acıbadem kurabiyesi
acıbadem kurabiyesi 19.yüzyıl osmanlı mutfağında evlerde yapılan bir kurabiye olduğu gibi, kurabiye fırını denilen çarşı fırınlarında da yapılan bir yiyecekti. ana malzemeleri tatlı badem unu, acıbadem unu, tozşeker ve yumurta akı olan yuvarlak biçimli, gevrek kurabiye.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
sözlükte seri artı oy veren bir sapık varmış. onu kovaladığım için.
devamını gör...
fantastik risotto
#790969 biraz geç olsa da bu challenge'ı kabul ediyorum.
elinize kalem-kağıt almanıza gerek yok, linki kaydetmeniz yeterli olacaktır.* ben risottoyu 2 farklı versiyonlu denedim ve seviyorum(hiç restoranda yemedim). (bkz: mantarlı risotto) ve (bkz: karidesli risotto)
ben mantarlı olanı anlatayım ama mantar yerine karides ile aynı işlemi yapabilirsiniz. gramaj usulü yemek yapmayı sevmem damak tadıma göre yapıyorum ve el ayarıma güveniyorum. yinede sizin için bir liste toparladım.
malzemeler:
1 adet orta boy soğan
1/3 çay bardağı zeytinyağı(50-60 ml)
200 gram mantar
3 yemek kaşığı (tepeleme)
200 gram risotto pirinci
1 litre sebze suyu(arzuya göre tavuk veya et suyu)
60 gram rendelenmiş parmesan peyniri
1 çay kaşığı tuz
yapılışı ise şöyle:
çok ince doğranmış soğanı tereyağ(varsa saf zeytin yağı) ile kısık ateşte rengini döndürüyoruz(sakın yakmayın). bir yandan da martarların saplarını kesip, serçe parmağın yarısı genişliğinde çok ince olmadan kesip sote gibi tavada tereyağ ile kısık ateşe veriyoruz. pirinçlerini iyice yıkayıp duruladıktan sonra, hafif rengi dönmüş veya kendi salmışsa soğanlara ilave ediyoruz. 1-2 dakika durmadan karıştırıyoruz. buraya kadar standart bir pilav olarak ilerliyor zaten. tam bu aşamada farklılıklar ekleniyor. italyanlar bu aşamada beyaz şarap falan eklerler ama benim fantastiğime fazla* o yüzden siz sebze suyu ekleyin (et/tavuk suyu da olabilir) tencerinin 1 parmaktan az üstüne çıkacak kadar. tuzunu ekleyin ve kısıktan biraz fazla derece altını ayarlayın. 10-15dk civarıdır ama net bir şey diyemeyeceğim o yüzden pirinçlerin yumuşamasını ve suyun çekilmesine göre karar verin. pilav gibi piştikten sonra, sotelenmiş mantarı ve parmesan(çok yakışıyor bimdeki 200gr'lk paketi komple koyuyorum ben) ile birlikte karıştırın. isterseniz servis esnasında biraz kekik ile de şahane olur. (bkz: afiyet olsun)
elinize kalem-kağıt almanıza gerek yok, linki kaydetmeniz yeterli olacaktır.* ben risottoyu 2 farklı versiyonlu denedim ve seviyorum(hiç restoranda yemedim). (bkz: mantarlı risotto) ve (bkz: karidesli risotto)
ben mantarlı olanı anlatayım ama mantar yerine karides ile aynı işlemi yapabilirsiniz. gramaj usulü yemek yapmayı sevmem damak tadıma göre yapıyorum ve el ayarıma güveniyorum. yinede sizin için bir liste toparladım.
malzemeler:
1 adet orta boy soğan
1/3 çay bardağı zeytinyağı(50-60 ml)
200 gram mantar
3 yemek kaşığı (tepeleme)
200 gram risotto pirinci
1 litre sebze suyu(arzuya göre tavuk veya et suyu)
60 gram rendelenmiş parmesan peyniri
1 çay kaşığı tuz
yapılışı ise şöyle:
çok ince doğranmış soğanı tereyağ(varsa saf zeytin yağı) ile kısık ateşte rengini döndürüyoruz(sakın yakmayın). bir yandan da martarların saplarını kesip, serçe parmağın yarısı genişliğinde çok ince olmadan kesip sote gibi tavada tereyağ ile kısık ateşe veriyoruz. pirinçlerini iyice yıkayıp duruladıktan sonra, hafif rengi dönmüş veya kendi salmışsa soğanlara ilave ediyoruz. 1-2 dakika durmadan karıştırıyoruz. buraya kadar standart bir pilav olarak ilerliyor zaten. tam bu aşamada farklılıklar ekleniyor. italyanlar bu aşamada beyaz şarap falan eklerler ama benim fantastiğime fazla* o yüzden siz sebze suyu ekleyin (et/tavuk suyu da olabilir) tencerinin 1 parmaktan az üstüne çıkacak kadar. tuzunu ekleyin ve kısıktan biraz fazla derece altını ayarlayın. 10-15dk civarıdır ama net bir şey diyemeyeceğim o yüzden pirinçlerin yumuşamasını ve suyun çekilmesine göre karar verin. pilav gibi piştikten sonra, sotelenmiş mantarı ve parmesan(çok yakışıyor bimdeki 200gr'lk paketi komple koyuyorum ben) ile birlikte karıştırın. isterseniz servis esnasında biraz kekik ile de şahane olur. (bkz: afiyet olsun)
devamını gör...
üniversitelerde terörist istemiyoruz
ben de sözlükte faşist istemiyorum, hadi bakalım.
devamını gör...
kibir
insanı içten içe yiyen bir hastalıktır. tek farkı, organlara değil de ruha sirayet etmesidir.
devamını gör...
maya'nın oyunları
delia steinberg guzman tarafından yazılmış, felsefe kitabı diyebilirim. felsefeye ilgisi olanların okumasını öneririm ancak biraz karmaşık ve anlaması zor bir kitap. üniversite yıllarımda hoşlandığım bir arkadaşım vermişti diye okuduğum sonra da geri vermeyip kitaplığımda güzel bir yere koyduğum kitaptır. doğu felsefesine göre gerçeklik ve yanılsama üzerine bir kitap diyebilirim genel anlamı ile. hatta kitabın uzunca ismi maya'nın oyunları: yanılsama ve gerçek diye görüyorum bazı yayın evlerinde. mal, mülk, dünyevi zevkler, güzellik, para, aşk, dalet gibi şeylerin birer yanılsama olduğunu, biz öldüğümüzde bu kavramların hepsinin bizle birlikte öleceğini ancak maya'nın bu yanılsamaları bize gerçekmiş gibi sunduğunu ve bizlerin bu kavramları önemsememize yol açtığını anlatmaya çalışıyor açıkçası. kadim doğu felsefelerinde, budizmde bu bahsettiğimiz kavramlar aslında bir "hiçtir" . aydınlanan kişi, sidharta, budha adıan ne dersek artık bu kavramları dünyevi maddi şeyleri hiç olarak görür öyle değil mi? maya burada bir metafor yani. aslında maya'nın oyunlarını anladığımızda ve tecrübe ettiğimizde ve yani özümsediğimizde hayattaki hırslarımızdan vazgeçiyoruz. zaten hem doğu felsefelerinin, hem budizmin, bu kitap özelinde maya'nın istediği şey hırslarımızdan arınmak, anı yaşayabilmek, zihnimize hakim olmak değil mi?
kitapta taşlar, bitkiler, hayvanlar, insan, doğa, dört mevsim, gündüz ve gece, toprak, su, hava, ateş, duygular başlıkları altında bölümler mevcut. tüm bu başlıklar altında yanılsamalar ve gerçeklikleri maya'nın oyunları altında, maya'nın sözleri ve öğretileri ile anlatmaya çalışmış ispanyol yazar.
bence felsefeye ilgisi olanlar, yeni yeni felsefe okumaları yapanlar, doğu felsefesi, budizm ve meditasyon gibi konualra ilgisi olanlar için ilginç olabilecek bir kitap.
kitapta taşlar, bitkiler, hayvanlar, insan, doğa, dört mevsim, gündüz ve gece, toprak, su, hava, ateş, duygular başlıkları altında bölümler mevcut. tüm bu başlıklar altında yanılsamalar ve gerçeklikleri maya'nın oyunları altında, maya'nın sözleri ve öğretileri ile anlatmaya çalışmış ispanyol yazar.
bence felsefeye ilgisi olanlar, yeni yeni felsefe okumaları yapanlar, doğu felsefesi, budizm ve meditasyon gibi konualra ilgisi olanlar için ilginç olabilecek bir kitap.
devamını gör...
okulda zorunlu olarak verilmesi gereken dersler
adab-ı muaşeret kuralları,
ahlaki değerler.
ahlaki değerler.
devamını gör...
timsah gözyaşı
sahtekârlık, iki yüzlülük gibi anlamlarda kullanılan deyimdir.
peki timsahlar neden ağlarlar? avlarını yerken, avın çoluğunu çocuğunu düşünüp yetim kaldı yavrucaklar diye üzülürler de ondan.* *
söylenene göre timsahlar aslında ağlamıyorlarmış, ağızlarını fazla açtıklarında gözlerinde sıvı salgılanıyormuş. yani yediği avın çoluğunu çocuğunu düşünmüyormuş vicdansız timsahlar.
peki timsahlar neden ağlarlar? avlarını yerken, avın çoluğunu çocuğunu düşünüp yetim kaldı yavrucaklar diye üzülürler de ondan.* *
söylenene göre timsahlar aslında ağlamıyorlarmış, ağızlarını fazla açtıklarında gözlerinde sıvı salgılanıyormuş. yani yediği avın çoluğunu çocuğunu düşünmüyormuş vicdansız timsahlar.
devamını gör...
arkhon
eski yunan'da site devlet yöneticilerine verilen isimdir. m.ö. 8. yüzyıldan sonra ortadan kalkmaya başlamışlardır. sparta'da ise -her zaman olduğu gibi- durum daha farklıdır. çünkü mesela sparta, atina'nın aksine fetihçi bir devlet yapılanmasına sahipti. kaldı ki arkhonlar zamanla kralların yerini almış, gücü elde etmişti. spartalılar ne yapar bu durumda? atinalılar olsa isyan edip arkhonları kovardı. hem öyle oldu da. diğer yandan spartalılar bu durumdan hoşnut kalmış olsa gerek ki başlarında bir süre daha tuttular. ne de olsa onlara savaş gerekti.
bir kere yazmıştım buraya ama bir daha yazayım.
peloponez savaşı sırasındaydı yanılmıyorsam. [tukidides'in anlatımıdır bu.] savaştan gelen bir spartalı asker, yanında can veren bir asker arkadaşının annesine rastlar. arkadaşının annesine nasıl oğlunun öldüğünü anlatacağını düşünüyordur. dertlidir yani... sonra anneye yaklaşır, "oğlunuz öldü!" der, üzgün bir halde. kadın ise şöyle der: "boş ver oğlumu! savaşı kazandık mı!"
tabii tam olarak diyaloglar böyle olmayabilir ama ana fikir bu işte. ayrıca tekrar edeyim, tukidides'in anlatımı mı emin değilim ve savaş da hangi savaş emin değilim. yine de böyle bir anlatı vardır. emin olduğum an gelir buraya düzenlerim.
yani spartalılar böyle insanlar... vatansever? sanmıyorum.
bir kere yazmıştım buraya ama bir daha yazayım.
peloponez savaşı sırasındaydı yanılmıyorsam. [tukidides'in anlatımıdır bu.] savaştan gelen bir spartalı asker, yanında can veren bir asker arkadaşının annesine rastlar. arkadaşının annesine nasıl oğlunun öldüğünü anlatacağını düşünüyordur. dertlidir yani... sonra anneye yaklaşır, "oğlunuz öldü!" der, üzgün bir halde. kadın ise şöyle der: "boş ver oğlumu! savaşı kazandık mı!"
tabii tam olarak diyaloglar böyle olmayabilir ama ana fikir bu işte. ayrıca tekrar edeyim, tukidides'in anlatımı mı emin değilim ve savaş da hangi savaş emin değilim. yine de böyle bir anlatı vardır. emin olduğum an gelir buraya düzenlerim.
yani spartalılar böyle insanlar... vatansever? sanmıyorum.
devamını gör...
karım çok çirkin dedi ve boşanma davası açtı
güzel kadın da seni bekliyordu tipitip.
devamını gör...
assemblée nationale
fr. milli meclis. şu anda da fransız parlamentosunun bir kolu olmakla birlikte, fransız ihtilali zamanında da états généraux'dan sonra kurulan meclistir. previously on "révolution française": #394201.
kendilerini milli meclis ilan eden tiers état, 20 haziran 1789'da versailles sarayı'nda toplanmak istediklerinde, toplanacakları salonun kral tarafından kapatılmış olduğunu gördü. bu sebepten tenis* salonunda toplandılar. ve bir anayasa hazırlanıp ilan edilene kadar dağılmayacaklarına dair yemin ettiler. kralın dağılmaları için haber gönderdiği elçiye, aralarından güçlü bir hatip olan honore mirabeau* şöyle demişti: "git efendine söyle, biz halkın gücü ile buradayız ve ancak süngü kuvveti ile bizi buradan ayırabilir." tam olarak bu, milli meclis'in artık ihtilalci bir kimlik kazandığı aşamadır.
çekinen kral, 23 haziran'da "ne yaparlarsa yapsınlar!" diye bağırarak milli meclis'e izin vermiş oluyordu. bu meclise rahipler sınıfından 200, asiller sınıfından da 47 kişi katılacaktı. bunlar taşra aristokratları ve aşağı sınıf rahiplerdi. böylece toplumun üç sınıfı da aynı çatı altında toplanmış olacaktır.
bu meclis ilk olarak, meclis tarafından onaylanmadığı sürece kralın vergi yasası çıkarmasını yasakladı. iç gümrük ve yol vergileri kaldırıldı. asillerin ayrıcalıklarına ve bazı eski feodal haklara dokunulamadı. ayrıca basın özgürlüğü getirildi.
bütün bunlar karşısında kral çaresizdi. 27 haziran 1789'da assemblée nationale'i resmen tanımak zorunda kaldı.
meclis ise başından beri akıllarda olan anayasayı hazırlamaya karar vermişti. bir üyeye göre, "barbar halkların bile bir şekilde anayasası varken fransızların hala bir anayasası yoktu." nihayetinde çalışmalara bir an önce başlamak için assemblée nationale, 9 temmuz 1789 tarihli toplantısında kendini assemblée constituante* (kurucu meclis) ilan edecektir.
kendilerini milli meclis ilan eden tiers état, 20 haziran 1789'da versailles sarayı'nda toplanmak istediklerinde, toplanacakları salonun kral tarafından kapatılmış olduğunu gördü. bu sebepten tenis* salonunda toplandılar. ve bir anayasa hazırlanıp ilan edilene kadar dağılmayacaklarına dair yemin ettiler. kralın dağılmaları için haber gönderdiği elçiye, aralarından güçlü bir hatip olan honore mirabeau* şöyle demişti: "git efendine söyle, biz halkın gücü ile buradayız ve ancak süngü kuvveti ile bizi buradan ayırabilir." tam olarak bu, milli meclis'in artık ihtilalci bir kimlik kazandığı aşamadır.
çekinen kral, 23 haziran'da "ne yaparlarsa yapsınlar!" diye bağırarak milli meclis'e izin vermiş oluyordu. bu meclise rahipler sınıfından 200, asiller sınıfından da 47 kişi katılacaktı. bunlar taşra aristokratları ve aşağı sınıf rahiplerdi. böylece toplumun üç sınıfı da aynı çatı altında toplanmış olacaktır.
bu meclis ilk olarak, meclis tarafından onaylanmadığı sürece kralın vergi yasası çıkarmasını yasakladı. iç gümrük ve yol vergileri kaldırıldı. asillerin ayrıcalıklarına ve bazı eski feodal haklara dokunulamadı. ayrıca basın özgürlüğü getirildi.
bütün bunlar karşısında kral çaresizdi. 27 haziran 1789'da assemblée nationale'i resmen tanımak zorunda kaldı.
meclis ise başından beri akıllarda olan anayasayı hazırlamaya karar vermişti. bir üyeye göre, "barbar halkların bile bir şekilde anayasası varken fransızların hala bir anayasası yoktu." nihayetinde çalışmalara bir an önce başlamak için assemblée nationale, 9 temmuz 1789 tarihli toplantısında kendini assemblée constituante* (kurucu meclis) ilan edecektir.
devamını gör...
youtube'da 47 milyon kez izlenen çocuk videosu
gönül isterdi ki vergi cenneti bir ülke olalım. lakin git gide pedofili cenneti(!) haline geliyoruz.
devamını gör...
ruhun sarışın
teoman'ın kırk yıl sonra bile oturup dinlenilecek kadar neşeli biraz arsız ve kaliteli şarkılarından biri. insanlık halleri albümünün tamamı efsanedir ama bu şarkının yeri ayrı. teoman'nın o çapkın, biraz alkolik ve serseri havası şarkının üzerinden akıp gidiyor resmen. şarkı tam teoman'ın kaleminden çıkma gibi görünsede şarkının sözlerini müge emirgil yazmıştır. insan düşünmüyor değil zamparanın ölümü şarkısındaki zampara tam olarak bu kişi olabilir mi diye.*
teoman-ruhun sarışın
--- alıntı ---
doğru yanlış hiç anlamam
ruhumu sana sattığımdan
acıtıyor güzelliğin, farkında mısın?
tenin esmer, ruhun sarışın
çağırıyorsun günaha, sen şeytan mısın?
tenin sıcak, tenin kıvrak, ruhun sarışın
--- alıntı ---
teoman-ruhun sarışın
--- alıntı ---
doğru yanlış hiç anlamam
ruhumu sana sattığımdan
acıtıyor güzelliğin, farkında mısın?
tenin esmer, ruhun sarışın
çağırıyorsun günaha, sen şeytan mısın?
tenin sıcak, tenin kıvrak, ruhun sarışın
--- alıntı ---
devamını gör...
galiba ölüyorum hissi
devamını gör...
türkiye’de kadın olmak
özel günlerde anne, en sevgili, baş tacı olan, diğer günlerdeyse canının bir değeri olmayan varlık olmak demektir.
türkiye'de kadınsanız;
yüksek sesle kahkaha atamazsınız
dolmuşta tek başınıza kalmamak için gideceğiniz duraktan önce inersiniz
edildiginiz taciz yüzünden tacizci degil siz suçlanırsınız "giymeseydiniz canım siz de o daracık şeyi "
evinizi öğrenip sonradan rahatsız edilirsiniz korkusuyla taksiden evinizin önünde inemezsiniz
her gün şiddet görüp sanki bu sizin ayıbınız gibi saklamaya çalışırsınız
çeşitli şekillerde öldürülür 2 gün yasınız tutulduktan sonra unutulur gidersiniz.
yani türkiye'de kadınsanız harikasınızdır, hem de dünyanın sekizinci harikası.(!)
türkiye'de kadınsanız;
yüksek sesle kahkaha atamazsınız
dolmuşta tek başınıza kalmamak için gideceğiniz duraktan önce inersiniz
edildiginiz taciz yüzünden tacizci degil siz suçlanırsınız "giymeseydiniz canım siz de o daracık şeyi "
evinizi öğrenip sonradan rahatsız edilirsiniz korkusuyla taksiden evinizin önünde inemezsiniz
her gün şiddet görüp sanki bu sizin ayıbınız gibi saklamaya çalışırsınız
çeşitli şekillerde öldürülür 2 gün yasınız tutulduktan sonra unutulur gidersiniz.
yani türkiye'de kadınsanız harikasınızdır, hem de dünyanın sekizinci harikası.(!)
devamını gör...
severus snape
always sahnesiyle yürekleri dağlayan öğretmen .
devamını gör...
plasebo etkisi
her şeyin kafamızda başlayıp yine kafamızda bittiğini gösteren durumdur.
devamını gör...
hayatından insan çıkartmak için nedenler
korkudur bazen. bir insanın tavırlarının size ve hayata karşı öngörülemez oluşundan, sonrasında ne yapacağını kestirememekten gelen büyük belirsizlikten korkarsınız. duyulan büyük sözler, büyük yeminler; siz ayakta güçlükle dururken size doğru yıkılıverecekmiş gibi kendisini bırakmasıdır. oysa bir dostluk ya da aşk ilişkisi denge demektir.
devamını gör...
