rusya'da yaşayan, azerbaycan asıllı ikiz kardeşlerin kurduğu müzik grubunun ismidir.
müthiş bir sese ve şarkılara sahip olduklarını düşünüyorum.

mesela şu şarkıları çok güzel:


şu da:


ve şu da:
devamını gör...

çok çok düşün öyle icraata geç anlamında bir deyim.
eskilerin terzilik zamanlarında, bir giysi dikmek istedikleri zaman, defalarca ölçer öyle biçerlermiş/keserlermiş.
ölçmenin telafisi olur biçmenin/kesmenin telafisi olmaz diye.
devamını gör...

köpekler bile sahiplerine sadakat ile bağlıyken, bazı irade yoksunu insanların tercih ettiği hayvani bir ilişki türüdür. *
devamını gör...

bence yok.
tüm iktidar sahiplerinin en iyi kullanandığı alan din istismarı.
sağın da solun da en büyük kozu.
milletçe dinsiz olsak ne kullanacaklar acaba?
devamını gör...

söylemeyiverin bu kadar iyi niyetliyseniz. içinizde kalsın. madem böyle bir şey düşünüyorsunuz çıkarın hayatınızdan daha iyi.
t: gereksiz eylem.
devamını gör...

şu dünyada duyduğum en mantıksız şey.

birisi var. eşinden boşanma aşamasındaydı ama anlaşmalı değil. bildiğiniz haberlere çıkmalı felan çekiştiler.
neyse adama sorduk; hadi ilk çocuk tamam ama ikinci çocuk neden?
doktor adamdan aldığımız "boşanacağımız en başından belliydi bari ablası yalnız kalmasın dedim" cevabı beni deli etti.
ya okumuş doktor olmuş adamsın yalnız kalmasın nedir?
anne çocukları göstermeyeyim, telefonda bile konuşturmayayım, haberlere çıkayım prim yapayım, yalancı tanıklar bulayım adamın d.nuna kadar alayım derdinde. adamda kendini aklama...
netice itibari ile annede kalan babaya gösterilmeyen ve küfür kıyamet yetiştirilerek ziyan olan iki tane gül gibi kız çocuğu var ortada.

ne olursa olsun o evliliğin gidişatı sonunu açık bir biçimde gösteriyor insanlara ama sürsün inadı nedir anlamıyorum.
devamını gör...

işte cehaletle savaşan cumhuriyet’in mucizesi. hiç kimsenin eskiden yapılanları inkar etme hakkı yoktur!

sıdıka avar hoca cumhuriyet’in ilk yıllarında elazığ, tunceli, bingöl yöresinde öğretmenlik yaparken köylerden öğrenci toplamak ve tatillerde onları evlerine bırakmak için yaya olarak, kamyonlarla veya at sırtında yaptığı gezilerle tanınmıştı.

sıdıka avar hoca tarafından köyünden alınıp elazığ kız enstitüsüne getirilen elif belge isimli bir kızın fotoğrafı ise sosyal medyada gündem oldu.

fotoğrafta ayakları çıplak vaziyette yırtık elbisesiyle gezen bir kızın, eğitim hayatına başladıktan sonra cumhuriyet'in olanaklarıyla geçirdiği değişim dikkat çekiyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

www.yenicaggazetesi.com.tr/...
devamını gör...

her beğenide yüzünde bir tebessüm oluşur.
devamını gör...

en önce beni okuyun beğenin
çok yazıyorum ara ara bakın bana
bir şey kaçırmayın.
bu gün keçimi paylaştım gene
kedi arkadaşı ile. #575045
benden sonra (bkz: prusyadaki kral) var onu okuyun. yabancı değil benim memleketten.
ondan sonra yada eş zamanlı olarak (bkz: örnek vatandaş) okuyun. yazılarının belli bir alanı yok. her şey hakkında yazıyor. (bkz: kuşbaşı et) de var onda (bkz: vertigo) da.
devamını gör...

orijinal adıyla beat generation, jack kerouac'ın dahil olduğu akıma verdiği isim. onun yanı sıra allen ginsberg, lucien carr ve william burroughs da bu grubun kurucu elemanlarıdır. daha sonra aralarına neal cassady, bob kaufman, gary snyder, gregory corso, ruth weiss ve başkaları da katıldı.

