tüm yazarların profilinde kurucu yazması
ben anlamam valla yarın bir gün silersiniz falan yıkarım sözlüğü. kurucuyum artık kimse kaldıramaz beni bu koltuktan.
devamını gör...
kurbağalıdere
1960'lı yıllara kadar kıyılarında kültürel faaliyetlerin düzenlendiği, istanbul'un en ünlü akarsuyu. ıslah çalışmaları başlayana kadar, çevresindeki plansız yapılaşma ve kanalizasyon atıklarının etkisiyle dayanılmaz kokular yayan bir atık kanalı haline gelmişti.
devamını gör...
sandviç etkisi
etkili iletişimde önemli bir etkiye sahip olan sandviç metodu, karşımızdaki kişiye söylemek istediğimiz olumsuz bir mesajı, iki olumlu mesaj arasına alarak kişiyi rahatsız etmeden mesajı almasını sağlamaktır.
böylece hem iletilmek istenen mesajı aktarabilmiş hem de karşınızdaki kişi için en son akılda kalacak olan pozitif duygu ile konuyu tamamlamış olursunuz. kişinin algılarına set çekmesine de engel oluruz. bu yöntemle, karşımızdaki kişiyi kırmadan onu önemsediğimizi hissettirerek istediğimiz mesajı ona verebiliriz.
böylece hem iletilmek istenen mesajı aktarabilmiş hem de karşınızdaki kişi için en son akılda kalacak olan pozitif duygu ile konuyu tamamlamış olursunuz. kişinin algılarına set çekmesine de engel oluruz. bu yöntemle, karşımızdaki kişiyi kırmadan onu önemsediğimizi hissettirerek istediğimiz mesajı ona verebiliriz.
devamını gör...
dyson küresi
bir yıldızın etrafını saran ve ondan gelen enerjinin büyük bir kısmını ya da tamamını depolamaya/kullanmaya yarayan teorik yapı. günümüz teknolojik koşulları ile yapılması pek mümkün değil.
güneş, oldukça yüksek miktarda enerji üreten bir yıldız. elimizdeki en iyi nükleer reaktörün yaklaşık 100 kentilyon katı kadar fazla enerji üretiyor. biz bu enerjinin çok büyük bir kısmını kullanamıyoruz. eğer güneş enerjisinin, dünyaya ulaşan kısmının tamamını depolama şansımız olsaydı, bize ve bizden sonra gelecek kuşakların tamamına yetecek kadar bol miktarda temiz enerjimiz olurdu.
***
hedefi yüksek tutalım ve güneş'in bize bakan yüzünden değil, küresel olarak uzaya yaydığı tüm enerjiden faydalanmayı amaçlayalım. küresel bir yapıdan bahsettiğimiz için, bunun etrafını saran bir şeylere ihtiyacımız olacak.
bunun gibi olursa, asteroit, meteorit gibi birçok cismin çarpmasına karşı dayanıksız olur ama şu tür bir yapı işimizi görür.
tabii ki bunu yapmak pek de kolay bir iş değil. öncelikle sorunumuz, malzeme. resimdeki her bir noktanın bir uydu şeklinde ayrı ayrı parçalar olarak tasarlanabileceğini düşünelim. bunların her biri 1 kilometrekarelik yüzey alanına sahip olsa, yaklaşık 30 katrilyon tanesine ihtiyacımız olacak. bu kadar miktardaki malzemenin -en hafifinden seçilse bile- kaç tona karşılık geleceğini oturup hesaplayabilirsiniz ama sonucu kaç bulursanız bulun, dünya üzerinde bu kadar çok malzeme bulma şansımız yok.
diyelim ki malzememiz var. bunları bir araya getirmek ve güneş etrafına konumlandırmak için de yüksek miktarda enerjiye ihtiyacımız olacak. oysa dünya üzerinde bulunan tüm fosil yakıtları ve hatta uranyumu kullanırsak, ancak everest dağı kadarlık bir kütleyi uzaya gönderebiliriz.
tabii ki güneş'e en yakın gezegen olan merkür'e gidip tüm parçaları orada üretip olayı halletmek gibi hayaller kurulabilir. ancak bu iş de tabi ki kendi zorluklarına sahip olacağından pek de kullanışlı bir yöntem olmayacak. en azından şu an için...
çok ileri bir çağda belki de tüm bunlara daha basit çözümler bulunur ve insanlık da tip 2 uygarlık olma yolunda ilerleyebilir, kim bilir...
edit: bu arada "dünya üzerindeki enerji kaynakları yeterli değil" dedim ama bu şu anki insanlığın dyson küresi yapmaya kalkışması için geçerli olan bir kısıtlama. eğer kardashev ölçeği'ndeki tip 1 gibi bir uygarlıksanız orada farklı oluyor durum.
güneş, oldukça yüksek miktarda enerji üreten bir yıldız. elimizdeki en iyi nükleer reaktörün yaklaşık 100 kentilyon katı kadar fazla enerji üretiyor. biz bu enerjinin çok büyük bir kısmını kullanamıyoruz. eğer güneş enerjisinin, dünyaya ulaşan kısmının tamamını depolama şansımız olsaydı, bize ve bizden sonra gelecek kuşakların tamamına yetecek kadar bol miktarda temiz enerjimiz olurdu.
