dayanamıyorum artık. bu müzikler kafamın içinde rızam olmadan ve kira vermeden yaşıyorlar.

yemek yiyorum, arkadan bir yerlerden 'talking to the muuuuuuunnn....' diye bir müzik giriyor.

tam uyuyacağım, kafamın içinde bir ses: 'vat you nov about rolling down in the deep'

azıcık farklı müzikler kullanın be kardeşim.
devamını gör...

sadece bana mı tuhaf geliyor bilmiyorum açıkçası ben çok mutlu olduğum anlarda fotoğraf çektirmeyi unutuyorum o yüzden mutlu anlarda genellikle fotoğrafım olmuyor ama onların maşallah sanki özellikle fotoğrafçı tutulmuş gibi her anı kayıt altında
devamını gör...

yeni bi partner neden yalnızlığı seçtiğinizi hatırlatıyor. bir ilişkiyi yürütmek hakikaten zor ya da ben beceremiyorum bilmiyorum. çünkü yapabilenler var. taktik falan diyorlar taktiği de benim midem kaldırmıyor. şu sıralar yalnız takılmak iyi geliyor ama biriyle olmak da bana diğer kötülükleri görmezden gelirsem iyi geliyor. bireyselliğime saldırı gibi algılıyorum bazı sıradan hareketleri. bu da beni çıldırtıyor. etraf insan dolu. beğendiğim tipler de var. bana ilgisini belli eden adamlar vs. ama başka bir şey arıyorum artık sanırım. anlatmaktan yoruldum. her insanda tekrardan kuruluyoruz. baştan inşa ediyoruz kendimizi. benim pek gücüm kalmadı şöyleyim böyleyimlere. büyümenin biçok halini çok sevdim. ama bıkkınlığın böylesine normalleşmesi biraz ürküttü beni.

bu tekilliği seviyorum. birini istiyorum ama bu tekilliği de seviyorum. bu tekillikten daha fazla sevebileceğim birine ihtiyacım var. arayışta değilim. olsam o enerjiyi yayarım ama bi şeyler bitti. otuzlarıma geldiğimde de acaba yalnız bir domuz mu olacağım? belki. bu beni korkutuyor mu? işte hayır. öyle bir tüketmişim ki. ne seks ne aşk ne popülerlik ne arzulanmak ne başka bir şey. profesyonel bir domuzum. tipik, hasta bir kariyerist. "asla öyle olmayacağım" dediğim ne varsa oluyorum. esneyen ve rahatlayan ve beni iyileştiren, hayatta olmakla tekrar barıştıran her bir tarafıma karşılık müthiş bir temiz boşluk kendini kirle pasla tekrar tekrar sertleştiriyor. kendimle şeyler arasındaki dengeyi bulabilmek için üzerinde kıpırdamadan ama hareketi destekleyerek durduğum incecik ip hayali bir adalet anlayışının hak edilmiş gücünden önce beni sonra da benden kendini koruyor. kişi kendisi olduğunu iddia edebilen tek öteki. bilmek belasını aşamıyor. "hayat" deyip duraksadığım milyonlarca anın bir bütünü haklılık saplantımı besliyor. nefret edip aşağıladığım herkesten bir parça içimde muhakkak buldum. simsiyah giyinen o kaba heriflerden beni ayıran şey şu; başımı hafifçe yana eğip sırıtabiliyor ve birden ona kadar takılmadan sayabiliyorum.
devamını gör...

hak eden oylanır, hak edenin bildirim kutusunu titretirim seri oylarımla. ha oylanmıyoruz diyenleri de oylarım ki yazma iştahı aşılarım. kardeşim elimize yapışacak bir olay değil oy işlemi o yüzden verelim gitsin ne bu tantana.

haydi bakalım pamuk eller cebe. *
devamını gör...

