kendini bilmek
çok önemli bir kavramdır. felsefeciler üstüne çok düşünmüş, yunus emre gibi ustalar şiirler, sözler yazmıştır 'kendini bilmek' hakkında.
--- alıntı ---
6’ncı yüzyılda yaşayan ve halkın kendini tanrılaştırdığı yedi bilge arasında yer alan spartalı khilon tarafından ilk kez delfi’deki apollon tapınağı’na yazılmıştır şu sözler: “kendini bil.”
--- alıntı ---
--- alıntı ---
6’ncı yüzyılda yaşayan ve halkın kendini tanrılaştırdığı yedi bilge arasında yer alan spartalı khilon tarafından ilk kez delfi’deki apollon tapınağı’na yazılmıştır şu sözler: “kendini bil.”
--- alıntı ---
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
vallahi ben 5 kg doğmuşum ve o toraman halim çocukluk, ergenlik, gençlik, ileri gençlik dönemleri boyunca devam etti. evlenmeden önce biraz zayıfladım (aşk), evlendim en fazla 120 kg oldum. sonra ilerleyen yıllar da tansiyon hastalığı baş gösterince, tamamen yeme alışkanlığını değiştirerek biraz spor yaparak 35 kg verdim. yaklaşık iki senedir sabit tutmaya çalıştığım kilom 85 kg . boyum:183
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
devamını gör...
kafa sözlük
etkileşimsizliğiyle entrylerimin görünmez falan olduğunu düşündüğüm sözlüktür.
devamını gör...
aziz nesin
kendisi hakkında, yakın arkadaşı demirtaş ceyhun'un yazdığı, güzel anekdotlar ve hikayelerle dolu "asılacak adam aziz nesin" adlı bir de kitap vardır. aziz nesin'in nasıl biri olduğunu anlamak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
devamını gör...
şiva
hinduizm'in yok edici tanrıçası olarak tanımlanan ve tanrılar/tanrıçalar içerisindeki en güçlüsü.
devamını gör...
seri artı oy verme botu
takipçileriyle circle jerk yapmaya üşenen bir yazarın kodlamayı planladığı bot. duyduğuma göre bunu yazmaya da üşeniyormuş. bir üşengeçlik paradoksuna girip karadeliğe dönüşmüş yazarımız en sonunda. babaannesinin gözleri neden bu kadar büyük, dişleri neden bu denli keskinmiş, bilmiyormuş.
devamını gör...
değeri bilinmeyen anlar
evladın bebeklik ve çocukluk dönemleri. gazıydı, uykusuzluğuydu, iştahsızlığıydı derken bir bakıyorsun büyümüş ve sen o hallerine doyamamışsın.
devamını gör...
yös'e girmeden eczacı olup atanan suriyeli
tam tersi olmalıydı. tıpkı, bizlerin yurtdışında herhangi bir ülkeye gitmek istediğimizde geçtiğimiz yollar gibi.
birini ülkeden okutacaksan dil belgesi, yüksek bir sınav skoru gibi şeyler istemeliydiler. yös gibi uyduruk bir sınavdan bahsetmiyorum.
bu ülkenin vatandaşı olarak benim sınavsız geçim hakkım olmalıydı ki bu sonu s ile biten her gencin ömrünü yiyen şeylerin stresi, kimine göre de zorluğundan bahsetmek bile istemiyorum.
ben elimi kolumu sallayarak almanya'da okuyamıyosam o da burada okuyamamalı ve bunun ırkçılıkla bir alakası yok. ülkenin vatandaşı olmakla alakası var.
edit: @kafatolog'un uyarı ile yazım yanlışı düzeltildi.
birini ülkeden okutacaksan dil belgesi, yüksek bir sınav skoru gibi şeyler istemeliydiler. yös gibi uyduruk bir sınavdan bahsetmiyorum.
bu ülkenin vatandaşı olarak benim sınavsız geçim hakkım olmalıydı ki bu sonu s ile biten her gencin ömrünü yiyen şeylerin stresi, kimine göre de zorluğundan bahsetmek bile istemiyorum.
ben elimi kolumu sallayarak almanya'da okuyamıyosam o da burada okuyamamalı ve bunun ırkçılıkla bir alakası yok. ülkenin vatandaşı olmakla alakası var.
