun ilk olarak 1931 yılında r. h. fowler tarafından ortaya konmuştur.
bilindiği gibi, yüksek ısılı yerden düşük ısılı yere doğru daima bir geçiş söz konusudur. bu olgudan hareketle, termodinamiğin sıfırıncı yasası, “termal denge” kavramına dayanmaktadır ve şu temel yargı ile ifade edilmektedir:
“iki ayrı cisim bir üçüncü cisimle ısıl dengede ise birbirleriyle de ısıl dengededir.”
bu ifade, temas halinde olan cisimlerin ısı alış verişinde bulunduklarını ve belirli bir süre sonunda da termal dengeye gelerek aynı sıcaklıklara sahip olacaklarını söylemektedir.
termodinamiğin birinci yasası
yoktan enerji üretmek ya da var olan enerjiyi yok etmek için yapılan çalışmaların başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından birinci yasa ortaya çıkmıştır. yapılan deneyler sonucunda, kütle gibi enerjinin de korunduğu sonucuna ulaşılmıştır. termodinamiğin birinci yasası, şu temel yargı ile ifade edilmektedir:
“enerji var iken yok, yok iken de var edilemez, ancak bir halden diğer bir hale dönüştürülebilir.”
bu yargı ile enerjinin yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceği bilinerek tüm fiziksel ve kimyasal olaylar için enerji denklikleri yazılır. eğer bir sistem ya da obje enerji kazanırsa bu enerji mutlaka dışardan bir yerden gelmek zorundadır.
giren enerjilerin toplamı=çıkan enerjilerin toplamı
enerji dönüşümü / enerji değişimi= giren enerjilerin toplamı – çıkan enerjilerin toplamı
işin ısıya dönüşümü benjamin thomson (1753-1814) ve james prescott joule (1818-1887) tarafından nicel olarak incelenmiştir. diğer enerji türlerinin tümüyle ısıya dönüştüğünü deneysel olarak gösteren joule, 1840 yılında 1 cal’lik ısının 4,184 j değerindeki işe eşit olduğunu bulmuştur.
birinci yasa içinde iç enerji (u) ve entalpi (h) hal fonksiyonları yer alır. bu değerler ile enerjinin niceliği ortaya koyulur. birinci yasa ile elde edilen verim değerleri ise sistemin termal verimi ifade etmektedir.
birinci kanunu matematiksel olarak kanıtlamak olanaksızdır fakat doğadaki hâl değişimlerinin tümünün birinci kanuna uyduğu bilinir. bu da yeterli bir kanıt olarak sayılabilir.
termodinamiğin ikinci yasası
birinci yasa, enerjinin miktarı ve korunumunu ortaya koyarken ikinci yasa, enerjinin işe dönüşebildiği kısmı yani kalitesini ele almaktadır.
termodinamiğin ikinci yasası, hal değişimlerin herhangi bir yönde değil, belirli bir yönde gerçekleşeceğini söyler. termodinamiğin birinci ve ikinci yasası’nı sağlamayan bir hal değişimi gerçekleşemez.
enerji, daima kendini yok etme eğilimindedir. yani, yüksek potansiyellere ulaşan enerji, kendini daha düşük yoğunluğa sahip başka bir enerji formuna dönüştürme eğilimindedir.
termodinamiğin ikinci yasası, gerçekleşen olayların entropiyi artıracak yönde (enerji miktarının azalması yönünde) gerçekleştiğini ifade etmektedir. doğadaki bütün olaylar ikinci yasaya nedeniyle gerçekleşir.
termodinamiğin ikinci yasası şu temel yargıyı ortaya koymaktadır:
“enerjinin tamamı faydalı işe çevrilemez, bir kısmı sistemin içsel bütünlüğünü korumak için kullanılır.”
ikinci yasaya göre, herhangi bir süreçte bir sistem ve çevresindeki entropi değişimi ya “sıfır” yada “pozitiftir”. yani evrenin entropisi sürekli artma eğilimindedir. bu durumda, ikinci yasaya göre evrendeki hem enerji hem de madde zaman ilerledikçe daha az faydalı iş yapabilir hale gelmektedir.
bir sistemin enerjisi ne kadar fazla ise o kadar fazla iş yapılabilir. bununla birlikte, bir sistemin sahip olduğu enerjinin tümü iş yapmada kullanılamaz; bir kısım enerji sistemin içsel bütünlüğünün korunması için saklanır. bu durumda iş yapabilmede kullanılan enerji genellikle serbest enerji olarak adlandırılır. serbest enerji, bazen ekserji (exergy) olarak da adlandırılır.
termodinamiğin üçüncü yasası
termodinamiğin üçüncü kanunu, mutlak sıfır sıcaklığındaki maddelerin entropisi ile ilgilidir ve esas olarak mükemmel bir kristal maddenin mutlak sıfır sıcaklığındaki (-273c°) entropisinin sıfır olduğunu ifade eder. bu kanunla entropi için başlangıç değer şartları belirlenir.
mutlak sıfır, bir cismin keyfi olarak yakınlaşabileceği, ancak asla erişemeyeceği bir sıcaklıktır. laboratuarda 2.0 x 10-8 k kadar düşük sıcaklıklar elde edildi, ancak mutlak sıfıra ulaşılamadı.
termodinamiğin üçüncü yasası şu temel yargıyı ifade etmektedir:
“bir nesnenin sıcaklığını sonlu sayıda aşamada mutlak sıfıra indirmek olanaksızdır.”
kaynak:
www.enerjiportali.com/termo...
devamını gör...
yazarların kendilerini tanımlama şekli
saçmalamaya meyyalim.
kimin yanında olur ne zaman olur ben bile kestiremiyorum.*
kimin yanında olur ne zaman olur ben bile kestiremiyorum.*
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
sevdiklerimiz üzerinde olması gerekenden daha fazla hakkımız olduğunu düşünebiliyoruz zaman zaman.
bazen empati kuramıyoruz, bazen kendimizden başka kimseyi düşünemiyoruz. bazen haddimizi bilmiyoruz.
söylediğimiz sözler ya da eylemler nereye gidecek, karşımızdaki insanı üzecek mi düşünmüyoruz. bazen de her şeyin farkında oluyoruz ama umurumuzda olmuyor.
başka bir yazar arkadaşımın da dediği gibi bir mecburiyet varsa sahte bir özen, itina gösteriyoruz ama asıl değer gördüklerimize bunu göstermiyoruz.
kendi adıma konuşmam gerekirse kimseyi bilerek üzmemeye çalıştım ama aynı özeni genel olarak göremiyorum. bu insanlar kötü olduğundan mı değil, herkesin içinde olan-biten bir şeyler var ve dışarıya da bu yansıyor.
sevip sevmemekten bağımsız insanları üzmemek, üzdüysek gönül almak gerekir.
bize nasıl davranılmasını istiyorsak insanlara da öyle davranırsak kimseyi üzmeyiz diye düşünüyorum.
bazen empati kuramıyoruz, bazen kendimizden başka kimseyi düşünemiyoruz. bazen haddimizi bilmiyoruz.
söylediğimiz sözler ya da eylemler nereye gidecek, karşımızdaki insanı üzecek mi düşünmüyoruz. bazen de her şeyin farkında oluyoruz ama umurumuzda olmuyor.
başka bir yazar arkadaşımın da dediği gibi bir mecburiyet varsa sahte bir özen, itina gösteriyoruz ama asıl değer gördüklerimize bunu göstermiyoruz.
kendi adıma konuşmam gerekirse kimseyi bilerek üzmemeye çalıştım ama aynı özeni genel olarak göremiyorum. bu insanlar kötü olduğundan mı değil, herkesin içinde olan-biten bir şeyler var ve dışarıya da bu yansıyor.
sevip sevmemekten bağımsız insanları üzmemek, üzdüysek gönül almak gerekir.
bize nasıl davranılmasını istiyorsak insanlara da öyle davranırsak kimseyi üzmeyiz diye düşünüyorum.
devamını gör...
dünyanın en iyi yazarı
adam fawer. sadece olasılıksız (kitap) bile yeter.
devamını gör...
bildirimleri tek tek kontrol etmek
avere sözlük yazarı işi. kim hangi tanımı beğenmiş diye tek tek baktığım doğrudur.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
senden kopardım çiçeklerin en solmazını
toprakların en bereketlisini sende sürdüm
sende tattım yemişlerin cümlesini
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin.
( cahit sıtkı tarancı - desem ki )
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
senden kopardım çiçeklerin en solmazını
toprakların en bereketlisini sende sürdüm
sende tattım yemişlerin cümlesini
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin.
( cahit sıtkı tarancı - desem ki )
devamını gör...



