oglalalakota
saygıyla takip ettiğim yazardır.
devamını gör...
army of the dead
başrollerinde dave bautista, ella purnell, tig notaro, ana de la reguera, matthias schweighöfer ve omari hardwick'in rol aldığı, 2021 yapımı zombi ve soygun konularının birleştirildiği netflix filmidir.
kısaca -spoiler vermeden- özetlemek gerekirse, las vegas sınırları içerisinde bir zombi 'salgını' oluşuyor ve şehrin çevresini duvarla örüyorlar. bu yüzden mekanımız aslında sadece las vegas. fakat bu zombiler bildiğimiz zombilerden değil, daha akıllılar. las vegas içerisinde salgın devam ederken, dışarıdaki biri içeriden para istiyor, bu işi de tabii ki başkasına, yani scott ward'a yaptırıyor. scott teklifi kabul ediyor, işin ucunda baya para var sonuçta, ve kendine bu soygunu gerçekleştirebilmek için farklı tiplerin bulunduğu bir takım hazırlıyor. film bu konu etrafında dönüyor.
filmi beğenip beğenmediğime gelecek olursa, önce zombi filmlerine aşık biri olarak, önüme zombili ne koysanız ses çıkarmadan izleyeceğimi söylemek istiyorum. senaryosunun, görselliğinin çok güzel olmasına da gerek yok, genelde hoşuma giderler. o yüzden bu film benim için çok özel. çünkü kendisi zerre beğenmediğim ilk zombi filmi olmayı başardı. *
üzgünüm ama gerçekten çok kötü bir film. senaryosu kötü, oyunculukların çoğu kötü*, efektleri hepsinden kötü. bir de tamı tamına iki buçuk saatlik bir film. eğer 10-15 yaş aralığında değilseniz boşuna izleyip 2.5 saatinizi kaybetmeyin.
kısaca -spoiler vermeden- özetlemek gerekirse, las vegas sınırları içerisinde bir zombi 'salgını' oluşuyor ve şehrin çevresini duvarla örüyorlar. bu yüzden mekanımız aslında sadece las vegas. fakat bu zombiler bildiğimiz zombilerden değil, daha akıllılar. las vegas içerisinde salgın devam ederken, dışarıdaki biri içeriden para istiyor, bu işi de tabii ki başkasına, yani scott ward'a yaptırıyor. scott teklifi kabul ediyor, işin ucunda baya para var sonuçta, ve kendine bu soygunu gerçekleştirebilmek için farklı tiplerin bulunduğu bir takım hazırlıyor. film bu konu etrafında dönüyor.
filmi beğenip beğenmediğime gelecek olursa, önce zombi filmlerine aşık biri olarak, önüme zombili ne koysanız ses çıkarmadan izleyeceğimi söylemek istiyorum. senaryosunun, görselliğinin çok güzel olmasına da gerek yok, genelde hoşuma giderler. o yüzden bu film benim için çok özel. çünkü kendisi zerre beğenmediğim ilk zombi filmi olmayı başardı. *
üzgünüm ama gerçekten çok kötü bir film. senaryosu kötü, oyunculukların çoğu kötü*, efektleri hepsinden kötü. bir de tamı tamına iki buçuk saatlik bir film. eğer 10-15 yaş aralığında değilseniz boşuna izleyip 2.5 saatinizi kaybetmeyin.
devamını gör...
buca’da polis vahşeti
postal ve jop yalayıcıları rahatsız edecek olan vahşettir. yalamayı bırakın da biraz realist olun anasını satıyım. ayrıca başlığı kimin açtığına değinmeyin olaya bakın.