1940larda uptown manhattan'da ortaya çıkmış, 1950lerde ses getirmeye başlamış olup felsefesi savaş sonrası konformist amerikan hayat tarzına ve gelenekselliğine karşı başkaldırı etrafında şekillenmiştir. beat temsilcileri bu isyanlarını otostopla amerika'yı yeniden keşfederek, edebiyat ağır bassa da müzik, resim ve film gibi sanat dallarıyla da ilgilenerek, savaşa ve ayrımcılığa karşı duruşlarından ödün vermeyerek dile getirmiş; türlü uyuşturucu madde eşliğinde diledikleri hayatı ve cinselliklerini özgürce yaşamışlardır. arada birkaç cinayete** de karıştıkları bilinir. yalnızca doğu felsefesinden değil, efsanevi caz vokalisti billie holliday'den ve caz müziğinin "anlattığı hikayelerden" de esinlenip eserlerinde bu müziğe tutkularını sıklıkla dile getirmişlerdir.

kendilerinden sonra gelen akımlara etkileri kayda değer. nitekim burroughs bugün postmodern edebiyatın atalarından biri olarak görülür. hatta beat kuşağı 1960lardaki hippie hareketinin öncüsü sayılır. bob dylan, janis joplin, patti smith, jim morrison gibi ünlü müzisyenlere ilham kaynağı olmuşlardır.

en bilinen eserleri jack kerouac'ın on the road / yolda romanı, william burroughs'un naked lunch / çıplak şölen romanı ve allen ginsberg'ün howl / uluma şiiri ve aynı adlı şiir kitabıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içinde açıklama içermeyen açıklamadır. hadi artık sadede gel diye diye okudum koca metni.
devamını gör...

tam olarak budur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bırak çorbayla doymayı ana yemeğin yanında ekmek yada pilav/makarna olmayınca psikolojik olarak doymuyorum
devamını gör...

shadamehr: bir şirkette müdür veya benzeri pozisyonda olduğunu düşündüğüm yazarımız.
bir bilen: her konuya hakim olduğunu düşündüğüm kadar öğretmen olabilme ihtimali yüksek bir moderatörümüz.
son feci mars: uzay bilimine meraklı ve bilimsel konularda araştırmacı bir karaktere sahip bir öğrenci yazarımız olabilir.
devamını gör...

kadın ve erkeğin eşit olmaması

gerek evrimsel, gerek sosyo-kültürel açıdan değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan gerçek. son zamanlarda belli başlı akımlar altında bunun genellemesinin yapılması da aslında özümüzü inkar etmekle aynı şey. geçmişini bilmeyen geleceğine de sahip olamaz, biliyorsunuz. hadi örnekler üzerinden incelemeye başlayalım.

öncelikle bu yazıda salt cinsellikten ya da ataerkil toplum gibi yapılardan dem vurmayacağız, beklentisi bu olanlar hiç zaman kaybetmesin.

darwin'in türlerin kökeni adlı kitabında incelemiş olduğu cinsel seçilim kavramına değinelim. canlılarda soy devamının sağlanması için belli başlı baskın özellikte iyi olanlar ya da yine canlı türünün gelişkinliğine göre belli özelliklerin ortalamasında iyi olanların soyu sürdürmesi olayını hepimiz biliyoruz. bu aklımızda bulunsun.
peki cinsel seçilim nasıl işliyor? yine her yerde görebileceğimiz gibi, önce aynı cins varlıklar* arasında gerçekleşiyor eleme. diğer erkeklerden üstün olan birey, hemcinslerini rekabette eliyor. devamında her şey bitmiyor ama. bu sefer de dişi bireyler kendi arasında bir öne çıkma ve üstün gelen erkekle soyunu devam ettirme çabası içine giriyor.
yani, önce erkekler arasında bir seleksiyon yaşanıyor ve galip gelen erkeğin dişisi için bir mücadele yaşanıyor. bu erkek bireylerdeki gibi birbirlerini mağlup etmeye, bastırmaya yönelik intraseksüel seçilim değil, karşı cinsin beğenisini kazanmak amacıyla gerçekleştirilen interseksüel seçilim.

burada bir diğer husus olan seksüel dimorfizme ve ikincil cinsel özellik kavramına da değinmek isterim. şimdi eş seçiminde birincil üreme organı olan cinsel organlar dışında, bir de gerek eleyiciliği artırmak, gerek ön plana çıkmak adına ortaya çıkmış diğer durumlar da var. bunlar minor ya da major farklar yaratabilmekte. yine bu farklılıklar, hemen hemen tümünde erkekler arasında gözlemlenip bir interseksüel seçilim örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. tavuskuşu erkeğinin süslü tüyleri, aslanların yelesi, erkek geyiklerin boynuzları gibi. ortada bir sorun var çünkü bu ekstralar çoğunlukla kullanışsız olup cinsel seçilim dışında hayatı zorlaştırıyor. ufak bir çağrışım yapar belki, bu konuyu detaylandırmanın lüzumu yok.

bunu neden anlattım? henüz toplumsal rollere girmemekle birlikte, günümüzde insan dediğimiz canlı için de bunun geçerli olduğunu söyleyeceğim sadece.

yani, ortada herhangi bir memeli canlıdan, genetik haritası kötü bir dişi birey olduğunu düşünelim. eğer herhangi bir sebepten bu dişi bir şekilde üstün erkekle birleşirse, seçilimde düzgün genler baskın geleceği için ortaya çıkan yavru da büyük ihtimalle bu sorunlardan arınmış olacak. peki bu ortaya çıkan yavru da dişiyse? onun da üstün erkekle eşleşmesi durumunda, daha üstün bir canlı ortaya çıkacak. böyle böyle gidiyor. temel düzeyde doğal seleksiyon işte, inciği cinciği yok.

madem öyle, gelelim modern topluma. insanlar olarak bizler doğada bulunmayan manevi şeyler yarattık. matematik örneğin. günlük hayatımızı aşırı kolaylaştıran ve zekamızın adeta somut bir örneği olan matematik, aslında somut falan değil. biz bunu, ortak bilinçle varlığını kabul edip bilgi haznemize aldık. genetiğimize kodlandı ve bilgi aktarımı ile daha kolay kavranabilen bir şey haline geldi.
çok güzel. modern insan artık avcı-toplayıcılıkla yaşamıyor ve bünyesindeki ilkel güdülerden sonra epey yol kat etti. ego, süperego, denetim, topluluklarca kabul görmüş yapay kurallar ve bunların zamanla doğallaşması durumundan söz ediyorum. haliyle cinsel seçilim de bu süreçte belli bir adaptasyona uğradı. çünkü artık güç dediğimiz faktör saf fiziksel gücün ötesinde, itibar, sosyal konum, maddi gelir gibi unsurlara evrildi.
artık eş seçiminde de bunlar dikkate alınıyor. hiyerarşik anlamda erkekler birbirinden daha üstün konumlarda oluyor. eskiden bu durum hükümdarlık, askeri rütbeler ya da bunlardan ayrı bir kulvar olarak bilimsel çalışmalarken, günümüzde böyle manevi kavramlar yerine maddi dengeler daha çok önem taşıyor.

bu olunca ne oluyor? şimdi yukarıdaki durum erkekler için geçerli, kadınlara değineceğiz. çünkü bu, doğada karşımıza çıkan intraseksüel seçilimin günümüz dünyasındaki hali. interseksüel seçilim nasıl gerçekleşiyor dersiniz? kadınlar birbiriyle maddi manevi hiyerarşik farklar gözetiyor mu? belki evet, ama erkekler kadar baskın bir şekilde değil. yani dişilerin diğer dişileri egale etme, ayağını kaydırma düşüncesinden ziyade; başarılı erkek bireyin dikkatini çekme içgüdüsü var.

bunu sağlamanın yolları da modern toplumda bir hayli fazla. bununla ilgili çok başlık var sözlüğümüzde de. fiziksel özellikler ve zihinsel özellikler üzerine. ama kimse çıkıp ayda y para biriminden x miktarda kazanmayan dişiyle olmaz gibi bir şey demiyor. diyemez çünkü. evrimsel açıdan ters.

buraya kadar olan kısım da tamam. peki bu konuda kadın erkek eşitliğini savunmak ne kadar mümkün? farkındaysanız yazı genelinde kadın ya da erkeklere laf söyleyen hiçbir yazım yok. olağan gerçekler üzerinden konuşuyorum ve elimden geldiğince objektif davranma gayesi güdüyorum. iki cinsin de birbirine olan üstünlükleri var, fakat modern toplumun en büyük sorunlarından biri bunların eşit görülmesi. eşit hak ve özgürlüklere sahip olunmasıyla hiçbir derdim yok, bundan bahsetmiyorum. elbette öyle olmalı ve yeri geldiğinde cinsiyetlere pozitif ayrımcılık sağlanmalı.

toplumun kabul ettiği normlara gelelim. günümüzde olaylara taraflı yaklaşan bir kadın rahatlıkla "ama toplum içerisinde kadın şöyle, kadın böyle, hakir görülüyor" diyebilmekte. evet, bunu der çünkü öyle. ama olayın karşı tarafını hiç değerlendiriyorlar mı? mesela toplum içerisinde geçmişten günümüze süregelmiş ve erkeğin üzerine vazife ilan edilmiş görevler de var. "erkek adam ağlamaz, eşini çalıştıramaz, ailesine bakmak zorundadır." gibi. erkeklerin kendi arasında "kız gibi" olarak nitelendirdiği davranışlar kadını ezdikleri için değil, aslında yine eleyici mekanizmada kadına özgü davranışlar olduğu için sergileniyor.

hazır bunlardan bahsetmişken, ataerkil-anaerkil kavramına da biraz değinelim. hakimiyet kavramını bir kenara bırakırsak, yetişme biçimi üzerinden konuşacak olursak... günümüzdeki erkeklerin %90 gibi çok büyük bir oranda kadınlar tarafından yetiştirildiğini söyleyeceğim.
şöyle ki, eski toplumlarda; yani kadın-erkeğin mutlak eşit olduğu toplumları değerlendirdiğimizde, örneğin bunu orta asya türk toplumları ile somutlaştırdığımızda karşımıza kadınların da savaşa gittiği, erkeklerle cephede omuz omuza çarpıştığı, yönetimde söz sahibi oldukları ve yer yer erkeklerden daha üst mercilerde yer aldıklarını görüyoruz.
geride kalan çocukların idamesi ve yetiştirilmesi ise, artık savaşamayacak durumda olan, toplum, doğa ve tarihsel alanlarda dönem şartlarına göre epey bilgi sahibi "bilge ihtiyar" tarafından gerçekleşiyor.

bugün yaşadığımız coğrafyada gerek dinlerin, gerek sosyal psikolojinin etkisiyle kadın geri plana atılmakta ve çalışmak yerine evde çocuklarla ilgilenmekte. haliyle baba figüründen ziyade anne figürüyle içli dışlı yetişen, hayatı ondan öğrenen bireyler ortaya çıkıyor. sizce bu doğru mu? kendimce yanıtlayayım. kesinlikle yanlış! çünkü toplumdaki rolü geri plana atılan kadın, gerek belli başlı entelektüel bilgiye erişimi kısıtlandığı ve toplum yaşamını doyasıya tadamadığı; gerek kendisine reva görülen arka plan rolü sebebiyle çocuğuna da net bir aktarım yapamıyor. haliyle görüp geçirmiş ve teorik bilgi/tecrübeyle donanmış bir insana nazaran daha başarısız çocuklar yetiştiriyor diyebiliriz. aktarım kısıtlı çünkü.

bu konuda ilkel yaklaşamayız evet, kadının tek görevi çocuk yapmak ve yetiştirmek olarak görülemez. ama onun yetiştirdiği çocuk da yalnızca bunu gözlemlediği için, bunun doğru olduğunu düşünerek hayatına devam ediyor. ileride ailesini büyük oranda yine bu temeller üzerinden kuruyor. temel yanlışımız da bu. üzerinde durulması gereken kısım bu.

karşıt görüş olarak ne belirtiliyor? yine toplum tarafından kabul görmüş belli başlı fiziksel unsurlar üzerinden tepkisini dile getirmeye çalışan bir çoğunluk. neyden bahsettiğimi biliyorsunuz. iyi de, toplumun bu şekilde olması herkesin zararına zaten. ama uzun süre boyunca bunu kabul etmiş insanların kapısını biraz daha pozitif çalmak gerekiyor ki, onlar da gerçeği ellerinin tersiyle reddetmesin.

selektif anlamda yeterli başarı sağlanamıyor, sosyal ya da maddi açıdan daha iyi konumda olan fiziksel bakımdan zayıf bireyler soy devamı sağladığından mütevellit zaten genetik hastalıklar ve zayıflıklarla anatomisi sekteye uğramış insanların soyu; toplumsal uyuşmazlıklar sebebiyle de ilerlemekten aciz oluyor. sonra savunma olarak da transhümanizm çıktı zaten ortaya. o konuda objektif davranamayacağımdan ve işin içine çok fazla fikir katacağımdan yorum yapmayacağım. dileyen araştırabilir.

bir diğer konumuzsa erkek işi-kadın işi kavramı. arkadaşlar üzülerek belirtiyorum ki böyle bir şey söz konusu ve bunu değiştirmek de yine özümüze ihanet. biliyorum, genetik anlamda belli yeterlilikleri sağlayamadığımızdan dolayı bu rollerde de sekmeler söz konusu. ama fiziksel güç ağırlıklı yoğun işler aslında erkeklerin, sosyalliğin ve toplum ilişkilerinin ön planda olduğu işler ise kadınlarındır diyebiliriz. toplumsal denetim, katı kurallar gerektirmedikçe kadınlar tarafından devam ettirilmeli çünkü.

şimdi ben burada bir kadın ağır iş yapamaz, bir erkek sosyal anlamda vasat altıdır demiyorum. yatkınlıklarımızın bu yönde olduğunu söylüyorum. gerek hormonal denge, gerek toplum rolü nedeniyle bu bu şekilde. aksi mümkün değil mi ya da aksi durumlar yok mu? örneğin bir erkeğin fiziksel anlamda zayıf, kadının fiziksel anlamda üstün olması mümkün değil mi? elbette mümkün. aynı şekilde kadın birey sosyal anlamda zayıf, erkek birey daha güçlü de olabilir. işte bunun ortaya çıkmasının sebebi de selektif başarısızlık bana göre, ama dediğim gibi olabildiğince kendi fikirlerimden uzak tutmak istiyorum yazıyı.

sağduyumuza güvenirsek, kadının ve erkeğin toplum içerisinde yerine getirmesi gereken roller üç aşağı beş yukarı bellidir. normları kabul etmeyebilir, bu çerçevede hareketlerle kendimizi kısıtlamayabiliriz. ama toplum üzerinde eğer büyük çoğunluk bu şekilde davranmaya başlamazsa bu yalnızca bizim farklılığımız olarak kalır. bugün profesyonel anlamda karşı cinsin işini yapan kimselerin hormonlarıyla dışarıdan müdahaleler ile oynadığını söylemem gerekiyor mesela. kadın vücut geliştirme sporcularının dışarıdan testosteron takviyesi alması ya da erkeklerin çeşitli sakinleştiricilerle güdülerini bastırması gibi.

peki ne yapmalıyız? öncelikle kendimizle barışmalıyız. özümüzü reddetmenin ve bunu değiştirmeye yönelik davranmanın çok da bir vasfı yok.

bana kalırsa, olması gereken şey kadın erkek eşitliğini savunmaktan ziyade, iki tarafın da üstün ve zayıf yönlerini objektif olarak kabul etmesi, zayıf yönlerini kapatmak adına üstün olduğu yanlarını törpüleyip eksiltmek değil; zayıflıklarını da kendilerinin bir parçası olarak görüp üstün özelliklerini parlatmalarıdır. tek tek örneklendirirsem, yine objektiflikten uzaklaşırım.

sözlük yazarlarının konuyla ilgili görüşlerini merak ediyorum. hakaretin lüzumu yok, bilimsel ve toplumsal gerçeklik üzerinden gitmeye çalıştım elimden geldikçe. sizlerden de aynı duyarlılığı bekliyorum.

not: eğer başlık başıboşlara taşınacak olursa diye belirtmek istedim. bunun yerine silinmesini yeğlerim. kadınlar konusunda da, erkekler konusunda da hakaret olarak geçebilecek ifade kullanmadım, ayrıştırıcı unsurları belli temellere dayandırarak dile getirmeye çalıştım. saygılarımla, teşekkürler.
not 2: başlığa yakın başka başlıklar da var, ama burada farklı bir noktaya değinmek istedim. yine uygun görülürse taşınabilir.
devamını gör...

arkadaşlar yoldaşla bu konu hakkında konuştuk sözlüğü 5 tl’ye eskiciye satmış.
devamını gör...

izlediğim en iyi animasyonlardan diyebilirim. tabii yan etki olarak izlendikten sonra 'benim bu hayattaki tutkum, amacım ne ya?' şeklinde birkaç saniye, dakika, saat duvara bakıp kalabilmek pek tabiidir. izleyin, izlettirin.
devamını gör...

normal bir davranış olsa da türkiye şaşırtan bir olaydır.
devamını gör...

hayali arkadaşın olduğunu belli etme. sonra ruh hastası olduğunu anlayacaklar bak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim