hep kız mı düşürülecek bırakın da biraz da erkek düşürelim. şimdi siz düşünün sözlüğümüzün güzide erkekleri.
devamını gör...

harbiden (bkz: millet ne cuğaralar içiyor)
devamını gör...

kendisine yakışır bir rütbe almış olan yazardır. mesaj alımı kapalı olmasa oradan bir tebrik gönderecektim lakin kısmet burayaymış.*

ayrıca keyifli, bazen mizahi yönünü açığa vuran yazar. keyifle takip ediyorum..
devamını gör...

asıl adı: “atatürk in the nazi imagination“ olan kitap, türkçeye “naziler ve atatürk” adıyla çevrilmiştir. yazarı stefan ıhrig’dir. kitaplaştırılan metin, ıhrig’in cambridge’de hazırladığı doktora tezidir esasında.

kabaca söylemek gerekirse: cumhuriyet rejimiyle nazizm arasında bir bağlantı kurar müellif.
bu bağlamda hitler, ermeni ve kürt meselelerinde kemal atatürk’ün takındığı tavırdan oldukça etkilenmiştir ona göre.
ermeni meselesiyle yüzleşilmemesi, dersim’e harekat düzenlenmesi vb.
hitler’in, yahudilere yönelik imha programı oluştururken atatürk’ten esinlendiğini söylemiş ihrig. bunun dışında, mussolini rejiminin de atatürk türkiye’si örneğini esas aldığını vurgulamış. öne sürülen görüşler nedeniyle, 4-5 yıl önce ülkemizde de epey ses getirmişti bu kitap.
devamını gör...

böyle de bir yazı var ilgilenenler için buradan.
devamını gör...

bence insanların* tembelliklerine bulduğu kulptur. insan kendine tembelim diyemez, üşengecim der zira bu biraz daha yumuşatılmış bir kavramdır. insan kendini bir kere üşengecim dediğinde ise bu tembellik başka bir olgunun altında gizlendiği için giderek artıyor ve sadece beyni sahte mutluluklarka tatmin etmeyle geçen bir ömür oluşuyor.
devamını gör...

şu alt yapı şantiyesinde, duyduğum en romantik terim. suyun bir yerden bir yere hiç bir harici etken olmadan (motor, pompa, motopomp, vantuz, tulumba vs vs) akması demekmiş. ustalar aralarında konuşuyorlar, "cazibe ile geliyor abi" bir şey yapmamıza gerek yok falan. kısacası yer çekimini kullanan su akışı.
devamını gör...

eşinin haksız olduğunu bildiği durumlarda bile eğer kendisinden önce bir karar alınmışsa, bir söz söylenmisse "anneniz ne diyorsa o olacak." diyerek tutarlı bir tavır sergilemesi.
devamını gör...

insana ölüm hakkında farklı bir bakış açısı kazandıracak 1 sezonluk altı bölümlük netflix belgeseli.

50 yıl boyunca yapılan araştırmalar sonucunda belgesel de ölüme yakın deneyimlerde bulunan insanların, medyumların,ölmüş insanlar ile iletişime geçmiş insanların ve ölüm anında görülen hayallerin ve olayların araştırıldığı ve reenkarnasyon- ölüm ile yaşam arasındaki sınırda ölüme yakın deneyimler gibi birden ortaya çıkan deneyimler inceleniyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

6 bölümlük belgeselin bölüm başlıkları ve konuları ise şöyledir.
1. ölüme yakın deneyimler: şelaleden düştükten sonra cansız halde bulunan bir doktor ve başka insanların ölüme yakın deneyimleri aktarılıyor.
2.medyumlar:dünya ve ruhlar arasında konumlanan medyumların ölülerle iletişime geçmesi anlatılıyor.
3.medyumlar: (2. bölümün devamı niteliğindedir).
4.ölülerden işaretler:medyumlar, ölülerin kuşlar, dans eden ışıklar veya hissetme aracılığıyla sürekli bize işaret ve mesaj gönderdiğini aktarıyorlar.
5. ölüleri görme: ölümden sonra bilinç yaşamaya devam eder mi ? bir dedektifin tarihi bir yerde aldığı ses kayıtları, bir doktorun ölüm döşeğindeki hastalarıyla deneyimleri anlatılıyor.
6.reenkarnasyon: 5 yaşındaki bir çocuğun farklı anılardan ve detaylardan bahsetmesi, bir psikiyatristin hastalarının anılarından bahsetmesi anlatılıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç o toplara girmeye gerek olmadığını düşünür, annesinin de, hanımının da yaptığı güzel yemekler olduğunu bilir. "emek verip o kadar uğraşmışlar, her ikisini de ayrı ayrı takdir ederim" diyerek önüne konulan her şeyi gömen ideal kocadır.*
devamını gör...

maalesef tik tok videosu kadar ilgi çekmeyecek başlıktır.
devamını gör...

artık pek fayda etmeyecek olan sözdür ve hangi sebeple idam edildiğine bağlı olarak değişebilecek sözlerdir.

"yaşamakla bir şeyleri değiştirmeye gücüm yetmedi inşallah ölümümle değiştiririm."

edit: yazım yanlışı.
devamını gör...

değmeyecek kişilere özellikle de.
devamını gör...

yanaklara bayılıyorum. sevdiğim insanları mıncırmak istiyorum. mıncırmak için de en uygun yer yanaklardır, haliyle yanakları çok severim.

tombiş tombiş yanaklar ise en güzelleri.
bebeklere en çok yakışan şeydir bunlar.
allahım böyle sıkıcaksın öne doğru dudakları da büzülücek kopara kopara seviceksin ya!

arkadaşlarımda da yanak seviyorum.
ben yanak faşitistiyim.*
önce kişiye bakarım yanağı var mı diye, sonra yanağa bakarım tombiş mi diye..
(bkz: yanağın yoksa konuşmayalım)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

copy paste yapmaktan başka bir şey yapmayan yazar. fikirlerine ya da görüşüne bir şey diyecek değilim fakat profilde sadece copy paste tanımlar olması bana gereksiz geldi. sanırım tüm risale'yi buraya yapıştıracak. okumak isteyen insan zaten açar okur. üstüne bir şey katmadıktan sonra ne anladım ben bu işten?
devamını gör...

abdülhamit döneminde “sürülmek, sürgüne gönderilmek, başı derde girmek” anlamında kullanılan bir tabirdir. gökhan yavuz demir’in kesin döneceksiniz isimli uzun öyküsü ya da kısa romanındaki bir paragrafta bahsettiğine göre refik halid karay bu sözü duyduğunda tüyleri diken diken olurmuş.

bir zamanlar bolca kullanılan ve duyan, yazan, okuyan ya da söyleyen herkeste az çok bir karşılığı olan birçok söz gibi bu ifade de artık hiç kullanılmaz olmuştur. kendime her gün yeni bir şey öğrenme zorunluluğu koyduğum için bugün daha yeni öğlen olmuşken bu ifadeyi öğrenmek benim için bir piyango oldu.

kuşağa çok eğlenceli bir anlama geliyormuş gibi görünen bu sözcük aslında bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri anlatıyor. ve bence çok acımasızca bir fonetik işkence bu. çok acımasızca bir cezayı eğlenceli bir sözcükle karşılamak kadar büyük bir kötülük bence sadece insan ırkına ait bir yaratıcılığın eseri olabilir.

kendi ülkesinden, kendi dilinden hatta kendi kendisinden sürülen insanlar tantuna gitmişse eğer bence canımızı yakacak çok şey var bu dünyada.
devamını gör...

ortalıkta çok dolaşmayan, kendi halinde, kimi zaman ilginç, kimi zaman kulaktan dolma, kimi zaman da bilimsel gerçeklerin bağrından kopup bu başlıkta okuyucuya sunulan güzide bilgilerdir. öyle çok ilginç ufuk açıcı mı bilmem ama türkçe öğretmenim anlattığında çok hoşuma giden bir bilgiyi paylaşmak isterim :

1974 kıbrıs barış harekatı zamanında bizim ülkede gündemde olan ve halkın iradesine sunulan "kıbrıs'ın yanında olmalı mıyız?" sorusuna dönemin başbakanı bülent ecevit olayın seyrini büyük ölçüde değiştirecek bir açıklama yapıyor. açıklamada kıbrıs'a ilk defa yavru vatan yakıştırmasını yaparak halkın bu konuya bakışını daha duygusal, manevi bir yöne çekmeyi başarıyor. öyle ki bu açıklamadan önceki ve sonraki oylamalarda büyük bir fark görülüyor. artık halk kıbrıs'ı evladı gibi sahiplenmiş, yanında olmak, onun için savaşmak için can atıyor. gazetelerde, televizyonda kıbrıs'a 'yavru vatan' deniyor bundan böyle. velhasıl bağrımıza böyle basıyoruz kıbrıs'ı, tek bir benzetme ile. hani derler ya, "söz ola kese başı, söz ola kese savaşı" bu da o mesele...
devamını gör...

burçe bahadır'ın bugün 5harfliler'de yayımlanan yazısı.buradan

yazının tamamı okunmalı fakat burçe bahadır'ın 2013 yılında eşlerini öldüren kadın ve erkeklerle yaptığı röportajlardan birkaç kesit bırakmak istiyorum.


*“bana ceza veren hâkim bile vuraydın götüne gideydi, dedi. 20 senelik evliydik. insanın 20 senelik karısı nasıl der, ben senden ayrılacağım diye. böyle bir cesaret var mı? çocukları da örgütlemiş. çocuklar annemiz diyor başka bir şey demiyor… amcamın oğlu yattığın suç aslan gibi suç, namus cinayeti diyor. ama burayı bilmiyor tabii. ne kadar zor olduğunu bilmiyor. özgürlüğümün bu kadar süre kısıtlanacağını bileyim, düşünürdüm o an… bıçakladım. polikliniğe götürmeyecektim, aklımda yoktu ama kızım durdurdu arabayı. o götürdü. ben de bindim. allah işimi rast getirecek ya, o da benim lehimeymiş. cezam düştü, polikliniğe götürdüm diye. isteyerek öldürmedim anlamına geliyormuş… boşanmayı hiç düşünmedim, boşansam kendime zarar olurdu.”



*“karımı, kaynanamı ve baldızımı evlerine giderek kurşuna dizdim. kaynanam felç kaldı, baldızım öldü, karımın sırtından üç mermi çıkardılar. o şekilde bir rahatsızlığı var. polisi aradım. ben yaptım ama beni aramayın, yarın gelip teslim olacağım dedim. o akşam komşuyu arayıp hangi hastanede yattıklarını öğrendim. eğer mermi bulabilseydim gidip karımı öldürecektim. ama mermi bulamadım… ne kadar ceza alacağımı öğrenmiştim. ben bunların üçünü öldürsem ne kadar ceza alırım diye sormuştum. en fazla 36 yıl ceza verirler dediler. sorduğum kişiler de eskiden cezaevinde yatan, tanıdığım arkadaşlardı. biri de gene eşini öldürmüştü. o da 10 sene yatıp çıkmıştı.”



biri hariç diğer erkekler ne kadar ceza alacaklarını etraflıca soruşturmuştu. cinayet işlemeden önce alacakları cezayı üç aşağı beş yukarı biliyorlardı. üç kadını kurşuna dizen hamit’e, ne zaman korktun, diye sordum. bir insan katil olduğunu hangi dakika anlar, merak ediyordum. ilk kurşunu sıktığında mı, kan gördüğünde mi, çığlıkları duyduğunda mı? ne zaman korkmuş biliyor musunuz? hâkim, 84 yıl dediğinde. kadın cinayetlerini sona erdirmek isteyenler için ne büyük ipucu, öyle değil mi?


bu röportajların yer aldığı belgesel için buradan
devamını gör...

profilime bir girdi hızını alamadı 40 beğeni yaptı. sözlük bile durduramadı.
(bkz: yiğidim aslanım hayretler içindeyim)
(bkz: yavaş yahu kaç tane beğeniyon)
(bkz: klavyene kuvet hakan)
bu arada sağ olsundur var olsundur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim