turistin görebileceği herkesi aşılayacağız
öncelikle (bkz: kaynak)? pls.
bu demektir ki, ben uzun süre aşılanamam. deniz olmayan yere, bu zamanda turist gelmez büyük ihtimalle.
evet bunu da duyduk. vatandaşın değil, turistin canını düşünen bir dışişleri bakanı açıklaması(ymış). ben buna kırıldım ya. gerçekten kırıldım.
bu demektir ki, ben uzun süre aşılanamam. deniz olmayan yere, bu zamanda turist gelmez büyük ihtimalle.
evet bunu da duyduk. vatandaşın değil, turistin canını düşünen bir dışişleri bakanı açıklaması(ymış). ben buna kırıldım ya. gerçekten kırıldım.
devamını gör...
başarılı insanların ortak özellikleri
çalışmak,çalışmak ,çalışmak
hiç bir başarı tesadüf değildir.
hiç bir başarı tesadüf değildir.
devamını gör...
filtre kahve
yapmasını da içmesini de çok sevdiğim içecektir. sütlü veya sütsüz, şuruplu veya şurupsuz olarak yapılabilir. kendi adıma konuşacak olursam daha önce sütlüsünü de içtim sadesini de ancak şuruplusunu hiç içmedim.
sütlü filtre kahve mi yoksa sütsüz filtre kahveyi mi tercih edersin derseniz kesinlikle sütsüz, şekersiz filtre kahve derim.
sütlüsü veya şekerlisi damak tadıma pek uygun değil benim.
bir de mesela bu filtre kahvelerin yetiştiği ülkelere göre aromaları, tatları var. ben açıkçası bu aroma vs. işlerinden anlamıyorum ama brezilya kahvesi çok hoşuma gidiyor.
hatta marka da vereyim : ferro brezilya filtre kahve.
bu kahveyi de yeni keşfettim açıkçası, diğer filtre kahvelere oranla daha ekonomik hem de.
tadı nasıl diye soracak olursanız bence oldukça yumuşak bir tadı var, aromasını falan bilmiyorum ama.
daha önceleri kurukahveci mehmet efendi'nin kolombiya, brezilya ve etiyopya filtre kahvelerini denedim ancak pek hoşuma gitmedi onlar.
kolombiya oldukça sertti, brezilya'nın ise kömür gibi bir tadı vardı. etiyopya'yı ise neden sevmediğimi tam bilemiyorum ama sevemedim işte.
bunlara ek olarak artuk bey'in filtre kahvesini denedim. o bence fena değildi ama bir paketi 40 tl olduğu için maalesef devamlı içemedim.
tchibo'nun gold selection'ununu da denedim, o da yine fena değildi ancak biraz sertti.
bir de bazı zincir yerlerde filtre kahveler içtim starbucks, mcdonald's, kfc gibi yerlerde yani.
bilmiyorum artık damak tadım mı çok farklı yoksa kahvelerde mi bir sorun var ama bu üç yerden içtiğim kahvelerin hiç birini de beğenmedim. kfc ve mc donald's kahvelerine pek bir lafım yok çünkü burada satılan kahveler 1-2 liralık kahveler, bu sebeple pek bir şey beklememek lazım. benim gibi öğrenciler için buradaki kahveler.
ama starbucks, ayıptır be kardeşim. 10 lira para alıyorsun küçücük kahveden ve kömür gibi kahve veriyorsun millete.
bu sebeple zaten pek uğramadığım daha doğrusu uğrayamadığım starbucks'a da artık uğramama yemini ettim.
neyse bu kadar vedat milor'luk yeter. biraz da kahveyi nasıl yaptığımı söyleyeyim.
ha bu arada şunu da söylemeden geçmek istemiyorum, bana filtre kahve yapmayı sayın peneus öğretti. bu platformda kendisinden filtre kahve yapmayı öğrenene kadar hep yanlış yapıyordum kahveyi.
şimdi gelelim tarife:
not: bu tarif, 600 mililitrelik french press için geçerlidir.
malzemeler:
1 büyük demlik sıcak su
2 çorba kaşığı filtre kahve (bu miktarı isteğe bağlı olarak artırabilir veya azaltabilirsiniz ama ben bu ölçüde yapıyorum)
yapılışı:
ilk başta french pressimizi ısıtmamız gerekiyor bu sebeple öncelikle kaynar suyumuzu boş french presse dolduruyoruz.
1 dakika bekledikten sonra french pressin içindeki suyu boşaltıyoruz.
iki çorba kaşığı kahvemizi ekliyoruz.
kaynar suyumuzun kaynadıktan sonra 1 dakika bekletilmesi gerekmekte aksi halde kahvemiz yanar ve kömür gibi bir tadı olur.
kahvemizin üzerine suyumuzu yavaşça gezdirerek döküyoruz.
şimdi kahvenin en önemli kısmına geldik: demleme aşaması.
demleme süreniz kahvenizin içimini belirler. yumuşak içimli bir kahve istiyorsanız 4-5 dakika, ortami içimli bir kahve istiyorsanız 5-6 dakika; sert içimli bir kahve istiyorsanız 6-7 dakika demlemeniz gerekmekte.
ben yumuşak içimli sevdiği için 4-5 dakika aralığında bırakıyorum demleme süresini.
sütlü filtre kahve mi yoksa sütsüz filtre kahveyi mi tercih edersin derseniz kesinlikle sütsüz, şekersiz filtre kahve derim.
sütlüsü veya şekerlisi damak tadıma pek uygun değil benim.
bir de mesela bu filtre kahvelerin yetiştiği ülkelere göre aromaları, tatları var. ben açıkçası bu aroma vs. işlerinden anlamıyorum ama brezilya kahvesi çok hoşuma gidiyor.
hatta marka da vereyim : ferro brezilya filtre kahve.
bu kahveyi de yeni keşfettim açıkçası, diğer filtre kahvelere oranla daha ekonomik hem de.
tadı nasıl diye soracak olursanız bence oldukça yumuşak bir tadı var, aromasını falan bilmiyorum ama.
daha önceleri kurukahveci mehmet efendi'nin kolombiya, brezilya ve etiyopya filtre kahvelerini denedim ancak pek hoşuma gitmedi onlar.
kolombiya oldukça sertti, brezilya'nın ise kömür gibi bir tadı vardı. etiyopya'yı ise neden sevmediğimi tam bilemiyorum ama sevemedim işte.
bunlara ek olarak artuk bey'in filtre kahvesini denedim. o bence fena değildi ama bir paketi 40 tl olduğu için maalesef devamlı içemedim.
tchibo'nun gold selection'ununu da denedim, o da yine fena değildi ancak biraz sertti.
bir de bazı zincir yerlerde filtre kahveler içtim starbucks, mcdonald's, kfc gibi yerlerde yani.
bilmiyorum artık damak tadım mı çok farklı yoksa kahvelerde mi bir sorun var ama bu üç yerden içtiğim kahvelerin hiç birini de beğenmedim. kfc ve mc donald's kahvelerine pek bir lafım yok çünkü burada satılan kahveler 1-2 liralık kahveler, bu sebeple pek bir şey beklememek lazım. benim gibi öğrenciler için buradaki kahveler.
ama starbucks, ayıptır be kardeşim. 10 lira para alıyorsun küçücük kahveden ve kömür gibi kahve veriyorsun millete.
bu sebeple zaten pek uğramadığım daha doğrusu uğrayamadığım starbucks'a da artık uğramama yemini ettim.
neyse bu kadar vedat milor'luk yeter. biraz da kahveyi nasıl yaptığımı söyleyeyim.
ha bu arada şunu da söylemeden geçmek istemiyorum, bana filtre kahve yapmayı sayın peneus öğretti. bu platformda kendisinden filtre kahve yapmayı öğrenene kadar hep yanlış yapıyordum kahveyi.
şimdi gelelim tarife:
not: bu tarif, 600 mililitrelik french press için geçerlidir.
malzemeler:
1 büyük demlik sıcak su
2 çorba kaşığı filtre kahve (bu miktarı isteğe bağlı olarak artırabilir veya azaltabilirsiniz ama ben bu ölçüde yapıyorum)
yapılışı:
ilk başta french pressimizi ısıtmamız gerekiyor bu sebeple öncelikle kaynar suyumuzu boş french presse dolduruyoruz.
1 dakika bekledikten sonra french pressin içindeki suyu boşaltıyoruz.
iki çorba kaşığı kahvemizi ekliyoruz.
kaynar suyumuzun kaynadıktan sonra 1 dakika bekletilmesi gerekmekte aksi halde kahvemiz yanar ve kömür gibi bir tadı olur.
kahvemizin üzerine suyumuzu yavaşça gezdirerek döküyoruz.
şimdi kahvenin en önemli kısmına geldik: demleme aşaması.
demleme süreniz kahvenizin içimini belirler. yumuşak içimli bir kahve istiyorsanız 4-5 dakika, ortami içimli bir kahve istiyorsanız 5-6 dakika; sert içimli bir kahve istiyorsanız 6-7 dakika demlemeniz gerekmekte.
ben yumuşak içimli sevdiği için 4-5 dakika aralığında bırakıyorum demleme süresini.
devamını gör...
fırsat doğduğunda kürtlerin en ala ırkçı kesilecek olması
aynen canım markette senin alnındaki "kürt değilim" yazısını görünce öyle demişlerdir muhakkak. kafaya bak, pırıl pırıl.
devamını gör...
en iyi saat markası
seiko.
öyle saatten falan anladığım için söylemiyorum. evlendikleri ilk gün babam anneme gümüş rengi seiko marka bir saat hediye etmiş. saat, içindeki bir bilyenin* hareket etmesi sayesinde pilsiz çalışıyor. bir de öyle zarif, öyle sade, gösterişsiz bir saat ki çok hoşuma gidiyor. ee tabi saati abilerimin "bak bu annemindi, artık senin sevgilim" zamazingolarına* bırakmadım. yıllar önce rezerve ettim.
edit: niye en iyi marka olduğunu belirtmeyi unutmuşum. dayanıklı çünkü. 41 sene.
öyle saatten falan anladığım için söylemiyorum. evlendikleri ilk gün babam anneme gümüş rengi seiko marka bir saat hediye etmiş. saat, içindeki bir bilyenin* hareket etmesi sayesinde pilsiz çalışıyor. bir de öyle zarif, öyle sade, gösterişsiz bir saat ki çok hoşuma gidiyor. ee tabi saati abilerimin "bak bu annemindi, artık senin sevgilim" zamazingolarına* bırakmadım. yıllar önce rezerve ettim.
edit: niye en iyi marka olduğunu belirtmeyi unutmuşum. dayanıklı çünkü. 41 sene.
devamını gör...
kitap yazmış yazarlar
yazmadım ama yazsam adı kesin "bi kulağımızın arkası kaldı" olurdu..
devamını gör...
pastirmalicorek
çok kısa zaman önce tanıma fırsatı bulduğum, tanıdığım kadarıyla da sadece yazarlıkta değil yemek alanında da uzman bir yazar arkadaşım. pastırmayı çok sevmezmiş, ben bayılırım..
bas çemeni çörekciğim; yazdıklarından ilham almaya karnımızı doyurmaya geldik. buraya bolca ekşi ve c vitamini bırakıp, sevgilerimle kucaklıyorum seni. sevgiyle kal..
bas çemeni çörekciğim; yazdıklarından ilham almaya karnımızı doyurmaya geldik. buraya bolca ekşi ve c vitamini bırakıp, sevgilerimle kucaklıyorum seni. sevgiyle kal..
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
mavi rengi sadece erkekler giyebilir sanıp çok üzülüyordum.
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
www.google.com/url?sa=t&...
neşet ertaş'ın "... kötü insanların türküleri yoktur." sözünün en çok yakıştığı başlıktır.*
başta akademik bir tanım girmeye çalıştım ama sonra bir baktım işin rengi değişmiş. sözlük moderasyon ekibi tarafından silinebilir diye düşündüğüm için (çünkü format dışı çok kelime kullanmışım) çok sevdiğim, o'ndan ders aldığım için bugün bir kez daha kendimi şanslı hissettiğim feyzan hocamın bir makalesini ekledim tanıma. umarım okursun birader. okursun da "bu devirde" diye kalıplar içine sokmaya çalışmazsın türküleri. zira "çağının gerisinde kalmak" zırvasıyla yaklaştığın türküler bir milleti tanıma, anlama ve yaşatma konusunda kültüre hizmet eden en önemli unsurların başında gelir. türküler en etkili iletişim araçlarıdır. kültürel kodlar gizlidir her kelimesinde. farklı milletleri araştıran araştırmacılar (tamamen duygusal sebepler için tabii) çoğu kez ve en etkili sonuçlar için türkülerden faydalanırlar. kafan berraklaştı mı az da olsa güzel kardeşim? arada bir "halk şarkıları" olarak da tanımladığımız türküleri dinle bak hiçbir şey kaybetmezsin. doğu'ya git mesela bölge insanının stranlarını bir dinle, dengbejlere bir bak. batı'ya git rumeli türkülerine bir kulak kesil. kuzey'e bir yönel kimmiş bu lazlar? çukurova da seni bekler sonra. öğren abi bu avşar ellerinin derdi neymiş. gel anadolu'ya bozlaklar sana nesin, nereden geldin öğretsin. alman halk şarkılarını bir araştır mesela hitler dönemi ile ilgili nazilerle ilgili ne bulacaksın? konu uzun, konu derin, konu önemli. sevmeyebilirsin sonuna kadar saygı duyarım. ama böyle nitelendirmek hoş olmadı. şu an az çok bir şeyler hakkında bilgi sahibiysek bu devirde, türkülerin katkısı yadsınamaz. pazar günleri de gomercan türkü ziyafeti veriyor, bekleriz. saygılar.
edit: yarın bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo yayını "türkü gecesi" yapacak. yaşasın! tüm güzel dostların sesini duyacağız, harika. çıkın çıkın gelin efendim.
neşet ertaş'ın "... kötü insanların türküleri yoktur." sözünün en çok yakıştığı başlıktır.*
başta akademik bir tanım girmeye çalıştım ama sonra bir baktım işin rengi değişmiş. sözlük moderasyon ekibi tarafından silinebilir diye düşündüğüm için (çünkü format dışı çok kelime kullanmışım) çok sevdiğim, o'ndan ders aldığım için bugün bir kez daha kendimi şanslı hissettiğim feyzan hocamın bir makalesini ekledim tanıma. umarım okursun birader. okursun da "bu devirde" diye kalıplar içine sokmaya çalışmazsın türküleri. zira "çağının gerisinde kalmak" zırvasıyla yaklaştığın türküler bir milleti tanıma, anlama ve yaşatma konusunda kültüre hizmet eden en önemli unsurların başında gelir. türküler en etkili iletişim araçlarıdır. kültürel kodlar gizlidir her kelimesinde. farklı milletleri araştıran araştırmacılar (tamamen duygusal sebepler için tabii) çoğu kez ve en etkili sonuçlar için türkülerden faydalanırlar. kafan berraklaştı mı az da olsa güzel kardeşim? arada bir "halk şarkıları" olarak da tanımladığımız türküleri dinle bak hiçbir şey kaybetmezsin. doğu'ya git mesela bölge insanının stranlarını bir dinle, dengbejlere bir bak. batı'ya git rumeli türkülerine bir kulak kesil. kuzey'e bir yönel kimmiş bu lazlar? çukurova da seni bekler sonra. öğren abi bu avşar ellerinin derdi neymiş. gel anadolu'ya bozlaklar sana nesin, nereden geldin öğretsin. alman halk şarkılarını bir araştır mesela hitler dönemi ile ilgili nazilerle ilgili ne bulacaksın? konu uzun, konu derin, konu önemli. sevmeyebilirsin sonuna kadar saygı duyarım. ama böyle nitelendirmek hoş olmadı. şu an az çok bir şeyler hakkında bilgi sahibiysek bu devirde, türkülerin katkısı yadsınamaz. pazar günleri de gomercan türkü ziyafeti veriyor, bekleriz. saygılar.
edit: yarın bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo yayını "türkü gecesi" yapacak. yaşasın! tüm güzel dostların sesini duyacağız, harika. çıkın çıkın gelin efendim.
devamını gör...
memetali
unutulan internet ünlülerinden biridir. açık konuşayım çocukken paylaşımlarına çok gülerdim.
devamını gör...
geceye bir poyraz karayel repliği bırak
+"seni görmem lazım."
-"sen ne diyorsun ya benim seni komple içime çekmem lazım."
-"sen ne diyorsun ya benim seni komple içime çekmem lazım."
devamını gör...
destan
yarı göçebe olan türkler devamlı yurt savaşı verdikleri için yeryüzünde en fazla destan edebiyatı örnekleri türkler'de verilmiştir. oğuz kağan, manas, türeyiş, ergenekon destanları bunun en bilinen örnekleridir.
devamını gör...
500 bin liralık cip kullanan türbanlı
başörtülü olup çok güzel yerlere hakkıyla gelen insanlar tanıyorum. başörtü jeep almaya engel değildir. başlığı açan arkadaşın zihniyeti ile alakalı ankara'da güzel bir söz var. odtülünün sosyalistliği emperyalist şirketlere cv verene kadardır. bu daha ironik sanki.
devamını gör...
gereksiz yere para harcanan şeyler
sabun. gereğinden fazla sabun. bir sürü sabun. rengarenkler, kokuları da değişik değişik. çok güzel. sabun alma bağımlısıyım.
devamını gör...
kan vermek
üç ayda bir veriyorum yıllardır.pazartesi mobil araçlarında hallettim.ilk seferinde kusacak gibi hissetsem de sonrakiler çok rahattı.kanınız ihtiyaç sahiplerine ulaşınca gelen mesaj huzur veriyor.
devamını gör...
dünyanın en muhteşem üçlüleri
3 4 5 üçgeni. kaybolduğunuz bir yolda karşınıza evinizin çıktığını düşünün. öyle bir şey.
devamını gör...
buzdolabı yoktu bu ülkede
yahu şimdi buzdolabı varda noluyor? içi tam takır kuru bakır!
devamını gör...
suriyeli gençlerin türkiye'deki hayat pahalılığına isyanı
gayet haklı bir isyandır. ınsan haklarını hiçe sayan politikalar sebebi ile ülkeye alınıp insani koşullarda yaşamaları sağlanamayan bu insanlara az paraya çok iş kitleyerek sömüren bu sistemde bu tarz sitemler etmelerinden doğalı yoktur sanırım?
devamını gör...