polis kadına bile el kaldırıyor vay ben senin evveliyatına tüküreyim ya…
edit: polisin görevi nedir? birisi bir suç işlerse onu gözaltına almaktır. vatandaşı dövmek yerine kelepçeyi takıp karakola götürebilirdi. ama burada bazıları şu olayı bile masumlaştırmaya çalışıyor. ulan hakikaten acıyorum size be. sonra başlık altında laf sokmaya çalışıyorlar bazı insanlık düşmanı barzolar. şu olayı kim masum göstermeye çalışıyorsa bilin ki tehlikeli insandır. bunu bilir bunu söylerim.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi biz bu polisi eleştirdik ya bazıları hemen bizi vatan haini olarak ilan edecek. an itibariyle beklemedeyiz. *
polis kadına bile el kaldırıyor vay ben senin evveliyatına tüküreyim ya…
edit: polisin görevi nedir? birisi bir suç işlerse onu gözaltına almaktır. vatandaşı dövmek yerine kelepçeyi takıp karakola götürebilirdi. ama burada bazıları şu olayı bile masumlaştırmaya çalışıyor. ulan hakikaten acıyorum size be. sonra başlık altında laf sokmaya çalışıyorlar bazı insanlık düşmanı barzolar. şu olayı kim masum göstermeye çalışıyorsa bilin ki tehlikeli insandır. bunu bilir bunu söylerim.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi biz bu polisi eleştirdik ya bazıları hemen bizi vatan haini olarak ilan edecek. an itibariyle beklemedeyiz. *
devamını gör...
eşyasız ev tutayım derken yanlışlıkla minimalizmi benimsemek
üst edit: çok stresliyim ve hayatımdaki bazı şeylere gülmezsem diğer sorunlarıma odaklanamam. yazmamın tek amacı buydu.
ilk defa böyle bir başlık açıyorum çok heyecanlıyım.
kıymetli arkadaşlar! yok bu başlangıç olmadı..
ey ahali!
ben x şehrinden y şehrine taşınacağım. taşınmam ve orada yaşamaya başlamam için 4 gün gibi komik bir sürem var ve param yok. zaten iş için taşınıyorum, param olsa niye taşınayım? param olması için bile param olması gerekiyor. neyse benim ailemin de parası yok. yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor farkındayım ama konuyu bağlayacağım ahahsh
kısıtlı bir bütçe ve zaman sebebiyle en mantıklı evi bulmaya çalıştım. havasına, suyuna, taşına, toprağına kurban olduğumun şehrinde eşyalı ev yok. varsa da yok hükmünde yani o derece yok. bu yüzden mütevazi bir arayış içine girip 3+1 ev buldum. ne yapacaksam? şöyle bir sorun var ki; kira, depozito, emlakçı vs derken epey masrafım oldu. ya gerçekten yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor hâlâ ahahshddjd
ee haliyle eşya almak için bütçem kısıtlandı. ne kadar kısıtlandı? örneğin 4 haneli değil. neyse ki 2 haneli de değil. henüz. biz de kara kara düşündük ve bir karar aldık. neden, dedik, neden evdeki eşyalarımı oraya götürmeyeyim? tabii bu sırada akrabalar peş peşe arayıp "gelin hanımın teyzesinden bir adet ikinci el fırın!"* moduna girdi. tamam, böyle böyle en azından hayatta kalmam için gerekenler bir araya geldi.
sonra eksik olan her eşyayı başka alternatiflerle çözmeye başladık. örneğin; benim koltuk takımım hatta koltuğum hatta sandalyem yok. ama annem bana şark köşesi yapma vaadinde bulunuyor. nemrut'un kızı eşliğinde çiğ köfte partisi yapmam için çiğ köfte tepsisi bile koydu, şaka gibi.
bu yola çıkarken hiç böyle ummamıştım. her memur gibi 1+1 evimde köşe takımıma oturup kahve bardağı ile story atacağım yaşta hayat beni sıra gecesi düzenlemeye itiyor. "minimalizm bunun neresinde yagami? başlıkta minimalizm geçiyor diye gelmiştik" derseniz zaten bir miktar gergin olduğum için asabileşebilirim. ben ortaya bir tespit koydum. ayrıca ha minimalizm ha şark köşesi! ortada su şişesi.
ilk defa böyle bir başlık açıyorum çok heyecanlıyım.
kıymetli arkadaşlar! yok bu başlangıç olmadı..
ey ahali!
