burada yazar orada çaylak diye ayırmam sizleri. sadece biraz anne baba minvalinde bir duygusallık yaşayabilirim çünkü 18 yaşında olan birisi en iyi ihtimalle ben 8-9 yaşındayken doğdu. insan ister istemez ben 18 yaşındayken e kayabiliyor ruh hali ama dediğim gibi içeriğiniz düzgünse yazarsınızdır bizden farksızsınızdır.
devamını gör...

tanimlara bak dünyanın en güzel hissi yazan mi dersin, içim kıpır kıpır oluyor yazan mi dersin, feriha'yı görünce içinde mahluk kelebeklerin uçtuğu halil gibi oluyorum diyen mi dersin... hazzı doruklarda,soluğu nickalti giren yazarın profilinde alıyorum yazan mi dersin , 1 saat aç kalmış somer şef gibi mutluluğun tadını damağımda hissediyorum diyen mi dersin, numarasını yazıp ayni nickaltini bir de sms'le yazar mısın diyen mi dersin... dersin de dersin.

öylesine içten yazmışsınız ki o mutluluğu ben bile hissettim şuan.

t: düşmanı olana korku, dostu olana mutluluk veren hadise.benim ise hiç yaşamadığım mutluluk. lan yoksa?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilge epiktetos der ki: bir düğünde nasıl yemek yeneceğini anlatma. ama nasıl yenmesi gerekirse öyle ye!

söylenen değil, yapılan saygı bulur.

dönün bakın islamın yaşandığı ülkelere ve toplumlara. hep nasıl yemek yeneceğini anlatır dururlar ancak yenmesi gerektiği gibi yemezler.

bir müslüman olarak yemeğin nasıl yendiğinde bakarak ben de islamın yükselişte olacağına ihtimal veremiyorum malesef.

islam barış dini olabilir ancak bayrağı tuttuğunu iddia edenler barışsever değil.
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşayış tarzı, insanlara karşı tavırları, kendilerine karşı olan tavırları biraz da üslup.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

carl gustav jung, rüyasında bir ırmak kenarında bulunduğunu görür. ansızın ırmaktan çıkan devasa bir balık kendisini yemeye çalışırken uyanır. bir gün sonra fakülteye gittiğinde ise odasındaki sınav kağıtlarına bakarak şaşırır. her sınav kağıdına, rüyasında gördüğü ırmaktan çıkarak kendisini yemeye çalışan “balığın” resmi çizilmiştir. bunun, öğrencilerin tertiplediği “1 nisan” şakası olduğunu anlaması zaman alır.

peki nasıl olmuştu da öğrenciler, jung’un rüyasında gördüğü ve kimseye anlatmadığı balığı çizmişlerdi sınav kağıtlarına? jung’un başından bu olaya benzerlik gösteren başka olaylar da geçince, dostlarından biri olan einstein ile istişare ederek “eşzamanlılık” adını taşıyacak kitabını kaleme almaya başlar. görünürde aralarında mantıkî bir ilişki bulunmayan olguların niçin birbirlerine benzediklerini araştırır. ispritizmadan matematiğe, matematikten fiziğe ve psikolojiye kadar pek çok disiplinden faydalanır bu çalışmayı tamamlarken.
devamını gör...

kısa günün kârı. istediğim iki rozet de gelmiş hemen aldım. teşekkür ederim hepinize. *
devamını gör...

o değil de başlık süper ya!
yasak olacak, yetmez gereklilik kipi ekleyin, o da yetmez bu bir realiteee!*
devamını gör...

o zaman git ıssız adaya yerleş demek istediğim başlıktır. zararlı köpekler ehlileştirilmeli lakin onların da zararlı olmasının nedeni biziz.
devamını gör...

kadınbudu köfte..
devamını gör...

bu bay harpagon o kadar varlıklı ama o kadar da eli sıkı bir burjuva. bütün ailesine para yüzünden ıstırap yaşatıyor. parası bitmesin diye cimrilik yapıyor.
devamını gör...

başlığı görünce aklıma gelen söz...sahi ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?????
susuştu yüzün
bu ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun....
ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri
mayınlı bir gülümsemeyle
senin karasularında olmak,
üstünde ilkbahar bir entari,
sanki
yeniden
eski bir öyküye başlamak...
yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
sürgülerken özümü,
ne kadarını sustuk
konuştuklarımızın?....
yılmaz erdoğan
devamını gör...

"özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin; egonuzdan yüksek olduğunu gösterir."
t. sigmund babanın sözlerinin arşivlendği başlık.
devamını gör...

#1023465 bak bak ileri zekalı ve ilişkileri çözmüş yazara bak "kıdınlırın çığı bı tırz irkeklerden hoşlaniiir." aferin çözdün şu an ülkedeki kadın cinayetleri sorununun nedenini. o küçük beyinleriniz sadece temel ve su üzerindeki neden-sonuç ilişkisini kavrayabiliyor. bunun toplumsal bir döngü olduğunu anlayamıyorsunuz. hiçbir kekodan da hoşlanmadım hoşlandığım erkekler insan gibi insandı. sensin keko tipitip herif.
devamını gör...

şu anda fark ettiğim hede.
düşünsenize gün gelecek bayramda eli öpülmeye gelinilen kişi olacaksınız. çocuklarınız sizinle kavga edecek, hiçbir şeyden anlamayan bunak birisi olduğunuzu düşünecek. arkadaşlarınız ölmüş olacak ve yanlız kalacaksınız. çünkü jenerasyon değişmiş olacak. o günün teknolojisine ayak uyduramayacaksınız.
acaba 45 yaşına gelince kendimi mi assam?
devamını gör...

bu soruyu çocukken anneme sorduğumda "allah'ın yanındaydın kızım" derdi, bir ışık topu* olarak cennette doğmayı beklediğimi düşünürdüm. hala ne zaman bu soruyu görsem ya da bir çocuk bana sorsa aynı cevabı veriyorum*.
devamını gör...

m.ö. 3300 m.ö 1300 yıllarında, güney asya’daki en eski kent uygarlığıdır. uygarlığın bilinilirliği,1921 yılında harappa ve 1922 yılında mohenco-daro antik yerleşimlerindeki ilk arkeolojik buluntularla olmuştur. uygarlığın bu 2 kent harici bir çok kasaba ve köyde de(100’ün üzerinde) hüküm sürdüğü belirlenmiştir. uygarlıkla ilgili bulunan önemli ayrıntılar şunlardır:

-antik mısırlılar gibi karakterlerden oluşan yazı tipi bulunmaktadır. bu yazı dili henüz çözülememiştir.
-bezelye,pamuk,arpa,susam,buğday tarımı yaptıkları; domuz,kedi,köpek,kümes hayvanları,sığır hatta fili evcilleştirdikleri tespit edilmiştir.
-uygarlığın getirdiği en önemli şeyler; ağırlık ve ölçü biçimini standartlaştırmak, mühür oyma;kalay,bronz,kurşun ve bakırdan yapılan metal aletleri.
-evleri tuğla biçimindeydi ve kanalizasyon sistemleri mevcuttu.hatta her evde tuvalet ve tuvaletin yanında banyo bulunmaktaydı( avrupa 1900’lü yıllarda bile wc yoktu; malum lazımlık kullanılıyordu). ayrıca umumi banyoları da bulunmaktaydı.
-mohenjo-daro ,ileri düzeyde mühendislik ve planlamayla dönemin en gelişmiş şehirlerindendi.
-her insanın evi olmakla birlikte, tüm evlerin çatıları düzdü. yemekler bu çatılarda yapılmaktaydı.
-her iki şehir de surlarla çevrili ve indus nehri yakınına konunlandırılmıştır.
-tahıl ambarları ve atık su drenaj ve atık toplama sistemleri bulunmaktaydı. şehir planlamasının mükemmelliği , aktif belediye teşkilatlarının olduğunu düşündürmektedir.
-şehrin sur duvarları yalnızca düşmana karşı değil, sel felaketine karşı da korunmak amaçlı yapılmıştı.
-saray,tapınak,kral,dini yapı vb yapılara dair iz bulunmaması, herkesin eşit olduğunu düşündürmektedir.
-binalarını ve surlarını neme dayanıklı ateş tuğlalarından (tuğlalar eşit ölçülerdedir) yapmışlardır.
-üzerine fil,manda,kaplan gibi figürler işledikleri mühürler ticarette mülkiyetlerini tanıtmak için kullanılmıştır.
-biblo,mühür, çanak-çömlek arasındaki benzerlik asya ve iran platosu arasında ticaret yaptığını göstermektedir.
-tapınak veya dini yapı olmaması,belli bir dine veya tanrıya inanıp inanmadıkları hususunda bir delil bulunmamasına yol açmıştır.
-boncuk imalatında ilerlemişlerdi. başta akik taşı olmak üzere çeşitli madenlerden delikli boncuk üretmişlerdir.

uygarlık,ari kabilelerince yıkılmıştır.
kaynakça:
tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B...
acikders.ankara.edu.tr/plug...
tr.khanacademy.org/humaniti...
devamını gör...

sizleri bir dönem çok sık gittiğim bir yere götüreyim. ben konuyu biraz farklı anlatayım çünkü konu bir kütüphaneden fazlasıdır. az bilgili bol görselli bir yazı olsun istedim. hadi başlayalım.

avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.

biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.

içeri girelim mi?

bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.

kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim