diyanet'in eleştirilmesini haçlılara yardım olarak görenler
cumhurbaşkanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü tbmm genel kurulu'nda diyanet’in harcamaları gündeme geldi.
chp milletvekili burak erbay, diyanet işleri başkanlığı’nın 13 milyar tl’lik bütçesinin yedi bakanlıktan fazla olduğunu anımsatarak, “175 ülkede faaliyet gösteren pfizer'de 96 bin kişi çalışıyor, biontech'te bin 300 kişi çalışıyor. diyanet’te ise 131 bin 789 kişi çalışıyor” dedi. çok sayıda milletvekili diyanet’in yüksek harcamalarını eleştirdi.
eleştirilerin ardından söz alan mhp’li yaşar yıldırım bütçe görüşmelerine gelirken bir arkadaşından, “diyanet’i eleştir” şeklinde mesaj aldığını belirterek şunları söyledi. "bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. bu kadar haçlı üzerimize gelirken bu haçlılar ile mücadelede en önemli kurum olan diyanet'in eleştirilmesi haçlılara yardımdır, haçlılar’a destektir. diyanetin elbette ki vardır eksiği gediği. diyanet işleri başkanımızdan imamına kadar herkes hal, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir. çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde müslümanları temsil eder, islam'ı temsil eder."
son zamanlarda 2021 diyanet bütçesi ile ilgili olarak çok eleştiri yapılıyordu.
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
2021 diyanet bütçesinin kültür ve turizm bakanlığı bütçesinin iki katı olması
chp milletvekili burak erbay, diyanet işleri başkanlığı’nın 13 milyar tl’lik bütçesinin yedi bakanlıktan fazla olduğunu anımsatarak, “175 ülkede faaliyet gösteren pfizer'de 96 bin kişi çalışıyor, biontech'te bin 300 kişi çalışıyor. diyanet’te ise 131 bin 789 kişi çalışıyor” dedi. çok sayıda milletvekili diyanet’in yüksek harcamalarını eleştirdi.
eleştirilerin ardından söz alan mhp’li yaşar yıldırım bütçe görüşmelerine gelirken bir arkadaşından, “diyanet’i eleştir” şeklinde mesaj aldığını belirterek şunları söyledi. "bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. bu kadar haçlı üzerimize gelirken bu haçlılar ile mücadelede en önemli kurum olan diyanet'in eleştirilmesi haçlılara yardımdır, haçlılar’a destektir. diyanetin elbette ki vardır eksiği gediği. diyanet işleri başkanımızdan imamına kadar herkes hal, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir. çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde müslümanları temsil eder, islam'ı temsil eder."
son zamanlarda 2021 diyanet bütçesi ile ilgili olarak çok eleştiri yapılıyordu.
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
2021 diyanet bütçesinin kültür ve turizm bakanlığı bütçesinin iki katı olması
devamını gör...
spontane radyo yayını
cenk beyden sadece kendim için bir adet şarkı rica edeceğim program.
yoksa valla dm'leri ifşa ederim, düğünümüz başka bahara kalır.
istek şarkım; bendeniz hanım sanatçısının enişte adlı muhteşem eseri, şimdiden teşekkür ederim hayat.. öhm. cenk bey...
ayrıca önümüzdeki hafta robnaja hanımı sepetleyip beraber program yapacağımız müjdesini verdiğin için de ayrıca teşekkür ederim. kısık göz sırıtan smiley was here.
yoksa valla dm'leri ifşa ederim, düğünümüz başka bahara kalır.
istek şarkım; bendeniz hanım sanatçısının enişte adlı muhteşem eseri, şimdiden teşekkür ederim hayat.. öhm. cenk bey...
ayrıca önümüzdeki hafta robnaja hanımı sepetleyip beraber program yapacağımız müjdesini verdiğin için de ayrıca teşekkür ederim. kısık göz sırıtan smiley was here.
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
belki gece vakti yakılan bir kamp ateşi, belki loş bir mutfakta açılan aspiratörün ışığı, belki de elektrik kesintisinde yanan mum ışığı, belki de sevilen insanla yapılan şömine romantizmi.
kesin bunların biri bilinçaltına hükmetmiş ve sözlüğün renklerine ilham kaynağı olmuştur.
kesin bunların biri bilinçaltına hükmetmiş ve sözlüğün renklerine ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...
başak burcu
şahsımın burcudur. her ne kadar görünce kaçmanız gerektiğini düşünseniz de aslında en iyi burçlardan biri budur.
sadık insanlarız, düşünceliyiz, ince detayları severiz. duygusallığımız fazla yoktur fakat acıma duygumuz vardır. vicdanımızı rahatlatmak in yaparız çoğu şeyi. özür hak etmeyen birinden özür dilediğimizde aptal olduğumuz için değil, vicdanlı olduğumuz için yaparız. sıkılgan bir yapımız vardır. azimli ve verdiği karardan dönmeyen yapımız, hem çok hata yapmamıza hem de başarılı olmamıza yardımcı olur.
sadık insanlarız, düşünceliyiz, ince detayları severiz. duygusallığımız fazla yoktur fakat acıma duygumuz vardır. vicdanımızı rahatlatmak in yaparız çoğu şeyi. özür hak etmeyen birinden özür dilediğimizde aptal olduğumuz için değil, vicdanlı olduğumuz için yaparız. sıkılgan bir yapımız vardır. azimli ve verdiği karardan dönmeyen yapımız, hem çok hata yapmamıza hem de başarılı olmamıza yardımcı olur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının aldığı en güzel hediye
babamın bana ilkokul 4. sınıftayken aldığı oyuncak pandadır.bizimkilerin huyudur hep doğum günlerini unutmuş pozlarına girerler.o gün de yine öyle yapmışlardı.ama babam ortalıklarda görünmüyordu.sonra bir anda kapı çaldı ve babam koca pandanın arkasına kendini gizleyerek pandayı bana uzatıp iyi ki doğdun kızım demişti.özlenen anlar *
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
hayırlısı kanka
olur kanka
bi gün devran döner kanka
bakarız kanka
aricam kanka
olur kanka
bi gün devran döner kanka
bakarız kanka
aricam kanka
devamını gör...
öz güveni azaltan şeyler
insanın kendine olan güvenini azaltan şeylerdir. mesela kötü giyinmek ve cepte para olmaması bunların başında gelir.
devamını gör...
kanser hastası çocuklara yardım etkinliği
teşekkürler kafa sözlük ve teşekkürler bu organizasyonu yapan kıymetli yazar arkadaşlar. iyi ki varsınız.
devamını gör...
yabancı dil bilmeden yabancı müzik dinlemek
şarkıyı edebi bir metin olarak incelemiyorsanız sıkıntı yaşamayacağınız durumdur. ağırlıklı olarak duygu kısmı müzikten gelir, kelimelerden ziyade sanatçının yorumundan da etkilenirsiniz. hatta bazen anlamamak duygu yoğunluğu açısından, ya da eğlenebilmeniz açısından daha faydalı olabilir.
(bkz: kaşların arasına domdom kurşunu değdi)
(bkz: kaşların arasına domdom kurşunu değdi)
devamını gör...
sözlüğün düz yazarları
dahil olduğum liste.
çok bir olayım yok, içimden gelen her şeyi yazıyorum.
çok bir olayım yok, içimden gelen her şeyi yazıyorum.
devamını gör...
geç gelen özür
sofraya geç gelen pudra şekeri gibidir... pardon tuz muydu.
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
dipsiz bir kuyuya benziyor bu hastalık. yardım alınmadan çıkılması pek mümkün değil maalesef. hastalık ne kadar derindeyse, kişi karanlığa ve umutsuzluga da o derece gömülüyor. lütfen güvendiğiniz bir psikiyatr ve pisikologtan yardım almaktan cekinmeyin. bir yakınım hayatından vazgeçme noktasına geldi bu hastalık yüzünden. önerilen yöntemler de hiçbir işe yaramadı. ancak ölümden döndürüldükten sonra küçük bir ışıkla tutundu yaşama. yıllar geçti üzerinden zaman zaman hala nüksediyor. yani yüzeysel bunalımlarla kıyas dahi yapılamaz.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
30 yaş arefesinde ulan evlense miydim bunalımındayken kalabalık bir bayram günü (bkz: nerede o eski bayramlar) 3 yaşındaki kuzenden gelen bomba soru.. herkesin kocası var senin neden yok ?? aferin çocuk iyi halt ettin
devamını gör...
mesaja erken cevap veren varlık
küçük hesapların adamı değildir. mesajı görüp cevap vermiştir.
devamını gör...
marmara bölgesi
marmara bölgesi, türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden biridir.
yedi coğrafi bölge içinde yükseltisi en az olan bölgedir.
marmara bölgesi'nin en büyük kenti istanbul'dur. marmara bölgesi'ndeki en küçük kenti ise yalova'dır.
yedi coğrafi bölge içinde yükseltisi en az olan bölgedir.
marmara bölgesi'nin en büyük kenti istanbul'dur. marmara bölgesi'ndeki en küçük kenti ise yalova'dır.
devamını gör...
askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
gereklilik olup olmadığı tartışılabilecek öneri.
şahsen ben giderdim sanırım. dünyanın bin türlü hali var. bazı şeyleri öğrenip bazı durumlara hazırlıklı olmak iyi olurdu.
her kadının bundan kaçacağını düşünüyorsanız epey yanılıyorsunuz demektir.
şahsen ben giderdim sanırım. dünyanın bin türlü hali var. bazı şeyleri öğrenip bazı durumlara hazırlıklı olmak iyi olurdu.
her kadının bundan kaçacağını düşünüyorsanız epey yanılıyorsunuz demektir.
devamını gör...
bilginin bir inanç olması
bilgi ve inanç aynı cümle içinde pek eğreti durmuş. bilginin hangi dilde ne anlama geldiği de bu durumu rasyonalize etmez.
bilim ön kabullerle ilerler doğru ama yukarıda bazı yazarların biraz kurnazlıkla görmezden geldikleri şu.
bilimde teori ispatlanmadığı sürece teori olarak kalır. teoriyi ispatlamak için bilim deney ortamı oluşturur ya da veri toplar. sonuç ya da yeni gelen veri öngörülenden farklıysa yeni teori inşa eder.
her iki durumu da örnekleyelim:
eldeki kabullere göre kütlesi olmayan atomlara kütlesini veren bir nesne var ama ne olduğu bilinmiyor. bu parçacığın var olduğunu higgs isimli bir bilim insanı ortaya atıyor, sırf bu parçacığı bulmak için isviçre'de
laboratuvar ortamı kuruluyor, inanılmaz paralar harcanıyor. kaç yıldır deneyler yapılıyor, ancak hala ortada kesin bir kanıt yok takip ettiğim kadarıyla. (bkz: büyük hadron çarpıştırıcısı) yani bilim deneme-yanılma prensibiyle ilerler ve geri adım atmak her zaman mümkündür.
göbeklitepe örneğinden gidelim, tarih biliminin kabul görmüş tüm değerlerini yıktı, eldeki veri setine göre dinler yerleşik hayatın başlamasından sonra ortaya çıkmıştı ama göbeklitepe sonrası hiç bir bilim insanı kalkıp da vay efendim, nasıl olur, daha önce doğruysa şimdi de doğrudur söylediklerimiz yazdıklarımız demiyor.
inanç sistemleri basit anlatımla siyah-beyaz prensibi üzerine kuruludur. ispat gerekmez, inanan bir insandan ispat istemek de zaten anlamsızdır. inanırsın ya da inanmazsın. temelinde spiritüeldir, metafiziktir.
bilim ön kabullerle ilerler doğru ama yukarıda bazı yazarların biraz kurnazlıkla görmezden geldikleri şu.
bilimde teori ispatlanmadığı sürece teori olarak kalır. teoriyi ispatlamak için bilim deney ortamı oluşturur ya da veri toplar. sonuç ya da yeni gelen veri öngörülenden farklıysa yeni teori inşa eder.
her iki durumu da örnekleyelim:
eldeki kabullere göre kütlesi olmayan atomlara kütlesini veren bir nesne var ama ne olduğu bilinmiyor. bu parçacığın var olduğunu higgs isimli bir bilim insanı ortaya atıyor, sırf bu parçacığı bulmak için isviçre'de
laboratuvar ortamı kuruluyor, inanılmaz paralar harcanıyor. kaç yıldır deneyler yapılıyor, ancak hala ortada kesin bir kanıt yok takip ettiğim kadarıyla. (bkz: büyük hadron çarpıştırıcısı) yani bilim deneme-yanılma prensibiyle ilerler ve geri adım atmak her zaman mümkündür.
göbeklitepe örneğinden gidelim, tarih biliminin kabul görmüş tüm değerlerini yıktı, eldeki veri setine göre dinler yerleşik hayatın başlamasından sonra ortaya çıkmıştı ama göbeklitepe sonrası hiç bir bilim insanı kalkıp da vay efendim, nasıl olur, daha önce doğruysa şimdi de doğrudur söylediklerimiz yazdıklarımız demiyor.
inanç sistemleri basit anlatımla siyah-beyaz prensibi üzerine kuruludur. ispat gerekmez, inanan bir insandan ispat istemek de zaten anlamsızdır. inanırsın ya da inanmazsın. temelinde spiritüeldir, metafiziktir.
devamını gör...
opus magnum
latince büyük iş anlamına gelen deyiştir. bir sanatçının en önemli eseri için kullanılır, başyapıt manasındadır. çoğu yerde magnum opus olarak da telaffuz edilsede doğrusu opus magnumdur. latincede her zaman sıfat isimden sonra gelir (iş büyük gibi yani). diğer dillerde genelde sıfat isimden önce geldiği için magnum opus şeklinde yazılır ( büyük iş gibi).
bu deyişe örnek verirken hiç oydu buydu demeye gerek yok sadece şu sanırım tam açıklayıcı örnek olacaktır.
türkiye cumhuriyeti, mustafa kemal atatürk'ün opus magnumudur.
bu deyişe örnek verirken hiç oydu buydu demeye gerek yok sadece şu sanırım tam açıklayıcı örnek olacaktır.
türkiye cumhuriyeti, mustafa kemal atatürk'ün opus magnumudur.
devamını gör...
normal sözlük'ün üç beş geveze arasında dönmesi
büyük ihtimalle bundan 1 sene sonra burada olursak yine işiteceğimiz şikâyet.
doğrudur; sözlüğü genelde birkaç kişi yönlendirir. birkaç dediysem aslında yaklaşık bir 20 kişi vardır bu sayı sanırım. arada kısa süreli olarak dahil olan birkaç kişiyle beraber genelde 25-30 kişi arasında döner olay. peki sorun ne?
normalde 25-30 kişilik bir arkadaş toplantısı olsa mesela, böyle sıkıcı olur mu? genellikle hayır. bunda arkadaş ortamlarında insanların daha normal bir şekilde sohbet etmesinin payı var belki de. o ortamlarda kimse trollüğe soyunmaz mesela. esprili biri olabilirsiniz ama trollük başka bir şey. durduk yere masa altına girip bacak aranızdan çıkan arkadaşınız var mı mesela? bu da onun gibi işte... maksadım trollüğü eleştirmek değil ama bir noktaya dikkat çekmeye çalışıyorum sadece. kimin ne yazdığına karışacak ya da kimseyi değiştirmeye çalışacak değilim.
yani işin özeti trollük sohbet ilerletmez genelde. anlık yapılır ve genelde birilerini kızdırır, birkaç kişiyi de güldürür, o kadar. uzun soluklu sohbetleri ancak insanların kendileriyle ilgili dertlerini ve heyecanlarını anlattıkları, anılarından bahsettikleri, birlikte oyun falan oynadıkları ortamlarda görürsünüz. bu yüzdendir ki karşılıklı atışmaların olduğu nick altı başlıkları, siyaset/din/futbol başlıkları ya da normal sözlük aşık atışması gibi başlıklar genelde en çok etkileşimi alanlar oluyor. yani öyle "kurallara uyduğum sürece canım ne isterse yazarım" mottomuz, bunu yaparak sözlüğü canlandırabileceğimiz anlamına gelmiyor*. öyle olmayınca da ortaya çıkan manzara, birkaç kişinin kendi arasında top çevirmesinden öteye gitmiyor.
discord grupları kuruldu katılım olsun, renk artsın diye. ona da "ben anonim olcam*", "ben gruplaşma sevmem*", "discord hesabım yok*" diye itiraz edenler yüzünden işlevsiz hâle geliyor gruplar.
neyse... bu kafalarla gidersek yakında o 3-5 gevezeyi de bulamayız zaten.
doğrudur; sözlüğü genelde birkaç kişi yönlendirir. birkaç dediysem aslında yaklaşık bir 20 kişi vardır bu sayı sanırım. arada kısa süreli olarak dahil olan birkaç kişiyle beraber genelde 25-30 kişi arasında döner olay. peki sorun ne?
normalde 25-30 kişilik bir arkadaş toplantısı olsa mesela, böyle sıkıcı olur mu? genellikle hayır. bunda arkadaş ortamlarında insanların daha normal bir şekilde sohbet etmesinin payı var belki de. o ortamlarda kimse trollüğe soyunmaz mesela. esprili biri olabilirsiniz ama trollük başka bir şey. durduk yere masa altına girip bacak aranızdan çıkan arkadaşınız var mı mesela? bu da onun gibi işte... maksadım trollüğü eleştirmek değil ama bir noktaya dikkat çekmeye çalışıyorum sadece. kimin ne yazdığına karışacak ya da kimseyi değiştirmeye çalışacak değilim.
yani işin özeti trollük sohbet ilerletmez genelde. anlık yapılır ve genelde birilerini kızdırır, birkaç kişiyi de güldürür, o kadar. uzun soluklu sohbetleri ancak insanların kendileriyle ilgili dertlerini ve heyecanlarını anlattıkları, anılarından bahsettikleri, birlikte oyun falan oynadıkları ortamlarda görürsünüz. bu yüzdendir ki karşılıklı atışmaların olduğu nick altı başlıkları, siyaset/din/futbol başlıkları ya da normal sözlük aşık atışması gibi başlıklar genelde en çok etkileşimi alanlar oluyor. yani öyle "kurallara uyduğum sürece canım ne isterse yazarım" mottomuz, bunu yaparak sözlüğü canlandırabileceğimiz anlamına gelmiyor*. öyle olmayınca da ortaya çıkan manzara, birkaç kişinin kendi arasında top çevirmesinden öteye gitmiyor.
discord grupları kuruldu katılım olsun, renk artsın diye. ona da "ben anonim olcam*", "ben gruplaşma sevmem*", "discord hesabım yok*" diye itiraz edenler yüzünden işlevsiz hâle geliyor gruplar.
neyse... bu kafalarla gidersek yakında o 3-5 gevezeyi de bulamayız zaten.
devamını gör...
kitap okumayan insan
kendileri ile başbaşa kalamayan insanlardır okumayanlar ve farkında değillerdir ruhlarında ki hoyratlığın, sadece kitaplar ruhunu kibarlaştırır insanların.
tecrübe etmediğiniz birşeyin eksikliğini hissetmezsiniz, hiç düşündünüz mü?
bu kadar insan neden kitapları diğer bir çok şeyden daha çok seviyor ve önemsiyor, kitap okumak bir insanın kendine yapacağı en büyük yatırımdır.
benim etrafımda da çok var, hatta övünerek hayatımda hiç kitap okumadım eksikliğini de hissetmiyorum yada vaktim yok diyen bir sürü insan.
kitap sadece biseyler öğrenmek için okunmaz bu insanlara bakınca onu görebiliyorum. bazen bu insanlardan kaçmak için bile kitapların dünyasına kendini bırakır insanlar.
okumayan arkadaşlar bir çok şeyi bilebilirsiniz izleyerek yada dinleyerek de öğrenilebilir.
nerde ne şekilde ne kadar kalabaliklar da yaşarsanız yaşayın ve etrafınizda aileniz, arkadaşlarınız, dostlarınız ne kadar çok olursa olsun, her insan aslında yalnızdır. sadece ruhu özgür insanlar kitap okurlar. çünkü öyle bir dertleri vardır. digerleri farkında olmasalar da bir yerlere,birilerine hep bağımlıdır.
bu insanlar dışardan bakınca özgür, bağımsız çok biliyor gibi gibi görünüyor olabilirler ama biraz vakit geçirince anlarsınız öyle olmadıklarını.kitap okuyan insanlar mütevazı olurlar kaç yaşında olurlar ise olsunlar hiç birşeyi çok bilmezler.
hayat motto'ları sürekli yeni bişey merak etmek ve onunla ilgili bir kitap okumaktır.
tecrübe etmediğiniz birşeyin eksikliğini hissetmezsiniz, hiç düşündünüz mü?
bu kadar insan neden kitapları diğer bir çok şeyden daha çok seviyor ve önemsiyor, kitap okumak bir insanın kendine yapacağı en büyük yatırımdır.
benim etrafımda da çok var, hatta övünerek hayatımda hiç kitap okumadım eksikliğini de hissetmiyorum yada vaktim yok diyen bir sürü insan.
kitap sadece biseyler öğrenmek için okunmaz bu insanlara bakınca onu görebiliyorum. bazen bu insanlardan kaçmak için bile kitapların dünyasına kendini bırakır insanlar.
okumayan arkadaşlar bir çok şeyi bilebilirsiniz izleyerek yada dinleyerek de öğrenilebilir.
nerde ne şekilde ne kadar kalabaliklar da yaşarsanız yaşayın ve etrafınizda aileniz, arkadaşlarınız, dostlarınız ne kadar çok olursa olsun, her insan aslında yalnızdır. sadece ruhu özgür insanlar kitap okurlar. çünkü öyle bir dertleri vardır. digerleri farkında olmasalar da bir yerlere,birilerine hep bağımlıdır.
bu insanlar dışardan bakınca özgür, bağımsız çok biliyor gibi gibi görünüyor olabilirler ama biraz vakit geçirince anlarsınız öyle olmadıklarını.kitap okuyan insanlar mütevazı olurlar kaç yaşında olurlar ise olsunlar hiç birşeyi çok bilmezler.
hayat motto'ları sürekli yeni bişey merak etmek ve onunla ilgili bir kitap okumaktır.
devamını gör...