kendine ait bir oda
öncelikle buranın bu kadar boş olmasına şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim. kitabı okuyan değerli yazarlarımız buraları yeşillendirebilir.
tanım: virginia woolf'un tarihte neden kadınlar erkekler kadar yazar çıkaramadı sorusunu irdelediği eserdir. woolf bunun nedenini edebiyat tarihinden somut örneklerle gayet iyi açıklamaktadır. kadınlar arasında da bir çok yazar çıktığını hatta bazılarının takma erkek isimleri kullanmak zorunda kaldığı gibi örnekler yer almaktadır*. bence herkesin mutlaka okuması gereken bir eserdir.
tanım: virginia woolf'un tarihte neden kadınlar erkekler kadar yazar çıkaramadı sorusunu irdelediği eserdir. woolf bunun nedenini edebiyat tarihinden somut örneklerle gayet iyi açıklamaktadır. kadınlar arasında da bir çok yazar çıktığını hatta bazılarının takma erkek isimleri kullanmak zorunda kaldığı gibi örnekler yer almaktadır*. bence herkesin mutlaka okuması gereken bir eserdir.
devamını gör...
yemek yerken bir şeyler izleyen insan
çok keyifli bir zaman dilimi.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
kalite tam olarak burada yazanların tanımlamalarıyla ortaya çıkacak şeydir.
ve üzülerek söylüyorum ki soldaki akışta takılıp kalan yazarlar oldukça kalite burada bulunamadan burası çöplüğe dönüşmeye meyilli bir adres olacak.
daha da açık söylemek gerekirse başlığı açılmamış onlarca tanım dururken tamamen yorumların bırakıldığı bir adres olacak. sözlük ama tanım yok, bolca fikir var... herkes ne yaşadıysa yazmış. tüketilmiş bir sözlük, kullanılmadan eskimiş bir adres... dolmadan doymuş.
kendi ilgi alanlarını ekleyen, o konular hakkında başlık açan, tanım bırakan yazarlar burayı daha cazip kılar sanırım.
burası insanların birbirine tepeden bakmadığı, moderatörlerin kaf dağında olmadığı samimi bir yer. o yüzden hakkı verilirse güzel kalacaktır.*
ve üzülerek söylüyorum ki soldaki akışta takılıp kalan yazarlar oldukça kalite burada bulunamadan burası çöplüğe dönüşmeye meyilli bir adres olacak.
daha da açık söylemek gerekirse başlığı açılmamış onlarca tanım dururken tamamen yorumların bırakıldığı bir adres olacak. sözlük ama tanım yok, bolca fikir var... herkes ne yaşadıysa yazmış. tüketilmiş bir sözlük, kullanılmadan eskimiş bir adres... dolmadan doymuş.
kendi ilgi alanlarını ekleyen, o konular hakkında başlık açan, tanım bırakan yazarlar burayı daha cazip kılar sanırım.
burası insanların birbirine tepeden bakmadığı, moderatörlerin kaf dağında olmadığı samimi bir yer. o yüzden hakkı verilirse güzel kalacaktır.*
devamını gör...
herr holz
üzülüyorum kendisine. sadece sözlükte ciddiye alındığı için bütün içini buraya dökmeye çalışıyor ayrıca öyle bir berbat laf cambazı ki, anti ırkçı birisini bile ırkçı yapabilir. medya tarafından beyni yıkandığı için gördükleri tek realitesi haline gelmiş oysa dışarı çıkıp bi hava alsa düşündüğü şeylerin gerçek olmadığını görecek. gerçek hayatta kimsenin umrunda bile değilsin.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
moderatör kadar taş duşsün başınıza. *
devamını gör...
kanada
geleceğin ülkesi derdi coğrafya hocamız, küresel ısınma ilerleyince değerlenecek topraklar yani
devamını gör...
hayatını evden işe işten eve şeklinde yaşayan insan
size daima, çalışmanın bir lanet ve emeğinse kötü bir talih olduğu söylendi... fakat siz acı içindeyken doğumunuzu bir ıstırap,bedeninizi taşımayı alanınıza yazılmış bir lanet olarak adlandırıyorsanız, ben ancak şöyle yanıtlarım: orada yazılanları sadece ama sadece alınteriniz yıkayıp götürecektir... bir de size, hayatın bir karanlık olduğu söylendi ve siz de kendi bıkkınlığınızda ancak bıkmışların size söylediğini tekrarlarsınız.
halil cibran/ ermiş
halil cibran/ ermiş
devamını gör...
güneş'in katli
bir memet türkkan kitabıdır.
her fırsatta söylüyor ve söylemekten hiç sıkılmıyorum: meslektaşım kardeşimdir. bu da öyle bir roman işte, 1980 darbesi öncesinde devrimci görüşleri yüzünden, hem de artvin gibi bir şehirde katledilen güneş öğretmenin romanı.
yıllar önce arada sırada deniz kitabevi diye küçük bir sahaftan kitap alırdım. üç dört kez gidip kitap aldıktan sonra sahaf dükkanının güleryüzlü ama hüzünlü bir adam olan sahibi “ hocam ben size birkaç kitap ayırdım” dedi. kitaplara baktığımda fark ettim ki ben de seçsem bu kitapları seçerdim. o kitapların en üstünde biraz yıpranmış mavi kapağı ile bu roman duruyordu. “ hocam önce bunu okuyun” dedi sahaf abi. gözlerimden mi anladı nedir, daha önce selamlaşmadan öteye de geçmemiştik. demek ki bir insanın okuduğu kitapları bilmek o insanı tanımakla eşdeğer.
kitabı okuduğumda bilmediğim bir şey anlatmadı bana belki ama zaten bildiklerimi canımı acıta acıta hatırlattı.
güneş öğretmen etrafındaki bazı insanlardan farklı düşündüğü için, dünyayı onların gözleriyle görmediği için, ülkeyi güzelleştirmek için başka bir yol hayal ettiği için öldürüldü. bir kişi tarafından gerçekleştirilmedi güneşin katli, imece usulü bir cinayet bu. okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi.
hala devam ediyor bu sistemli cinayetler. farklı görüşten olan insanlarla tartışmak hala ölüm tehlikesi içeriyor. beynimizi kullanarak, fikirlerimizle tartışacak donanıma sahip olmadığımız için silahlara sarılıyoruz en ateşlisinden, en kesicisinden, en delicisinden.*
öğretmenleri, doktorları ve muhtelif meslek dallarındaki insanları öldürerek kendi fikirlerini kabul ettirmeyi amaçlamak kadar büyük bir canilik ve analitik düşünme eksikliği olamaz.
ben bu tanımımda batman’da katledilen şenay aybüke yalçın kardeşimi, pkk tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen necmettin yılmaz kardeşimi, hopa’da bir eylem esnasında katledilen metin lokumcu abimi, daha birkaç gün önce mardin’de bir trafik teröristinin katlettiği suzan basın ve büşra yıldız kardeşlerimi anmadan geçmek istemedim.
bir de ataol behramoğlu’ndan bir şiir iliştireyim tanımın sonuna:
ve cellat uyandı yatağında bir gece,
tanrım dedi bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor adamlar,
ben tükenmekteyim öldürdükçe
her fırsatta söylüyor ve söylemekten hiç sıkılmıyorum: meslektaşım kardeşimdir. bu da öyle bir roman işte, 1980 darbesi öncesinde devrimci görüşleri yüzünden, hem de artvin gibi bir şehirde katledilen güneş öğretmenin romanı.
yıllar önce arada sırada deniz kitabevi diye küçük bir sahaftan kitap alırdım. üç dört kez gidip kitap aldıktan sonra sahaf dükkanının güleryüzlü ama hüzünlü bir adam olan sahibi “ hocam ben size birkaç kitap ayırdım” dedi. kitaplara baktığımda fark ettim ki ben de seçsem bu kitapları seçerdim. o kitapların en üstünde biraz yıpranmış mavi kapağı ile bu roman duruyordu. “ hocam önce bunu okuyun” dedi sahaf abi. gözlerimden mi anladı nedir, daha önce selamlaşmadan öteye de geçmemiştik. demek ki bir insanın okuduğu kitapları bilmek o insanı tanımakla eşdeğer.
kitabı okuduğumda bilmediğim bir şey anlatmadı bana belki ama zaten bildiklerimi canımı acıta acıta hatırlattı.
güneş öğretmen etrafındaki bazı insanlardan farklı düşündüğü için, dünyayı onların gözleriyle görmediği için, ülkeyi güzelleştirmek için başka bir yol hayal ettiği için öldürüldü. bir kişi tarafından gerçekleştirilmedi güneşin katli, imece usulü bir cinayet bu. okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi.
hala devam ediyor bu sistemli cinayetler. farklı görüşten olan insanlarla tartışmak hala ölüm tehlikesi içeriyor. beynimizi kullanarak, fikirlerimizle tartışacak donanıma sahip olmadığımız için silahlara sarılıyoruz en ateşlisinden, en kesicisinden, en delicisinden.*
öğretmenleri, doktorları ve muhtelif meslek dallarındaki insanları öldürerek kendi fikirlerini kabul ettirmeyi amaçlamak kadar büyük bir canilik ve analitik düşünme eksikliği olamaz.
ben bu tanımımda batman’da katledilen şenay aybüke yalçın kardeşimi, pkk tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen necmettin yılmaz kardeşimi, hopa’da bir eylem esnasında katledilen metin lokumcu abimi, daha birkaç gün önce mardin’de bir trafik teröristinin katlettiği suzan basın ve büşra yıldız kardeşlerimi anmadan geçmek istemedim.
bir de ataol behramoğlu’ndan bir şiir iliştireyim tanımın sonuna:
ve cellat uyandı yatağında bir gece,
tanrım dedi bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor adamlar,
ben tükenmekteyim öldürdükçe
devamını gör...
üniversitede ilk gün
lise 5 olduğunu düşünmüştüm. arkamda oturan 3lü kız grubu, kikirdemeleriyle bana bunu düşündürtmüştü.
neden bu bölümü seçtiniz diye soran hocaya, atama puanları düşüktü, o yüzden" diyen 33 yaşında abimiz mevcuttu. (4 senede atama puanları tavan yaptı malesef) kâbusun ilk günüydü, neyseki bitti.
neden bu bölümü seçtiniz diye soran hocaya, atama puanları düşüktü, o yüzden" diyen 33 yaşında abimiz mevcuttu. (4 senede atama puanları tavan yaptı malesef) kâbusun ilk günüydü, neyseki bitti.
devamını gör...
sinirlenince fırlatılan şey
kuzey kore için füzedir.
devamını gör...
ilk kez deniz görüldüğünde hissedilenler
bebekken gördüğüm için hatırlamıyorum.. sanki hep deniz vardı ve ben de ona aittim.
devamını gör...
spontane radyo yayını
eğer yayının sonuna kadar dinleyip, cırtlak sesimi duyup bir de sacma sapan aşk hikâyemi dinlediyseniz çok çok çok teşekkürler dostlar.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
ayrılsak da beraberiz dizisindeki gündüz karakterine benzetilirdim küçükken çünki soğuk espriler fiziğinizin önüne geçer.
büyüdüm, inci küpeli kıza benzetildim gerçi o bir tablo ama ünlü bir tablo sonuçta :)
büyüdüm, inci küpeli kıza benzetildim gerçi o bir tablo ama ünlü bir tablo sonuçta :)
devamını gör...
özel eğitim öğretmeni olmak
öğretmenlik kutsal bir meslektir. özel eğitim öğretmeni olmak ve dünyanın en özel öğrencilerine bir şeyler öğretmek , onların hayatlarına dokunmak tarif edilemeyecek bir duygu.
devamını gör...
orak
yarım çember biçiminde olan ve metalden yapılan bir tarım aletidir.
halk ağzında ''ekin biçme zamanı'' olarak da kullanılır.
halk ağzında ''ekin biçme zamanı'' olarak da kullanılır.
devamını gör...
ksilofon
çocukken çok fazla kullandığım, çok güzel bir müzik aletidir. en güzeli ahşap olanıdır.
devamını gör...





