bilgi içerikli tanım girmek
hevesle onlarca dakika harcayarak yazıp göndere bastıktan sonra sözde mizah ve anket başlıkları arasında kaybolduğunu görmek evlat acısı gibidir. can sıkar, heves bırakmaz.
devamını gör...
kafaperest yazarın vedası
kafaperest t: kafa sözlüğe taparcasına kısa sürede bağlanan, fazla ehemmiyet veren*
baktım başka şeyle uğraşırken bile turuncu ekran gözlerimin önünde, tanımlar sanki ekran akışında değil de beynimde akıyor, her birini yakalamaya çalışıyorken buluyorum kendimi. ‘böyle olmaz’ dedim sonra yaşamanınacemisi, bir yığın perestliğin vardı birde bunu mu ekledin hayatımıza? dünyaperestliğin, eşyaperestliğin, sözcükperestiğin, gezmeperestliğin yetmezmiş gibi birde kafaperestlik mi çıktı? bir şeyi de tadında bırak, yok arkadaş olmuyor, başka şey yazarken tanım odaklı çalışıyor beynim, suya yazı yazarken buluyorum kendimi. en büyük büyünün sözcük olduğuna inandığım için, alamet-i farikam da diğerkamlık (diğer insanların hislerini en az kendi hisleri kadar merak eden anlamında kullanılmıştır) olduğu için ve iyi bir kelime dilencisi olduğum için o kadar çok vakit geçirdim ki şu bir haftada kafa dünyasında tamam diyip kenara çekiliyorum çok kısa sürdü bu muydu diyeceksiniz, yetersiz olmamak, yeterlilik seviyesine ulaşıp öyle gelmek için şimdilik veda edelim.
her bir yazarın sözcüğüne sağlık keyifle okudum, harflerden, sözcüklerden oluşmuş şatolarınız arasında dolaşmak çok güzeldi, şimdilik hoşçakalın
bir tatlı huzur aldık ve gidelim.
baktım başka şeyle uğraşırken bile turuncu ekran gözlerimin önünde, tanımlar sanki ekran akışında değil de beynimde akıyor, her birini yakalamaya çalışıyorken buluyorum kendimi. ‘böyle olmaz’ dedim sonra yaşamanınacemisi, bir yığın perestliğin vardı birde bunu mu ekledin hayatımıza? dünyaperestliğin, eşyaperestliğin, sözcükperestiğin, gezmeperestliğin yetmezmiş gibi birde kafaperestlik mi çıktı? bir şeyi de tadında bırak, yok arkadaş olmuyor, başka şey yazarken tanım odaklı çalışıyor beynim, suya yazı yazarken buluyorum kendimi. en büyük büyünün sözcük olduğuna inandığım için, alamet-i farikam da diğerkamlık (diğer insanların hislerini en az kendi hisleri kadar merak eden anlamında kullanılmıştır) olduğu için ve iyi bir kelime dilencisi olduğum için o kadar çok vakit geçirdim ki şu bir haftada kafa dünyasında tamam diyip kenara çekiliyorum çok kısa sürdü bu muydu diyeceksiniz, yetersiz olmamak, yeterlilik seviyesine ulaşıp öyle gelmek için şimdilik veda edelim.
her bir yazarın sözcüğüne sağlık keyifle okudum, harflerden, sözcüklerden oluşmuş şatolarınız arasında dolaşmak çok güzeldi, şimdilik hoşçakalın
bir tatlı huzur aldık ve gidelim.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
çok sevdim. enerji uyumu bu olsa gerek. arkadaşlarımı gönülden kutluyorum .
devamını gör...
ocean's eleven
2001 yapımı las vegas'taki en büyük casinonun erişilmesi imkansız görünen kasasına yapılan ince plan ve alanında en iyi bir grup tarafından soygunun işlendiği film.
başrolde brad pitt,george clooney,matt damon bulunmakta.
son ana kadar heyecanlı ve eğlenceli olan bu film soygun filmlerini seven kişiler için çok zevkli olacaktır.
las vegas'a daha önceden gidenler içinse hafif bir anıları hatırlama şeklinde bir serüven olabilir.
soygun en lüks otellerden biri olan bellagio'da gerçekleşmekte.
keyifli seyirler.
başrolde brad pitt,george clooney,matt damon bulunmakta.