edit: @kafatolog'un uyarı ile yazım yanlışı düzeltildi.
devamını gör...
mavi duvar
uzakta olan ve gelmeyeceğini bildiğimiz halde içimizde "denize nazır oturanlara" ithaf edilmiş bir şarkıydı. her seferinde gözümüzde yaşlarla sahile koşuyor. ıslaklığın, yüzümüze çarpan rüzgarın etkisiyle yanaklarımızda bıraktığı, buz gibi soğukluğu hissediyorduk.
ağıttı aslında, nehir gibi gözyaşları bırakan. hiç bitmeyecek olan "biraz" a söylenen.
edit: " birazdan dönerim.."
ağıttı aslında, nehir gibi gözyaşları bırakan. hiç bitmeyecek olan "biraz" a söylenen.
edit: " birazdan dönerim.."
devamını gör...
gereksiz yere para harcanan şeyler
sabun. gereğinden fazla sabun. bir sürü sabun. rengarenkler, kokuları da değişik değişik. çok güzel. sabun alma bağımlısıyım.
devamını gör...
bir kadına verilecek en güzel hediye
sevgi, ilgi, ona güzel anılar bırakmak kısacası beraber mutlu olmak. hediye denildiğinde genelde maddi şeyler akla gelir ama mesela o kişiyle aranız kötü olduğunuzda sizin aldığınız bütün hediyeleri kırıp atabilir ama beraber yaşadığınız güzel anıları ne kadar istese de istemez kafasından.elbette unutur, zamanla anlamını yitirir ama bi ortamda sizi hatırlatacak bi şey duyduğunda yeniden canlanır tüm anılar.günümüzde çoğu insan hediye denildiğinde maddi açıdan önemli şeyler beklese de beraber olduğu insanla mutlu olamazsa eğer belirli bi zaman sonra o somut hediyelerin pek bi öneminin kalacağını sanmıyorum açıkçası.
devamını gör...
renkli mahlas
sözlük yazarlarının farklı görünmesine sebep olan çok çok çok pahalı bir özelliktir. rivayete göre ilk olarak ıvanmılınskı satın almış kullanmış diyorlar.
devamını gör...
yazarların paralel evrendeki alternatif nick'leri
coreklipastırma
devamını gör...
joey tribbiani
"haw yu duiinn" repliğiyle akıllara kazınmış friends (dizi) karakteri.
(bkz: geçenlerde yine ukde dolduruyorum abi)
(bkz: geçenlerde yine ukde dolduruyorum abi)
devamını gör...
barış manço şarkılarında geçen etkileyici sözler
o kada fazladır ki seç seçebilirsen
dört duvarı ören çatısını kapatıp içerden kitlemiş kapıyı
bir döşek de sana serelim buyur diyen yok
kardeşlik ve eşitlik üstüne uzun uzun nutuklar çekip
niye senin derin benden daha koyu diyen çok
kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
kalan dul ve yetim ne yer, ne içer soran yok(bkz: hemşerim memleket nire)
ellerimle büyüttüğüm
solar iken dirilttiğim
çiçeğimi kopardın sen, ellere verdin(bkz: dağlar dağlar)
gözlerimden süzülen birkaç damla anıda
senin sıcaklığın var, anlıyorsun değil mi?(bkz: anlıyorsun değil mi)
dört duvarı ören çatısını kapatıp içerden kitlemiş kapıyı
bir döşek de sana serelim buyur diyen yok
kardeşlik ve eşitlik üstüne uzun uzun nutuklar çekip
niye senin derin benden daha koyu diyen çok
kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
kalan dul ve yetim ne yer, ne içer soran yok(bkz: hemşerim memleket nire)
ellerimle büyüttüğüm
solar iken dirilttiğim
çiçeğimi kopardın sen, ellere verdin(bkz: dağlar dağlar)
gözlerimden süzülen birkaç damla anıda
senin sıcaklığın var, anlıyorsun değil mi?(bkz: anlıyorsun değil mi)
devamını gör...
z kuşağına kılıçdaroğlu dönemindeki ssk'yı anlatmamız lazım
diyelim tek başına kk batırdı bu ssk'yı.
z kuşağı şunu sorar;
üstünden bizim yaşımız kadar zaman geçmiş, sen bugüne gel ve anlat hele.
-işsizlik ne ayak
-enflasyon ve ekonomiye destek olacak real üretim (açıklanan ve reel)
(buna her kesimi katman lazım, çiftçi, sanayici, köylü ve hatta şu zor döenmde bir sürü esnafı vs.vs.vs)
-devlet ihaleleri (ayrıntıya girmiyorum burada, herkes biliyor az çok neler olduğunu)
-vekil maaşları (hepsinin özel/tüzel işleri de var)
-sadece el kaldırıp kafa sallayan vekiller
(memleket için iyi işler yapmaya çalışan istisnaları her daim azınlıkta oldu olmasa da iplenmedi)
-devlet kurumlarındaki fazla kadrolar
(her dönem olmuştur mutlaka ama hakkaniyetli ve işlevini yerine doğru getiren insanlar orada olsa
eminim gerçek memur sayısı en az %30 düşer ve düşmesi lazım)
-gss prim borcu diye bir garabet var
**araya tuik alalım bir adet!
-pandemi var, aşılar nerede? hala gelecek/cak, yolda siparişler deniliyor.
kimlerin ve nasıl vurulacağına dair net bir planlama bile yok. en öncelikli insanlar gerçekten öncelikli olarak aşıya ulaşacak mı?
önceliği olmayan birileri reklam yapar gibi aşı oluyor ve sosyal medyada yayınlıyor bunu.
(bir sürü örnek var)
-bu kadar üniversite var, mezun olan insanlar ne kadar kaliteli eğitim alıp yetişmişler?
(çok yüksek okul, kaliteli eğitim demek değil, sadece alınan bir kağıt parçası demek)
-mezun olduktan sonra kaç tanesi gerçek anlamda diplomasına ait bir işte istihdam ediliyor.
liste daha uzar gider, o sebeple bügünün siyasi erki doğru adımları atmak zorundadır, ki iş işten geçti artık.
o tren kaçtı ve giderler. sonucu daha kötü de olsa bu kural hiç değişmemiştir.
yaşını almış biri olarak şunu derim hep;
iyi bir koalisyon hükümeti eşit paylaşımla bakanlıkları alarak karşılıklı olacak şekilde birbirini ve bakanlıklarını/belediyelerini dürüst çalışma adına oto kontrol altına alıp bu kadar genç nüfusun olduğu bir memleketi uçurmasa da gerçekten adam eder.
yolsuzluk, kayrılma, adamcılık, düzgün ihale edilmeme vs.vs.vs. olduğu an verirsin ilgili bakanlığı, kişiyi mahkemeye memleketin paralarını çarçur etmekten mis gibi de yaparsın bunu, yeter ki iste. dokunulmazlıkları kaldır mesela hemen.
(çok şey istedim biliyorum)
o potansiyel biz de var, yeter ki amaç hizmet etmek olsun.
yoksa son 3 yılın ekonomik gidişatına bakın ve değerlendirin 20 yıllık iktidarı.
özal da tek başına iktidardı ve bu bize asla yaramayan bir durum.
her zaman kendi zenginlerini ortaya çıkarmış ve halk mutlaka zorda kalmıştır tek partiler döneminde.
not: hala kocaeli'nde üst geçitlerde "millet bahçesi" reklamı yapılıyor.
5,3 milyon metrekare??
oraya harcanan parayı geçtim, sadece reklamları için verilen ve panolara asılan kağıtlara verilen paralarla
yüzlerce ihtiyaç sahibinin işi görülür.
adam sormazlar mı bu pandemi dönemindeyken "aga bu nedir" diye?
kocaeli körfezinde zibilyon tane sayfiye yeri var ve insanlar çıkmak isteyince gayet de sahil kesiminde bir çok güzel yer bulur, oturur, eğlenir, dinlenir zaten. evimin balkonunda bile otururum, sen adamın cebinde parası var mı ondan bahset.
boşver bahçeyi falan, fuzuli masraf, bu kadar net.
z kuşağı şunu sorar;
üstünden bizim yaşımız kadar zaman geçmiş, sen bugüne gel ve anlat hele.
-işsizlik ne ayak
-enflasyon ve ekonomiye destek olacak real üretim (açıklanan ve reel)
(buna her kesimi katman lazım, çiftçi, sanayici, köylü ve hatta şu zor döenmde bir sürü esnafı vs.vs.vs)
-devlet ihaleleri (ayrıntıya girmiyorum burada, herkes biliyor az çok neler olduğunu)
-vekil maaşları (hepsinin özel/tüzel işleri de var)
-sadece el kaldırıp kafa sallayan vekiller
(memleket için iyi işler yapmaya çalışan istisnaları her daim azınlıkta oldu olmasa da iplenmedi)
-devlet kurumlarındaki fazla kadrolar
(her dönem olmuştur mutlaka ama hakkaniyetli ve işlevini yerine doğru getiren insanlar orada olsa
eminim gerçek memur sayısı en az %30 düşer ve düşmesi lazım)
-gss prim borcu diye bir garabet var
**araya tuik alalım bir adet!
-pandemi var, aşılar nerede? hala gelecek/cak, yolda siparişler deniliyor.
kimlerin ve nasıl vurulacağına dair net bir planlama bile yok. en öncelikli insanlar gerçekten öncelikli olarak aşıya ulaşacak mı?
önceliği olmayan birileri reklam yapar gibi aşı oluyor ve sosyal medyada yayınlıyor bunu.
(bir sürü örnek var)
-bu kadar üniversite var, mezun olan insanlar ne kadar kaliteli eğitim alıp yetişmişler?
(çok yüksek okul, kaliteli eğitim demek değil, sadece alınan bir kağıt parçası demek)
-mezun olduktan sonra kaç tanesi gerçek anlamda diplomasına ait bir işte istihdam ediliyor.
liste daha uzar gider, o sebeple bügünün siyasi erki doğru adımları atmak zorundadır, ki iş işten geçti artık.
o tren kaçtı ve giderler. sonucu daha kötü de olsa bu kural hiç değişmemiştir.
yaşını almış biri olarak şunu derim hep;
iyi bir koalisyon hükümeti eşit paylaşımla bakanlıkları alarak karşılıklı olacak şekilde birbirini ve bakanlıklarını/belediyelerini dürüst çalışma adına oto kontrol altına alıp bu kadar genç nüfusun olduğu bir memleketi uçurmasa da gerçekten adam eder.
yolsuzluk, kayrılma, adamcılık, düzgün ihale edilmeme vs.vs.vs. olduğu an verirsin ilgili bakanlığı, kişiyi mahkemeye memleketin paralarını çarçur etmekten mis gibi de yaparsın bunu, yeter ki iste. dokunulmazlıkları kaldır mesela hemen.
(çok şey istedim biliyorum)
o potansiyel biz de var, yeter ki amaç hizmet etmek olsun.
yoksa son 3 yılın ekonomik gidişatına bakın ve değerlendirin 20 yıllık iktidarı.
özal da tek başına iktidardı ve bu bize asla yaramayan bir durum.
her zaman kendi zenginlerini ortaya çıkarmış ve halk mutlaka zorda kalmıştır tek partiler döneminde.
not: hala kocaeli'nde üst geçitlerde "millet bahçesi" reklamı yapılıyor.
5,3 milyon metrekare??
oraya harcanan parayı geçtim, sadece reklamları için verilen ve panolara asılan kağıtlara verilen paralarla
yüzlerce ihtiyaç sahibinin işi görülür.
adam sormazlar mı bu pandemi dönemindeyken "aga bu nedir" diye?
kocaeli körfezinde zibilyon tane sayfiye yeri var ve insanlar çıkmak isteyince gayet de sahil kesiminde bir çok güzel yer bulur, oturur, eğlenir, dinlenir zaten. evimin balkonunda bile otururum, sen adamın cebinde parası var mı ondan bahset.
boşver bahçeyi falan, fuzuli masraf, bu kadar net.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en iyi kitap ismi
saatleri ayarlama enstitüsü
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
bugün hakkımda yine yeni bir şey öğrendiğim başlık.
ay hadi inş yakında bir çocuğum da çıkar ya.
ay hadi inş yakında bir çocuğum da çıkar ya.
devamını gör...


