brokoli
haşlanıp pilav ile tüketilmeside güzel olan sebze.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
fakat bu gerçekten ilginçmiş dediğim bir bilgi:
bebekler doğduktan sonra bir süre annelerinin memesini kendilerinin bir parçası olarak algılarlarmış. anne ayrı bir varlık değil bebeğin devamı gibi gelirmiş. zamanla annenin meme vermesi gecikince falan bebekte hayal kırıklığı oluşur ve annenin ayrı bir varlık olduğunu ancak o zaman öğrenirmiş.
(bkz: alper hasanoğlu)
(bkz: hayat ve diğer hastalıklar)
bebekler doğduktan sonra bir süre annelerinin memesini kendilerinin bir parçası olarak algılarlarmış. anne ayrı bir varlık değil bebeğin devamı gibi gelirmiş. zamanla annenin meme vermesi gecikince falan bebekte hayal kırıklığı oluşur ve annenin ayrı bir varlık olduğunu ancak o zaman öğrenirmiş.
(bkz: alper hasanoğlu)
(bkz: hayat ve diğer hastalıklar)
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
"şu telaşlarım bir bitse diyorum.
belki uzaklara giderim.
çoktandır gitmek istediğim yollar var."
ahmed arif
belki uzaklara giderim.
çoktandır gitmek istediğim yollar var."
ahmed arif
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
venezuelalı arkadaş pek hevesli girişmiş
aşık atışmasını sokak dövüşüne çevirmiş
bilemdimkibirden pek iyi niyetliymiş,
vişne dal'ı kötü niyetlinin gözüne girermiş.
aşık atışmasını sokak dövüşüne çevirmiş
bilemdimkibirden pek iyi niyetliymiş,
vişne dal'ı kötü niyetlinin gözüne girermiş.
devamını gör...
beyza ile tatlı sert
önce takip edip geri takibi görünce takipten çıkan bir yazar. ne gerek var böyle ergen tavırlara anlam veremedim.3-5 takipçiniz de az oluversin.
devamını gör...
salavat
(bkz: hz. muhammed) için okunan ve allah’ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir.
hz. peygambere (s.a.s.) allah teala’nın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.
hz. peygambere (s.a.s.) allah teala’nın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.
devamını gör...
her şeye bilmiyorum diyen insan
kendim olur, günümüzde her konuda fikri olan insanlardan olmaktansa bilmediğini açıkça söyleye bilen insandır. güzel insanlardır umarım çoğalırlar.
devamını gör...
normal sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği
harika bi etkinlik aferin size. *
bağışçıların dc'da modlarla sohbet etmesi ve benjaminle mum ışığında santranç davetine çok güldüm*.
bağışçıların dc'da modlarla sohbet etmesi ve benjaminle mum ışığında santranç davetine çok güldüm*.
devamını gör...
hotel california
eagles grubunun unutulmaz parçası.
devamını gör...
swann'ların tarafı
bir marcel proust eseridir. 7 kitaptan oluşan kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
kendime yalan söylüyorum bazen. hiç oralı olmuyor.
devamını gör...
abdürrahim karakoç
mihriban şiirinin yazarı abdurrahim karakoç gençlik yıllarında delice aşık olur ve bir o kadar da sevilir.
niyetleri evlenmektir ama gel gör ki kız tarafı buna kati surette karşı çıkar.
sonunda bu sevdadan vazgeçilir.
aradan yıllar geçer. bir gün abdurrahim karakoç'u bir arkadaşı ziyarete gelir.. ve karakoç'a, yolda, onun eski sevgilisi ile karşılaştığını, biraz sohbet ettiklerini, ve hanımın evlenmiş olduğunu söyler... arkadaşı yanındayken hislerini pek belli etmese de, o gittikten sonra abdurrahim karakoç oturur ve duygularını dizelere döker..
"sarı saçlarına deli gönlümü
bağlamıştın, çözülmüyor mihriban!
ayrılıktan zor belleme ölümü
görmeyince sezilmiyor mihriban!
yâr deyince kalem elden düşüyor
gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
lambamda titreyen alev üşüyor
aşk kâğıda yazılmıyor mihriban!"
bir röportajda "o aşk, masum bir aşktı. güzel bir aşktı. bırakalım öyle kalsın. ne adı mihriban, ne saçları sarı..." demişti.
bu arada mihriban; şefkatli, güler yüzlü, yumuşak huylu dost demektir.
niyetleri evlenmektir ama gel gör ki kız tarafı buna kati surette karşı çıkar.
sonunda bu sevdadan vazgeçilir.
aradan yıllar geçer. bir gün abdurrahim karakoç'u bir arkadaşı ziyarete gelir.. ve karakoç'a, yolda, onun eski sevgilisi ile karşılaştığını, biraz sohbet ettiklerini, ve hanımın evlenmiş olduğunu söyler... arkadaşı yanındayken hislerini pek belli etmese de, o gittikten sonra abdurrahim karakoç oturur ve duygularını dizelere döker..
"sarı saçlarına deli gönlümü
bağlamıştın, çözülmüyor mihriban!
ayrılıktan zor belleme ölümü
görmeyince sezilmiyor mihriban!
yâr deyince kalem elden düşüyor
gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
lambamda titreyen alev üşüyor
aşk kâğıda yazılmıyor mihriban!"
bir röportajda "o aşk, masum bir aşktı. güzel bir aşktı. bırakalım öyle kalsın. ne adı mihriban, ne saçları sarı..." demişti.
bu arada mihriban; şefkatli, güler yüzlü, yumuşak huylu dost demektir.
devamını gör...
fırında bir şey pişerken başında beklemek
ha yandı ha yanacak gerilimi fena bir şeydir. bir anda bütün emeğin boşuna gitmesini istemez kimse.
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
derinden alınan bir nefes, gece göze çarpan yıldızlar, uzaklardan gelen güzel bir müzik, bir kedinin miyavı, bir çocuğun gülüşü.
devamını gör...
yere çekirdek çöpü atmak
yere tüküren primatlarla aynı soydan gelen kişilerin yaptığı eylem.
devamını gör...
sözlük mağazasındaki rozetlerin çok pahalı olması
alım gücünün düşük olduğu ülkede sözlük store alim gücünun düşük olmasıdır. coğrafya kaderdir sözlük bile pahalı.
devamını gör...
sohbet ederken keyif duyulan insan tipi
neşeli insan.
neşeli insan seven insan.
o anlatsın ben güleyim
ben anlatayım o gülsün.
buraya bir argo koyasım geldi ama neyse ki geçti. *
neşeli insan seven insan.
o anlatsın ben güleyim
ben anlatayım o gülsün.
buraya bir argo koyasım geldi ama neyse ki geçti. *
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
denize doğru bakarken telefonumu aniden atar mıyım diye bir endişe ediyorum
devamını gör...