***
hedefi yüksek tutalım ve güneş'in bize bakan yüzünden değil, küresel olarak uzaya yaydığı tüm enerjiden faydalanmayı amaçlayalım. küresel bir yapıdan bahsettiğimiz için, bunun etrafını saran bir şeylere ihtiyacımız olacak.
bunun gibi olursa, asteroit, meteorit gibi birçok cismin çarpmasına karşı dayanıksız olur ama şu tür bir yapı işimizi görür.
tabii ki bunu yapmak pek de kolay bir iş değil. öncelikle sorunumuz, malzeme. resimdeki her bir noktanın bir uydu şeklinde ayrı ayrı parçalar olarak tasarlanabileceğini düşünelim. bunların her biri 1 kilometrekarelik yüzey alanına sahip olsa, yaklaşık 30 katrilyon tanesine ihtiyacımız olacak. bu kadar miktardaki malzemenin -en hafifinden seçilse bile- kaç tona karşılık geleceğini oturup hesaplayabilirsiniz ama sonucu kaç bulursanız bulun, dünya üzerinde bu kadar çok malzeme bulma şansımız yok.
diyelim ki malzememiz var. bunları bir araya getirmek ve güneş etrafına konumlandırmak için de yüksek miktarda enerjiye ihtiyacımız olacak. oysa dünya üzerinde bulunan tüm fosil yakıtları ve hatta uranyumu kullanırsak, ancak everest dağı kadarlık bir kütleyi uzaya gönderebiliriz.
tabii ki güneş'e en yakın gezegen olan merkür'e gidip tüm parçaları orada üretip olayı halletmek gibi hayaller kurulabilir. ancak bu iş de tabi ki kendi zorluklarına sahip olacağından pek de kullanışlı bir yöntem olmayacak. en azından şu an için...
çok ileri bir çağda belki de tüm bunlara daha basit çözümler bulunur ve insanlık da tip 2 uygarlık olma yolunda ilerleyebilir, kim bilir...
edit: bu arada "dünya üzerindeki enerji kaynakları yeterli değil" dedim ama bu şu anki insanlığın dyson küresi yapmaya kalkışması için geçerli olan bir kısıtlama. eğer kardashev ölçeği'ndeki tip 1 gibi bir uygarlıksanız orada farklı oluyor durum.
devamını gör...
tek seferle doymayan kadınlar
başlığı okuyan insanların içine girdiği beklentiyi karşılayan kadınlardır.
kadınların başarı konusunda erkekler konusunda daha doyumsuz ve daha karakterli olduğunu düşünürüm her zaman. belli istisnalar dışında kadınların iş ahlakının da daha güçlü olduğuna inanırım.
galatasaray erkek futbol takımı uefa kupasını kazandığı sene müthiş bir iştahla oynamış ve bir başarı açlığı sergileyip mutlu sona ulaşmıştır. hemen ardından gelen süper kupa zaferi ise sadece bir ciladır. bu başarı ile doğuma ulaşan kulüp bir daha aynı başarıyı gösterememiş, hatta yanına bile yaklaşamamıştır.
eski adıyla efes pilsen olarak koraç kupasını kazanan anadolu efes ise daha sonra, yani uzun uzun yıllar sonra euroleague zaferi kazanmış ama ilk zafer öyle bir doyum getirmiştir ki yıllar sürmüştür yeni bir zafere ulaşmayı akıl etmek.
aynı şey fenerbahçe erkek basketbol takımı için de geçerlidir. muhteşem bir oyunla euroleague’de final oynayan, daha sonra ise daha muhteşem bir iş yapıp euroleague’i kazanan takım ortadan kaybolmaya başlamıştır.
ancak vakıfbank kadın voleybol takımı erkeklere göre daha güçlü, daha istekli ve daha omurgalı olduğu için başarısını istikrar haline getirmiştir.
üç tane dünya kulüpler şampiyonası şampiyonluğu, dört cev şampiyonlar ligi şampiyonluğu, bir top teams kupası şampiyonluğu ve bir challange cup şampiyonluğu kazanarak başarının nasıl bir şey olduğunu tüm türkiye’ye göstermiştir.
avrupa’da iki maç kazanıp göklere çıkarılan erkeklerdense istikrarlı şampiyonluklar takımı vakıfbank kadın voleybol takımının baştacı edilmesi gerekir.
bütün beklentileri karşılamanın haklı gururu ile tanımımı sonlandırırken ülkenin gururu kadınları en içten duygularımla selamlıyorum.
kadınların başarı konusunda erkekler konusunda daha doyumsuz ve daha karakterli olduğunu düşünürüm her zaman. belli istisnalar dışında kadınların iş ahlakının da daha güçlü olduğuna inanırım.
galatasaray erkek futbol takımı uefa kupasını kazandığı sene müthiş bir iştahla oynamış ve bir başarı açlığı sergileyip mutlu sona ulaşmıştır. hemen ardından gelen süper kupa zaferi ise sadece bir ciladır. bu başarı ile doğuma ulaşan kulüp bir daha aynı başarıyı gösterememiş, hatta yanına bile yaklaşamamıştır.
eski adıyla efes pilsen olarak koraç kupasını kazanan anadolu efes ise daha sonra, yani uzun uzun yıllar sonra euroleague zaferi kazanmış ama ilk zafer öyle bir doyum getirmiştir ki yıllar sürmüştür yeni bir zafere ulaşmayı akıl etmek.
aynı şey fenerbahçe erkek basketbol takımı için de geçerlidir. muhteşem bir oyunla euroleague’de final oynayan, daha sonra ise daha muhteşem bir iş yapıp euroleague’i kazanan takım ortadan kaybolmaya başlamıştır.
ancak vakıfbank kadın voleybol takımı erkeklere göre daha güçlü, daha istekli ve daha omurgalı olduğu için başarısını istikrar haline getirmiştir.
üç tane dünya kulüpler şampiyonası şampiyonluğu, dört cev şampiyonlar ligi şampiyonluğu, bir top teams kupası şampiyonluğu ve bir challange cup şampiyonluğu kazanarak başarının nasıl bir şey olduğunu tüm türkiye’ye göstermiştir.
avrupa’da iki maç kazanıp göklere çıkarılan erkeklerdense istikrarlı şampiyonluklar takımı vakıfbank kadın voleybol takımının baştacı edilmesi gerekir.
bütün beklentileri karşılamanın haklı gururu ile tanımımı sonlandırırken ülkenin gururu kadınları en içten duygularımla selamlıyorum.
devamını gör...
(tematik)
şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan
amacının şaka yapmak olmadığını anlamanız gereken insandır.
bu tiplere taviz verirseniz daha da üste çıkarlar.
(bkz: asabi ve sinirli bir kişiliğe sahip olmanın getirileri)nden biri de bu gereksiz tiplerle muhattap olmamaktır.
bu tiplere taviz verirseniz daha da üste çıkarlar.
(bkz: asabi ve sinirli bir kişiliğe sahip olmanın getirileri)nden biri de bu gereksiz tiplerle muhattap olmamaktır.
devamını gör...
almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık
türkiye'de tarih derslerinde sürekli tekrarlanan ve tekrarlaya tekrarlaya doğru olduğuna inandığımız bir yalan, adeta bir züğürt tesellisi.
bilindiği gibi avusturya-macaristan imparatorluğu tahtının varisi arşidük franz ferdinand ve eşi düşeş sophia maria'nın 28 haziran 1914'te gavrilo princip adlı bosna-hersek doğumlu sırp milliyetçisi tarafından saraybosna'da öldürülmesi ile başlayan olaylar sonucunda (bkz: 1. dünya savaşı) başlamıştı.
peki 1. dünya savaşını bitiren olay ne olmuştu?
1. dünya savaşı'nda ittifak devletleri alman imparatorluğu, avusturya-macaristan imparatorluğu, osmanlı imparatorluğu ve bu üçlüye daha sonra katılan bulgaristan'dı. 1918 yılına gelindiğinde ittifak devletleri zayıf düşmüş, savaşı itilaf devletlerinin kazanacağı anlaşılmıştı. itilaf devletleri'ne karşı gerçek anlamda direniş sergileyebilen tek ittifak devleti olan alman imparatorluğu'nun da 8 ağustos 1918'de başlayan yüz gün taarruzu sonucunda direnme gücü kırılmıştı. fransa, büyük britanya ve abd orduları almanların savaşın başında ele geçirdikleri toprakların büyük bölümünü geri almayı başarmıştı.
bunun sonucunda savaşın kazanılacağına dair tüm ümitlerini yitiren ittifak devletleri birer birer ateşkes antlaşmaları imzalamaya başlamıştı. savaştan ilk çekilen ittifak devleti bulgaristan olmuştu. 29 eylül 1918'de imzaladıkları selanik ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişlerdi. selanik ateşkes antlaşması'na göre tüm bulgar askerleri derhal terhis edilecekti, bulgar işgali altındaki yunan ve sırp toprakları tahliye edilecekti, bulgaristan'ın 1916'da doğu makedonya'yı işgali sırasında yunan dördüncü kolordu'ndan alınan askeri teçhizatlar iade edilecekti, alman ve avusturya-macaristan birlikleri dört hafta içinde bulgaristan'ı terk edecekti, sofya işgal edilmeyecekti ancak itilaf devletleri'nin bulgaristan'da bazı stratejik noktaları geçici olarak işgal etme ve bulgar topraklarından asker geçirme hakları olacaktı. ayrıca üsküp'ün batısındaki yaklaşık 150.000 bulgar askeri rehine olarak itilaf devletleri'ne teslim edilecekti.
bulgaristan'ın ardından savaştan çekilen ittifak devleti ise osmanlı imparatorluğu olmuştu. osmanlı 30 ekim 1918'de imzaladığı mondros ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişti. mondros mütarekesi sonucunda osmanlı'nın anadolu'nun dışında kalan garnizonları itilaf devletleri'ne teslim edildi, itilaf devletleri'ne çanakkale boğazı ve istanbul boğazı'nı kontrol eden kaleleri işgal etme ve güvenliklerini tehdit eden herhangi bir durumda osmanlı topraklarını işgal etme hakkı verildi, hava kuvvetleri de dahil olmak üzere tüm osmanlı ordusu terhis edildi, tüm limanlar, demiryolları ve diğer stratejik noktalar itilaf devletleri'nin kullanımına açıldı. ayrıca osmanlı imparatorluğu kafkasya'da, osmanlı-rus savaşından önceki sınırlara çekilmek zorunda kaldı.
savaştan çekilen üçüncü ittifak devleti avusturya-macaristan imparatorluğu oldu. avusturya-macaristan 3 kasım 1918'de imzaladığı villa giusti ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekildi. ateşkes hükümleri gereğince avusturya-macaristan kuvvetleri ağustos 1914'ten sonra işgal ettiği tüm bölgelerin yanı sıra güney tirol, tarvisio, isonzo vadisi, gorizia, trieste, istirya, batı karniola ve dalmaçya'nın bir bölümünü tahliye edecekti, tüm alman kuvvetleri 15 gün içinde avusturya-macaristan imparatorluğu'nu terk edecekti, itilaf devletleri avusturya-macaristan'da bulunan ulaşım ağlarını kullanabileceklerdi ve avusturya-macaristan, itilaf devletleri'nin ordularının almanya'ya ulaşmasına da izin verecekti.
1. dünya savaşı'ndan en son çekilen ittifak devleti alman imparatorluğu olmuştu. almanlar 11 kasım 1918'de imzaladıkları compiegne ateşkes antlaşması veya daha çok bilinen adıyla 11 kasım 1918 ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişti. alman imparatorluğu'nun da ateşkes imzalaması ile birlikte 1. dünya savaşı resmen sona ermişti. ateşkes maddelerine göre almanlar 15 gün içinde fransa, belçika, lüksemburg ve alsace-lorraine'i tahliye edecekti; almanlar tarafından sürgün edilen yerel halk derhal ülkelerine geri gönderilecekti; alman impratorluğu itilaf devletleri'ne 5.000 top, 25.000 makineli tüfek, 3.000 havan topu, 1.700 uçak, 5.000 demiryolu lokomotifi, 150.000 demiryolu vagonu ve 5.000 karayolu kamyonu verecekti; 31 gün içinde ren'in batı yakasındaki topraklar ve ren'in doğu yakasındaki mainz, koblenz ve köln şehirleri tahliye edilecekti; almanların boşalttığı topraklar itilaf devletleri tarafından işgal edilecekti; almanlar tahliye ettikleri bölgelere, bölgelerde askeri malzemelere ve bölge halkına zarar vermeyecekti; karayolları, demiryolları, kanallar, köprüler, telgraflar, telefonlar, tarım ve sanayi için gerekli olan her şeyi olduğu gibi bırakacaktı. ayrıca romanya, osmanlı, avusturya-macaristan, sovyet rusya ve afrika'daki alman kuvvetleri tahliye edilecekti;
sovyet rusya ile brest-litovsk antlaşması'ndan ve romanya ile bükreş antlaşması'ndan vazgeçilecekti; tüm alman denizaltıları hiçbir zarar verilmeden itilaf devletleri'ne teslim edilecekti; tüm alman gemileri silahsızlandırılacaktı; itilaf devletleri'ne ait gemiler alman karasularında özgürce dolaşabilecekti; alman imparatorluğu'nun deniz ablukası devam edecekti ve almanlar ellerinde esir tuttukları savaş esirlerini ve tutuklu sivilleri hiçbir karşılıklılık beklemeksizin derhal serbest bırakacaktı.
bu koşullar altında dört ittifak devleti de savaştan çekildi ve savaş sona erdi. ilk önce bulgaristan, sonra osmanlı, daha sonra avusturya-macaristan, son olarak da alman imparatorluğu teslim oldu. yani almanlar yenilince biz de yenilmiş sayılmadık aksine almanlar önce biz ateşkes imzalayıp savaştan çekildik.
ayrıca osmanlı mondros ateşkes antlaşması'nı imzaladığında savaştan önce sahip olduğu toprakların büyük bölümünü kaybetmişti fakat almanya 11 kasım 1918 ateşkes antlaşması'nı imzaladığında sadece savaştan sonra kazandığı toprakların bir kısmını kaybetmişti. savaştan önceki topraklarında tek bir düşman askeri bile girmemişti. bulgaristan, osmanlı ve avusturya-macaristan ateşkes imzalayıp savaştan çekilince almanya itilaf devletleri'ne karşı tek başına kalmıştı. savaştan da bu yüzden çekilmişti. yani aslında bu sözün doğrusu "bulgaristan, osmanlı ve avusturya-macaristan yenilince alman imparatorluğu da yenilmiş sayıldı" olmalıdır.
bilindiği gibi avusturya-macaristan imparatorluğu tahtının varisi arşidük franz ferdinand ve eşi düşeş sophia maria'nın 28 haziran 1914'te gavrilo princip adlı bosna-hersek doğumlu sırp milliyetçisi tarafından saraybosna'da öldürülmesi ile başlayan olaylar sonucunda (bkz: 1. dünya savaşı) başlamıştı.
peki 1. dünya savaşını bitiren olay ne olmuştu?
1. dünya savaşı'nda ittifak devletleri alman imparatorluğu, avusturya-macaristan imparatorluğu, osmanlı imparatorluğu ve bu üçlüye daha sonra katılan bulgaristan'dı. 1918 yılına gelindiğinde ittifak devletleri zayıf düşmüş, savaşı itilaf devletlerinin kazanacağı anlaşılmıştı. itilaf devletleri'ne karşı gerçek anlamda direniş sergileyebilen tek ittifak devleti olan alman imparatorluğu'nun da 8 ağustos 1918'de başlayan yüz gün taarruzu sonucunda direnme gücü kırılmıştı. fransa, büyük britanya ve abd orduları almanların savaşın başında ele geçirdikleri toprakların büyük bölümünü geri almayı başarmıştı.
bunun sonucunda savaşın kazanılacağına dair tüm ümitlerini yitiren ittifak devletleri birer birer ateşkes antlaşmaları imzalamaya başlamıştı. savaştan ilk çekilen ittifak devleti bulgaristan olmuştu. 29 eylül 1918'de imzaladıkları selanik ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişlerdi. selanik ateşkes antlaşması'na göre tüm bulgar askerleri derhal terhis edilecekti, bulgar işgali altındaki yunan ve sırp toprakları tahliye edilecekti, bulgaristan'ın 1916'da doğu makedonya'yı işgali sırasında yunan dördüncü kolordu'ndan alınan askeri teçhizatlar iade edilecekti, alman ve avusturya-macaristan birlikleri dört hafta içinde bulgaristan'ı terk edecekti, sofya işgal edilmeyecekti ancak itilaf devletleri'nin bulgaristan'da bazı stratejik noktaları geçici olarak işgal etme ve bulgar topraklarından asker geçirme hakları olacaktı. ayrıca üsküp'ün batısındaki yaklaşık 150.000 bulgar askeri rehine olarak itilaf devletleri'ne teslim edilecekti.
bulgaristan'ın ardından savaştan çekilen ittifak devleti ise osmanlı imparatorluğu olmuştu. osmanlı 30 ekim 1918'de imzaladığı mondros ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişti. mondros mütarekesi sonucunda osmanlı'nın anadolu'nun dışında kalan garnizonları itilaf devletleri'ne teslim edildi, itilaf devletleri'ne çanakkale boğazı ve istanbul boğazı'nı kontrol eden kaleleri işgal etme ve güvenliklerini tehdit eden herhangi bir durumda osmanlı topraklarını işgal etme hakkı verildi, hava kuvvetleri de dahil olmak üzere tüm osmanlı ordusu terhis edildi, tüm limanlar, demiryolları ve diğer stratejik noktalar itilaf devletleri'nin kullanımına açıldı. ayrıca osmanlı imparatorluğu kafkasya'da, osmanlı-rus savaşından önceki sınırlara çekilmek zorunda kaldı.
savaştan çekilen üçüncü ittifak devleti avusturya-macaristan imparatorluğu oldu. avusturya-macaristan 3 kasım 1918'de imzaladığı villa giusti ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekildi. ateşkes hükümleri gereğince avusturya-macaristan kuvvetleri ağustos 1914'ten sonra işgal ettiği tüm bölgelerin yanı sıra güney tirol, tarvisio, isonzo vadisi, gorizia, trieste, istirya, batı karniola ve dalmaçya'nın bir bölümünü tahliye edecekti, tüm alman kuvvetleri 15 gün içinde avusturya-macaristan imparatorluğu'nu terk edecekti, itilaf devletleri avusturya-macaristan'da bulunan ulaşım ağlarını kullanabileceklerdi ve avusturya-macaristan, itilaf devletleri'nin ordularının almanya'ya ulaşmasına da izin verecekti.
1. dünya savaşı'ndan en son çekilen ittifak devleti alman imparatorluğu olmuştu. almanlar 11 kasım 1918'de imzaladıkları compiegne ateşkes antlaşması veya daha çok bilinen adıyla 11 kasım 1918 ateşkes antlaşması ile 1. dünya savaşı'ndan çekilmişti. alman imparatorluğu'nun da ateşkes imzalaması ile birlikte 1. dünya savaşı resmen sona ermişti. ateşkes maddelerine göre almanlar 15 gün içinde fransa, belçika, lüksemburg ve alsace-lorraine'i tahliye edecekti; almanlar tarafından sürgün edilen yerel halk derhal ülkelerine geri gönderilecekti; alman impratorluğu itilaf devletleri'ne 5.000 top, 25.000 makineli tüfek, 3.000 havan topu, 1.700 uçak, 5.000 demiryolu lokomotifi, 150.000 demiryolu vagonu ve 5.000 karayolu kamyonu verecekti; 31 gün içinde ren'in batı yakasındaki topraklar ve ren'in doğu yakasındaki mainz, koblenz ve köln şehirleri tahliye edilecekti; almanların boşalttığı topraklar itilaf devletleri tarafından işgal edilecekti; almanlar tahliye ettikleri bölgelere, bölgelerde askeri malzemelere ve bölge halkına zarar vermeyecekti; karayolları, demiryolları, kanallar, köprüler, telgraflar, telefonlar, tarım ve sanayi için gerekli olan her şeyi olduğu gibi bırakacaktı. ayrıca romanya, osmanlı, avusturya-macaristan, sovyet rusya ve afrika'daki alman kuvvetleri tahliye edilecekti;
sovyet rusya ile brest-litovsk antlaşması'ndan ve romanya ile bükreş antlaşması'ndan vazgeçilecekti; tüm alman denizaltıları hiçbir zarar verilmeden itilaf devletleri'ne teslim edilecekti; tüm alman gemileri silahsızlandırılacaktı; itilaf devletleri'ne ait gemiler alman karasularında özgürce dolaşabilecekti; alman imparatorluğu'nun deniz ablukası devam edecekti ve almanlar ellerinde esir tuttukları savaş esirlerini ve tutuklu sivilleri hiçbir karşılıklılık beklemeksizin derhal serbest bırakacaktı.
bu koşullar altında dört ittifak devleti de savaştan çekildi ve savaş sona erdi. ilk önce bulgaristan, sonra osmanlı, daha sonra avusturya-macaristan, son olarak da alman imparatorluğu teslim oldu. yani almanlar yenilince biz de yenilmiş sayılmadık aksine almanlar önce biz ateşkes imzalayıp savaştan çekildik.
ayrıca osmanlı mondros ateşkes antlaşması'nı imzaladığında savaştan önce sahip olduğu toprakların büyük bölümünü kaybetmişti fakat almanya 11 kasım 1918 ateşkes antlaşması'nı imzaladığında sadece savaştan sonra kazandığı toprakların bir kısmını kaybetmişti. savaştan önceki topraklarında tek bir düşman askeri bile girmemişti. bulgaristan, osmanlı ve avusturya-macaristan ateşkes imzalayıp savaştan çekilince almanya itilaf devletleri'ne karşı tek başına kalmıştı. savaştan da bu yüzden çekilmişti. yani aslında bu sözün doğrusu "bulgaristan, osmanlı ve avusturya-macaristan yenilince alman imparatorluğu da yenilmiş sayıldı" olmalıdır.
devamını gör...
matematik
lisede üniversiteye hazırlanırken çözemediğimiz bir soruyu, branşı felsefe olan ve matematikten anlamayan öğretmenimizin sistemli düşünüp bize sorular sorarak adeta soruyu bize çözdürttüğünü görünce vardığım kanı, matematiğin, beyinin bazı loblarının kesinlikle aktif bir şekilde kullanılmasını gerektiren bir bilim dalı olduğudur. anlamak neredeyse tamamen özneye kalmıştır ve anlatıcının etkisi, biraz abartırsak, denizde bir dalga gibidir. ilgilenilecekse zihnin tembellikten arındırılması ve sistemli, eleştirel düşünceye sahip olunması zorunludur.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
buraya kendimi girmek istiyorum. (bkz: mike)
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in sözlüğü bırakması
içerden aldığım bilgilere göre durumu ifşa etmemem gerekse de, dün sözlükte yaşanan olaylar sonucunda kendisi sözlüğü bırakmış. son lafı bu kadarı da fazla olmuş ve ne zaman geleceği de belli değilmiş.
sonunda admininizi de küstürdünüz ya bir şey demiyorum.
edit: paylaştığım kanıt moderasyon tarafından 'ifşa' sebebinden dolayı silinmiş. o yüzden yazıları silip tekrar paylaşıyorum ki kanıt isteyenler kanıt paylaşılamayacağını görsün.
sonunda admininizi de küstürdünüz ya bir şey demiyorum.
edit: paylaştığım kanıt moderasyon tarafından 'ifşa' sebebinden dolayı silinmiş. o yüzden yazıları silip tekrar paylaşıyorum ki kanıt isteyenler kanıt paylaşılamayacağını görsün.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
uzaklardayım. çok uzaklarda, elimde harita dahi yok. gerçi buraların bir haritası var mı ondan da şüpheliyim. nerede olduğumu inanın hiç bilmiyorum. kimsecikler de yok burada. nereye, nasıl gidilir kestiremiyorum. bazen kendi etrafımda dönüyorum, bazen de ağaçların etrafında. bazen koşuyor, bazen yürüyorum.
çok güçlü rüzgarlar esiyor burada. ayakta durmakta çok zorlanıyorum da bir köşeye geçip oturmuyorum. deliler gibi oradan oraya koşturup duruyorum.
şu an, yanı başımdaki ağaçları bir görseniz, göğü deliyor sanırsınız. sarı yabani orkideler var bir de. çok güzeller. havası bir garip gri.
bir şekilde ormandan çıkıyorum. azıcık sakinleşip, nefes kesen manzarayı hissetmeye çalışıyorum.
ama ne mümkün. kaç gündür buradayım bilmiyorum. suyum bitmek üzere. su bulabirdim ama yiyecek bir şey bulabilir miydim bilmiyorum. açlıktan ölmek üzereyim.
bir süre daha yürüdükten sonra kendimi kaybetmiş olacağım ki, bir ses beni kendime getirdi.
bu ses patagonyalının sesiydi. kibar ve naif bir sesti.
ondan patagonya topraklarında olduğumu öğreniyorum.
oracıkta yemem için bir şeyler verip, kendime gelmemi sağlıyor.
doğruca yaşadığı yere götürüyor beni.
ben böyle dost canlısı bir insan görmemiştim. yaptığımız sohbetlerden onun görmüş geçirmiş, hoşgörülü ve cömert bir insan olduğunu öğreniyorum.
çok iyi bir dinleyen, seninle kederlenen, seninle mutlu olabilen bir kardeş olabileceğini hissedebiliyordum.
ha birde adını tam hatırlayamadığım bir sözlükte yazarlık yapıyormuş.
ama sahibi koldaş yazarlara bayadır maaşlarını veremiyormuş. bundan çok dert yanıyor patagonyalı.
yürürken anlatıyor patagonyalı yaşadığı toprakları.
patagonya, şili ve arjantin'in güneyindeki bölgedir. çok az yerleşim alanı vardır.
darwin’in patagonya ve çevresindeki adalarda beş yıl süren bir inceleme gezisi yaptığından, burada çok sayıda değişik canlı türüne rastladığını, “evrim” teorisinin temellerini burada atıldığından bahsediyor.
unesco doğal ve tarihi miras listesi’ndeki buzullar parkı nın bulunduğunu,
kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları burada olduğunu,
çok sayıda gölleri, yeşil vadileri ve şelalariyle cennetten bir köşe olduğunu,
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü dünyanın sonu olarak adlandırılan ateş topraklarının bulunduğunu söylüyor.
sonra maradona’dan bahsediyor patagonyalı. onu çok sevdiğini anlatıyor.
ama asla patagonyalı, tanrı nın bir eli olamazdı.
seni tanıdığım için mutluyum dostum.
çok güçlü rüzgarlar esiyor burada. ayakta durmakta çok zorlanıyorum da bir köşeye geçip oturmuyorum. deliler gibi oradan oraya koşturup duruyorum.
şu an, yanı başımdaki ağaçları bir görseniz, göğü deliyor sanırsınız. sarı yabani orkideler var bir de. çok güzeller. havası bir garip gri.
bir şekilde ormandan çıkıyorum. azıcık sakinleşip, nefes kesen manzarayı hissetmeye çalışıyorum.
ama ne mümkün. kaç gündür buradayım bilmiyorum. suyum bitmek üzere. su bulabirdim ama yiyecek bir şey bulabilir miydim bilmiyorum. açlıktan ölmek üzereyim.
bir süre daha yürüdükten sonra kendimi kaybetmiş olacağım ki, bir ses beni kendime getirdi.
bu ses patagonyalının sesiydi. kibar ve naif bir sesti.
ondan patagonya topraklarında olduğumu öğreniyorum.
oracıkta yemem için bir şeyler verip, kendime gelmemi sağlıyor.
doğruca yaşadığı yere götürüyor beni.
ben böyle dost canlısı bir insan görmemiştim. yaptığımız sohbetlerden onun görmüş geçirmiş, hoşgörülü ve cömert bir insan olduğunu öğreniyorum.
çok iyi bir dinleyen, seninle kederlenen, seninle mutlu olabilen bir kardeş olabileceğini hissedebiliyordum.
ha birde adını tam hatırlayamadığım bir sözlükte yazarlık yapıyormuş.
ama sahibi koldaş yazarlara bayadır maaşlarını veremiyormuş. bundan çok dert yanıyor patagonyalı.
yürürken anlatıyor patagonyalı yaşadığı toprakları.
patagonya, şili ve arjantin'in güneyindeki bölgedir. çok az yerleşim alanı vardır.
darwin’in patagonya ve çevresindeki adalarda beş yıl süren bir inceleme gezisi yaptığından, burada çok sayıda değişik canlı türüne rastladığını, “evrim” teorisinin temellerini burada atıldığından bahsediyor.
unesco doğal ve tarihi miras listesi’ndeki buzullar parkı nın bulunduğunu,
kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları burada olduğunu,
çok sayıda gölleri, yeşil vadileri ve şelalariyle cennetten bir köşe olduğunu,
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü dünyanın sonu olarak adlandırılan ateş topraklarının bulunduğunu söylüyor.
sonra maradona’dan bahsediyor patagonyalı. onu çok sevdiğini anlatıyor.
ama asla patagonyalı, tanrı nın bir eli olamazdı.
seni tanıdığım için mutluyum dostum.
devamını gör...
aşk
sevmek güzel şey. hele aşık olmak... renklerin daha farklı gözüktüğü, kuşların bile cik cik diye değil de, freddie mercury gibi öttüğüne yemin edebileceğiniz bir anomali aşk. zaten bilim de bunu söylüyor.
ben de aşık oldum. koştum, acıdım, ağladım, güldüm, mutlu etmek için kırk takla attım. inanır mısınız, hiçbir şeyden de pişman değilim. yapın ya. korkmayın. aşkta gurur olmaz. aslında hiçbir şeyde gurur olmaz, hasıl olan onurdur. lakin aşkta daha bir gurur olmaz. aşk strateji kaldırmaz.
öte yandan iyi aşk, sevgili dostlarım, bitmeyi de bilmeli. gitmeyi bilin yani. yenilmek gibi düşünmeyin bunu. eğer yenilmekse de, en güzel yenilmek olarak düşünün. gazi osman paşa'nın plevne kuşatmasını kazandığı için değil, çok iyi kaybettiği için övünçle ve sayfalarca anıldığını da unutmayın.
zaten ne geçmiyor ki? değil mi? her şey yaşanmışlıkla güzeldir dostlarım. her şeyi iyi hatırlamak gerekir. tamam, çok seviyorsunuz. her gün sabahlara kadar aralıksız rüyalarınızda. gözleri aklınızdan çıkmıyor. ama işte... ama işte, o acılar geçiyor dostlarım. yaraların da sadece ufak bir izi kalıyor. önemli olan kalbinizde bir acının olmaması.
saygılarımla.
not:
kendini savcı ve polis olarak tanıtan; taciz etmeyi aşkla açıklayan andavallara inanmayın.
(link:normalsozluk.com/entry/1355203:: ilgili bir anlatı. merak eden olur mu, bilmem.)
ben de aşık oldum. koştum, acıdım, ağladım, güldüm, mutlu etmek için kırk takla attım. inanır mısınız, hiçbir şeyden de pişman değilim. yapın ya. korkmayın. aşkta gurur olmaz. aslında hiçbir şeyde gurur olmaz, hasıl olan onurdur. lakin aşkta daha bir gurur olmaz. aşk strateji kaldırmaz.
öte yandan iyi aşk, sevgili dostlarım, bitmeyi de bilmeli. gitmeyi bilin yani. yenilmek gibi düşünmeyin bunu. eğer yenilmekse de, en güzel yenilmek olarak düşünün. gazi osman paşa'nın plevne kuşatmasını kazandığı için değil, çok iyi kaybettiği için övünçle ve sayfalarca anıldığını da unutmayın.
zaten ne geçmiyor ki? değil mi? her şey yaşanmışlıkla güzeldir dostlarım. her şeyi iyi hatırlamak gerekir. tamam, çok seviyorsunuz. her gün sabahlara kadar aralıksız rüyalarınızda. gözleri aklınızdan çıkmıyor. ama işte... ama işte, o acılar geçiyor dostlarım. yaraların da sadece ufak bir izi kalıyor. önemli olan kalbinizde bir acının olmaması.
saygılarımla.
not:
kendini savcı ve polis olarak tanıtan; taciz etmeyi aşkla açıklayan andavallara inanmayın.
(link:normalsozluk.com/entry/1355203:: ilgili bir anlatı. merak eden olur mu, bilmem.)
devamını gör...
kitap okumayan insan
çok kitap okuyup hiç bir şey anlamayan yazar olan olmayan arkadaşlar!
tanımlarınızı tekrar gözden geçirmenizi ve okuduğunuz her kitabın herşeye dair vermek istediği mesajı, ve hayata, insana bakış açınızın değiştirme biçimini gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
zira ön yargılarınız geçmişiniz (anne baba) ve şuan okuyamayan (mümkün olmayan) durumları göz ardı etmeniz bilginizle sizi yüceltmez aksine alçaltır.
dar ve taraflı fikirli olmak okumamış cahil değil (okumuş cahil)in eylemidir.
tanım: kitap dünyayı değiştirmez, insanın düşüncesini değiştirir. insan düşünce ve kişiliğine etkisi, insan bünye ve bağışıklık sistemine bağlıdır.
alt tanım: genellemeleriniz hakaret ve aşağılama içeriyor.
tanımlarınızı tekrar gözden geçirmenizi ve okuduğunuz her kitabın herşeye dair vermek istediği mesajı, ve hayata, insana bakış açınızın değiştirme biçimini gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
zira ön yargılarınız geçmişiniz (anne baba) ve şuan okuyamayan (mümkün olmayan) durumları göz ardı etmeniz bilginizle sizi yüceltmez aksine alçaltır.
dar ve taraflı fikirli olmak okumamış cahil değil (okumuş cahil)in eylemidir.
tanım: kitap dünyayı değiştirmez, insanın düşüncesini değiştirir. insan düşünce ve kişiliğine etkisi, insan bünye ve bağışıklık sistemine bağlıdır.
alt tanım: genellemeleriniz hakaret ve aşağılama içeriyor.
devamını gör...
yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatmak
ilgi manyaklarinin yapmayi çok sevdikleri şey.
devamını gör...
björk
dancer in the dark başrol oyuncusudur. harika oynamıştı, ben oldukça beğendim.
devamını gör...
artık görüşülmeyen yakın arkadaş
öylece sessiz sessiz uzaklaşırsınız birbirinizden. kimsenin ruhu bile duymaz. nedenini bile bilemezsiniz. öyle yabancılaşırsınız işte birbirinize. bu durum sevgilinizin sizi terketmesinden daha acıdır. çünkü yeri gelir kardeşinizden öte görürsünüz, birlikte hata yapıp birlikte eğlenirsiniz ama gün gelir sizden nankörce uzaklaşıverir. size de çığ gibi nefret kalır geriye.
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
sevdiklerimizi hayatımızdan hiç çıkmayacaklarını düşündüğümüz için üzeriz.
belki sevgilerini garantilediğimiz içindir bu rahatlığımız, belki de fazla beklentimiz olduğundandır hayal kırıklıklarımız, öfkelerimiz, kırıp dökmelerimiz.
belki sevgilerini garantilediğimiz içindir bu rahatlığımız, belki de fazla beklentimiz olduğundandır hayal kırıklıklarımız, öfkelerimiz, kırıp dökmelerimiz.
devamını gör...