son ana kadar heyecanlı ve eğlenceli olan bu film soygun filmlerini seven kişiler için çok zevkli olacaktır.
las vegas'a daha önceden gidenler içinse hafif bir anıları hatırlama şeklinde bir serüven olabilir.
soygun en lüks otellerden biri olan bellagio'da gerçekleşmekte.
keyifli seyirler.
devamını gör...
kurultay
bir konuyu görüşmek üzere çeşitli ülkelerden gelen delegelerin katılımıyla gerçekleştirilen uluslararası toplantılara veya bir kurumun belli zamanlarda ya da gerektikçe yaptığı toplantılara "kurultay" denir.
toplumu ilgilendiren konularla alakalı olanları kamuya açık, toplumun genelini ilgilendirmeyen belli bir kooperatif kurultayları kamuya kapalı olabilir.
toplumu ilgilendiren konularla alakalı olanları kamuya açık, toplumun genelini ilgilendirmeyen belli bir kooperatif kurultayları kamuya kapalı olabilir.
devamını gör...
yeni başlayanlar için normal sözlük
bir hışımla gelip aklına gelen herşeyi yazmadan önce biraz ortama bakıp sakinleştikten sonra seviyeyi düşürmeden yazmaya başlamanız gereken sözlük.
(bkz: nabza göre şerbet vermek)
(bkz: nabza göre şerbet vermek)
devamını gör...
auschwitz
ölümün kokusunun sindiği soykırım kampı. insanlık tarihinin utanç abidesi.
gidip görmenizi tavsiye ederim.
auscwitz'de hava hep pusludur. tıpkı korku filmlerindeki mezarlıklar gibi.
gidip görmenizi tavsiye ederim.
auscwitz'de hava hep pusludur. tıpkı korku filmlerindeki mezarlıklar gibi.
devamını gör...
ted bundy
biraz yanlış değerlendirildiğine inanıyorum. kendisi sosyopat katil olarak gösteriliyor ancak bence nedene değil, sonuca bakılıyor. bilmem kaç kurbanı mı var? hoptirink. o zaman sosyopattır!
acabası?
çocukluğu biraz incelendiği zaman kötü bir koşucu, ayakkabısını doğru şekilde bağlayamayan, sosyal ilişkileri anlamayan, içe kapanık, arkadaşlık kurmayı anlamsız bulan, oyun sürdürme konusunda beceriksiz bir çocuk olduğu görülüyor.
bunun yanında yüzüne bakınca ne görüyoruz? yüzün üst bölgesi daha geniş, yüzün orta kısmı kısa, dudak ve burun arası mesafe oldukça geniş.
yine zeki, karizmatik ve takıntılı olduğunu görüyoruz.
tüm bunların bizi ulaştırdığı sonuç sahiden sosyopat olduğu mu? yoksa kendisi asperger sendromlu katil midir? bir araştırmaya göre otizmli çocukların yüzleri birbirine benzer, kendisi yapılan çalışmaya uygun bir yüz yapısına sahip. bunun yanında aspergerli çocuklar ayakkabısını bağlama konusunda zorluk yaşar, kötü koşucu olma ihtimalleri çok yüksektir, içe kapanıktır, motor becerileri öğrenme nörotipik bir çocuğa göre daha geç gerçekleşir.
ha bundy kendisinin çocukluğu boyunca çok başarılı, etkileyici falan olduğunu iddia etmiştir ki o zaman şuna bakacağız.
asperger sendromu teşhisi almış olup okulunda katliam yapmış ergenler vardır. asperger sendromlu bir çocuk içten içe çok zeki ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. zekanın getirdiklerini kontrol edebilmesi için yetiskin olması gerekir. ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir çocuğa akran zorbalığı uygularsan ne olur? öfkesi çok büyük olabilir.
benim tanıdığım çoğu aspergerli çocukken yaşadığı olumsuz detayları ya anlatmaz ya da çok aksini anlatır. gururlu tiplerdir çünkü. anlatması için yine yetişkin olması beklenir. hatta istismara uğrayıp saklayacagına kesin gözü ile bakılıp sürekli kontrol altında tutulmaları yine gerekir.
ve şu da vardır. mesela kurgusal karakter olan şerlok asperger sendromlu bir karakterdir. kitabını açarsan yetişkin bir aspergerlinin tüm davranışlarına sahip olduğunu görmek mümkündür. en basitinden hayallerinin etkisi altındayken içine kapanıp sessizlesmesi ve her gün aynı saatte kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe çıkması gösterilebilir. sahip olduğu rutin çok ince şekilde açıklanmıştır. o da kendisini yüksek işlevli sosyopat olarak tanımlar.
diğer karakterlere bakalım, sonra sonuca bağlayacağız. gregory house, hannibal lecter ( ki anthony hopkins asperger sendromlu olduğunu açıklamış ünlülerden biridir ) ve ercüment çözer gibi karakterler asperger sendromludur. ancak tüm bu karakterler sosyopat olarak gösterilir ki yanlıştır.
çünkü insanlar öyle ya da böyle bu karakterlere hem sempati duyar hem de çoğunluk onlar gibi olmaya çalışır. bir sosyopata özenmek ve özendirmek ne kadar doğrudur?
asperger sendromlu insanlar aleksitimi denilen bir zorluk ile sınanır. duygular oradadır ancak onları tanımlama konusunda zorluk yaşar. hatta çoğu aspergerlinin iddiası empatiyi cok iyi yaptıkları için insanların duygularını hissedebildiği ve bu nedenle kalabalıktan kaçtığıdır. çoğunun dahi olduğunu bildiğimiz asperger sendromluların teşhis sonrası topluma kazandırılması daha başarılı şekilde gerçekleşmiş olsaydı, toplumun anlamsız şekilde saygı duyduğu çoğu suçlu tarihe geçmiş olur muydu? hayır. aslında anlatmaya çalıştığım budur. önüne gelene sosyopat ya da psikopat teşhisi koyulmasa ve bazı ayrımları daha doğru yapacak olsak asperger sendromunu daha bilinir hale getirebilir miydik?
seri katil tanımı ilk olarak kendisi için yapılmış, onlarca film ve belgesele, ondan daha fazla kitaba konu olmuş birinin asperger sendromu tanısı alması neleri değiştirirdi?
sözlerim asperger sendromlular katil olmaya çok yakındır anlamına gelmez. araştırmalar asperger sendromluların kurban oldugunu gösterir. asperger sendromlu çocuklar empati yaptığı iddia edilen insanların zorbalığına uğrar. ancak şu müthiş şekilde önemli bir konudur. bundy sahiden asperger sendromlu ise ve çocukluğunda bu teşhişi almış olsaydı bu kadar kadın ölür müydü? seri katil olayı böylesine popüler bir konu haline gelir miydi?
bence kendisini böyle incelemek lazım. sosyopat olduğu iddiası ile asperger sendromlu olup olmadığı konusu profesyonel şekilde incelenmeli.
ki aspişler sizleri çok seviyorum, lütfen yanlış anlamayın. öpüyorum hepimizi.
acabası?
çocukluğu biraz incelendiği zaman kötü bir koşucu, ayakkabısını doğru şekilde bağlayamayan, sosyal ilişkileri anlamayan, içe kapanık, arkadaşlık kurmayı anlamsız bulan, oyun sürdürme konusunda beceriksiz bir çocuk olduğu görülüyor.
bunun yanında yüzüne bakınca ne görüyoruz? yüzün üst bölgesi daha geniş, yüzün orta kısmı kısa, dudak ve burun arası mesafe oldukça geniş.
yine zeki, karizmatik ve takıntılı olduğunu görüyoruz.
tüm bunların bizi ulaştırdığı sonuç sahiden sosyopat olduğu mu? yoksa kendisi asperger sendromlu katil midir? bir araştırmaya göre otizmli çocukların yüzleri birbirine benzer, kendisi yapılan çalışmaya uygun bir yüz yapısına sahip. bunun yanında aspergerli çocuklar ayakkabısını bağlama konusunda zorluk yaşar, kötü koşucu olma ihtimalleri çok yüksektir, içe kapanıktır, motor becerileri öğrenme nörotipik bir çocuğa göre daha geç gerçekleşir.
ha bundy kendisinin çocukluğu boyunca çok başarılı, etkileyici falan olduğunu iddia etmiştir ki o zaman şuna bakacağız.
asperger sendromu teşhisi almış olup okulunda katliam yapmış ergenler vardır. asperger sendromlu bir çocuk içten içe çok zeki ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. zekanın getirdiklerini kontrol edebilmesi için yetiskin olması gerekir. ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir çocuğa akran zorbalığı uygularsan ne olur? öfkesi çok büyük olabilir.
benim tanıdığım çoğu aspergerli çocukken yaşadığı olumsuz detayları ya anlatmaz ya da çok aksini anlatır. gururlu tiplerdir çünkü. anlatması için yine yetişkin olması beklenir. hatta istismara uğrayıp saklayacagına kesin gözü ile bakılıp sürekli kontrol altında tutulmaları yine gerekir.
ve şu da vardır. mesela kurgusal karakter olan şerlok asperger sendromlu bir karakterdir. kitabını açarsan yetişkin bir aspergerlinin tüm davranışlarına sahip olduğunu görmek mümkündür. en basitinden hayallerinin etkisi altındayken içine kapanıp sessizlesmesi ve her gün aynı saatte kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe çıkması gösterilebilir. sahip olduğu rutin çok ince şekilde açıklanmıştır. o da kendisini yüksek işlevli sosyopat olarak tanımlar.
diğer karakterlere bakalım, sonra sonuca bağlayacağız. gregory house, hannibal lecter ( ki anthony hopkins asperger sendromlu olduğunu açıklamış ünlülerden biridir ) ve ercüment çözer gibi karakterler asperger sendromludur. ancak tüm bu karakterler sosyopat olarak gösterilir ki yanlıştır.
çünkü insanlar öyle ya da böyle bu karakterlere hem sempati duyar hem de çoğunluk onlar gibi olmaya çalışır. bir sosyopata özenmek ve özendirmek ne kadar doğrudur?
asperger sendromlu insanlar aleksitimi denilen bir zorluk ile sınanır. duygular oradadır ancak onları tanımlama konusunda zorluk yaşar. hatta çoğu aspergerlinin iddiası empatiyi cok iyi yaptıkları için insanların duygularını hissedebildiği ve bu nedenle kalabalıktan kaçtığıdır. çoğunun dahi olduğunu bildiğimiz asperger sendromluların teşhis sonrası topluma kazandırılması daha başarılı şekilde gerçekleşmiş olsaydı, toplumun anlamsız şekilde saygı duyduğu çoğu suçlu tarihe geçmiş olur muydu? hayır. aslında anlatmaya çalıştığım budur. önüne gelene sosyopat ya da psikopat teşhisi koyulmasa ve bazı ayrımları daha doğru yapacak olsak asperger sendromunu daha bilinir hale getirebilir miydik?
seri katil tanımı ilk olarak kendisi için yapılmış, onlarca film ve belgesele, ondan daha fazla kitaba konu olmuş birinin asperger sendromu tanısı alması neleri değiştirirdi?
sözlerim asperger sendromlular katil olmaya çok yakındır anlamına gelmez. araştırmalar asperger sendromluların kurban oldugunu gösterir. asperger sendromlu çocuklar empati yaptığı iddia edilen insanların zorbalığına uğrar. ancak şu müthiş şekilde önemli bir konudur. bundy sahiden asperger sendromlu ise ve çocukluğunda bu teşhişi almış olsaydı bu kadar kadın ölür müydü? seri katil olayı böylesine popüler bir konu haline gelir miydi?
bence kendisini böyle incelemek lazım. sosyopat olduğu iddiası ile asperger sendromlu olup olmadığı konusu profesyonel şekilde incelenmeli.
ki aspişler sizleri çok seviyorum, lütfen yanlış anlamayın. öpüyorum hepimizi.
devamını gör...
sway
orjinali bir meksika şarkısı olup, daha sonra ingilizce sözler yazılmıştır. sway ingilizcede dans ederken sallanmak, salınmak gibi bir şey demektir.
şarkıyı pek çok ünlü sanatçı yorumlamıştır ama en iyi yorum, şarkıyı ilk kez ingilizce olarak söyleyen dean martin'e ait olanıdır. şarkıyı dinlediğinizde aaa bu ......... diyeceksiniz:
şarkıyı pek çok ünlü sanatçı yorumlamıştır ama en iyi yorum, şarkıyı ilk kez ingilizce olarak söyleyen dean martin'e ait olanıdır. şarkıyı dinlediğinizde aaa bu ......... diyeceksiniz:
devamını gör...
sinirlenince fırlatılan şey
kimlerle arkadaş olmamamız gerektiğini gösteren başlık.
elbette hepimizin sabır taşını çatlatan durumlar yaşanabilir. gösterilen tutum kaliteniz kadardır. içinizden birden on'a kadar sayın demiyorum. onu ben de saçma buluyorum. yine de bir şeyleri fırlatmak yerine o ortamdan uzaklaşarak yalnız kalıp, sakinleşmeyi deneyebilirsiniz. ergenlik zamanlarınızı yetişkin hayatınıza yansıtmanızı yakıştıramıyorum. daha olgun davranmayı seçebilirsiniz.
kimse sizin kahrınızı çekmek zorunda değil. kırılmış krem camının yerdeki, duvardaki, lekelerini silmek, vazo kırıklarını toplamak zorunda değil. hadi diyelim kendi pisliğinizi temizliyorsunuz, ortam da bulunan insanlar veyahut komşular sizin sinir krizlerinize şahit olanlar, emin olun ki size tiksinerek bakıyor.
elbette hepimizin sabır taşını çatlatan durumlar yaşanabilir. gösterilen tutum kaliteniz kadardır. içinizden birden on'a kadar sayın demiyorum. onu ben de saçma buluyorum. yine de bir şeyleri fırlatmak yerine o ortamdan uzaklaşarak yalnız kalıp, sakinleşmeyi deneyebilirsiniz. ergenlik zamanlarınızı yetişkin hayatınıza yansıtmanızı yakıştıramıyorum. daha olgun davranmayı seçebilirsiniz.
kimse sizin kahrınızı çekmek zorunda değil. kırılmış krem camının yerdeki, duvardaki, lekelerini silmek, vazo kırıklarını toplamak zorunda değil. hadi diyelim kendi pisliğinizi temizliyorsunuz, ortam da bulunan insanlar veyahut komşular sizin sinir krizlerinize şahit olanlar, emin olun ki size tiksinerek bakıyor.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
hayvan çiftliği
1984
sapiens
1984
sapiens
devamını gör...
ne kitabı bırak ne çayır çimeni
ömer hayyam şiirinden bir mısra.
devamını gör...
ağaç dikmek
karbondioksidi oksijene çevirecek fabrikalar olmadığına göre, elde imkan varken mutlaka ağaç dikilmeli.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en felsefi söz
kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.
eflatun
eflatun
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
o isteğe dur diyebilene çelenk verilmelidir.
lise son sınıftayız artık soru çözmekten bazı arkadaşların feleği şaşsa gerek, almışlar yangın söndürücüyü, acaba nasıldır diye düşünüp sıkmışlar sınıfın bir köşesine. tabi kendini frenlemeyi bilmeyen arkadaşım onla yetinmeyip daha çok sıkmış, ta ki tüm sınıfı karlar ülkesine çevirene kadar. biz de koridordayız, sınıfın önü renk değiştirdi fakat nedenini bilmiyoruz. müdür yardımcısı istihbarattan haber almış gibi, aslında tesadüfen, bulunduğumuz koridora geldi. başta biber gazı atıldı sandı, ne alakaysa, neyse işte heyecanlı heyecanlı hangi sınıftan geldiğini seçmeye çalışırken (önünde iki seçenek vardı), o piti piti yapıp turnayı gözünden vurarak bizim sınıfın kapısını açtı ve müthiş kar manzarasıyla karşılaşması bir oldu. o romantik an kısa sürdü çünkü müdür yardımcımız atletlere fark atacak şekilde müdüre haberi yetiştirmeye gitmişti bile. tabii biz gariban koridordakiler de baya şaşırmıştık. ıslak mendille silebildiğimizi silip yerimize oturunca müdür geldi. haklıya haklıydı da, bir ara kendini fazla kaptırıp ses tonunu değiştirerek gülünecek bir şey söyledi o ciddiyetin arasında (söylediği şey şimdi komik gelmez diye yazmıyorum) neyse işte bendeniz armysuzy de gülmemek için çok çabaladım, eğilip büküldüm fakat hafif ses çıkacak bir biçimde güldüm, bir de en öndeydim. hocamız sinirli olduğundan duymadı sanırım ve tüm şansımı orada kullandım. bu da böyle saçma anılarımdan biriydi.
lise son sınıftayız artık soru çözmekten bazı arkadaşların feleği şaşsa gerek, almışlar yangın söndürücüyü, acaba nasıldır diye düşünüp sıkmışlar sınıfın bir köşesine. tabi kendini frenlemeyi bilmeyen arkadaşım onla yetinmeyip daha çok sıkmış, ta ki tüm sınıfı karlar ülkesine çevirene kadar. biz de koridordayız, sınıfın önü renk değiştirdi fakat nedenini bilmiyoruz. müdür yardımcısı istihbarattan haber almış gibi, aslında tesadüfen, bulunduğumuz koridora geldi. başta biber gazı atıldı sandı, ne alakaysa, neyse işte heyecanlı heyecanlı hangi sınıftan geldiğini seçmeye çalışırken (önünde iki seçenek vardı), o piti piti yapıp turnayı gözünden vurarak bizim sınıfın kapısını açtı ve müthiş kar manzarasıyla karşılaşması bir oldu. o romantik an kısa sürdü çünkü müdür yardımcımız atletlere fark atacak şekilde müdüre haberi yetiştirmeye gitmişti bile. tabii biz gariban koridordakiler de baya şaşırmıştık. ıslak mendille silebildiğimizi silip yerimize oturunca müdür geldi. haklıya haklıydı da, bir ara kendini fazla kaptırıp ses tonunu değiştirerek gülünecek bir şey söyledi o ciddiyetin arasında (söylediği şey şimdi komik gelmez diye yazmıyorum) neyse işte bendeniz armysuzy de gülmemek için çok çabaladım, eğilip büküldüm fakat hafif ses çıkacak bir biçimde güldüm, bir de en öndeydim. hocamız sinirli olduğundan duymadı sanırım ve tüm şansımı orada kullandım. bu da böyle saçma anılarımdan biriydi.
devamını gör...
kişiyi entel gösteren cümleler kelimeler kavramlar
lan nasıl kimse * yazmamış?
liste yapmak gerekirse:
-*fular
-röpteşambr*
-kasket
-"-ciğim" eki. "reca ediciğim..." gibi.
-süs köpeği. özellikle beyaz olanları caizdir.
-porsche jip. bunun da beyaz olanı makbuldür.
-*kısa sarı saç.
-kelimeleri yuvarlayarak konuşma.
-ah kelimesi. "ah, çok paardoon." gibi.
liste yapmak gerekirse:
-*fular
-röpteşambr*
-kasket
-"-ciğim" eki. "reca ediciğim..." gibi.
-süs köpeği. özellikle beyaz olanları caizdir.
-porsche jip. bunun da beyaz olanı makbuldür.
-*kısa sarı saç.
-kelimeleri yuvarlayarak konuşma.
-ah kelimesi. "ah, çok paardoon." gibi.
devamını gör...
enerji ve tabii lan manyak mısın bakanlığı
trafoya giren kedileri tespit edebilen bakanlığımız, bu işte ustalar.
devamını gör...
yazarların zenginlik ölçütü
dürümün yanına ikinci ayranı alabilen zenginin önde gidenidir.
devamını gör...
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
çocukluk çağında başlayan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. çocuklarda aşırı hareketlilik şeklinde tanımlanan hiperaktivite ile seyrederken yaş ilerledikçe hiperaktivitenin azaldığı, dikkatle ilgili sorunların daha ön plana çıktığı görülür. dehb sorunu yaşayanlar dürtüsel davranışlarını kontrol etmekte zorlanır. yetişkinlerde daha çok işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe şeklinde kendini gösterir. çocuklarda hiperaktivite olduğu zaman fark edilmesi kolayken, dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda teşhis edilmesi daha zor olabiliyor. teşhisi psikiyatr koyuyor. rahatsızlıklarınızı söylediğinizde dehb şüphesi taşıyorsanız test yapılıyor, bunun için birçok test olmakla beraber en yaygını moxo dikkat testidir. hayatın her alanını etkileyen bir bozukluktur. ani kararlar verme gibi dürtüsel davranışları olsun, uzun süre sabit bir yerde oturamama olsun, sevdiğin bir şeyi yaparken bile dikkatini verememek olsun ciddi hayat kalitesini düşürür. ben ancak bu sene fark edip gidebildim. tedavi konusunda da ilaç olsun, psikoterapi olsun birtakım yöntemler mevcut. haa tamamen kurtuluyor musunuz bilemem ama minimuma indirmekten fayda var.
devamını gör...
