geceye bir söz bırak
devamını gör...
ölünce bilinç nereye gidiyor sorunsalı
ölmüş insan kişisinin bilincinin ne tarafa uçmağa vardığını tespit etme çabaları.
benim asıl merak ettiğim ölmemiş olup ama fakat lakin bilinci kaybolanların ki?
nereye gitmiş acep recep?
ölünce zaten işler karışık sonsuzlukta kayboldu gitti. ee bu napmış zaten 3 5 gün bilemedin 20 sene yaşayacak bir bakıyoruz 'ana bilinç yok. hay allah! '.
benim asıl merak ettiğim ölmemiş olup ama fakat lakin bilinci kaybolanların ki?
nereye gitmiş acep recep?
ölünce zaten işler karışık sonsuzlukta kayboldu gitti. ee bu napmış zaten 3 5 gün bilemedin 20 sene yaşayacak bir bakıyoruz 'ana bilinç yok. hay allah! '.
devamını gör...
halychtidae
tanım makinesi gibi bir yazar arkadaşımız. takibe aldım kendilerini.
klavyesine zeval gelmesin.
klavyesine zeval gelmesin.
devamını gör...
rosa parks
kendisi 1913 doğumlu amerikalı bir insan hakları savunucusudur. 1955 yılında bir iş çıkışı alabamada beyaz yolcuya yer verme kuralını uymamıştır ancak belirlenen kurallarda abd güney eyaletlerinde siyahilerin otobüste ön koltuklarda oturmaları açıkça yasaktır. rosa parks otobüs şoförünün ısrarına rağmen yerinden kalkmamış ve bunun üzerine tutuklanmıştır. şoförün “neden kalkmıyorsun ?” soruna ise gayet rahat bir şekilde, ‘çünkü kalkıp yerimi bir başkasına vermem gerektiğine inanmıyorum.’ yanıtını verdi. kendisine para cezası verilerek serbest kalmıştır. bu olayların üzerine otobüs boykotları başlamış ve bu boykot 1956 yılına kadar devam etmiştir akabinde bu uygulama 1956 yılının aralık ayında kaldırılmıştır. hayatı boyunca ırkçılığa karşı mücadele etmiştir. rosa park verdiği röportajların birinde “aşağılanmak istemiyordum. parasını ödediğim koltuktan kaldırılmak istemiyordum. tutuklanmak gibi hevesim yoktu. zaten işim başımdan aşkındı. ancak o yol ayrımına gelince, direnişi seçmekte tereddüt etmedim. çünkü buna artık yeterince katlandığımızı hissettim. ne kadar taviz versek, ne kadar sussak, baskı da aynı oranda artıyordu.” diyerek düşüncelerini savundu. 1999 yılında tıme dergisi tarafından kendisine 21 .yy insan hakları savunucusu ödülü almış aynı yıl amerikan kongresi tarafından madalya ile onurlandırılmıştır. 2005 yılında aramızdan ayrılmıştır.
edit: görsel ve röportaj eklenmiştir. tık tıktık tık
edit: görsel ve röportaj eklenmiştir. tık tıktık tık
devamını gör...
murat soner
cemal can canseven deyişine (tiki kız sesi taklidi) hasta olduğum kişi.
devamını gör...
hades
yeraltı dünyasının kralı.
mitolojide ve pek çok kaynakta kötü adam olarak tasvir edilmesine rağmen, bana ölüler içinde yalnız kalmış bir adam düşüncesi uyandırmakta.
pek çok romanda bu yönüyle de vurgulanmıştır.
mitolojide ve pek çok kaynakta kötü adam olarak tasvir edilmesine rağmen, bana ölüler içinde yalnız kalmış bir adam düşüncesi uyandırmakta.
pek çok romanda bu yönüyle de vurgulanmıştır.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ben seninle çay içmek istiyorum.
seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
sana şiir okumak istiyorum,…
yazmaktan bıktım, usandım.
ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
sobanın yanında, seninle birlikte,
üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına bırakmak istiyorum.
ben aslında sevmek değil, seninle yaşlanmak istiyorum.
ben seninle birlikte, gözlerimi hayata kapatmak istiyorum.
senin konuşmanı, senin gülümsemeni, senin varlığını,
senin düşüncelerini,senin hayallerini bilmek istiyorum.
küçük bir evde, büyük bir mutluluk istiyorum,
huzur istiyorum, "huzur sensin" diyorum, susuyorum.
biliyorum,
ben çok şey istiyorum.
o yüzden susuyorum.
yazarak, şiirler gibi susuyorum.
özdemir asaf / ben seninle yaşlanmak istiyorum
seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
sana şiir okumak istiyorum,…
yazmaktan bıktım, usandım.
ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
sobanın yanında, seninle birlikte,
üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına bırakmak istiyorum.
ben aslında sevmek değil, seninle yaşlanmak istiyorum.
ben seninle birlikte, gözlerimi hayata kapatmak istiyorum.
senin konuşmanı, senin gülümsemeni, senin varlığını,
senin düşüncelerini,senin hayallerini bilmek istiyorum.
küçük bir evde, büyük bir mutluluk istiyorum,
huzur istiyorum, "huzur sensin" diyorum, susuyorum.
biliyorum,
ben çok şey istiyorum.
o yüzden susuyorum.
yazarak, şiirler gibi susuyorum.
özdemir asaf / ben seninle yaşlanmak istiyorum
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
önce sesin gelir aklıma
çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
sonra cumartesi günleri gelir
sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
kırk kere söyledim bir daha söylerim
savaşta ve barışta, karada ve denizde,
düşkünlükte ve esenlikte
zamanımız apayrı bize göre
yan yana olduk mu el ele
aç kalsak ağlamayız biliyorum.
içim güvercinleri okşamış gibi rahat
sen yanımdayken ister istemez
geniş meydanlarda akşam üstleri
üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
sen yanımdayken ister istemez
uzak ırmakları hatırlıyorum.
ara sıra düşmüyor değil aklıma
yabancı kadınların sıcaklığı
ama allah bilir ya, ne saklıyayım
yanında ihtiyarlamak istiyorum...
çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
sonra cumartesi günleri gelir
sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
kırk kere söyledim bir daha söylerim
savaşta ve barışta, karada ve denizde,
düşkünlükte ve esenlikte
zamanımız apayrı bize göre
yan yana olduk mu el ele
aç kalsak ağlamayız biliyorum.
içim güvercinleri okşamış gibi rahat
sen yanımdayken ister istemez
geniş meydanlarda akşam üstleri
üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
sen yanımdayken ister istemez
uzak ırmakları hatırlıyorum.
ara sıra düşmüyor değil aklıma
yabancı kadınların sıcaklığı
ama allah bilir ya, ne saklıyayım
yanında ihtiyarlamak istiyorum...
devamını gör...
kişinin 17 yaşındaki haline vereceği öğüt
uluslararasi alanda çalışabileceğin bi meslek seç ki işler kötüye gittiğinde bulunduğun yeri terkedebilme özgürlüğün olsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
baş ağrısı ile diş ağrısını kıyasladığım bir kararsızlık hissi içindeyim. hangisi daha acı verici karar veremedim. vücudun hangi parçası zarar görse can orada oluyor. kıymeti anlaşılıyor. yine de umutlu olmayı seçiyorum. umut iyi ki var.
devamını gör...
cuma günleri masa örtülerini eve götürüp yıkatmış nesil
bu örtüleri sıraya sabitlemek için iki ucu birbirine düğümlenmiş uzun bir don lastiği kullanırdık.
devamını gör...
bulunmaz hint kumaşı
az bulunan ve değerli anlamına gelen, oldukça korkunç bir temeli olan deyimdir.
--- alıntı ---
sömürgeci ingilizler, 1612'de hindistan'ı işgal eder. ve sömürüye ticaret merkezi kurarak başlanır ve 1800'lü yıllara kadar pencap bölgesi dışında tüm hindistan'a yayılır.o dönemde hint kumaşları el tezgahlarında hintli çıkrıkçılar tarafından dokunur. hindistan'ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle elde edilen pamuk, gemilerle ingiltere'ye götürülüyor tekstil fabrikalarında kumaş yapılarak pazarlanıyordu. o pazarlardan birisi de sömürge altındaki hindistan olarak seçilmişti. ne ilginçtir ki ingilizlerin fabrikalarda üretti kumaşlar hintliler tarafından ilgi görmedi. daha pahalı olmasına rağmen yerli ürün olan ve el dokumalarında yapılan hint kumaşı tercih edildi.ingilizler bunun üzerine insanlık dışı bir duruma başvurdu. el tezgahlarında kumaş dokumalarını engellemek için hintli çıkrıkçıların parmakları kesildi.düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları tercih edildi. sadece parmak ve el olsa iyi kolu kesilenler bile oldu. ve rakam da korkunçtu. parmakları, eli ve kolu kesilenlerin sayısı 100 binlerle ifade edildi.hint kumaşı bir süre üretilemedi ve bulunmaz oldu. onun içinde "bulunmaz hint kumaşı" sözü kapitalizmin sonucu olarak ortaya çıktı.
deyim olarak kullanılan "bulunmaz hint kumaşı" sözü; az bulunan ve değerli olan şey anlamındadır. günümüzde "kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor" cümlesinin (alaylı bir söylem) kullanımı yaygındır.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sömürgeci ingilizler, 1612'de hindistan'ı işgal eder. ve sömürüye ticaret merkezi kurarak başlanır ve 1800'lü yıllara kadar pencap bölgesi dışında tüm hindistan'a yayılır.o dönemde hint kumaşları el tezgahlarında hintli çıkrıkçılar tarafından dokunur. hindistan'ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle elde edilen pamuk, gemilerle ingiltere'ye götürülüyor tekstil fabrikalarında kumaş yapılarak pazarlanıyordu. o pazarlardan birisi de sömürge altındaki hindistan olarak seçilmişti. ne ilginçtir ki ingilizlerin fabrikalarda üretti kumaşlar hintliler tarafından ilgi görmedi. daha pahalı olmasına rağmen yerli ürün olan ve el dokumalarında yapılan hint kumaşı tercih edildi.ingilizler bunun üzerine insanlık dışı bir duruma başvurdu. el tezgahlarında kumaş dokumalarını engellemek için hintli çıkrıkçıların parmakları kesildi.düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları tercih edildi. sadece parmak ve el olsa iyi kolu kesilenler bile oldu. ve rakam da korkunçtu. parmakları, eli ve kolu kesilenlerin sayısı 100 binlerle ifade edildi.hint kumaşı bir süre üretilemedi ve bulunmaz oldu. onun içinde "bulunmaz hint kumaşı" sözü kapitalizmin sonucu olarak ortaya çıktı.
deyim olarak kullanılan "bulunmaz hint kumaşı" sözü; az bulunan ve değerli olan şey anlamındadır. günümüzde "kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor" cümlesinin (alaylı bir söylem) kullanımı yaygındır.
--- alıntı ---
devamını gör...
hiraizerdüş
çok güzel bir eser olan papatya dinleyin de gönlünüz hoş olsun
::
::
devamını gör...
bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
kendi parasını kazanması ve öğrenmekten asla vazgeçmemesidir.
devamını gör...
şöyle koyayım böyle koyayım
“...oradan atlayıp böyle koyayım, ters çevirip düz koyayım...” şeklinde devam eden yoldaş söylemi. yoldaş'ın hayal gücünü gözler önüne sermiştir. yeni bir bkz olma yolunda merdivenleri üçer-beşer çıkmaktadır. hayırlı olsundur.
devamını gör...
bütün güzel kızların kapılmış olması
sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! ölüm herşeyi yok edecek. ruhları sevmeyi deneyin...
devamını gör...
iptal edilen güzel diziler
tutunamayanlar
aslında absürt bir komedi dizisi olmasına rağmen kendisini izleyiciye benimsetmişti.
aslında absürt bir komedi dizisi olmasına rağmen kendisini izleyiciye benimsetmişti.
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
"inan sana değil kastım,
cahille muhabbeti kestim" diyerek ordan uzaklaşın.
cahille muhabbeti kestim" diyerek ordan uzaklaşın.
devamını gör...
paragliding
yamaç paraşütü anlamına gelmektedir. bir kere süzüldünüz mü o kanatlarda yere inmek istemezsiniz tutkudur. yükseklik korkusu olmayan insanların deneyimleyebileceği güzel aktivitelerden biridir. genel olarak ölü deniz civarlarında popülerdir ama atlayacak o kadar dağ bayır vardır ki değerleri asla bilinmez. bu sporu yaparken kesinlikle kas gücü gerekmektedir ipleri kontrol etmek adına ve rüzgarla iyi bir arkadaş olmanız gerekmektedir benden söylemesi. pilot olduğum zaman hepinizi uçuracağım hadi yine iyisiniz sayın yazarlar.
(bkz: koşarken atom karınca gibi gözükmek çok şirin ayrıca.)
(bkz: koşarken atom karınca gibi gözükmek çok şirin ayrıca.)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
durdu... kafasını kaldırıp, göğe doğru.... şu koca kainatta nereye akmakta olduğunu düşündü...
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
devamını gör...