ben x şehrinden y şehrine taşınacağım. taşınmam ve orada yaşamaya başlamam için 4 gün gibi komik bir sürem var ve param yok. zaten iş için taşınıyorum, param olsa niye taşınayım? param olması için bile param olması gerekiyor. neyse benim ailemin de parası yok. yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor farkındayım ama konuyu bağlayacağım ahahsh
kısıtlı bir bütçe ve zaman sebebiyle en mantıklı evi bulmaya çalıştım. havasına, suyuna, taşına, toprağına kurban olduğumun şehrinde eşyalı ev yok. varsa da yok hükmünde yani o derece yok. bu yüzden mütevazi bir arayış içine girip 3+1 ev buldum. ne yapacaksam? şöyle bir sorun var ki; kira, depozito, emlakçı vs derken epey masrafım oldu. ya gerçekten yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor hâlâ ahahshddjd
ee haliyle eşya almak için bütçem kısıtlandı. ne kadar kısıtlandı? örneğin 4 haneli değil. neyse ki 2 haneli de değil. henüz. biz de kara kara düşündük ve bir karar aldık. neden, dedik, neden evdeki eşyalarımı oraya götürmeyeyim? tabii bu sırada akrabalar peş peşe arayıp "gelin hanımın teyzesinden bir adet ikinci el fırın!"* moduna girdi. tamam, böyle böyle en azından hayatta kalmam için gerekenler bir araya geldi.
sonra eksik olan her eşyayı başka alternatiflerle çözmeye başladık. örneğin; benim koltuk takımım hatta koltuğum hatta sandalyem yok. ama annem bana şark köşesi yapma vaadinde bulunuyor. nemrut'un kızı eşliğinde çiğ köfte partisi yapmam için çiğ köfte tepsisi bile koydu, şaka gibi.
bu yola çıkarken hiç böyle ummamıştım. her memur gibi 1+1 evimde köşe takımıma oturup kahve bardağı ile story atacağım yaşta hayat beni sıra gecesi düzenlemeye itiyor. "minimalizm bunun neresinde yagami? başlıkta minimalizm geçiyor diye gelmiştik" derseniz zaten bir miktar gergin olduğum için asabileşebilirim. ben ortaya bir tespit koydum. ayrıca ha minimalizm ha şark köşesi! ortada su şişesi.
devamını gör...
djam
tony gatlif'in yönetmenliğini yaptığı, 2017 yapımı fransız, yunan ve türk ortak yapımıdır.
başroller daphne patakia ve maryne cayon'dur. film, djam adlı genç kızımızın yola çıkmasını gerektirecek bir sebep ile başlar. aslında işin başı da sonu geçim sıkıntısıdır. daha çok yaşam sıkıntısı. djam, üvey babasının talimatları ile istanbul'a gelir ve orada dilediği gibi takılır. djam'ı oynarken görmek, melike şahin'in bu film için yaptığı şarkısını aklıma getirir:
aman arap kızı
aşkımın yıldızı
yanakların pek kırmızı
sensin canımın yıldızı.
içindeki coşkulu hâli bir an bile yiritmez. üzgünken de, sinirliyken de, mutluyken de hep uçlarda yaşar duygularını. onu yolda görseniz elini uzatıp size yardım edeceğine dair bir his dolar içinize. zira öyle de yapar. karşısına yardıma muhtaç kim çıkarsa yanına alır, onu anlamaya çalışır. yoluna çıkan avril ve pano bunun örneklerindendir.
avril, suriyeli mültecilere yardım etmek için gelmiş ancak erkek arkadaşı tarafından dolandırılmış birisidir. djam ile yoka koyulur, başlarına onlarca şey gelir ama djam'ın duygularından hiçbir zaman soyutlanmadığına şahit olur. pano'nun kendisi içim mezar kazmasını izledikten sonra djam'ın elini tutmasından anlarız bunu. elbette daha sonra yolları yine kesişir, ardından herkes kendi çizdiği yoldan ilerler.
djam, avril ile üvey babasının evine döner. her şeyin daha iyi olacağını düşünürler ama evlerine haciz gelir ve buna rağmen üvey babası tüm bunlar karşısında, "sadece izleyeceğiz, boynumuzu eğmeyeceğiz." der. daha sonra gerçekten de kimseye boyun eğmeden gemilerine binerler ve şarkılar eşliğinde yola koyulurlar.
başroller daphne patakia ve maryne cayon'dur. film, djam adlı genç kızımızın yola çıkmasını gerektirecek bir sebep ile başlar. aslında işin başı da sonu geçim sıkıntısıdır. daha çok yaşam sıkıntısı. djam, üvey babasının talimatları ile istanbul'a gelir ve orada dilediği gibi takılır. djam'ı oynarken görmek, melike şahin'in bu film için yaptığı şarkısını aklıma getirir:
aman arap kızı
aşkımın yıldızı
yanakların pek kırmızı
sensin canımın yıldızı.
içindeki coşkulu hâli bir an bile yiritmez. üzgünken de, sinirliyken de, mutluyken de hep uçlarda yaşar duygularını. onu yolda görseniz elini uzatıp size yardım edeceğine dair bir his dolar içinize. zira öyle de yapar. karşısına yardıma muhtaç kim çıkarsa yanına alır, onu anlamaya çalışır. yoluna çıkan avril ve pano bunun örneklerindendir.
avril, suriyeli mültecilere yardım etmek için gelmiş ancak erkek arkadaşı tarafından dolandırılmış birisidir. djam ile yoka koyulur, başlarına onlarca şey gelir ama djam'ın duygularından hiçbir zaman soyutlanmadığına şahit olur. pano'nun kendisi içim mezar kazmasını izledikten sonra djam'ın elini tutmasından anlarız bunu. elbette daha sonra yolları yine kesişir, ardından herkes kendi çizdiği yoldan ilerler.
djam, avril ile üvey babasının evine döner. her şeyin daha iyi olacağını düşünürler ama evlerine haciz gelir ve buna rağmen üvey babası tüm bunlar karşısında, "sadece izleyeceğiz, boynumuzu eğmeyeceğiz." der. daha sonra gerçekten de kimseye boyun eğmeden gemilerine binerler ve şarkılar eşliğinde yola koyulurlar.
devamını gör...
ignorance is bliss
thomas gray tarafından yazılan ve zaman içinde anonimleşen “ cehalet mutluluktur” anlamına gelen sözdür.
bu söz yazar tarafından 18. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen sanki dünya üzerinde geçirilen bütün dönemler için geçerlidir. çünkü gerçekten cehalet insana anlamsız bir mutluluk verir.
evet bilmediğimiz şeylerden korkmak gibi bir alışkanlığımız var genetik kodlarımıza işlenmiş ama zamanla fark ediyoruz ki dünya hakkında ne kadar çok şey bilirsek, dünyayı ne kadar iyi anlarsak o kadar acı çekiyoruz.
öğrendikçe acı çekmek için daha çok neden buluyoruz. halbuki sadece kendimize dönüp hiçbir şeyden haberdar olmadan yaşasak belki de gerçek mutluluğu bulabileceğiz. eğer tercih edeceğimiz şey bu sanal mutluluksa tabii.
milattan önce beşinci yüzyılın sonunda yaşamış büyük tragedya yazarı sophokles thomas gray’den çok önce bu durumu “ to be wise is to suffer” şeklinde ifade etmişti kral oedipus’ta.
bağlamına bakılmaksızın bilmek acı çekmektir, o halde cehalet elbette ki mutluluktur. yine de yüzeysel bir mutluluğu derin bir acıya tercih eden insanlar sayesinde bu dünyanın katlanabilir bir yer haline getirilmesini beklemekten fazlası gelmez elimizden.
siz ne olursa olsun kant’a da kulak verin. sapere aude, bilmeye cüret et.
bu söz yazar tarafından 18. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen sanki dünya üzerinde geçirilen bütün dönemler için geçerlidir. çünkü gerçekten cehalet insana anlamsız bir mutluluk verir.
evet bilmediğimiz şeylerden korkmak gibi bir alışkanlığımız var genetik kodlarımıza işlenmiş ama zamanla fark ediyoruz ki dünya hakkında ne kadar çok şey bilirsek, dünyayı ne kadar iyi anlarsak o kadar acı çekiyoruz.
öğrendikçe acı çekmek için daha çok neden buluyoruz. halbuki sadece kendimize dönüp hiçbir şeyden haberdar olmadan yaşasak belki de gerçek mutluluğu bulabileceğiz. eğer tercih edeceğimiz şey bu sanal mutluluksa tabii.
milattan önce beşinci yüzyılın sonunda yaşamış büyük tragedya yazarı sophokles thomas gray’den çok önce bu durumu “ to be wise is to suffer” şeklinde ifade etmişti kral oedipus’ta.
bağlamına bakılmaksızın bilmek acı çekmektir, o halde cehalet elbette ki mutluluktur. yine de yüzeysel bir mutluluğu derin bir acıya tercih eden insanlar sayesinde bu dünyanın katlanabilir bir yer haline getirilmesini beklemekten fazlası gelmez elimizden.
siz ne olursa olsun kant’a da kulak verin. sapere aude, bilmeye cüret et.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
en güzel sohbetlerim genelde hep tanımadıklarımla gerçekleşti. ancak diyalog kurmak gerçek sohbet değildir. röportaj yapar gibi; ad, yaş, memleket... soruluyorsa o sohbet değildir. bunların hiçbirini bilmeden geceleri gündüz, gündüzleri gece yaptığım birisi olmuştu hayatımda. şimdi yokluğunu hissetmek zor ama bütün acısına rağmen iyi ki bugün gülümseyerek hatırlayabiliyorum. bulsana artık beni ihtiyar.
devamını gör...
palimpsest
üzerine yeniden yazı yazılması amacıyla, üzerinde var olan yazılar silinerek yeniden yazılacak duruma getirilen sayfalar için kullanılan terim.
mr. b başlığında bahsettiğim arşimet'in kitabı, bir palimpsesttir. kitap, manastır rahiplerince, yazıları limon suyuyla silinmek ve bıçakla kazınmak suretiyle yeniden yazılabilir hale getirilmiştir. ardından, alttaki orijinal satırların bıraktığı hafif çukurların, yazı yazarken zorluk çıkarmaması adına sayfalar yan çevrilmiş ve yeni metinler bu şekilde yazılmıştır.

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
mr. b başlığında bahsettiğim arşimet'in kitabı, bir palimpsesttir. kitap, manastır rahiplerince, yazıları limon suyuyla silinmek ve bıçakla kazınmak suretiyle yeniden yazılabilir hale getirilmiştir. ardından, alttaki orijinal satırların bıraktığı hafif çukurların, yazı yazarken zorluk çıkarmaması adına sayfalar yan çevrilmiş ve yeni metinler bu şekilde yazılmıştır.

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...
kilolu kadınların çok itici gelmesi
ayıp eden başlık.
kilolu olupta dili tatlı olmayana denk gelmedim.
en az göbekli, kel erkek kadar sempatiktirler.
herkesin fit olduğu gezegen burası değil.
o gezegeni arayan aramaya devam etsin.
kilolu olupta dili tatlı olmayana denk gelmedim.
en az göbekli, kel erkek kadar sempatiktirler.
herkesin fit olduğu gezegen burası değil.
o gezegeni arayan aramaya devam etsin.
devamını gör...
platonik aşk
şu 91 tanım içerisinde benim tanımım nasıl olmaz, hayret doğrusu.*
neyse.
bende bir acayip seyreden aşk çıkmazdır. yani platoniğimi, platonik olduğu müddetçe seviyorum. gerçi artık platonik milatonik kalmadı realistim ama zamanında, benden hoşlandığını öğrendiğim platoniklerimden anında soğurdum. neden bilmiyorum.
galiba onu özel kılan, imkansız ve ulaşılamaz olması durumuydu. o durum bitince aşk da bitiyor.
insan evreni, ulaşılamaz olana tutulmaya meyilli olmalı ki imkan söz konusu olduğunda da hevesi kaçıyor haliyle.
mesela şöyle *
ya da şöyle * *
neyse.
bende bir acayip seyreden aşk çıkmazdır. yani platoniğimi, platonik olduğu müddetçe seviyorum. gerçi artık platonik milatonik kalmadı realistim ama zamanında, benden hoşlandığını öğrendiğim platoniklerimden anında soğurdum. neden bilmiyorum.
galiba onu özel kılan, imkansız ve ulaşılamaz olması durumuydu. o durum bitince aşk da bitiyor.
insan evreni, ulaşılamaz olana tutulmaya meyilli olmalı ki imkan söz konusu olduğunda da hevesi kaçıyor haliyle.
mesela şöyle *
ya da şöyle * *
devamını gör...
karşılıklı takip etkinliği
(bkz: sen yenisin galiba)*
devamını gör...
herkesin adına 3 ağaç dikilmesi
11 kasım milli ağaçlandırma gününde herkesin adına 3 ağaç dikilmiş. sizin adınıza dikilen ağaçların konumunu e devlet üzerinden görebiliyorsunuz. gerçekten harika.
şu linkten adınıza dikilen ağaçların konumunu görebiliyorsunuz
şu linkten adınıza dikilen ağaçların konumunu görebiliyorsunuz
devamını gör...
şansınız olsa beraber yemek yiyeceğiniz 5 kişi
kimse yazmamış ben yazayim:
- kemal k.
-r.t.e
-devlet b.
-meral a.
-fahrettin altun
ya herro ya merro beyler/hanımlar.
- kemal k.
-r.t.e
-devlet b.
-meral a.
-fahrettin altun
ya herro ya merro beyler/hanımlar.
devamını gör...
yıldız
merkezi bölgesinde bir (bkz: enerji) üretim mekanizması olan ve ürettiği bu enerjiyi yüzeyinden (bkz: uzay)a salan gök cismi.
yıldızlar kütlelerine göre farklı isimler alabilirler. oluşum aşamalarından sonra ne kadar süre boyunca enerji üretecekleri de yine kütleleri ile ilişkilidir.
(bkz: dünya)'ya en yakın yıldız (bkz: güneş)'tir.
yıldızlar kütlelerine göre farklı isimler alabilirler. oluşum aşamalarından sonra ne kadar süre boyunca enerji üretecekleri de yine kütleleri ile ilişkilidir.
(bkz: dünya)'ya en yakın yıldız (bkz: güneş)'tir.
devamını gör...
now you see me
türkçe adı sihirbazlar çetesi olan,2013 yapımı amerikan yapımı gerilim ve sihirli soygun konulu bir filmdir.
senaryosunu ed solomon , boaz yakın ve edward ricourt tarafından yazılmış oyunculuklarını ise jesse eisenberg , mark ruffalo , woody harrelson , isla fisher , dave franco , mélanie laurent , michael caine ve morgan freeman yapıyor.
afişini de paylaşalım;

filmle ilgli bir önemsiz detay verelim:
-film sonunda fransa'da bulunan ve üzerinde binlerce asma kilitli köprü gerçekten vardır. 2015 yılında belediyeye gelen şikayetler üzerine kaldırılmıştır. ya göz değdi yada sihir ne dersiniz?
değerli arkadaşlar; eğer ki yanılsamaları seviyorsanız, intikamdan hoşlanıyorsanız ve en önemlisi ters köşelerden büyük bir haz alıyorsanız bu film tam sizlik.
şimdi spoiler. yaklaşmayın çarpılırsınız.
mahşerin dört atlısı hristiyanlıkta kıyameti getiren alamettir. usta dört sihirbaz, felaketin habercisi olmaları için davet edilirler. egosu ve cüzdanı büyük bir iş adamını arkalarına alarak gösteriler düzenlemeye başlarlar. bu gösterilerde okus pokus denilerek bir dizi soygun gerçekleştirilir. ve alınan para halka dağıtılır.
fbi, interpol bu sihirbazlar tarafından aptal yerine konulur.
bakalım ajanlarımız bu hırsızların sihrini anlayabilecekler mi?
şimdi eleştiriler: her şeyi anladım anladım da bu dört sihirbaz neden bu işe kalkıştı onu anlamadım. o eksik bırakılmış onlara vaad edilen neydi?
umarım ikinci filmde bunu görebiliriz...aksi halde hayal kırıklığına uğrayacağım.
senaryosunu ed solomon , boaz yakın ve edward ricourt tarafından yazılmış oyunculuklarını ise jesse eisenberg , mark ruffalo , woody harrelson , isla fisher , dave franco , mélanie laurent , michael caine ve morgan freeman yapıyor.
afişini de paylaşalım;

filmle ilgli bir önemsiz detay verelim:
-film sonunda fransa'da bulunan ve üzerinde binlerce asma kilitli köprü gerçekten vardır. 2015 yılında belediyeye gelen şikayetler üzerine kaldırılmıştır. ya göz değdi yada sihir ne dersiniz?
değerli arkadaşlar; eğer ki yanılsamaları seviyorsanız, intikamdan hoşlanıyorsanız ve en önemlisi ters köşelerden büyük bir haz alıyorsanız bu film tam sizlik.
şimdi spoiler. yaklaşmayın çarpılırsınız.
mahşerin dört atlısı hristiyanlıkta kıyameti getiren alamettir. usta dört sihirbaz, felaketin habercisi olmaları için davet edilirler. egosu ve cüzdanı büyük bir iş adamını arkalarına alarak gösteriler düzenlemeye başlarlar. bu gösterilerde okus pokus denilerek bir dizi soygun gerçekleştirilir. ve alınan para halka dağıtılır.
fbi, interpol bu sihirbazlar tarafından aptal yerine konulur.
bakalım ajanlarımız bu hırsızların sihrini anlayabilecekler mi?
şimdi eleştiriler: her şeyi anladım anladım da bu dört sihirbaz neden bu işe kalkıştı onu anlamadım. o eksik bırakılmış onlara vaad edilen neydi?
umarım ikinci filmde bunu görebiliriz...aksi halde hayal kırıklığına uğrayacağım.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
türkiye'nin en yetkilisi olup hiçbir olaydan sorumlu olmayan türk siyasi tarihine adını yazdırmış zat.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"bütün yaptıklarımdan ve bütün söylediklerimden
kimse anlamaya çalışmasın kim olduğumu
bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
ve baştan aşağı tutumumu değiştiren
hep bir engel vardı tam konuşacağım sıra
susturuverirdi beni
en göze çarpmamış davranışlarımdan
en kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
yalnız onlardan anlaşılabilirim
ama belki de değmez bunca çabaya
bunca dikkate, gerçekte kim olduğumu bulmak,
daha güzel bir toplumda, ilerde
bir başkası tıpkı bana benzeyen
çıkar kuşkusuz, yaşar özgürce."
konstantinos kavafis, yürek yolcularına ithaf olunur
kimse anlamaya çalışmasın kim olduğumu
bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
ve baştan aşağı tutumumu değiştiren
hep bir engel vardı tam konuşacağım sıra
susturuverirdi beni
en göze çarpmamış davranışlarımdan
en kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
yalnız onlardan anlaşılabilirim
ama belki de değmez bunca çabaya
bunca dikkate, gerçekte kim olduğumu bulmak,
daha güzel bir toplumda, ilerde
bir başkası tıpkı bana benzeyen
çıkar kuşkusuz, yaşar özgürce."
konstantinos kavafis, yürek yolcularına ithaf olunur
devamını gör...
yazarların karantinada kendi için yaptığı en faydalı şey
kendimi tanıdım. hayatımdaki en yabancı kişi benmişim, bunu farkettim. kendim hakkımda bilmem gereken her şeyi öğrendim. hayatın koşturmacasında ister istemez kendimizi ihmal ediyoruz. karantina sayesinde kendime fazlasıyla zaman ayırdım*.
okumayı hedeflediğim ama bir türlü yeterli vakit bulamadığım için ertelediğim kitapların çoğunu okudum. yeni şarkılar, filmler keşfettim. kendime ait bir şarkı zevkim oluştu. bunların hepsi benim için çok özel.
okumayı hedeflediğim ama bir türlü yeterli vakit bulamadığım için ertelediğim kitapların çoğunu okudum. yeni şarkılar, filmler keşfettim. kendime ait bir şarkı zevkim oluştu. bunların hepsi benim için çok özel.
devamını gör...
hicligindansi
tanımlarını okurken çok neşeli biri olduğu izlenimine katıldığım, mahlasını çok beğendiğim güzel yazar.
devamını gör...