3 evlat sahibi bir anne olarak beni etkilemeyecek durum.
ülkenin ortalamasını ben yükselttim zaten.
zamanında çocuk sahibi olmayı tercih etmeyen, hiç çocuk sevmeyen biri olarak yazıyorum, o işler öyle değil.
ilk çocuğumdan sonra anladım evlat sahibi olmanın ne kadar tatlı olduğunu.
dünyanın en tatlı sorumluluğu.
çocuk sahibi olmadığı için dünyası yıkılan bir çok insan tanıdım.
aman, neyse ne denmiyor o zaman.
benim çocuklarımda şu an için çocuk sahibi olmayı evlenmeyi saçma buluyor.
onları çok iyi anlıyorum bende öyleydim.
biri kandırdı mı, gerisi geliyor.
mutlu olacağınız biri sizi kandırsın dilerim.
on sene sonra, bu başlıkta buluşalım.
devamını gör...

var aslında. yüzünden,konuşmasından anında puan çıkıyor. insanların arasında ne kadar olursan o kadar insan sarrafı olmaya yakınlaşırsın.bunu okuyan yazara puanım 3 bizimle değılsın.*
devamını gör...

çok yorgunum. *
devamını gör...

an itibariyle ve helios marifetiyle odunluktan * insanlığa terfi etmiş bulunuyorum. yeter o musun bu musun sorusundan gına gelmişti. tabi bu sizi kandırmasın , yeni rumuzumla da sevgi pıtırcığı olarak aranızdayım , kendime başarılar diliyorum.
devamını gör...

teknelerden sarkıtılarak sürüklenmek suretiyle içine balık dolması sağlanan bir çeşit .

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tişörtlerimi benden başka herkes giyiyor. bu üstümdeki kimin?
devamını gör...

itina ile kaçtığımız gerçek: ö l ü m

tıpkı doğum gibi normal ve bilindik bir his aslında, tek farkı içinde birleşim değil sonsuz ayrılık barındırıyor olması.

başka bir diyara geçiş. kitapta şöyle bir şey okudum.
anne karnında bir bebeği düşünelim. organlar onu tanıyor, ortam bilindik ve bir süredir oradasın. sonra doğum zamanı geliyor ve dünyaya geliyorsun. eee peki anne bedeni bunu nasıl algılıyor? doğum olarak mı? hayır. ölüm olarak. artık o burada değil, yok oldu. dünya da böyle. buradan ayrıldığımızda insanlar bizi 'yok oldu' diye biliyorlar ama aslında ahirete doğuyoruz.

neler söylenirse söylensin acı her zaman başa gelince daha iyi anlaşılıyor. empati bile yeterli değil burada. başkasının duygusunu anlamaya çalışırsın,kendini onun yerine koyarsın ama fazlası mümkün mü?

ölümü asla düşünmeden yaşamayı tercih ediyoruz. aklımızda bir köşede ama o kadar. her an peşimizde olduğunu düşünmüyoruz mesela. herkesin ağzında: geldiğinde hazır olalım.

sahi, nasıl hazır olunur?
devamını gör...

ah nerde yatacağım öğleye kadar?saat 05 te yatıyorum saat 10'da uyanıyorum.yatak batıyor sanki
devamını gör...

sigmund freud'un, arthur schopenhauer’den ilhamla oluşturduğu kuramdır. gelin biraz ayrıntılarına göz atalım. insan ilişkilerinin bir haritasını çıkaran freud’a göre, ilişki kurma kabiliyetleri açısından insanlar 4'e ayrılıyormuş. bu insanlar 4 çeşit kirpi ve 4 çeşit aşık olarak nitelendirilebilir.

(1) başka insanlara, onların vereceği acıları hissetmediği bir noktaya kadar yaklaşabilenler, (2) yüreği kanasa da ilişkilerini sürdüren ve acılara aldırmayanlar, (3) acılara dayanma gücü olmadığı için kendilerini geri çeken aşırı temkinliler ve son olarak (4) kendi kendine yetebilenler ve kimseye sıkıntı vermemek/çekmemek için yalnız yaşamayı tercih edenler.

psikanalizin babası sayılan freud'un bir kirpi takıntısı olduğu da söylenmekte. çalışma masasında bir kirpi biblosu bulunurmuş ve gözünü ondan hiç ayırmazmış. *

bu konudaki rivayet de şu şekildeymiş: seminer vermek üzere abd’ye giden freud yolculuk öncesinde şöyle bir espri yapmış: “amerika’ya giderken en büyük umudum, yolda su katılmamış vahşi bir kirpiye rastlamak ve ona ilişki kurmanın sırlarını öğretmek…” *

ayrıntılı edebi örneklerle zenginleştirmek için kaynak
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatının büyük çoğunluğu okyanusta geçen, beyaz renkli, estetik ve gürültücü kuşlardır.
devamını gör...

iç çamaşırları üzerinde olduğu için serbest kalmıştır. çıplak olsaydı hapse giderdi. neyse ki süt orasına burasına değmedi. eved.
devamını gör...

sen istiyor takip edeni görmek, verecek 1500 point.
devamını gör...

bir bartolome de las casas kitabıdır.


yazar o dönemi çıplak gözle görüyor. gördüklerine dayanamıyor, anlamıyor, anlamlandıramıyor ve bunları yazıyor. bütün dünyaya duyurmak istiyor. bir soykırıma şahit oluyor ve aktarıyor. bu kitabı yazar krala mektup olarak yazmış. bu abi ömrünü kızılderililerin haklarını savunmaya harcamış.

ispanyolların yerlilere nasıl eziyet ettiğini her şekilde anlatmış. okurken tüylerim diken diken oldu. kitap çok güzel ve yararlı bir kitap herkesin okuması gerekir tavsiye ederim. 18 yaşından küçükler veya hassas insanlar okumasa iyi olur çünkü acayip bir vahşet anlatılıyor.
okurken dikkatimi çekti yazar daha anlatamayacağım bir sürü olay var diyor. anlattıkları çok kötü ve anlatmadıklarını düşünemiyorum.

olayları gören yazar sadece küçük bir kısmını anlatıyorum diyor ama o küçük kısım insanı mahvediyor.
insan denen canlı nasıl bu kadar vahşice hareketler yapmış aklım almıyor. insanoğlu nasıl güç peşindeyken bu kadar hasta ruhlu olabilmiş anlamıyorum.

çok şey okudum, çok şey izledim ve kitapta anlatılan vahşilikleri asla görmedim. yerlilere ölsünler diye zehirli battaniye dağıtmışlar. ızgarada kızartmışlar. türlü türlü iğrençlikler.

milyonlarca kızılderili katledilmiş ve hepsini okuyoruz. yazarın gördüğü her şeyi okuyoruz. ispanyollar bu kitaptan nefret ediyorlarmış. yazar gördüklerini bütün dünyaya anlattığı için kızılderililer tarafından kahraman olarak görülüyormuş.

yazar kızılderililer hakkında şunları söylüyor “dünyanın en saf ve en masum insanları, kötülükten ve hileden uzak yaşarlar, sabırlılar ve en ufak hastalığa yenik düşerler” bu insanlar hayvanlara, doğaya karşı çok saygılılarmış.
bir bufalo öldürdüklerinde onun her zerresinden faydalanıp kullanırlarmış. toprağa zarar vermemek için ekip biçmezlermiş.

çok saflarmış. kitapta bahsediliyor kolomb onları gördüğünde çok iyi şekilde kullanılacağını,hizmetkarlık yapacaklarını ve her istediklerini onlara yaptırabileceklerini söylemiş. niyetini açıkça belli etmiş. kızılderililer ve kolomb mevzuları zaten malumunuz.

bir yandan iyi ki okuduğum bir yandan keşke okumasaydım dediğim bir kitap oldu. tarih yazılmış, çağ atlanmış, çağ değişmiş, keşifler yapılmış ama nasıl yapılmış görüyoruz.
insan canlısının istediğinde ne kadar vahşi olduğunu görüyoruz. yürek dayanmaz. üzücü ve okunması gereken bir kitaptı tavsiye ederim.

hissettiklerimden dolayı kitabın içeriğinin teknik boyutuyla ilgili pek bilgi veremedim.
kitapta her ada ve her bölgede yapılan zulüm anlatılıyor. ada ve bölgelere göre yazılmış. yazar gittiği her yerde ne gördüyse işkenceler dahil yazmış. bu okuduklarımız sadece canlı şahit olduğu yerler.

okuyun okutturun. pdf olarak internette mevcut.
devamını gör...

akşam eve gelirim, kapıyı genelde kızım açar. babacım hoşgeldin der, boynuma sarılır öper. içeriden oğlan seslenir ‘baba ne getirdin?’
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim