neonikotinoid
tek doz uygulamadan aylar, hatta yıllar sonra bile toprakta kalabilen bir pestisit türü. bu tarım zehri, arıların merkezi sinir sistemine toksik etki yapıp ölümlerine sebebiyet vererek arı katili bir ilaç kimliği kazandı. trakya ve çukurova'da toplu arı ölümlerinin de olağan şüphelisi.
devamını gör...
türklerin uzman olarak doğduğu konular
(bkz: herbokolog)
devamını gör...
regl
tarihçesi ilginç olan hede. günümüzde ortalama bir kadın 80ml civarı kan kaybı yaşarken, antik yunanda 500ml civarı kan kaybı normal, hatta sağlıklı olarak görülebiliyordu. yani kadınların kurbanlık hayvan gibi kan dökmesi sağlıklı bir şey olarak değerlendiriliyordu.
devamını gör...
friends vs how i met your mother
tabii ki de himym daha iyi.
devamını gör...
avatar
hindu mitolojisinde,bir tanrının gökyüzünden yere görülebilen bir biçim alarak inişidir.bunların en ünlüleri vişnu'n on avatar'ıdır.
devamını gör...
midlake
sade ve sadece mekaniklikten, yapay ve tutsak olandan, çizgileri kalınlardan, yerinden oynatılamayacak kadar büyük ağırlıklardan uzakta durmanın müziğini yapan grup.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme lavinia.
adını gizleyeceğim,
sen de bilme, lavinia.
herhalde en vurucu dize denilince aklıma gelendir
ama gitme lavinia.
adını gizleyeceğim,
sen de bilme, lavinia.
herhalde en vurucu dize denilince aklıma gelendir
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
miko dün yazıp 7. gün dediğine göre bugün 8.gün
miko'yu sanırım bir aydan biraz daha fazla süredir takip ediyorum, cenk'in yazılarıyla tanışmamsa biraz daha uzun bir zaman önce gerçekleşti. ikisinin de yazılarını çok beğeniyorum. her fırsatta kendilerine de söylediğim için şaşırmıyorlardır artık bunu duyduklarına *. aslında burada neden miko'nun yazısından hemen sonra yazdığımı anlatmaya çalışıyorum. borç bilmek değil benimki. kendilerini anlatış biçimleriyle beni yazmaya teşvik ettiklerini haber vermek için söylüyorum bunları.
evet bu ufak girizgahtan sonra şimdi başlayabilirim. son dönemlerde ağırlıklı olarak iyi hissediyorum kendimi. kapanma bana vurmadı sanırım. hatta belki iyi bile gelmiş olabilir. son zamanlarda çalışmak ve günümü planlamak konusunda epey güçlük çekiyordum. şimdi sabahları kalkıyorum bazen bir bazen iki saat kitap okuyorum. müzik dinleyerek kahvaltımı yapıyorum ve çalışmaya başlıyorum. bunun dışında sıklıkla sözlükteyim, sohbet ettiğim güzel insanlar var ve çılgın gibi radyo dinliyorum.
kitap okumak benim için zaten çok keyifliydi ama son birkaç aydır bu etkinlikten başka bir lezzet alıyorum ve daha anlamlı buluyorum. benim için kitap okumanın anlamı değişti. pandeminin ilk zamanlarında yani geçen sene nisan gibi istanbul'da psikolojik danışmanların, psikologların -aslında pek çok ruh sağlığı çalışanının desem daha doğru olur- gönüllü olarak desteklediği kordep kuruldu. kordep'in hazırlık aşamasında youtube üzerinden yapılan canlı yayınlardan birinde bir psikiyatrist ifade etti birazdan anlatacaklarımı ama kim olduğunu hatırlamıyorum, paylaşmayı isterdim.
stresi masanın üzerine konan bir yüke benzetti. insanlar sıklıkla stres veren bir yaşam olayıyla karşılaştıklarında -aslında okurun bunu düşünürken özgür olmasını isterim ama bir yandan somutlaştırmam gerekiyor diye düşünüyorum bu yüzden bir sınav veya sunum olarak düşünülebilir- yükü taşıyacak masanın ayaklarını kırar dedi. mesela sınava çalışması gerektiği için basketbol oynamayı, kitap okumayı bırakır gibi gibi. evet masanın ayakları ile ifade edilen bizim güçlü yanlarımız, hayattan zevk almamızı sağlayan yanlarımız çok saygıdeğer ferasetli okurlarım *.
şimdi ben bütün bunları niye anlatıyorum? hazırlanmam gereken önemli bir sınav var. doktora öğrencisiyim ve ders dönemi sonunda yazılı ve sözlü biçimlerde gün boyu süren bir sınava giriyoruz. gerek eğitim hayatında gerek iş hayatınızda yaşantılarınız nedeniyle stresli olduğunuz zamanlarda eğer böyle bir şeye hazırlık yapmanız gerekiyorsa bir de çalışamadığınız için güçlük yaşarsınız. düşene bir de o vurur yani. ben de böyle bir durumdaydım. kitap okumanın anlamı da tam bu noktada değişti sanırım.gelecek için beni kaygılandıran ne varsa onların giderek azalmasını sağladı. azaldıkça da yaşamda yapmak istediklerime daha fazla yer açıldı.
ben elbette kitap okumaya zaman bulabildiğim için şanslıyım. işin siyasi boyutunu burada ele alamayacak kadar fazla yazdım. bu nedenle şimdilik incınmişsinızdır diyerek burada duruyorum*.
son bak bu son ve gerçekten önemli. acaba stresli durumlar, önceki baş etme girişimlerimiz hep masanın ayağını kırmak suretiyle gerçekleştiği için mi bize korkunç geliyor? yine bir ayağı kırmak zorunda mı hissediyoruz kendimizi?
miko'yu sanırım bir aydan biraz daha fazla süredir takip ediyorum, cenk'in yazılarıyla tanışmamsa biraz daha uzun bir zaman önce gerçekleşti. ikisinin de yazılarını çok beğeniyorum. her fırsatta kendilerine de söylediğim için şaşırmıyorlardır artık bunu duyduklarına *. aslında burada neden miko'nun yazısından hemen sonra yazdığımı anlatmaya çalışıyorum. borç bilmek değil benimki. kendilerini anlatış biçimleriyle beni yazmaya teşvik ettiklerini haber vermek için söylüyorum bunları.
evet bu ufak girizgahtan sonra şimdi başlayabilirim. son dönemlerde ağırlıklı olarak iyi hissediyorum kendimi. kapanma bana vurmadı sanırım. hatta belki iyi bile gelmiş olabilir. son zamanlarda çalışmak ve günümü planlamak konusunda epey güçlük çekiyordum. şimdi sabahları kalkıyorum bazen bir bazen iki saat kitap okuyorum. müzik dinleyerek kahvaltımı yapıyorum ve çalışmaya başlıyorum. bunun dışında sıklıkla sözlükteyim, sohbet ettiğim güzel insanlar var ve çılgın gibi radyo dinliyorum.
kitap okumak benim için zaten çok keyifliydi ama son birkaç aydır bu etkinlikten başka bir lezzet alıyorum ve daha anlamlı buluyorum. benim için kitap okumanın anlamı değişti. pandeminin ilk zamanlarında yani geçen sene nisan gibi istanbul'da psikolojik danışmanların, psikologların -aslında pek çok ruh sağlığı çalışanının desem daha doğru olur- gönüllü olarak desteklediği kordep kuruldu. kordep'in hazırlık aşamasında youtube üzerinden yapılan canlı yayınlardan birinde bir psikiyatrist ifade etti birazdan anlatacaklarımı ama kim olduğunu hatırlamıyorum, paylaşmayı isterdim.
stresi masanın üzerine konan bir yüke benzetti. insanlar sıklıkla stres veren bir yaşam olayıyla karşılaştıklarında -aslında okurun bunu düşünürken özgür olmasını isterim ama bir yandan somutlaştırmam gerekiyor diye düşünüyorum bu yüzden bir sınav veya sunum olarak düşünülebilir- yükü taşıyacak masanın ayaklarını kırar dedi. mesela sınava çalışması gerektiği için basketbol oynamayı, kitap okumayı bırakır gibi gibi. evet masanın ayakları ile ifade edilen bizim güçlü yanlarımız, hayattan zevk almamızı sağlayan yanlarımız çok saygıdeğer ferasetli okurlarım *.
şimdi ben bütün bunları niye anlatıyorum? hazırlanmam gereken önemli bir sınav var. doktora öğrencisiyim ve ders dönemi sonunda yazılı ve sözlü biçimlerde gün boyu süren bir sınava giriyoruz. gerek eğitim hayatında gerek iş hayatınızda yaşantılarınız nedeniyle stresli olduğunuz zamanlarda eğer böyle bir şeye hazırlık yapmanız gerekiyorsa bir de çalışamadığınız için güçlük yaşarsınız. düşene bir de o vurur yani. ben de böyle bir durumdaydım. kitap okumanın anlamı da tam bu noktada değişti sanırım.gelecek için beni kaygılandıran ne varsa onların giderek azalmasını sağladı. azaldıkça da yaşamda yapmak istediklerime daha fazla yer açıldı.
ben elbette kitap okumaya zaman bulabildiğim için şanslıyım. işin siyasi boyutunu burada ele alamayacak kadar fazla yazdım. bu nedenle şimdilik incınmişsinızdır diyerek burada duruyorum*.
son bak bu son ve gerçekten önemli. acaba stresli durumlar, önceki baş etme girişimlerimiz hep masanın ayağını kırmak suretiyle gerçekleştiği için mi bize korkunç geliyor? yine bir ayağı kırmak zorunda mı hissediyoruz kendimizi?
devamını gör...
yabancı dil bilmeden yabancı müzik dinlemek
kazım koyuncu'nun didou nana şarkısını, bir kelime bile anlamadan, severek dinliyorum.
eğer müziği ve şarkıcının sesi hoşuma gidiyorsa, şarkının bilmediğim bir dilde olması hiç önemli değil.
bir diğer örnek najwa farouk'un, mawjou galbi şarkısı.
eğer müziği ve şarkıcının sesi hoşuma gidiyorsa, şarkının bilmediğim bir dilde olması hiç önemli değil.
bir diğer örnek najwa farouk'un, mawjou galbi şarkısı.
devamını gör...
bilginin eğlence karşısındaki yenilgisi
(bkz: cehalet mutluluktur)
(bkz: cahilim ama mutluyum)
(bkz: sen okudun da noldu)
(bkz: okuyupta başımıza apartman yöneticisi mi olcan)
(bkz: cahilim ama mutluyum)
(bkz: sen okudun da noldu)
(bkz: okuyupta başımıza apartman yöneticisi mi olcan)
devamını gör...
hoşlanılan kişiye mesaj atma bahaneleri
beni aramışsın hayırdır? tarzı soru yoneltirim. aslında karşı tarafın aradığı falan da yoktur. maksat endişeye düşmesi, paniklemesi, allah allah ben böyle bir şey yaptım mi diye kendini sorgularken o boşluktan faydalanıp sohbet açtığım çok olmuştur.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
sigaram bitti uykum yok.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
tüm yazarlarımız ama en çok ben ben ben ben...
devamını gör...
yıldız albümleri
sultan ii. abdülhamid döneminde çekilen fotoğraflardan oluşan, 918 albüm içerisinde 36 bin 585 fotoğrafın yer aldığı, 19. yüzyılın görsel koleksiyonu. albümler geçen sene istanbul üniversitesi tarafından dijital ortama aktarıldı ve herkese açık.
albümlerde sadece osmanlı topraklarından değil, dünyanın farklı yerlerinden çeşitli fotoğraflar bulabilirsiniz. bu albümleri karıştırmak boş zamanlarımda yapmayı sevdiğim aktivitelerden.
karaköy ve beyoğlu (1899)
albümleri incelemek isteyenler için buradan
albümlerde sadece osmanlı topraklarından değil, dünyanın farklı yerlerinden çeşitli fotoğraflar bulabilirsiniz. bu albümleri karıştırmak boş zamanlarımda yapmayı sevdiğim aktivitelerden.
karaköy ve beyoğlu (1899)albümleri incelemek isteyenler için buradan
devamını gör...
eyluling
akisi yenilerken kendimi gorunce afalladim, oglen saskinligi yasatan yoldasa selam olsun oyleyse.
kendini tanimlayamayan yazarimsi*
kendini tanimlayamayan yazarimsi*
devamını gör...
ast
piyanist isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
genellikle askeriyede kullanılan bir kelimedir. 'derece yönünden alt' anlamına gelir.
örneğin teğmen, üsteğmenin astıdır. binbaşı, yarbayın astıdır.
genellikle askeriyede kullanılan bir kelimedir. 'derece yönünden alt' anlamına gelir.
örneğin teğmen, üsteğmenin astıdır. binbaşı, yarbayın astıdır.
devamını gör...
ucemak
sözlüğümüzün melekleri arasına adını altın harflerle yazdırmış yazarımızdır. hem okuyup beğenerek, hem de formata uyarak çok güzel tanımlar girmesiyle birçok yazarın sevdikleri arasına girmiştir. tanımların da, beğenilerin de sözlüğümüzden hiç eksik olmasın sevgili yazar.
devamını gör...
allah tahsilatını affetsin
ölmüş mafya babası ardından söylenen sözdür efenim. tahsilat uğruna az can almamıştır. diğer tarafta hurmalar tırmalayacaktır.
devamını gör...
yakın arkadaşının sözlükte hangi yazar olduğunu bulmak
insanı mutlu eden, arkadaşımı ne de doğru seçmişim diye düşündürten olay
devamını gör...
